İcra İflas Kanununda Değişiklik

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

2004 Sayılı İcra İflas Kanunun bazı maddelerinin değiştirilmesi hakkında kanun teklifim, gerekçeleriyle birlikte ekte sunulmuştur.

Gereğini saygılarımla arz ederim

Rıdvan YALÇIN

Ordu Milletvekili

GENEL GEREKÇE

İcra İflas Kanununun günümüz ihtiyaçlarım karşılamadığı hem uygulayıcılar, hem bilim çevreleri bakımından ifade edilmektedir. Hazırladığım kanun teklifi ise haciz edilmesi mümkün olmayan eşyalar bakımından hem daha çağdaş bir anlayışın ifadesi olup, hem de milyonlarca insanımızın beklentisini karşılama amacındadır.

Ülkemiz, ekonomik yapı, ticari alışkanlıklar, finansal araçları kullanmada tecrübesizlik gibi sebeplerle, icralık ihtilafların yoğun yaşandığı bir durumdadır.

Bütün yıkıcılığı ile yaşadığımız ekonomik kriz icralık ihtilafların sayısında patlama yaşanmasına neden olmuştur. Ne yazık ki genel olarak ekonomimiz, ticari hayat ve istihdam alanlarında yaşanan kayıt dışı durum, bu ihtilafların varlığında ve çoğalmasında Önemli etkenlerden biri olmaktadır. Sonuç itibariyle neredeyse borçsuz vatandaşımız bulunmamakta, vatandaşımızın geneli icra takibi tehdidi altında hayat mücadelesini sürdürmeye çalışmaktadır. Memurumuz, işçimiz, esnafımız, çiftçimiz, emeklilerimiz, işsizimiz ya borçlu ya kefil olarak, evine haciz geleceği gerilimi altında, ruhsal travma yaşamaktadır.

Evine haciz gelip, eşyaları kaldırılan insanlarımız içinde İntihar edenler, cinnet geçirenler, kendisi ya da yakınlarına zarar verenler her geçen gün artmaktadır. Binlerce baba, eş ve çocuklarına karşı borcu sebebiyle evinden eşya kaldırılmasına neden olma mahcubiyeti r yaşamaktadır. Haciz suretiyle evden eşya kaldırılması birçok ailenin parçalanmasına neden ' olmaktadır. Evinden eşya kaldırılan babalar, eşi ve çocukları karşısında saygınlığını kaybettiği gibi toplum karşısında da statü kaybına uğramaktadır. Evinden eşya kaldırmak eş ve çocuklar bu durumu hayatları boyu devam edecek bir aşağılanma olarak görmekte, bulundukları sosyal çevrede zor duruma düşmektedirler. Çoğu zaman ise sorumsuz ya da hesapsız borçlanmalar sebebiyle meydana gelen icra takibinin mağduru, bu duruma neden olan kişi değil, biçare eş ve çocukları olmaktadır.

Bazen de evden eşya kaldırma hususunda alacaklılar tarafından daha uzun prosedür gerektiren diğer yöntemleri kullanmak yerine, evden eşya kaldırmak adeta şantaja dönüşmektedir.

Daha fazla ailenin parçalanmaması, daha fazla üzücü olay yaşanmaması adına, ev eşyalarının haczinin kapsam dışına çıkartılması amaçlanmaktadır.

insanlık tarihinde, insan haklarına saygının en üst seviyeye ulaştığı çağımızda modern dünyanın standartlarının çok altında yaşam mücadelesi veren Türk halkının evinden ev eşyası haczi ve kaldırılması, çağdışı bir uygulama olarak devam etmektedir. Teklifimizle çağdışı bu durum kaldırılmaya çalışılmaktadır.

Önerdiğimiz değişiklik ile ev eşyası haczinin farklı uygulamalara neden olan ve ve tahsili amacından ziyade cezalandırma biçimine dönüşen mevcut hali yerine, para, kıymet evrak, antika, değerli taş ve madeni süs eşyası haricinde ev eşyalarının haczi tümden kaldırılmaktadır. Böylece icra görevlileri bir eve ancak kapsam dışında tutulan eşyanın olup, olmadığım bakmak için girebilecektir.

Teklifimiz alacaklıların, alacağına ulaşmasını önleme amaçlı değildir. Elbette alacaklıların hakkı da kutsal ve savunmaya değerdir. Ancak bundan böyle kimse ev eşyası kaldırarak, alacak tahsili yapamayacağı bilinci ile ticari yaşamım yeniden tanzim etmelidir.

Mevcut uygulamada alacak tahsili bakımından, yukarıdaki mahsurları yanında çok da işe yaramamaktadır. Çoğu zaman kaldırıp götürülen eşyalar, haciz ve satış masraflarım karşılamamakta, depolarda çürümektedir.Ne alacaklının ne de borçlunun işine yaramamakta mahkemelere sayısız iş yükü, taraflara da geri dönüşü zor masraf olarak yansımaktadır.

MADDE GEREKÇELERİ

Madde 1- yapılan düzenleme ile madde daha anlaşılır hale getirilmiş ve özellikle borçluların, kendi ve ailesinin geçimini sağlamak için sürdürdüğü mesleğinin icrası bakımından gerekli olan eşyalar haciz kapsamı dışımda tutulmuştur.

Üçüncü bentte yapılan değişiklik ile de ev eşyalarının, para, kıymetli evrak, antika, değerli taş ve madeni süs eşyası haricinde ev eşyalarının tümüyle haciz kapsamının dışına çıkarılmaktadır. Madde 2 - Yürürlük maddesidir

Madde 3 - Yürütme maddesidir

2004 SAYILI İCRA VE İFLAS KANUNUNUN BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİM

Madde 1 2004 Sayılı İcra ve İflas kanununun 82. maddesinin 2 ve 3. bentleri aşağıdaki

şekilde değiştirilmiştir.

2 - Borçlunun mesleğini sürdürmesi için gerekli olan, eşya, alet ve edevat,

3 - Para, kıymetli evrak, antika, değerli taş ve madeni süs eşyaları hariç olmak üzere, ev eşyaları,

YÜRÜRLÜK:

Madde 2 - Bu Kanun yayımından itibaren yürürlüğe girer.

YÜRÜTME:

Madde 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

ASLİ GİBİDİR

adsız

Dr. İrfan NEZİROĞLU

Technorati Etiketleri: ,,,,

Ayşe Nur BAHÇEKAPILI Sesimiz Olun

Sizden, sessizlerin sesi, kimsesizlerin vekili olmanızı istiyoruz.

Mağrurluk ve mağdurluk arasındaki farkı bilir misiniz?

bu fark, kıldan ince, kılıçtan keskin,

öyle anlar var ki,

ahlaki değerlerle, iş hayatımızı sürdürürken,

birden bire Mağdur duruma düştük.

mağrurduk,

mağdur olduk,

şimdi yasalar önünde mahkumuz,

biz, zindanlardayız, kaçak yaşayanlarız,

biz, mahkum, eşleri ve çocuklarıyız,

biz sessiz, biz kimsesiz,

Biz Çek Mağdurlarıyız,”

“Bugün Mücadelemizin 238. günü”

En kötü kanun, en iyi uygulayıcının elinde en iyi kanun haline gelir. En iyi kanun da, kötü uygulayıcıların elinde en kötü kanun haline gelir”

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI

Ak Parti GRUP BAŞKANVEKİLİ

23. Dönem İSTANBUL Milletvekili

1954'te Trabzon’ da doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Serbest avukat olarak çalıştı. İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreteri olarak görev yaptı. Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyeliği Sosyal Demokrat Hareket Platformu'nda Kadın, Eğitim, Hukuk atölyelerinin İstanbul sorumlusu görevlerinde bulundu..

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu üyesi

Tel: 0312 4206534 – 0312 4206535

Fax: 0312 4206514

ayse.nur.bahcekapili@tbmm.gov.tr

İlgili yazılar: http://www.cekmagdurlari.com/2009/08/cek-magdurlar-avrupa-komisyonu.html

Technorati Etiketleri:

Çek Mağdurları Avrupa Komisyonu Gündeminde…

AB Komisyonu`nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen`in sözcüsü Jean Cristophe Filori dilekçelerimize cevap verdi.

i2

EUROPEAN COMMISSION

Directorate-General Enlargement

B - CROATIA, THE FORMER YUGOSLAV REPUBLIC OF MACEDONIA TURKEY B.3 – TURKEY

Brussels, 24 August 2009

Ref5427

Dear … …….

Thank you for your letter to President Barroso, who asked me to reply to your email of 13 July 2009.

I have taken note of your concerns as regards the provisions in Turkish Law which establish an imprisonment sentence from one to five years for the issuers of unpaid cheques.

On 8 May 2009, the Turkish government tabled a draft Cheque Law to the Turkish Grand National Assembly, which would abolish imprisonment sentences for unpaid cheques. This draft Law was submitted for the review of two parliamentary committees (the Judicial Committee and the EU Harmonisation Committee), before the summer recess of the Turkish Grand National Assembly. The Commission will monitor these discussions in the coming months.

Yours sincerely

im

Commission europeenne, B-1049 Bruxelles / Europese Commissie, B-1049 Brussel - Belgium. Telephone: (32-2) 299 1111. Office: Charlemagne 5/128. Telephone: direct line (32-2) 29+32.2.29.65.660. Fax: (32-2) 29+32.2.29.91.044.

E-mail: jean-christophe.filori@ec.europa.eu

İlgili yazılar: http://www.cekmagdurlari.com/2009/08/aysenur-bahcekapili-anti-demokratik.html


Technorati Etiketleri:

Ayşenur BAHÇEKAPILI “ anti demokratik girişimlere öfkeliyim”

AK Parti İstanbul Milletvekili Ayşenur Bahçekapılı, rahat bir hayatın hayalini kurduğu sırada Türkiye'de yaşanan antidemokratik gelişmelere karşı durmak için siyaseti tercih ettiğini söyledi.

Siyasete girmesinde 27 Nisan bildirisinin önemli neden teşkil ettiğini kaydeden Ayşenur Bahçekapılı, hayatı boyunca hep siyasetin içinde olmasına rağmen rahat bir hayatın hayalini kurduğu sırada Türkiye'de yaşanan gelişmelere kayıtsız kalamayarak bu hayalini ertelediğini söyledi. AK Parti'den gelen milletvekilliği teklifiyle 'Sakin bir hayat mı yoksa Türkiye'de yaşanan antidemokratik gelişmelere karşı durmak mı?' çatışmasını yaşadım" diyen Ayşenur Bahçekapılı, "Türkiye'de yaşanan antidemokratik girişimlere karşı öfkeliydim ve çok canım acıyordu. Ben de sorumluluk bilinciyle tercihimi siyasetten yana kullandım" dedi.

aysenur3

Tartışma kültüründen çatışma ortamına itilen Türkiye'de aynı zamanda bir linç kültürü oluşmaya başladığına dikkat çeken Bahçekapılı, "Hrant Dink, Rahip Santaro, Malatya cinayetleri Türkiye'yi bir kaos ortamına sürükledi. Bu yaşananlardan çok acı duydum. Antidemokratik girişimler karşısında AK Parti'nin tavrı netti. Bütün bu yaşanan süreçte demokratik açılımları AK Parti'de gördüm. Özellikle cumhurbaşkanlığı sürecinde e-muhtıra karşısında AK Parti'nin dik duruşu beni çok etkiledi. Yani AK Parti'de siyaset yapmamın çözücü anahtarı 27 Nisan muhtırası diyebilirim" diye konuştu.

Bahçekapılı neden CHP'de siyaset yapmayacağını şöyle açıklıyor:

"Türkiye'de rahatsızlık duyduğum çatışma kültürünün oluşmasında baş aktör zaten CHP. Çatışma kültürünü geliştiren, statükoyu savunan demokrasiyi içselleştirmeyen bir partinin adının sol olması da o partinin sol olduğunu göstermez".

