Sadullah Ergin Yazılı Soru Önergesi

Yakınlarımız, 236 gündür zindanlarda;

236 gündür; Anneler, Babalar, Çocuklar, gözyaşı döküyor,

BUGÜN MÜCADELEMİZİN 236. GÜNÜ

Karşılıksız Çek'in cezasının infazında önemli bir ayrıntı vardır.
Yasa, erteleme ve şartlı salıverilmeyi yasaklamıştır.

Bu hüküm, terör suçlarına yapılan uygulama ile eş değerdir.

Adli Para cezasını ödeyememe suçunu, terör suçuyla eşdeğer tutan adalet nasıl bir adalettir, bu tamamen hukuk dışıdır.

Üstelik; çek yasasındaki yaptırımlarda kara para da teşvik edilmektedir.
Çek yasasında ve hazırlanan yeni çek yasa taslağında, çek alışverişinde ticari borcun doğması hükmü yoktur, , teminat, hatır, tefeci faizi uygulaması gibi çek alışverişinde haksız zenginleşme ve kara para teşvik edilmektedir.

Hazırlanan bu yeni çek yasa tasladığında bu hüküm var mıdır?

Kara para ile mücadele için cezaları ağırlaştırılmasını söyleyen yasa koyucu, ticari bir alış veriş hükmünü şart koşan maddeleri neden yasaya ekleyememektedir?

ÇEK MAĞDURLARI

“Borçlu darda ise eli genişleyinceye kadar ona mühlet verin. Bilmiş olsanız borcu bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır(el-Bakara, 2/280)”

sadullahergin

Sadullah ERGİN

Adalet Bakanı

Email : sadullahergin@akparti.org

sadullahergin@hotmail.com

sadullahergin@adalet.gov.tr

Danışmanı: 0312 4194669

0312 4194670

Benzer konular: http://www.cekmagdurlari.com/2009/08/sadullah-ergin-soru-onergesi-2.html

Technorati Etiketleri:

195 yorum:

Adsız dedi ki...

Sadullah Ergin

ARKADAŞLAR BENDE SİZLERİ YENİ TAKİP ETMEYE BAŞLADIM,
ÖNCELİKLE KİMSE KİMSEYE ALINMADAN HAREKET ETSİN DERİM,EN N,HAYETİNDE BİR SIKINTISI,PROBLEMİ OLMAYAN İNSANLARIN BURDA OLMAYACAĞINI DÜŞÜNÜRSEK,HEPİMİZ AYNI KÖTÜ KADERİ PAYLAŞIYORUZ,5 DAKİKA ÖNCE BLOGLARDA VERİLMİŞ MAİL ADRESLERİNE MAİL ATTIM,ANCAK YARISI YANLIŞ ADRES OLARAK GERİ GELDİ.BU DEMEK OLUYOR Kİ GERÇEKTEN MAİLLİ UYANDIRMA PRETOSTOSUNU YAPAN ÇOK AZ KİŞİ VARKİ BUNU DAHA ÖNCE DİLE GETİRMEDİ.
ALLAH HEPİMİZİN YARDIMCISI OLSUN

Adsız dedi ki...

değerli arkadaşlar

soru önergesine verilen cevaba bakılırsa,hali hazırdaki taslak biyerde anlatılmış ve savunulmuş..ANAYASA MAHKEMESİ kararına atıfta bulunarak anayasaya aykırı olmadığını anlatmış bakanlk..

Fakat burada unutulan konu Anayasa mahkemesi verdiği kararda çek bir havaledir demişti...Fakat 5838 sayılı yasayla çekin vadeli kullanılması kabul edildi ve vadesinden önce ibrazı geçersiz dendi...Bu durum TBMM nin zaten ülkemizde hep vadeli kulanılan ÇEK yasa koyucu tarafındanda tescillendi...

Bu ne manaya gelir..Herkes tarafından bilinen fakat sadece ceza davalarında görmezden gelinen gerçek YASA KOYUCU tarafından zaten hızla batan kobilerin batmasını geciktirmek için mecbur kalınan bir yol oldu...Bundan sonra önemli olan bütün bankaların sitesinde çekle kredi kullanılması paketleri varken ve çekin normalde para olarak işlem görse ve vade olmasa kredilendirilmeyeceği aşikarken,bunu sadece insanları hapse atmak için bir yol olarak görmek ne kadar doğrudur...Bunu yetkililere anlatmaya devam etmeliyiz...

Ayrıca Cüneyt Adalet Bakanlığına bir dilekçe yazacak bu dilekçeyi çok sayıda göndermeli ve talebimize resmiyet kazandırmalıyız...Kısaca soru önergesine verilen cevaba bakılırsa çok çaba göstermeliyiz çoook..

my way

Adsız dedi ki...

Sadullah Ergin
Arkadaşlar bir süredir siteyi takip ediyorum. İnşallah en kısa zamanda iyi haberler almak dileğiyle. Ben de çalıştığım iş yerinde vekaleten çekler imzaladım. Şirket ortağı ya da hissedarı değildim. Sadece sigortalı çalışan görevini yapan bir memur olarak imzaladım.Çok zor günler geçiriyorum.Bir süre önce cezaevine girdim. Ailem beni çıkarabilmek için banka kredisi çekti. Şu anda gırtlağa kadar banka borcumuz var. Reva mı bu şimdi? Ben dürüst çalıştım diye suçlu muyum yani?

Adsız dedi ki...

Hiç bir çağdaş ülkede kişiler borcunu ödemediği veya çek ödemediği için özgürlüğü elinden alınıp hapis cezası ile cezalandırılmıyor.Onlar öyle tedbir almışlarki zaten borç ödememenin kötü bir şey olduğu eğitimle onlara aşılanmış.Borcunu ödemeyeni hapse atıyorlar hapishanelerde paramı kazanıyorlar bu borçları ödemek için.Bence uyum yasası çıkartılarak borcunu ödeyemeyen kişilerin hürriyetini kısıtlamaktansa onlara borçlarını ödemeleri için kolaylıklar sağlanmalı.Hürriyeti kısıtlamak çok büyük bir cezadır.

Adsız dedi ki...

hiç kimse sözleşmeden kaynaklanan borçunu ödemediği için hürriyetinden alı konulamaz.Çok doğru avrupa yasalarından kendi anayasamıza doğru olduğu için katmışız ancak tam da biz yakışır bçimde işimize geldiği gibi uygulamışız bono ya gelince olurda çeke gelince olmaz avrupalı bilmiyo da ondan ceza vermiyorlar ya da avrupada insanlar kanun ve yasa hazırlarkrn bağımsız hareket edebiliyorlar. bu gün halen kullanılan çek yasası düzenlenirken anayasaya taban taban zıt ta olsa ticari çevrelerin ticaret odalarının ekonomide güven hissini ortadan kaldırır düşüncesiyle bu çağ dışı yasayı uygulamaya sokturdular. çekten gerçek bir taciri içeri atmak o tacirin işleri düzenleyip borcunu ödeme şansını tamamen elinden almaktır. ticaret yapan gerçek tacir dolandırıcı değildir vergi öderken değerli iş adamı olan bu kişiler batında dolandırıcı olamazlar olmamalılar ak la karayı ayırmak lazım çeki ticari araç olarak kullanan ama batan esnaf ile çeki sadece piyasayı dolandırmak için alan ticari faliyetle hiç bir ilişiği olmayan kişileri ticari geçmişlerini kontrol ederek ayırt etmek lazım madec sayın ak parti mensupları bu siteyi kurmuşlar maden halkın temsilcileri o halde halkın sesine kulak verin kuru ile yaşı aynı kefeye koyun senelerce şerefli ticaret yapıp vergi ödeyen çeklerini günü gününe ödeyen esnafı geçmişine bakarak ayırın dolandırıcılarla aynı kefeye koymayın ticaret yapmayı bilrn adam bugün batsa yarın yine kazanıp borcunu öder ama hapiste hiç bir şey yapamaz

Adsız dedi ki...

SADULLAH ERGİN

ARKADAŞLAR, BUGÜNE KADAR TAM 10 AYDIR UĞRAŞ VERİYORUM. BİR ÇOK VEKİLİ , YARGITAYI ARADIM. MAĞDURİYETLERİMİZİ İLETMEYE ÇALIŞTIM. BİRÇOK VEKİL ZATEN HALİ HAZIRDA HUKUK UYGULAMALARININ YANLIŞ OLDUĞUNU VE BİZLER İÇİN OLUMLU ÇALIŞMALAR YAPILACAĞINI SÖYLEDİLER. AMA BU CEVAPLAR POLİTİKMİ ONUDA BİLMİYORUM. SAYIN ADALET BAKANIMIZ BİZİM GERÇEKTEN YAŞADIKLARIMIZI BİLİYORMU. O KADAR ÇOK MAİL ATIYORUMKİ KENDİSİNE LÜTFEN ..... LÜTFEN MAİLLERİMİZİ ATALIM BAKANIMIZ BİZİM NE HALDE OLDUĞUMUZU , İŞADAMLARININ İÇERDE KATİLLERLE, DOLANDIRICILARLA , TERÖRİSTLERLE BİR TUTULDUĞUNU BİLMEK ZORUNDA. AİLELER NELER YAŞIYOR BİLMEK ZORUNDA. VERGİSİNİ, SSK SINI , KREDİSİNİ, SENEDİNİ ÖDEMEYEN İNSANLAR ELİNİ KOLUNU SALLAYARAK DOLAŞIRKEN,KARŞILIKSIZ ÇEK MAĞDURLARININ İÇERDEKİ DURUMUNU BİLMEK ZORUNDA. ÇÜNKİ HERGUN BUNA YENİLERİ EKLENİYOR. İÇERDEKİ SAYI BİLİNENDEN DAHA ÇOK. BUNU HEPİMİZ BİLİYORUZ. KRİZİN FATURASI BU İNSANLARA ÇIKARILMAMALI YAZIKTIR, GÜNAHTIR. BARİ BUNU MÜBAREK RAMAZAN AYINDA İNCELESİNLER, ÇÖZÜM BULSUNLAR. BIRAKSINLAR İNSANLAR ÇALIŞIP ÖDESİN . EŞİTLİK VERİLSİN.
DENİZ GÜL

Adsız dedi ki...

SADULLAH ERGİN

BİR ÇEK YASASININ MECLİSTE ÇIKMASI BU KADARMI ZOR .
BİZ ADALET BAKANIMIZDAN DESTEK BEKLİYORUZ. İÇERDİ KARŞILIKSIZ ÇEK MAĞDURLARI İLE DOLDU. BU İNSANLARIN AİLELERİ ÇOK AMA ÇOK ZOR DURUMDA. LÜTFEN ELİNİZİ VİCDANINIZA KOYUN VE BU AİLELERİ DÜŞÜNÜN. ÇOCUKLARI , EŞLERİ DÜŞÜNÜN.
ONLARIN NE SUÇU VAR. ANAYASAYA AYKIRI OLAN BİR MADDE VAR .
BU AÇIK VE NET . BUNU SN. İYİMAYA, SN. ADEM SÖZÜER BAĞIRA BAĞIRA SÖYLÜYOR. NEDEN BU İNSANLARI KİMSE DUYMUYOR.
NEDEN YASA MECLİSTE SÜREKLİ ERTELENİYOR. OLMASI GEKEREN YAPILSIN YASA ÇIKARILSIN VE LÜTFEN YASA ÇIKARILIRKENDE
ANAYASAYA BAKILSIN. BİZLER CAHİL İNSANLAR DEĞİLİZ NEYİN DOĞRU NEYİN YANLIŞ OLDUĞUNUN BİLİNCİNDEYİZ . YAPMAYIN
BU İNSANLARA BUNU . YARIN SİZDE BU DURUMA DÜŞERSENİZ
Kİ ALLAH BÜYÜKTÜR. O ZAMAN GERİYE DÖNME ŞANSINIZ OLMAZ.

Adsız dedi ki...

ÇELİK ÇOMAK OYNANIYOR, BU İŞ CİDDİYET İSTİYOR
GAZİANTEP AĞIR CEZANIN BERAAT KARARI ADALET BAKANLIĞININ GİRİŞİMİ İLE KANUN YARARINA BOZ İSTEMİ İLE 10.CEZA DAİRESİNE GİTTİ VE BOZULDU. 6 AĞUSTOSTA DURUŞMA VARDI. NE OLDU BİLMİYORUZ, TAKİP EDİLEMEDİ.TAKİP EDİLSE İDİ DİRENME İLE CEZA GENEL KURULUNA GİDECEK.
CEZA GENEL KURULUNDAN OLUMLU SONUÇ ÇIKABİLİR. BURADAKİ SÜREÇ YARGIDA VERİLECEK MÜCADELEYE BAĞLI. DOĞRUSUNU İSTERSENİZ BEN DE DAHİL YARGIDA YETERLİ VE ETKİLİ BİR MÜCADELE VERİLMİYOR. YARGI ALANINDA PROFESYONEL HUKUKÇULARIN ETKİKİ BİR TAKİP YAPMASI VE AYRICA ETKİLİ BİR BİLGİLENDİRME YAPILMASI GEREKİYOR. LAFAZANLARIN YARATTIĞI KİRLİ ATMOSFERDE GERÇEKLER GÖRÜLEMİYOR. BU İŞ LAFAZANLARIN İŞİ DEĞİL. EĞRİ OTURALIM DOĞRU KONUŞALIM; BİZ KAÇ KİŞİYİZ? SEN BEN BİZİM OĞLAN, BİRDE DOĞAL HUKUKÇU HAŞİM İŞCAN!..........BENİMLE MAAŞLI İKİ AVUKAT ÇALIŞIYOR, BUNLAR PART TİME ÇALIŞIYORLAR VE BELLİ BİR ANLAŞMA ÇERÇEVESİNDE ÇALIŞIYORLAR. ÇEK MAĞDURLARI İÇİN ONLARDAN ÇOK ŞEY İSTEYEMEM, SÖZLEŞMEMİZDE YOK..DEMEM ŞU BU DAVAYA PROFESYONEL ÇALIŞACAK AVUKATLAR KATMAK LAZIM. BENİM ÇALIŞMA ARKADAŞINA İHTİYACIM VAR. BEN BİR ÖLÇÜDE MASRAFLARA KATILIRIM; ANCAK BU İŞİN PROFESYONEL TAKİBİ MADDİ SORUN.. İŞTE GAZİANTEP AĞIR CEZADAKİ DURUŞMALARI TAKİP EDEMEDİK. ÇOK ÖNEMLİ İDİ . GAZİANTEP AĞIRCEZA MAHKEMESİNİN KARARDA DİRENMESİ SAĞLANSA BÜYÜK BİR BAŞARI OLACAKTI. GEVEZELİKLER YÜZÜNDEN BUNLAR KONUŞULAMADI, TARTIŞILAMADI..ÖYLE AKLINA ESTİKÇE EYLEM ÇAĞRISI YAPMAK İŞ DEĞİL, BU İŞ CİDDİYET İSTİYOR. KATKI İSTİYOR..AV.RAHMİ OFLUOĞLU

Cuneyt dedi ki...

Antep Ağır ceza mahkemesi, Yargıtayın bozma istemini, 9 eylül gününe erteledi, Duruşma veya karar hangisiyse 9 Eylülde görüşülecek..

Adsız dedi ki...

sn cüneyt

şayet bu bilgi kesin ise CGK ya taşınabilmesi konusunda gerekeni elimizden geldiği kadar yapmak için çaba göstermeliyiz...

UNUTMAYALIM...

eğer bu konu hakkında direnme olmazsa en fazla ümit ettiğimiz Yargıtay ümidimiz tamamen elimizden gidecek ve tutunacağımız müsbet tek konu yok olacak...

Konunun TBMM boyutu ekim ayına kadar zaten gündem de olmayacak..Benim şahsi kanaatim CGK ya taşınırsa konu ordan lehimize bi karar çıkma olasılığı çok yüksek..Bunu atlamamalı ve netice almak için fikir üretmeliyiz...

my way

Cuneyt dedi ki...

Bu kesin bilgidir,
Orhan Güven Şırnak Cezaevinde olduğu için davaya katılamıyor, Orhan Güven'in kardeşinden aldığımız bilgi bu..

Adsız dedi ki...

Hadi arkadaşlar.Bırakalım boş konuşmalarıda bu işle ilgilenen sayın RAHMİOĞLU ndan bi hesap numarası isteyip iemkanımızca maddi katkıda bulunalım.Fikirlerine şahsen ben güveniyorum.Eylem fedakarlık gerektirir

Adsız dedi ki...

Hesap numarası işi değil yargdaki takip.Gaziantep Ağır ceza'daki davayı takip ie iş bitmiyor.Sürekli bir organizayon olmalı. Ben dava alan,dava arayan bir avukat değilim.Yanlış anlaşılma olmasın. Bu işe gönül koyalar kaç kişi ise bir araya gelir konuşular plan program yaparlar.BENİM YAPACAĞIM İŞLER İÇİN BİR ÜCRET TALEBİM YOK.ZATEN YAPIYORUM.BEN DAHA ÇOK GENİŞ KAPSAMLI BİR ÇALIŞMADAN SÖZ EDİYORUM. GAZİANTEP SANIĞININ YAKINLARI İLE
KONUŞTUM. BEN DE BAZI ŞÜPHELER UYANDI. BU DAVA VE KARAR BOZMA BİR BAKANLIK MANİPİLASYON MU DİYE DÜŞÜNDÜM. KARDEŞLERİ İLE BEN DE KONUŞTUM VE BU KONUŞMALAR BEN DE ŞÜPHE YARATTI. BÜTÜN BUNLAR İNTERNETTE ÇÖZÜLECEK SORUNLAR DEĞİL.HER ŞEYE RAĞMEN BU SANIKTAN VEKALET ALINIR,DOSYA İNCELENİR DURUŞMAYA GİRİLİR.AYICA BU DAVA İLE İLGİLİ ÖZEL GİRİŞİMLERLE DAVANI HİKAYESİ ÖĞRENİLİR.BU DAVAYA AV.GÖNÜL MATUR VEYA ÖNERECEĞİ KİŞİ VEYA BENİM ÖNERCEĞİM BİR AVUKAT AMA BEN İSTERİM Kİ HER KİM İSE BENİMLE KOORDİNELİ ÇALIŞACAK.BEN PARA DEĞİL BENİMLE BİRLİKTE ÇALIŞACAK AVUKATTAN BAHSEDİYORUM. BU BENİM ÖNERECEĞİM BİRİSİ DE OLUR SİZİN YA DA BİR BAŞKASININ DA..BEN BU AVUKATA VERİLECEK ÜCRETE DE KATKI YAPARIM DEDİM.AV.RAHMİ OFLUOĞLU

Adsız dedi ki...

Sayın Rahmioğlu bu yol Meşakatli ve masraflı bir yol hepimiz farkındayız aslında ama kolayına kaçmak tabiatımızda var.Birileri uğraşsın bizde nemalanalım fikri işlemiş içimize.Yürekli olduğunuz kadar yürekli olmamız gerek.Ben istiyorumki bir fon oluşturulsun ve sizin kontrolünüzde olsun.Yapılacak eylemlerin ve çalışmaların tüm masrafları hatta.. yakınları hapiste olupta maddi sıkıntı içinde olan ailelere yardım masraflarıda bu fondan karşılansın.
Saygılar...
Erkan

Adsız dedi ki...

ARKADAŞLAR MECLİS AÇILINA KADAR YAPACAK TEK İŞ VAR
HEP BERABER ANTEP DAVASINA SAHİP ÇIKIYORUZ..
BU DAVA BİZİM İÇİN ÖOK ÖNEMLİ
DAVANIN DİRENME İLE SONUÇLANMASI HALİNDE DAVA YARGITAY CEZA GENEL KURULUNDA GÖRÜŞÜLÜR.
DAVANIN DİĞER ÖNEMİ İSE ADALET BAKANLIĞI TARAFINDAN SEÇİLEN DOSYA OLDUĞU İÇİN CGK YA GELMESİ DAHA KISA SÜREDE OLUR..
DAVAYA MUTLAKA VE MUTLAKA KATILMAMIZ SAHİP ÇIKMAMIZ GEREK
GEREK MADDİ ANLAMDA GEREK MANEVİ ANLAMDA BEN ÜZERİME DÜSEN HERSEYE HAZIRIM LÜTFEN SİZDE DESTEK OLUN
HATTA DURUŞMA GÜNÜ ANTEPTE BİR BASIN AÇIKLAMASI DÜZENLENİP MEDYANIN İLGİSİ CEKİLEBİLRİ. DAHA DİKKAT CEKER

GÖKHAN USTA

Adsız dedi ki...

değerli arkadaşlar

sn ofluoğlu çok doğru söylüyor..bu antep dosyası sakarya kararlarını düşünürsek özel seçilmiş ve CGK ya çıkmadan kapatılmaya çalışılacak gibi görünüyor...dosyayı takip etmeye ne bir avukat var nede caza alan şahısın cezaevinde olduğundan takip etmeye gücü...

bu dosyaya odaklanmak sn gökhan usta nın da dedği gibi birinci öncelik olmalı...aramızda antepten kişi varmı bilmiyorum fakat varsa cezaevindeki kişinin yakınları ilede irtibat kurarak daha detaylı bilgi sahibi olunabilir...

SONUÇ:BU DOSYAYA SAHİP ÇIKMALI VE CGK YA ÇIKMASI İÇİN GEREKENLERİ YAPMAYA ÇALIŞMALIYIZ YOKSA ÇOK GEÇ OLACAK..BU BÖYLE BİLİNE...

MY WAY

Adsız dedi ki...

Bu arada Rahmi bey özür dilerim soyadınızı yanlış yazdım.Düzeltiyorum.Halbuki ben ofluyum dilime daha yatkın ama karıştı işte.Tekrar özür.
Erkan

Adsız dedi ki...

Gökhan teşekkür.Senin gibi düşünenlerin sayısı nekadar çoğalırsa sorunun çözümüde o derece kolaylaşır.
Erkan

Adsız dedi ki...

ARKADAŞLAR G.ANTEPTEKİ KARAR BİZİM İÇİN ÖNEMLİ.6 EYLÜL DE GÖRÜŞÜLECEK BİR DAVA.G.ANTEP DE GÖRÜLÜCEK OLAN BU MAHKEMENİN TELEFONU YADA İLETİŞİM BİLGİLERİ VARSA BİR ŞEKİLDE ARAYALIM BASKI KURALIM..İLGİLİ ARKADAŞLAR LÜTFEN TELEFONU BULSUNLAR.

jenardi

Adsız dedi ki...

ARKADASLAR BİRAZ ÖNCE ORHAN GÜVENİN YATTIGI CİZRE CEZAEVİNİ ARADIM
ORHAN GÜVEN TAHLİYE OLMUŞ
BU BİZİM İÇİN İYİ HABER
ŞİMİ ORHAN GÜVENİN KARDEŞLERİNE ULAŞIP KENDİSİYLE GÖRÜSMEMİZ GEREKİYOR
BENDE TELEFONLARI VARDI ANCAK SU AN BULAMIYORUM
YILMAZ GÜVENİN TELEFONU OLAN VARSA LÜTFEN ACİLEN SİTEYE ATSIN

GÖKHAN USTA

Adsız dedi ki...

değerli arkadaşlar


işte yapmamız gereken bu gökhan bu tahliye haberini de öğranip nedenini ve bu davayı çok sıkı takip etmemiz gerekiyor...HAREKETLENMELİ TARTIŞMALI VE SONUCA ULAŞMALIYIZ..

BİRAZ DAHA SABIR VE ÇABA...

my way

Adsız dedi ki...

Orhan Güven Yafes Mahallesi Cizre, Şırnak 0486 6170798. 0486 6162695. 0486 6171436

Erkan dedi ki...

İnşallah parayı ödeyip tahliye olmamıştır.

Adsız dedi ki...

değerli arkadaşlar

tahliye olma sebebi 1000 tl idi çek bedeli aslında adli para cezası TCK da beher günü 20 ila yüz lira arasında çarpılarak bulunan miktar diyor ama,bunu bizde kıyas yaparak gün hesabına döndürürsek....

1000 i 100 e bölmemiz gerekecek bu da 10 güne denk gelir...çek kullananlar işadamı olduğu için beher gün 100 lira hesaplanıyor..

sonuçta 10 gün hapis yatmış cezasını tamamlayıp çıkmış olması en büyük ihtimal...gökhan şahısa ulaşmaya çalışacak ulaşabilirsek tahliye sebebi ne olursa olsun bi avukata vekaletini verdirerek mahkemenin direnmesini sağlamaya çalışmalıyız...malum adam zaten cezayı yattığına göre bu konuyla uğraşmayabilir...

my way

Erkan dedi ki...

Buda böylece tükendi...Sonunda açlık grevine başlayacam kızılayın orta yerinde.Ne memleket yaa..

Adsız dedi ki...

sn erkan

bu ümit tükenmedi o dava görülecek ve biz onu takip etmeliyiz adamın cezasını çekmesi davanın düşme manasına gelmez...kısaca takip etmeye devam edeceğiz ..belki başka dosyasıda vardı ondan hapisteydi ayrıntıyı bilmiyoruz sonuçta...

my way

Erkan dedi ki...

Can sıkıntısı ümitsizliğe dönüyo işte.

Adsız dedi ki...

arkadaşlar dava peşine düşmek mahkemelerde uğraşmak bize sonuç getirmez getirseydi zaten gelirdi mail fax bularda bir sonuç getirmez at atabildiğin kadar mail sonra yaz yazabildiğin kadar buraya yazı hepsi boşşşşş... af çıktı çıkaçak çıkmadı sonra çıkaçak nisanda haziranda ağustos 20 oda olmadı şimdi ekim diye avunanlar avunsun ekimdede çıkmayacak ben bunu dafalarca yazdım ama insanlar inanmıyor ama sonuçta işt belli..ben derimki avukat tutalım bir heyet oluşturalım bizi temsil eden bir yetkili olsun sonra o yetkili bire bir bakanlarla millet vekilleriyle görüşsün derdimizi anlatsın yoksa bu işin sonu vahim benden söylemesi ben 3 ay çnçe hapse girdim o zamandan bu zamana bişe değişmemiş ben çezamı ödedim çıktım ama ilerde ne olur ne olmaz kendimi düşünmüyorum nasıl olsa kurtuldum ve tiçarete yapmayacam ama şu gercek içerisi berbat bir yer düşmeyen bilmez içerdeki umutla bekliyor burda ha bire yorum yapılıyor yazık vallahi yazık benim önerim av tutulsun ve bu av bu davanın başkanı olsun o yönetsin yoksa af yok kafanıza iyce sokun affff yokkk

Erkan dedi ki...

Anlayın artık bu iş paraya bakar.Ofluoğlunu vekil tayin edelim. Güçlü bir fon yaratıp emrine sunalım.Ben samimiyetine inanıyorum.Gerekirse gazetelere boy ilanlar verip herkeze çağrı yapılması gerek.Bu konuyla ilgili sıkıntı çeken herkeze ulaşmak lazım.İnterneti bilende var bilmeyende.Eminimki tüm çek mağdurlarına ulaşabilsek 15-20 bin kişi toplanabilir.Burayı takip edenlerin sayısı çok az. Hiç birşey yapamazsak Bu siteyi reklam edip katılımı artırmalıyız.Açık söylüyorum hala ayaktayım Her türlü katkıya hazırım.Lütfen arkadaşlar hepimiz aynı gemideyiz ve gemi su alıyor.Bir liman bulamazsak batacağız.Para gerek.Kimse bu hususa değinmeyip birbirini suçluyor.Neler kaybetymedik varsın üç yüz beşyüz bin imiz daha kaybolsun.Özgürlük kaybolduğunda bu cümleleri daha iyi anlayacaksınız.Tek başıma hiç birşey yapamam sayın ofluoğluda yapamaz sayın işcanda.Fedakarlık lazım samimiyet lazım.Sanal dertleşmeyle hiçbir şey olmaz.Bunun farkına varsın herkez.Buradan sayın OFLUOĞLU na da sesleniyorum DAHA CESUR DAVRANMALISIN BU İŞLERE KOŞTURMAK İÇİN PARANIN ŞART OLDUĞUNU SÖYLEMELİSİN.YÜREK YETMİYOR SENDE PARA BASMIYORSUN.DESTEK ŞART SAYGI ŞART GÜVEN ŞART.Sonucu çokta mühim değil.Elinden geleni herkez yaptı deriz ama olmadı deriz.Sayın OFLUOĞLU Lütfen sadece bi hesap numarası.Gerekenleri siz yapacaksınız biliyorum.YA OLMAZSA DİYE SAKIN TEDİRGİN OLMAYIN.ÇABANIZ YETER.Tüm çek mağdurlarını seviyorum ve OFLUOĞLUNA baskıya davet ediyorum.EMİNİMKİ BU SİTEYE HER YAZILAN KELİMEYİ OKUYOR VE YAPILMASI GEREKENLERİ YEMEK YERKEN BİLE DÜŞÜNÜYOR.
erkanakyuzce@hotmail.com
05322682137
Selamlar herkeze.

Erkan dedi ki...

Bir konuyu atladım bu oluşturacağımız fondan Babası kocası evladı kardeşi hapiste olupta ciddi manada geçim sıkıntısı çeken ailelere de destek olalım.Yani dernek gibi çalışsın.Ama bakın burada yazılanları tüm mağdurlara ulaştırmamız gerek.Grekiyosa televizyonda kısacık sitenin reklamını yapmamız gerek.Gazetelere ilan vermemiz gerek.Ki katılım hat safaya ulaşsın.
erkanakyuzce@hotmail.com
05322682137

Adsız dedi ki...

kalabalık olursak, hiç kimse bizi yok sayamaz, Sadullah Ergin, Babacan bizleri yok sayamaz kriz had safhada zaten, nereye kadar sürdüreceklerki bunu

Cuneyt dedi ki...

Erkan
msn ye ekledim adresini

Adsız dedi ki...

GAZİANTEP SANIĞININ 1000 LİRADAN ZATEN BERAAT KARARI VAR.HAPİSTE BU DOSYADAN YATMIYORDU.BAŞKA DOSYALARI VARDI.BU BİLGİ KARDEŞLERİNDEN.BİZ SADECE GAZİANTEP İLE DEĞİL BERAAT KARARI VEREN BÜTÜN DOSYALARI TAKİPE ALMALIYIZ. BİZ AVUKATLAR VEKALET OLMADAN DA DOYALARI İNCELEYEBİLİRİZ. KALDIKİ BU DOSYALARIN SANIK VE AVUKATLARI İLE İLŞKİ KURARIZ. YARGIDA YAPILACAK ÇOK İŞ VAR ÇOOOOK.YETERKİ KAÇ KİŞİ İSEK ÖNCÜ BİR ARAYA GELELİM VE KARAR VERELİM, 5 KİŞİ, 10 KİŞİ NE KADAR İSEK..BU İŞ YALNIZLARIN İŞİ DEĞİL,KAHRAMANLARIN İŞİ DEĞİL..KİM VARSA MADDİ MANEVİ OLARAK DESTEK VERECEK rahmi68@hotmail.com haberleşelim.Sakıncası olanlar sakıncasız kanal bulsunlar haberleşmek için.yapılacak çok iş var..av.rahmi ofluoğlu

Adsız dedi ki...

erkan bey ve rahmi bey sizleri msn e ekledim,ben varım......
ayrıca avukat değilim ama.gaziantep davası henüz sonuçlanmadı ise, suçluluk henüz kesinleşmemiş demek değil mi?
kerim

Adsız dedi ki...

Anlaşıldığı kadarıyla şu ana kadar yargıtay 10.daire tarafından bozulan tek karar Gaziantep Ağır ceza mahkemesi kararı...Daha başka karar var mı bilgisini henüz almadık...Uzun zamandır yapmamız gereken zaten bu kararları araştırmak olmalıydı,fakat bazı önemli konuları atlıyoruz...Ve en önemli konu boşluk vardediğimiz konunun CGK da görüşülmesi birçok bu konuyla ilgili kişi CGK da çıkacak kararın lehimize olma ihtimalinin çok yüksek olduğu kanısında...

Hal böyle olunca Cüneyt in aldğı bilgiye dayanarak 09 eylül 2009 tarihinde şayet mahkeme bu dosyayı görüşecekse önceliği o davaya vermeliyiz...Bu konuyu Sayın OFLUOĞLU nun takip etmesi bence de en doğru karar olur...

SONUÇTA HERGÜN ÇOK DEĞERLİ VE ADLİ TATİLİN BİTMESİNE ÇOK AZ ZAMAN KALDI...BU BOŞA GEÇEN GÜNLERE YAZIK OLUYOR...DURAKSAYAN MÜCADELE SONUCA ULAŞMAZ BUNU ANLAMALIYIZ...

MY WAY

Adsız dedi ki...

Dostlar, Arkadaşlar..

İşte yapmamız gereken bu,
İnanmak ve inananların da birbirini fark etmesi ve DESTEK vermesi..

Hazırız, hepimiz hazırız..
Sadece yapılması gerekenler sıralansın yeter..

- BİİİRRRRR!..
denilsin, devamı gelir, gelecek..

Sevgiyle, inançla ADALET mücadelemiz yerine muhakkak ulaşacak..

Haksızlığa uğramışlığımızın gerginliğini üzerimizden atalım, gereksiz polemik ve münazaraları bir yana bırakalım başlangıçtaki birlikteliği yeniden koyalım ortaya..

Zira; hiç birimiz bir diğerimizden farklı bir durumda değiliz ve farklı bir şey istemiyoruz..

Hepimiz, katiyetle cahilane bir zulüm olan, onursuz bir cezaya muhatap durumdayız ve hepimiz bu zilletten kurtulmak istiyoruz..

Başta Sayın Burhan İŞCAN bey arkadaşımız, ağabeyimiz, dostumuz olmak üzere hiçbirimizin bu haysiyet mücadelesi dışında bir amacı olamaz..


POLEMİK KÖTÜ BİR ŞEY DEĞİLDİR, EĞER;..
MÜNAZARA KÖTÜ BİR ŞEY DEĞİLDİR, EĞER;..
EVET EĞER, NİYETİMİZ ÜZÜM YEMEKSE, AMACIMIZ BİR HAKSIZLIĞA SON VERMEK İSE BUNUN NASIL YAPILMASI GEREKTİĞİ YÖNÜNDE YAPILAN POLEMİKLER VE MÜNAZARALARDAN YARARLANDIK TA SAYILIR..
AMA BU SAATTEN SONRA BUNLARA DEVAM EDİLMESİ HEM KÖTÜ NİYETE DELALET EDECEKTİR VE HEM DE YARAR DEĞİL ZARAR GETİRECEKTİR..

Bu itibarla; benim görüşüm ve talebim şudur;

YÜREKTEN SESLENİYORUM.. BİRBİRİMİZİ SAKIN KIRMAYALIM, İNCİTMEYELİM, DIŞLAMAYALIM, AKSİNE SEVGİYLE SAYGIYLA BİR BİRİMİZE DEĞER KATALIM.. GÜÇ KATALIM..

Yaptığımız bir hukuk mücadelesidir ve yol haritamızın bir hukukçu tarafından çizilmesi gerekmektedir..

Sayın Av. Rahmi OFLUOĞLU sıfatını kendi tayin edeceği şekil ve yöntemle yol haritasını tayin ve tanzim edecek işlemleri hemen başlatmalıdır..

Kurumsal bir çatı ve kimlik altında kimlerin HANGİ KULVARDA görev (fedakarlık) alacağı belirlenir ve inanıyorum ki bu güne kadar bu mücadeleye kazanım sağlayan arkadaşlarımız bu şekilde çok daha yarar sağlayacaklardır..

Tabiatıyla bu mücadele bir hukuk mücadelesi olduğu kadar siyasi bir mücadeledir de aynı zamanda..

Çünkü tam da bu hukuksuzluğun (başka sonuç veremezdi zaten) ortaya çıkardığı hukuki ve yasal bir boşluğun, kaosun tartışıldığı ve yeniden bir yasanın hazırlanması arefesindeyiz..

Bu da siyasete baskı yapmamızı ve dolayısıyla medya veya diğer unsurlarla sesimizi duyurmayı gerektiriyor..

İşte bunları hep beraber yapacağımız bir BİRLİKTELİK her birimiz için FARZ (farz-ı ayn)
haline gelmiştir.. Kimse bir başkası yapıyor bu vebal benden düşer diyemez..

Haydi hep birlikte olmaya..

Murat YALÇIN

Adsız dedi ki...

Zaten bizlerden birinin bu hareketin kurucusu ve kurumsal temsilcisi olması ne bileyim kötü niyetli bir alacaklı tarafından provoke edilebilir diye düşünüyorum..

Sayın Av. Rahmi OFLUOĞLU sıfatını kendi tayin edeceği şekil ve yöntemle yol haritasını tayin ve tanzim edecek işlemleri hemen başlatmalıdır..

Saygı duyarın kendileri olmayacak ise, yine Sayın Av. Rahmi OFLUOĞLU beyin tayin edeceği ve nezaret edeceği genç bir avukat bu hareketin başkanı olarak devam edebilir..

Erkan dedi ki...

Apkadaşlar öncelikle bu siteyi takip eden ankarada yasayan ve gercekten bu konuda biseyler yapmak isteyenler irtibat kurup yüz yüze bır goruselım.erkanakyuzce@hotmail.com 05322682137

Adsız dedi ki...

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12329103.asp?gid=229

çekle ilgili haber..

my way

Adsız dedi ki...

