Ak Parti Grup Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı

Meclis Genel Kurulu'nda başörtüsü ile ilgili görüşmelerde AK Parti' li Bahçekapılı' nın sözlerini Nazım Hikmet'in sözleri ile bitirmesine CHP'li vekillerden tepki geldi.AK Parti İstanbul Milletvekili Ayşenur Bahçekapılı, Anayasada yapılmak istenen değişikliklerde İnkılap Kanunlarına aykırı hiçbir felsefe, düşünce ve amaç bulunmadığını söyledi. TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliği teklifi üzerinde AK Parti grubunun görüşlerini açıklayan Bahçekapılı, Türkiye'nin günlerdir Anayasanın 10. ve 42. maddeleri üzerine yapılmak istenen değişiklikleri tartıştığını, basının konu üzerine yoğunlaştığını söyledi.
Bahçekapılı, ''Bizler de bugün Anayasanın 10. ve 42. maddelerinde yapılacak değişiklikleri burada oylayacağız. Sorumluluğumuz büyük. Bu büyük sorumluluğun gereğini başarıyla yerine getireceğiz. Seçilmiş milletvekilleri olarak Anayasal yetkilerimizi kullanacağız. Ben ve grubum umuyoruz ki bugünün akşamında ve yarınında yaratılan ortamın normalleşmesine katkı sağlayacağız.
Yıkıcı değil, yapıcı bir yaklaşımla hareket edeceğiz'' dedi. Bahçekapılı, üniversitelerin, öğrencilerin belirli algı kalıplarına uyumlu davranışlar sergileyen, tek tip insan yetiştirmediğini, özgürleştirici, bilgi sürecini ve eleştirisel düşünmeyi harekete geçiren yerler olduğunu vurguladı.
Üniversitelerin, evrensel bilgi üretim merkezi oldukları sürece üniversite kimliğini kazanacaklarını anlatan Bahçekapılı, şunları kaydetti: ''Toplumsal gelişmenin doğrudan bağlı olduğu yükseköğrenim hakkı önündeki ihlaller karşısında için biraz düşünmemiz, biraz da empati yapmamız gerekmektedir. Bu değişiklik teklifine karşı duranların kamuoyuna sunduğu bazı resimler var. Elbette ki bu resimleri kabul edebilmemiz mümkün değildir. Ama bazı başka resimleri de bilmek ve görmek gerekiyor.
Örneğin, fakülteyi birincilikle bitiren kızının diploma törenini izlemekten sadece kılık kıyafetinden dolayı mahrum bırakılan bir anneyi, hiçbir sorun yaşamadan üniversite eğitimine devam eden ancak bitirme sınavı gününde giyim tarzına müdahale edilen bir genç kızın yaşadıklarını, sadece giysi tercihinden dolayı aşağılanan, cahil, dışlanmış muamelesi gören genç kızların, kadınların resimlerini de bilmek gerekiyor. Aynı duyarlılığı onlara da göstermek gerekiyor.''
LAİKLİĞİN ÖZÜMSENMESİ ANLAŞILMASINA BAĞLIDIR
Yapılmak istenen değişikliklerin laiklik ilkesi ile çeliştiğinin ''özellikle ve yoğunlukla vurgulandığını'' belirten Bahçekapılı, ''Kalkınma, bilim ve demokrasiyi içselleştirme çabasıdır. Bunlar ise ancak ve ancak, özgür ortamlarda gelişebilir. Bu özgürlüğün temel güvenlerinden birisi de laikliktir. Laikliğin özümsenmesi onun anlaşılmasına bağlıdır'' dedi. Laikliğin, dinsel etkinliklerin, devlet, fikir ve ekonomik yaşamdan ayrı olarak ele alınmasını devletin dinsel esaslara ve güce dayanmamasını, gücünü doğrudan doğruya ulustan almasını öngören bir kavram olduğunu ifade eden Bahçekapılı, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Laiklik, dünya ile ilgili işleri ve otoriteyi dinsel işlerden ve otoriteden ayırmaktır. Laiklik ister doğal, isterse toplumsal olsun, her tür olay ve olgu karşısında nesnel bir tutum takınmak, hiçbir etkiye, ön yargıya kapılmadan, gerçeği olduğu gibi algılayıp tarafsız olarak incelemektir. Bu ise bilimsel anlayıştan başka bir şey değildir. Yapılan değişikliklerde, İnkılap kanunlarımıza aykırı hiçbir felsefe, düşünce, amaç bulunmamaktadır.