Türkiye'de en önemli sorunun demokrasi olduğunu söyleyen ve Meclise sivil bir Anayasaya katkıda bulunmak için gittiğini söyleyen Ayşenur Bahçekapılı, "Türkiye'nin demokratikleşmesi ve daha demokratik açılımlara olanak sağlayan yasa içinde yapılandırılması gerektiğine inanıyorum. Türkiye şimdiye kadar darbe anayasalarıyla yönetildi. Daha sivil, özgürlükçü, kısa ve özlü tanımlamalara yer veren sivil bir anayasadan yanayım" dedi.

aysenur4

DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ

Zafer Üskül'ün, 'Atatürk milliyetçiliği' ve 'Atatürk ilke ve inkılapları' gibi kavramların anayasada yer alıp almaması konusundaki açıklamalarının düşünceyi ifade etme özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Bahçekapılı, "Zafer Bey'in düşüncesini anlatma, açıklama hakkı vardır. Daha ne söylemek istediğini anlamadan sadece konuşmasının içindeki bir cümlenin çıkarılarak konunun magazinleştirilmesine, korkular üretilmesine gerek yok. Atatürk ilkelerine bağlı kalmak gerektiğine inanırım bu hassasiyetler hepimizin hassasiyetleridir. Ancak bu hassasiyetleri korkuyla donatıp tartışılmasını önlemek doğru değil. Hele tartışmanın magazinsel boyuta indirgenerek Zafer Üskül gibi bir hocanın yıpratılması hiç hoş değil. Kaldı ki ben de anayasaların ideoloji taşımaması gerektiğine inanırım” diye konuştu.

Kadınların değil milletin vekiliyim

23. dönemde mecliste kadın vekillerin sayılarının artmasının önemli olduğunu belirtirken,"Kadınların değil milletin vekiliyim" diyen Bahçekapılı, "Benim için asıl olan siyasal düşüncedir, bu düşünceyi kimin savunduğu değil. Bu noktada benim için kadın ya da erkek olması fark etmez Düşüncelerini paylaşmadığım birine sadece kadın olduğu için oy vermem. Önemli olan niteliksel duruştur yani dünyayı benim gibi algılayan bir erkek bana daha yakın olabilir" diye konuştu.

ÇEK MAĞDURLARININ “ ANAYASAYA EVRENSAL HUKUK İLKELERİNE AYKIRI BİR YASAYLA ANTİ DEMOKRATİK BİR ŞEKİLDE ÖZGÜRLÜKLERİNDEN ALIKONULMASI BİR ZULÜMDÜR“

Tel: 0312 4206534 – 0312 4206535

Fax: 0312 4206514

ayse.nur.bahcekapili@tbmm.gov.tr

Bağlantılı yazılar: http://www.cekmagdurlari.com/2009/08/ayse-nur-bahcekapl-bir-agac-kadar-tek.html

Technorati Etiketleri:

Ak Parti Grup Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı

Meclis Genel Kurulu'nda başörtüsü ile ilgili görüşmelerde AK Parti' li Bahçekapılı' nın sözlerini Nazım Hikmet'in sözleri ile bitirmesine CHP'li vekillerden tepki geldi.AK Parti İstanbul Milletvekili Ayşenur Bahçekapılı, Anayasada yapılmak istenen değişikliklerde İnkılap Kanunlarına aykırı hiçbir felsefe, düşünce ve amaç bulunmadığını söyledi. TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliği teklifi üzerinde AK Parti grubunun görüşlerini açıklayan Bahçekapılı, Türkiye'nin günlerdir Anayasanın 10. ve 42. maddeleri üzerine yapılmak istenen değişiklikleri tartıştığını, basının konu üzerine yoğunlaştığını söyledi.
Bahçekapılı, ''Bizler de bugün Anayasanın 10. ve 42. maddelerinde yapılacak değişiklikleri burada oylayacağız. Sorumluluğumuz büyük. Bu büyük sorumluluğun gereğini başarıyla yerine getireceğiz. Seçilmiş milletvekilleri olarak Anayasal yetkilerimizi kullanacağız. Ben ve grubum umuyoruz ki bugünün akşamında ve yarınında yaratılan ortamın normalleşmesine katkı sağlayacağız.
Yıkıcı değil, yapıcı bir yaklaşımla hareket edeceğiz'' dedi. Bahçekapılı, üniversitelerin, öğrencilerin belirli algı kalıplarına uyumlu davranışlar sergileyen, tek tip insan yetiştirmediğini, özgürleştirici, bilgi sürecini ve eleştirisel düşünmeyi harekete geçiren yerler olduğunu vurguladı.
Üniversitelerin, evrensel bilgi üretim merkezi oldukları sürece üniversite kimliğini kazanacaklarını anlatan Bahçekapılı, şunları kaydetti: ''Toplumsal gelişmenin doğrudan bağlı olduğu yükseköğrenim hakkı önündeki ihlaller karşısında için biraz düşünmemiz, biraz da empati yapmamız gerekmektedir. Bu değişiklik teklifine karşı duranların kamuoyuna sunduğu bazı resimler var. Elbette ki bu resimleri kabul edebilmemiz mümkün değildir. Ama bazı başka resimleri de bilmek ve görmek gerekiyor.
Örneğin, fakülteyi birincilikle bitiren kızının diploma törenini izlemekten sadece kılık kıyafetinden dolayı mahrum bırakılan bir anneyi, hiçbir sorun yaşamadan üniversite eğitimine devam eden ancak bitirme sınavı gününde giyim tarzına müdahale edilen bir genç kızın yaşadıklarını, sadece giysi tercihinden dolayı aşağılanan, cahil, dışlanmış muamelesi gören genç kızların, kadınların resimlerini de bilmek gerekiyor. Aynı duyarlılığı onlara da göstermek gerekiyor.''
LAİKLİĞİN ÖZÜMSENMESİ ANLAŞILMASINA BAĞLIDIR
Yapılmak istenen değişikliklerin laiklik ilkesi ile çeliştiğinin ''özellikle ve yoğunlukla vurgulandığını'' belirten Bahçekapılı, ''Kalkınma, bilim ve demokrasiyi içselleştirme çabasıdır. Bunlar ise ancak ve ancak, özgür ortamlarda gelişebilir. Bu özgürlüğün temel güvenlerinden birisi de laikliktir. Laikliğin özümsenmesi onun anlaşılmasına bağlıdır'' dedi. Laikliğin, dinsel etkinliklerin, devlet, fikir ve ekonomik yaşamdan ayrı olarak ele alınmasını devletin dinsel esaslara ve güce dayanmamasını, gücünü doğrudan doğruya ulustan almasını öngören bir kavram olduğunu ifade eden Bahçekapılı, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Laiklik, dünya ile ilgili işleri ve otoriteyi dinsel işlerden ve otoriteden ayırmaktır. Laiklik ister doğal, isterse toplumsal olsun, her tür olay ve olgu karşısında nesnel bir tutum takınmak, hiçbir etkiye, ön yargıya kapılmadan, gerçeği olduğu gibi algılayıp tarafsız olarak incelemektir. Bu ise bilimsel anlayıştan başka bir şey değildir. Yapılan değişikliklerde, İnkılap kanunlarımıza aykırı hiçbir felsefe, düşünce, amaç bulunmamaktadır.
Yükseköğrenim hakkı kullanmak isteyecek genç kızlarımızın şekli düzenlemelerle bu haklardan yoksun bırakılması, aksine laiklik ilkesi ile bağdaşmayacak bir tutumdur. Bu tutum aynı zamanda eşitlik ilkesine, hukuk devleti ilkesine, sosyal devlet ilkesine de aykırı bir tutum arz etmektedir. Ben ve grubum demokrasiden ve Cumhuriyetten yana taraftır. Sosyal devlet ilkesinden ve hukuk devleti ilkesinden yana taraftır ve özellikle laiklik ilkesinden yana taraftır. Bu böyle bilinmelidir.''
ATATÜRK'ÜN SÖZLERİ
Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşlarının Cumhuriyeti kurarken korkmadıklarını ve büyük cesaret gösterdiklerini belirten Bahçekapılı, her alanda olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini atarken cesaretle konuştuklarını söyledi. Mustafa Kemal Atatürk'ün ''en karanlık günlerin sonrasında devrimci kimliğine bağlı olarak'' konuştuğunu anlatan Bahçekapılı, ''Erkek ve kız çocuklarımızın, aynı suretle bütün tahsil derecelerindeki talim ve terbiyelerinin ameli olması mühimdir. Memleket evladı her tahsil derecesinde, iktisadi hayatta amil, müessir ve muvaffak olacak surette teçhiz olunmalıdır'' dediğini kaydetti. Bahçekapılı, bu sözlerin, ''Atatürk'ün kadın eğitimi konusunda ne kadar dikkatli ve hassas olduğunun sözlü tanıkları'' olduğunu ifade etti.
Bahçekapılı, ''Bizler de sürekli evrim ve gelişme sürecinde bugünümüzü ve yarınımızı korkular üzerine kurmayalım. Çocuklarımıza ve gençlerimize kırılmayı ve korkmayı değil, umudu, güveni ve cesareti öğretelim. Bu gökyüzü ve bu topraklar, farklılıklarımızı kucaklayarak kardeşçe yaşamamızı sağlayabilecek kadar şefkatlidir. Ben ve grubum, 'bir ağaç kadar tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçe sine yaşayacağımıza yürekten inanıyoruz. Bizim olan bu hasretin bir gün biteceğini biliyorum'' diye konuştu.
Bahçekapılı' nın sözlerini Nazım Hikmet'in dizeleriyle bitirmesine tepki gösteren CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, ''İyi ki Nazım bu günleri görmedi, görseydi kahrından ölürdü'' dedi. Anayasa değişikliği teklifi üzerinde kişisel görüşlerini açıklayan CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü, Anayasanın 10. maddesinin 2004 yılında değiştirildiğini hatırlatarak, ''o zaman bu değişikliği niye getirmediniz? Çünkü, bugünlerde okyanusun öte yakasından gelen ekonomik krize bir şal lazım'' dedi. Mengü, türbanın ''İran'ın devrim ihracının'' bir ürünü olduğunu iddia ederek, ''İran'da bir gazete, 'Türkiye'de anayasa değişikliği gerçekleştiğinde bayram ilan edelim' diyor. Çok mu seviyorlar sizi?'' diye sordu.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI
Ak Parti GRUP BAŞKANVEKİLİ
23. Dönem İSTANBUL Milletvekili
ilgili yazılar: http://www.cekmagdurlari.com/2009/08/sadullah-ergin-yazili-soru-onergesi.html

Sadullah Ergin Yazılı Soru Önergesi

Yakınlarımız, 236 gündür zindanlarda;

236 gündür; Anneler, Babalar, Çocuklar, gözyaşı döküyor,

BUGÜN MÜCADELEMİZİN 236. GÜNÜ

Karşılıksız Çek'in cezasının infazında önemli bir ayrıntı vardır.
Yasa, erteleme ve şartlı salıverilmeyi yasaklamıştır.

Bu hüküm, terör suçlarına yapılan uygulama ile eş değerdir.

Adli Para cezasını ödeyememe suçunu, terör suçuyla eşdeğer tutan adalet nasıl bir adalettir, bu tamamen hukuk dışıdır.

Üstelik; çek yasasındaki yaptırımlarda kara para da teşvik edilmektedir.
Çek yasasında ve hazırlanan yeni çek yasa taslağında, çek alışverişinde ticari borcun doğması hükmü yoktur, , teminat, hatır, tefeci faizi uygulaması gibi çek alışverişinde haksız zenginleşme ve kara para teşvik edilmektedir.

Hazırlanan bu yeni çek yasa tasladığında bu hüküm var mıdır?

Kara para ile mücadele için cezaları ağırlaştırılmasını söyleyen yasa koyucu, ticari bir alış veriş hükmünü şart koşan maddeleri neden yasaya ekleyememektedir?