MERHABALAR BEN BU İLETİMİ SİZE HATAYIN İSKENDERUN İLÇESİNDEN YAZMAKTAYIM. BEN 2005 YILI AĞUSTOS AYINDA EVLİLİK YAPTIM VE KISA ZAMANDAN SONRA EŞİMLE GEÇİMSİZLİK BAŞLADI ARAMIZDA.EŞİM MAHKEMEYE BOŞANMA DAVASINDA BULUNDU BULUNMASINA RAĞMEN MAHKEMEDE BOŞANMAMIZIN REDDİNE KARAR VERİLDİ.EŞİM BU MAHKEMEYİ 2005 EKİM AYINDA AÇMIŞTI BEN DE BU TARİHTEN BUGÜNE KADAR AİLEMLE BERABER KALMAKTAYIM.AİLEMİN GEÇİM DURUMU RAHMETLİ BABAMDAN KALAN EMEKLİ MAAŞINDAN KALMA MAAŞLA GEÇİNİYOR AYRICA EVİMİZDE KİRA OLDUĞUNDAN DOLAYI SOR GEÇİNİYORUZ.MAHKEMENİN BANA BAĞLAMIŞ OLDUĞU TEDBİR NAFAKASINI EŞİM ÖDEMEDİ VE BU TARİHE KADARDA ÖDEMEMİŞ BULUNMAKTA.HALEN ŞU TARİHE KADAR RESMEN EVLİ OLMAMIZA RAĞMEN BANA NE MADDİ NEDE MANEVİ YARDIMI DOKUNMAMIŞTIR.ÇEYİZİMDE GÖTÜRDÜĞÜM EŞYALARIMI VERMEMEKTE EŞYALARIMI İSTEDİĞİM ZAMAN BEN SANA AVUKATIM TARAFINDAN PROTOKOL GÖNDERİRİM PROTOKOLE BEN EŞİMDEN BİRŞEY TALEP ETMİYORUM BEN NAFAKA TALEP ETMİYORUM BOŞANMAYI KABUL EDİYORUM DERSEN SANA EŞYALARINI GÖNDERİRİM DİYE BANA ŞART KOYUYOR.BEN DE BUNLARI KABUL ETMEYORUM BENİM MADDİ DURUMUMUN VE GELİRİM OLMADIĞI İÇİN SİZ YÜCE MAHKEMEMİZ TARAFINDAN HAKKIMA DÜŞEN HAKLARIMI İSTİYORUM.AYRICA ŞU DURUMDA EŞİMLE NİKAHLI OLMAMIZA RAĞMEN EŞİM BAŞKA BİRİYLE EVLİLİK YAPMIŞ EVLENDİĞİDE DOĞRUDUR.AYRICA BANA ŞU DURMDA BENİM İNTERNETİMDE FACE BOOK ADRESİME YENİ EVLENDİĞİ EŞİ TARAFINDAN BANA İLETİ GÖNDEREREK EVET BİZ EVLENDİK BİZİM ÇOCUĞUMUZ OLACAK BENİM EŞİM SENLE NİKAHLI OLMASINA RAĞMEN SENİ OYNATIYOR BİRAZ GURURLU VE HASİYETLİ OL DİYEREKTEN BANA RENCİDE EDECEK İLETİLERDE BULUNUYORLAR VE BENDE BUNLARI SİLMEDİM KAYIT ALTINA ALDIM.İNANINKİ ŞU DURUMDA BEN HEM MADDİYAT OLARAK ÇOK KÖTÜ DURUMDAYIM HEMDE PİSKOLJİKMEN ÇÖKMÜŞ DURUMDAYIM.BUNLAR BEN 25 GÜNLÜK EVLİ İKEN EŞİM VE AİLESİ TARAFINDAN OYUN OYNANARAK GETİRLİP AİLEMİN YANINA BIRAKILDIM VE ONURUMLA ŞEREFİMLE GURURUMLA OYNADILAR.BENİM YÜCE MAHKEMEMİZDEN VE SİZ BÜYÜKLERİMDEN RİCAM BANA YAPILAN BU HAKSIZLIKLARIN KARŞISINDA DURULARAK GEREKEN CEZANIN VERİLMESİNİ İSTİYORUM.BEN BUNLARI ŞU DURMDA SUÇ ÜSTÜ NASIL BASTIRABİLİRİM BUNLARDAN KANUNEN HAKLARIMA NASIL ALABİLİRİM LÜTFEN BANA YARDIMCI OLUN BU KONUDA ÇARESİZİM MAĞDURUM BU KONUDA BANA YARDIMCI OLUR İSENİZ SİZLERE MİNNETDAR OLURUM.AYRICA EŞİM VE EŞİ EŞİMİN AİLESİYLE BERABER AYNI ADRESTE İKAMET ETMEKTELER.SİZ YÜCE MAHKEMEMİZE TŞK EDİYORUM SAYGILARIMI SUNUYORUM.

Adsız dedi ki...

sayın 1.47..anladıgım kadarıyla durumunuz baya zor.ancak sıze verebılecegımız bır tavsıye yok.neden dersenız,bızım eslerın eslerı vs.yok.anlayacagınız bızım konular sızden cok farklı.burda cekler ve cezaevlerındekı ınsanlar sozkonusu.bırda kacak durumda olupta gecım derdıne dusmus ınsanlarla ılgılenıyoruz.dıyecegım burdan sızın konuda bır paylasım olamaz.allah yardımcınız olsun.hakkınızı arayın.allah buyuk.

Adsız dedi ki...

Arkadaşlar,

Adalet Bakanının yazılı bir önergeye verdiği cevabın teknik olarak (yasama tekniği) hiç bir bağlayıcılığı söz konusu değil.. Rutin bir şey..

Yani yarın yasada karşılıksız çek keşide edenlere tatil çıksa ne bakan ne de bakmayan ben yazılı cevap vermiştim şimdi nereden çıktı bütün bular diyemez..

MECLİS İÇTÜZÜĞÜ M.99:
...Yazılı sorular, Başbakanlığa veya ait olduğu bakanlığa gönderildiği tarihten itibaren en geç onbeş gün içinde cevaplandırılır....

Yazılı Sorunun Tarihi; 26.05.2009

Ve Bakan siz olsanız 10 Haziran'a kadar ne cevap verirsiniz.. Hadi ek sürelerle Haziran sonuna kadar..
a. Hiç cevap vermezdim..
b. Bu sorunun cevabını ben bilmiyorum Başbakan biliyor, hem ortalık karışık derdim..
c. Ya ben size bir şey söyleyeyim mi henüz yasa görüşülüyor ama ben ne diyorsam o.. şöyle olacak, böyle olacak ve benim dediğimin dışında da hiç bir şey olmayacak.. Yani; herhangi bir görüşme tartışma olmayacak.. Siz yazılı sormasanız açıklamayacaktım ama neyse..
d. Ya müsteşar, kim verecekse mevcut duruma göre rutin bir cevap yazın gitsin.. Uğraştırmayın beni, oturup şimdi cevap yazmaya vaktim mi var benim? Nedir ya bu sonucu, bağlayıcılığı olmayan rutin sorular, rutin cevaplar.. Millet, iş yapıyorlar desin.. Hadi somut veriler neyse de.. Yani yarın mecliste ne çıkar şimdi bakan olarak sanki ben yazılı bir cevap verdim olay bitmiştir mi diyeceğim Allah aşkına??
Bakan olmakta zor..

Neyse ben vatandaş olarak yoğun, etraflı ve gizli tartışmaların söz konusu olduğu böylesi bir yasa değişikliği öncesi konuya verilen rutin bir cevabın, ne anlamının ne de haber değerinin olmadığını biliyorum..

Murat YALÇIN

Adsız dedi ki...

BİRRRRR!………………………………………………………..
NE YAPMALI, NEREDEN BAŞLAMALI?
Bu mücadeleyi ciddiye alanlar ve durumu ciddi olanlar veya temsilcileri ile İstanbul’da bir toplantı.
TOPLANTI GÜNDEMİ
1-Davaları takip edecek ve maaşla çalışacak bir avukat bulmak
İstanbul Barosu’nun sayfasına bir avukatın vereceği ilanla adaylar bulunur.Av.Rahmi Ofluoğlu
Böyle bir avukatın maaşı 1500 ile 2000 arasındadır. Ben bir kısmını karşılarım. Bu avukata Sakarya’ya git dediğinizde, örnek olarak, masrafını karşılamalıyız.6 ay için sözleşme yapılır.
Bu işe koşturacak genç bir avukat gerekli, işlerinin arasında bu işi takip etmesi olmaz.
Duruşmalara ben çıkarım. Ben bir ücret talep etmiyorum aksine katkı sağlarım.
2-Yol haritası tartışılıp karara bağlanır.
3-Dernek kurucuları seçilir.

Adsız dedi ki...

Av.Rahmi Ofluoğlu yazının ortasına kaymış sonu yerine..

Adsız dedi ki...

YOL HARİTASINA İLİŞKİN GÖRÜŞLER
Ankara’da kalabalıklar toplama fikri bu saatten sonra geçerli bir yöntem değildir. Ankara’da bin kişi toplayın ben bu işi çözerim diyen başlangıçta benim; “demir tavında dövülür” bugün iş öyle 1000 kişi işi değil. Hükümet bu kanunu çıkarmakta kararlıdır. Meclis eylemi yapılır, şeklini tartışmalıyız ama blog’larda değil.
BAKIN BİZ TORBA KANUNDA 3167 SAYILI YASADA VADE İLE İLGİLİ DEĞİŞİŞİKLİK YAPILMASINI GÜÇLÜ BİR BASKI OLUŞTURARAK SAĞLADIK.
BU KONUYU İLK BEN, İNTERNETTE DİLE GETİRDİM VE BLOG’DA YAZDIM. KANITI BLOGDA HALA DURAN YAZILARIMDIR. DEDİM Kİ 3167 SAYILI YASAYA TEK BİR CÜMLE EKLEYEREK ÇEKLERİN ERKEN İBRAZINI ENGELLEYEBİLİRSİNİZ. DAYANAKLARI İLE BİRLİKTE YAZILAR YAZDIM.
İstanbul Ticaret Odasında yönetici düzeyde olanlarla ilişki kurdum. Baktım onlarda bir şeyler düşünüyorlar. Yazılarımı göndermeyi teklif ettim, kabalık olmasın diye, lütfen dediler, ama geriye dönüp teşekkür ettiler. Orada şartlar olgunlaşmıştı, Bankalar Birliği de evet dedi ve gerçekten tek bir cümle değişiklik ile 5838 sayılı torba kanunla istenen değişiklik yapıldı.
HEDEF SAPTIRMAK
BANKA VE FAKTÖRİNGLER KARŞILIKSIZ ÇEKE CEZADA ÖNEMLİ ETKENDİR AMA HEDEF BUNLARI GÖSTERMEK HEDEF SAPMASIDIR.
HEDEF SİYASİ İKTİDARDIR. HÜKÜMET VE MECLİS İRADESİ DIŞINDA HİÇ KİMSE BİR YASA ÇIKARAMAZ, YASA DEĞİŞTİREMEZ.
YARGI MÜCADLESİNİN İKİ ÖNEMLİ AYAĞI VARDIR.
Beraat kararlarının artmasına çalışmak, mevcut kararları takip ederek CGK na taşımak ve böylece 3167 sayılı yasanın yürürlükte olmadığını yüksek yargı kararına bağlamak.
YASA ÇIKARSA İPTALİ İÇİN ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURUYU SAĞLAMAK.
Bunun iki yolu var; Ana Muhalefet Partisi veya yeterli milletvekili sayısı ile diğer partiler, diğeri görülmekte olan davalarda Anayasaya aykırılık iddiasını mahkemenin ciddiye alması ve Anayasa Mahkemesine gitmesi.
MUHALEFET PARTİLERİ KONUSUNDA ŞÜPHELERİM VAR.
Kılıçdaroğlu ile yapılan toplantıda ben yokladım kendilerini ve tatmin edici cevap alamadım. Oktay Vural’da öyle. Bu partilerin merkez kadrolarını çok iyi tanıyorum.Çek sorununa bizim gibi bakmadıklarını, karşılıksız çeki mukayeseli hukuk açısından değerlendirmediklerini, konuyu Anayasa ve AİHS lerine göre değerlendirmediklerini çok iyi biliyorum, zaten 23 Haziran meclis ziyaretimizde bunu belli ettiler.Çek Mağdurları Blog’da yayınlanan Baykal ve Vural’ın açıklamalarını yeniden okuyunuz.
Ben İyimaya ile yapılan toplantıda kendilerini hukuk dili ile ciddi biçimde eleştirdim, o yüzden karşı atak yaptı ve ben daha fazla üzerine gitmeden konuyu bağladım. İyimaya Ak partinin yumuşak yüzü, gerçek yüzü değil.
HER İKİ PARTİNİN MERKEZ YÖNETİCİLERİNE YÖNELİK, ÖZELLİKLE HUKUKÇU KADROLARINA YÖNELİK ETKİN BİR ÇALIŞMA GEREKİYOR. AKSİ HALDE ANAYASA MAHKEMESİNE GİTMELERİ SAĞLANAMAZ.


Av.Rahmi Ofluoğlu

Adsız dedi ki...

Sayın Sadullah Ergin,
Neden yargının egemenliği altındasınız..
Çek yasasındaki bu son durum, cezalardan yana tavır takınmanız, bu keskin u dönüşü neden?
Yargıtaydanmı baskı gördünüz?
Bilmeyenlere söyliyeyim bu kanunun savunucusu yargıtaydır?

Yargıtay kaç kere anayasa mahkemesine, bazı kanunların anayasaya aykırı olduğu için başvurmuştur. sıfır...

Bunun üzerinde düşünmek lazım..

Sonuçta her yargılama faaliyeti yargılanmayı tarihe hesap vermeyi de gerektirir...

Eski Adana savcısı Sacit Kayasunun AİHM den aldığı karara ragmen bu uygulanmıyor demekki bu çözümsüzlüğün içinde hükümet değil yargı var.

Hukukta farklı yöntemler vardır..
Bunlardan biri de özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini etkin ve adil biçimde iç hukuka tatbik etmek vardır...
Yargıtay ne yazıkki bu konuda sınıfta kalmıştır...
Öyle olmasaydı devletin çağdışı uygulamasına karşı Avrupa İnsan Hakları sözleşmesini doğru düzgün yorumlayan birileri çıkardı..
Bu çözümsüzlüğün yaratıcısı, savunucusu yargıdır.

Adsız dedi ki...

Hukukun üstünlüğünü sağlayan devlet, sosyal devlettir.
Sosyal devlet ilkesi, geleneksel hukuk devleti ilkesini tamamlar. Değinildiği gibi devletin temel niteliklerinden biri, sosyal hukuk devleti ilkesidir. Sosyal hukuk devleti, temel hak ve özgürlükleri en geniş ölçüde sağlayan ve güvence altına alan, toplumsal gerekleri ve toplum yararını gözeten, kişi ve toplum yararı arasında denge kuran, toplumsal dayanışmayı üst düzeyde gerçekleştiren, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak kollayan, milli gelirin adil bir biçimde dağıtılmasını sağlayan devlettir
Sosyal hayatı hukuk kuralları düzenler. Hukuk da gelişen sosyal hayata göre şekillenir. Yasaların ilk ve temel amacı, bireylerin mutlak haklarını korumak ve düzenlemektir. Çünkü insanların refah ve huzurunun temeli hukuktur.

Adsız dedi ki...

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Adalet Bakanlığı bürokratları ile birlikte yapımı devam eden Sincan Adalet Sarayı’nda incelemelerde bulundu. Sincan Adliyesi’nde Cumhuriyet Başsavcısı Erkan Boyacı’yı ziyaret eden Bakan Ergin, yapımı devam eden yeni Sincan Adalet Sarayı hakkında bilgi aldı. Cumhuriyet Başsavcısı Boyacı, Sincan’ın nüfusu hızla artan bir ilçe olduğunu ve Etimesgut ilçesinin de Sincan Adliyesi yargı sınırlarına dahil edilmesiyle yaklaşık 700 bin kişiye hizmet verdiklerini söyledi.

Adsız dedi ki...

Adalet Bakanı Sadullah Ergin de, Adalet Bakanlığı olarak yargı hizmetlerinin yürütüldüğü fizikî mekânların yenilenmesi çalışmalarının hızla sürdüğünü hatırlatarak, “Daha önce eski ve yetersiz binalarda, kiralanmış iş hanlarında adalet dağıtmaya çalışan mahkemeler, belirli bir program çerçevesinde inşa edilen görkemli adalet saraylarına taşınıyor.” dedi. Adalet Bakanlığı’nın temel amaçlarından birinin; yargının hizmet verdiği binaları, en az Avrupa’daki adalet sarayları kadar modern, çağın gereklerine uygun hale getirmek olduğunun altını çizen Ergin, “2003 yılından bugüne dek 110'un üzerinde adalet sarayı hizmete açıldı. İstanbul’daki binaların tamamlanmasıyla, yeni yapılan adalet saraylarının kapalı alanı 2 milyon metrekareyi geçecek. Böylece, Cumhuriyet tarihinde yapılan binaların kapalı alan olarak miktarı 4’e katlanmış olacak.” diye konuştu.

Adsız dedi ki...

Adalet Bakanı Ergin: Yargı reformu çalışmaları son aşamaya geldi

RİG toplantısının ardından bakanlar tarafından bir basın toplantısı düzenlenerek alınan kararlar hakkında bilgi verildi. Toplantıya ev sahipliği yapan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, RİG toplantısının ilk defa Ankara dışında yapıldığını, bundan sonraki toplantının da 5 Eylül 2009’da Trabzon'da gerçekleştirileceğini bildirdi. Toplantıda Avrupa Birliği’ne uyum süreciyle ilgili yapılan çalışmaları, ilerlemeleri değerlendirdiklerini ve bundan sonraki süreçte yapılması gereken çalışmaları belirlediklerini aktaran Ergin, son derece verimli bir çalışma yaptıklarını ifade etti.

Adalet Bakanı Ergin, Yargı Reformu Strateji Belgesi üzerinde yapılan çalışmalarda son noktaya gelindiğini ve bir sonraki Bakanlar Kurulu’nda bu konuyla ilgili sunum yapılmasının kararlaştırıldığını söyledi. RİG çalışmalarında önemli yer tutan Yolsuzlukla Mücadele Stratejisi Taslağı'nın da hazırlandığını, görüş için tüm bakanlıklara ve 10 ayrı sivil toplum örgütüne gönderildiğini vurgulayan Ergin, ''Bu kurumlarımızın cevaplarını vermeleri için kendilerine 24 Temmuz 2009 tarihine kadar süre verilmiştir. 24 Temmuzda cevaplar geldikten sonra Yolsuzlukla Mücadele Strateji Belgesine son şekli verilecektir'' diye konuştu

Adsız dedi ki...

Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in 7'nci Dönem Adli Yargı Hakim ve Savcı Adaylarının Ad Çekme Töreninde Yaptığı Konuşma
Saygıdeğer Yargıtay Başkanım, Danıştay Başkanım, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun değerli Başkan Vekili ve Üyesi arkadaşlarım, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcım, Türkiye Barolar Birliği'nin değerli Başkanı, Türkiye Noterler Birliği'nin değerli başkanı, yüksek yargı organlarımızın değerli mensupları, Adalet Bakanlığı'nın değerli temsilcileri, Adalet Akademisi Başkanı, saygıdeğer hakim ve savcı arkadaşlarımız, değerli misafirler,

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından mesleğe kabul edilen 7.dönem Adli Yargı Hakim ve Savcı adayı 195 erkek, 161 bayan olmak üzere 356 arkadaşımızın görev yerlerin belirlemek amacıyla düzenlenen kura çekim törenine hoş geldiniz.
Sevgili genç arkadaşlarım,

Zorlu bir adaylık ve sınav döneminin ardından bugün onurlu bir mesleğe adım atacaksınız.

Bugünün sizler için hayatınızın en önemli günlerinden biri olduğunu biliyorum. Heyecanlısınız; ben de heyecanınızı sizlerle paylaşıyorum. Sizlerin katılımı, inanıyorum ki, Adalet hizmetini sağlama görevini yerine getiren Hakim ve Cumhuriyet Savcılarımıza güç verecek. Sizlerle birlikte, sizleri büyük bir özveriyle yetiştiren ailelerinizi de tebrik ediyorum. Başarılı birer hukukçu olarak yetişmenize katkıları olan hocalarınıza, eğitimcilerinize, özellikle Adalet Akademisi'nin değerli başkanına ve mensuplarına şükranlarımı sunuyorum.

Adsız dedi ki...

Bir Adalet Bakanı olmanın ötesinde, bir hukukçu meslektaşınız, bir arkadaşınız olarak sizlerle bazı düşüncelerimi, izin verirseniz, paylaşmak istiyorum.

Bugün en saygın mesleklerin başında hakimlik ve savcılık mesleği geliyor. Hakimlik ve savcılık mesleği, adalet dağıtılması gibi çok önemli bir konuda devletin bir anlamda elidir; vicdanıdır. Mesleğiniz ortak bir memnuniyet sağlamanın zor olduğu bir meslek.

Bu şekilde iki taraf söz konusu olduğunda mutlaka taraflardan biri tam olarak bir memnuniyet duyarken, diğer taraf ise kendince bir hayal kırıklığı ve üzüntü içine girecektir. "Kimseyi üzmeyelim" deme lüksümüz yoktur. Sizler hakkın yerini bulması, haklının ortaya çıkması ve adaletin sağlanması için uğraş vereceksiniz. Elbette ki bir taraf sevinirken bir taraf üzülecektir. Önemli olan, genel olarak toplum vicdanını tatmin etmek, tatmin edebilmektir.
Devletin toplum ve bireylere hiçbir ayrım gözetmeksizin eşit ve adil bir biçimde yaklaşmasını sağlamak temel hukuk ve adalet anlayışımız olmalıdır.
Demokratik hukuk devletinde bağımsız ve tarafsız bir yargı devletin ve toplumun güvencesidir. Devlete olan güvenin temel kaynağını yargı oluşturur. Yargıya karşı güvensizlik duyulması, aynı zamanda devlete olan güven duygusunu da zaafa uğratacaktır.

Geciken adaletin devletin temel değerlerini yıpratacağı, halkın adalete karşı güven duygusunu zayıflatacağı kuşkusuzdur. Sağlıklı bir yargılama sisteminin oluşturulması, hızlı ve etkin bir adalet işleyişinin gerçekleştirilmesi, devlet ve toplum arasındaki bağları da güçlendirecektir.

Bu bağlamda yargının işlevselliğini sağlayacak olan üç önemli araç bulunmaktadır. Bunlardan ilki kaliteli yasal düzenlemelerin yapılması, ikincisi hakim-savcı ve yardımcı personelin kaliteli eğitimi ve özellikle meslek içi eğitimde sürekliliğin sağlanması, sonuncusu ise yargının kaliteli fiziki altyapı ihtiyaçlarının karşılanmasıdır.

Adalet hizmetlerinin modern toplumun gereklerine uygun hale getirilerek yaşamın kolaylaştırılması, toplumun enerji ve birikiminin kalkınma yolunda daha verimli bir biçimde kullanmasına olanak sağlayacaktır.

Devletimizin temel niteliklerinin başında gelen hukuk devleti ilkesinin çağdaş toplumlardaki anlamıyla ülkemizde de yerleştirilmesi yargı yetkisini millet adına kullanan mahkemelerimizin adil, kaliteli ve hızlı karar vermesine bağlıdır. Vatandaşlarımızın yargıya ve devlete var olan güvenlerini devam ettirmek, adil ve hızlı bir yargılama ile mümkün bulunmaktadır. Öte yandan temiz toplum düzenini gerçekleştirmek amacına yönelik olarak yapılacak mücadeleden sonuç alınabilmesi de, ancak yargı hizmetlerinin hızlı ve etkili bir şekilde yerine getirilmesine bağladır.

Adsız dedi ki...

Sevgili arkadaşlar,

Türkiyemizin Avrupa Birliği yolculuğu devam ediyor. Avrupa Birliği üyesi bir Türkiye'nin çok iyi yetişmiş hukukçulara, çok iyi yetişmiş hakim ve savcılara ihtiyacı var. Bu yüzden mesleki açıdan kendinizi en iyi şekilde yetiştirmelisiniz. Size önerim sadece yargısal içtihatları değil konu ile ilgili mesleki yayınları da takip etmeniz, bilgilerinizi sürekli güncel tutmanız, güncel olaylar ve davalar hakkında bilgi sahibi olmanızdır.

Genç arkadaşlarım,

Biraz sonra kura çekeceksiniz. Doğal olarak her birinizin kafasından farklı yerler, farklı bölgeler geçmiştir. Ama artık bu noktadan sonra tek düşünceniz adalet olmalıdır! Görev yapacağınız yerler konusunda hiçbir şekilde farklı düşüncelere kapılmamalısınız! Doğudan batıya, kuzeyden güneye her yer bizimdir; Türk toprağıdır, Türkiye’dir.

Adsız dedi ki...

Bu ülkeyi, bu Cumhuriyeti bize emanet edenlere şükran borcumuz var. Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk'e ve kahraman ecdadımıza şükran borcumuz var.

Bu borcu ancak onların kurduğu Cumhuriyet'i daha da yüceltmekle ödeyebiliriz. Cumhuriyet aynı zamanda hukukun üstünlüğünü esas alan bir yönetim biçimidir. Hukuk her zaman toplumun önünü açan bir rol üstlenmiştir. Hukukçular da toplumun saygıdeğer bir kesimi olarak toplumun aydınlanmasında rol üstlenmişlerdir.

Türkiye'nin yüz akı genç arkadaşlarım,

Sizler, her biriniz Cumhuriyetimizin 100. yılında mesleklerinizde olgunluk dönemlerinizi yaşıyor olacaksınız. O zaman dünya devi bir ülke olmanın gururunu millet olarak hep birlikte yaşamayı diliyorum.
Yolunuz, bahtınız açık, tuttuğunuz adalet olsun!

Hepinize saygılar sunuyorum.

Adsız dedi ki...

Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in Norveç’te Gerçekleştirilen 29. Avrupa Adalet Bakanları Konferansında Yaptığı Konuşma

Sayın Başkan,
Saygıdeğer Bakanlar ve Delegeler,
Bayanlar ve Baylar,

Öncelikle, geceyarısı güneşini görme şansını da yakalayabildiğimiz bu şirin şehirde, böylesine önemli bir konuyu ele olmak üzere, Avrupa Konseyi Üyesi Ülkelerin Adalet Bakanları ve temsilcilerini buluşturan bu geleneksel konferansa evsahipliği yaptığı için, Norveç Hükümetine ve bu faaliyetin organizasyonundaki değerli katkılarından ötürü, Avrupa Konseyi’ne, en samimi teşekkürlerimi sunarım.

Toplantımızın konusunu oluşturan aile içi şiddetin önlenmesi önemle üzerinde durulmayı gerektiren toplumlarımızın ortak bir sorunudur. Son 20 yıl içerisinde insanların özel yaşamlarında maruz kaldıkları şiddetin bir insan hakkı ihlali olduğunun kabulüne dair bilinç, tüm dünyada büyük ölçüde artmıştır. Bu gün bu uyanışı, farklı insan hakları sözleşmelerine ilişkin izleme komitelerinin uygulamaları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihat hukukundaki gelişmelerde de gözlemlemek mümkündür. Bu uyanışın bir sonucu olarak da bu gün hepimiz burada, son zamanlara kadar sessizliğe terkedilmiş, toplumların hayatlarında böylesine önem arzeden bir konuyu ele almak üzere toplanmış bulunuyoruz.

Araştırmalar gösteriyor ki; aile içi şiddet tipi, şekli ve eğilimi farklılık gösterse de tüm toplumlarda ortak bir sorundur.. Kapalı kapılar ardında, karşılıklı duygusal bağların ve sorumlulukların olduğu yakın ilişkide ortaya çıkan aile içi şiddetin etkisi görünürdeki fiziksel yaraların izinden çok daha derin olabilmektedir. Toplumun en temel taşının aile olduğu düşünülürse, bireyleri şiddete maruz kalan ailelerden oluşan bir toplumun sağlıklı nesiller yetiştirebileceğini söylemek mümkün olamayacaktır.

Adsız dedi ki...

Şiddeti; geleneğe, tarihe ya da kültüre bağlayarak meşrulaştıramayız. Aile içi şiddet Türkiye’de ancak 1980’lerden sonra toplumsal gündeme konu olmaya başlamıştır. O zamandan bu yana, ilgili birimlerin işbirliği ile aile içi şiddet konusunda bir dizi yasal düzenlemeler yapılmış ve devlet politikası olarak benimsenen kapsamlı çalışmalar başlatılmıştır. Bu bağlamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye aleyhine verdiği ve aile içi şiddet konusunda bir ilk teşkil etmeyen Opuz Kararı’na da değinmek istiyorum. Başvuranın yaşadıkları gerçekten üzücüdür. Kararda, davacı bayan Opuz ve annesine yönelik şiddet ve tehdit eylemlerinin 1995-2002 yılları arasında gerçekleştiği ve çeşitli adli soruşturmalara konu olduğu görülmektedir. Türkiye son zamanlarda bu tip olayların meydana gelmemesi için gerekli her tür yasal, idari ve uygulamaya dönük önlemleri almakta kararlıdır. Nitekim, olayların meydana geldiği döneme nazaran gerek yasal çerçevenin güçlendirilmesinde gerek uygulamada birçok gelişmeler kaydedilmiştir. Bununla birlikte açıktır ki kadına yönelik şiddet de dahil olmak üzere tüm aile içi şiddet olayları bu günden yarına çözümlenecek meseleler değildir. Bu savaş, sosyal yaşamın değişik katmanları düzeyinde pek çok mücadeleyi gerektirir uzun soluklu bir maratondur. Bu bağlamda, bütüncül bir yaklaşımla ve tüm sektörlerin işbirliği ile bu problemin aşılması mümkün olabilecektir.

Adsız dedi ki...

Bu kapsamda Türkiye’de son yıllarda gerçekleştirilen bir kaç çok önemli yasal reforma kısaca değinmek istiyorum. Bu yasal reformların en önemlilerinden biri “4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun”dur. Bu yasa ilk olarak 1998 yılında yürürlüğe girmiş ve daha sonra 2007 yılında eksiklikleri gözetilerek tekrar değiştirilmiştir. Bu yasa aile içi şiddete karşı aile bireylerinin korunması yönünden bir dönüm noktasıdır. Yasa ile, aile içi şiddet mağdurlarının korunması için aile mahkemesi hakimleri tarafından tedbirler alınabilmesine imkan sağlanmıştır. Bu yasaya göre şiddet uygulayan hakkında çeşitli cezai tedbirler uygulanabilmektedir. Örneğin; şiddet uygulayanın evi terk etmeye zorlanması, sahip olduğu silahlara el konması, geçici nafaka ödemek zorunda bırakılması, aile bireylerini iletişim vasıtalarıyla rahatsız etmesinin yasaklanması, tıbbi tedavi almaya zorlanması ve aile bireylerinin eşyalarına zarar vermesinin yasaklanması gibi ve benzeri tedbirlerin uygulanabilmesi bu yasa ile mümkün hale gelmiştir. Aynı zamanda bu yasanın doğru şekilde uygulanmasını sağlamak üzere bir yönetmelik ve genelge de yayınlanmıştır.

Adsız dedi ki...

2005 yılında yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu’nda yapılan reformlar da dikkate değerdir. Bu önemli değişiklikler şöyle sıralanabilir;

• Cinsel suçlar, topluma, aileye ya da kamu ahlakına karşı değil bireylere karşı suç olarak düzenlenmiştir.
• Cinsel suçlarda daha yüksek cezalar öngörülmüş, evlilik içi tecavüz suç sayılmış ve namus saiki ile suç işlenmesinin indirim sebebi sayılması önlenmiştir.
• Kaçırma ve ırza geçme suçlarında sanığın mağdur ile evlenmesi kaydı ile cezanın ortadan kalkmasını öngören hüküm kaldırılmıştır.

Bu temel yasal reformların yanı sıra Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 2005 tarihinde bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmuş ve “Töre ve Namus Cinayetleri ile Kadınlara ve Çocuklara Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi” konulu kapsamlı bir rapor yayımlamıştır. Bu raporun sonuçları çerçevesinde kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması için alınması gereken önlemler ve sorumlu olacak kuruluşların belirlendiği bir Başbakanlık Genelgesi yayımlanmıştır. Bu Genelge ile “Kadınlara Yönelik Şiddet İzleme Komitesi” kurulmuştur. Kamu kurumları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve medya için çeşitli görevler belirlenmiş ve aile içi şiddetle mücadele konusunda kapsamlı bir kampanyanın başlamasını sağlamıştır. Bu Genelge kapsamında aynı zamanda “2007-2010 Ulusal Eylem Planı” hazırlanmış ve halen uygulanmaktadır.

Diğer yandan söz konusu yasal reformlar yanı sıra sosyal duyarlılığı artırıcı kampanyalar ile bu yasal düzenlemeler desteklenmektedir. “Kadınlara Karşı Şiddete Son Kampanyası”, “Aile içi Şiddete Son Kampanyası” örneklerden bazılarıdır.

Aile içi şiddet konusunda kamuoyunda farkındalık ve duyarlılık oluşturmak için yukarıda değinilen faaliyetlerin yanı sıra, bu alanda hizmet sunan kamu personeline (kolluk kuvvetleri, yargı organları ve sağlık kuruluşlarında çalışan ve sosyal hizmet alanında görev yapan personel) yönelik hizmet içi eğitim programları yürütülmektedir. Bu çerçevede olmak üzere “Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesinde Polisin Rolü ve Uygulanacak Prosedürler Eğitimi Programı ”, “Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesinde Sağlık Personelinin Rolü ve Uygulanacak Prosedürler Eğitimi Programı ”, “Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesinde Yargı Mensuplarının Rolü Projesi” başlatılmıştır. Bu çabalar aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan Faaliyet Planı ile de desteklenmektedir.

Adsız dedi ki...

Sözlerimi bitirirken aile içi şiddetle mücadele alanında ulusal ve uluslararası düzeyde gerçekleştirilen tüm çabaları büyük bir memnuniyetle karşıladığımızı ifade etmek isterim. Aile içi şiddetin önlenmesine dönük ulusal ve uluslararası çabalarının başarıya ulaştığını görme umuduyla, toplantının faydalı ve başarılı geçmesini temenni ediyorum.

Son olarak, Avrupa Konseyi’ne resmen ilettiğimiz 30. Adalet Bakanları Konferansı’na evsahipliği yapma davetimizi huzurunuzda da yinelemek isterim. Bu vesileyle, hepinizi, kıtaların ve medeniyetlerin buluştuğu, Avrupa’nın 2010 kültür başkenti İstanbul’da görmeyi ve ağırlamayı ümit ediyorum.

Teşekkür ederim.

Adsız dedi ki...

Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in "Türkiye'de Model Cezaevi Uygulamalarının Yaygınlaştırılması ve Cezaevi Reformunun Desteklenmesi Projesi"nin Açılış Toplantısında Yaptığı Konuşma

Sayın Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Siyasi İşler, Basın ve Enformasyon Bölümü Başkanı,

Sayın Avrupa Konseyi Cezaevleri ve Polis Birimi Başkanı,

Sayın Merkezi Finans ve İhale Birimi Başkanı,

Saygıdeğer katılımcılar,

Değerli basın mensupları,

Öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bugün burada Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı ile Avrupa Konseyinin teknik işbirliğiyle yürütülecek bu önemli projeyi başlatmak için bulunuyoruz.

Bilindiği üzere, Avrupa Konseyinin kurucu üyelerinden olan ve Avrupa Birliği ile entegrasyon yolunda kararlı ve emin adımlarla yürümekte olan Türkiye Cumhuriyetinde büyük bir reform ve dönüşüm süreci yaşanmaktadır. Bu dönüşüm sürecinde ceza adalet sisteminde de bir dizi köklü değişiklikler yapılmış ve yasal düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Nitekim, ceza hukuku alanında gerçekleştirilen reform çalışmaları sonucunda; Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiş ve 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe konulmuştur.

Mevzuat çalışmalarının yanında, özellikle son 10 yıllık dönemde ceza infaz kurumlarımızın fiziki koşulları iyileştirilmiş, hizmetin kalitesini artırmak üzere çalışan personelin sayısı ve niteliği de artırılmıştır. Bunun yanında, hükümlü ve tutuklular için iyileştirme çalışmaları ve kurum içi faaliyetler yeniden yapılandırılarak sistem modernize edilmeye çalışılmıştır.

Bilindiği üzere, devletin temel amaç ve görevlerinden biri; yargı hizmetlerinin doğru, etkili ve zamanında yerine getirilmesiyle toplumda huzur ve refahı sağlamaktır. Günümüzde adalet hizmetlerinde yeterlilik kavramı, suç işleyen kişilerin toplumdan uzaklaştırılmasından ziyade, bu kişilere toplum kurallarına uyumlu yaşamayı öğretmeyi zorunlu kılmaktadır. Tüm dünyada kanunla ihtilafa düşen kişiler, özgürlüklerinin kısıtlandığı dönemde çeşitli eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine tabi tutulmakta ve toplumla uyumlu hale getirilmeye çalışılmaktadır.

Adsız dedi ki...

Bizler, bu sistemin çalışanları, ceza infaz kurumlarını, suç davranışı göstermiş kişilerin kapatıldıkları dört duvar arası olarak görmüyoruz. Ceza infaz kurumları; tutukluların insan onuruna uygun koşullarda yargılanmaya hazırlanmalarına olanak vermek, hükümlülerin ise cezalarını yine insan onuruna uygun biçimde çekmelerini sağlamak için var kılınmışlardır. Hiç şüphesiz ki ceza infaz kurumları, doğası gereği insanın özgürlüğünü kısıtlayan kurumlardır. Ancak burada kalan kişileri yeniden suç işlemeyen, üretken bireyler olarak toplumun içinde görmek onlara sunulan ve insan onuruna yakışan koşullarla mümkün olacaktır.

Çok iyi bilinmektedir ki, “cezaların infazı” başlı başına bir süreçtir. Bu süreçte hükümlülere ceza infaz kurumundaki zamanlarını en iyi biçimde değerlendirebilmeleri için eğitim ve meslek edindirme yanında sportif ve kültürel faaliyetler de sunulmalıdır. Bunun için her ceza infaz kurumunda mesleki eğitim atölyelerinin, çok amaçlı spor salonlarının, açık hava spor alanlarının, sohbet mekanlarının, kütüphane ve okuma odalarının olması gerekmektedir.

Öte yandan; son dönemlerde ceza infaz kurumlarımızın mevcudu aylık ortalama 1300 kişi artmaktadır ve bu sayı Cumhuriyet tarihimizin en yüksek artış hızını ifade etmektedir. Bu koşullar altında ceza infaz kurumlarımızdaki hükümlü ve tutuklu sayısının 2009 yılı sonu itibariyle 120 bine ve 2014 yılı sonu itibariyle de 140 bine ulaşacağı tahmin edilmektedir.