Yükseköğrenim hakkı kullanmak isteyecek genç kızlarımızın şekli düzenlemelerle bu haklardan yoksun bırakılması, aksine laiklik ilkesi ile bağdaşmayacak bir tutumdur. Bu tutum aynı zamanda eşitlik ilkesine, hukuk devleti ilkesine, sosyal devlet ilkesine de aykırı bir tutum arz etmektedir. Ben ve grubum demokrasiden ve Cumhuriyetten yana taraftır. Sosyal devlet ilkesinden ve hukuk devleti ilkesinden yana taraftır ve özellikle laiklik ilkesinden yana taraftır. Bu böyle bilinmelidir.''
ATATÜRK'ÜN SÖZLERİ
Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşlarının Cumhuriyeti kurarken korkmadıklarını ve büyük cesaret gösterdiklerini belirten Bahçekapılı, her alanda olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini atarken cesaretle konuştuklarını söyledi. Mustafa Kemal Atatürk'ün ''en karanlık günlerin sonrasında devrimci kimliğine bağlı olarak'' konuştuğunu anlatan Bahçekapılı, ''Erkek ve kız çocuklarımızın, aynı suretle bütün tahsil derecelerindeki talim ve terbiyelerinin ameli olması mühimdir. Memleket evladı her tahsil derecesinde, iktisadi hayatta amil, müessir ve muvaffak olacak surette teçhiz olunmalıdır'' dediğini kaydetti. Bahçekapılı, bu sözlerin, ''Atatürk'ün kadın eğitimi konusunda ne kadar dikkatli ve hassas olduğunun sözlü tanıkları'' olduğunu ifade etti.
Bahçekapılı, ''Bizler de sürekli evrim ve gelişme sürecinde bugünümüzü ve yarınımızı korkular üzerine kurmayalım. Çocuklarımıza ve gençlerimize kırılmayı ve korkmayı değil, umudu, güveni ve cesareti öğretelim. Bu gökyüzü ve bu topraklar, farklılıklarımızı kucaklayarak kardeşçe yaşamamızı sağlayabilecek kadar şefkatlidir. Ben ve grubum, 'bir ağaç kadar tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçe sine yaşayacağımıza yürekten inanıyoruz. Bizim olan bu hasretin bir gün biteceğini biliyorum'' diye konuştu.
Bahçekapılı' nın sözlerini Nazım Hikmet'in dizeleriyle bitirmesine tepki gösteren CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, ''İyi ki Nazım bu günleri görmedi, görseydi kahrından ölürdü'' dedi. Anayasa değişikliği teklifi üzerinde kişisel görüşlerini açıklayan CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü, Anayasanın 10. maddesinin 2004 yılında değiştirildiğini hatırlatarak, ''o zaman bu değişikliği niye getirmediniz? Çünkü, bugünlerde okyanusun öte yakasından gelen ekonomik krize bir şal lazım'' dedi. Mengü, türbanın ''İran'ın devrim ihracının'' bir ürünü olduğunu iddia ederek, ''İran'da bir gazete, 'Türkiye'de anayasa değişikliği gerçekleştiğinde bayram ilan edelim' diyor. Çok mu seviyorlar sizi?'' diye sordu.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI
Ak Parti GRUP BAŞKANVEKİLİ
23. Dönem İSTANBUL Milletvekili
ilgili yazılar: http://www.cekmagdurlari.com/2009/08/sadullah-ergin-yazili-soru-onergesi.html