ÇEK MAĞDURLARI

“Borçlu darda ise eli genişleyinceye kadar ona mühlet verin. Bilmiş olsanız borcu bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır(el-Bakara, 2/280)”

sadullahergin

Sadullah ERGİN

Adalet Bakanı

Email : sadullahergin@akparti.org

sadullahergin@hotmail.com

sadullahergin@adalet.gov.tr

Danışmanı: 0312 4194669

0312 4194670

Benzer konular: http://www.cekmagdurlari.com/2009/08/sadullah-ergin-soru-onergesi-2.html

Technorati Etiketleri:

Sadullah Ergin Soru Önergesi 2

Sadullah Ergin’in Karşılıksız çeklerle ilgili;

Prof. Dr. Alim IŞIK’ın yazılı soru önergesine cevabı –2-

Çek Mağdurları;

Yakınlarımız,
234 gündür;
zindanlarda.
234 gündür;
Anneler, Babalar, Çocuklar,
gözyaşı döküyor,

BUGÜN MÜCADELEMİZİN 234. GÜNÜ

T.C.

ADALET BAKANLIĞI

Kanunlar Genel Müdürlüğü

Sayın Dr. Alim IŞIK

Kütahya Milletvekili

T.B..M.M.

-2-

B) 316 sayılı Kanun, çeki güvenilir bir Ödeme aracı hâline getirmeyi amaçlamıştır. Ancak, umut edilenin aksine, karşılıksız çek suçunun özel olarak düzenlenip suçun oldukça uzun bir hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılması caydırıcı olmamış, aksine piyasada karşılıksız çek miktarı artmış ve ceza davaları önemli rakamlara ulaşmıştır. Kanundaki, bildirme, duyuru ve ihtarlarla ilgili maddeler işlem sayısını artırmış, hükümler tam işleyememiş. bunlar ceza hükümlerinin gereği gibi uygulanmasını çoğu kez engellemiştir. 3167 sayılı Kanunun, karşılıksız çekin cezalandırılmasına ilişkin 16. maddesinin, yirmi yıl içinde üç defa değiştirilmesi ve üç kez de Anayasa Mahkemesi’nin incelemesine konu olması, sisteme yönelik eleştirileri artırmış, şüpheleri güçlendirmiştir. 4814 sayılı Kanunla yapılan köklü değişikliklere rağmen ilgili kurumlardan, Cumhuriyet savcılarından, mahkemelerden ve Yargıtay'dan gelen şikâyetler yeni kanun hazırlanması düşüncesinin ağırlık kazanmasına sebep olmuştur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlüğe girmesi de dikkate alınarak, yürürlüğe giren temel kanunlar ve ceza mevzuatına uyumun sağlanması amacıyla, Bakanlığımızca 16/12'2005 tarihli "Olurla. üniversite öğretim üyeleri, Yargıtay üyeleri. Maliye Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Türkiye Bankalar Birliği temsilcileri ve Bakanlığımız görevlilerinden oluşan Çalışma Grubu oluşturulmuştur. Çalışma Grubunun yaptığı toplantılar sonunda hazırlanan yeni "Çek Kanunu Tasarısı" taslağı Bakanlığımızca 15/09/2006 tarihinde 59 ayrı yere görüş için gönderilmiş, ayrıca Bakanlığımız internet sitesinde de yayımlanarak kamuoyunun bilgisine sunulmuştur.

Bakanlığımızca oluşturulan Çalışma Grubu, 3167 saydı Kanundan farklı bir Felsefeyi temel almış, değişik düşünceler ve yaklaşımların ürünü olan ve sadece çek hamillerini değil, genel olarak piyasayı, ticaret dünyasını ve kamuyu korumayı amaçlayan bir Tasarı hazırlamayı hedeflemiştir.

Tasarı, çek hamilini, sadece karşı haksızlığa ve hesabın sahteliğine karşı korumakla yetinmemiş; kasidecinin hukuka aykırılıkları, perdelemeleri, başkasının arkasına gizlenmeleri, kısaca hileleri karşısında da hamilleri ve piyasayı gözeten bükümlere yer vermiştir.

Tüzel kişilere, özellikle ticaret şirketlerine ilişkin ödeme ve tahsil işlemlerinin, şirketle ilgili olan veya olmayan gerçek kişilerin hesaplan üzerinden yürütülmesi, çek hesabının tüzel kişiye ait olması hâlinde, bu tüzel kişi adına çek karşılığını süresi içinde bankada hazır tutmakla yükümlü kipinin belirli olması, şirketten ayrılan kişinin bu hususta sorumlu tutulmaması, nihayet çeki tüzel kişi adına düzenleyen kişinin adı ve soyadının çekten anlaşılması da Tasarının amaçlan arasındadır.

Bunların yanında, hamiline çeklerin kayıt dışı ekonominin etkin araçlarından biri olmasının önlenmesi ve çekin, kara paranın aklanmasında ve terörün finansmanında kullanılmaması da

Tasarının dikkate aldığı ve çözmeye çalıştığı sorunlardandır.

Bu çerçevede Tasarıyla; çekin güvenli bir ödeme aracı olarak itibar kazanmasının sağlanması ve bir ödeme aracı olduğunu belirleyici hükümlere yer verilmesi; bankaların çek hesabının açılması sırasında yaptıkları araştırmaların derinleştirilmesi, kimlik ve vergi numarası dışında, kişinin tacir olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, hesap açtırmak isteyen kişiden yazılı bir beyan alınması, bu beyanda kişinin, sicil numarasını, engel hâli bulunup bulunmadığım. tüzel kişilerde çekin bedelini tahsile amade tutacak kişinin kimler olduğunu ve benzeri hususları belirtmesinin sağlanması; Türk piyasasında ödemelerin yoğunlukla nakit olarak yapılması ve dolayısıyla genel ekonominin bundan zarar görmesi nedeniyle sağlıklı çek kullanımına yönelik önlemlerin alınması; hamiline çekin, kayıt dışı ekonominin bir aracı olmaktan çıkarılması; tüzel kişinin işlemlerinin bir gerçek kişinin çek hesabı üzerinden yürütülmesinin engellenmesi: kara paranın aklanması ile terörün finansmanında, çekin rol oynamasına engel olunması için çek hesabının açılmasında ve hamiline çekte yeni yaklaşımların benimsenmesi: çekle ilgili düzenlemelerin Türk Ceza Kanunu ile uyumlu hâle getirilmesi; ceza hükümlerinin yoruma açık bırakılmamasının sağlanması; karşılıksız çekle mücadelenin ağır hapis cezalan İle önlenemediğinin anlatılması nedeniyle, suçu önleyici diğer önlemlerin getirilmesi; düzenleme hakkının Türk Ceza Kanununa uygun olarak etkin pişmanlık seklinde yeniden düzenlenmesi; çek defterlerinin ve yapraklanma geri verilmesinin yeniden düzenlenmesi; kullanılmış hâlen dolabımda olan çeklerin kimlere verildiğinin ve keşide tarihlerinin belirtilmesi amaçlanmıştır.

Tasarıda, tacir olan kişi ile tacir olmayan kişinin düzenleyeceği çeklerin, birbirinden ayrı olacak ve açıkça ayırt edilebilecek biçimde bastırılacağı da öngörülmüştür. Bu düzenlemeyle, çeke olan güvenin artırılması; kayıt dışı ekonominin kayıt ve denetim altına alınmasına destek olunması; şirket temsilcilerinin kendi ihtiyaçlarını gidermek amacıyla şirket çeki düzenlemesinin önlenmesi: şirket işlemleri için gerçek kimiler in hesaplarından çek keşide edilmesinin önlenmesi ve şirketlerin kendi iştigal alanları çerçevesinde çek keşide etmesinin sağlanması istenmiştir. Bu düzenlemenin bir sonucu olarak, tacir sıfatına haiz tüzel kişiler. Örneğin bir anonim şirket veya bir limitet şirket adına düzenlenecek olan bütün çekler ancak tacir çeki olabilecektir.

>>Devam Edecek>>

Sadullah ERGİN
Adalet Bakanı
Ak Parti Hatay Milletvekili

sadullahergin

SİYASETLE UĞRAŞMANIN BEDELİ ÇOK AĞIR

Adalet Bakanı Hatay Milletvekili Sadullah Ergin, siyasetin mutlaka ehil ellerde olması gerektiğini söyledi. Siyasetle uğraşmanın bedelinin çok ağır olduğuna dikkat çeken Sadullah Ergin Türkiye’de siyasetin mutlaka yeniden yapılandırılması şart, aksi halde bu değirmen her seçim döneminde yeni kurbanlar isteyecek ve bu kurbanları vereceksiniz, ama yeni gelenlerde kısa dönemde aynı aşınmaya uğrayacaklar.

Ailenizle, dostlarınızla ve çevrenizle bazı sorunlar yaşıyorsunuz. Bir takım taleplere hayır deyince çevrenizde kötü olmaya başlıyorsunuz. Dolayısıyla siyasetin yüklediği bir yük ve bedel var. Bu bedeli ödemek çok kolay değil, ama iki kapılı bir iştir diye duymuştum. Bir kapısından girince diğer kapısı kabre açılırmış. Türkiye’deki siyasetin işleyişi maalesef değirmen gibi, her zaman yeni kurbanlar arıyor. Kurbanlarını alıp öğütüyor. Sonra daha fazla kurbanlar istiyor. Seçimlerde 550 milletvekili seçiliyor, aradan 6 ay ya da 1 sene geçince bu 550 milletvekilinin yarısı kendi iline gidemez duruma geliyor. Bu insanlar kötü insanlar değil. Bunlar bölgesinde öne çıkmış ve seçmenin takdirini kazanmış, onların oyları ile gelmiş insanlar. Sistem öyle işliyor ki, adeta bir değirmen! Çünkü bize atfedilen önem ile bizden beklenen icraatlar ve yapabileceklerimiz arasında uçurumlar var. Bizim yapabileceklerimiz sınırlı, ama bizden beklenenler çok daha fazla. Dolayısıyla bu yapabileceklerimizle, beklenenler arasındaki fark her geçen gün seçmenimizle, halkımızla aramızda sorun oluşturuyor.

Sadullah ERGİN
Adalet Bakanı

Email :

sadullahergin@akparti.org

sadullahergin@hotmail.com

sadullahergin@adalet.gov.tr

Danışmanı: 0312 4194669


0312 4194670

Benzer konular: http://www.cekmagdurlari.com/2009/08/sadullah-ergin-adalet-bakan.html

Technorati Etiketleri:

Benzer Yazılar: Sadullah Ergin Yazılı Soru Önergesi

Sadullah Ergin Adalet Bakanı

Çek Mağdurları

Yakınlarımız,

232 gündür;

zindanlarda.

232 gündür;

Anneler, Babalar, Çocuklar,

gözyaşı döküyor,

BUGÜN MÜCADELEMİZİN 232. GÜNÜ

SADULLAH ERGİN

(ADALET BAKANI)

Adalet ve Kalkınma Partisi

HATAY MİLLETVEKİLİ

cek mağdurlari 1

1964 yılında Antakya’da doğdu. 1983 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. 1987 de mezun oldu. Hatay Vakıflar Bölge Müdürlüğünde 5 yıl süreyle kurum avukatı olarak çalıştı. 1995 te istifa ederek serbest avukatlığa başladı. 1999 yılındaki seçimlerde Hatay Merkez Belediye başkan adayı oldu. Adalet ve Kalkınma Partisi’ninkurulmasıyla beraber Hatay Kurucu İl başkanı oldu.3 Kasım 2002 tarihinde yapılan Milletvekili genel seçimlerinde Hatay milletvekili olarak parlemento’ya girdi. 20 Mayıs 2003 - 08-10-2004 Tarihin de TBMM bünyesinde yapılan seçimlerde iki kez AK Parti Grup Başkan vekili seçildi

1. Mayıs. 2009Yılında Adalet Bakanlığı görevine getirilen Sadullah Ergin, Hatay'ın 13 yıl aradan sonra çıkardığı ilk bakan oldu.

Çek mağdurları’ nın 11 Ağustos TBMM ziyaretinde ilk defa bakanlık düzeyinde bir görüşme sağlanmıştır..

Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e dertler anlatılmıştır.