Hükümlü ve tutuklu sayısının artması nedeniyle 2012 ve 2013 yıllarında yapımı planlanan ceza infaz kurumlarına ilişkin yatırım programları öne çekilmiş, ayrıca mevcut projelere de hız verilmiştir. Ayrıca, 16 bin 837 kişilik personel ihtiyacının giderilmesi için ilk aşamada 6 bin sözleşmeli personel alınması konusundaki çalışmalar son aşamaya gelmiş olup, birkaç ay içerisinde personel alımı işlemleri tamamlanacaktır. Bakanlığımızın, ceza infaz kurumlarımızın her yönden daha iyi standartlara kavuşmasını sağlama yönündeki gayretlerini artırarak sürdüreceği konusunda hiçbir şüphe bulunmamaktadır.

Adsız dedi ki...

Bugün açılışını yaptığımız “Türkiye’de Model Cezaevi Uygulamalarının Yaygınlaştırılması ve Cezaevi Reformunun Desteklenmesi Projesi”nin “daha iyiye ulaşma” hedefimizi gerçekleştirmede mücadelede gücümüze güç katacak, bize moral verecek çok önemli bir fırsat olduğunun farkındayız ve bu farkındalığın projeye hak ettiği değeri vereceği inancındayız.

Toplam 30 aylık bir süreçte tamamlanması öngörülen bu projenin, ülkemiz ve ceza infaz sistemimize yararlı olmasını temenni eder, projenin hazırlanması ve devamında emeği geçen ve geçecek olan herkese şimdiden teşekkürlerimi sunarım.

Erkan dedi ki...

Bakana bak BIZIM DURUMUMUZDAKILERDEN ALABILDIKLERI ADLI PARALARLA ALAMADIKLARINI YATIRMAK ICIN CEZAEVI YAPTIRIYOR. BUNTDA GUZEL BISEYMIS GIBI KONFERASLARDA ANLATIYOR. BOYLE BAKANLIKMI OLUR.HAKSIZ YERE KIMSE YATMAYACAK TUTUKLU SAYISI AZALACAK DEMIYOR. SAYI ARTIYOR DIYE SEVINIYOR GIBI BI HALI VAR.Bizde bu bakandan medet umuyoruz.Konusmasini okurken sanki cezaevi yapimindan bir cikari varmis gibi.hosuna gidiyor butcedeki programi one cektik derken.

Adsız dedi ki...

değerli arkadaşlar

günlerdir aylardır söylediğimiz bu tasarının aleyhimize olduğu ve daha ağır olduğu sanırım bu son hürriyet gazetesi haberinden tam olarak anlaşıldı..

hepimizin net olarak anladığı konu yeni taslaktaki yargıtay tarafından da açıklanan,genel hatlarıyla iyi bulunan çek kanunu tasarısının iyi bölümleri anlatılarak UCUBE diye yıllar önce nitelendirilen önce ADLİ PARA CEZASI akabinde ödenememesi sonucunda HAPİS cezasına çevrilmesi gizlenmeye çalışılmaktadır..

gerçek şu ki olumlu olan yönlerine zaten hiç kimsenin itiraz zaten yok...bu taslaktaki en önemli konu çekini ödeyecek parası olmadığı için insanların en önemli hakkı olan özgürlüğünden yoksun bırakılmaları...zaten iflas etmiş herşeyini kaybetmiş insanların sonuçta birde ADLİ PARA CEZASI olarak devletin kasasına para yatıracak gücünün olmayacağı aşikardır...ayrıca bu adli para cezası verildiği müddetçede alacaklıya zaten ödeme yapma gücü olmayan müflis tüccar HAPİS edilerek çalışarak ödeyebilme imkanı da elinden alınacaktır...BU DURUM GÜN GİBİ AÇIKTIR VE HERKES FARKINDADIR

sonuç olarak yapılması gereken konunun CGK da görüşülmesi için gereken girişimlerde bulunmaktır..bu gerçeği herkes bildiği halde bunu uyuşturmak çekten zarar gören kişilere yapılan en büyük kötülük olacaktır...bu konu için herkes elinden geleni yapmalıdır...meclis ekimde açılacaktır ve şu anda bunu düşünmenin ve yönlenmenin meclise ekimde gidilmesine bi engel oluşturacak durumu da yoktur...

BUNU HERKESİN ANLAMASI DİLEKLERİMLE...

my way

Adsız dedi ki...

9 2009/28

Hatay 1. Asliye Ceza Mahkemesi 19.3.1985 günlü, 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 26.2.2003 günlü, 4814 sayılı Yasa’nın 14. maddesiyle değiştirilen 16. maddesinin ikinci fıkrasının “Ayrıca yetkili temsilci tarafından yararına çek keşide edilen hesap sahibi gerçek kişi hakkında da bu fıkra hükmü uygulanır.” biçimindeki son tümcesinin iptaline karar verilmesi istemi. İlk İtiraz

Adres : Ahlatlıbel Mahallesi İncek Yolu Serpmeleri No:4 06890 Çankaya - Ankara TÜRKİYE
Telefon : 312 463 73 00
Faks : 312 463 74 00
E-posta :
bilgi@anayasa.gov.tr


Ben İyimaya ile yapılan toplantıda kendilerini hukuk dili ile ciddi biçimde eleştirdim, o yüzden karşı atak yaptı ve ben daha fazla üzerine gitmeden konuyu bağladım. İyimaya Ak partinin yumuşak yüzü, gerçek yüzü değil.
HER İKİ PARTİNİN MERKEZ YÖNETİCİLERİNE YÖNELİK, ÖZELLİKLE HUKUKÇU KADROLARINA YÖNELİK ETKİN BİR ÇALIŞMA GEREKİYOR. AKSİ HALDE ANAYASA MAHKEMESİNE GİTMELERİ SAĞLANAMAZ.


Av.Rahmi Ofluoğlu

Adsız dedi ki...

HER ŞEY BAŞBAKANIN İKİ DUDAĞI ARASINDA

BUDA İSTEMEYE BAĞLI. İSTER KABUL EDİN İSTER OTURUN BEKLEYİN.
DİKKAT EDİN BAYRAMI HAPİSTE GEÇİRMEYİN.
****ESKİ BİR DOST********
“ESKİ DOSTTAN DÜŞMAN OLMAZ” yalnız düşman olunur.


• Murat YALÇIN / 23 Ağustos 2009 03:42
Ne iyi, ne de kötü
MECLİS İÇTÜZÜĞÜ M.99: ...Yazılı sorular, Başbakanlığa veya ait olduğu bakanlığa gönderildiği tarihten itibaren en geç onbeş gün içinde cevaplandırılır....
Yazılı Sorunun Tarihi; 26.05.2009 Ve Bakan siz olsanız 10 Haziran'a kadar ne cevap verirsiniz.. Hadi ek sürelerle Haziran sonuna kadar.. a. Hiç cevap vermezdim..b. Bu sorunun cevabını ben bilmiyorum Başbakan biliyor, hem ortalık karışık derdim.. c. Ya ben size bir şey söyleyeyim mi henüz yasa görüşülüyor ama ben ne diyorsam o.. şöyle olacak, böyle olacak ve benim dediğimin dışında da hiç bir şey olmayacak.. Yani; herhangi bir görüşme tartışma olmayacak.. Siz yazılı sormasanız açıklamayacaktım ama neyse..
d. Ya müsteşar, kim verecekse mevcut duruma göre rutin bir cevap yazın gitsin.. Uğraştırmayın beni, oturup şimdi cevap yazmaya vaktim mi var benim? Nedir ya bu sonucu, bağlayıcılığı olmayan rutin sorular, rutin cevaplar.. Millet, iş yapıyorlar desin.. Hadi somut veriler neyse de.. Yani yarın mecliste ne çıkar şimdi bakan olarak sanki ben yazılı bir cevap verdim olay bitmiştir mi diyeceğim Allah aşkına?? Bakan olmak da zor.. Neyse ben vatandaş olarak yoğun, etraflı ve gizli tartışmaların söz konusu olduğu böylesi bir yasa değişikliği öncesi konuya verilen rutin bir cevabın, ne anlamının ne de haber değerinin olmadığını biliyorum..
• seker765 / 23 Ağustos 2009 00:40
biliyoruz....
bize yabancı bir olay değil bu..bilinmeyen değil yani...anlamı şu ki değişen bişey yok...paniklemeden yola devam bence....


saygılar


seker765
• ŞİRİN / 22 Ağustos 2009 23:38
BİTTİK BİZ
ŞİMDİ AYVAYI YEDİK BİZİ NE KURTARIRI AVUKATLAR CEVAP VERİN KARDEŞİM ...


21 Temmuz 2009 Salı 09:26 Politika

Gerçeker'den Cumhurbaşkanı'na RİCA: ‘Yargı konularını bize danışın’

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü, 7 Eylül’deki adli yıl açılış törenine, aynı gün akşam TBMM Havuzlu Bahçe’de yapılacak olan kokteyle de eşi Hayrünnisa Gül’le birlikte davet etti.

Erkan dedi ki...

Bosa yoruyoruz kendimizi galiba. Bu zihniyet in bize yapacagi en buyuk iyilik bizi yaptirdigi hapisanelere atip karnimizi doyurmak. Bari adam dolandirip adli cezayi yatiralim. En azindan cezasi daha az. Hatta hirsizlik.Yazik biz bu ulke icin bir degeriz ALMAKTAN SATMAKTAN BORCLANMAKTAN KORKMAYIZ. EKONOMI BIZIM GIBI INSANLARLA IVME KAZANIR.VERGI BIZIM GIBI INSANLARDAN ALINIR.AMA BUNU GORECEK GOZ NERDE.

Adsız dedi ki...

Gerçeker, Gül’den “Yargıyla ilgili konularda bize danışılsın” ricasında bulundu. Çankaya Köşkü’nde yaklaşık 40 dakika süren bir görüşmeden sonra Gerçeker, Gül’ü adli yıl açılışı nedeniyle düzenlenecek törenin davetiyesini sunmak üzere ziyaret ettiğini söyledi. Yargıtay’ın genel sorunlarını ele aldıklarını belirten Gerçeker, yapımı planlanan yeni binanın arsasıyla ilgili konuları görüştüklerini de kaydetti. Gerçeker, askere sivil yargı yolunu açan yasa ile yeni anayasa konularının gündeme gelip gelmediği sorularına, “Güncel sorunlara değinmedik” yanıtını verdi. Gerçeker, Yargıtay Başkanlar Kurulu’nda görüşülüp son şekli verildikten sonra hükümete gönderilecek olan Yargıtay’ın küçültülmeyip 250 üyeli ve 32 daireli kalmasına ilişkin yasa konusunda da Gül’e bilgi vererek, destek istedi. Gerçeker bugün de Başbakan Tayyip Erdoğan’ı makamında ziyaret edecek.


22 Temmuz 2009 Çarşamba 12:07 Politika

İsteği bu oldu: YARGITAY KÜÇÜLTÜLMESİN

Yargıtay Başkanı Gerçeker, önceki gün Cumhurbaşkanı Gül’le görüştükten sonra, dün de Başbakan Erdoğan’ı 7 Eylül’deki adli yıl açılış törenine davet etmek için Resmi Konut’a çıktı.

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, önceki gün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le görüştükten sonra, dün de Başbakan Erdoğan’ı 7 Eylül’deki adli yıl açılış törenine davet etmek için Resmi Konut’a çıktı.

Gerçeker, Cumhurbaşkanı Gül gibi Erdoğan’a da akşamki resepsiyon için eşli davetiye sundu. Erdoğan ile Gerçeker görüşmesi yaklaşık 30 dakika sürdü. Gerçeker, Erdoğan’a, hükümetle aralarında kriz yaratınca geri çekilen ve Yargıtay Başkanlar Kurulu’nda görüşülen Yargıtay Yasa Tasarısı hakkında bilgi verdi. Gerçeker, Erdoğan’a, iş yükü nedeniyle Yargıtay’ın küçültülmeyip 250 üyeli ve 32 daireli kalmasını istediklerini söyledi. Askere sivil yargı yasası nedeniyle Gerçeker ile Cemil Çiçek arasında tartışma yaşanmıştı. Bu olay görüşmede gündeme gelmedi.
Cumhurbaşkanı Gül'den sonra Başbakan Erdoğan da Yargıtay Başkanı'nı KABUL ETTİ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker ile görüştü.


Başbakan Erdoğan, Yargıtay Başkanı Gerçeker'i Başbakanlık Resmi Konutu'nda kabul etti. Erdoğan Gerçeker görüşmesi 30 dakika sürdü.

Görüşmede, Gerçeker'in Başbakan Erdoğan'ı, 7 Eylül'deki Adli Yıl açılışına davet ettiği öğrenildi.

Yargının sorunlarının da ele alındığı görüşmede, Gerçeker'in yeni Yargıtay binasının arsası ile ilgili talepte bulunduğu öğrenildi.

4 Dün Cumhurbaşkanı ile görüşen Yargıtay başkanının bugünkü randevusu BAŞBAKAN İLE
Darbecilere sivil yargı yolunu açan düzenleme hakkında "Biçimsel olarak Anayasa'ya aykırı." diyen Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Başbakan Tayyip Erdoğan ile bugün bir araya gelecek.
Yayın Tarihi :21/07/2009 08:59
5 Cumhurbaşkanı Gül, Yargıtay Başkanı Gerçeker'i kabul etti... Gerçeker: 'Günlük olaylarla ilgili en ufak bir şey KONUŞMADIK'
Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Yargıtay'ın genel sorunlarıyla ilgili konuştuklarını bildirdi.
Yayın Tarihi :20/07/2009 18:03

Adsız dedi ki...

5 Cumhurbaşkanı Gül, Yargıtay Başkanı Gerçeker'i kabul etti... Gerçeker: 'Günlük olaylarla ilgili en ufak bir şey KONUŞMADIK'
Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Yargıtay'ın genel sorunlarıyla ilgili konuştuklarını bildirdi.
Yayın Tarihi :20/07/2009 18:03
6 SÜRPRİZ BULUŞMA: Cumhurbaşkanı ile Yargıtay Başkanı
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, son günlerin tartışılan ismi Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker ile görüşecek.
Yayın Tarihi :20/07/2009 12:14
7 CHP'li Kılıçdaroğlu: 'Bakan Çiçek, HSYK üyelerine baskı kuracak gibi...'
CHP Grup Başkanvekili Kılıçdaroğlu, 'Gerçeker, her uzatılan mikrofona konuşan bir kişi değil. Ama her uzatılan mikrofona konuşan kişinin Cemil Çiçek olduğunu çok iyi biliyoruz' dedi.
Yayın Tarihi :17/07/2009 15:18
8 Hükümet şimdi de 'konuşma yetkisi olan hukukçuların konuşmasına' taktı... Cemil Çiçek'in KONUŞMASAN dediği Yargıtay başkanı, KONUŞTU
YARGITAY BAŞKANI: Hukuka uymayanı söylemek görevim
Yayın Tarihi :17/07/2009 07:32
9 Gerçeker'den Çiçek'e CEVAP: 'Yargıtay Başkanı olarak konuşmak hakkım, BUNUN SİYASALLAŞMAYLA NE ALAKASI VAR'
Yargıtay Başkanı Gerçeker, askere sivil yargı yolu açan düzenlemeyle ilgili sözlerine Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in verdiği yanıtı değerlendirdi.
Yayın Tarihi :16/07/2009 17:22
10 Bakan Çiçek'ten Yargıtay Başkanı'na: 'Yargı başkanları, siyasetçiler gibi her mikrofon uzatıldığında konuşma yapmamalı'
Devlet Bakanı Çiçek, 'Yargılama sürecine yargınıın da müdahale etmemesi lazım. Bir yasanın anayasaya aykırılığının tespit edileceği yer Yargıtay değil ki' dedi.
Yayın Tarihi :15/07/2009 16:33
11 YARGITAY BAŞKANI ANAYASADA YAPILACAK BU DEĞİŞİKLİĞİ KESİNLİKLE KABUL EDİLEBİLİR BULMUYOR: Siyasi üye kabul edilemez
Yargıtay Başkanı Gerçeker, 'Değişiklikler Türkiye Cumhuriyeti’nin güvencesi olan temel ilkelerini belirleyen değiştirilemez hükümlerini zedeleyecek nitelikte olmamalıdır' dedi.
Yayın Tarihi :08/05/2009 11:18
12 Anayasa'nın değiştirilmesi hazırlıklarından 'rahatsız' YARGITAY BAŞKANI GERÇEKER'DEN CHP'YE ZİYARET
Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, ''bir Anayasa Mahkemesi üyesi hakkında, kendi kurulunun kararı olmadan dinleme yapmanın mümkün olmadığını'' söyledi.
Yayın Tarihi :06/05/2009 07:24
13 Anayasa Mahkemesi’nin Yüce Divan Salonu’nda savcıların avukatlarla aynı seviyede oturmasına Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’den itiraz geldi
Gerçeker, "Bizim sistemimiz Avrupa’dan farklı. Bizde hakimler ile savcıların teminatları aynı, savcıların mahkeme heyetiyle aynı seviyede kalması uygun" dedi. Gerçeker, ’bireysel başvuru hakkı’na da karşı çıktı.
Yayın Tarihi :26/04/2009 13:40

Adsız dedi ki...

14 Anayasa Mahkemesi'nin yapısı değiştirilecek; oraya Meclis tarafından üye seçilecek... Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker BU DEĞİŞİME KARŞI
Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, ''Anayasa Mahkemesi'nin yapısının değiştirilmesine, oraya Meclis tarafından üye seçilmesine karşıyız. Bunlar bize göre yargı bağımsızlığını geriye götürecek düzenlemeler'' dedi.
Yayın Tarihi :24/04/2009 05:46
15 Bakanların arasını açan tartışmaya Yargıtay yorumu: 'Elbette yanlış yapılan şeyler eleştirilir'
Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, insanların yargıya olan güvenlerinin sarsılması durumunda 'devletin de toplumun da büyük zarar göreceğini' vurguladı.
Yayın Tarihi :20/04/2009 16:15
16 Yargıtay'ın YARSAV açıklamasıdır: 'Savcıların dinlenmesinde yasaya aykırı işlem varsa gereği yapılmalı'
Yargıtay Başkanı Gerçeker, hakim ve savcıların telefonlarının dinlenmesine ilişkin olarak, 'Yasaya aykırı bir işlem yapılıyorsa mutlaka soruşturulmalı' dedi.
Yayın Tarihi :17/04/2009 18:05
17 Yargıtay Başkanı der ki; 'Yargının tarafsızlığını yitirmesi, onarılmaz zarara neden olacak'
Yargıtay Başkanı Gerçeker, yargının tarafsızlığını yitirmesinin, siyasallaşmasının, ileride onarılması mümkün bulunmayacak birçok zararlara neden olacağını belirtti.
Yayın Tarihi :16/03/2009 17:30
18 Yargıtay, Hükümet'i UYARDI: 'Anayasa değişiklikleri yargı bağımsızlığını güçlendirmeli'
Yargıtay Başkanı Gerçeker, Anayasa değişiklikleri ile ilgili, 'Değişikliklerin mutlaka yargı bağımsızlığını güçlendirici yönde olması gerektiğine inanıyoruz' dedi.
Yayın Tarihi :14/03/2009 12:34
19 Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker der ki: Yargı bağırarak konuşmaz
YARSAV ve CHP'nin yaptığı açıklamalara atıf yapan Yargıtay Başkanı Gerçeker, 'Bağırınca bir yere varamıyorsunuz' mesajı verdi.
Yayın Tarihi :16/01/2009 09:41
20 Sabih Kanadoğlu'na yönelik operasyondan RAHATSIZ OLAN Yargıtay toplandı ama BİLDİRİ YAYINLAMADI..
PEKİ AMA NEDEN? YARGITAY BAŞKANININ AÇIKLAMASI, TAYYİP ERDOĞAN'A NAZİRE GİBİYDİ: 'İHSASI REY' KAYGISI
Yayın Tarihi :09/01/2009 02:20

Adsız dedi ki...

aranızda şizofreni olan varmı?

Adsız dedi ki...

yakında toplu şizofren vakaları yaşanacak

Adsız dedi ki...

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasına olanak sağlayan yasanın, Anayasa'nın 145. maddesine aykırı olduğu iddialarıyla ilgili olarak, "Biçimsel olarak baktığımız zaman bir aykırılık olmadığını kimse söyleyemez ama Anayasa Mahkemesi nasıl değerlendirir, onu bilemiyorum" demişti.

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ise, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker'in 'askere sivil yargı yolu'nu açan düzenlemeyle ilgili yorumlarına tepki gösterdi, "Yargı da yargıya müdahale etmemeli" sözleriyle tepki göstermişti.
KAMİL KINASATAR

Adsız dedi ki...

YARGITAY BAŞKANI HASAN GERÇEKER
“Özgürlükçü demokrasiyi herkesten fazla isteyen bir insanım” dedi.

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, bir yüksek yargı organının başkanı olarak hukuk, demokrasi kurallarına uygun görmediği bir konuyu gündeme getirmek zorunda olduğunu belirterek, "Bu benim hem yetkim hem sorumluluğum" dedi.

Bir yüksek yargı organının başkanı olarak hukuk, demokrasi kurallarına uygun görmediği bir konuyu gündeme getirmek zorunda olduğunu belirten Gerçeker, "Çünkü yapılan bir yanlışlık varsa yanlışlığın devam etmemesini sağlamak açısından bu benim hem sorumluluk hem yetkim dahilinde olan bir şey" dedi.


Bunlar bizim görevimizin içinde olan şeyler. Yarın bunlar sorun olarak, görev uyuşmazlıkları olarak karşımıza çıkacak. Ben burada doğru bildiğim şeyi söylemeyeceğim de ne söyleyeceğim? Bunun siyasallaşmayla ne alakası var? 'Siyasetçiler gibi her mikrofona konuşmasın' demek de güzel bir tabir değil. Söylediklerimi gelişigüzel, ayaküstü söylemiş değilim. Düşünüp taşınmadan bir şey söylemem. Yanlış gördüğüm bir şeyin tekrarlanmaması için ortaya konulmuş düşünceler bunlar."

Konunun burada kapanmasını istediğini dile getiren Gerçeker, hayatını hukuka adadığını, hukuk fakültesinden 40 yıl önce mezun olduğunu belirterek, "Hayatım boyunca, demokrasi mücadelesi vermiş bir insanım. Özgürlükçü demokrasiyi herkesten fazla isteyen bir insanım" dedi.

Adsız dedi ki...

YARGITAY ONURSAL BAŞSAVCISI SABİN KANADOĞLU

Kanadoğlu'na 'dokunulmazlık' zırhı NEDEN?

Ergenekon iddianamesinin ekinden, savcıların, 10. dalgada evi aranan Yargıtay Onursal Başsavcısı Kanadoğlu için polislere yazdığı 'dokunmayın' talimatı çıktı: Aksi davranan sorumlu olur!
GÖZALTINA ALMAYIN
Kanadoğlu'nun Ankara ve Balıkesir'deki evlerinde, 'gözaltına alınan kişilerle ilişki içerisinde olduğu' iddiasıyla arama yapıldı. Ergenekon 3. iddianamesinin 75'inci klasörünün 215 sayfasında yer alan Kanadoğlu hakkında polislere yazılan talimat yazısı, neden gözaltı ya da yakalama olmadığını açıklıyor.
Ergenekon savcıları Zekeriya Öz, Ercan Şafak, Murat Yönder imzasıyla, 06 Ocak 2009 günü İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne gönderilen yazıda, polisler kesin bir dille uyarılıyor. Talimatnamede 'Şüpheli Sabih Kanadoğlu hakkında yakalama gözaltı işlemi yapılmaması, aksine davranışların sorumluluk gerektireceği hususu dikkate alınarak yukarda belirtilen tüm hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi ve gizliliğe riayet edilmesi rica olunur' ibaresi aşırı hassasiyeti gözler önüne serdi. birçok şüphelide devletin güvenliğine ilişkin gizli belgelerin bulunduğu, Yargıtay mensuplarına yönelik suikast planlarının ele geçirildiği, Başbakan, birçok gazeteci ve yazara karşı şok suikastların planlandığı, örgüt mensupları ile irtibatlı olduğu şüphelinin adreslerinde bulundurması muhtemelen delil ve dokümanlara el konulması.'

Gözaltı haberini televizyondan izledi


03/08/2009 08:58

Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, AKP hükümetinin yargıya yaklaşımını değerlendirirken 'faşizm' ve 'dinci dikta' ifadelerini kullandı

Kanadoğlu panelde hükümetin kuvvetler ayrılığı ilkesini bir tarafa bırakıp, her şeyi kendi yetkisine almaya çalıştığını savundu. Kanadoğlu “Demokrasi bir kurallar rejimidir. Demokrasi ancak o kurallara uymak kaydıyla yürüyebilen bir rejimdir. Peki nedir bu? İşte, eğer siz şimdi yapılmak istenen yargıyı da kendine benzetmek istiyorum düşüncesini gerçekleştirebilirseniz, o zaman yasama, zaten yürütme olarak sizin emrinizdedir. Bir de buna, doğrudan doğruya yargıyı da bağlamayı sağlarsanız; koyacağınız rejimin adı diktadır, faşist bir diktadır. Hele dinsel bir kimliğiniz de varsa, o zaman çok net bir şekilde söyleyeyim bu dinci bir diktadır” dedi. (dha)

Sabih Kanadoğlu yine konuştu!
Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, anayasa taslağının uygun zamanı beklemek için uykuya yatırıldığını ileri sürerek, “Laiklik ilkesi sulandırılmakta, yargı siyasallaştırılmakta, ulus devlet ilkesi parçalanmaktadır” dedi.

ÇEK MAĞDURLUĞU İLE NE ALAKA CANIM. “DAM ÜSTÜNDE SAKSAĞAN VUR BELİNE KAZMAYI” İŞTE.

Adsız dedi ki...

PROVAKATÖR ŞEKER // Ağustos 23, 2009 2:47 pm | Yanıtla

DTP MİLLETVEKİLİ AKIN BİRDAL;
“CEZA EVLERİNİ MÜZE YAPALIM, ÇEK MAĞDURLARINI DA MÜZELERE BEKÇİ”

HADİ YİNE İYİSİNİZ. MÜZE BEKÇİLİĞİ İYİDİR. DOLANDIRICILIKTAN TARİHİ ESER KAÇAKÇILIĞINA TERFİ EDERSİNİZ

Adsız dedi ki...

seker765
Ağustos 23, 2009, 12:52 am üzerinde
herbir bk tan haberi olan “GÖREVDEN PASİVİZE EDİLMİŞ ÖZDE DEĞİL SÖZDE BAŞKAN NAMI DEĞER KIL KURDU…(BAŞ EFENDİ) okusunda utansın….durmasın sayfalar dolusu yazsın…abuk…subuk…ipe sapa gelmez….kabiliyetsiz tarzı ile….

sayın OFLUOĞLU bana işcan hakkında yazmayın dediniz yazdıklarımı sildiniz..buna saygı duydum ama görüyorum ki bu kez siz site site dolaşıp bu müfteriye yanıt vermeye çalışıyorsunuz…bence tenakuz oluştu sayın hocam…site sahibi iseniz demokratik anlayıştan uzaklaşamazsınız…o zaman yaptığınıza çifte standart denmez mi?

saygılar….

seker765

Adsız dedi ki...

sayın OFLUOĞLU bana işcan hakkında yazmayın dediniz yazdıklarımı sildiniz..buna saygı duydum ama görüyorum ki bu kez siz site site dolaşıp bu müfteriye yanıt vermeye çalışıyorsunuz…bence tenakuz oluştu sayın hocam…site sahibi iseniz demokratik anlayıştan uzaklaşamazsınız…o zaman yaptığınıza çifte standart denmez mi?

saygılar….

seker765

Adsız dedi ki...

HOŞÇAKAL GÜZEL DÜNYAM (59592 Hit)

Hiç kimse buyur etmedi beni
Bu dünyada hiçbir yere
Ama açtım bütün kapıları tekmeleyerek
Bütün engelleri göğüsleyip yıkarak
Buyrun dediler o zaman incelikle
Buyur ettiler
Ve
Buyurdum

Elimden geldiğince görevimi yaptım
Gülümsedim hıçkırıklarımı boğarak
Sonunda kimsenin yorulmadığı denli yoruldum
Artık kapılar açık kalsın
Bundan sonra gireceklere
Şimdi dinlenmeye gidiyorum
Hoşcakal güzel dünyam.

AZİZ NESİN

Adsız dedi ki...

BİRLİK ÇAĞRISI GELİN BİR OLALIM
ARKADAŞLAR BU İŞİN ADINI KOYALIM ,HEP BERABER OLALIM ,BİRLİK OLALIM, ESKİSİ GİBİ GÜÇLÜ KALALIM…. Bizim derdimiz İşcan Beyle değil çıkacak yasanın içeriği ile ; Sayın İşcan BİZİ BARIŞA DAVET ETMİŞ bunu okudum ve kabul ediyorum …! siz çek mağdurları siz kardeşlerim beni yanlış anlamınızı istemiyorum hani o resim varya İşcan mikrofona doğru konuşurken yanında bir eşarplı bir bayan ve topluluk var işte o görüntü bir halkı temsil ediyor bunu anlıyorum ve davanıza katılıyorum amacım kimseyi provoke etmek değil tek amacım yeminler olsun hepinizin mağdurluğunu ispatlamaktır … onun için sizlere sesleniyorum diyorum ki gelin canlar bir olun eylemlere katılın ve mücadele edin bakın şimdi Hürriyet gazetesinde "Çek"e terör takibi “ adlı yazı, ilgili yasa açıklandı buyrun , haydi buyurun !Şimdi kimi suçlayalım Burhan İşcanımı ,hayır kardeşim biz şurda beraber dahi olamıyoruz bunda kimseyi suçlamayalım ..

Ancak gel görki çok net bir şey var neden ben dinlenmiyorum ? neden? haklı bulunmuyorum ki, neden?
Nasıl bir oyunun içinde olduğumuz görün kardeşim baştan beri bunu anlattım bütün doğruların yeri ceza evi dedim iftiraya uğramış insanlardan bassettim.. ama derman bulamadım , sizlerden istediğim birlik olun dostlar yazmayı bıraktım biliyorsunuz geride söyleyeceğim şeyler hukuki bilgilerdir , şimdi bizim hukuk otoritelerin içtihatlarına ihtiyacımız var bizi savunan hukuk otoritelerin içtihatlarına bunlar çok önemli ….

İşcan kavgayı bırakıyoruz ,Bakanın açıklamları beni üzdü senin üzerine gelmiyorum ,ancak davaya sahip çıkacaksan DERNEĞİ KURUN ! bunu AV.RAHMİ OFLUOĞLU ile yap ! Necla hanım iyi biridir ve oda bende mağdurların ve senide dahil kötülüğünü istemiyoruz .. provakasyon suçlama biraz ağır oldu belki ,sende bizleri aynı silahla vurdun ve suçladın farkında değilsin , senin gücüne giden şeyler başkasınında gücüne gitmiş olabilir fakat kavga bitti; mağdurları mutsuz etmeyelim onlara sarılıp mutlu olalım işcan yasa alemize gözüküyor senden isteğimiz taslağı görmeden paçaları sığama fenomen cahil sözünüde sil bu kelime hoş değil aklını biraz toparla kavga istemiyoruz …! SIR: BİRLİK OLMAZSAK, BİZİ ÇİL YAĞRUSU GİBİ DAĞITACAKLAR ;İŞTE BU DOKSAN GÜNLÜK SÜRE BUNUN TEMSİLİ ....
AV.BURAK ERİM

Adsız dedi ki...

HOŞÇAKAL GÜZEL DÜNYAM (59592 Hit)

Hiç kimse buyur etmedi beni
Bu dünyada hiçbir yere
Ama açtım bütün kapıları tekmeleyerek
Bütün engelleri göğüsleyip yıkarak
Buyrun dediler o zaman incelikle
Buyur ettiler
Ve
Buyurdum

Elimden geldiğince görevimi yaptım
Gülümsedim hıçkırıklarımı boğarak
Sonunda kimsenin yorulmadığı denli yoruldum
Artık kapılar açık kalsın
Bundan sonra gireceklere
Şimdi dinlenmeye gidiyorum
Hoşcakal güzel dünyam.

AZİZ NESİN

Cuneyt dedi ki...

Sadullah Ergin'in açıklamasındaki satır içlerini iyi okumak gerekiyor.
Karşılıksız kalan bir çekte terör finansmanı veya kara para aklanmasının ne alakası olabilir?
Bu çek kullanımıyla ilgili olabilir ancak..
Buda çek kullanımı, imza, çeklerin kimlere verilebileceği anlamında bir denetleme yönünde çalışma yapıldığı olarak algılanmalı,
ve yapılacak her köklü değişiklik mevcut çek mağdurlarının lehine olur, bu Türk ceza kanunun bir gereği..
Bu açıklamalar çeklerde köklü bir reformun ip uçlarıdır..
Ben bu şekilde düşünüyorum..

Adsız dedi ki...

BİRDE ARKADAŞLAR BU DEMOKRATİK AÇILIM ALTINDA PKK LILARA AF ÇIKARACAKLAR VE BU AF GENEL AF OLACAK.BAŞKA TÜRLÜ KANUNEN AF ÇIKARAMIYORLAR VE BİZLERDE BU AFLA KURTULUCAZ.GEÇMİŞ YAZILARDA OKUMUŞTUM GENEL AF BİZİ ETKİLEMEZ DİYE AMA BUNU YAZAN ARKADAŞ GENEL AFFIN NE DEMEK OLDUĞUNU HERHALDE BİLMİYOR!!! NE ACIDIRKİ PKK LILARLA AYNI KEFEYE KOYULACAĞIZ!!!! BENİM DUYUMUM TERÖR ÖRGÜTÜ İDARİ KADROLARI DIŞINDA GENEL AF ÇIKACAĞI.ZATEN O YÜZDEN ERGENEKON DAVASINIDA TERÖR ÖRGÜTÜ OLARAK AÇTILAR VE HEMEN HEMEN HEPSİ YÖNETİCİ SIFATIYLA YARGILANIYOR.SAYGILAR

Adsız dedi ki...

SAYIN CÜNEYT BEY;
ÇEK TUZAĞINDA ISRAR DA SEBEP KAYIT DIŞI EKONOMİYE KATKI SAĞLAMASI. (SANKİ BAŞKA ŞEKİLDE OLMAZ)

“Karşılıksız kalan bir çekte terör finansmanı veya kara para aklanmasının ne alakası olabilir?
Bu çek kullanımıyla ilgili olabilir ancak..” BU YÜZDEN TAMAMEN HAKLISINIZ

“1Buda çek kullanımı, imza, çeklerin kimlere verilebileceği anlamında bir denetleme yönünde çalışma yapıldığı olarak algılanmalı”, AYNEN BÖYLE.
BUNUN İÇİN ALİ BABACAN KOLLARI SIVADI. BANKALAR YOLU TIKADI.

“ve yapılacak her köklü değişiklik mevcut çek mağdurlarının lehine olur, bu Türk ceza kanunun bir gereği..”
BAŞKA TÜRLÜ OLSA 5834 YILBAŞI SON. HATIRLATTIK ÜSTADA AYNEN ÇARK. ÇEVİR KAZI YANMASIN.

“Bu açıklamalar çeklerde köklü bir reformun ip uçlarıdır.”
AYNEN ÖYLEDİR. SÖZ NAMUSTUR. KİMSE SÖZÜNÜ YEMEZ. ELİMİZE BU KOZU VERİRLER
“SÖZ NAMUSTUR”

ANCAK HAKİKATEN İŞCAN BU SÖZÜ ALDIMI. BU KADAR KİŞİ ÜSTÜNE GELİYOR. YALANCI, ŞARLATAN,FENOMEN ,GERİ ZEKALI YAPIYORLARDA ŞAHİTLERİM VAR DEDİKLERİNDEN GIK YOK.

DEMEKKİ HAKİKATEN SÖZ YOK. ŞAHİT YOK BELGE YOK…

BU NE DEMEK ?

EKİMDE YASA YOK. VAR MI ŞAHİDİ YOK. O ZAMAN YASA YOK.

BENCE BU ŞARLATANI BIRAKALIM GİTSİN YOLUNA BİZ OTURALIM. OTURDUĞUMUZ YERDEN YİNE YORUM YAPALIM. BÖYLESİ ÇOK GÜZEL.

HAYALPEREST

Adsız dedi ki...

HOŞÇAKAL GÜZEL DÜNYAM (59592 Hit)

Hiç kimse buyur etmedi beni
Bu dünyada hiçbir yere
Ama açtım bütün kapıları tekmeleyerek
Bütün engelleri göğüsleyip yıkarak
Buyrun dediler o zaman incelikle
Buyur ettiler
Ve
Buyurdum

Elimden geldiğince görevimi yaptım
Gülümsedim hıçkırıklarımı boğarak
Sonunda kimsenin yorulmadığı denli yoruldum
Artık kapılar açık kalsın
Bundan sonra gireceklere
Şimdi dinlenmeye gidiyorum
Hoşcakal güzel dünyam.

AZİZ NESİN

Erkan dedi ki...

Derimki:Sadullah tan bakan makan olmaz.Adam konferans veriyo tutuklu sayısı artacak bizde yeni cezaevi yapcaz diye seviniyo.BU İŞİN TEK ADRESİ BİR DÖNEM HAKSIZ YERE HAPİS YATMIŞ OLAN R.Tayyip ERDOGAN. Gerisi hikaye. Sesimizi ona duyurursak bizim mevzu hemen çözülür. En azından tefecilerin bankaların lafına bakmaz.Hakka haksızlıga bakar. Saygılar...

Erkan dedi ki...

Yada sesimizi Başbakana duyuramazsak paşa paşa yatar çıkarız.Sadullah ismindeki vasıfsız kuklayla bu iş çözülmez.Anlaşılan o tefeciler desteklemiş sadullah beyi.Oda şimdi diyet ödüyor biyat ediyor.Ama allah biliyor ben gene son noktada Başbakanın bu konuyu çözeceğine inanıyorum.

Erkan dedi ki...

Açık söylüyorum eğer böyle pısırık davranırsak bu işin sonu cezaevi.Uyansın herkez.Bugün burda bukadar pısırık davranırsak cezaevinde nasıl davranacağız.Orada sadece mali suçtan yada suçsuz yatanlar yok.Her suçu işlemiş ve işleyebilecek insanlarda var.Herkez esnaf değil.Bunu algılayalım lütfen.İlk girdiğiniz anı bir düşünün.Rüyanızda bile görmediğiniz bi ortam.Demir parmaklık küçücük pencereler.Her gün sabah akşam sayılıyorsunuz.Kim nedir bilmeyeceksiniz ne denirse he diyeceksiniz.Ben girmedim adayım ama çok irdeledim.Esnafın barınacağı yer değil.VE BU PİYANGO DEĞİL YANIBAŞIMIZDAKİ GERÇEK.