5 yorum:

Adsız dedi ki...

Bizler artık sayıları milyonları bulan , ekonomik kriz sebebiyle çeklerini ödeyememiş esnaflarız.Yalnızca Türkiye Cumhuriyeti devletine haiz olan ‘’Çeklerin düzenlenmesi ve çek hamillerinin korunması hakkında kanun’’ hükümleri çerçevesinde adına para cezası denilen ve Anayasamıza, uydurulmuş bir kılıf maddesiyle HAPİS cezası almış tüccarlarız.Sesimizi duyuramıyoruz ,çünkü hepimiz kaçak durumda ve aranmaktayız.
Çeklerini ekonomik kriz sebebiyle ödeyememiş esnafımıza,bu çeklerini HAPİS korkusu ile ödettiren\ödettirmeye zorlayan,meclisimizi dolaylı olarak etkilemeye çalışan , Banka ve Factoringcilerin T.B.M.M ‘nin üzerinde bir yaptırımı olmasını kınıyoruz.Nitekim Başbakanımız ‘’T.B.M.M ‘nin üzerine hiçbir güç yoktur’’ demiştir.
2009 yılı itibariyle ekonomik krizinde etkisiyle bu zamana kadar katlanarak büyüyen ödenemeyen çek sayısı 3.5 milyonu aşmıştır.Esnafımızı , HAPİS ile korkutarak çekini ödemeye zorlamak, bu rakamlarla da görülmüştür ki imkansız bir hal almıştır.
Ödenemeyen bir çekin yasal sonucu olarak hapis cezası almış tüccarımız ,sadece alacaklı tarafın egosu için bu cezalarla karşılaşmaktadır.Cezasını tamamlayıp cezaevinden çıkanların bir çoğu, kendileri hakkında ceza davası açan alacaklının, borcunu ödemeye de yanaşmamaktır.Bu sebebledir ki artık çeklerde hapis cezalarının caydırıcılık boyutu kalmamıştır.Bu insanlık dışı kanunda alacaklı tarafa verilen bir kağıt parçasının yaptırımı hapis olmamalıdır.ÖZGÜRLÜK ve HÜRRİYET teminat olarak verilemez.
Şuan itibariyle de yüzbinlerce kişi, haklarında hükmü kesinleşmiş ve kaçak bir vaziyette borçlarını kıt imkanlar dahilinde ödemeye çalışmaktadır.Cezaevindeki esnaflarımız hükümetimizden bu konuya acil bir çare beklemektedir.Sayıları milyonları bulan çek cezalısı esnafımızın oy potansiyeli düşünüldüğünde,bir siyasi partiyi meclise gönderecek sayılarla karşılaşılmaktadır.
Her fırsatta duyduğumuz, iyi niyetli-kötü niyetli ayrımı için TCK’ nın ilgili dolandırıcılık maddeleri ile bu sorun çözüme kavuşturulabilir.
Bizler artık babalarımızı istiyoruz.bizler artık eşlerimizi istiyoruz.çocuklarımız aç. Kaçak durumda olan esnafımızın evinden dışarı çıkmaya özgürlüğü yok bu sebepledir ki evlerine süt götüremeyen insanlar var.Bizlere bu özgürlüğümüzü veriniz.borçlarımızı ödemenin her şeyden önce kul hakkı olduğunu iyi biliyoruz.
Sizler,Bankaların, Factoring firmalarının, tefecilerin, eli çantalı lobi faaliyetlerinin değil , biz esnafın vekili olduğunuzu gösteriniz.Bu zamana kadar yapılmış olan çek kanunlarında bir ilki gerçekleştiriniz.T.B.M.M.’ nin her kurumun ve kuruluşun üstünde olduğunu ispatlayınız.Likiditenin ve çeklerin ekonomide dönen payının hesabından çok,insan onuruna verilen değer ile hukukun üstünlüğünü ön plana alınız.
Çek kanunu’nun şuandaki haliyle, Anayasa’ya , Hukuka, Avrupa insan hakları sözleşmesine aykırı olduğu artık tüm kesimler ve kurumlarca bilinmektedir.Yeni kanunda bu hükümlerin kaldırılması hangi etken ve kurumlar tarafından engellenmektedir bilmek istiyoruz.Alacaklı tarafa hiçbir şey kazandırmayan , sadece egonun tatmini için kullanılan , adliyeleri ve mahkemeleri icra dairesine çeviren , iş yükünü artık altından kalkılmaz hale getiren , tüm otoritelerce insanlık dışı kabul edilen , sorgusuz ve savunmasızca hükmü verilen , cezası süre bakımından 5 yıl olan, ailelerin perişan olup dağılmasına yol açan , sosyal patlamaları yavaş yavaş tetikleyen BU YASANIN BİR AN EVVEL SONUÇLANMASI VE AVRUPA BİRLİĞİ NORMLARINA GÖRE UYARLANMASINI İSTİYORUZ. BİZ ESNAF OLARAK HALEN T.B.M.M. ‘ NİN ÜZERİNDE HİÇBİR GÜCÜN OLMADIĞINA İNANIYORUZ..