SADULLAH ERGIN

Sadullah Ergin

Adalet Bakanı

Email :

sadullahergin@akparti.org

sadullahergin@hotmail.com

sadullahergin@adalet.gov.tr

Danışmanı:

0312 4194669 - 0312 4194670

Technorati Etiketleri:

Avukatlık Ücret Tarifesi

AVUKATLIK ÜCRET TARİFESİ

BİRİNCİ KISIM
BİRİNCİ BÖLÜM

Dava ve Takiplerin Dışındaki Hukuki Yardımlarda Ödenecek Ücret
1. Büroda sözlü danışma (ilk bir saate kadar) 125,00 YTL
takip eden her saat için 60,00 YTL
2. Çağrı üzerine gidilen yerde sözlü danışma (ilk bir saate kadar) 250,00 YTL
takip eden her saat için 125,00 YTL
3. Yazılı danışma için 250,00 YTL
4. Her türlü dilekçe yazılması, ihbarname, ihtarname, protesto
düzenlenmesinde 150,00 YTL
5. Sözleşmeler ve benzeri belgelerin hazırlanması
a) Kira sözleşmesi ve benzeri 250,00 YTL
b) Tüzük, yönetmelik, miras sözleşmesi, vasiyetname, vakıf senedi
ve benzeri belgelerin hazırlanması 750,00 YTL
c) Şirket ana sözleşmesi, şirketlerin devir ve birleşmesi vb. ticari
işlerle ilgili sözleşmeler 750,00 YTL

İKİNCİ BÖLÜM


İş Takibi Konusundaki Hukuki Yardımlarda Ödenecek Ücret
1. Bir durumun belgelendirilmesi, ödeme aşamasındaki paranın
tahsili veya bir belgenin örneğinin çıkarılması gibi işlerin takibi
için 180,00 YTL
2. Bir hakkın doğumu, tespiti, tescili, nakli, değiştirilmesi, sona
erdirilmesi veya korunması gibi amaçlarla yapılan işler için 300,00 YTL
3. Tüzel kişi tacirlerin ana sözleşmelerinin onanması, bu tacirlerin
çalışma konuları ile ilgili ruhsat ve imtiyazların alınması, devri ve
Türk vatandaşlığına kabul edilme gibi işlerin takibi için 1.250,00 YTL
4. Vergi uzlaşma komisyonlarında takip edilen işler için 575,00 YTL
5. Uluslararası yargı yerlerinde takip edilen işlerde
a) Duruşmasız ise 2.500,00 YTL
b) Duruşmalı ise 4.350,00 YTL
c) Konusu para olan işlerde ise ücret Tarifenin üçüncü kısmına göre
belirlenir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Avukatlık Kanununun 35 inci Maddesi Gereğince Bulundurulması Zorunlu Sözleşmeli Avukatlara Aylık Ödenecek Ücret
1. Yapı kooperatiflerinde 460,00 TL
2. Anonim şirketlerde 775,00 TL
Takip edilen dava, takip ve işlerde tarifeye göre hesaplanacak vekalet ücreti yıllık avukatlık ücretinin üzerinde olduğu takdirde aradaki eksik miktar avukata ayrıca ödenir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

1. Kamu Kurum ve Kuruluşlarıyla Özel Kişi ve Tüzel Kişilerin Sözleşmeli Avukatlarına Ödeyecekleri Aylık Avukatlık Ücreti 775,00 TL
Takip edilen dava, takip ve işlerde tarifeye göre hesaplanacak vekalet ücreti yıllık avukatlık ücretinin üzerinde olduğu takdirde aradaki eksik miktar avukata ayrıca ödenir.

İKİNCİ KISIM

BİRİNCİ BÖLÜM

Yargı Yerlerinde, İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olsa veya Para ile Değerlendirilebilse Bile Maktu Ücrete Bağlı Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret
1. Görülmekte olan bir dava içinde olmamak koşulu ile ihtiyati haciz,
ihtiyati tedbir, delillerin tespiti, icranın geri bırakılması, ödeme ve
tevdi yeri belirlenmesi işleri için:
a) Duruşmasız ise 160,00 TL
b) Duruşmalı ise 220,00 TL
2. Ortaklığın giderilmesi için satış memurluğunda yapılacak işlerin
takibi için 285,00 TL
3. Ortaklığın giderilmesi ve taksim davaları için 500,00 TL

İKİNCİ BÖLÜM

Yargı Yerleri ile İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olmayan veya Para ile Değerlendirilemeyen Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret
1. İcra dairelerinde yapılan takipler için 160,00 TL
2. İcra Mahkemelerinde takip edilen işler için 160,00 TL
3. İcra Mahkemelerinde takip edilen dava ve duruşmalı işler için 285,00 TL
4. İcra mahkemelerinde takip edilen ceza işleri için 160,00 TL
5. Ceza soruşturma evresinde takip edilen işler için 250,00 TL
6. Sulh mahkemelerinde takip edilen davalar için 310,00 TL
7. Asliye mahkemelerinde takip edilen davalar için 575,00 TL
8. Tüketici mahkemelerinde takip edilen davalar için 250,00 TL
9. Fikri ve sınai haklar mahkemelerinde takip edilen davalar için 1.350,00 TL
10. Ağır Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalar için 1.250,00 TL
11. Çocuk Mahkemelerinde takip edilen davalar için 575,00 TL
12. Çocuk Ağır Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalar için 1.250,00 TL
13. Askeri mahkemelerde takip edilen davalar için 625,00 TL
14. İdare ve vergi mahkemelerinde takip edilen davalar için
a) Duruşmasız ise 400,00 TL
b) Duruşmalı ise 500,00 TL
15. Yargıtay’da ilk derecede görülen davalar için 1.250,00 TL
16. Danıştay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde ilk derecede
görülen davalar için
a) Duruşmasız ise 575,00 TL
b) Duruşmalı ise 1.250,00 TL
17. Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay ve Sayıştay’da temyiz yolu
ile görülen işlerin duruşması için 625,00 TL
18. Uyuşmazlık Mahkemesindeki davalar için 625,00 TL
19. Anayasa Mahkemesinde görülen dava ve işler için
a) Yüce Divan sıfatı ile bakılan davalar 1.850,00 TL
b) Diğer dava ve işler 1.000,00 TL

ÜÇÜNCÜ KISIM

Yargı Yerleri ile İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olan veya Para ile Değerlendirilebilen Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret
1. İlk 20.000,00 YTL için %12
2. Sonra gelen 30.000,00 TL için %10
3. Sonra gelen 50.000,00 TL için %8
4. Sonra gelen 150.000,00 TL için % 6
5. Sonra gelen 400.000,00 TL için % 4
6. Sonra gelen 600.000,00 TL için % 2
7. Sonra gelen 1.000.000,00 TL için %1
8. 2.250.000,00 TL'den yukarısı için %0,1

ilgili konular: http://www.cekmagdurlari.com/2009/08/cek-magdurlari-dikkat.html

Technorati Etiketleri: ,,,,

Çek Mağdurları,na terörist incelemesi başlıyor

PKK ile barış çalışmaları yapan devlet, çek mağdurlarını terörist ilan etme hazırlığında.

Devlet karşılıksız çeklere terör incelemesi başlatıyor.

cek magdurlari

Çeklerin, terörün finansmanında kullanıldığı belirlendi. Bunun üzerine Adalet Bakanlığı, yeni düzenleme yapıyor. Adalet Bakanı Bakan Sadullah Ergin, "Yasal düzenlemeyle çekin kara paranın ve terörün finansmanında kullanılmasının önüne geçilecek" dedi.
Hürriyet'ten Saygı Öztürk'ün haberine göre terörün finansmanında kullanıldığının istihbarat birimlerince belirlenmesi üzerine Adalet Bakanlığı, köklü yasal değişiklik yapılmasını kararlaştırdı. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, "Yeni düzenlemeyle çekin kara paranın arası ve terörün finansmanında kullanılmasının önüne geçileceğini" belirtti.
Karşılıksız çek nedeniyle 2009 yılının ilk 7 ayında açılan dava sayısının 159 bini aştığını belirten Bakan Ergin, MHP Milletvekili Alim Işık'ın soru önergesine verdiği yanıtta, çeke olan güvenin zaafa uğramaması, sahtecilik ve dolandırıcılık suçları nedeniyle hapis cezası verilmesinin hükme bağlandığını kaydetti. Ergin, "Ancak hapis cezasına rağmen piyasada karşılıksız çek miktarı artmış, ceza davaları önemli rakamlara ulaşmıştır. Son 20 yıl içinde kanunun üç defa değiştirilmesi üç kez Anayasa Mahkemesi'nin incelemesine konu olması nedeniyle yeniden yasanın düzenlenmesi gündeme gelmiştir" dedi.

Hamiline çeklere "kara para ve terör" ayarı
Yeni hazırlanan tasarıyla çek hamilini, sadece karşılıksız lığa ve hesabın sahteliğine karşı korumakla yetinilmediğini ifade eden Ergin, keşidecinin hukuka aykırılıkları, perdelemeleri, başkasının arkasına gizlenmeleri, kısaca hileleri karşısında da hamilleri ve piyasayı gözeten hükümlere yer verildiğini açıkladı. Ergin, tasarıyla kara paranın aklanması ve terörün finansmanı konusunda da düzenlemeye gidildiğine dikkat çekti. Bakan, şunları söyledi:
"Tüzel kişilere özellikle ticaret şirketlerine ilişkin ödeme ve tahsil işlemlerinin, şirketle ilgili olan veya olmayan gerçek kişilerin hesapları üzerinden yürütülmesi, çek hesabının tüzel kişiye ait olması halinde, bu tüzel kişi adına çek karşılığını süresi içinde bankada hazır tutmakla yükümlü kişi belirli olacak. Şirketten ayrılan kişi bu hususta sorumlu tutulamayacak. Nihayet çeki tüzel kişi adına düzenleyen kişinin adı ve soyadı çekten anlaşılacak. Hamiline çeklerin kayıt dışı ekonominin etkin araçlarından biri olmasının önlenmesi ve çekin, kara paranın aklanmasında, terörün finansmanında kullanılmamasının engellenmesi de amaçlanıyor. Bankaların çek hesabı açarken yaptıkları araştırmaların derinleştirilmesi, kimlik ve vergi numarası dışında kişinin tacir olup olmadığının açıklığa kavuşması sağlanacak. Hesap açtırmak isteyen kişiden yazılı beyan alınacak. Beyanda bulunan kişi sicil numarasını, tüzel kişilerde çekin bedelini tahsile amade kişinin kimler olduğunu belirtecek. Tüzel kişinin işlemlerini gerçek kişi üzerinden çek hesabı olarak yürütmesi engellenecek"
Etkin pişmanlık işleyecek..
Ergin, çekle ilgili düzenlemenin Ceza Kanunu ile uyumlu hale getirilmesi amacıyla, yeni düzenlemeyle birlikte etkin pişmanlığın işleyeceğini söyledi. Ergin, yeni düzenlemeyle çek defterlerinin ve yapraklarının geri verilmesinin yeniden düzenlenmesi, kullanılmış, dolaşımda olan çeklerin kimlere verildiğinin keşide tarihlerinin belirtileceğini kaydetti, "Yeni tasarıda çek hesabı sahibinin gerçek kişi olması halinde kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasına temsilci olarak tayin edemeyecek. Yine tüzel kişi adına çek düzenleyen gerçek kişinin ad ve soyadı çek üzerinde açıkça yazılacak" dedi.

ilgili yazılar: http://www.cekmagdurlari.com/2009/08/cek-magdurlar-ve-230-gun.html

Technorati Etiketleri:

Çek Magdurları ve 230. Gün










Yakınlarımız,
230 gündür;
zindanlarda.

Yakınlarımız,
230 gündür;
yakalanma korkusunda,

Çek Mağdurları;
31/12/2008 tarihinden itibaren geçerliliğini yitirmiş bir yasayla,
230 gündür zindanlarda tutsaktırlar.
Çek Mağdurları;
Yürürlükte olmayan bir kanunla,
230 gündür kaçak yaşamak zorunda bırakıldılar..

230 gündür;
Anneler, Babalar, Çocuklar,
gözyaşı döküyor..

ilgili konu: http://www.cekmagdurlari.com/2009/08/cek-magdurlari-229-gun.html

Çek Magdurları ve 229. Gün



Yakınlarımız,
229 gündür;
zindanlardadır.