Erkan dedi ki...

Dışarıda veremediğiniz mücadeleyi orada mı vereceksiniz.Varsa telefonları arayın konuşun yatan esnafların aileleriyle.Uyandığımızda çok geç olacak.O zaman sadece ümidedeceksiniz dışarda kalanların bu işi çözeceğini.Ama olmayacak bunu bilin.Şurada herkez birilerinden birşeyler bekliyor ama kimse birşey yapmıyor.(istisnalar kaideyi bozmaz)

Erkan dedi ki...

Bu iş sanal değil ki sanal çözülsün.İnanın tutsaklık sanal değil.Bu durum ne kadar haklı olsak da buz gibi gerçek.Ve bu buz gibi gerçeği polis arabasında yada ceza evi girişinde farketmeyin diye didiniyorum.Allah yardım ediyorki bu konuda yanımızda olan ve hapis korkusu değilde Allah korkusu olan insanlarda var.Herkez bu sanallıktan kurtulsun artık.Biraraya gelelim.Biz ne sorunlar çözdük bunuda çözeriz.

Erkan dedi ki...

Siteyi gönülden takip eden ve haksızlığın karşısında olan tüm hukukçulara sesleniyorum.Sadece çek konusu değil haksız hukuksuz olan her konuya karşı çıkabilecek avukat savcı hakim kim varsa bu konuda savaşmaya çağırıyorum.Bu sizin aldığınız eğitimin gereği.Paramatiklerin kuklası olmayın.Bu dava paramatiklerden para çekip ödeyemedikleriiçin devleti tahsilatçı tutan para babalarına karşı duruş davası.Gelin zekanızı adaletten yana koyun.Bize destek verin.

Erkan dedi ki...

Bir ay canımı dişime takarak emek vereceğim.Sonrada gidip teslim olacağım.Ama tahliye olduğum andan itibaren bu ülkede çivi çakarsam bu ülkeye bir lira vergi verirsem bu memleketin en şeref yoksunu adamı olayım.

Erkan dedi ki...

Aziz nesin edebiyatı nesini kurtarmadıki bizi kurtarsın.Kendiniz gerek bu davaya.

Erkan dedi ki...

Yok abicim bizden bir yol olmaz. Elimizden lokmamızı alsalar afiyet olsun deriz.

Adsız dedi ki...

HEP BİRLİKTE RAMAZANINI KUTLADIK;

ÇÜNKÜ BİZ HAKSIZLIKLARA KARŞIYDIK,
BİZLER NANKÖRDE DEĞİLİZ,
BİZLER ASLA YANLIŞ YAPMAYIZ

BİZLER BUNLARI YAPANIN RMAZANINI BÖYLE KUTLARIZ

“ŞARLATAN”, “CAHİL”, “HAYALPEREST”, “PSİKOLOJİSİ BOZUK”, “HASTA”
VE BÜTÜN BUNLARI YAPAN FENOMEN

NE YAPTI DA BU HAKARETLERİ HAK ETTİ BU ADAM,

BAKANDAN SÖZ ALMIŞ, SAYIN ŞANDIR ÖNCE İYİMAYAYI ARAMIŞMIŞ ONDAN YASAYI TAM ÖĞRENİP SONRA BAKANLA GÖRÜŞTÜRMÜŞMÜŞ. BAKAN SÖZ VERMİŞ
“SÖZ NAMUSTUR”
SÖZÜNDE DURMAZSA BU NAMUSSUZLUK BURHAN İŞCANDAN MI SORULACAK.
SAYIN ŞANDIRDAN BÖYLE BİR GÖRÜŞME OLUP OLMADIĞIM SORULAMAZ MI.

11 AĞUSTOSTA GİTMİŞ CHP YE ORDA GURUP BAŞKANVEKİLİ SÜHA OKAYLA GÖRÜŞMÜŞMÜŞ, YANINDA ALİ RIZA ÖZTÜRK VARMIŞ MIŞ. “LEHİNİZE ÇIKMAYACAK YASA TASLAĞINI BİZ GERİ ÇEVİRDİĞİMİZDE SİZ DAHA ORTALARDA YOKTUNUZ , SİZ SONRADAN DERNEK KURDUNUZ. ŞİMDİ DE AYNI TUTUMDAYIZ. İÇİNDE HAPİSLİK VE ADLİ PARA CEZASI OLMAYAN YASA TEKLİFİ HAZIRLANIYOR. GELDİĞİNDE BİZDEN GEÇER” DEMİŞLERMİŞ.

BUNLARI SÖYLEDİ BU ADAM.

VE DERNEK KURUN DEDİ ACİLEN. AMA KURULANA KADAR İLLEGAL DERNEKLE BİTİRELİM İŞİ DEDİ. VAY SENMİSİN “İLLEGAL”DİYEN.

RAMAZANINI KUTLADIK.
MADDİ BİR ŞEY Mİ BEKLEDİ BİZDEN
TEŞEKKÜR MÜ BEKLEDİ

BİZ TEŞEKKÜR ETTİK.RAMAZANINI BURNUNDAK GETİDİK.

BİZ HAKSIZLIĞA KARŞIYIZ.
HAKSIZLIK YAPANA DA
BİZ BUYUZ İŞTE İŞİNE GELİRSE İŞCAN


SAYIN CÜNEYT BEY;
ÇEK TUZAĞINDA ISRAR DA SEBEP KAYIT DIŞI EKONOMİYE KATKI SAĞLAMASI. (SANKİ BAŞKA ŞEKİLDE OLMAZ)

“Karşılıksız kalan bir çekte terör finansmanı veya kara para aklanmasının ne alakası olabilir?
Bu çek kullanımıyla ilgili olabilir ancak..” BU YÜZDEN TAMAMEN HAKLISINIZ

“1Buda çek kullanımı, imza, çeklerin kimlere verilebileceği anlamında bir denetleme yönünde çalışma yapıldığı olarak algılanmalı”, AYNEN BÖYLE.
BUNUN İÇİN ALİ BABACAN KOLLARI SIVADI. BANKALAR YOLU TIKADI.

“ve yapılacak her köklü değişiklik mevcut çek mağdurlarının lehine olur, bu Türk ceza kanunun bir gereği..”
BAŞKA TÜRLÜ OLSA 5834 YILBAŞI SON. HATIRLATTIK ÜSTADA AYNEN ÇARK. ÇEVİR KAZI YANMASIN.

“Bu açıklamalar çeklerde köklü bir reformun ip uçlarıdır.”
AYNEN ÖYLEDİR. SÖZ NAMUSTUR. KİMSE SÖZÜNÜ YEMEZ. ELİMİZE BU KOZU VERİRLER
“SÖZ NAMUSTUR”

ANCAK HAKİKATEN İŞCAN BU SÖZÜ ALDIMI. BU KADAR KİŞİ ÜSTÜNE GELİYOR. YALANCI, ŞARLATAN,FENOMEN ,GERİ ZEKALI YAPIYORLARDA ŞAHİTLERİM VAR DEDİKLERİNDEN GIK YOK.

DEMEKKİ HAKİKATEN SÖZ YOK. ŞAHİT YOK BELGE YOK…

BU NE DEMEK ?

EKİMDE YASA YOK. VAR MI ŞAHİDİ YOK. O ZAMAN YASA YOK.

BENCE BU ŞARLATANI BIRAKALIM GİTSİN YOLUNA BİZ OTURALIM. OTURDUĞUMUZ YERDEN YİNE YORUM YAPALIM. BÖYLESİ ÇOK GÜZEL.

HAYALPEREST

Erkan dedi ki...

Bu arada ŞEKER765 DOSTUM EĞLENECEK BAŞKA Bİ SİTE BULSAN.Burdakilerin eğlenmeye hali yok.Hatta sana hakaret etmeye bile hali yok.Canı burnunda herkesin.Senin tuzun kuru galiba.Bizim sorunumuzu algılayabileceğin zaman görüşelim.Olmazmı.Yada sen beni ara ben seni avutayım.05322682137

Erkan dedi ki...

Hayalperest BEN SÖZE DEĞİL SÖZÜ VERENE BAKARIM.Sözü verene inanıpta bu iş tamam diyenede bakarım.Çok saf olmalı derim.İşcan veye işcan gibi düşünen herkeze sonsuz teşekkür.Ama sözünü tutacak adamdan aldığı sözü bize aktarıpümit versin.O işcanın saflığından temizliğinden.Ama karşısında söz verenler sözün namus olduğunu bilmeyenler.Bak işte kıvırdılar.İşcan gidip yakasına yapışsa ne değişir.Demekki yol yanlış.Bu söz ya başbakandan ya ihm den gelecek.İşcan o söz verenleri esnaf saydı mutluluğunu paylaştı bizimle sadece.Bir işe yaramayacağını bilemedi.

Adsız dedi ki...

MİÇO ARKADAŞLAR MÜBAREK RAMANANIZI KUTLAR NİCE RAMAZAN GÖRMENİZİ YÜCE RABBİMDE DİLERİM BEN BURDA GERÇEK OLAN BİRSEYLERİ YAZMAK İSTİYORUM 31 12 2008 DEN 23 08 2009 KADAR ANKARA EYLEM YAPILDI METRİSDE ÜMRANİYEDE EYLEM YAPILDI SUÇLU DEGİL BORÇLUYUZ BU EYLEMLER BURHAN İŞCAN SAYESİNDE YAPILDI BAZI KENDİNİ BİLMEZLER KONUŞUYOR ÇOK TERBİYESİZLİK YAPILDI BURHAN İŞCAN TANIMIYORLAR BURHAN İŞCAN OLMASAYDI BU GÜNLERE GELEMEZDİK BURAN İŞCAN EYLEMLERDE İSTEDİGİ SAYIYA ULAŞSAYDI BU İŞ BİTMİŞDİ BU GERÇEGİ KİMSE KABULLEN Mİ YOR ANÇAK SITELERDE PRESSTURTTE CEK MAGDURLARI SITELERINDE DEDIKODULARDAN BASKA YAPTIGINIZ HİÇBİRŞEY YOK SIKILDIGINIZ SIKISTIGINIZDA BURHAN İŞCAN SUÇLU OLUYOR ÇEK MAGDURU DENILDIGINDE MILYORLARI BULUYOR AMA EYLEMLERDE 20 25 KİŞİ YA VAR YA YOK YINE BURHAN İŞCAN COK İŞ BASARDI YINE BEN INANIYORUMKI BU RAMAZAN GUNUNDE GENE BU İŞİ BURHAN İŞCAN BİTİRCEK VE TEK BASINADA OLSA GENE BITIRCEK ARTIK BURHAN ISCANIN AHMETIN MEHMETIN DEDIKODUSUNU YAPMAYALIMDA ONUMUZE BAKALIM SUCLUYUZ BORCLUYUZ UMRANIYEDE ACILAN PARKANDI BEN TASIDIM JENARDİYLE BERABER HANİ NERDE MAGDURLAR HANGISI GELDI TUTTU PANKARTIN UCUNDAN LAFA GELDIMI KONUSUYORSUNUZ BIRAZ ICRAAT YAPALIM ANCAK DEDİ KODU YAPARSINIZ BURHAN İŞCANINDA GUNAHINA GIRERSIN SİZ BU SİTELERDE ANCAK UYUYUN BAKALIM UYUYUN EKIME KADAR BAK NE EYLEMLER YAPACAK BURHAN İŞCAN SİZ ANCAK DEDIKODU YAPIN DEDIKODU YAPMAKLA NE OLCAK SU SITEDEN BİLE UTANIYORUM BIR TABIR VARDIR SOYLEME DOSTUNA DOSTUNDA SOYLER DOSTUNA HALBUKI BIZ OKUMUS KULTURLU ESNAF VE İŞ ADAMIYIZ SURDA DUSTUGUMUZ DURUMA BAK BURHAN İŞCAN HAKKINDA DEDIKODU YAPAN ARKADASLAR BURHAN ISCANIN YAKASINDAN DUSMESINI ISTIYORUM VE ŞİDDETLE KINIYORUM...!!!!!!!! GÜCÜNÜZ YETİYORSA SİZ BIR EYLEM YAPIN GORELIM DISARDAN DAVULUN SESİ HOŞ GELIYOR ...!!! NAPOLYON NE DEMİŞ PARA PARA PARA KIMDE NE VAR PARA NEYİ KONUSURSUNUZ SİZ BU İŞDE BU KADAR OLUR.!!! ALLAH RAZI OLSUN İŞCAN...!!! İTLER ÜRÜR KERVANLAR YÜRÜR...

Erkan dedi ki...

Oturduğumuz yerden yorum yapalım konusuna da aynen katılıyorum.Ve ekliyorum İçeri girene kadar...

Adsız dedi ki...

Gün geçtikçe daha iyi anlaşılıyor ki Türkiye’de “yüksek yargı”, devletin işlediği suçların arkasına saklanacağı bir “demir perde” rolü üstleniyor.

Devletin işlediği her suç, o “demir perdenin” ardına konup bir dokunulmazlığa kavuşturuluyor.

Bu durumun en korkunç, en utanç verici örneği biliyorsunuz Şemdinli davasında yaşandı.

Şemdinli olayını soruşturan, oradaki suikastların ve sabotajların Ankara’ya ulaştığını söyleyen bir iddianame yazan Van savcısı, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından meslekten atıldı.

Savcının söylediklerinin tümünün doğru olduğu bugün daha da açık bir şekilde görülüyor.

Doğruları söyleyen, gerekli soruşturmayı yapan savcıyı cezalandıran bir adalet sistemine güvenilebilir mi?

Güvenilmez.

O savcıyı meslekten atan “yüksek yargıçlardan” hangisi bugün televizyona çıkıp bu halka, o savcıyı niye attıklarını anlatabilir?

Hangisinin cesareti yetebilir buna?

Hiçbirinin.

Bu toplumun güvenliğini kendilerine teslim ettiğimiz o kurul, suçun ve suçlunun ortaya çıkması için değil, suçlunun ve suçun korunması için attı o savcıyı.

Bana sorarsanız o kurulun üyelerinin, o karardan dolayı soruşturulmaları ve yargılanmaları gerekir.

Çok ciddi bir soruşturmanın önünü kestiler çünkü.

Adaletin gerçekleşmesini engellediler.

“Ankara’daki suçluları” adaletin elinden kurtarıp, onları sakladılar.

Bence yaptıkları çok açık bir “suç ortaklığıdır.”

Bir gün, o suçlulara “iyi çocuklar” diyen zamanın Kara Kuvvetleri Komutanı yargı önüne çıkarsa, savcıyı meslekten atarak o generali koruyan yüksek yargıçlar da yargının önüne çıkacaklar.

Yüksek yargıçların “dokunulmazlıklarına” güvendiklerini biliyorum.

Ama hiçbir yargıcı “suç işlemesi” halinde koruyacak bir dokunulmazlık yoktur.

Adsız dedi ki...

Adalet, “hata” yapabilir.

Ama adalet “bile isteye” suçluyu koruyup, suçu ortaya çıkaranı engelleyemez.

Bunu yaparsa suç işler.

Yüksek Hâkimler ve Savcılar Kurulu o suçu işledi.

Çünkü adaleti değil, “devletin içindeki suçluları” savunmayı seçtiler.

Bugün aynı kurulda kıyametler kopuyor.

Şimdi de Ergenekon’u ve Güneydoğu’daki JİTEM cinayetlerini soruşturan savcıların önünü kesmeye çalışıyorlar.

Anlayabildiğimiz kadarıyla, Şemdinli savcısını feda ederek siyasi geçmişinin en büyük günahını işleyen AKP iktidarı bu kez kararlı ve sağlam duruyor.

Şemdinli savcısını harcayarak korudukları generalin, burunlarına dayadığı “muhtıra” onlara “dürüstlüğün” önemini öğretti sanırım.

Savcıları korumak için mücadele veriyorlar şimdi.

Ergenekon Savcısı Öz’ün “yüksek yargıçların” hışmından kurtarıldığı söyleniyor.

Ama bugün bizim sürmanşetimizde okuyacağınız o korkunç cinayetleri işleyen albayı “dokuz kere müebbet” istemiyle mahkemeye sevk eden savcıyı, “suçu ortaya çıkardığı” için cezalandırmaya uğraşıyorlar.

Bir yandan da onun soruşturmasını derinleştirerek, “Fırat’ın öte yakasındaki Ergenekon’u bütün boyutlarıyla” deşifre etmesinden çekiniyorlar.

Çünkü korkunç gerçekler çıkacak oradan.

Daha şimdiden nice alçakça cinayetin izleri bulundu.

Devam edildiğinde, “o albaya” kimin emir verdiği, resmî “karakol şemalarında” varlıkları görülmeyen “paralı katillerin” maaşlarının nerelerden karşılandığı, o paraların ödenmesi için kimlerin talimatıyla harekete geçildiği de ortaya çıkacak.

Bir büyük suç zinciri yakalanacak.

Yüksek yargıçlar, bunu yapacak savcıyı neden engellemeye çalışıyorlar?

O savcı işini iyi mi yapmadı, suçluları mı ortaya çıkarmadı, gerçekleri mi sakladı?

Böyle bir suçu ya da kabahati mi var savcının?

Yoksa “yüksek yargıçların” çabası, gerçek suçluların ortaya çıkmasını engellemek mi?

Bu yargıçlar adaletten mi yoksa Ergenekon’dan mı yana?

Türkiye “yüksek yargıçların” hepsini yakından izlemek, geçmişlerinde yaptıklarını ortaya çıkarmak, ilişkilerini aydınlığa kavuşturmak zorunda.

Suçluları bulup adaleti uygulama yolunda karşılaştığımız en büyük engel “adaletin cüppesini” giymiş birileri çünkü.

O cüppeyi çekip, altında ne var hep birlikte bakmalıyız.

Göreceğimiz gerçek, bizi dehşetten ürpertecek bile olsa...

Adsız dedi ki...

Yargı reformu yapmazsak ekonomide de sıkıntı olur
Yargı reformunu ekonomide başarının anahtarı olarak gören Devlet Bakanı Babacan, reformun temelinin anayasanın değiştirilmesi olduğunu söyledi Bakan Babacan, `Ekonomideki başarılarla evimizi güçlendirdik. Ancak zemin hala sağlam değil. Yargı reformu olmazsa riski kaldıramayız` dedi ..
Hazineden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, yargı reformunun yapılmasının en önemli öncelikleri olduğunu, bu alanda yaşanabilecek bir sıkıntının ekonomik kazanımları `alıp götüreceğini` söyledi. Babacan, `Biz ekonomide elde ettiğimiz başarılarla evimizi depreme dayanıklı hale getirdik. Ancak zemin halen oynak. Yargı reformu yapılmazsa bu riski ortadan kaldıramayacağız` diye konuştu. Babacan, artık tek haneli faiz hedefini koyduklarını, bu hedefe en geç 2013 yılında ulaşacaklarını söyledi. Ali Babacan, Türkiye`nin 2023`te 800 milyar dolarlık milli geliri ile dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olacağını söyledi.


YABANCI YATIRIMCI İSTİYOR


Babacan yargıya ilişkin isteklerin Yatırımcı Danışma Konseyi Sonuç Bildirgesi`nde de yer aldığını ve özellikle yabancıların en çok önem verdikleri bir konu olduğunun altını çizerek, şöyle konuştu: `Seçim bildirgesinde de yer aldığı gibi yargı reformu öncelikli konumuz. Yargı sisteminin iyi çalışması bundan sonraki ekonomik başarıların temeli olacak. Aksi halde ekonomide de sıkıntı olabilir. Uzun vadeli yatırım yapanlar Türkiye`nin öngörülebilir bir ülke olmasını istiyorlar. Bugün yatırım yapıyorlar, en az 10 yıl sonrasındaki getiriyi hesap ediyorlar. Yarın çıkabilecek hukuki ihtilaflar çözülebilsin istiyorlar. Biliyorsunuz Uzanlar`ın Motorola olayı nedeniyle ABD sermayesi yıllarca Türkiye`ye gelmekten kaçındı. En son Sama Dubai olayı var. Özelleştirmelerde bir `kamu yararı maddesi var` yeterince açık değil. Tüm bunlar açıklığa kavuşturulmalı.`

Adsız dedi ki...

REFORM İÇİN YENİ ANAYASA


Babacan, bugüne kadar yapılan ekonomik uygulamalar ve yargı arasındaki ilişkiyi depreme benzeterek, şöyle konuştu: `Bugüne kadarki ekonomik uygulamamızla, evimizi depreme dayanıklı hale getirdik. Deprem ile ilgili takviyeleri yaptık, güçlendirmeleri gerçekleştirdik. Ancak evin zemini yani yargı konusunu halledemezsek, risk devam ediyor. Kısacası bundan sonraki dönemin ABC`si yargı ve eğitim reformu. Bu zemindeki bir sıkıntı bütün ekonomik kazanımları alır götürür.` Babacan, mahkemelerin birbirine on-line olarak bağlanması üzerine çalıştıklarını da belirterek, bunun özellikle mahkemelerin bir kararı alırken Türkiye`de bu konuyla ilgili daha önce alınmış kararları tek tuşla öğrenmeleri açısından önemli olduğunu söyledi. Babacan, yargı reformunun temel ayağının yeni bir anayasa hazırlanması olduğunu belirterek, şunları söyledi:


MUTABAKAT İSTİYORUZ


`Anayasanın daha anlaşılabilir, açık, bugünün perspektiflerini yansıtabilmesi son derece önemli. anayasanın yenilenmesi konusunda çalışıyoruz. Burada devletin temel ilkeleri tabii ki yer alacak. Yeni bir sisteme gitmiyoruz. Daha kısa, öz, net bir anayasaya ihtiyaç var. Biz bunu 2002`deki seçim bildirgesine de koymuştuk. Ama maalesef yapamadık. Bunu yaparken toplumsal mutabakat sağlamak istiyoruz. Çoğunluk anlayışı ile değil, çoğulculuk anlayışı ile hareket edeceğiz.`

Erkan dedi ki...

İşi şahsileştirmek istemiyorum. İşcan a telefon açtım 4 -5 gün önce ben artık ilgilenmiyorum dedi. Peki deyip kapattım.Şimdi yeniden çıktı.Varmı yokmu,Son duraga kadarmı yorulana kadarmı var bilmek zorundayız.Hayalet gibi bir var bir yok olan bir zat bu işi nereye kadar götürebilir.Nekadar güvenebiliriz.Bir mesafe katetik diyelim sona yaklaştık bir provakatör çıkıp hakaret dolu yazılar yazdı diyelim ne olacak . vay bana hakaret ettiler diyip yarıda bırakacak öylemi.Ne diyo cem yılmaz pışıııık.Ben böyle adamın arkasında gidecek kadar saf değilim.Kusura kalmayın.05322682137

Adsız dedi ki...

TÜSİAD'ın raporunda adaletin işleyişinden memnun olmadığı, 'yapanın yanına kar kalıyor' düşüncesine sahip olduğu belirtildi. Rapora göre hızlı ve adil yargılama olmaması 'çek, senet mafyası' gibi gruplar yaratıyor

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) tarafından hazırlanan raporda, genel olarak toplumun yargıdan ve adaletin işleyişinden hoşnut olmadığı savunuldu. Raporda, '(Bu ülkede adalet yok) ya da (yapanın yanına kar kalıyor) gibi düşünceler, çok yaygın biçimde dile getirilmektedir. Yargıya duyulan güvenin azalması, buna bağlı olarak yargıya saygının azalmasına ve yargının giderek bir ayak bağı gibi algılanmasına yol açmaktadır'' denildi. Raporda, özellikle ekonomik yaşamın gereksinimi olan hızlı ve adil yargılama gerçekleşmeyince 'çek, senet mafyası ve tahsil çeteleri' gibi, yasadışı gruplar, yol ve yöntemlerin ortaya çıktığı vurgulandı.

Adsız dedi ki...

Sistem iyi işlemiyor

TÜSİAD'ın ''Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Adil Yargılanma İlkesi Işığında Hukuk Devleti ve Yargı Reformu: Anayasa Hukuku, İdare Hukuku ve Ceza Hukuku Açısından'' başlıklı raporu, basın toplantısıyla kamuoyuna açıklandı. Raporda, Türkiye'de hukuk devleti anlayışının ve etkin bir yargılama faaliyetinin ''onsuz olmaz'' koşulları olarak kabul edilen hususların eksik olmasının, hukuk devletine olan güveni sarstığı belirtilirken, yargılama hizmetinin iyi işlemediği kanaatinin Türkiye'de en yaygın düşüncelerden biri olduğu ifade edildi.

7 bölümlük rapor

TÜSİAD raporu, adil yargılanma ilkesinin unsurları çerçevesinde, ''Mahkemeye Başvurma Hakkı'', ''Yasayla Kurulmuş Bağımsız ve Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkı'', ''Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkı'', ''Aleniyet İlkesi'', ''Makul Sürede Yargılanma Hakkı'', ''Masumiyet Karinesi'' ve ''Sanığın Asgari Hakları'' başlıklı 7 bölümden oluşuyor.

DGM'lerde görüş değişti

TÜSİAD'ın 1998 yılında 7 profesöre hazırlattığı ''Yargılama Düzeninde Kalite'' başlıklı raporda DGM'lerin kaldırılması istenirken, 2 profesör ve 2 doçentin katkısıyla hazırlanan ''Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Adil Yargılanma İlkesi Işığında Hukuk Devleti ve Yargı Reformu: Anayasa Hukuku, İdare Hukuku ve Ceza Hukuku Açısından'' başlıklı yeni raporda, bu kez DGM'lerin muhafaza edilmesi önerildi. 'İhtisas mahkemelerinin varlığı gereklidir. Ve sözleşmeye aykırı değildir'' denilen raporda, Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin terör ve örgütlü suçlarla ilgili davalara baktıkları anımsatıldı.

Güven kaybının nedenleri



Bazı anayasal ve yasal kurumların düzenlenişi nedeniyle, hakim ve savcıların bağımsızlıkları ve tarafsızlıklarının tartışma konusu yapılması ve siyasal etki, baskı ve tartışmalar altında kalmaları,


Yargılamanın çok yavaş işlemesi, çözüme ulaştırılamayan ve mahkemelerde yıldan yıla devredilen dosyalar nedeniyle iş yükünün dayanılmaz biçimde artması,


Yargılama işlevinin yerine getirilmesi sırasında, gerek hukuk mahkemelerinde, gerek ceza mahkemelerinde, gerekse idari yargıda tüm önlemlerin son derece karmaşık ve süreci uzatan nitelikte olması,


Teknik altyapı sorunlarının giderilememiş olması, bina, araç-gereç yetersizliklerinin had safhada olması nedeniyle yargılamanın saygın, adil ve hızlı olmadığı görüntüsü ve inanışının yaygınlaşması,


Personel sorunlarının, eğitim noksanlığının giderilememiş olmasının yanı sıra maaşlar, çalışma koşulları gibi nedenlerle kaliteli eleman sağlama ve yetiştirmenin zorluğu.

Adsız dedi ki...

Reform yapılması şart

Yeni bir Anayasa iyi olur

Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süheyl Batum: Anayasa'nın ikinci maddesinde yazılan 'Türkiye demokratik bir hukuk devletidir' ilkesinin içini dolduran bazı refomların yapılması gerekiyor. Türkiye'de dokunulmazlıklar her alanda devam ederken, denetlenemeyen kurallar varken, yargılamanın süratli işlemesini engelleyen düzenlemeler varken, işleyen, etkin bir hukuk devletini kurabilmek daha ilk baştan mümkün değil. 1982 Anayasası ''yargıdan korkan bir Anayasa.'' Gerekli değişiklikler yapılmalı.

İhtiyacımız kaliteli adalet

Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feridun Yenisey: Türkiye'de ceza hukuku açısından iyi çalışan bir adalet sistemi var. Türkiye'de davalar ortalama 237 günde sonuçlanıyor. İhtiyacımız olan adil ve kaliteli adalettir. Haklar, yargı bağımsızlığı kadar asayişe de ihtiyaç var. Birinin diğerine feda edilmesi söz konusu olmamalıdır. Birinin feda edilmesinde, toplumu şeker hastalığı, kanser gibi kemiren terör ve örgütlü suç belası vardır.

Hukuk istikrarı da lazım

Yavaş işleyen bir yargı mekanizması, çelişkili mahkeme kararları, mevzuatta ve idari kararlarda geriye dönük uygulamalar gibi konular vatandaşın hukuk sistemine inancını yıprattığı ölçüde ekonomik faaliyetleri, özellikle yerli ve yabancı yatırımları ciddi surette engelliyor. Piyasa ekonomisinin etkin şekilde işlemesi, yabancı sermayenin çekilmesi ve istihdamın artması için ekonomik ve siyasi istikrar kadar hukuk istikrarı da gereklidir.

AİHM'de 2 binden fazla dosya

1982 Anayasası devletin ayrıcalıklarını korumaya yöneliktir. Bugün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde, Türkiye ile ilgili 2 binden fazla dosya var ve bunun tutarı 4.5 milyar dolar.

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sibel İnceoğlu: Türkiye ile ilgili insan haklarının ihlaline ilişkin uluslararası davalar var. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ndeki düzenlemelerin uygulanması gerekir.

Adsız dedi ki...

TÜSİAD'In raporuna göre yapacak çok İŞ var


Kolluk ve savcılıkta alınan ifadenin tutanağının delil olmayacağı yasaya açıkça yazılmalı ve 24 saat nöbetçi ''Özgürlükler Hakimi'' bulundurulmalı.


Savcıların Adalet Bakanlığı'na bağlı oldukları ve Adli Tıp Kurumu'nun da aynı bakanlığa bağlı olduğu bir ortamda, hükümetin delilleri değerlendirme konusunda büyük erk sahibi olduğu izlenimini adil yargılanma hissini zedeler.


''Bilirkişi adaleti'' önlenmeli, Memurların Yargılanması Hakkındaki Kanun yürürlükten kaldırılmalı.


Duruşmada hazır bulunmayıp kaçmak davaları uzatan bir sebep. Kaçaklar hakkında duruşmayı sona erdiren ve gelince eski hale iadeyi kabul eden bir sistem benimsenmeli.


Posta pulu eksikliği yargılama sürecinde ciddi bir aksaklık yaratmaktadır, bu sorunun Adalet Bakanlığı ile Posta İdaresi arasında yapılacak bir protokol çerçevesinde özel bir ''adalet pulu'' ihdası suretiyle çözülmeli.


2 ay süren adli tatile ilişkin hükümlerin yeniden düzenlenerek, yargı hizmetlerinin sürekliliği sağlanmalı.


Ankara, İstanbul, İzmir gibi iş yoğunluğu fazla olan şehirlerdeki idare mahkemeleri, Danıştay modeline göre uzmanlık esası çerçevesinde yeniden yapılandırılmalı.


Tutuklama istisnadır. Adli kontrol kabul edilerek, tutuklama kurumu daha az uygulanır hale getirilmelidir.


Tutuklama ile ilgili kuralların uygulanmasında hukuka aykırılık yapılması önlenmeli.


Halka, tutuklamanın ceza değil, çok özel şartlar gerçekleştiğinde uygulanabilir bir tedbir olduğu benimsetilmeli.


Adli Kontrol Kurumu kabul edilmeli. Sanığın kaçmasını ve delilleri karartmasını önleyecek, tutuklama yerine uygulanabilecek başka tedbirler vardır. O tedbirler şöyle sıralanabilir: Hakimin belirleyeceği çevre sınırları dışına çıkamamak, konutundan ancak hakimin belirleyeceği bir sebeple çıkabilmek (ev hapsi), hakimin belirleyeceği bazı yerlere gidememek, savcılığa pasaportunu makbuz karşılığında teslim etmek, bazı kişileri ziyaret etmekten kaçınmak gibi.


Teminatla salıverme yaygınlaştırılmalı.


Hakim ve savcıların 24 saat büroda nöbet tutma esası kabul edilmeli.


İşkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ile toplanan delillere dayanılması, hakkaniyete uygun yargılamayı ihlal ediyor.


Kolluk ve savcılıkta alınan ifadenin tutanağının delil olmayacağı kanuna açıkça yazılmalı, 24 saat nöbetçi ''Özgürlükler Hakimi'' bulundurulmalı.


Susma hakkında aleyhe sonuç çıkarmama, Amerikan hukukunda olduğu gibi mutlak olmalı, istisnası olmamalı.


Zaman aşımı süreleri yeniden düzenlenmeli.

Adsız dedi ki...

ERKAN SEN SALAKSIN.
OTURDUĞUN YERDEN ANCAK EMİR VERİRSİN. SAF DEDİĞİN ADAM OTURMADI KOŞTURDU. NİYE SEN SAF DEYİP KÜÇÜMSEYESİN DİYE.
EKİM GELDİMİ. SÖZLER TUTULMADIMI DA ADAMA HAKARET EDİP YAPILANI KÜÇÜMSÜYORSUN.
VE HADİ EYLEME DİYORSUN.
NİÇİN SEN SAF YERİNE KOY ALAYET DİYEMİ.
ENAYİ YİZ DİMİ. SEN HANGİ EYLEME KATILDIN DA ŞİMDİ EYLEM DİYORSUN VE ARKASINDAN SAF DİYE ALAY EDİYORSUN.
SENİN GİBİLERE NE DENİR BİLİYORMUSUN.
YAZIKLAR OLSUN. GİT BAŞKALARINA EMİR VER.
BURHAN İŞCAN EMİR VERMEDİ. KENDİ ÖNE DÜŞTÜ. BİRKAÇ KİŞİ KATILDI. NİYE BİRKAÇ KİŞİ HEPSİ SENİN KAFANDAYDI. GAZA VERİP GÖNDERELİM. SONRA ALAY EDELİM. AZARLAYALIM.
SEN NE YAPTIN. BİNDİĞİN DALI KESİYON SALAK. SANA MI KALDI BİZE EMİR VERMEK

Erkan dedi ki...

Bu arada site meclis kulisine döndü.

Erkan dedi ki...

Salak diye konuşuyorsun ama ne adın belli ne sanın.Genede sabırlı davranıp yazdıklarımı birdaha okumanı öneririm.Ya benim ya senin kafan güzel.Ben diyorumki Benim arkasından koşacağım adam bugün varım yarın yokum demeyecek.Salak lafınıda hazmetmiş değilim daha güzel hakaretler biliyorum.

Adsız dedi ki...

Memleketimiz şu iki şeyin memleketidir : biri çiftçi, diğeri asker. Biz çok iyi çiftçi ve çok iyi asker yetiştiren bir milletiz. İyi çiftçi yetiştirdik : çünkü topraklarımız çoktur, iyi asker yetiştirdik : Çünkü o topraklara kasteden düşmanlar fazladır. O toprakları sürenler, o toprakları koruyanlar hep sizlersiniz. M.K.ATATÜRK

Adsız dedi ki...

Karz-ı Hasen ve Borç Alış-Verişi

Soru: Karz-ı hasen ne demektir? Bu tabirdeki "hasen" sıfatı hangi manaları ihtiva etmektedir? Karz-ı hasen çerçevesine ne türlü ödünç vermeler dahildir? Rasûl-ü Ekrem Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi ve sellem) borçlunun cenaze namazını kılmayışı nasıl anlaşılmalıdır?

-Kısaca, "dinin emirlerine uygun şekilde verilen güzel ödünç" demek olan "Karz-ı Hasen", hiçbir maddî çıkar düşüncesi gözetmeksizin sırf Allah'ın rızasını kazanmak ve din kardeşinin sıkıntısını gidermek amacıyla karşılıksız borç vermeye denir. (00.53)

-"Hasen" sıfatıyla nitelenmesi, karzın, zatında güzel oluşundan ve amacındaki ruh yüceliğinden ileri gelmektedir. Ayrıca, ödünç veren kişinin, verdiği bu ödünç sebebiyle müstakrizden (ödünç alandan) bir menfaat talebi haramdır. Çünkü, karzın karşılığında fazla bir şey istemek faizdir. (01.36)

-Kur'an-ı Kerim, muhtelif ayet-i kerimeleriyle mü'minleri, Allah yolunda infakta bulunmak manasını da içeren karz-ı hasene teşvik etmektedir. Ayrıca, "Eğer borçlu sıkıntıda ise, kolaylığa çıkıncaya kadar ona mühlet verin. Şayet bilirseniz, alacağınızı bağışlamanız sizin için daha da hayırlıdır." (Bakara, 2/280) buyurarak borçlu güç durumda ise ona kolaylık gösterilmesini ve hatta mümkün ise alacağın bağışlanmasını salık vermektedir. (05.03)

-Teğâbûn Suresi'nin 17. ayet-i kerimesinde –mealen– şöyle denilmektedir: "Eğer Allah'a ödünç verirseniz, O hem size onun kârını kat kat artırarak verir hem de sizin günahlarınızı bağışlar. Çünkü Allah şekûr'dur, halîmdir (küçük iyiliklerden ötürü bile büyük mükâfat verir; çok merhametli ve müsamahakârdır, cezalandırmada da acele etmez)." (07.53)

-Rasûlullah (aleyhi ekmelüttehâyâ) borçlu olarak ölenin cenazesini kılmazdı. (Bir gün) bir cenaze getirildi. Rasûl-ü Ekrem (sallAllahu aleyhi ve sellem) "Onun borcu var mı?" diye sordu. "Evet iki dinar borcu var." dediler. Bunun üzerine, "Arkadaşınızın namazını siz kılınız!" buyurdu. Ensâr'dan Ebû Katâde hazretleri "O iki dinarı ben yükleniyorum ya RasûlAllah!" deyince İnsanlığın İftihar Tablosu o adamın cenaze namazını kılmayı kabul etti. (11.10)

Adsız dedi ki...