Adsız dedi ki...

Karşılıksız Çek Vermekten Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay Tutuklandı Karşılıksız Çek Verdiği Gerekçesiyle Antalya'da Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay, Tutuklanarak Cezaevine Gönderildi.
Karşılıksız çek verdiği gerekçesiyle Antalya'da gözaltına alınan yönetmen Ezel Akay, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Altın Portakal Film Festivali için geldiği Antalya'da bu sabah kaldığı Dedeman Otel'de polis tarafından gözaltına alınan Ezel Akay karşılıksız çek verme suçunu konu alan 3167 Sayılı Kanun'a muhalefetten Asayis Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

Daha sonra Antalya Adliyesi'ne getirilen yönetmen Ezel Akay'ın borcunu ödemediği anlaşıldı. Adliye nezaretinde sabah saatlerinden beri bekletilen Ezel Akay hakkında Fatih Adliyesi tarafından çıkarılan tutuklama müzekkeresi bulunduğu belirtildi.

Akay daha sonra tutuklanarak Antalya E Tipi Cezaevi'ne gönderildi.

Adsız dedi ki...

Karşılıksız Çek Vermekten Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay Tutuklandı Karşılıksız Çek Verdiği Gerekçesiyle Antalya'da Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay, Tutuklanarak Cezaevine Gönderildi.
Karşılıksız çek verdiği gerekçesiyle Antalya'da gözaltına alınan yönetmen Ezel Akay, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Altın Portakal Film Festivali için geldiği Antalya'da bu sabah kaldığı Dedeman Otel'de polis tarafından gözaltına alınan Ezel Akay karşılıksız çek verme suçunu konu alan 3167 Sayılı Kanun'a muhalefetten Asayis Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

Daha sonra Antalya Adliyesi'ne getirilen yönetmen Ezel Akay'ın borcunu ödemediği anlaşıldı. Adliye nezaretinde sabah saatlerinden beri bekletilen Ezel Akay hakkında Fatih Adliyesi tarafından çıkarılan tutuklama müzekkeresi bulunduğu belirtildi.

Akay daha sonra tutuklanarak Antalya E Tipi Cezaevi'ne gönderildi.

Anonymous dedi ki...