Arkadaşlarımız,
229 gündür;
yakalanma tedirginliğiyle yaşamaktadır.

Çek Mağdurları;
31/12/2008 tarihinden itibaren geçerliliğini yitirmiş bir yasayla,
229 gündür zindanlarda tutulmaktadır.
Çek Mağdurları;
Yürürlükte olmayan bir kanunla,
229 gündür kaçak yaşamak zorunda bırakıldılar..

229 gündür;
Annelerimiz, çocuklarımız göz yaşı dökmektedirler.
229 gündür Mahkeme köşelerinde, davalarla, icralarla, hacizlerle boğuşmaktadırlar.

229 gündür;
Çek Mağdurları geçim savaşı vermektedirler
Arkadaşlar;
Bu günden itibaren kanunsuzca yargılandığımız her güne;
bir siyasinin, politikacının ismini verelim..
Ve o gün o kişiye yoğunlaşalım.
Bu Ali Babacan olur, Sadullah Ergin olur, herhangi bir siyasi...
Bugün 17 Ağustos...
229. gün Çek Mağdurlarının günüdür..
Bundan sonraki her geçen gün bir politakacının günüdür..
TBMM Açılana kadar bu mücadelemizi sürdürelim..
İsimleri siz seçin....

ilgili yazılar:
Cek Magdurlari Serbest Kursu

Cek Magdurlari Serbest Kursu


Arkadaşlar
Çakıl taşları toz toprak derken köy yolları bitti,
Artık asfalttayız.
Kendi yol haritamızı belirlemenin zamanı geldi.
Artık stratejik davranmayı kimlere nasıl ulaşabileceğimizi,
sesimizi duyurma yollarını biliyoruz,
Siyasiler ve bürokratlar tatildeyken,
biz işbaşı yapmalıyız.
Yeni fikir üreterek sıfırdan buralara kadar getirdiğimiz mücadele gücümüzü ve azmimizi geliştirmeliyiz.
Bunun için; Hatalarımızı, noksanlıklarımızı iyi bilmemiz gerekiyor.
Şimdi özeleştiri ve sonrasında yol haritası çizme zamanı,
Herkez yorumunu bırakabilir...

ilgili yazılar:
Çek Mağduru Arkadaşlarımız (Murat Yalçın)

Çek Mağduru Arkadaşlarımız (Murat Yalçın)


Kıymetli Çek Mağduru Arkadaşlarımız..

Kardeşlerimiz..
İstirham ediyorum..Söyleyeceğimiz güzel bir sözü; BİR FAZLA söyleyelim.. Lakin söz güzel değilse, hoş değilse; değil bir eksik, HİÇ SÖYLEMEYELİM..
Zaten hepimiz incitici, tahrip edici bir zulme maruz durumdayız.. Bu halde iken değil birbirimize düşmek, aksine üzüntülerimiz, sıkıntılarımız bizi, bize yaklaştırmalı..
Öyle ki bir haksızlığa maruz kalmak ve böyle bir hüznü yaşamak, aynı zamanda insani bir tekamül sağlamalı bizlere..
Bu ortak platformda inanç ve düşüncelerimizi bile açıklarken tedbirli, ölçülü ve hakkaniyet sahibi olmaya çalışmalıyız..
Bizlere lazım olan yegâne şey TESANÜD; (grup dayanışması) Bizler için felaket olan şeyler ise; HASED, FİTNE, AYRILIK VE AYKIRILIK, FESAT ve DAĞINIKLIKTIR..
Tesanüd içinde olmamız için sadece aklı-ı selim ve nazik olmamız yeterli.. Bu bize, haksızlığa dayanma ve direnme gücü; adalete, zafere ulaşmada, mücadele azmi ve sonunda bu birlik ve beraberlik ruhu, mutlaka adaleti ve zaferi getirecektir..
Aksi hal; yani KABALIK, SAYGISIZLIK VE HOYRATLIK bizi felaketlere sürükleyecek şeytani bir aldatmaca, nefsi bir körlük olacak ve sonucunda varacağımız yer felaket olacaktır..

İzninizle yazımda inanç ve kanaatlerimi de ifade ederek devam etmek istiyorum..

Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuşlardır: “Birbirinize hased (çekememezlik) etmeyiniz. Birbirinize buğz (düşmanlık) etmeyiniz.
Birbirinizle iyi ilişkileri kesmeyiniz.
Birbirinizden yüz çevirip küsüşmeyiniz ve ey Allah\'ın kulları, kardeşler olunuz..” \"Bir haksızlık, zulüm görürseniz, gücünüz yetiyorsa elinizle, ona gücünüz yetmiyorsa dilinizle, ona da gücünüz yetmiyorsa kalbinizle karşı çıkın. Ki, sonuncusu inancınızın en zayıf noktasıdır.\"
Yüce Allah ise Kuranı Kerim’de mü’minlere;

\"Çekişip birbirlerine düşmemelerini..\" (Enfal Suresi, 46)

\"Allah\'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın...\" (Al-i İmran Suresi, 103)

\"Birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak..\" (Saff Suresi, 4)

\"Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.\" (İsra Suresi, 53)

\"İnkar edenler birbirlerinin velileridir(dostları). Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur.\" (Enfal Suresi, 73)

Buyurmakta ve doğru olana varmak, zafere ulaşmak için inananların dostluk ve kardeşlik içinde olmalarının gereğini, dostluk ve kardeşlik duygularından uzaklaşıp birbirlerini dost edinmemelerinin ise, aralarında ve yeryüzünde karmaşaya ve kötülüğe sebep olacağını bildirmektedir..
Hiçbir inananın bu sorumluluğun vebalini üstlenmek istemeyeceği açıktır.
Hiçbirimiz bu gün; iğrenç bir çek hapsi zulmü ile karşı karşıya iken verilen mücadelede bizleri zayıf düşürecek, bizleri kaos ve karışıklık içinde treni kaçırtacak bir vebal üstlenmek istemeyecektir.. Arkadaşlarım, kardeşlerim.. Maçın başındayız ve inanın kazanmaya yakınız.. Çünkü maça yenik başlamış, orta yerde ne oyuncu ne takım ne taraftar (seyirci değil) yoktu.. Oyun kuralları aleyhimize ve tartışılmaz idi.. Hakemler, yan hakemler aleyhimizde ittifak içindeydiler.. Ya bugün kazanımlarımızı bir düşünelim.. Allah’a şükürler olsun.. Hep beraber haklı olmanın, inançlı olmanın gücünü hissedelim lütfen..

Evet zafere bir adım kaldı..
O adım hepimizin ortak inancıyla atılacak ve mutlaka ADALET YERİNİ BULACAKTIR.. Ve bunun ilk şartı HAKLI olmak.. İkinci ve son şartı HAKLI OLMANIN HAKKINI VERMEKTİR.. Fakat tekrar istirham ediyorum.. Bu mücadele mutlaka İNCE, NAZİK VE ZARİF olalım.. Hem haklı ve inançlı olana yaraşan da budur..Tıpkı sevgi ve muhabbet gibi, SAYGI da paylaşıldıkça çoğalan bir kaynaktır. Kimse birine saygı gösterdiği için zararda da olmaz, rahatsız da olmaz. Aksine hem mutlu ve hem de kazançlı olur.. Muhakkak hepimizin bu mücadele de emeği var ve olacak..
Tabiatıyla BİLGİ, EHLİYET VE TECRÜBE sahibi arkadaşlarımızın katkıları ise çok daha fazla olacak.. Biz onları, kıskanma ne demek, başımızın tacı olarak değerlendireceğiz.. Bu itibarla; Baştan beri hem kendi ve hem de hepimizin derdi için; sesli sedalı katkı veren fedakar arkadaşlarımıza şükran borçluyuz.. Kendi dertleri olmamasına rağmen hakka ve haklıya kulak veren, bize destek veren herkese teşekkür borçluyuz.. Başta hukukçu arkadaşlarımız olmak üzere bu meselede bize yardımcı olan ve olacak bu insanlar; bizi hayata döndürmeye vesile olacak uzman hekimlerimiz gibi güzel insanlardır...
\"... Ve her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır.\" (Yusuf Suresi, 76

Bir zerâfet ve tevazu örneği ile yazımı bitirmek istiyorum
Mevlânâ Câmî (Molla Câmî olarak da bilinir) zamanında; tanınmış âlimler, şairler, yazarlar ve bilginler aralarında ‘suskunlar meclisi’ adını verdikleri bir kurul oluşturmuşlardı. Bu meclis, üyelerini, çok düşünen, az konuşan ve az yazan insanlar arasında seçiyordu. Meclisin üye sayısı ise otuz kişiyle sınırlı tutulmuştu. O dönemde yaşayan âlim, şair ve yazarlarının içinde hep bu meclise üye olma arzusu vardı. Mevlânâ Câmî’de bunlardan biriydi. Ancak ‘suskunlar meclisi’nin üye sayısının sınırlı olması onun, seçkin insanların yer aldığı bu kurulda bulunmasına imkân vermiyordu.
MECLİSİMİZDE YER YOK Bir gün ‘suskunlar meclisi’nin üyelerinden biri ölmüştür.. Bunun üzerine Mevlânâ Câmî ‘suskunlar meclisi’ üyeleri toplantı halindeyken toplantı yapılan mekana gider.. Meclise katılma arzusunu bir kağıda yazıp kapıcıyla içeriye gönderir.Meclis üyeleri Mevlânâ Câmî\'yi çok yakından tanıyorlardı, fakat vefat eden üyelerinin yerine birkaç gün önce başka bir değerli insanı almışlardı.. Lâkin Mevlânâ Câmî gibi birini de kapıdan çevirmek, \"seni üye yapamıyoruz\" demek oldukça zordu. Kendi aralarında epeyce düşünürler. Ardından da bir bardağı ağzına kadar su ile doldurup kapıcıyla Mevlânâ Câmî\'ye gönderirler. Bununla meclisin üye sayısının tam olduğunu, yeni bir kişiye yer olmadığını anlatmak istiyorlardı.Kendisine, ağzına kadar su ile dolu bir bardak gönderilen Mevlânâ Câmî, meclis üyelerinin ne demek istediğini anlar, hemen yanındaki gülden bir yaprak koparıp yavaşça bardağın üstüne koyarak tekrar içeriye gönderir.. Bununla gül yaprağının su ile dolu bardağı taşırmadığını, gül misali kendisi için de ‘suskunlar meclisi’nde bir yerin bulunduğunu anlatmak istiyordu.Meclis üyeleri de böyle bir insana çok nazik bir şekilde de olsa daha önce \"meclisimizde yer yok\" anlamında bir cevap verdiklerinden dolayı çok üzüldüler. Otuz kişiyle sınırlı olan üye sayılarını da aşarak Mevlânâ Câmî\'yi meclislerine üye yapmaya karar verdiler. MEVLANA CAMİ\'NİN TEVAZUSU Meclisin başkanı, adını listeye yazdı, üye sayısını belirten 30 sayısının önüne bir 0 (sıfır) yazarak Mevlânâ Câmî\'ye verdi.. Başkan bununla, Mevlânâ Câmî\'nin katılmasıyla meclisin değerinin on kat arttığını anlatmaya çalışıyordu.Listeyi alan Mevlânâ Câmî, kendisinin gelmesiyle meclisin değerinin on kat artmış olduğu düşüncesine katılamadığını göstermek için, otuz sayısının sağına eklenen sıfırı silip, 0 (sıfır)’ı 30 sayısının SOLUNA yazdı. Mevlânâ Câmî’de bu cevapla, meclisin üye sayısını artırmadığını çünkü kendi değerinin, bu meclisin yanında SOLDA SIFIR olduğunu anlatmak istiyordu.
Arkadaşlar hepimiz, bir değeriz, kimimiz 30’un sağında kimimiz solunda..
Önemli olan birbirimizin değerini bilmemiz..
Herkesin, hepimizin birbirimize saygı ve hoşgörü göstermesi dileğiyle.. Saygılarımla

Murat YALÇIN

ilgili yazılar: Çek Mağdurları Artıyor

Çek Mağdurları Artıyor



ÇEK MAĞDURLARI


Ekonomik krize düştüğü için çeklerini ödeyemeyen esnaf hapis cezası yüzünden büyük sıkıntı yaşıyor. Güney Marmara’da faaliyet gösteren bir çok esnafın çeklerini ödeyemediği bundan dolayı da haklarında arama müzekkeresi çıkartıldığı dile getiriliyor.
Çek Kanunu’nda bulunan hükme göre karşılıksız çekin cezası 1 yıl ile 5 yıl arasında hapis. 2003 yılında yapılan değişiklikle karşılıksız çekten dolayı verilen hapis cezası kısmen yumuşamanın yaşandığını açıklayan Gönen Ticaret Odası Başkanı Mehmet Karatan, “Değişiklikte tekrarı halinde hapis cezası verilmesi öngörüldü. Fakat önceki kanun gereği hapse girmiş olanların bir çoğu bu değişiklikten yararlanamayınca dışarı çıkamadı” dedi.