Dünyayı sarsan ekonomik kriz.. çek, senet ve krediye bağlı hesapsız işler.. karz talepleri karşısındaki çaresizlik.. ve borçlanmanın sebebiyet verdiği felaketler... (14.53)

-Sahabe efendilerimiz borçlarını ödeme ve öteye kul hakkıyla gitmeme hususunda her zaman büyük bir hassasiyet ortaya koyMuşlardır. Mesela, Hazreti Ömer (radıyAllahu anh), vefatına sebep olan hançer darbesini alır almaz, "Bakın bakalım, malım borcumu ödemeye yetecek mi?" demiş ve "Şayet yetmeyecekse, Adiyy oğullarından, onlarda da yoksa Kureyş'ten alıp borcumu ödeyin!" vasiyetinde bulunMuştur. (20.27)

-Her meselede iktisadı gözetme, elden geldiğince borçlanmama ve şayet mecburen borca girmişse onu hemen ödemenin yollarını araştırma esaslarına bağlı yaşamaları gereken adanmış ruhlar, -borçlu kalmak ve borçlu ölmek bir yana- aldıkları bursu ya da maaşı hak edip etmediklerinin de endişesini taşımalı, haksız kazanç ve haram yemekten sakınmalı ve bu hususta her zaman çok temkinli davranmalıdırlar. (24.44)

-Şeytanların kardeşleri kimlerdir? (27.50)

Adsız dedi ki...

İşi şahsileştirmek istemiyorum. İşcan a telefon açtım 4 -5 gün önce ben artık ilgilenmiyorum dedi. Peki deyip kapattım.Şimdi yeniden çıktı.Varmı yokmu,Son duraga kadarmı yorulana kadarmı var bilmek zorundayız.Hayalet gibi bir var bir yok olan bir zat bu işi nereye kadar götürebilir.Nekadar güvenebiliriz.Bir mesafe katetik diyelim sona yaklaştık bir provakatör çıkıp hakaret dolu yazılar yazdı diyelim ne olacak . vay bana hakaret ettiler diyip yarıda bırakacak öylemi.Ne diyo cem yılmaz pışıııık.Ben böyle adamın arkasında gidecek kadar saf değilim.Kusura kalmayın.05322682137
BURHAN İŞCANIN HANGİ EYLEMİNE KATILDIN. BURHAN İŞCAN YENİDEN NEREYE ÇIKTI. YOK ARTIK YOK. NİYE SENİN GİBİ OTURDUĞU YERDEN AHKAM KESENLER VE YAPTIKLARINA BURUN KIVIRANLAR İÇİN. HERHALDE SENİN TUTUKLAMAN ÇIKTI. ŞİMDİ BURHAN İŞCAN LAZIM OLDU DİMİ. BİZDE ÖYLE ÇOK YALVARDIK SİZE. O SENİN GİBİ YAPMADI. ÇIKTI YOLLARA. ŞİMDİ ONUN OĞLU SERBEST NİYE SENİN İÇİN Bİ DAHA ORTAYA ÇIKSIN. SAF YA GERZEJK YA. NE KATKIDA BULUNDUN ONA TELEFON ETMİŞ NİYE.
KÜFRETMEYEMİ.
SEN VE SENİN KAFANDA OLANLAR KIRDI ONU. SAĞA SOLA EMİR VERİNCEYE KADAR KENDİN BİRŞEY YAP GÖRELİM. SANA İNANALIM. O ADAM TEK BAŞIMNA GİTTİ VE SONRA BİZİ ÇAĞIRDI. AMA BİZ NAPTIK NANKÖRLÜK. RAMAZANINI HAYIRLADIK. VE ŞİMDİ DENGESİZ OLDU HA . NİYE ERKAN EFENDİ SIKIŞTI. İŞCAN YOK.

Adsız dedi ki...

EMİR VERME O ZAMAN GİT BAŞININ ÇARESİNE BAK.
BİZLE OLACAK EMEĞE SAYGI DUYAR.
NİÇİN İŞCAN BİZİ BIRAKTI SORDUNMU SALAKSIN BİZİDE SALAK ZANNETME.

Adsız dedi ki...

HAKARET ETSEN NE OLUR. KEM SÖZ SAHİBİNE MUTEBERDİR.
SENİN GİBİ SALAK ANCAK KÜFREDER. HADİ O SALAKDI EYLEMİNİ KÜÇÜMSEDİN. BİZDE VARDIK. BİZİ DE KÜÇÜMSÜYON. ŞİMDİ NE DİYE ARKANDA OLALIM. SALAKIZ YA.

Adsız dedi ki...

Aziz nesin edebiyatı nesini kurtarmadıki bizi kurtarsın.Kendiniz gerek bu davaya.

ARANMAN MI ÇIKTI. BİZ EYLEMDEYKEN NERDEYDİN YAVRUM.
HAYIRLI OLSUN HAPSANEYE NE İSTİYON. KINA VAR

Erkan dedi ki...

Yapmayın arkadaşlar. Aranmam çıktı hemde beş yıl önce.Sevindinmi arkadaşım.Yakalanınca haber veririm göbek de atarsın.

Erkan dedi ki...

Salak diye hitap eden dostum doğru ben salağım. Rahatmısın şimdi

Erkan dedi ki...

Ben kimseyi küçümsemedim . Sadece aradım ben artık yokum dedi diyorum neden anlamak istemiyosun.

Erkan dedi ki...

Dostlarım.Beni boşverin ben başımın çaresine bakarım.Bu kafayla devam ederseniz Sonu iyi değil.Bana laf yetiştirmeyi bırakında yazdıklarımı anlamaya çalışın.Hakaret ederek bir yere varamazsınız.05322682137

Adsız dedi ki...

BAKIN ARKADAŞLAR BEN İST MALTEPEDEYİM RAMAZAN BOYU BASBAKANIMIZ İST BULDA İST HİÇMİ CEK MAGDURU YOK GERCEKTEN DURUST CAGIRDIGIMIZDA GELECEK HİÇBİR BAHANE UYDURMADAN BASKANIN GEZDIGI YERLERİ BİZE ÖNCEDEN BİLİDİRECEK ARKADAŞ ARIYORUM GELİN RAMAZAN BOYU HEP BERABER OLALIM BU İŞİ İSTDA BITIRELIM AMA KIMSELER YOK ORTALIKTA AL TELEFON NUMARAMIDA YAZIYORUM EYLEMSE EYLEM BU İŞ BİTCEKSE BİTSİN BU İŞ İSTDA BİTSİN 05394379546 ÇEK MAGDURLARI UYUMAYIN DEDIKODUDA YAPMAYIN MUBAREK RAMAZAN BU İŞİDE BİTİRELİM İSTANBULDAN CEK MAGDURU ARIYORUM

Erkan dedi ki...

Herkeze buradan haykırıyorum birkaçgün sonra herşey için çok geç olabilir.Ey mağdur olduğuna bile inanmayan mağdurlar hazır yapacak birşeyler varken yapalım.Yoksa sadece sevdiklerimize mektup yazarız cezaevinden.Bana ve benim gibi didinenlere laf yetiştirmeyi bırakında sanal kabadayılıkları bırakında bu konuda ufacıkda olsa birşeyler yapmaya çalışanlara destek olun.Tabiatımızda var konuşmak ama konuşmak yetmez bu davada icraat gerek..Bu gecelik herkeze iyi geceler.

Erkan dedi ki...

115 de yazan arkadaş.Sen ne yazdığını birkaç kere daha oku.Sonra gönder.Ben bu sitede sürekli yazıyorum ve sanada bir başkasınada işim düşmedi.Sadece insanları uyarmaya çalışıyorum.Beni kendinize rakip bellemeyin.Sizinle uğraşamam

Cuneyt dedi ki...

Devlet bizle kavgalı, bizde birbirimizle
Hayırlısı diyelim..

Adsız dedi ki...

sıte bılınmeyen bı yone dogru suruklenıyo.hayırdır dostlar.ıstenen ıstenmyen sevılen sevılmeyen herkes orum ypıyor.aklı selım olalım.KENDIIZE GELIN.

Adsız dedi ki...

arkadaslar,yorumları okuyunca ınanamadım.hakaretler falan.BRAVOO sızlere

Adsız dedi ki...

Arkadaşlar,

görüşmeyeli site epey değişmiş yeni arkadaşlar katılmış ve yepyeni nurtopu gibi polemiklerimiz olmuş.

Hepinize soruyorum,

Siz ne yaptığınızın farkındamısınız,

Neden hep birileri hakkında eleştiri yapıyorsunuz. Kim olursa olsun bugün başka bir pozisyonda dahi olsa Ankara ya metrise, ümraniyeye giden insanlara önce bir teşekkür edelim bunlarda az şeyler değildir ve bunun için kimseden para maaş falanda almamıştır. Bunun hatırına bile bugün yanlış bir noktada dahi olsa (ki öyle demiyorum ve öyle bir noktada olduğuna da inanmıyorum) hiçmi hatır gönül yok.....

Zamanınızı ve kalemşörlüğünüzü bunlara harcamak yerine aklınıza gelebilecek bu topluluğa faydalı olacak her düşünceyi yazarak,

Bu grubun çabasını daha ileriye götürecek birşeyler yaparak,

Varsa olabilecek bir toplantı yol haritası, hukukçuların önderlik edeceği ve Sayın OFLUOĞLU ve sayın ERİM in söylediği gibi bu işi bir gösteri olmaktan çıkarıp ilgili birimlerin hukukçularını hedef alan onlar üzerinde yoğunlaşarak belkide Anayasaya aykırı olduğunu bilmeden, Bu işin sonunun AHİM e kadar uzanacağını farketmeden el kaldıracak yada he deyip geçecek milletvekillerinden bazılarını hatta başbakanı dahi durumdan haberdar etmek ve bu yasa aleyhimizde ise bile bunun çok geç olmadan gerekli değişikliklerin yapılmasını sağlayacak adımlar atmak anlamında yapılacak neler olabilir konusunda emek harcamak daha hayırlı olmazmı.

Okuyorum yorumları, Her kafadan bir ses....

Bir avukat tutmamız gerekiyorsa tutalım. Konusunda uzman birinin önümüzde yürümesini sağlamak için elimizi taşın altına koyalım. Bizim 1000 kişiyle gösteri yapıp sesimizi duyuramayacağımız yerlere konusunda uzman hukukçular duyururlar diye düşünüyorum. Çünkü onlar yol ve yordam konusunda bizimle kıyaslanamayacağı konusunda mutabıkızdır sanırım.

Bu demek değildirki biz toplanmayalım gösteri yapmayalım, meclise gitmeyelim. Tabiki yapalım. Üstelik üst paragrafta bahsettiğimi yapar ardındanda bu paragrafta yazdıklarımla desteklersek sanırım çok büyük etkisi olur.

O gösteri ve toplantılara katılan ve öncülük eden arkadaşlar beni eleştirirlerse başım gözüm üstüne derim. Çünkü ben katılamadım... katılamıyorum...... sebep belli..... ama katılan arkadaşlar yeterli değildik bu kadar insanla olmaz dediklerinde içim cızzz ediyor. Burada yazılanlarla 150-300 kişinin olacağını söyleyerek basını çağıran sonrada 20-30 kişiyle basın karşısına çıkınca kendisiyle alay edilen Sayın İŞCAN ın Sayın JENARDİ nin demoralize olmaya, bıkkınlığa dönmeye, hatta kızmaya hakkı vardır bence. Ama adam gibi bir birlik sağlanır ve düzgün organize olunduğunda herşeyi bir kenara bırakıp aramaızda olacaklarından eminim ben.Ben ilgilenmiyorum cümlesini ben şöyle yorumluyorum. Geleceğim diyorlar gelmiyorlar yapacağız diyorlar yapmıyorlar o zaman uğraşmaya değmez diye düşünüyorlar.

Netice olarak, Arkadaşlar hepimiz aynı gemideyiz.su aldığında hepimiz batacağız. Bunuda dikkate alarak lütfen sükünetinizi koruyunuz. Kızgınlığınız ve hırsınızın verdiği enerjiyi olumsuz alanlarda değil olumlu alanlarda kullanınızki herkese faydası olsun.

Saygılarımla

M.K.

Adsız dedi ki...

129
M.K KARDEŞ

Yazdıklarına tamammen katılıyorum..
Ben de BİRLİK ve DİRLİK olmamız adına en az 3 yazı yazdım..
Bir yazım bugün presstürk'te
Biri de aşağıda..
Dilene sağlık..

Adsız dedi ki...

‘SOLDA(Kİ) SIFIR..’

Kıymetli Çek Mağduru Arkadaşlarımız, Kardeşlerimiz..

İstirham ediyorum..
Söyleyeceğimiz güzel bir sözü; BİR FAZLA söyleyelim..
Lakin söz güzel değilse, hoş değilse; değil bir eksik, HİÇ SÖYLEMEYELİM..

Zaten hepimiz incitici, tahrip edici bir zulme maruz durumdayız..
Bu halde iken değil birbirimize düşmek, aksine üzüntülerimiz, sıkıntılarımız bizi, bize yaklaştırmalı.. Öyle ki bir haksızlığa maruz kalmak ve böyle bir hüznü yaşamak, aynı zamanda insani bir tekamül sağlamalı bizlere..

Bu ortak platformda inanç ve düşüncelerimizi bile açıklarken tedbirli, ölçülü ve hakkaniyet sahibi olmaya çalışmalıyız..

Bizlere lazım olan yegâne şey TESANÜD; (grup dayanışması)

Bizler için felaket olan şeyler ise; HASED, FİTNE, AYRILIK VE AYKIRILIK, FESAT ve DAĞINIKLIKTIR..

Tesanüd içinde olmamız için sadece aklı-ı selim ve nazik olmamız yeterli.. Bu bize, haksızlığa dayanma ve direnme gücü; adalete, zafere ulaşmada, mücadele azmi ve sonunda bu birlik ve beraberlik ruhu, mutlaka adaleti ve zaferi getirecektir..

Aksi hal; yani KABALIK, SAYGISIZLIK VE HOYRATLIK bizi felaketlere sürükleyecek şeytani bir aldatmaca, nefsi bir körlük olacak ve sonucunda varacağımız yer felaket olacaktır..

İzninizle yazımda inanç ve kanaatlerimi de ifade ederek devam etmek istiyorum..

Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuşlardır:

“Birbirinize hased (çekememezlik) etmeyiniz. Birbirinize buğz (düşmanlık) etmeyiniz. Birbirinizle iyi ilişkileri kesmeyiniz. Birbirinizden yüz çevirip küsüşmeyiniz ve ey Allah'ın kulları, kardeşler olunuz..”

"Bir haksızlık, zulüm görürseniz, gücünüz yetiyorsa elinizle, ona gücünüz yetmiyorsa dilinizle, ona da gücünüz yetmiyorsa kalbinizle karşı çıkın. Ki, sonuncusu inancınızın en zayıf noktasıdır."


Yüce Allah ise Kuranı Kerim’de mü’minlere;

"Çekişip birbirlerine düşmemelerini.." (Enfal Suresi, 46)

"Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın..." (Al-i İmran Suresi, 103)

"Birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak.." (Saff Suresi, 4)

"Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır." (İsra Suresi, 53)

"İnkar edenler birbirlerinin velileridir(dostları). Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur." (Enfal Suresi, 73)

Buyurmakta ve doğru olana varmak, zafere ulaşmak için inananların dostluk ve kardeşlik içinde olmalarının gereğini, dostluk ve kardeşlik duygularından uzaklaşıp birbirlerini dost edinmemelerinin ise, aralarında ve yeryüzünde karmaşaya ve kötülüğe sebep olacağını bildirmektedir..

Hiçbir inananın bu sorumluluğun vebalini üstlenmek istemeyeceği açıktır.

Hiçbirimiz bu gün; iğrenç bir çek hapsi zulmü ile karşı karşıya iken verilen mücadelede bizleri zayıf düşürecek, bizleri kaos ve karışıklık içinde treni kaçırtacak bir vebal üstlenmek istemeyecektir..
devamı var-->

Adsız dedi ki...

Arkadaşlarım, kardeşlerim..

Maçın başındayız ve inanın kazanmaya yakınız.. Çünkü maça yenik başlamış, orta yerde ne oyuncu ne takım ne taraftar (seyirci değil) yoktu.. Oyun kuralları aleyhimize ve tartışılmaz idi.. Hakemler, yan hakemler aleyhimizde ittifak içindeydiler..

Ya bugün kazanımlarımızı bir düşünelim.. Allah’a şükürler olsun.. Hep beraber haklı olmanın, inançlı olmanın gücünü hissedelim lütfen..

Evet zafere bir adım kaldı.. O adım hepimizin ortak inancıyla atılacak ve mutlaka ADALET YERİNİ BULACAKTIR..

Ve bunun ilk şartı HAKLI olmak.. İkinci ve son şartı HAKLI OLMANIN HAKKINI VERMEKTİR..


Fakat tekrar istirham ediyorum..

Bu mücadele mutlaka İNCE, NAZİK VE ZARİF olalım.. Hem haklı ve inançlı olana yaraşan da budur..
Tıpkı sevgi ve muhabbet gibi, SAYGI da paylaşıldıkça çoğalan bir kaynaktır. Kimse birine saygı gösterdiği için zararda da olmaz, rahatsız da olmaz. Aksine hem mutlu ve hem de kazançlı olur..

Muhakkak hepimizin bu mücadele de emeği var ve olacak.. Tabiatıyla BİLGİ, EHLİYET VE TECRÜBE sahibi arkadaşlarımızın katkıları ise çok daha fazla olacak.. Biz onları, kıskanma ne demek, başımızın tacı olarak değerlendireceğiz.. Bu itibarla;

Baştan beri hem kendi ve hem de hepimizin derdi için; sesli sedalı katkı veren fedakar arkadaşlarımıza şükran borçluyuz..

Kendi dertleri olmamasına rağmen hakka ve haklıya kulak veren, bize destek veren herkese teşekkür borçluyuz..

Başta hukukçu arkadaşlarımız olmak üzere bu meselede bize yardımcı olan ve olacak bu insanlar; bizi hayata döndürmeye vesile olacak uzman hekimlerimiz gibi güzel insanlardır...


"... Ve her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır." (Yusuf Suresi, 76


Bir zerâfet ve tevazu örneği ile yazımı bitirmek istiyorum

Mevlânâ Câmî (Molla Câmî olarak da bilinir) zamanında; tanınmış âlimler, şairler, yazarlar ve bilginler aralarında ‘suskunlar meclisi’ adını verdikleri bir kurul oluşturmuşlardı.
Bu meclis, üyelerini, çok düşünen, az konuşan ve az yazan insanlar arasında seçiyordu. Meclisin üye sayısı ise otuz kişiyle sınırlı tutulmuştu. O dönemde yaşayan âlim, şair ve yazarlarının içinde hep bu meclise üye olma arzusu vardı.
Mevlânâ Câmî’de bunlardan biriydi. Ancak ‘suskunlar meclisi’nin üye sayısının sınırlı olması onun, seçkin insanların yer aldığı bu kurulda bulunmasına imkân vermiyordu.

MECLİSİMİZDE YER YOK

Bir gün ‘suskunlar meclisi’nin üyelerinden biri ölmüştür.. Bunun üzerine Mevlânâ Câmî ‘suskunlar meclisi’ üyeleri toplantı halindeyken toplantı yapılan mekana gider.. Meclise katılma arzusunu bir kağıda yazıp kapıcıyla içeriye gönderir.
Meclis üyeleri Mevlânâ Câmî'yi çok yakından tanıyorlardı, fakat vefat eden üyelerinin yerine birkaç gün önce başka bir değerli insanı almışlardı.. Lâkin Mevlânâ Câmî gibi birini de kapıdan çevirmek, "seni üye yapamıyoruz" demek oldukça zordu. Kendi aralarında epeyce düşünürler.

Ardından da bir bardağı ağzına kadar su ile doldurup kapıcıyla Mevlânâ Câmî'ye gönderirler. Bununla meclisin üye sayısının tam olduğunu, yeni bir kişiye yer olmadığını anlatmak istiyorlardı.
Kendisine, ağzına kadar su ile dolu bir bardak gönderilen Mevlânâ Câmî, meclis üyelerinin ne demek istediğini anlar, hemen yanındaki gülden bir yaprak koparıp yavaşça bardağın üstüne koyarak tekrar içeriye gönderir..

Bununla gül yaprağının su ile dolu bardağı taşırmadığını, gül misali kendisi için de ‘suskunlar meclisi’nde bir yerin bulunduğunu anlatmak istiyordu.
Meclis üyeleri de böyle bir insana çok nazik bir şekilde de olsa daha önce "meclisimizde yer yok" anlamında bir cevap verdiklerinden dolayı çok üzüldüler. Otuz kişiyle sınırlı olan üye sayılarını da aşarak Mevlânâ Câmî'yi meclislerine üye yapmaya karar verdiler.

Adsız dedi ki...

MEVLANA CAMİ'NİN TEVAZUSU

Meclisin başkanı, adını listeye yazdı, üye sayısını belirten 30 sayısının önüne bir 0 (sıfır) yazarak Mevlânâ Câmî'ye verdi.. Başkan bununla, Mevlânâ Câmî'nin katılmasıyla meclisin değerinin on kat arttığını anlatmaya çalışıyordu.

Listeyi alan Mevlânâ Câmî, kendisinin gelmesiyle meclisin değerinin on kat artmış olduğu düşüncesine katılamadığını göstermek için, otuz sayısının sağına eklenen sıfırı silip, 0 (sıfır)’ı 30 sayısının SOLUNA yazdı.

Mevlânâ Câmî’de bu cevapla, meclisin üye sayısını artırmadığını çünkü kendi değerinin, bu meclisin yanında SOLDA SIFIR olduğunu anlatmak istiyordu.

Arkadaşlar hepimiz, bir değeriz, kimimiz 30’un sağında kimimiz solunda..

Önemli olan birbirimizin değerini bilmemiz..
Herkesin, hepimizin birbirimize saygı ve hoşgörü göstermesi dileğiyle..

Saygılarımla
Murat YALÇIN

Adsız dedi ki...

ÇEK MAĞDURLARINA;

Ben zannettiğiniz gibi hayatımı bilgisayar başında sürdürmüyorum. Zira internet kafeye bile verecek param yok. Her gün 1 tl ve iki saat.
Vaktiyle bir Öküz Ahmet Paşa varmış. Kuvvetinden dolayı bu lakabı takmışlar. Fakat çok işini bilen ve hazır cevap zeki biriymiş. Karargah çadırında kurmaylarla beraber plan yaparken çadırın kapısından içeri bir öküz başını sokmuş ve böğürmüş. Rakipleri paşaya sormuşlar ne demek istedi acaba. Paşa cevap vermiş “günaydın yanında bu eşeklerle ne yapıyorsun dedi” demiş. Paşalardan biri arsızlığı ilerletip; “peki siz ne cevap verecektiniz” deyince “2 kuruşum yoktu katlanıyorum diyecektim” demiş. Soran paşa; “ya lafımı olur al iki kuruşu borç vereyim” deyince, paşa “deymez” demiş. “Sen bu kafayla nasılsa geberip gideceksin, iki kuruşum olsaydı 1 kuruşa ip, 1kuruşa cellat tutacak ve seni astıracaktım” demiş.
10 Hazirandan beri çek mağdurluğu için mücadele ettim. Çünkü oğlumda bir çek mağduru. Ne yaptıysam onun için yaptım. Kimseden bir menfaat veye bir teşekkür beklemedim. Ancak hakaret de beklemedim.
EKİMDE SON dedim. Evet son. Ekimde ispatlanacak. Ancak şimdiden yargı kurup beni başarısızlıkla suçlamanız akla ve mantığa abes. EKİMDE YASA ÇIKARSA NE OLACAK.
ÖZÜR DLENECEK Mİ?
KALDI Kİ BU BAŞARIYI YALNIZ ELDE ETMEDİM. EVVELİNDE ÇALIŞANLAR OLDU. SİTE ADMİNLERİ, GÜL HANIM GİBİ.
SONRASINDA BANA KATILANLAR OLMASAYDI BEN DERNEK LAFINI NASIL ORTAYA ATARDIM. Bana yaptığınız saygısızca ve küçümser tavır, aslında onlara da yöneliktir.
Ümraniye eyleminden sonra basını dolaştım. Haber olsun diye. Yeni Şafak Gazetesi’ne gittim. İktidara yakın bir basın organından iki günde bir haber yapılacak sözünün değeri nedir sizce. Ankara Ekonomi Yazarı Cemal Bey hatalı bir yazı yazdı diye adamı bir öldürmediğiniz kaldı. Sövmenin bini bir para. Şimdi Hürriyet Muhabiri farklı bir iş yapmadı. Bakanın açıklamalarına eski taslakdan ilaveler yaparak haber yaptı. Kaldı ki Yeni Şafak gazetesi beni kırmadı ertesi günü haber tekrarlanarak yeni biçimde sunuldu.
Olaylara katılmadan, anlayıp dinlemeden oturduğun yerden ahkam keserek sorun halledilmez. HELE HELE EMİRLER YAĞDIRARAK ASLA.
ŞİMDİ ÜÇ TANE AVUKAT ÇIKTI. AĞIZLARINDA BURHAN İŞCAN.
CAHİL, ŞARLATAN, SALAK, D…, FALAN FİLAN NİYE.
TAVUKLARINA KIŞT DEMİŞ.

Adsız dedi ki...

ONLARA DA CEVAP HAZIRLADIM. Sorduğum sorulara da cevap yok. Sonra biri kalkıyor, Sayın M. Yalçın Bey’in yazısından dolayı Burhan İşcan barış ilan etti.
Kim demiş onu. Kimseyle barış istemiyorum. Tıpkı kimseden yardım istemediğim gibi.
BANA GÖLGE OLMASINLAR BAŞKA İHSAN İSTEMEM.
Bloglardan birinde Erkan Nick’li birisi yazıyor;
“İşi şahsileştirmek istemiyorum. İşcan a telefon açtım 4 -5 gün önce ben artık ilgilenmiyorum dedi. Peki deyip kapattım.Şimdi yeniden çıktı.Varmı yokmu,Son duraga kadarmı yorulana kadarmı var bilmek zorundayız.Hayalet gibi bir var bir yok olan bir zat bu işi nereye kadar götürebilir.Nekadar güvenebiliriz.Bir mesafe katetik diyelim sona yaklaştık bir provakatör çıkıp hakaret dolu yazılar yazdı diyelim ne olacak . vay bana hakaret ettiler diyip yarıda bırakacak öylemi.Ne diyo cem yılmaz pışıııık.Ben böyle adamın arkasında gidecek kadar saf değilim.Kusura kalmayın.05322682137”
DAHA ÖNCE KAÇ KERE KATILDIN. SEN SALAK DEĞİLSİN BURHAN İŞCAN SALAK. EVET YARIDA BIRAKIYORUM. YOKTUNUZ YOKSUNUZ. SİZ EMİR VERCEKSİNİZ İŞCAN SALAK YA GAZA GELECEK KOŞTURACAK. YEMEZLER

“ Salak diye konuşuyorsun ama ne adın belli ne sanın.Genede sabırlı davranıp yazdıklarımı birdaha okumanı öneririm.Ya benim ya senin kafan güzel.Ben diyorumki Benim arkasından koşacağım adam bugün varım yarın yokum demeyecek.Salak lafınıda hazmetmiş değilim daha güzel hakaretler biliyorum.”
BENİM DE ÖNÜNDE KOŞACAĞIM ADAM, ADAM GİBİ ARKAMA TAKILACAKTI.

Ben ve arkadaşlarım, dostlarım vazifemizi kusursuz bitirdik. VE DEDİK Kİ NİÇİN AĞUSTOS VEYA EYLÜLE ALDIRMAYALIM.
ÇÜNKÜ HER ŞEY BAŞBAKANIN İKİ DUDAĞI ARASINDA

AMA NE OLDU;
Bir avukat çıktı önce beklentinin azaldığını gördü başladı çamur atmaya. GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ. Prestürk te bu üç ahbap çavuşa cevap yazdım, Erkan efendi yeniden döndüm zannetmiş. Avucunu yala da umma olma.
Bu yazım iki kısım biri sizlere biri ÜÇ AHBAP ÇAVUŞA.
Onlara yazdığım yazıda sizleri nasıl kandırdıklarını mutlak okuyun.
Site adminlerinden rica ediyorum telefon numaramı ve resimlerimi sitelerden silsinler.
Artık beni kimse aramasın. Benim artık çek davam yok. Herkese başarılar.
Öküz Ahmet Paşa hesabı param da yok. Tost satacam iki kuruş tren parası biriktirip yollara çıkacam. Üstelik o gün kazanca da veda. Karşılığında ne olacak, üç tane avukat iki tane provakatör karalayacak, çirkin sözler edecek. Sonra biri çıkacak “İŞCAN EFENDİ MECBURSUN BİZLE BARIŞ” . HADİ BE ORDAN SİZ KİMSİNİZ?
VE BENİM HER YAZIMDA DOSTLARIM DİYE SARILDIĞIM SİZLER;
Sessiz kaldınız. “sükut ikrardandır” yani kabullendiniz.
ÇÜNKÜ SİZLER KABULLENENLERDENSİNİZ.

Dernek kurun dedim. Yok. Kişisel yazı yazmayın, bir bütün oluşturduk bunu bozmayın dedim yok. Her kafadan ayrı mesaj. Hiç olmazsa altına dernek adına diye yazın dedik o da yok

Ama kendi yanlışını görmeden başkasında kusur aramak çok.

EVET YASA EKİMDE MUTLAKA ÇIKACAK.
ÜÇ AHBAP ÇAVUŞLARA YAZDIM OKUYUN

VE BENDEN UZAK OLUN

ŞARLATAN , HAYALPEREST, CAHİL, YALANCI, D… BURHAN İŞCAN

Adsız dedi ki...

YORUM
1-Yorumlar, yorumu yazan kişinin görüşüdür.
2-Küfür ve hakaret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır.
3-Lütfen ahlaki değerde yazılar kullanınız.
4-Bizimle irtibata geçmek isterseniz, özel mesajlarınız için "Site İletişim Formu" nu kullanınız

SİTENİN ESKİ HALİNE GELMESİ İÇİN ÜZERİNE DÜSEN GÖREVLERİ YAPACAK ADMİN FALAN YOK SANIRIM
ARTIK HERKES AĞZINA GELENİ YAZMAYA BAŞLAMIŞ
ÖNCE BİRBİRİNİZE SAYGINIZ OLSUN SONRA DAVANIZA

LÜTFEN ARTIK KÜFÜR VE HAKARET İÇEREN POLEMİK YARATACAK YAZILARI YAYINLAMAYIN...

Adsız dedi ki...

KAPI GİBİ CEVABA KAPI GİBİ CEVAP. YALNIZ FARKLI KAPIDAN

ÜÇ AHBAP ÇAVUŞLARA VE DARTANYAN ŞEKERE;

1-“MUHALEFET PARTİLERİ KONUSUNDA ŞÜPHELERİM VAR.
Kılıçdaroğlu ile yapılan toplantıda ben yokladım kendilerini ve tatmin edici cevap alamadım. Oktay Vural’da öyle. Bu partilerin merkez kadrolarını çok iyi tanıyorum”
VAY BE SEN NEYMİŞSİN BE ABİ.
4. Ağustosta MHP Grub Başkanvekili Sayın Şandır’a, zehir zemberek bir yazı verdim. O bunu istemedi. Kendisine Sayın Murat Yalçın’ın yazısını verdim okudu beğendi. Önce Sayın İyimaya ile görüştü. Bakın yasanız hazır ben teyidi aldım dedi. Üstelik biz eski taslağı(adalet gov. Tr deki KÖYLÜ YASASI) kabul etmedik görüşmeyi terk ettik, şimdiki yasa bu değil dedi. Sizi bakanla görüştüreyim dedi. Randevu aldı. Saat 14.30 da bakan , bakanlıktan meclise geldi ve bizle görüştü. “Yeni yasada hapislik, adli para cezası yok. Yeni taslakda birkaç husus var, ekonomik durumdan kaynaklanıyor. Meclis açılır açılmaz tamam “ sözü verdi.
11.ağustosta meclise gittiğimizde Sayın İyimaya biz reddetti. Neden. Bayan arkadaşlara gitmeyin dedim. Israr ettiler. “sizin başkanınıza bakan söz verdi ya” cevabı aldılar. CHP gurup başkanvekilleri ile görüştük. Sayın Okay ve Gül ile. Sayın Gül şunu söyledi. “SİZ DAHA ORTALARDA YOKKEN BİZ ESKİ TASLAĞI MECLİSE GEÇİRTMEDİK”
Neymiş efendim “ŞÜPHELERİ VARMIŞ”. NİÇİN?
Gazeteden okudu ya. Sarıkaya’nın haberi yalan bu doğru .

2- “ 1-9 Haziran 2009 Habertürk Gazetesi Yazarı Muharrem Sarıkaya yazıyor. “Sayın Köylü’ye lehe karar veren mahkemelerin durumunu sordum. Yargıtaydan rica ettik bu durumu durdurduk” LEHE KARAR VEREN MAHKEMELER DURDURULDU.
2-Yargıtay Başkanı öneride bulunuyor. Öneri malum. Suçsuzluk birinci ağızdan tescilli.”
Bu ne? Bu bir cehaletten öte bir şey, söz bulamıyorum söylemek için. Be hey cahil YARGITAY RİCA İLE KARAR MI VERİYOR?
Böyle bir şey olamaz. Hakkı Köylü böyle bir beyanat vermişse o onun köylülüğüdür, Asiye Ceza Mahkemelerini bağlamaz. Ayrıca bu beyanat suçtur, savcılar bu açıklamayı ihbar kabul ederler.
Kaldı ki mahkemeler beraat kararlarına devam ediyor hazret. *HANGİSİ?
* OLDU İŞTE. MAÇAN SIKIYORSA SEN SUÇ DUYURUSUNDA BULUN GÖRELİM.
3- EKİM AYINDA NE OLABİLİR
Zor bir olasılık ama çek kanunu çıkabilir, ama nasıl bir kanun işte bu konuda hayalden öteye elde sağlam bir veri yok.(*SEN GİDİP GÖRMEDİĞİN İÇİN HAYAL VE YALAN. EKİMDE GÖZÜNE SOKACAKLAR) Bu arada kahve kültürü ile bahislere girmek, İşcan ile …yarıştırmak bize yakışmaz. * NE YAPIYON ŞİMDİ?
* HANİ EKİMDE YASA ÇIKMAZDI. BİZ BAHİS OYNAMIYORUZ EFENDİ. SENİNLEDE S.. YARIŞTIRMIYORUZ. EDEPLİ OL. HIRSIN NİYE?
EKİM AYINDA YENİ YASA ÇIKINCA NE OLACAK
HÜRRİYET’TE BİR HABER “ÇEKZEDELERE ÇOK KÖTÜ BİR HABER!”
Hazret atlıyor hemen; Burhan İşcan ŞARLATAN . *EKİM OLSUN HELE BİR.GÖRELİM KİM ŞARLATAN..
“Burası Türkiye, her zaman her şey olabilir, hatta içerdekilerle dışlardakiler yer değiştirebilir”
*BU NE PERHİZ BU NE LAHANA TURŞUSU. SABİT OL SABİT. ÇEVİR KAZI YANMASIN YOK. “EKİM EYLEM AYI OLACAK

Adsız dedi ki...

“KARŞILKSIZ ÇEK SORUNLARI CİDDİ OLANLAR CİDDİ OLMALI, EKİMDE AF YOK” *S. YARIŞTIRMIYOR YA.
“YALANCININ MUMU……..
BÜYÜK BİR YANILGI İÇİNDESİNİZ” *BU TÜKÜRDÜKLERİNİ YALAYACAKSIN HOCA.
4- Ne iyi, ne de kötü
MECLİS İÇTÜZÜĞÜ M.99: ...Yazılı sorular, Başbakanlığa veya ait olduğu bakanlığa gönderildiği tarihten itibaren en geç onbeş gün içinde cevaplandırılır....
Yazılı Sorunun Tarihi; 26.05.2009 Ve Bakan siz olsanız 10 Haziran'a kadar ne cevap verirsiniz.. Hadi ek sürelerle Haziran sonuna kadar.. a. Hiç cevap vermezdim..b. Bu sorunun cevabını ben bilmiyorum Başbakan biliyor, hem ortalık karışık derdim.. c. Ya ben size bir şey söyleyeyim mi henüz yasa görüşülüyor ama ben ne diyorsam o.. şöyle olacak, böyle olacak ve benim dediğimin dışında da hiç bir şey olmayacak.. Yani; herhangi bir görüşme tartışma olmayacak.. Siz yazılı sormasanız açıklamayacaktım ama neyse..
d. Ya müsteşar, kim verecekse mevcut duruma göre rutin bir cevap yazın gitsin.. Uğraştırmayın beni, oturup şimdi cevap yazmaya vaktim mi var benim? Nedir ya bu sonucu, bağlayıcılığı olmayan rutin sorular, rutin cevaplar.. Millet, iş yapıyorlar desin.. Hadi somut veriler neyse de.. Yani yarın mecliste ne çıkar şimdi bakan olarak sanki ben yazılı bir cevap verdim olay bitmiştir mi diyeceğim Allah aşkına?? Bakan olmak da zor.. Neyse ben vatandaş olarak yoğun, etraflı ve gizli tartışmaların söz konusu olduğu böylesi bir yasa değişikliği öncesi konuya verilen rutin bir cevabın, ne anlamının ne de haber değerinin olmadığını biliyorum.. *HÜRRİYETTE Kİ YAZIYA ESKİ TASLAK İLAVE EDİLMİŞ.

YENİ DÜZENLEME YAPILIYOR - Adalet Bakanı Bakanı: "Yasal düzenlemeyle çekin kara paranın ve terörün finansmanında kullanılmasının önüne geçilecek!"
*GAZETE BU BEYANA EK İLAVELERDE BULUNDU.
5- HEDEF SAPTIRMAK
BANKA VE FAKTÖRİNGLER KARŞILIKSIZ ÇEKE CEZADA ÖNEMLİ ETKENDİR AMA HEDEF BUNLARI GÖSTERMEK HEDEF SAPMASIDIR.
*YASANIN İÇİNDE NİYE SORUMLULUK ALMIYORLAR O ZAMAN
HEDEF SİYASİ İKTİDARDIR. HÜKÜMET VE MECLİS İRADESİ DIŞINDA HİÇ KİMSE BİR YASA ÇIKARAMAZ, YASA DEĞİŞTİREMEZ. *AKSİNİ Mİ SÖYLEDİK
YARGI MÜCADLESİNİN İKİ ÖNEMLİ AYAĞI VARDIR. Beraat kararlarının artmasına çalışmak, mevcut kararları takip ederek CGK na taşımak ve böylece 3167 sayılı yasanın yürürlükte olmadığını yüksek yargı kararına bağlamak.
YASA ÇIKARSA İPTALİ İÇİN ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURUYU SAĞLAMAK.
*ÖLME EŞEĞİM ÖLME YAZ GELİNCE YONCA YİYECEN
“HER İKİ PARTİNİN MERKEZ YÖNETİCİLERİNE YÖNELİK, ÖZELLİKLE HUKUKÇU KADROLARINA YÖNELİK ETKİN BİR ÇALIŞMA GEREKİYOR. AKSİ HALDE ANAYASA MAHKEMESİNE GİTMELERİ SAĞLANAMAZ.”
*GİDİLMİŞ BİLE SEN UYU.