Bizler artık sayıları milyonları bulan , ekonomik kriz sebebiyle çeklerini ödeyememiş esnaflarız.Yalnızca Türkiye Cumhuriyeti devletine haiz olan ‘’Çeklerin düzenlenmesi ve çek hamillerinin korunması hakkında kanun’’ hükümleri çerçevesinde adına para cezası denilen ve Anayasamıza, uydurulmuş bir kılıf maddesiyle HAPİS cezası almış tüccarlarız.Sesimizi duyuramıyoruz ,çünkü hepimiz kaçak durumda ve aranmaktayız.
Çeklerini ekonomik kriz sebebiyle ödeyememiş esnafımıza,bu çeklerini HAPİS korkusu ile ödettiren\ödettirmeye zorlayan,meclisimizi dolaylı olarak etkilemeye çalışan , Banka ve Factoringcilerin T.B.M.M ‘nin üzerinde bir yaptırımı olmasını kınıyoruz.Nitekim Başbakanımız ‘’T.B.M.M ‘nin üzerine hiçbir güç yoktur’’ demiştir.
2009 yılı itibariyle ekonomik krizinde etkisiyle bu zamana kadar katlanarak büyüyen ödenemeyen çek sayısı 3.5 milyonu aşmıştır.Esnafımızı , HAPİS ile korkutarak çekini ödemeye zorlamak, bu rakamlarla da görülmüştür ki imkansız bir hal almıştır.
Ödenemeyen bir çekin yasal sonucu olarak hapis cezası almış tüccarımız ,sadece alacaklı tarafın egosu için bu cezalarla karşılaşmaktadır.Cezasını tamamlayıp cezaevinden çıkanların bir çoğu, kendileri hakkında ceza davası açan alacaklının, borcunu ödemeye de yanaşmamaktır.Bu sebebledir ki artık çeklerde hapis cezalarının caydırıcılık boyutu kalmamıştır.Bu insanlık dışı kanunda alacaklı tarafa verilen bir kağıt parçasının yaptırımı hapis olmamalıdır.ÖZGÜRLÜK ve HÜRRİYET teminat olarak verilemez.
Şuan itibariyle de yüzbinlerce kişi, haklarında hükmü kesinleşmiş ve kaçak bir vaziyette borçlarını kıt imkanlar dahilinde ödemeye çalışmaktadır.Cezaevindeki esnaflarımız hükümetimizden bu konuya acil bir çare beklemektedir.Sayıları milyonları bulan çek cezalısı esnafımızın oy potansiyeli düşünüldüğünde,bir siyasi partiyi meclise gönderecek sayılarla karşılaşılmaktadır.
Her fırsatta duyduğumuz, iyi niyetli-kötü niyetli ayrımı için TCK’ nın ilgili dolandırıcılık maddeleri ile bu sorun çözüme kavuşturulabilir.
Bizler artık babalarımızı istiyoruz.bizler artık eşlerimizi istiyoruz.çocuklarımız aç. Kaçak durumda olan esnafımızın evinden dışarı çıkmaya özgürlüğü yok bu sebepledir ki evlerine süt götüremeyen insanlar var.Bizlere bu özgürlüğümüzü veriniz.borçlarımızı ödemenin her şeyden önce kul hakkı olduğunu iyi biliyoruz.
Sizler,Bankaların, Factoring firmalarının, tefecilerin, eli çantalı lobi faaliyetlerinin değil , biz esnafın vekili olduğunuzu gösteriniz.Bu zamana kadar yapılmış olan çek kanunlarında bir ilki gerçekleştiriniz.T.B.M.M.’ nin her kurumun ve kuruluşun üstünde olduğunu ispatlayınız.Likiditenin ve çeklerin ekonomide dönen payının hesabından çok,insan onuruna verilen değer ile hukukun üstünlüğünü ön plana alınız.
Çek kanunu’nun şuandaki haliyle, Anayasa’ya , Hukuka, Avrupa insan hakları sözleşmesine aykırı olduğu artık tüm kesimler ve kurumlarca bilinmektedir.Yeni kanunda bu hükümlerin kaldırılması hangi etken ve kurumlar tarafından engellenmektedir bilmek istiyoruz.Alacaklı tarafa hiçbir şey kazandırmayan , sadece egonun tatmini için kullanılan , adliyeleri ve mahkemeleri icra dairesine çeviren , iş yükünü artık altından kalkılmaz hale getiren , tüm otoritelerce insanlık dışı kabul edilen , sorgusuz ve savunmasızca hükmü verilen , cezası süre bakımından 5 yıl olan, ailelerin perişan olup dağılmasına yol açan , sosyal patlamaları yavaş yavaş tetikleyen BU YASANIN BİR AN EVVEL SONUÇLANMASI VE AVRUPA BİRLİĞİ NORMLARINA GÖRE UYARLANMASINI İSTİYORUZ. BİZ ESNAF OLARAK HALEN T.B.M.M. ‘ NİN ÜZERİNDE HİÇBİR GÜCÜN OLMADIĞINA İNANIYORUZ..

Anonymous dedi ki...

Karşılıksız Çek Vermekten Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay Tutuklandı Karşılıksız Çek Verdiği Gerekçesiyle Antalya'da Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay, Tutuklanarak Cezaevine Gönderildi.
Karşılıksız çek verdiği gerekçesiyle Antalya'da gözaltına alınan yönetmen Ezel Akay, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Altın Portakal Film Festivali için geldiği Antalya'da bu sabah kaldığı Dedeman Otel'de polis tarafından gözaltına alınan Ezel Akay karşılıksız çek verme suçunu konu alan 3167 Sayılı Kanun'a muhalefetten Asayis Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

Daha sonra Antalya Adliyesi'ne getirilen yönetmen Ezel Akay'ın borcunu ödemediği anlaşıldı. Adliye nezaretinde sabah saatlerinden beri bekletilen Ezel Akay hakkında Fatih Adliyesi tarafından çıkarılan tutuklama müzekkeresi bulunduğu belirtildi.

Akay daha sonra tutuklanarak Antalya E Tipi Cezaevi'ne gönderildi.