Karatan “Esnaflar sadece işlerimiz kötü gittiği için çeklerini ödeyemedi. Cezanın herkesi memnun edecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Alacaklının da hakkını koruyacak ama krizden dolayı parasını ödeyemeyen esnafı da mağdur etmeyecek bir düzenleme yapılmalıdır” şeklinde konuştu. Esnafların diğer sorunun ise bankalar tarafından kara listeye alınması olduğunu dile getiren Karatan, “Çekinin karşılığını yatıramayan esnaf aynı zamanda ‘kara liste’ye de alınıyor. Daha sonra borcunu ödese dahi kredi kullanamıyor, çek karnesi verilmiyor” dedi.

Karatan devamında şunları söyledi “Esnafımız mağdur. Elbette kötü niyetliler de vardır. Bunların ayıklanması gerekiyor. Çek yasası bütün kesimleri memnun edecek ve mağduriyetleri giderecek hale getirilmeli. Yeni Türk Ticaret Kanunu bir türlü Meclis gündemine gelmiyor. Küçük esnaf hapislere düşüyor. Esnafımız çok küçük miktarlar için kara listede. 2003′te bir yasa çıktı. Ama uygulanamıyor. Yasa uygulansa kara liste sorunu çözülecek.

İlgili yazılar:
Karşılıksız Çek Hapishaneleri Doldurdu



Karşılıksız Çek Hapishaneleri Doldurdu


Çek Mağdurları


Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in, MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın soru önergesine verdiği yanıt, karşılıksız çek nedeniyle açılan davaların 2008 ve 2009 yılında arttığını ortaya koydu.
Rakamlara göre, 2008 yılında karşılıksız çek nedeniyle 211 bin 363 dava açılırken, yargılanan kişi sayısı 312 bin 516 oldu. 2009’un ilk altı ayında ise 159 bin 774 dava açıldı ve 221 bin 755 kişi yargılandı. 2009 yılında karşılıksız çek nedeniyle cezaevlerine giren kişi sayısı ise bin 461 oldu.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın çek davaları ve TBMM’de bekleyen Çek Kanunu tasarısına ilişkin soru önergesini yanıtladı. Tasarının 8 Mayıs 2009 tarihinde TBMM’ye sunulduğunu ve Adalet Komisyonu’nda oluşturulan alt komisyona havale edildiğini hatırlatan Bakan Ergin, ceza mahkemelerinde karşılıksız çekle ilgili açılan ve yargılanan kişi sayıları hakkında da bilgi verdi.

6 AYDA 221 BİN 755 KİŞİ MAHKEMELİK OLDU

Bakan Ergin’in Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü ile Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı’na ait istatistiklere dayanarak verdiği bilgilere göre, 2009’un ilk altı ayında karşılıksız çek nedeniyle ceza mahkemelerinde 159 bin 774 dava açıldı. Bu davalarda 221 bin 755 kişi hakim karşısına çıktı.

2009’un altı ayında çek davaları nedeniyle bin 461 kişi hapse girdi. Bunlardan 5’ini çekle ilgili ihtara ve yasaklamaya uymama, 67’sini Çekle ödemelerin düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanuna muhalefet, diğerlerini de karşılıksız çek keşide etme suçu oluşturdu.

EKONOMİK KRİZ DÖNEMLERİNDE KARŞILIKSIZ ÇEKLER ARTTI

Bakan Ergin’in verdiği bilgiler ekonomik krizin yaşandığı yıllarda karşılıksız çek suçlarında artış yaşandığını ortaya koydu. Buna göre 1994 yılında 180 bin 656 dava açılırken 196 bin 494 kişi yargılandı. 1995 yılında 138 bin 165 dava açılırken yargılanan kişi sayısı 150 bin 123 oldu. 1996 yılında 152 bin 29 dava açılırken bu davalarda 162 bin 867 kişi hakim karşısına çıktı.

1998 yılında 262 bin dava açıldı ve 199 bin 810 kişi yargılandı. 199 yılında açılan 320 bin 320 davada 337 bin 69 kişi yargılanırken 2000 yılında 262 bin 611 dava açıldı ve yargılanan kişi sayısı 281 bin 881 oldu. Ekonomik krizin yaşandığı 2001 yılında ise açılan dava sayısı yeniden artarak 307 bin 381’e ulaştı ve bu davalarda 327 bin 306 kişi yargılandı.

2002 yılında 177 bin 910 dava açıldı, 191 bin 40 kişi yargılandı. 2003 yılında açılan dava sayısı 131 bin 790’a düşerken yargılanan kişi sayısı da 142 bin 543 oldu. Karşılıksız çek davalarındaki düşüş 2004 yılında da sürdü. 2004 yılında açılan 123 bin 587 davada 136 bin 502 kişi hakim karşısına çıktı.

2005 yılında 97 bin 275’e gerileyen çek davalarında 112 bin 116 kişi yargılandı.

2006 yılında yeniden artış eğilimi gösteren davalarda 128 bin 653 kişi yargılandı ve 115 bin 76 dava açıldı. 2007 yılında ise 142 bin 174 davada 158 bin 632 kişi yargılandı. 2008 yılında da ceza mahkemelerinde açılan dava sayısı 211bin 363 olurken bu davalarda 312 bin 516 kişi yargılandı.

ilgili yazılar: Adalet

Adalet


ADALET
Tabi ki ben bir hukukçu değilim, ama, hukukçularımızın hoşgörüsüne sığınarak bir vatandaş olarak hukuktan ben ne anlıyorum, işte bu defa bu hususta görüş ve kanaatimi yazmak istiyorum..
Efendim hukuk nedir? Hukuk tarihinin tanımları nedir? bilmem ama ben diyorum ki; aklın ve vicdanın ürettiği (akıl ve vicdanın kaynağı ise bir başka bahis) insanın ve sonuçta tüm insanlığın hayrına ve yararına olan haklar ve yasaklar manzumesidir diye düşünüyorum hukuku..
İnançlı bir bakış açısıyla da ALLAH’ın razı olacağı veya olmayacağı, insanin insanla, insanın kendisi ve tüm canlılarla/eşyayla olan münasebetleri.. Bu anlayış içinde hemen başım(ız)daki çek hapsi belasıyla ilgili müşahhas konuya, bir kaza geçirip sedyede ağır yaralı halde iken yeni bir kazaya sokulacak talihsiz insanlarımızın, kendimin durumuna değinmek istiyorum..

Ben, işlerim iyi kötü devam ederken yaşadığım şehrin valisi, belediye başkanı, kamu, özel sektör, siyaset ve cemiyet yöneticileri, çalışanlarım, komşularım velhasıl tanıyan herkesin nezdinde iftihar ettiğim bir itibara sahip idim.. 80 kişiye istihdam sağladığım iki şirketim, ticaretim, bini aşkın müstahsilin sofrasına kazanç sağladığım üretimim, markam, (kobi) battı gitti ve ben kendi enkazımın altında güçsüz çaresiz bir durumda kala kaldım.. Bir ‘çek suçlusu’ sıfatıyla enkazımdan çıkıp çıkmayacağımı umursamayan devletimin adi bir cezası ile de karşı karşıyayım..

Ben inanıyorum ki bu 'çek hapsi' özü itibarıyla tam bir rezalet, gayri medeni, gayri insani, gayri hukuki ve tabi ki gayri ahlaki bir işkencedir.. İleri çizgide bir ifade kullandığımı biliyorum ama bu ifadelerimde ısrarlıyım.. Tabi ki suçlu ve tabiatıyla hapis gibi adi bir cezayla tecziye edilecek bir durumumun, niyetimin ve fiilimin olmadığını ben biliyorum.. Kaldı ki sıradan bir akıl ve vicdan sahibi herkes, bizim namuslu bir ticaret ve üretim yaptığımızı; yaptığımızın sadece, mubayaalarımızı senet-bono yerine ikame olmuş 'kutsanmış evrak' çek ile yapmaktan ibaret olduğunu anlar..
Peki! bir mahkemenin yargıcı ve ülkemizin yüksek yargıçları; bizimle aynı dünyada ve cemiyette yaşıyorlarsa aşağıdaki hususları düşünemez, bilemez ve göremezler mi?• Piyasada şekillenen bir takım uygulamaların yasalardaki tanımlarından kısmen veya tamamen uzaklaştığını, uygulamanın genel ve güncel, fakat yasadaki tanımın ise çok spesifik ve geride kaldığını düşünemez, göremezler mi?• Hayatın tabii akışının çeki çek olmaktan çıkardığını (hani Türk filmlerinde cebinden çek karnesini çıkarıp “kızımın peşini bırakman için kaç para istiyorsun?” diyen fabrikatör gibi siyah beyaz günlerde kaldığını) düşünemez, bilemez mi?
• Bu gün tüketici borçlanması dışında ve bazı özel işlemler dışında senedin ticari piyasalarda kullanım alanı yoktur, kalmamıştır.
• Büyük küçük tüm esnaf ve ticari işletmeler çeki olmayan, çek veremeyen bir esnaf, tüccar veya ticari işletmeye senetle mal ve hizmet satmaz, satmamaktadır..
• Diyelim ki bir ticari işlem için senet önerdiniz, kredisi ve itibarı olmayan bir müşteri durumuna düşersiniz.. Bu durumda kesinlikle iş yapamazsınız.. Hem bu duruma muhatap olan alıcı da, kendi müşterileri için istisnasız aynı kuralları tatbik eder..
• Bankalar, ticari kredilerinde müşteri çeklerine çok itibar eder, (hatta banka müdürlerinin yönlendirmesiyle) müşteri çeklerinin eksik kaldığı durumlarda ‘hatır çeki’ alınıp-verilir..
• Piyasa budur, çek; nakit ödeme ve havale aracı değildir artık ve tümüyle vadeli bir borçlanma, kredi teminatı (temlik), vadeli bir satın alma aracıdır.. Keza alınan müşteri çekleri de senetli alacak türünden vadeli bir tahsilat aracıdır..
• Peki dolandırıcılık şimdi bunun neresinde bunu kim söyleyecek? (Cari/açık hesap, senet veya çekli olarak) vadeli bir borcu bulunan bir iş sahibi, ticari bir sıkıntıya girdiyse ve borcunu gününde ödeyemez ise hangi akıl, hangi vicdan bu üç şekilden birini ‘dolandırıcılıktır’ kabul edip diğer iki seçeneğin vadesinde ödenmeyen bir borç olduğunu kabul eder, söyler?..
• Namuslu her ilgili, her taraf bunları bilir de yargı ve yargıçlar bilmez mi, bilemez mi?..Ve bir soru.. Yargıç, kararlarında neyle hareket eder, yasalarla ne kadar bağlı ve sınırlıdır?..Yargıtay Eski Başkanımız Prof. DR. Sami SELÇUK bu konuda şunları söylüyor;“..
Ceza yargılamasında kilit kavram ‘vicdani kanı’dır.
Neden?Çünkü, vicdan, göremediğimiz, ama ahlak ve adalet alanında güvendiğimiz biricik varlıktır. Sürekli yargıda bulunur; insanı yönlendirir.
Çünkü, temiz bir ‘vicdan, en yumuşak yastıktır’ (İncil);
‘bin kılıca bedeldir’ (Bonaparte).
‘Kötülükler, vicdanın göz ardı ettiği ürünlerdir’ (Disraeli).
Çünkü, ‘vicdanın buyruğunu dinleyen insan, yorulmaz’ (Bacon) ve kolay yanılmaz. Çünkü, ‘vicdan, adaletten (ve de Pascal`ın anlatımıyla ‘insana özgü uzman mahkemelerden’) daha güçlü olduğundan, kimi zaman kendini bile yargılar ve mahkûm eder’ (Kant). Dünya tarihi, bir bakıma vicdani yargı(lama)ların tarihidir.
İşte bu nedenlerle yargılama hukukunda adalet dağıtımı, ‘içimizdeki Tanrı’nın sesi olan’ (de Lamartine) bu en büyük yargıca teslim ve emanet edilmiştir.