6-5838 sayılı yasa MADDE 18- 19/3/1985 tarihli ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 2- 31/12/2009 tarihine kadar, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.”*BU NE DEMEK?
7- *ANAYASA MAHKEMESİNDE Bİ DE BUNU SORUVERİN NE OLMUŞ NE ZAMAN ÇIKARMIŞ

Adsız dedi ki...

9 2009/28

Hatay 1. Asliye Ceza Mahkemesi 19.3.1985 günlü, 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 26.2.2003 günlü, 4814 sayılı Yasa’nın 14. maddesiyle değiştirilen 16. maddesinin ikinci fıkrasının “Ayrıca yetkili temsilci tarafından yararına çek keşide edilen hesap sahibi gerçek kişi hakkında da bu fıkra hükmü uygulanır.” biçimindeki son tümcesinin iptaline karar verilmesi istemi. İlk İtiraz

Adres : Ahlatlıbel Mahallesi İncek Yolu Serpmeleri No:4 06890 Çankaya - Ankara TÜRKİYE
Telefon : 312 463 73 00
Faks : 312 463 74 00
E-posta :
bilgi@anayasa.gov.tr

23 Ağustos 2009 Pazar 17:36
Adsız dedi ki... 84 SAYIN CÜNEYT BEY;
ÇEK TUZAĞINDA ISRAR DA SEBEP KAYIT DIŞI EKONOMİYE KATKI SAĞLAMASI. (SANKİ BAŞKA ŞEKİLDE OLMAZ)

“Karşılıksız kalan bir çekte terör finansmanı veya kara para aklanmasının ne alakası olabilir?
Bu çek kullanımıyla ilgili olabilir ancak..” BU YÜZDEN TAMAMEN HAKLISINIZ

“1Buda çek kullanımı, imza, çeklerin kimlere verilebileceği anlamında bir denetleme yönünde çalışma yapıldığı olarak algılanmalı”, AYNEN BÖYLE.
BUNUN İÇİN ALİ BABACAN KOLLARI SIVADI. BANKALAR YOLU TIKADI.

“ve yapılacak her köklü değişiklik mevcut çek mağdurlarının lehine olur, bu Türk ceza kanunun bir gereği..”
BAŞKA TÜRLÜ OLSA 5834 YILBAŞI SON. HATIRLATTIK ÜSTADA AYNEN ÇARK. ÇEVİR KAZI YANMASIN.

“Bu açıklamalar çeklerde köklü bir reformun ip uçlarıdır.”
AYNEN ÖYLEDİR. SÖZ NAMUSTUR. KİMSE SÖZÜNÜ YEMEZ. ELİMİZE BU KOZU VERİRLER
“SÖZ NAMUSTUR”

ANCAK HAKİKATEN İŞCAN BU SÖZÜ ALDIMI. BU KADAR KİŞİ ÜSTÜNE GELİYOR. YALANCI, ŞARLATAN,FENOMEN ,GERİ ZEKALI YAPIYORLARDA ŞAHİTLERİM VAR DEDİKLERİNDEN GIK YOK.

DEMEKKİ HAKİKATEN SÖZ YOK. ŞAHİT YOK BELGE YOK…

BU NE DEMEK ?

EKİMDE YASA YOK. VAR MI ŞAHİDİ YOK. O ZAMAN YASA YOK.




*YASA EKİMDE ÇIKACAK. BANA SÖYLEDİĞİNİZ;

CAHİL, FENOMEN, D…,ŞARLATAN, SALAK, HAYALPEREST V.S. LAFALARI DA TÜKÜRDÜĞÜNÜZ GİBİ YALAYACAKSINIZ:

ÇEK MAĞDURLARINI PASİFE ETTİNİZ. ÇÜNKÜ MAĞDUR DEĞİLSİNİZ.
VAKTİNİZ DE BOL. BU GÜN 235. GÜN NE YAPTINIZ.
“LEYLEĞİN ÖMRÜ LAKLAKLA GEÇER” GEÇİRDİNİZ. GEÇİRİYORLAR.

BEN KİMSEDEN MENFAAT BEKLEMEDİM. BU GÜN DE EKİM AYINDAN BİR GÜN DEĞİL. AMA SİZ ŞARLAMAYA DEVAM EDİN. ÇÜNKÜ HAPİSTE YATAN SİZLER DEĞİLSİNİZ. BAROLAR DA SESSİZ. NİÇİN? AVUKATLAR.

VE MECLİSTE HERKES YALANCI SİZ DOĞRUCU HELALINIZ VAR.

EKİME HAZIR OLUN. HAPİSTEKİ MAHKUMLARIN LAFI OLACAK SİZE.

SİZ HAPİSLİK NEDİR BİLİRMİSİNİZ. ÖĞRENİRSİNİZ.
BURHAN İŞCAN

Adsız dedi ki...

sayın işcan uğraşıyorsun birşeyler yapayım diye mücadeleni yarıda bırakma dualarımız ve kalbimiz seninle allah gönlüne göre versin

Adsız dedi ki...

Karşılıksız çek veren fena yanacak

Kaynak: internethaber / Tarih/Saat: 24 Ağustos 2009 Pazartesi, 11:43:26 / Link : www.internethaber.com


TBMM'nin yeni dönemde ilk işlerinden biri çek yasası ile ilgili düzenleme olacak… Çek suçu terör suçu gibi takip edilecek…

Meclis’e yeni dönemde gelecek en önemli yasalardan birisini çekle ilgili düzenleme oluşturacak. Çek ile ilgili suçları işleyenler bundan böyle terörist muamelesi görecekler. Çek suçları terör suçu gibi takibe alınacak ve failler de terörist gibi yakalanıp yargıya teslim edilecek ve yargılama süreci de yine benzer şekilde yapılacak.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, yeni düzenlemeyle çekin, kara paranın ve terörün finansmanında kullanılmasının önüne geçmek için önlemler alınacağını söyledi. Karşılıksız çek nedeniyle 2009’da açılan dava sayısının 159 bini aştığını belirten Ergin, karşılıksız çek suçlarında kadınların da sayısının artmaya başladığını ifade etti. Ergin, “12 bin 249 kadına karşılıksız çekten dolayı açılmış dava yürüyor” dedi.

HAPİS CAYDIRMADI
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, MHP Milletvekili Alim Işık’ın soru önergesine verdiği yanıtta, 1985’te kabul edilen yasal değişiklikle karşılıksız çeke hapis cezası getirildiğini hatırlattı. Ergin, “Ancak hapis cezasına rağmen piyasada karşılıksız çek miktarı artmış, ceza davaları önemli rakamlara ulaşmıştır. Son 20 yıl içinde kanun üç defa değiştirildi, üç kez de Anayasa Mahkemesi’nce incelendi. Yeniden yasanın düzenlenmesi gerek” dedi.

ÇEKE TERÖR AYARI
Yeni hazırlanan tasarıyla tasarıyla kara paranın aklanması ve terörün finansmanı konusunda düzenlemeye gidildiğine dikkat çeken Ergin’in verdiği bilgilere göre yeni düzenlemede şu unsurlar bulunacak:

---Tüzel kişilere özellikle ticaret şirketlerine ilişkin ödeme ve tahsil işlemlerinin, şirketle ilgili olan veya olmayan gerçek kişilerin hesapları üzerinden yürütülmesi, çek hesabının tüzel kişiye ait olması halinde, bu tüzel kişi adına çek karşılığını süresi içinde bankada hazır tutmakla yükümlü kişi belirli olacak.

--Şirketten ayrılan kişi bu hususta sorumlu tutulamayacak.

--Çeki tüzel kişi adına düzenleyen kişinin adı ve soyadı çekten anlaşılacak.
--Hamiline çeklerin kayıt dışı ekonominin etkin araçlarından biri olmasının önlenmesi ve çekin, kara paranın aklanmasında, terörün finansmanında kullanılmamasının engellenmesi de amaçlanıyor. Bankaların çek hesabı açarken yaptıkları araştırmaların derinleştirilmesi, kimlik ve vergi numarası dışında kişinin tacir olup olmadığının açıklığa kavuşması sağlanacak.

-Hesap açtırmak isteyen kişiden yazılı beyan alınacak. Beyanda bulunan kişi sicil numarasını, tüzel kişilerde çekin bedelini tahsile amade kişinin kimler olduğunu belirtecek.

--Tüzel kişinin işlemlerini gerçek kişi üzerinden çek hesabı olarak yürütmesi engellenecek.

-Çekle ilgili düzenlemenin TCK ile uyumlu hale getirilmesi amacıyla, yeni düzenlemeyle birlikte etkin pişmanlık işleyecek.

-Çek defterlerinin ve yapraklarının geri verilmesinin yeniden düzenlenecek. Kullanılmış, dolaşımda olan çeklerin kimlere verildiği, keşide tarihleri belirtilecek.

-Çek hesabı sahibinin gerçek kişi olması halinde kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci olarak tayin edemeyecek.

-Yine tüzel kişi adına çek düzenleyen gerçek kişinin ad ve soyadı çek üzerinde açıkça yazılacak.

-Karşılıksız çekin cezası da yeniden düzenlenecek. Suçun karşılığında ceza olarak çekin karşılıksız kalan kısmıyla sınırlı olarak belirlenecek ve bu durumca ceza oranı artacak.

-- 2008’de açılan çek ile ilgili dava sayısı 211 bin 363
2009’da bu rakam ilk altı ay için 159 bin 774 dava ve bu davalarda yargılanan tam 221 bin 755 kişi var. Kadınlara açılan dava sayısı 12 bin 248, erkeklere açılan dava sayısı ise 146 bin

Adsız dedi ki...

9 PKK`lı silahını bıraktı, teslim oldu
Pişman olduklarını belirterek güvenlik güçlerine teslim olan 9 PKK`lı serbest bırakıldı.
Irak`ın kuzeyindeki terör örgütü PKK`ya ait kamplardan son bir haftada kaçarak güvenlik güçlerine teslim olan 9 terörist yapılan incelemenin ardından `etkin pişmanlık` hükümlerinden yararlandırılarak serbest bırakıldı.


Edinilen bilgiye göre, son bir hafta içerisinde Irak`ın kuzeyindeki terör örgütünün kamplarından kaçarak Habur Sınır Kapısı`nda güvenlik güçlerine teslim olan 9 terör örgütü üyesiyle ilgili soruşturma dosyası, Silopi Cumhuriyet Başsavcılığınca Özel Yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Savcısına gönderildi.


Burada yapılan incelemenin ardından, terör örgütü üyesi 9 kişi ``etkin pişmanlık`` hükümlerinden yararlandırılarak salıverildi.

AA

Adsız dedi ki...

HADİ KARŞILIKSIZ ÇEK SUÇU İŞLEYENLER.... TESLİM OLUP PİŞMANIZ DİYELİMM..BAKALIM NE DİYECEKLER

Adsız dedi ki...

KORKUTANLAR UTANSIN ÇOCUKLARINI BIRAKICAK KİMSESİ OLMAYAN NAPAR ????

Adsız dedi ki...

ne oldu yorum işi bittimi

Adsız dedi ki...

Ben alamadiğim mala karşılık hapsedildim yani hirsiza para vermedğimiz için devlet suçlu buldu yahu her elinde çek olan alacaklımıdır bu kadar kötü işleyen bir adalet olurmu. şimdi kaçıyoruz bakalım nereye kadar bak burdan sesleniyorum ali fuat tavan , bülent yilmaz ve murat hakkımı helal etmiyorum bu bir ikicisi inşallah izinizi bulduruyorum görüşeceğiz ...

Adsız dedi ki...

SAKARYA 1NCİ AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN ÖRNEK KARARI

T.C.
SAKARYA
1. AĞIR CEZA MAHKEMESİ

DEĞİŞİK İŞ KARAR
DEĞİŞİK İŞ NO : 2009/213

BAŞKAN : ABDÜLKADİR YAVUZ
ÜYE : BURHANETTİN ESENKAR
ÜYE : CEVDET BAK
KATİP : BİLGEN EL

Hükümlü vekili tarafından Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2009 tarih 2007/415-739 esas karar sayılı ek kararı ile sanık vekilinin talebinin reddine ve mahkemelerinin 2007/415 esas-2007/739 karar sayılı ilamının değiştirilmesine ve infazın durdurulmasına yer olmadığına ve infazın devamına dair kararına süresi içerisinde; müvekkilinin 3167 Sayılı Kanuna Muhalefet nedeni ile para cezasına mahkum edildiği ve para cezasının ödenmemesi nedeni ile hapse çevrildiği halen ceza evinde olduğu, 5275 Sayılı Yasanın 98. maddesi uyarınca yaptıkları başvurunun reddedildiği, bu kararın 5237 Sayılı TCK nun 5, 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesi, 3167 Sayılı Yasanın 16. maddesi ayrıca TCK 20.43.52,53,60,61 maddelerinde yer alan düzenlemelere aykırı olduğu, 31.11.2008 tarihi itibari ile karşılıksız çek keşide etmek eyleminin suç olmaktan çıktığı, böylece suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hükümlü hakkında verilen cezanın yasal dayanağının kalmadığı iddiası ile Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 29.1.2009 tarihinde infazın devamına ilişkin ek kararın itiraz incelemesi ile kaldırılmasını ve müvekkili hakkında tayin edilen cezanın bütün sonuçları ile ortadan kaldırılmasını ve tahliyesini istemiştir.
İddia makamı mütalaası alındı, dosya incelendi
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Konu ile ilgili yasal durum incelendiğinde;
1-3167 Sayılı Yasanın 16. maddesinde :
(1) Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4 üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Ancak verilecek para cezası seksenmilyar liradan fazla olamaz. Bu miktar, 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2 nci maddesine göre her yıl artırılır. Bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
2 – 5237 Sayılı TCK nun 2/1-3 madde ve fıkralarında ;
(1) “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.”
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
3- 5237 Sayılı TCK nun 5/1 madde ve fıkralarında :
“Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır. “
4-5237 Sayılı TCK nun 52/1-2-3 Madde ve fıkralarında;
(1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.
(2) En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsî hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.

Adsız dedi ki...

(3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir. “
5-5252 Sayılı Yasanın 5349 Sayılı Yasanın 6. Maddesi ile değişik Geçici 1. Maddesinde:
(1) Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.
6-5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 madde ve fıkrasında:
(1) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.
(3) Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
7- 5275 Sayılı Yasanın 101/1-3 Madde ve fıkrasında:
(1) Cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.
(3)Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan başka mahkemeler tarafından verilmiş olan bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.” hükümleri bulunmaktadır.
Ayrıca TBMM tarafından 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlar ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile düzenleme yapıldığı ve bu kanunun yürürlükte olduğu ancak yapılan bu düzenlemeler içerisinde 3167 Sayılı Yasanın 16. Maddesi ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı da ortadadır.
Kararına itiraz edilen mahkemenin itiraz edilen kararında 3167 Sayılı Yasanın yürürlükten kalkmadığı ve halen karşılıksız çek keşide etmek suçunun bulunduğu, bu durum karşısında kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edilmediği, 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesindeki düzenlemenin TCK nun 52. maddesi ile uyumlu olduğu, çek bedelinin 5-730 gün arasında olması halinde belirlenen tam gün sayısı ile takdir edilen bir gün karşılığı adli para cezasının çarpılması sonucu para cezası vermek olanaklı olduğu gibi çek bedelinin 5 tam günün altında olması halinde 5 tam güne yükseltilmesi, 730 tam günün üstünde olması halinde ise kanunlarda aksine hüküm bulunmayan hallerde ibaresi dikkate alınarak 3167 Sayılı Kanun 16/1 maddesi uyarınca belirlenecek adli para cezasının verilebileceği bunun TCK nun 52 maddesine aykırılık oluşturmayacağı yasal sebepleri ve diğer yasal sebeplerle sanık vekilinin talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Adsız dedi ki...

Yürürlükte olan yasal durum incelendiğinde; TCK nun 5/1 maddesinde bu kanunun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı belirtilerek ceza hukukunda yeknesaklık sağlanmak istenmiştir.
Bu amaçla 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesine; diğer kanunların TCK nun birinci kitabında yer alan düzenlemesine aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanır hükmü konulmuş ve bu süre yeniden uzatılmamıştır.
Yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. Madde hükmünü dikkate alarak “ Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” adı altında 580 maddeden oluşan 5728 Sayılı Yasayı çıkartmış ve bu yasa yürürlüğe girmiştir.
Buradan da anlaşıldığı üzere yasa koyucunun amacı TCK nun genel hükümlerinin bütün özel yasalarda ve ceza hükmü içeren yasalarda uygulanmasını sağlamaktır.
5237 Sayılı TCK nun 52. maddesi dikkate alındığında adli para cezasının tanımının yapıldığı görülmektedir. Buna göre adli para cezası , beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmadığı hallerde 730 günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması sureti ile hesaplanan meblağın hükümlü tarafından devlet hazinesine ödenmesinden ibarettir
Bu maddenin 1. fıkrasında bulunan “kanunda aksine hüküm bulunmayan haller” tanımının adli para cezası gün sayısının bu genel düzenlemeye aykırı olarak 730 günün altında veya üstünde olabileceği ve bu düzenlemenin de geçerli olduğu anlamındadır. Buradan da anlaşıldığı üzere TCK genel hükümlerinde gün adli para cezası sistemi benimsenmiştir.

Adsız dedi ki...

3167 Sayılı yasanın 16. maddesi değerlendirildiğinde; “..... çek bedeli tutarı kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar . Ancak verilecek para cezası 80 milyar liradan fazla olamaz. ” hükmünün bulunduğu, bu düzenlemenin gün para cezası içermemesi nedeni ile TCK nun 52/1 maddesine uygun olmadığı ortadadır. Bu düzenleme karşısında açık bir yasal düzenleme yokken çek bedeli kadar tam gün sayısı belirlenerek bunun 20-100 TL arasında takdir edilecek bir bedelle çarpılması sureti ile sanığın cezalandırılabileceğini değerlendirmek kıyas yapmaktır. Kıyas, TCK nun 2/3. madde ve fıkrası ile yasaklanmıştır. Buna göre kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz. Kararına itiraz edilen mahkeme gerekçesinde kıyas yasağına rağmen kıyas yaparak 3167 Sayılı 16/1 maddesindeki ceza düzenlemesinin TCK 52. maddesindeki adli para cezası sistemine uygun olduğunu belirtmiştir.
Yasa koyucunun 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesinde sözünü ettiği diğer kanunlar içerisinde 3167 Sayılı Yasanın da olduğu hususunda tereddüt yoktur. Buna göre 3167 Sayılı Yasada bulunan ve 5237 Sayılı TCK nun 1.kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümler 31.12.2008 tarihine kadar uygulanabilecektir. Bu düzenlemenin mevhumu muhalifinden 3167 Sayılı (özel) Kanunun TCK nun 1. kitabının 52. maddesinde düzenlenen gün para sistemine aykırı olan ceza kuralının 31.12.2008 tarihinden sonra uygulanmayacağı anlaşılmaktadır. Kaldı ki yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesini dikkate alarak 5728 Sayılı Yasa ile özel yasalarda ayrıntılı düzenlemeler yapmasına rağmen 3167 Sayılı Yasada herhangi bir düzenleme yapmamıştır.
Yasa koyucunun atlama yaptığı, bu konuyu unuttuğu kabul edilemeyeceğine göre yasa koyucunun muradının 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesi ile düzenlenen ceza kuralının ortadan kalkması,uygulanamaz olması olduğu kabul edilmelidir. Çünkü ceza kuralları uygulanmak amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir. Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen, bu nedenle yasal olarak kaldırılma dışında yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek gerek Anayasa’da yapılan düzenlemeye, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanunun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır.

Adsız dedi ki...

Bu yasal durum karşısında hükümlünün, 31.12.008 tarihinden itibaren zımni olarak yürürlükten kaldırılan ve yerine yeni hüküm konulmamakla cezasız bırakılan karşılıksız çek keşide etmek eyleminden dolayı cezalandırıldığı, hükümlü müdafiinin yaptığı itirazın hukuka uygun olmayan mülahazalarla red edildiği, itirazın yasal ve yerinde olduğu anlaşılmakla 5275 Sayılı Yasanın 101/3 madde ve fıkrasının verdiği yetkiye dayanarak ve hükümlünün telafisi mümkün olmayan zararlara uğramasını engellemek amacı ile 5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün yorumunda ve çektirilecek cezanın hesabında açıklanan nedenlerle duraksama olduğundan 3167 Sayılı Yasada yeni bir düzenleme yapılana ya da 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesinin açıkça yürürlükten kaldırılması anına kadar infazın ertelenmesine, yasa koyucunun yeni bir düzenleme yapması halinde hükümlünün durumunun yeniden mahkemesince ele alınarak değerlendirilmesi için itirazın kabülü ile hükümlüye Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2007 tarih ve 2007/415 esas 2007/739 karar sayılı ilamı ile verilen adli para cezasının infazının durdurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Hükümlü Hasan Sülhi Seyalıoğlu müdafiinin yapmış olduğu İTİRAZIN KABÜLÜNE,
2-Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2009 tarih ve 2007/415 esas 2007/739 karar sayılı EK KARARININ KALDIRILMASINA
3-Sanık hakkında Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2007 tarih ve 2007/415 esas 2007/739 karar sayılı ilamı ile verilen 33.000TL adli para cezasının İNFAZININ DURDURULMASINA,
4-Kararın bir örneğinin gereğinin yerine getirilmesi için Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
Dosyanın Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesine iadesine
Karardan bir örneğin hükümlü vekiline TEBLİĞİNE ,
Dair; 5275 Sayılı Yasanın 101/3 ve CMK nun 271/4 madde ve fıkrası gereğince incelenen dosya üzerinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.11.03.2009

Adsız dedi ki...

Adalet.org çekte vade konusunda yorumlar

Ben Sayın ERALP'in görüşüne katılıyorum. Söz konusu değişiklik Ceza Kanunlarında yer alan bir değişiklik değildir. Karşılıksız çek keşide etmek suçunda, zamanında geçerli ibraz, muhatap banka vs. gibi özel hukukla ilgili kavramlara atıf yapıdğında bu kavramlar özel hukuktaki halleri ile yorumlannmalıdır. Özel hukuka göre kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki ibrazlar geçerli ise artık Ceza Hukuku açısından da geçerli saymak gerekir. Savcı Ramazan Kepoğlu
----------------------------------------------------------------------------------

Saygıdeğer meslekdaşlar;

Yüksek mahkemenin 10 ncu Dairesi ne karar verir bilmem ama ne karar verirse versin yürürlükte olan bir kanun hükmünün hukuka uygulanıp cezaya uygulanmayağına ilişki bir yorumu çok hukuki bulmadığımı ifade etmek isterim.

Zira Türk Medeni Kanununun 1 nci maddesi ki bu türk hukukunun alfabesinin ilk harfidir "Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır.(Bildiğimiz hali ile kanun lafziyle ve ruhi ile temas ettiği bütün meselelerde meridir." der. Dolayısıyla bir metin kanun adını aldığında değindiği tüm konularda uygulanır. Geçici 2 nci madde de neye temas ediyor ise onun hakkında uygulanır. Geçici 2 nci madde neye temas ediyordu. VAKİTSİZ İBRAZIN GEÇERSİZ OLDUĞUNA TEMAS EDİYORDU. Öyleyse keşide tarihinden önce ibraz geçersizdir. Bu geçersizlik mutlaktır ve sonuçlarını hem ceza açısından hem hukuk açısından doğurur. Bunu hukuk için sonuz doğurucu ceza için sonuç doğurmayıcı kabul etmek hukuki düşünüş tarzı , hukuki yorum ile izah olanamaz. Peki bu maddeninin hukuki sonucu nedir. Kişi vaktinden önce ibraz edilmiş çek ile örneğin ihtiyatı haciz isteyemeyecektir. Cezai sonucu nedir. Şudur. İbraz cezalandırma şartı olduğuna göre, keşide tarihinden önce ibraz edilen çek için keşide tarihinden önce cezalandırma kararı verilemeyecek, ibraz keşide tarihine kadar geçersiz sayılacak, keşide tarihinde de çekin karşığı bulunmazsa suç oluşacaktır.

Hukuki düşünüşün bizi ulaştıracağı netice bu olmalıdır. Bunun dışında "ben bu maddenin ceza hukuku için uygulanmayacağını düşünüyorum" deyip fikir beyan etmek elbette herkesin düşünce özgürlüğü kapsamında hakkıdır da bunun dayanağını ortaya koymayıp, hakların hak olma özelliğini temellerindeki haklı dayanaklardan aldıklarını gözetmeyip bu düşünce soyut savunulduğunda ne kadar itibar olunur olduklarını tartışmak gerekir.

Saygılar sunarım. Hakim Ferşat Aydın Bakırköy Adliyesi

Adsız dedi ki...

TC Şişli 11. Asliye Ceza Mahkemesi
DOSYA NO:2007/541
KARAR NO:2009/113
C.Savcılığı Esas No:2007/6970
GEREKÇELİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
HAKİM :F.O
C.SAVCISI :C.K
DAVACI :KAMU HUKUKU
KATILAN :K.K
VEKİLİ :Av.S.Y
SANIK :A.A
SUÇ :Karşılıksız Çek Keşide Etme
SUÇ TARİHİ:16.12.2006
KARAR TARİHİ:05.03.2009

Mahkememizce açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın karşılıksız çek keşide ettiğinde bahisle hakkında kamu davası açılmış ve 3167 sayılı yasanın 16/1 maddesi gereğince çek yaprağı sayısınca cezalandırılması talep edilmiştir.
Öncelikle 5237 sayılı yeni TCK'nun özel kanunlarla ilişkisini düzenleyen 5. maddesinde "Bu kanunun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı" hükme bağlanmış TCK'nun yürürlük ve uygulama şekli hakkındaki 5252 sayılı yasanın 5560 yasayla değişik geçici 1. maddesinde ise "Diğer kanunların 5237 sayılı TCK'nun 1.kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümlerinin ilgili kanunlarda değişiklik yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanmasına devam edileceği" belirtilmek suretiyle çek yasasının TCK'un genel hükümlerine aykırılık içeren kısımları süreye tabi tutularak bu tarihten sonra aykırı düzenlemelerin artık uygulanmayacağı açıkca ifade edilmiştir.
Yasama organı tarafından bir çok yasada TCK'nın genel hükümlerine uygun düzenlemeler yapıldığı halde 31.12.2008 tarihine kadar 367 sayılı çek yasası bakımından böyle bir düzenleme yapılmamıştır.
TCK'nun genel hükümleri yürürlüğe girmemiş gibi 01.01.2009 tarihinden itibaren karşılıksız çek keşide edenlere çek bedeli kadar adli para cezası verilmesi TCK'nın 5. maddesiyle 5252 sayılı yasanın geçici 1. maddesini anlamsız hale getirecektir.Bir başka değişle ceza içeren diğer özel yasalar bakımından TCK'nın genel hükümlerinin yürürlüğe girdiğinin kabul edip sadece çek yasası bakımından yürürlüğe girmediğini ileri sürmek böyle bir istisnai düzenleme olmadığı için mümkün değildir.
Ayrıca tüzel kişilere ceza verilemeyeceğine ilişkin lehe olan TCK'nın 20/2 maddesinin 01.01.2009 tarihinden itibaren çek yasası bakımından da geçerli olduğunu kabul edip TCK'nın genel hükümlerinde yer alan diğer hususların ise çek yasası bakımından geçerli olmadığını ileri sürmek de kendi içinde tutarsızlık oluşturacak ve TCK ile 3167 yasanın genel nitelikteki hükümlerinin karma uygulamasına yol açacaktır.

Adsız dedi ki...

TCK'nun yürürlüğüne ilişkin 5252 sayılı yasanın 5/2 maddesinde nispi nitelikteki adli para cezalarından aksedilmiş olması,bu tür cezaların karşılıksız çek keşide etmek suçları bakımından da varlığını kabul ve 01.01.2009 tarihinden itibaren de uygulanacağı anlamına gelmemektedir.Bu düzenleme aynı maddede belirtilen alt ve üst sınırların maktu adli para cezaları bakımından geçerli olduğunu ancak nispi nitelikteki adli para cezaları bakımından geçerli olmadığını ifade etmek için yasaya konulmuştur.Dolayısıyla 31.12.2008 tarihine kadar özel ceza yasalarında belirtilen nispi nitelikteki adli para cezaları uygulamasına devam edileceği ve söz konusu tarihten sonra ise bu uygulamanın da son bulacağı amaçlanmış,zaten bu durum aynı yasanın geçici 1. maddesinde açıkca ifade edilmiştir.Eğer 5252 yasanın geçici 1. maddesindeki düzenleme söz konusu olmasaydı TCK'nın genel hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarih ile 31.12.2008 tarihleri arasındaki dönemde de çek bedeli kadar adli para cezası uygulaması yasal açıdan mümkün olmayacaktı
TCK'nın nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin 158/1-Son maddesinde nispi nitelikteki adli para cezasına yer verilmiş olması da çek yasası bakımından nispi nitelikte adli para cezasının kabul edildiği anlamına gelmemektedir.Çünkü bu düzenleme istisnai nitelikte özel bir düzenleme olduğundan ve TCK'nın genel hükümleri içinde yer almadığından çek yasası bakımından nispi adli para cezalarının kabulune imkan vermeyecektir.
Çek yasası bakımdan da 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren ve genel hükümler içinde yer alan TCK'nın 52/3 maddesinde ise ADLİ PARA CEZALARININ BELIRLENMESİNDE ESAS ALINAN TAM GÜN SAYISI İLE 1 GÜN KARŞILIĞI OLARAK TAKTİR EDİLEN MİKTARIN KARARDA AYRI AYRI GÖSTERİLECEĞİ belirtilmiş,dolayısıyla çek yasasında olduğu gibi çek bedeline bağlı adli para cezası uygulaması son bulmuştur.

Adsız dedi ki...

Ayrıca cezanın belirlenmesine ilişkin TCK'nun 61/8 maddesinde ise ADLİ PARA CEZASINDA ARTIRIM VE İNDİRİM YAPILIRKEN HESAPLAMANIN GÜN ÜZERİNDEN YAPILMASI ÖNGÖRÜLMÜŞTÜR.Bu durumda çek miktarına bağlı olup gün hesabıyla tespiti mümkün olmayan karşılıksız çek suçuna ilişkin adli para cezasına örneğin:TCK'nın 62. maddesinde düzenlenen taktir-i indirim nedenlerini uygulama imkanı da kalmamış ve sonuç olarak çek yasasındaki yaptırım yasal süre içinde TCK'nın genel hükümlerine uygun hale getirilmediği için 01.01.2009 tarihinden itibaren zımmen yürürlükten kalkmıştır.
4814 sayılı yasa ile 3167 sayılı yasada değişiklik yapılmasından sonra her bir çek yaprağı ayrı suç oluşturduğundan karşılıksız çek keşide edenler hakkında teselsül hükümlerini uygulama imkanı kalmamış,ancak ceza içeren özel yasalar bakımından 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın genel hükümlerindeki 43.maddeye göre lehe kanun uygulaması nedeniyle belli şartların varlığı halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması tekrar mümkün hale gelmiştir.Bu durumda da gün hesabına göre tespiti mümkün olmayan çek yasasındaki mevcut yaptırımı TCK'nın 61/8 maddesindeki düzenleme nedeniyle teselsülden dolayı artırma imkanı kalmamıştır.
Ayrıca yürürlüğe giren TCK'nın genel hükümleri karşısında,karşılıksız çek keşide etmek suçları yönünden tekerrür,şikayetten vazgeçme,çek hesabı açtırmaktan yasaklanmaya ilişkin çek yasasındaki mevcut düzenlemeler de TCK'nın genel hükümlerine aykırı hale gelmiştir.5252 sayılı yasanın 5/3 maddesiyle cezaların infazına ilişkin 5275 sayılı yasanın geçici 1.maddesinde belirtilen ve adli para cezasının ödenmemesi halinde günlüğü kaç liradan hapse çevireleceğine ilişkin kurallar ise para cezasının ödenmemesi durumunda nasıl davranılacağını gösteren kurallar olup karşılıksız çek keşide edilmesi halinde cezanın miktarının tayini için başvurulabilecek kurallar değildir.
3167 sayılı yasadaki cezanın miktarına ilişkin ÇEK BEDELİ TUTARI KADAR ibaresi 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren TCK'nın genel hükümleri nedeniyle geçerlilğini kaybettiğinden bu durumda TCK'nın 52. maddesine giderek yaptırımı belirlemek imkanı da kalmamıştır.Çünkü genel düzenleme içinde yer alan ve cezaların sınırlarını gösteren maddeler suç olarak kabul edilen eylemlere yaptırım olsun diye değil sadece cezaların alt ve üst sınırlarını belirtmek amacıyla konulmuş hükümlerdir.

Adsız dedi ki...

Diğer taraftan 4814 sayılı yasa ile değişiklik yapılmasından önce karşılıksız çek keşide edenler hapisle cezalandırılmaktaydılar bu değişikliğin yapılmadığı ve karşılıksız çek keşide edenlerin hapisle cezalandırıldıkları vasayılıdığında sonradan yürürlüğe giren yasa hükümleri nedeniyle maddede hapis cezası muhafaza edilip cezanın miktarına ilişkin kısım uygulama imkanını kaybetseydi o zaman TCK'nın genel hükümlerinde yer alan 49.maddeye giderek karşılıksız çek keşide edenlere 1 aydan 20 yıla kadar hapis cezası verilmesi ve buna bağlı olarak görevsizlik kararı verilip dosyanın ağır ceza maddesine gönderilmesi mi kabul edilecekti?
Anayasının 38.maddesinde ifadesini bulan SUÇTA VE CEZADA KANUNİLİK İLKESİNİN doğal sonucu olarak yasama organı suç olarak benimsediği bir eylemin cezasının türünü ve miktarını ilgili maddede belirtmek durumundadır.Zaten bu nedenle ceza kanunlarında her bir suç yönünden ilgili maddede cezanın türü ve sınırları gösterilmiş,genel hükümler içinde yer alıp cezanın sınırlarını gösteren maddelerle yetinmek yolu benimsenmemiştir.Çünkü hangi eylemin kamu düzenini daha çok bozduğu ve bu nedenle daha fazla cezalandırılması gerektiği konusundaki tercih,suç ve ceza siyasetiyle ilgili olup siyası sorumluluğu gerektiren ve yasama organlarının mutlak taktirinde olan bir husustur.Ancak bu durumun belirli bir ceza makası aralığında cezanın bireyselleştirilmesi için mahkemeye tanınan taktir hakkıyla karıştırılmaması gerekmektedir.

Adsız dedi ki...

5237 sayılı TCK'nın bedelsiz senedi kullanma suçuna ilişkin 156. maddesinde adli para cezasının sınırlarının belirtilmemiş olması karşı örnek olarak gösterilebilir ise de zaten bu madde de yasama organı bu fiil için sınırlarını belrttiği hapis cezasını da öngördüğünden aynı yasanın 52. maddesindeki limitlerin farkında olarak adli para cezası yönünden taktir hakkını mahkemeye bırakmış,dolayısıyla cezasının türü ve miktarı konusundaki tercihini açıkca ortaya koymuştur kaldı ki hapis ve adli para cezasının birlikte uygulanması gereken durumlarda,bu cezalardan birisinin asgari hadden diğerinin ise azami hadden tayini kendi içinde tutarsızlık oluşturacağından mahkemenin taktir ettğini hapis cezasının miktarı adli para cezasının gün bakımından miktarını belirlemede ölçü oluşturacaktır.Mevcut durum nedeniyle çek yasası bakımından ise yaptırımın ne miktarda olacağı konusunda kanun koyucunun ortaya koyduğu açık bir iradeden bahsetmek söz konusu değildir.Niye miktarı belirtilmeyen adli para cezasıyla hapis cezasının seçimlik olarak düzenlendiği bazı suçlarda örneğin:Mühür fekki suçunda asgari hadden uygulama yapılması yönünde bir eğilim gösterilmesi nedeniyle 5560 sayılı yasayla TCK'nın 61. maddesinde değişiklik yaparak adli para cezasının tercih edilmesi halinde hesaplamanın ne şekilde yapılacağını belirlemiştir.Zaten bu örnekler genel hükümler içinde yer almayıp TCK'nun özel hükümlerine ilişkin 2. kitabında yer aldığından çek yasası bakımından sonuca etkili olmayacaklardır.
31.12.2008 tarihine kadar karşılıksız çek keşide edenlere çek bedeli kadar adli para cezası verilmesinin o dönem için yasaya uygun olduğu ve dolayısıyla infazının gerektiği ileri sürülebilir ise de bu tarihten sonra gün hesabına göre adli para cezası belirlemek zorunlu hale gelmiş ve buna uygun bir düzenleme yapılmadığı için de eylemin yaptırımsız kaldığı sonucuna varılmış,dolayısıyla meydana gelen ve lehe olan bu durumdan henüz cezaları infaz edilmeyen kişilerin de yararlanması yolu açılmıştır.
Karşılıksız çek keşide etmek suçlarına ilişkin yeni bir yasa yapıldığı taktirde bu yasanın yürülüğe gireceği tarihe kadar,TCK'nın genel hükümlerine aykırılık içeren mevcut çek yasasının ilgili maddelerini uygulamak imkanı kalmadığı için bu boşluğu kıyas veya kıyasa yol açacak biçimde geniştici yorum yapmak yoluyla doldurmakta TCK'nın 2/3 maddesi kapsamında mümkün görülmemiştir.

Adsız dedi ki...