Vicdani kanı/yargı kavramının yapısıyla ilgili kural şudur: ‘Yargıcın vicdani kanısı’, özünde bir ‘gerçeklik yargısı’dır. Peki, vicdanın gereksinmesi ne(ler)dir? Akıl, sağduyu. . Vicdan; ne öğrenim ister, ne de uzmanlık. ..” Aşağıya, Türk Hukuk Sitesi kütüphanesinde yayınlanmış iki avukatın yazılarından bölümler alıyorum..

Av. Coşkun ÖZBUDAK, Ankara Barosu “..Yargıçlar, Anayasaya, kanuna ve hukuka ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. (Anayasa md. 138) Dikkat edilirse burada vurgu yapılan, kanun ve hukuk değil, vicdani kanaattir. Kanun ve hukuk ise, vicdani kanaat oluşturulurken dikkate alınacak ölçü ve bir noktada da sınırdır.
Ancak vicdani kanaate göre karar vermek, keyfi karar vermek değildir. Bu sebepledir ki, hukukun kabul ettiği vicdani kanaat, objektifleştirilmiş, keyfiliğe izin vermeyen bir sübjektivitedir.. Soyut ve genel olan hukuk kuralları, sübjektif bir husus olan vicdani kanaatin mümkün olduğunca en objektif şekilde ortaya çıkmasını sağlamaya çalışır. Yine bu sebepledir ki, mahkeme kararları gerekçeli olmalı, hem de hukuki ve mantıki örgü korunup neden sonuç ilişkisi açıklanarak bir gerekçe oluşturulmalıdır.
Görülüğü üzere, sınırları ve ölçüsü belirtilse de, hukukun son noktası, temel hukuk metni olan Anayasa’ya göre dahi vicdandır. Peki, vicdani kanaatin; sınırını ve dikkate alacağı ölçüyü oluşturan kanun ve hukuku doğru algılayabilmesi, anlayabilmesi, yorumlayabilmesi, bir karar çıkartabilmesi, kısaca adil bir sonuca ulaşabilmesi için hukuk fakültesi diploması ve yargıç unvanı yeterli midir? Elbette bu sorunun yanıtı “hayır” olacaktır.Ancak bu yalnızca bir saptamadır. Asıl yapılması gereken (var olan ve yaşanan sorunlara sığınmak yerine) “farkında olmak” ve tekemmül etmenin yollarını aramaktır. Bu arayışın başlangıcı ise toplumu, yaşamı ve dünyayı algılamaya çalışmak ve entelektüel çabayı sürekli kılmaktır.
Diplomaya veya unvana yönelik eğitim elbette sınırlıdır, ama tekemmül etmeye yönelik eğitimin sınırı yoktur. Her eğitimin yalnızca o eğitimi alana değil, kişinin yakın çevresinden başlayarak var olduğu her ortama katkı sağladığı mutlaktır.Bu anlamda yargıcın kişisel eğitimi tüm topluma ve giderek insanlığa sunulmuş bir katkı olarak ayrıca önem kazanmaktadır……Genel olarak hukuku özel olarak da medeni yargılama hukukunu, aklın gereklerinden ve yaşamın gerçeklerinden koparmamak ve “usûl”ün, salt “şekil”den ibaret olmadığını göstererek, yaşayan bir organizma olan hukuku mekanik bir aygıta indirgenmekten kurtarmak ancak böylesi bir çabayla mümkündür.

… “Türk hukukçusu çağdaş gelişmelerin gerisinde kalmamalı; yasanın sözünde açıkça yer almasını beklemeden yapacağı yorumla (çek.MY…) mağduru(nu) korumalıdır.”Hukuk devletinde asıl olan güven içinde yaşamaktır..” Av.Naim Demirci, İstanbul Barosu Bir tek kişiye yapılan bir haksızlık, bütün topluma yapılan bir tehdittir. Montesquieu
“.. Hukukun amacı, adaleti sağlamaktır. Adalet’in sağlanması ise, “vicdani kanaati” özgürce kullanabilen yargı mensupları kanalı ile gerçekleşebilir……
Kutsal kitapların hepsinde adalete ve adil olmaya ilişkin bölümler bulunur.
Eski Yunanlı düşünür Platon’a göre adalet en yüce erdemlerden biri, insanın ve devletin temel davranış kuralıdır.
Aristoteles’in hareket noktasını ise eşitlik kavramı oluşturur. Ona göre, herkese eşit davranmak adalet için yeterli değildir. Bir hukuk düzeni güçsüzleri koruduğu ölçüde adaletli olabilir……
Adalet’in, Allah tarafından sağlanacağına dair inanç ise, “İlahi Adalet” kavramını yaratmıştır. Amaç, “İlahi Adalet”in gerçekleşmesine yakın kararların verilmesini sağlamaktır, vicdan.. Felsefeye göre, iç huzuru veya iç sıkıntısı vererek kişiyi uyaran vicdan, bir kavram değil, kişinin bir yeteneğidir..

” Şimdi soruyorum, diyelim ki; 3167 Sayılı Kanununun ceza içeren hükümleri üzerinde 01.01.2009 tarihinden sonra ortaya çıkan TCK ya aykırılık yönünde bir ihtilaf, bir tartışma ve bu doğrultuda verilmiş bir sürü karar mevcut değil, olmasın.. Bu takdirde dahi, bir yargıç vicdani kanaatini aşarak, yokmuş gibi davranarak (çok zor olmalı, büyük sermaye sahiplerinin lüksü halinde çalışan) kurulu bir düzenin devamı yönünde sırf lafzen yasalarda yazıyor diye vicdani olmayan kararlar vermeye (istekli) olması, uydum kalabalığa tarzında vicdan muhasebesi yapmadan kararlar vermeye devam etmesi doğru mudur?
En azından bu yasaların değişmesine yol açacak şekilde kararlar oluşturması gerekmez mi? Hukuk adamı ile kanun adamı her zaman aynı kişi midir? Ve hayret ediyorum, çok muteber hukukçu akademisyen, siyasetçi ve bilhassa yargıçlar, hani vicdanları zorlayan bir yasanın hukuki meşruiyeti bir tarafa, yasal meşruiyeti de kalmamıştır, mülgadır, geçersizdir diye defalarca söylediklerini sağır sultanlar duymuş, birkaç vicdanlı ve yürekli yargıç bu yönde kararlar vermişken nasıl oluyor da bizim yargıçlarımız, yargımız hala bu çağ dışı yasaya göre çığlıklara kulak tıkayarak hüküm kurmaya devam ediyorlar..
Aklım, vicdanım ve iz’anım almıyor..
Önce bir haksızlık yapmamak için ifade edeyim; hem yasayı doğru bulmadığını ve hem de zaten uygulanamaz durumda olduğunu ifade eden ve yazan(adalet.org) yargıçlarımızı ve savcılarımızı tenzih ediyorum.. Onlara hassaten teşekkürler ediyoruz..
Ancak, affınıza sığınırım, bazı yargıçlarımızın (adalet.org) bu zulme öylesine ve mahirane sağdan soldan yasallık(!) atıfları var ki; bilmem şu maddenin bilmem nesi, bilmem ne sayılamazmış da bu sebeple ceza verilmesine bir engel yokmuş da bilmem neymiş.. 'Açıklama' niye vardır? açıklama yapmak için, derler..
Kimi yargıçların bu tür kararları da sırf karar vermekle ve verdikleri kararı ‘açıklamak’la sınırlı kalıyor..
Vicdani ve çağdaş hukuk normlarına uyup uymadığı değil yasalara uygun olup olmadığı hatta kıyasa kaçan akıl yürütmelerle ceza vermeye yatkın olduklarını görmek çok üzücü geliyor bana..Bu yargıçların öylesine yasal(!) ‘açıklamalarını’ okuyorum ki bazen ‘ulan müebbet değil, haline şükret’ diyesim geliyor.. Cezanın gerekçesi sade ve yalın olması gerekirken, bir sürü atıflarla birbirine bağlanmaya çalışılan yasal terimler, maddeler, çok bilinmeyenli denklem benzeri formülleri ile aklı karışıyor insanın.. Sade ve yalın: - Borular kısa geldi, beyim..!
Bir grup bilim adamı kar ve tipiye yakalanır ve en yakın bir dağ evine sığınırlar. Ev sahibi Hasan emmi konuklarına sıcak bir şeyler ikram etmek için odadan dışarı çıkar.. Akademisyenlerin dikkati odadaki ısındıkları soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m. kadar yukarda, üst üste dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar.
Kimyacı : - Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış..
Fizikçi : - Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş..
Jeolog : - Burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış..
Matematikçi : - Adam sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış..
..türünde akademik ‘açıklamalar’ yaparlarken ev sahibi Hasan emmi içeri girer ve ona sobanın taşların üzerinde ve yukarıda kurulmuş olmasının nedenini sorarlar.
Hasan emmi: - Haa, borular kısa geldi, beyim..!

Bir tek kişiye yapılan bir haksızlık, bütün topluma yapılan bir tehdittir.

Montesquieu Bu sözü anlamak ve özümsemek bizim, yani ülkemiz için, toplumumuz için çok gerekli.. Bir yanda; bir masum kişinin bulunduğu, suçlularla, teröristlerle dolu bir gemiyi sırf masumu kurtarmak uğruna saldırılarına teröristlerin ateşine rağmen batırmamaya özen gösteren hukuk ve adalet anlayışı..
Diğer yanda; bir gemi dolusu masum insanın arasına karışmış bir cani teröristin ele geçirilmesi için, gemiyi tümüyle imha etmeyi göze alan, meşru gören bir hukuk ve adalet anlayışı..
Hangisi Alah’ın adaletine yakın ve biz hangi hukuk ve adalet anlayışına yakınız..Eh bu kadar ‘hukukçu’ bu kadar ‘yargıç’ olduktan sonra kendimce kararımı veriyorum.. Aramıza karışmış birkaç ‘dolandırıcı’ ile birlikte, binlerce namuslu esnaf, tüccar ve işadamını maddeten ve ruhen imha eden bu düzen hukuk ve adaletten bahsedemez..Bu kararın temyiz mercii Toplum Vicdanıdır..

İnananlar için “Hüküm ALLAH’ındır.”

Saygılarımla
Murat YALÇIN

ilgili konular: Adalet Bakanına Karşılıksız Çek Sorusu

Adalet Bakanına Karşılıksız Çek Sorusu


CHP'li Soysal Ergin'e artan icra dosyalarını sordu.

CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'e, son iki yılda icra dosyalarındaki artış ile karşılıksız çek yüzünden cezaevinde bulunan kişileri sordu.

TBMM Başkanlığı'na soru önergesi veren CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal, bankaların yaptığı menkul ve gayrımenkullerde haciz işlemlerindeki artış oranı konusunda bilgi istedi. Son iki yılda icra dairelerindeki dosyalarda ne kadar artış olduğunu soran Soysal, ''"Karşılıksız çek nedeniyle cezaevinde kaç kişi bulunmaktadır?" dedi.

Gerek banka borçları, gerekse özel borçlar nedeniyle esnaf ve vatandaşların mağdur olduğunu, kredi kartlarıyla ilgili düzenlemenin de rahatlatıcı olmadığını savunan Soysal, Hükümetin daha gerçekçi ve radikal çözüm paket olup olmadığını sordu.


DSP İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanıtlaması istemiyle verdiği önergede, ''Ekonomik kriz nedeniyle iflas ve intihar noktasına gelen vatandaşlarımız için bir çare düşünüyor musunuz? Bu durumdaki vatandaşlarımız için de açılımlarınız olacak mı?'' sorularını yöneltti.
CHP Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş ise Başbakan Erdoğan'a, Ayaş Tüneli için bugüne kadar yapılan harcama tutarı ve tamamlanması için ne kadar kaynağa ihtiyaç olduğunu sordu. ''Ayaş Tüneli, taşıdığı öneme rağmen 33 yılda neden tamamlanamadı, akıbeti ne olacak?'' diyen Ateş, tünelin fay hattında olduğu iddialarına karşı çalışma yapılıp yapılmadığını öğrenmek istedi.


ilgili yazılar: Dava Konusu Karşılıksız Çek

Dava Konusu Karşılıksız Çek


Koç, Kamhi'ye haciz davası açtı
İki ünlü işadamı mahkemelik oldu. Dava konusu karşılıksız çek.

Profilo Holding İcra Kurulu Başkanı 57 yaşındaki Cefi Jozef Kamhi, Vakko Yönetim Kurulu Başkanı Cem Hakko’dan sonra bu kez de Koç Holding yönettim Kurulu Başkanı Mustafa Vehbi Koç tarafından icraya verildi.
Koç, avukatı Mehmet Uğur Ayan aracılığıyla Sarıyer İcra Müdürlüğü’ne başvuruda bulunarak 28 ve 29 Temmuz 2009 vadeli toplam 3 milyon 250 bin TL’lik kambiyo senedinin karşılıksız çıktığını kaydetti. Avukat Ayan, müvekkiline ait alacağın işleyen faiz ve çek tazminatı ile birlikte yaklaşık 3.5 milyon TL’yi bulduğunu belirterek söz konusu bu alacağa karşılık borçlunun Yeniköy’deki villasında haciz işlemleri gerçekleştirilmesini istedi. Talep doğrultusunda Kamhi’ye 7 gün içerisinde yükümlülüklerini yerine getirmesi için tebligat yollandı.
Yaklaşık iki ay önce Kamhi’den aldığı 55 bin dolarlık çekin karşılıksız
çıktığını, kendisinin mal varlığını azaltma yoluna gittiğini belirten Cem
Hakko ihtiyat-i haciz kararı alınmasını talep etmişti. Mahkeme Hakko’nun talebini değerlendirirken bu kez de Şenol Sarı isimli işadamı, Kamhi’den 339
bin TL’lik alacağının icra yoluyla tahsili için Şişli İcra Müdürlüğü’ne başvurdu.


ilgili yazılar: Çek Mağdurları Unutuldu?



Technorati Etiketleri: ,,,,




Çek Mağdurları Unutuldu?


Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısını Konya'da yaptı. 11 ilin sorunlarını dinledi. Ancak toplantıda öne çıkan konu orta vadeli program ve mali disiplindi...

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısında, ekonomik kriz sürecinde esnafın yaşadığı sıkıntıları dile getirdi.
Palandöken, ülke nüfusunun 4'te birini oluşturan esnaf ve sanatkarın ülke ekonomisine katma değer sağlayan en büyük kurum olduğunu söyledi.

Esnaf ve sanatkarın hükümetin açıkladığı teşvik paketlerinden fazla yararlanamadığını savunan Palandöken, "Esnaf ve zanaatkarın meselesi halledilmeden, bu değişim ve dönüşüm sürecinde bunlara destek verilmeden bir şey yapılamaz. Bunlar ülkenin gerçeği. Bunları büyüteceğiz, güven içine alacağız ve açıklanacak özel bir teşvik paketiyle de bunların konumunu, çalışma hayatını düzenleyeceğiz. Yoksa esnaf ve zanaatkarın çalışma hayatı düzenlenmesi tamamlanmadan diğer kesimlerin de rahatça dağıtımdan payını alamayacağı bir gerçek" dedi.

Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Başkanı'nın adeta yok sayıldığını iddia eden Palandöken, "Ülkenin 20 milyonunu görmeyeceksiniz. Ondan sonra diyeceksiniz ki 'esnaf ve sanatkarların sorunlarını, perakendecinin sorunlarını ve kurumsal sıkıntılarını çözeceğiz.' Bankalar Birliği'ne 2 üye, Hazine'ye 2 üye, KOSGEB'e 2 üye, TOBB'a 3 üye... 'Esnaf sanatkarlara ne gerek var. Zaten bizim işimiz düzelince onlara da destek olacak' diyorlar. Adına da 'katılımcı demokrasi ve sosyal adaletin paylaşıldığını esnaf zanaatkarın var sayıldığı ve bunların bu durumdan desteklendiği bir platform' diyorlar. Ama çeviriyorlar, 'Ne yapalım. Bu bir ticari şirket ve parayı ver yönetime, parayı vermezsen çık git' diyorlar. O zaman adalet olur mu sayın bakanlarım? Bu ülkede esnaf, zanaatkara, temsil hakkı neden vermiyorsunuz? Bizim kurumsal kimliğimizde bir defo mu var? Biz esnaf sanatkarız. Biz bu ülkenin varlığıyız. Bizim olmadığımız hiçbir toplumsal kuruluşun toplantısını esnafsız düşünmek mümkün değil" diye konuştu.

ilgili yazılar: Ak Parti Milletvekilleri

Technorati Etiketleri: ,,,

Ak Parti Milletvekilleri

Çek Mağdurları



( A )



AK PARTİ MİLLETVEKİLLERİ



ilgili konular: Protestolu Senet ve Karşılıksız Çek Patladı

Ak Parti Milletvekilleri B

Çek Mağdurları



AK PARTİ MİLLETVEKİLLERİ



( B )

Ak Parti Milletvekilleri (C - D - E)

Çek Mağdurları



AK PARTİ MİLLETVEKİLLERİ



( C - D - E )

Ak Parti Milletvekilleri ( G- H - I )

Çek Mağdurları



AK PARTİ MİLLETVEKİLLERİ



( G - H - I )

Ak Parti Milletvekilleri ( İstanbul - İzmir)

Çek Mağdurları



AK PARTİ MİLLETVEKİLLERİ



( İstanbul - İzmir )

Ak Parti Telefonları ( K )

Çek Mağdurları



AK PARTİ MİLLETVEKİLLERİ



( K )

Ak Parti Telefonları Malatya Niğde

Çek Mağdurları



AK PARTİ MİLLETVEKİLLERİ



( M - N )

Ak Parti Telefonlari (Ordu - Rize)

Çek Mağdurları



AK PARTİ MİLLETVEKİLLERİ



( O - R- S - T )

Ak Parti Milletvekilleri (Zonguldak)

Çek Mağdurları



AK PARTİ MİLLETVEKİLLERİ



( Ş- U - V - Y - Z )

Ak Parti Milletvekilleri ( Sonradan İl Olan Şehirler)

Çek Mağdurları



AK PARTİ MİLLETVEKİLLERİ



( Sonradan İl Olan Şehirler )

Siyasi Parti Grup Başkanvekilleri

Çek Mağdurları



Siyasi Partiler Grup Başkanvekilleri

Adalet Komisyonu Üye

Çek Mağdurları



ADALET KOMİSYONU ÜYELERİ

Çek Kanunu Mağdurları: CHP Milletvekilleri

Çek Mağdurları CHP MILLETVEKİLLERI
Çeklerin düzenlenmesi ve çek hamillerinin korunması hakkında kanun’’ hükümleri çerçevesinde adına para cezası denilen ve Anayasamıza, uydurulmuş bir kılıf maddesiyle HAPİS cezası almış tüccarlarız.Sesimizi duyuramıyoruz ,çünkü hepimiz kaçak durumda ve aranmaktayız.
Çeklerini ekonomik kriz sebebiyle ödeyememiş esnafımıza,bu çeklerini HAPİS korkusu ile ödettiren\ödettirmeye zorlayan,meclisimizi dolaylı olarak etkilemeye çalışan , Banka ve Factoringcilerin T.B.M.M ‘nin üzerinde bir yaptırımı olmasını kınıyoruz.Nitekim Başbakanımız ‘’T.B.M.M ‘nin üzerine hiçbir güç yoktur’’ demiştir.
2009 yılı itibariyle ekonomik krizinde etkisiyle bu zamana kadar katlanarak büyüyen ödenemeyen çek sayısı 3.5 milyonu aşmıştır.Esnafımızı , HAPİS ile korkutarak çekini ödemeye zorlamak, bu rakamlarla da görülmüştür ki imkansız bir hal almıştır.
Ödenemeyen bir çekin yasal sonucu olarak hapis cezası almış tüccarımız ,sadece alacaklı tarafın egosu için bu cezalarla karşılaşmaktadır.Cezasını tamamlayıp cezaevinden çıkanların bir çoğu, kendileri hakkında ceza davası açan alacaklının, borcunu ödemeye de yanaşmamaktır.Bu sebebledir ki artık çeklerde hapis cezalarının caydırıcılık boyutu kalmamıştır.Bu insanlık dışı kanunda alacaklı tarafa verilen bir kağıt parçasının yaptırımı hapis olmamalıdır.ÖZGÜRLÜK ve HÜRRİYET teminat olarak verilemez.
Şuan itibariyle de yüzbinlerce kişi, haklarında hükmü kesinleşmiş ve kaçak bir vaziyette borçlarını kıt imkanlar dahilinde ödemeye çalışmaktadır.Cezaevindeki esnaflarımız hükümetimizden bu konuya acil bir çare beklemektedir.Sayıları milyonları bulan çek cezalısı esnafımızın oy potansiyeli düşünüldüğünde,bir siyasi partiyi meclise gönderecek sayılarla karşılaşılmaktadır.
Her fırsatta duyduğumuz, iyi niyetli-kötü niyetli ayrımı için TCK’ nın ilgili dolandırıcılık maddeleri ile bu sorun çözüme kavuşturulabilir.
Bizler artık babalarımızı istiyoruz.bizler artık eşlerimizi istiyoruz.çocuklarımız aç. Kaçak durumda olan esnafımızın evinden dışarı çıkmaya özgürlüğü yok bu sebepledir ki evlerine süt götüremeyen insanlar var.Bizlere bu özgürlüğümüzü veriniz.borçlarımızı ödemenin her şeyden önce kul hakkı olduğunu iyi biliyoruz.
Sizler,Bankaların, Factoring firmalarının, tefecilerin, eli çantalı lobi faaliyetlerinin değil , biz esnafın vekili olduğunuzu gösteriniz.Bu zamana kadar yapılmış olan çek kanunlarında bir ilki gerçekleştiriniz.T.B.M.M.’ nin her kurumun ve kuruluşun üstünde olduğunu ispatlayınız.Likiditenin ve çeklerin ekonomide dönen payının hesabından çok,insan onuruna verilen değer ile hukukun üstünlüğünü ön plana alınız.
Çek kanunu’nun şuandaki haliyle, Anayasa’ya , Hukuka, Avrupa insan hakları sözleşmesine aykırı olduğu artık tüm kesimler ve kurumlarca bilinmektedir.Yeni kanunda bu hükümlerin kaldırılması hangi etken ve kurumlar tarafından engellenmektedir bilmek istiyoruz.Alacaklı tarafa hiçbir şey kazandırmayan , sadece egonun tatmini için kullanılan , adliyeleri ve mahkemeleri icra dairesine çeviren , iş yükünü artık altından kalkılmaz hale getiren , tüm otoritelerce insanlık dışı kabul edilen , sorgusuz ve savunmasızca hükmü verilen , cezası süre bakımından 5 yıl olan, ailelerin perişan olup dağılmasına yol açan , sosyal patlamaları yavaş yavaş tetikleyen BU YASANIN BİR AN EVVEL SONUÇLANMASI VE AVRUPA BİRLİĞİ NORMLARINA GÖRE UYARLANMASINI İSTİYORUZ

( A - B - C - D - E - G - H