Sonuç olarak karşılıksız çek keşide etmek suçu için 368 sayılı yasada öngörülen yapıtırımda,31.12.2008 tarihine kadar TCK'nın genel hükümlerine uygun düzenleme yapılmadığından 3167 sayılı yasadaki mevcut yasadaki yaptırımı fiilen uygulama imkanının kalmadığı,ayrıca ceza miktarını TCK'nın 52.maddesine göre tayin imkanı da olmadığı,dolayısıla çek yasasındaki mevcut yaptırımın zımmen yürürlükten kalktığı sonucuna varılmış,yaptırımı kalmayan bir eylemi de suç olarak kabul etmek mümkün olmadığı için aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Sanık A.A'ya atılı olan karşılıksız çek keşide etmek suçunun yasal unsurları bakımından oluşmadığı anlaşılmakla sanığın BERAATİNE,
Yapılan yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına,
Sanığın ve katılan vekilinin yokluğunda açıkca yapılan yargılama sonucunda Cumhuriyet Savcısının istemine aykırı olarak,kararın tefhim veya tebliğden itibaren 7 gün içinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine yapılacak beyanın tutanağa geçilmesi suratiyle Yargıtay yolu açık olmak üzere karar verildi.05.03.2009
Katip Hakim
09.03.2009 11:03

Adsız dedi ki...

karşılıksız çekte imza sorunu

ticari işletmeyi karı-koca birlikte işletiyorlar,ticari işletme kadın adına vergi kaydına bağlanmış bunun sonucu olarak da muhatap bankada çek hesabı kadın adına açılmış,
Kadın ayrıca çek tanzim ve imzalamaya kocasını noterde vekil de tayin etmiş.
çek yaprağında keşideci olarak kadının adı var ancak altındaki imza kocaya ait,
burada;
1-Geçerli bir çek var mıdır?
2-Çek geçerli ise cezai sorumluluk kimdedir?Hesap sahibi kadın mı, vekil (ancak vekaleten denmeden imzalayan)koca mı?
İskilip Adliyesi

Adsız dedi ki...

YENİ ADALET BAKANI

Başka bir ülkede adalet bakanlarının değişmesi ,o ülkenin hakim ve savcılarını ne kadar ilgilendirir bilemem. Ancak bizim gibi ülkeler de Adalet Bakanlarının değişmesi, adaleti, adalet hizmetini üreten hakimleri savcıları dolaylı veya dolaysız bir şekilde ilgilendirmektedir..

Adalet Bakanı ülkemizde hakimlerin-savcıların en üst kuruluşu olan HSYK nun başıdır.Bu kurul hakim ve savcılar hakkında mutlak yetkilere sahipdir. Adalet Bakanı kurulun başı olmanın dışında aynı zamanda yine hakim ve savcılar üzerinde büyük yetkilere sahip olan Teftiş Kurulunun da başıdır. Yetmedi.. Bakanlık bürokrasisinde görev yapan tüm hakim ve savcı kökenli bürokratların, tetkik hakimlerinin de amiridir. Gerekirse emri altında olan tüm görevlileri, görevden alabilir, onları istediği üst görevlere atama yetkisine sahipdir. Bakanlığın tüm birimlerinde görev alan hakim ve savcıların, bakan karşısında bir güvenceleri yoktur. Bu tür kararnamelerin üçlü kararname şeklinde olması onun bu yetkilere tek başına sahip olmadığı anlamına gelmez.

Deyim yerindeyse Adalet Bakanı, bakanlığın kralıdır. Bakanın siyasi bir partinin temsilcisi olduğu gözönüne alındığında, aslında yargının siyaset tarafından mutlak bir şekilde kuşatıldığını söylemek haksızlık olmaz.

Adaletin siyasetin etkilerinden uzak, objektif kriterlere göre üretilmesi gereken bir değer, hizmet ve amaç olduğu tartışmasızdır. Bu yönüyle Adalet Bakanları, diğer bakanlardan çok farklı özelliklere sahip olmalıdır. Hakim savcılara başkanlık yapacak olan bakanın siyasi kimliğinin büyük bir kısmını, adalet bakanlığına girerken dışarıda bırakması gerekir. Bir ölçüde adalet bakanı cübbeliler üzerinde yetki sahibi olurken, kendisi de o adalet cübbesini giymeli ve her tasarrufunda adalet terazisine başvurmalıdır. Adalet cübbesini, siyaset cübbesine tercih etmemelidir.
Adalet bakanlığını bir adliyeye benzetirsek, orada görev yapan hakim ve savcılar hancı, atanan bakan ise yolcudur. Yolcunun bir gün handan ayrılacağı oradaki hancılar tarafından unutulmamalıdır. Yolcunun ise o makamın geçici olduğunu ve o makam sonrasında da olumlu iz bırakmak için adaletten ve hukukdan ayrılmaması gerektiğini unutmaması gerekir. Herkesin adalet bakanı olanlar bu zamana kadar saygı ve sevgi ile anılmışlardır.. Onlar yolcu olarak yollarına devam etmişlerse de, geride bir siyasetci değil adalet bakanı olarak anılmışlardır.

Her kabine değişikliği sonrası, yeni atanan bakanlar hakkında medyada görüşler yayınlanır. Adalet Bakanlığına atanan Sayın Sadullah Ergin hakkında da yayınlandı. Şu görüşten bu görüşten dendi. Bizi sayın bakanın hangi görüşten olduğu ilgilendirmiyor. Devletin temeli denen adalet bakanlığına atanmasıyla ve bunun da demokratik bir usulle olduğuna göre atamaya saygılı olmamız gerektiğini, ancak bundan sonra sayın bakanın siyasi görüşleri doğrultusunda değil, hakkaniyet ve adalet ölçüleri içersinde kimseyi ayırmadan ve kayırmadan görev yapmasını beklememizin hakkımız olduğunu düşünüyoruz.

Evet bir gün görevi bittiğinde arkasından, o hiç kimseye haksızlık yapmadı, kendi görüşünden olanları bu nedenle kayırmadı, o bir devlet adamı gibi görev yaptı sözleriyle bakanlıkdan uğurlanmasını temenni ederiz.

Bir gün kendisi de her türlü siyasetten uzak objektif bir yargıya ihtiyaç duyabilir.

Bakan olmak iyi güzel de giderken de ardınızdan güle güle diyecek insanlar olsun... Hatta öyle şeyler yapın ki yıllarca insanlar sizi hatırlasın...

Umarım yeni adalet bakanı gerçekten adaletin bakanı olur...

Adsız dedi ki...

Badem ağaçları ve karşılıksız çek keşide etme suçu

Genç kızın buğday sarısı saçları rüzgârın her dokunuşuyla adeta güneşe nazire yaparcasına parlıyordu. Etrafa ışık saçan bir gülüşü vardı kızın. Koca bir yazı iki büklüm geçirmiş badem ağaçlarının yanından geçerken karşılaştılar. Gerçi genç adam kalbini sıcak bir gülümsemeye rehin bırakacak biri değildi ama eski zamanlardan kalma unuttuğu bir anıyı hatırlar gibi gülümseyerek karşılık verdi...

Yok, yok benim size anlatacaklarım bu kadar eğlenceli değil. Hatta biraz da sıkıcı diyebilirim. Ama krizin teğet geçtiği bir ülkenin vatandaşlarıysanız yazdıklarım çok işinize yarayacaktır. Bir de bankalardan çek koçanı alabiliyorsanız bir miktar kârâ bile geçebilirsiniz. (Tabiî ki topuk bütünlüğünüzü garanti etmiyorum). 01.01.2009 tarihi itibariyle 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi Ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun"un 16. maddesinde geçen "Karşılıksız çek keşide etme" suçundan artık hapis cezası uygulanmıyor.

Geçtiğimiz günlerde Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi ve Şişli 11. Asliye Ceza Mahkemesi"nin verdiği iki beraat kararının gerekçeleri de borç için hapis yasağı olamayacağı yönünde. Gerçi mahkemelerin gerekçeli kararları Türkiye"nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi"nin Ek 4 Nolu Protokolü"nün 1. maddesinde ifadesini bulan “Hiç kimse, yalnızca akdî ilişkiden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememiş olmasından dolayı özgürlüğünden yoksun bırakılamaz” hükmünün garanti altına almaya çalıştığı değerlere atıf yapmıyor. Aynı kural yani “ borç için hapis yasağı” Anayasamızın 38. maddesinde de mevcut.

Mahkemelerimizin verdiği kararların dayanakları ise TCK"nın 2. maddesinde de belirtildiği üzere ceza hukukunda kıyasın yasak olması ve TCK"nın yürürlük ve uygulama şekli hakkındaki 5252 sayılı yasanın 5560 sayılı yasayla değişik geçici 1. maddesindeki “Diğer kanunların TCK"nın 1.kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümlerinin ilgili kanunlarda değişiklik yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanmasına devam edileceği” hükmüne dayanıyor. Anılan geçici 1. madde ile TCK"nın genel hükümlerine aykırılık içeren kısımlar süreye tabi tutulmuş ve 01.01.2009 tarihinden sonra aykırı düzenlemelerin artık uygulanmayacağı ifade edilmiştir. 3167 sayılı yasa TCK"nın 52. maddesine uygun şekilde gün/para cezası içermemesine rağmen uygulamada ceza miktarı çek bedeli kadar tam gün sayısı belirlenerek bunun 20–100 TL arasında takdir edilen bir bedelle çarpılması sureti ile belirleniyordu. Bu da suçta ve cezada kanunilik ilkesine de (kıyas yasağı) aykırı bir uygulamaydı.

Anlatılanlardan da anlaşılacağı üzere karşılıksız çek keşide etme suçunun hapis cezasını gerektirecek yasal dayanağı kalmamıştır. Artık yasa koyucu yeni bir düzenleme ile karşımıza çıkıncaya kadar bol bol karşılıksız çek keşide edebilirsiniz. Zaten karşılıksız birçok çekim piyasada diyorsanız korkacak bir durum yok rahatlıkla Âdemoğullarının içine çıkabilir hatta çiçek açmaya başlayan badem ağaçlarının süslediği yoldan tekrar geçebilirsiniz…

Anlattıklarımızın üzerinden o kadar çok zaman geçti ki genç kız ve adam tanışıp şık pahalı bir restoranda yemeğe bile çıktılar. Genç adam zarif bir hareketle elini kaldırarak odanın loş köşesinde asil bir duruşla bekleyen garsona işaret edip, "hesap lütfen" dedi. Delikanlı cebinden çıkardığı çek defterinin bir sayfasını doldurup usulca masaya bıraktı…

Adsız dedi ki...

EŞİM ASKERE KURŞUN SIKMADI, KİMSENİN Bİ ŞEYİNİ ÇALMADI, DOLANDIRMADI, DEVLETE HAKARET ETMEDİ,
TERÖRİST DEĞİL, AHLAKSIZ VE TACİZCİ ASLA VE ASLA DEĞİL, NE DEVLETİN NEDE KİMSENİN MALINA EL KOYMADI,
AMA ONLARLA AYNI KEFEDE YARGILANIP, AYNI YERDE CEZA ALIYORLAR. ONLAR SERBEST, EŞİM İÇERDE YATIYOR.
BU ADALETMİ SİZCE ......

Güzel ülkemizin bu durumunda ben ve benim gibi sorunları olan insanların yaşadıklarını görünce ne kadar üzüldüğümü anlatamam.
Eşim ekonomik krizden dolayı iflas etti . Bizler son aşamaya kadar dayanmaya çalıştık. İş yaptığımız büyük firmalar dahi
anlaşmalarına uymayarak gerek ödemelerinde , gerekse vadelerinde bizim taşıyamayacağımız kadar üstümüze geldiler.
Sonucunda hem kredimiz, hemde bünyemiz bunu kaldıramadı ve çeklerimiz teker teker yazıldı.

Çeklerimizin; iş yaptığımız firmalar tarafından gerek faktoring ve gerekse açık çalışan tefecilere bozdurulması ise bizim
için dönülmez bir handikap oldu. Yaşamın ne kadar zorlaştığını ve izinimizi kaybettirmemizin gerekliğini anlatmama gerek yok sanırım.

Şu an eşim cezaevinde. Eşim yurt dışında eğitim almış 2 dil bilen ve içeri girinceye kadar Türkiye'nin tanınmış firmalarından birinde işletme müdürü olarak görev yapıyordu. Amacımız azda olsa teker teker çeklerimizin ödemelerini yapmak ve alacak
davalarımızı teker teker kapatmaktı.

Ama gelin görünki duruma bakın : Şu an eşim; Türkiyede kaptıkaçtıçıların serbest bırakıldığı, dolandırıcıların ve katillerin
aynı kefeye konulduğu cezaevinde. Ve hatta bazılarıyla aynı cezayı çekecek zaman olarak. Şartlara gelince; benim gönderdiğim para ile orada yaşamak zorunda. Çünki orada yaşamak için suyu parayla almak zorunda, kullandığı elektrik parasını ödemek zorunda,
Devletimiz Allah razı olsun günlük 3 ytl iaşe bedelini sonra geri ödemek üzere kullandırıyor . Ama ne kadarı yeter bilinmez.

Peki eşimin psikolojisi ne olacak, dünyanın her yerinde ekonomik suça ekonomik ceza varken..............
Devletten ve bankalardan milyarlarca lira kredi kullananlar, senedi defter yaprağı gibi dağıtanlar, vergi borcunu ödemeyenler
ceza almazken sizce bu doğrumu:

Peki seçim yatırımları : ssk borçlularına af , vergide indirimler (af denecek kadar) , kredi kart borçlularına kolaylıklar,
sicil afları , turizm yer işgalcilerine af, marka tescillilerine af .

Peki çek mağdurları ticaret yaptı, battılar. Bunlara şans verilmesi gerekmiyormu. Zaten hapisten çıkınca davalar bitmiyorki ,
alacaklılar zaten insanların tepesinde. Yani bu borç ya ödenecek ya ödenecek.

Başınızı ağrıttım, ama nolur sesimiz olun . Ben içerde yatan 2000 kişi , ve dışarda mahkumiyet almış 500.000 kişi olduğunu resmi makamlardan biliyorum . Ve bu şubat, mart aylarındaki çek patlamalarıyla 1.milyona ulaşacak . çünki
temmuz ödemelerinde tüm çekler 6-7 - 8 aylık vadelerle veriliyordu. insanlar toparlarız diye düşünüyorlardı .
Ama inanın durum çok vahim. İçerdeki kişinin yanında ailesi de mahkum.
Bide çocukları olanları düşünün . Ben emekliyim . 500 ytl alıyorum bunun yarısını eşime gönderiyorum yarısını kendim kullanıyorum varın siz düşünün. İş olsa yapıcam ama oda yok

Adsız dedi ki...

Şayet Meclis’e yoğunlaşıyorsak, konuyu sonuç alabileceğimiz bir alana yoğunlaştırmamızı öneriyorum. Çeke adli para cezası ve dolayısıyla hapis cezası yeni bir uygulama değil ve yeni tasarıda da bunun yer alacağı anlaşılıyor. Yıllardır tartışılmakta olan bu konuda, mevcut uygulamayı ve hakim kanaati değiştirmek en azından şu anda mümkün görünmüyor. Teklif sahibi Hükumetin kanaati de belli.

Mağduriyetlerimizden bahsetmenin de fazlaca bir etkisi olacağı kanaatinde değilim. Bunu herkes biliyor zaten.

Asıl konu, 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren kanunsuz ve cezasız kalmış bir suçtan dolayı binlerce insanın hala cezaevlerinde tutulması ve mahkemelerin de ceza vermeye devam ediyor olmalarıdır. Bu durum hem adalet anlayışını zedeliyor, hem de apaçık bir ihlal niteliği taşıyor. Üç aydır haksız yere cezaevlerinde tutulan insanlar, bu durumu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıdıklarında kesinlikle lehe bir karar çıkacak ve yüklü tazminatlar gündeme gelecektir. Zira Sakarya Ağır Ceza Mahkemesinin aynı konuda verdiği emsal kararlar var. Bu kararlar diğer mahkemeleri bağlayıcı olmasa da ceza hukukunun uygulanmasında yeknesaklık zedelenmiş ve kanun önünde eşitlik ilkesi bozulmuştur. Böyle bir netice, Meclisi ve hükumeti zor durumda bırakacağı gibi, uluslararası hukuk çevrelerinde ve kamuoyu nezdinde yargı organlarının saygınlığını da zedeleyici sonuçlar doğurabilecektir. Meclisin ve hükumetin bir an önce bu çarpık duruma el koyması ve hukuksuzluğu sona erdirmesi gerekiyor.

Yeni yasada adli para cezası ve dolayısıyla hapis cezası devam edecek olsa da, çıkacak kanuna eklenecek bir geçici madde ile, 1 Ocak 2009 tarihi ile kanunun çıktığı tarihe kadar oluşmuş bulunan yasal boşluk sebebiyle cezasız kalmış olan karşılıksız çek suçundan dolayı verilen cezaların kaldırılması sağlanabilir. Böylece hem yargının tereddütleri izale edilmiş olur, bozulan yeknesaklık ve eşitlik ilkesi de nispeten telafi edilebilir. Aksi halde oluşacak kaos, toplumdaki adalet hissini zedelemeye devam edecektir.

Şu an Mecliste hiç kimsenin hukuk felsefesi tartışacak hali yok.. Buna zaman da yok.. Belki ileride bu konu etraflıca tekrar tartışmaya açılır ve temel hak ve hürriyetlere aykırı olan bu uygulama sonlandırılır. Ama stratejik olarak şu an böyle bir sürece girmemiz pek mümkün görünmüyor. Mesajlarımızı yukarıdaki konuya yoğunlaştırmamız daha makul geliyor.. Ne dersiniz

ekm2510 dedi ki...

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12380486.asp?gid=229

Cezaevlerinde ‘vardiyalı uyku’ Paylaş




31 Ağustos 2009



Haberler Anında Cebinizde Hürriyet Mobil

Haberler Anında Bilgisayarınızda Haber Alarmı

Haber Kaçırmaya Son Hürriyet Mind

Sitene Haber Ekle Kazan Bumerang

Ceza infaz sisteminin değişmesiyle cezaevlerinde mahkûmların daha fazla süre kalmaya başlaması yer sorununu artırdı.

Birçok cezaevinde mahkum ve tutuklular vardiyalı olarak uyuyabiliyor.

YAKLAŞIK 75 bin yatak kapasiteli cezaevlerinde mahkûm ve tutuklu sayısı 115 bine yaklaşınca, birçok cezaevinde “vardiyalı uyku” dönemine geçildi. Koridorlarda bile yatacak yer kalmayan cezaevlerinde, mahkûm ve tutukluların bir bölümü uyurken, bir bölümü onların uyanmasını bekliyor. 2007’de TBMM Şiddet Araştırma Komisyonu adına cezaevlerini inceleyen, Hayat Boyu Eğitim Gelişim Derneği’nin Genel Başkanı Adem Solak, 7 bölgede, 17 cezaevinde araştırma yaptıklarını belirtti. Bu kapsamda cezaevi sorunlarıyla ilgili mahkûmlara anketler uyguladıklarını anlatan Solak, cezaevlerinde mahkûm ve tutuklu sayısının kapasitenin çok üstüne çıkmasının beraberinde büyük sorunlar getirdiğini aktardı.

Adsız dedi ki...

SN.İŞCAN STAR HABERDEN SN.TURGUT BEY İLE TEMASA GEÇEBİLDİNİZMİ?

Adsız dedi ki...

adalet bakanım syn sadullah engin öncelikle işinizde başarılarınızın devamını ve allahtan kolaylıklar dilerimsayın adalet bakanım ben yaklaşık 4 aydır işsizim ve işbulamıyorum kardeşim ........ ankara zırhlı araç okulunda 1989/3 tertip asker ve ben bakmakla mükellefim annem babam yaşlı çalışamıyolar..sizden bir vatandaşınız olarak yardım istiyorum istanbulda yaşıyorum istanbul ünüverstesi rektörlüğüsosyal tesislerine eleman alıyo bende form doldurdumfakat kimsem olmadığı için gariban olduğum için kimseilgilenmedi rektör sayın yunus söylet le görüşe bilsem maduriyetimi anlatsam alır görüştürmüyolar sizden bu mubarek ayda allah rızası için yardım talep ediyorum

Adsız dedi ki...

Bizler artık sayıları milyonları bulan , ekonomik kriz sebebiyle çeklerini ödeyememiş esnaflarız.Yalnızca Türkiye Cumhuriyeti devletine haiz olan ‘’Çeklerin düzenlenmesi ve çek hamillerinin korunması hakkında kanun’’ hükümleri çerçevesinde adına para cezası denilen ve Anayasamıza, uydurulmuş bir kılıf maddesiyle HAPİS cezası almış tüccarlarız.Sesimizi duyuramıyoruz ,çünkü hepimiz kaçak durumda ve aranmaktayız.
Çeklerini ekonomik kriz sebebiyle ödeyememiş esnafımıza,bu çeklerini HAPİS korkusu ile ödettiren\ödettirmeye zorlayan,meclisimizi dolaylı olarak etkilemeye çalışan , Banka ve Factoringcilerin T.B.M.M ‘nin üzerinde bir yaptırımı olmasını kınıyoruz.Nitekim Başbakanımız ‘’T.B.M.M ‘nin üzerine hiçbir güç yoktur’’ demiştir.
2009 yılı itibariyle ekonomik krizinde etkisiyle bu zamana kadar katlanarak büyüyen ödenemeyen çek sayısı 3.5 milyonu aşmıştır.Esnafımızı , HAPİS ile korkutarak çekini ödemeye zorlamak, bu rakamlarla da görülmüştür ki imkansız bir hal almıştır.
Ödenemeyen bir çekin yasal sonucu olarak hapis cezası almış tüccarımız ,sadece alacaklı tarafın egosu için bu cezalarla karşılaşmaktadır.Cezasını tamamlayıp cezaevinden çıkanların bir çoğu, kendileri hakkında ceza davası açan alacaklının, borcunu ödemeye de yanaşmamaktır.Bu sebebledir ki artık çeklerde hapis cezalarının caydırıcılık boyutu kalmamıştır.Bu insanlık dışı kanunda alacaklı tarafa verilen bir kağıt parçasının yaptırımı hapis olmamalıdır.ÖZGÜRLÜK ve HÜRRİYET teminat olarak verilemez.
Şuan itibariyle de yüzbinlerce kişi, haklarında hükmü kesinleşmiş ve kaçak bir vaziyette borçlarını kıt imkanlar dahilinde ödemeye çalışmaktadır.Cezaevindeki esnaflarımız hükümetimizden bu konuya acil bir çare beklemektedir.Sayıları milyonları bulan çek cezalısı esnafımızın oy potansiyeli düşünüldüğünde,bir siyasi partiyi meclise gönderecek sayılarla karşılaşılmaktadır.
Her fırsatta duyduğumuz, iyi niyetli-kötü niyetli ayrımı için TCK’ nın ilgili dolandırıcılık maddeleri ile bu sorun çözüme kavuşturulabilir.
Bizler artık babalarımızı istiyoruz.bizler artık eşlerimizi istiyoruz.çocuklarımız aç. Kaçak durumda olan esnafımızın evinden dışarı çıkmaya özgürlüğü yok bu sebepledir ki evlerine süt götüremeyen insanlar var.Bizlere bu özgürlüğümüzü veriniz.borçlarımızı ödemenin her şeyden önce kul hakkı olduğunu iyi biliyoruz.
Sizler,Bankaların, Factoring firmalarının, tefecilerin, eli çantalı lobi faaliyetlerinin değil , biz esnafın vekili olduğunuzu gösteriniz.Bu zamana kadar yapılmış olan çek kanunlarında bir ilki gerçekleştiriniz.T.B.M.M.’ nin her kurumun ve kuruluşun üstünde olduğunu ispatlayınız.Likiditenin ve çeklerin ekonomide dönen payının hesabından çok,insan onuruna verilen değer ile hukukun üstünlüğünü ön plana alınız.
Çek kanunu’nun şuandaki haliyle, Anayasa’ya , Hukuka, Avrupa insan hakları sözleşmesine aykırı olduğu artık tüm kesimler ve kurumlarca bilinmektedir.Yeni kanunda bu hükümlerin kaldırılması hangi etken ve kurumlar tarafından engellenmektedir bilmek istiyoruz.Alacaklı tarafa hiçbir şey kazandırmayan , sadece egonun tatmini için kullanılan , adliyeleri ve mahkemeleri icra dairesine çeviren , iş yükünü artık altından kalkılmaz hale getiren , tüm otoritelerce insanlık dışı kabul edilen , sorgusuz ve savunmasızca hükmü verilen , cezası süre bakımından 5 yıl olan, ailelerin perişan olup dağılmasına yol açan , sosyal patlamaları yavaş yavaş tetikleyen BU YASANIN BİR AN EVVEL SONUÇLANMASI VE AVRUPA BİRLİĞİ NORMLARINA GÖRE UYARLANMASINI İSTİYORUZ. BİZ ESNAF OLARAK HALEN T.B.M.M. ‘ NİN ÜZERİNDE HİÇBİR GÜCÜN OLMADIĞINA İNANIYORUZ..

Adsız dedi ki...

Karşılıksız Çek Vermekten Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay Tutuklandı Karşılıksız Çek Verdiği Gerekçesiyle Antalya'da Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay, Tutuklanarak Cezaevine Gönderildi.
Karşılıksız çek verdiği gerekçesiyle Antalya'da gözaltına alınan yönetmen Ezel Akay, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Altın Portakal Film Festivali için geldiği Antalya'da bu sabah kaldığı Dedeman Otel'de polis tarafından gözaltına alınan Ezel Akay karşılıksız çek verme suçunu konu alan 3167 Sayılı Kanun'a muhalefetten Asayis Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

Daha sonra Antalya Adliyesi'ne getirilen yönetmen Ezel Akay'ın borcunu ödemediği anlaşıldı. Adliye nezaretinde sabah saatlerinden beri bekletilen Ezel Akay hakkında Fatih Adliyesi tarafından çıkarılan tutuklama müzekkeresi bulunduğu belirtildi.

Akay daha sonra tutuklanarak Antalya E Tipi Cezaevi'ne gönderildi.

Adsız dedi ki...

Karşılıksız Çek Vermekten Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay Tutuklandı Karşılıksız Çek Verdiği Gerekçesiyle Antalya'da Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay, Tutuklanarak Cezaevine Gönderildi.
Karşılıksız çek verdiği gerekçesiyle Antalya'da gözaltına alınan yönetmen Ezel Akay, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Altın Portakal Film Festivali için geldiği Antalya'da bu sabah kaldığı Dedeman Otel'de polis tarafından gözaltına alınan Ezel Akay karşılıksız çek verme suçunu konu alan 3167 Sayılı Kanun'a muhalefetten Asayis Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

Daha sonra Antalya Adliyesi'ne getirilen yönetmen Ezel Akay'ın borcunu ödemediği anlaşıldı. Adliye nezaretinde sabah saatlerinden beri bekletilen Ezel Akay hakkında Fatih Adliyesi tarafından çıkarılan tutuklama müzekkeresi bulunduğu belirtildi.

Akay daha sonra tutuklanarak Antalya E Tipi Cezaevi'ne gönderildi.

Adsız dedi ki...

sayın bakanım 04/04/2008 oğlumun dosyası yargıtaya gitti halen bir netice alamadık haber gelmedi allah rızası için bir el atsanız 25 yıl ceza verdiler suçsuz günahsız dosya numaramız:2007/334 lütfen ilgilenin

Anonymous dedi ki...

Karşılıksız Çek Vermekten Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay Tutuklandı Karşılıksız Çek Verdiği Gerekçesiyle Antalya'da Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay, Tutuklanarak Cezaevine Gönderildi.
Karşılıksız çek verdiği gerekçesiyle Antalya'da gözaltına alınan yönetmen Ezel Akay, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Altın Portakal Film Festivali için geldiği Antalya'da bu sabah kaldığı Dedeman Otel'de polis tarafından gözaltına alınan Ezel Akay karşılıksız çek verme suçunu konu alan 3167 Sayılı Kanun'a muhalefetten Asayis Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

Daha sonra Antalya Adliyesi'ne getirilen yönetmen Ezel Akay'ın borcunu ödemediği anlaşıldı. Adliye nezaretinde sabah saatlerinden beri bekletilen Ezel Akay hakkında Fatih Adliyesi tarafından çıkarılan tutuklama müzekkeresi bulunduğu belirtildi.

Akay daha sonra tutuklanarak Antalya E Tipi Cezaevi'ne gönderildi.

Anonymous dedi ki...

Karşılıksız Çek Vermekten Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay Tutuklandı Karşılıksız Çek Verdiği Gerekçesiyle Antalya'da Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay, Tutuklanarak Cezaevine Gönderildi.
Karşılıksız çek verdiği gerekçesiyle Antalya'da gözaltına alınan yönetmen Ezel Akay, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Altın Portakal Film Festivali için geldiği Antalya'da bu sabah kaldığı Dedeman Otel'de polis tarafından gözaltına alınan Ezel Akay karşılıksız çek verme suçunu konu alan 3167 Sayılı Kanun'a muhalefetten Asayis Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

Daha sonra Antalya Adliyesi'ne getirilen yönetmen Ezel Akay'ın borcunu ödemediği anlaşıldı. Adliye nezaretinde sabah saatlerinden beri bekletilen Ezel Akay hakkında Fatih Adliyesi tarafından çıkarılan tutuklama müzekkeresi bulunduğu belirtildi.

Akay daha sonra tutuklanarak Antalya E Tipi Cezaevi'ne gönderildi.

Anonymous dedi ki...

Bizler artık sayıları milyonları bulan , ekonomik kriz sebebiyle çeklerini ödeyememiş esnaflarız.Yalnızca Türkiye Cumhuriyeti devletine haiz olan ‘’Çeklerin düzenlenmesi ve çek hamillerinin korunması hakkında kanun’’ hükümleri çerçevesinde adına para cezası denilen ve Anayasamıza, uydurulmuş bir kılıf maddesiyle HAPİS cezası almış tüccarlarız.Sesimizi duyuramıyoruz ,çünkü hepimiz kaçak durumda ve aranmaktayız.
Çeklerini ekonomik kriz sebebiyle ödeyememiş esnafımıza,bu çeklerini HAPİS korkusu ile ödettiren\ödettirmeye zorlayan,meclisimizi dolaylı olarak etkilemeye çalışan , Banka ve Factoringcilerin T.B.M.M ‘nin üzerinde bir yaptırımı olmasını kınıyoruz.Nitekim Başbakanımız ‘’T.B.M.M ‘nin üzerine hiçbir güç yoktur’’ demiştir.
2009 yılı itibariyle ekonomik krizinde etkisiyle bu zamana kadar katlanarak büyüyen ödenemeyen çek sayısı 3.5 milyonu aşmıştır.Esnafımızı , HAPİS ile korkutarak çekini ödemeye zorlamak, bu rakamlarla da görülmüştür ki imkansız bir hal almıştır.
Ödenemeyen bir çekin yasal sonucu olarak hapis cezası almış tüccarımız ,sadece alacaklı tarafın egosu için bu cezalarla karşılaşmaktadır.Cezasını tamamlayıp cezaevinden çıkanların bir çoğu, kendileri hakkında ceza davası açan alacaklının, borcunu ödemeye de yanaşmamaktır.Bu sebebledir ki artık çeklerde hapis cezalarının caydırıcılık boyutu kalmamıştır.Bu insanlık dışı kanunda alacaklı tarafa verilen bir kağıt parçasının yaptırımı hapis olmamalıdır.ÖZGÜRLÜK ve HÜRRİYET teminat olarak verilemez.
Şuan itibariyle de yüzbinlerce kişi, haklarında hükmü kesinleşmiş ve kaçak bir vaziyette borçlarını kıt imkanlar dahilinde ödemeye çalışmaktadır.Cezaevindeki esnaflarımız hükümetimizden bu konuya acil bir çare beklemektedir.Sayıları milyonları bulan çek cezalısı esnafımızın oy potansiyeli düşünüldüğünde,bir siyasi partiyi meclise gönderecek sayılarla karşılaşılmaktadır.
Her fırsatta duyduğumuz, iyi niyetli-kötü niyetli ayrımı için TCK’ nın ilgili dolandırıcılık maddeleri ile bu sorun çözüme kavuşturulabilir.
Bizler artık babalarımızı istiyoruz.bizler artık eşlerimizi istiyoruz.çocuklarımız aç. Kaçak durumda olan esnafımızın evinden dışarı çıkmaya özgürlüğü yok bu sebepledir ki evlerine süt götüremeyen insanlar var.Bizlere bu özgürlüğümüzü veriniz.borçlarımızı ödemenin her şeyden önce kul hakkı olduğunu iyi biliyoruz.
Sizler,Bankaların, Factoring firmalarının, tefecilerin, eli çantalı lobi faaliyetlerinin değil , biz esnafın vekili olduğunuzu gösteriniz.Bu zamana kadar yapılmış olan çek kanunlarında bir ilki gerçekleştiriniz.T.B.M.M.’ nin her kurumun ve kuruluşun üstünde olduğunu ispatlayınız.Likiditenin ve çeklerin ekonomide dönen payının hesabından çok,insan onuruna verilen değer ile hukukun üstünlüğünü ön plana alınız.
Çek kanunu’nun şuandaki haliyle, Anayasa’ya , Hukuka, Avrupa insan hakları sözleşmesine aykırı olduğu artık tüm kesimler ve kurumlarca bilinmektedir.Yeni kanunda bu hükümlerin kaldırılması hangi etken ve kurumlar tarafından engellenmektedir bilmek istiyoruz.Alacaklı tarafa hiçbir şey kazandırmayan , sadece egonun tatmini için kullanılan , adliyeleri ve mahkemeleri icra dairesine çeviren , iş yükünü artık altından kalkılmaz hale getiren , tüm otoritelerce insanlık dışı kabul edilen , sorgusuz ve savunmasızca hükmü verilen , cezası süre bakımından 5 yıl olan, ailelerin perişan olup dağılmasına yol açan , sosyal patlamaları yavaş yavaş tetikleyen BU YASANIN BİR AN EVVEL SONUÇLANMASI VE AVRUPA BİRLİĞİ NORMLARINA GÖRE UYARLANMASINI İSTİYORUZ. BİZ ESNAF OLARAK HALEN T.B.M.M. ‘ NİN ÜZERİNDE HİÇBİR GÜCÜN OLMADIĞINA İNANIYORUZ..

Anonymous dedi ki...

Yürürlükte olan yasal durum incelendiğinde; TCK nun 5/1 maddesinde bu kanunun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı belirtilerek ceza hukukunda yeknesaklık sağlanmak istenmiştir.
Bu amaçla 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesine; diğer kanunların TCK nun birinci kitabında yer alan düzenlemesine aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanır hükmü konulmuş ve bu süre yeniden uzatılmamıştır.
Yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. Madde hükmünü dikkate alarak “ Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” adı altında 580 maddeden oluşan 5728 Sayılı Yasayı çıkartmış ve bu yasa yürürlüğe girmiştir.
Buradan da anlaşıldığı üzere yasa koyucunun amacı TCK nun genel hükümlerinin bütün özel yasalarda ve ceza hükmü içeren yasalarda uygulanmasını sağlamaktır.
5237 Sayılı TCK nun 52. maddesi dikkate alındığında adli para cezasının tanımının yapıldığı görülmektedir. Buna göre adli para cezası , beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmadığı hallerde 730 günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması sureti ile hesaplanan meblağın hükümlü tarafından devlet hazinesine ödenmesinden ibarettir
Bu maddenin 1. fıkrasında bulunan “kanunda aksine hüküm bulunmayan haller” tanımının adli para cezası gün sayısının bu genel düzenlemeye aykırı olarak 730 günün altında veya üstünde olabileceği ve bu düzenlemenin de geçerli olduğu anlamındadır. Buradan da anlaşıldığı üzere TCK genel hükümlerinde gün adli para cezası sistemi benimsenmiştir.

Anonymous dedi ki...

(3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir. “
5-5252 Sayılı Yasanın 5349 Sayılı Yasanın 6. Maddesi ile değişik Geçici 1. Maddesinde:
(1) Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.
6-5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 madde ve fıkrasında:
(1) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.
(3) Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
7- 5275 Sayılı Yasanın 101/1-3 Madde ve fıkrasında:
(1) Cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.
(3)Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan başka mahkemeler tarafından verilmiş olan bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.” hükümleri bulunmaktadır.
Ayrıca TBMM tarafından 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlar ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile düzenleme yapıldığı ve bu kanunun yürürlükte olduğu ancak yapılan bu düzenlemeler içerisinde 3167 Sayılı Yasanın 16. Maddesi ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı da ortadadır.
Kararına itiraz edilen mahkemenin itiraz edilen kararında 3167 Sayılı Yasanın yürürlükten kalkmadığı ve halen karşılıksız çek keşide etmek suçunun bulunduğu, bu durum karşısında kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edilmediği, 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesindeki düzenlemenin TCK nun 52. maddesi ile uyumlu olduğu, çek bedelinin 5-730 gün arasında olması halinde belirlenen tam gün sayısı ile takdir edilen bir gün karşılığı adli para cezasının çarpılması sonucu para cezası vermek olanaklı olduğu gibi çek bedelinin 5 tam günün altında olması halinde 5 tam güne yükseltilmesi, 730 tam günün üstünde olması halinde ise kanunlarda aksine hüküm bulunmayan hallerde ibaresi dikkate alınarak 3167 Sayılı Kanun 16/1 maddesi uyarınca belirlenecek adli para cezasının verilebileceği bunun TCK nun 52 maddesine aykırılık oluşturmayacağı yasal sebepleri ve diğer yasal sebeplerle sanık vekilinin talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

ekm2510 dedi ki...

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12380486.asp?gid=229

Cezaevlerinde ‘vardiyalı uyku’ Paylaş




31 Ağustos 2009



Haberler Anında Cebinizde Hürriyet Mobil

Haberler Anında Bilgisayarınızda Haber Alarmı

Haber Kaçırmaya Son Hürriyet Mind

Sitene Haber Ekle Kazan Bumerang

Ceza infaz sisteminin değişmesiyle cezaevlerinde mahkûmların daha fazla süre kalmaya başlaması yer sorununu artırdı.

Birçok cezaevinde mahkum ve tutuklular vardiyalı olarak uyuyabiliyor.

YAKLAŞIK 75 bin yatak kapasiteli cezaevlerinde mahkûm ve tutuklu sayısı 115 bine yaklaşınca, birçok cezaevinde “vardiyalı uyku” dönemine geçildi. Koridorlarda bile yatacak yer kalmayan cezaevlerinde, mahkûm ve tutukluların bir bölümü uyurken, bir bölümü onların uyanmasını bekliyor. 2007’de TBMM Şiddet Araştırma Komisyonu adına cezaevlerini inceleyen, Hayat Boyu Eğitim Gelişim Derneği’nin Genel Başkanı Adem Solak, 7 bölgede, 17 cezaevinde araştırma yaptıklarını belirtti. Bu kapsamda cezaevi sorunlarıyla ilgili mahkûmlara anketler uyguladıklarını anlatan Solak, cezaevlerinde mahkûm ve tutuklu sayısının kapasitenin çok üstüne çıkmasının beraberinde büyük sorunlar getirdiğini aktardı.

Anonymous dedi ki...

9 PKK`lı silahını bıraktı, teslim oldu
Pişman olduklarını belirterek güvenlik güçlerine teslim olan 9 PKK`lı serbest bırakıldı.
Irak`ın kuzeyindeki terör örgütü PKK`ya ait kamplardan son bir haftada kaçarak güvenlik güçlerine teslim olan 9 terörist yapılan incelemenin ardından `etkin pişmanlık` hükümlerinden yararlandırılarak serbest bırakıldı.


Edinilen bilgiye göre, son bir hafta içerisinde Irak`ın kuzeyindeki terör örgütünün kamplarından kaçarak Habur Sınır Kapısı`nda güvenlik güçlerine teslim olan 9 terör örgütü üyesiyle ilgili soruşturma dosyası, Silopi Cumhuriyet Başsavcılığınca Özel Yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Savcısına gönderildi.


Burada yapılan incelemenin ardından, terör örgütü üyesi 9 kişi ``etkin pişmanlık`` hükümlerinden yararlandırılarak salıverildi.

AA

Anonymous dedi ki...

Karşılıksız çek veren fena yanacak

Kaynak: internethaber / Tarih/Saat: 24 Ağustos 2009 Pazartesi, 11:43:26 / Link : www.internethaber.com


TBMM'nin yeni dönemde ilk işlerinden biri çek yasası ile ilgili düzenleme olacak… Çek suçu terör suçu gibi takip edilecek…

Meclis’e yeni dönemde gelecek en önemli yasalardan birisini çekle ilgili düzenleme oluşturacak. Çek ile ilgili suçları işleyenler bundan böyle terörist muamelesi görecekler. Çek suçları terör suçu gibi takibe alınacak ve failler de terörist gibi yakalanıp yargıya teslim edilecek ve yargılama süreci de yine benzer şekilde yapılacak.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, yeni düzenlemeyle çekin, kara paranın ve terörün finansmanında kullanılmasının önüne geçmek için önlemler alınacağını söyledi. Karşılıksız çek nedeniyle 2009’da açılan dava sayısının 159 bini aştığını belirten Ergin, karşılıksız çek suçlarında kadınların da sayısının artmaya başladığını ifade etti. Ergin, “12 bin 249 kadına karşılıksız çekten dolayı açılmış dava yürüyor” dedi.

HAPİS CAYDIRMADI
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, MHP Milletvekili Alim Işık’ın soru önergesine verdiği yanıtta, 1985’te kabul edilen yasal değişiklikle karşılıksız çeke hapis cezası getirildiğini hatırlattı. Ergin, “Ancak hapis cezasına rağmen piyasada karşılıksız çek miktarı artmış, ceza davaları önemli rakamlara ulaşmıştır. Son 20 yıl içinde kanun üç defa değiştirildi, üç kez de Anayasa Mahkemesi’nce incelendi. Yeniden yasanın düzenlenmesi gerek” dedi.

ÇEKE TERÖR AYARI
Yeni hazırlanan tasarıyla tasarıyla kara paranın aklanması ve terörün finansmanı konusunda düzenlemeye gidildiğine dikkat çeken Ergin’in verdiği bilgilere göre yeni düzenlemede şu unsurlar bulunacak:

---Tüzel kişilere özellikle ticaret şirketlerine ilişkin ödeme ve tahsil işlemlerinin, şirketle ilgili olan veya olmayan gerçek kişilerin hesapları üzerinden yürütülmesi, çek hesabının tüzel kişiye ait olması halinde, bu tüzel kişi adına çek karşılığını süresi içinde bankada hazır tutmakla yükümlü kişi belirli olacak.

--Şirketten ayrılan kişi bu hususta sorumlu tutulamayacak.

--Çeki tüzel kişi adına düzenleyen kişinin adı ve soyadı çekten anlaşılacak.
--Hamiline çeklerin kayıt dışı ekonominin etkin araçlarından biri olmasının önlenmesi ve çekin, kara paranın aklanmasında, terörün finansmanında kullanılmamasının engellenmesi de amaçlanıyor. Bankaların çek hesabı açarken yaptıkları araştırmaların derinleştirilmesi, kimlik ve vergi numarası dışında kişinin tacir olup olmadığının açıklığa kavuşması sağlanacak.

-Hesap açtırmak isteyen kişiden yazılı beyan alınacak. Beyanda bulunan kişi sicil numarasını, tüzel kişilerde çekin bedelini tahsile amade kişinin kimler olduğunu belirtecek.

--Tüzel kişinin işlemlerini gerçek kişi üzerinden çek hesabı olarak yürütmesi engellenecek.

-Çekle ilgili düzenlemenin TCK ile uyumlu hale getirilmesi amacıyla, yeni düzenlemeyle birlikte etkin pişmanlık işleyecek.

-Çek defterlerinin ve yapraklarının geri verilmesinin yeniden düzenlenecek. Kullanılmış, dolaşımda olan çeklerin kimlere verildiği, keşide tarihleri belirtilecek.

-Çek hesabı sahibinin gerçek kişi olması halinde kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci olarak tayin edemeyecek.

-Yine tüzel kişi adına çek düzenleyen gerçek kişinin ad ve soyadı çek üzerinde açıkça yazılacak.

-Karşılıksız çekin cezası da yeniden düzenlenecek. Suçun karşılığında ceza olarak çekin karşılıksız kalan kısmıyla sınırlı olarak belirlenecek ve bu durumca ceza oranı artacak.

-- 2008’de açılan çek ile ilgili dava sayısı 211 bin 363
2009’da bu rakam ilk altı ay için 159 bin 774 dava ve bu davalarda yargılanan tam 221 bin 755 kişi var. Kadınlara açılan dava sayısı 12 bin 248, erkeklere açılan dava sayısı ise 146 bin

Anonymous dedi ki...

“KARŞILKSIZ ÇEK SORUNLARI CİDDİ OLANLAR CİDDİ OLMALI, EKİMDE AF YOK” *S. YARIŞTIRMIYOR YA.
“YALANCININ MUMU……..
BÜYÜK BİR YANILGI İÇİNDESİNİZ” *BU TÜKÜRDÜKLERİNİ YALAYACAKSIN HOCA.
4- Ne iyi, ne de kötü
MECLİS İÇTÜZÜĞÜ M.99: ...Yazılı sorular, Başbakanlığa veya ait olduğu bakanlığa gönderildiği tarihten itibaren en geç onbeş gün içinde cevaplandırılır....
Yazılı Sorunun Tarihi; 26.05.2009 Ve Bakan siz olsanız 10 Haziran'a kadar ne cevap verirsiniz.. Hadi ek sürelerle Haziran sonuna kadar.. a. Hiç cevap vermezdim..b. Bu sorunun cevabını ben bilmiyorum Başbakan biliyor, hem ortalık karışık derdim.. c. Ya ben size bir şey söyleyeyim mi henüz yasa görüşülüyor ama ben ne diyorsam o.. şöyle olacak, böyle olacak ve benim dediğimin dışında da hiç bir şey olmayacak.. Yani; herhangi bir görüşme tartışma olmayacak.. Siz yazılı sormasanız açıklamayacaktım ama neyse..
d. Ya müsteşar, kim verecekse mevcut duruma göre rutin bir cevap yazın gitsin.. Uğraştırmayın beni, oturup şimdi cevap yazmaya vaktim mi var benim? Nedir ya bu sonucu, bağlayıcılığı olmayan rutin sorular, rutin cevaplar.. Millet, iş yapıyorlar desin.. Hadi somut veriler neyse de.. Yani yarın mecliste ne çıkar şimdi bakan olarak sanki ben yazılı bir cevap verdim olay bitmiştir mi diyeceğim Allah aşkına?? Bakan olmak da zor.. Neyse ben vatandaş olarak yoğun, etraflı ve gizli tartışmaların söz konusu olduğu böylesi bir yasa değişikliği öncesi konuya verilen rutin bir cevabın, ne anlamının ne de haber değerinin olmadığını biliyorum.. *HÜRRİYETTE Kİ YAZIYA ESKİ TASLAK İLAVE EDİLMİŞ.

YENİ DÜZENLEME YAPILIYOR - Adalet Bakanı Bakanı: "Yasal düzenlemeyle çekin kara paranın ve terörün finansmanında kullanılmasının önüne geçilecek!"
*GAZETE BU BEYANA EK İLAVELERDE BULUNDU.
5- HEDEF SAPTIRMAK
BANKA VE FAKTÖRİNGLER KARŞILIKSIZ ÇEKE CEZADA ÖNEMLİ ETKENDİR AMA HEDEF BUNLARI GÖSTERMEK HEDEF SAPMASIDIR.
*YASANIN İÇİNDE NİYE SORUMLULUK ALMIYORLAR O ZAMAN
HEDEF SİYASİ İKTİDARDIR. HÜKÜMET VE MECLİS İRADESİ DIŞINDA HİÇ KİMSE BİR YASA ÇIKARAMAZ, YASA DEĞİŞTİREMEZ. *AKSİNİ Mİ SÖYLEDİK
YARGI MÜCADLESİNİN İKİ ÖNEMLİ AYAĞI VARDIR. Beraat kararlarının artmasına çalışmak, mevcut kararları takip ederek CGK na taşımak ve böylece 3167 sayılı yasanın yürürlükte olmadığını yüksek yargı kararına bağlamak.
YASA ÇIKARSA İPTALİ İÇİN ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURUYU SAĞLAMAK.
*ÖLME EŞEĞİM ÖLME YAZ GELİNCE YONCA YİYECEN
“HER İKİ PARTİNİN MERKEZ YÖNETİCİLERİNE YÖNELİK, ÖZELLİKLE HUKUKÇU KADROLARINA YÖNELİK ETKİN BİR ÇALIŞMA GEREKİYOR. AKSİ HALDE ANAYASA MAHKEMESİNE GİTMELERİ SAĞLANAMAZ.”
*GİDİLMİŞ BİLE SEN UYU.

6-5838 sayılı yasa MADDE 18- 19/3/1985 tarihli ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 2- 31/12/2009 tarihine kadar, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.”*BU NE DEMEK?
7- *ANAYASA MAHKEMESİNDE Bİ DE BUNU SORUVERİN NE OLMUŞ NE ZAMAN ÇIKARMIŞ

Anonymous dedi ki...

KAPI GİBİ CEVABA KAPI GİBİ CEVAP. YALNIZ FARKLI KAPIDAN

ÜÇ AHBAP ÇAVUŞLARA VE DARTANYAN ŞEKERE;

1-“MUHALEFET PARTİLERİ KONUSUNDA ŞÜPHELERİM VAR.
Kılıçdaroğlu ile yapılan toplantıda ben yokladım kendilerini ve tatmin edici cevap alamadım. Oktay Vural’da öyle. Bu partilerin merkez kadrolarını çok iyi tanıyorum”
VAY BE SEN NEYMİŞSİN BE ABİ.
4. Ağustosta MHP Grub Başkanvekili Sayın Şandır’a, zehir zemberek bir yazı verdim. O bunu istemedi. Kendisine Sayın Murat Yalçın’ın yazısını verdim okudu beğendi. Önce Sayın İyimaya ile görüştü. Bakın yasanız hazır ben teyidi aldım dedi. Üstelik biz eski taslağı(adalet gov. Tr deki KÖYLÜ YASASI) kabul etmedik görüşmeyi terk ettik, şimdiki yasa bu değil dedi. Sizi bakanla görüştüreyim dedi. Randevu aldı. Saat 14.30 da bakan , bakanlıktan meclise geldi ve bizle görüştü. “Yeni yasada hapislik, adli para cezası yok. Yeni taslakda birkaç husus var, ekonomik durumdan kaynaklanıyor. Meclis açılır açılmaz tamam “ sözü verdi.
11.ağustosta meclise gittiğimizde Sayın İyimaya biz reddetti. Neden. Bayan arkadaşlara gitmeyin dedim. Israr ettiler. “sizin başkanınıza bakan söz verdi ya” cevabı aldılar. CHP gurup başkanvekilleri ile görüştük. Sayın Okay ve Gül ile. Sayın Gül şunu söyledi. “SİZ DAHA ORTALARDA YOKKEN BİZ ESKİ TASLAĞI MECLİSE GEÇİRTMEDİK”
Neymiş efendim “ŞÜPHELERİ VARMIŞ”. NİÇİN?
Gazeteden okudu ya. Sarıkaya’nın haberi yalan bu doğru .

2- “ 1-9 Haziran 2009 Habertürk Gazetesi Yazarı Muharrem Sarıkaya yazıyor. “Sayın Köylü’ye lehe karar veren mahkemelerin durumunu sordum. Yargıtaydan rica ettik bu durumu durdurduk” LEHE KARAR VEREN MAHKEMELER DURDURULDU.
2-Yargıtay Başkanı öneride bulunuyor. Öneri malum. Suçsuzluk birinci ağızdan tescilli.”
Bu ne? Bu bir cehaletten öte bir şey, söz bulamıyorum söylemek için. Be hey cahil YARGITAY RİCA İLE KARAR MI VERİYOR?
Böyle bir şey olamaz. Hakkı Köylü böyle bir beyanat vermişse o onun köylülüğüdür, Asiye Ceza Mahkemelerini bağlamaz. Ayrıca bu beyanat suçtur, savcılar bu açıklamayı ihbar kabul ederler.
Kaldı ki mahkemeler beraat kararlarına devam ediyor hazret. *HANGİSİ?
* OLDU İŞTE. MAÇAN SIKIYORSA SEN SUÇ DUYURUSUNDA BULUN GÖRELİM.
3- EKİM AYINDA NE OLABİLİR
Zor bir olasılık ama çek kanunu çıkabilir, ama nasıl bir kanun işte bu konuda hayalden öteye elde sağlam bir veri yok.(*SEN GİDİP GÖRMEDİĞİN İÇİN HAYAL VE YALAN. EKİMDE GÖZÜNE SOKACAKLAR) Bu arada kahve kültürü ile bahislere girmek, İşcan ile …yarıştırmak bize yakışmaz. * NE YAPIYON ŞİMDİ?
* HANİ EKİMDE YASA ÇIKMAZDI. BİZ BAHİS OYNAMIYORUZ EFENDİ. SENİNLEDE S.. YARIŞTIRMIYORUZ. EDEPLİ OL. HIRSIN NİYE?
EKİM AYINDA YENİ YASA ÇIKINCA NE OLACAK
HÜRRİYET’TE BİR HABER “ÇEKZEDELERE ÇOK KÖTÜ BİR HABER!”
Hazret atlıyor hemen; Burhan İşcan ŞARLATAN . *EKİM OLSUN HELE BİR.GÖRELİM KİM ŞARLATAN..
“Burası Türkiye, her zaman her şey olabilir, hatta içerdekilerle dışlardakiler yer değiştirebilir”
*BU NE PERHİZ BU NE LAHANA TURŞUSU. SABİT OL SABİT. ÇEVİR KAZI YANMASIN YOK. “EKİM EYLEM AYI OLACAK

Anonymous dedi ki...

ONLARA DA CEVAP HAZIRLADIM. Sorduğum sorulara da cevap yok. Sonra biri kalkıyor, Sayın M. Yalçın Bey’in yazısından dolayı Burhan İşcan barış ilan etti.
Kim demiş onu. Kimseyle barış istemiyorum. Tıpkı kimseden yardım istemediğim gibi.
BANA GÖLGE OLMASINLAR BAŞKA İHSAN İSTEMEM.
Bloglardan birinde Erkan Nick’li birisi yazıyor;
“İşi şahsileştirmek istemiyorum. İşcan a telefon açtım 4 -5 gün önce ben artık ilgilenmiyorum dedi. Peki deyip kapattım.Şimdi yeniden çıktı.Varmı yokmu,Son duraga kadarmı yorulana kadarmı var bilmek zorundayız.Hayalet gibi bir var bir yok olan bir zat bu işi nereye kadar götürebilir.Nekadar güvenebiliriz.Bir mesafe katetik diyelim sona yaklaştık bir provakatör çıkıp hakaret dolu yazılar yazdı diyelim ne olacak . vay bana hakaret ettiler diyip yarıda bırakacak öylemi.Ne diyo cem yılmaz pışıııık.Ben böyle adamın arkasında gidecek kadar saf değilim.Kusura kalmayın.05322682137”
DAHA ÖNCE KAÇ KERE KATILDIN. SEN SALAK DEĞİLSİN BURHAN İŞCAN SALAK. EVET YARIDA BIRAKIYORUM. YOKTUNUZ YOKSUNUZ. SİZ EMİR VERCEKSİNİZ İŞCAN SALAK YA GAZA GELECEK KOŞTURACAK. YEMEZLER

“ Salak diye konuşuyorsun ama ne adın belli ne sanın.Genede sabırlı davranıp yazdıklarımı birdaha okumanı öneririm.Ya benim ya senin kafan güzel.Ben diyorumki Benim arkasından koşacağım adam bugün varım yarın yokum demeyecek.Salak lafınıda hazmetmiş değilim daha güzel hakaretler biliyorum.”
BENİM DE ÖNÜNDE KOŞACAĞIM ADAM, ADAM GİBİ ARKAMA TAKILACAKTI.

Ben ve arkadaşlarım, dostlarım vazifemizi kusursuz bitirdik. VE DEDİK Kİ NİÇİN AĞUSTOS VEYA EYLÜLE ALDIRMAYALIM.
ÇÜNKÜ HER ŞEY BAŞBAKANIN İKİ DUDAĞI ARASINDA

AMA NE OLDU;
Bir avukat çıktı önce beklentinin azaldığını gördü başladı çamur atmaya. GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ. Prestürk te bu üç ahbap çavuşa cevap yazdım, Erkan efendi yeniden döndüm zannetmiş. Avucunu yala da umma olma.
Bu yazım iki kısım biri sizlere biri ÜÇ AHBAP ÇAVUŞA.
Onlara yazdığım yazıda sizleri nasıl kandırdıklarını mutlak okuyun.
Site adminlerinden rica ediyorum telefon numaramı ve resimlerimi sitelerden silsinler.
Artık beni kimse aramasın. Benim artık çek davam yok. Herkese başarılar.
Öküz Ahmet Paşa hesabı param da yok. Tost satacam iki kuruş tren parası biriktirip yollara çıkacam. Üstelik o gün kazanca da veda. Karşılığında ne olacak, üç tane avukat iki tane provakatör karalayacak, çirkin sözler edecek. Sonra biri çıkacak “İŞCAN EFENDİ MECBURSUN BİZLE BARIŞ” . HADİ BE ORDAN SİZ KİMSİNİZ?
VE BENİM HER YAZIMDA DOSTLARIM DİYE SARILDIĞIM SİZLER;
Sessiz kaldınız. “sükut ikrardandır” yani kabullendiniz.
ÇÜNKÜ SİZLER KABULLENENLERDENSİNİZ.

Dernek kurun dedim. Yok. Kişisel yazı yazmayın, bir bütün oluşturduk bunu bozmayın dedim yok. Her kafadan ayrı mesaj. Hiç olmazsa altına dernek adına diye yazın dedik o da yok

Ama kendi yanlışını görmeden başkasında kusur aramak çok.

EVET YASA EKİMDE MUTLAKA ÇIKACAK.
ÜÇ AHBAP ÇAVUŞLARA YAZDIM OKUYUN

VE BENDEN UZAK OLUN

ŞARLATAN , HAYALPEREST, CAHİL, YALANCI, D… BURHAN İŞCAN

Anonymous dedi ki...

ÇEK MAĞDURLARINA;

Ben zannettiğiniz gibi hayatımı bilgisayar başında sürdürmüyorum. Zira internet kafeye bile verecek param yok. Her gün 1 tl ve iki saat.
Vaktiyle bir Öküz Ahmet Paşa varmış. Kuvvetinden dolayı bu lakabı takmışlar. Fakat çok işini bilen ve hazır cevap zeki biriymiş. Karargah çadırında kurmaylarla beraber plan yaparken çadırın kapısından içeri bir öküz başını sokmuş ve böğürmüş. Rakipleri paşaya sormuşlar ne demek istedi acaba. Paşa cevap vermiş “günaydın yanında bu eşeklerle ne yapıyorsun dedi” demiş. Paşalardan biri arsızlığı ilerletip; “peki siz ne cevap verecektiniz” deyince “2 kuruşum yoktu katlanıyorum diyecektim” demiş. Soran paşa; “ya lafımı olur al iki kuruşu borç vereyim” deyince, paşa “deymez” demiş. “Sen bu kafayla nasılsa geberip gideceksin, iki kuruşum olsaydı 1 kuruşa ip, 1kuruşa cellat tutacak ve seni astıracaktım” demiş.
10 Hazirandan beri çek mağdurluğu için mücadele ettim. Çünkü oğlumda bir çek mağduru. Ne yaptıysam onun için yaptım. Kimseden bir menfaat veye bir teşekkür beklemedim. Ancak hakaret de beklemedim.
EKİMDE SON dedim. Evet son. Ekimde ispatlanacak. Ancak şimdiden yargı kurup beni başarısızlıkla suçlamanız akla ve mantığa abes. EKİMDE YASA ÇIKARSA NE OLACAK.
ÖZÜR DLENECEK Mİ?
KALDI Kİ BU BAŞARIYI YALNIZ ELDE ETMEDİM. EVVELİNDE ÇALIŞANLAR OLDU. SİTE ADMİNLERİ, GÜL HANIM GİBİ.
SONRASINDA BANA KATILANLAR OLMASAYDI BEN DERNEK LAFINI NASIL ORTAYA ATARDIM. Bana yaptığınız saygısızca ve küçümser tavır, aslında onlara da yöneliktir.
Ümraniye eyleminden sonra basını dolaştım. Haber olsun diye. Yeni Şafak Gazetesi’ne gittim. İktidara yakın bir basın organından iki günde bir haber yapılacak sözünün değeri nedir sizce. Ankara Ekonomi Yazarı Cemal Bey hatalı bir yazı yazdı diye adamı bir öldürmediğiniz kaldı. Sövmenin bini bir para. Şimdi Hürriyet Muhabiri farklı bir iş yapmadı. Bakanın açıklamalarına eski taslakdan ilaveler yaparak haber yaptı. Kaldı ki Yeni Şafak gazetesi beni kırmadı ertesi günü haber tekrarlanarak yeni biçimde sunuldu.
Olaylara katılmadan, anlayıp dinlemeden oturduğun yerden ahkam keserek sorun halledilmez. HELE HELE EMİRLER YAĞDIRARAK ASLA.
ŞİMDİ ÜÇ TANE AVUKAT ÇIKTI. AĞIZLARINDA BURHAN İŞCAN.
CAHİL, ŞARLATAN, SALAK, D…, FALAN FİLAN NİYE.
TAVUKLARINA KIŞT DEMİŞ.

Anonymous dedi ki...

MEVLANA CAMİ'NİN TEVAZUSU

Meclisin başkanı, adını listeye yazdı, üye sayısını belirten 30 sayısının önüne bir 0 (sıfır) yazarak Mevlânâ Câmî'ye verdi.. Başkan bununla, Mevlânâ Câmî'nin katılmasıyla meclisin değerinin on kat arttığını anlatmaya çalışıyordu.

Listeyi alan Mevlânâ Câmî, kendisinin gelmesiyle meclisin değerinin on kat artmış olduğu düşüncesine katılamadığını göstermek için, otuz sayısının sağına eklenen sıfırı silip, 0 (sıfır)’ı 30 sayısının SOLUNA yazdı.

Mevlânâ Câmî’de bu cevapla, meclisin üye sayısını artırmadığını çünkü kendi değerinin, bu meclisin yanında SOLDA SIFIR olduğunu anlatmak istiyordu.

Arkadaşlar hepimiz, bir değeriz, kimimiz 30’un sağında kimimiz solunda..

Önemli olan birbirimizin değerini bilmemiz..
Herkesin, hepimizin birbirimize saygı ve hoşgörü göstermesi dileğiyle..

Saygılarımla
Murat YALÇIN

Anonymous dedi ki...

‘SOLDA(Kİ) SIFIR..’

Kıymetli Çek Mağduru Arkadaşlarımız, Kardeşlerimiz..

İstirham ediyorum..
Söyleyeceğimiz güzel bir sözü; BİR FAZLA söyleyelim..
Lakin söz güzel değilse, hoş değilse; değil bir eksik, HİÇ SÖYLEMEYELİM..

Zaten hepimiz incitici, tahrip edici bir zulme maruz durumdayız..
Bu halde iken değil birbirimize düşmek, aksine üzüntülerimiz, sıkıntılarımız bizi, bize yaklaştırmalı.. Öyle ki bir haksızlığa maruz kalmak ve böyle bir hüznü yaşamak, aynı zamanda insani bir tekamül sağlamalı bizlere..

Bu ortak platformda inanç ve düşüncelerimizi bile açıklarken tedbirli, ölçülü ve hakkaniyet sahibi olmaya çalışmalıyız..

Bizlere lazım olan yegâne şey TESANÜD; (grup dayanışması)

Bizler için felaket olan şeyler ise; HASED, FİTNE, AYRILIK VE AYKIRILIK, FESAT ve DAĞINIKLIKTIR..

Tesanüd içinde olmamız için sadece aklı-ı selim ve nazik olmamız yeterli.. Bu bize, haksızlığa dayanma ve direnme gücü; adalete, zafere ulaşmada, mücadele azmi ve sonunda bu birlik ve beraberlik ruhu, mutlaka adaleti ve zaferi getirecektir..

Aksi hal; yani KABALIK, SAYGISIZLIK VE HOYRATLIK bizi felaketlere sürükleyecek şeytani bir aldatmaca, nefsi bir körlük olacak ve sonucunda varacağımız yer felaket olacaktır..

İzninizle yazımda inanç ve kanaatlerimi de ifade ederek devam etmek istiyorum..

Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuşlardır:

“Birbirinize hased (çekememezlik) etmeyiniz. Birbirinize buğz (düşmanlık) etmeyiniz. Birbirinizle iyi ilişkileri kesmeyiniz. Birbirinizden yüz çevirip küsüşmeyiniz ve ey Allah'ın kulları, kardeşler olunuz..”

"Bir haksızlık, zulüm görürseniz, gücünüz yetiyorsa elinizle, ona gücünüz yetmiyorsa dilinizle, ona da gücünüz yetmiyorsa kalbinizle karşı çıkın. Ki, sonuncusu inancınızın en zayıf noktasıdır."


Yüce Allah ise Kuranı Kerim’de mü’minlere;

"Çekişip birbirlerine düşmemelerini.." (Enfal Suresi, 46)

"Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın..." (Al-i İmran Suresi, 103)

"Birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak.." (Saff Suresi, 4)

"Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır." (İsra Suresi, 53)

"İnkar edenler birbirlerinin velileridir(dostları). Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur." (Enfal Suresi, 73)

Buyurmakta ve doğru olana varmak, zafere ulaşmak için inananların dostluk ve kardeşlik içinde olmalarının gereğini, dostluk ve kardeşlik duygularından uzaklaşıp birbirlerini dost edinmemelerinin ise, aralarında ve yeryüzünde karmaşaya ve kötülüğe sebep olacağını bildirmektedir..

Hiçbir inananın bu sorumluluğun vebalini üstlenmek istemeyeceği açıktır.

Hiçbirimiz bu gün; iğrenç bir çek hapsi zulmü ile karşı karşıya iken verilen mücadelede bizleri zayıf düşürecek, bizleri kaos ve karışıklık içinde treni kaçırtacak bir vebal üstlenmek istemeyecektir..
devamı var-->

Anonymous dedi ki...

129
M.K KARDEŞ

Yazdıklarına tamammen katılıyorum..
Ben de BİRLİK ve DİRLİK olmamız adına en az 3 yazı yazdım..
Bir yazım bugün presstürk'te
Biri de aşağıda..
Dilene sağlık..

Anonymous dedi ki...

arkadaslar,yorumları okuyunca ınanamadım.hakaretler falan.BRAVOO sızlere

Erkan dedi ki...

115 de yazan arkadaş.Sen ne yazdığını birkaç kere daha oku.Sonra gönder.Ben bu sitede sürekli yazıyorum ve sanada bir başkasınada işim düşmedi.Sadece insanları uyarmaya çalışıyorum.Beni kendinize rakip bellemeyin.Sizinle uğraşamam

Erkan dedi ki...

Dostlarım.Beni boşverin ben başımın çaresine bakarım.Bu kafayla devam ederseniz Sonu iyi değil.Bana laf yetiştirmeyi bırakında yazdıklarımı anlamaya çalışın.Hakaret ederek bir yere varamazsınız.05322682137

Erkan dedi ki...

Yapmayın arkadaşlar. Aranmam çıktı hemde beş yıl önce.Sevindinmi arkadaşım.Yakalanınca haber veririm göbek de atarsın.

Anonymous dedi ki...

HAKARET ETSEN NE OLUR. KEM SÖZ SAHİBİNE MUTEBERDİR.
SENİN GİBİ SALAK ANCAK KÜFREDER. HADİ O SALAKDI EYLEMİNİ KÜÇÜMSEDİN. BİZDE VARDIK. BİZİ DE KÜÇÜMSÜYON. ŞİMDİ NE DİYE ARKANDA OLALIM. SALAKIZ YA.

Anonymous dedi ki...

İşi şahsileştirmek istemiyorum. İşcan a telefon açtım 4 -5 gün önce ben artık ilgilenmiyorum dedi. Peki deyip kapattım.Şimdi yeniden çıktı.Varmı yokmu,Son duraga kadarmı yorulana kadarmı var bilmek zorundayız.Hayalet gibi bir var bir yok olan bir zat bu işi nereye kadar götürebilir.Nekadar güvenebiliriz.Bir mesafe katetik diyelim sona yaklaştık bir provakatör çıkıp hakaret dolu yazılar yazdı diyelim ne olacak . vay bana hakaret ettiler diyip yarıda bırakacak öylemi.Ne diyo cem yılmaz pışıııık.Ben böyle adamın arkasında gidecek kadar saf değilim.Kusura kalmayın.05322682137
BURHAN İŞCANIN HANGİ EYLEMİNE KATILDIN. BURHAN İŞCAN YENİDEN NEREYE ÇIKTI. YOK ARTIK YOK. NİYE SENİN GİBİ OTURDUĞU YERDEN AHKAM KESENLER VE YAPTIKLARINA BURUN KIVIRANLAR İÇİN. HERHALDE SENİN TUTUKLAMAN ÇIKTI. ŞİMDİ BURHAN İŞCAN LAZIM OLDU DİMİ. BİZDE ÖYLE ÇOK YALVARDIK SİZE. O SENİN GİBİ YAPMADI. ÇIKTI YOLLARA. ŞİMDİ ONUN OĞLU SERBEST NİYE SENİN İÇİN Bİ DAHA ORTAYA ÇIKSIN. SAF YA GERZEJK YA. NE KATKIDA BULUNDUN ONA TELEFON ETMİŞ NİYE.
KÜFRETMEYEMİ.
SEN VE SENİN KAFANDA OLANLAR KIRDI ONU. SAĞA SOLA EMİR VERİNCEYE KADAR KENDİN BİRŞEY YAP GÖRELİM. SANA İNANALIM. O ADAM TEK BAŞIMNA GİTTİ VE SONRA BİZİ ÇAĞIRDI. AMA BİZ NAPTIK NANKÖRLÜK. RAMAZANINI HAYIRLADIK. VE ŞİMDİ DENGESİZ OLDU HA . NİYE ERKAN EFENDİ SIKIŞTI. İŞCAN YOK.

Anonymous dedi ki...

Dünyayı sarsan ekonomik kriz.. çek, senet ve krediye bağlı hesapsız işler.. karz talepleri karşısındaki çaresizlik.. ve borçlanmanın sebebiyet verdiği felaketler... (14.53)

-Sahabe efendilerimiz borçlarını ödeme ve öteye kul hakkıyla gitmeme hususunda her zaman büyük bir hassasiyet ortaya koyMuşlardır. Mesela, Hazreti Ömer (radıyAllahu anh), vefatına sebep olan hançer darbesini alır almaz, "Bakın bakalım, malım borcumu ödemeye yetecek mi?" demiş ve "Şayet yetmeyecekse, Adiyy oğullarından, onlarda da yoksa Kureyş'ten alıp borcumu ödeyin!" vasiyetinde bulunMuştur. (20.27)

-Her meselede iktisadı gözetme, elden geldiğince borçlanmama ve şayet mecburen borca girmişse onu hemen ödemenin yollarını araştırma esaslarına bağlı yaşamaları gereken adanmış ruhlar, -borçlu kalmak ve borçlu ölmek bir yana- aldıkları bursu ya da maaşı hak edip etmediklerinin de endişesini taşımalı, haksız kazanç ve haram yemekten sakınmalı ve bu hususta her zaman çok temkinli davranmalıdırlar. (24.44)

-Şeytanların kardeşleri kimlerdir? (27.50)

Anonymous dedi ki...

Karz-ı Hasen ve Borç Alış-Verişi

Soru: Karz-ı hasen ne demektir? Bu tabirdeki "hasen" sıfatı hangi manaları ihtiva etmektedir? Karz-ı hasen çerçevesine ne türlü ödünç vermeler dahildir? Rasûl-ü Ekrem Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi ve sellem) borçlunun cenaze namazını kılmayışı nasıl anlaşılmalıdır?

-Kısaca, "dinin emirlerine uygun şekilde verilen güzel ödünç" demek olan "Karz-ı Hasen", hiçbir maddî çıkar düşüncesi gözetmeksizin sırf Allah'ın rızasını kazanmak ve din kardeşinin sıkıntısını gidermek amacıyla karşılıksız borç vermeye denir. (00.53)

-"Hasen" sıfatıyla nitelenmesi, karzın, zatında güzel oluşundan ve amacındaki ruh yüceliğinden ileri gelmektedir. Ayrıca, ödünç veren kişinin, verdiği bu ödünç sebebiyle müstakrizden (ödünç alandan) bir menfaat talebi haramdır. Çünkü, karzın karşılığında fazla bir şey istemek faizdir. (01.36)

-Kur'an-ı Kerim, muhtelif ayet-i kerimeleriyle mü'minleri, Allah yolunda infakta bulunmak manasını da içeren karz-ı hasene teşvik etmektedir. Ayrıca, "Eğer borçlu sıkıntıda ise, kolaylığa çıkıncaya kadar ona mühlet verin. Şayet bilirseniz, alacağınızı bağışlamanız sizin için daha da hayırlıdır." (Bakara, 2/280) buyurarak borçlu güç durumda ise ona kolaylık gösterilmesini ve hatta mümkün ise alacağın bağışlanmasını salık vermektedir. (05.03)

-Teğâbûn Suresi'nin 17. ayet-i kerimesinde –mealen– şöyle denilmektedir: "Eğer Allah'a ödünç verirseniz, O hem size onun kârını kat kat artırarak verir hem de sizin günahlarınızı bağışlar. Çünkü Allah şekûr'dur, halîmdir (küçük iyiliklerden ötürü bile büyük mükâfat verir; çok merhametli ve müsamahakârdır, cezalandırmada da acele etmez)." (07.53)

-Rasûlullah (aleyhi ekmelüttehâyâ) borçlu olarak ölenin cenazesini kılmazdı. (Bir gün) bir cenaze getirildi. Rasûl-ü Ekrem (sallAllahu aleyhi ve sellem) "Onun borcu var mı?" diye sordu. "Evet iki dinar borcu var." dediler. Bunun üzerine, "Arkadaşınızın namazını siz kılınız!" buyurdu. Ensâr'dan Ebû Katâde hazretleri "O iki dinarı ben yükleniyorum ya RasûlAllah!" deyince İnsanlığın İftihar Tablosu o adamın cenaze namazını kılmayı kabul etti. (11.10)

Erkan dedi ki...

Salak diye konuşuyorsun ama ne adın belli ne sanın.Genede sabırlı davranıp yazdıklarımı birdaha okumanı öneririm.Ya benim ya senin kafan güzel.Ben diyorumki Benim arkasından koşacağım adam bugün varım yarın yokum demeyecek.Salak lafınıda hazmetmiş değilim daha güzel hakaretler biliyorum.

Anonymous dedi ki...

ERKAN SEN SALAKSIN.
OTURDUĞUN YERDEN ANCAK EMİR VERİRSİN. SAF DEDİĞİN ADAM OTURMADI KOŞTURDU. NİYE SEN SAF DEYİP KÜÇÜMSEYESİN DİYE.
EKİM GELDİMİ. SÖZLER TUTULMADIMI DA ADAMA HAKARET EDİP YAPILANI KÜÇÜMSÜYORSUN.
VE HADİ EYLEME DİYORSUN.
NİÇİN SEN SAF YERİNE KOY ALAYET DİYEMİ.
ENAYİ YİZ DİMİ. SEN HANGİ EYLEME KATILDIN DA ŞİMDİ EYLEM DİYORSUN VE ARKASINDAN SAF DİYE ALAY EDİYORSUN.
SENİN GİBİLERE NE DENİR BİLİYORMUSUN.
YAZIKLAR OLSUN. GİT BAŞKALARINA EMİR VER.
BURHAN İŞCAN EMİR VERMEDİ. KENDİ ÖNE DÜŞTÜ. BİRKAÇ KİŞİ KATILDI. NİYE BİRKAÇ KİŞİ HEPSİ SENİN KAFANDAYDI. GAZA VERİP GÖNDERELİM. SONRA ALAY EDELİM. AZARLAYALIM.
SEN NE YAPTIN. BİNDİĞİN DALI KESİYON SALAK. SANA MI KALDI BİZE EMİR VERMEK