Çek mağdurlarının gözü kulağı Hükümet’te

Aydın AYAYDIN ( Gazete Vatan) -Metris Cezaevi’nde karşılıksız çekten dolayı yatan birisinden mektup aldım. Çek mağduru olduğunu ısrarla savunan bu kişi, haksız yere hapis yattığını, kendisi ile aynı durumda olup da yargı sonucu serbest kalanlar olduğunu savunuyor ve Ekonomik kriz sonucu işimi ve barkımı kaybettim. Çok değerli gayri menkullerim ipotekli bulunduğu bankalar tarafından yok fiyatına satıldı, dolayısıyla borcumu ödeyemedim. Kestiğim çeklerden ötürü yargılandım. Bazılarından mahkeme beraat kararı verdi. Bazılarından ise ceza yedim. Aynı şekilde benim durumumda olduğunu bildiğim bazı kişiler ise yargılama sonucunda ceza almadan kurtuldular. Madem kanun aynı. Neden mahkemelerden farklı karar çıkıyor diye dert yandıktan sonra Beni içeri attılar, peki o çekleri kim ödeyecek? Beni içeri atacaklarına dışarıda bıraksalardı çalışıp belki borcumu ödeyebilirdim diyor. Şunu da eklemiş: Türk Ticaret Kanunu’na göre çek de kıymetli evrak, senet de. Senedini ödeyemeyenler hapse girmiyor. Fakat çekini ödeyemeyenler içeri giriyor. Bu nasıl adalet!

Diğer taraftan, müşterisinden aldığı çekleri tahsil edemediği için iflas bayrağı çeken mağdurlar da var. Bakın onlardan biri ne diyor: “Müşterilerimden aldığım çekler karşılıksız çıktığı için o meblağları kendi öz kaynaklarımdan karşılamak zorunda kaldım. Fakat artık karşılıksız çıkan çekleri ben de ödeyemeyecek duruma geldim. Bankalar çek karnelerini müşterilerine bu kadar kolay vermemeli. Müşterisini seçerek çek karnesi vermeli veya müşterisinin kestiği çek karnesinin en azından yarısını banka karşılamalı ki, her önüne gelene çek karnesi vermesin. Adam eline geçirdiği çeki sanki başkası ödeyecekmiş gibi sorumsuzca kesiyor. Sonra vadesi gelince de ödeyemiyor. Bunun bir cezası olmalı. Madem çekin altına imza atıyorsun, o zaman imzana sahip çık. Çıkmıyorsan CEZAEVİNE girmelisin.”

İki, taraf da çek mağduru. Biri altına imza koyduğu çeki ödeyemediği için hapis yatıyor. Diğeri aldığı çekin karşılıksız çıkması sonucu iflas bayrağı çekmiş. Hatta o da hapse girmek üzere. Şimdi hangisi haklı?
Karşılıksız çek kesen çekini ödemediği için hapse girmeli mi, girmemeli mi? Çok ince bir çizgi...
Bildiğim kadarıyla Hükümet’in çekle ilgili bir düzenlemeye gitme hazırlığı var. Ama araştırdım, Hükümet’in de üzerinde mutabakata vardığı bir taslak henüz ortada yok. Alternatifli metin taslağı hazırlamış. Bir alternatife göre, karşılıksız çek kesenler cezaevine girmeyecek. Diğer alternatife göreyse girmek zorunda. Anladığım kadarıyla bu konu daha çok tartışılacak. Ve karar ne olursa olsun, herkesi memnun etmeyecek. Çekini ödeyemediği için hapis yatan kurtulacaksa, çekini tahsil edemediği için zor durumda kalanlar bundan memnun olmayacak. Karşılıksız çek kesenler ceza evine girecekse de bu kez onlar memnun olmayacak. Ancak şu da bir gerçek ki, kimse hapse girmeyi göze alıp bile bile karşılıksız çek vermez. Diğer taraftan da nakit akışınızı aldığınız çeklere göre düzenlerseniz ve burada aksama olursa perişan olursunuz. Durum altından kalkılabilecek gibi gözükmese de cezaevlerinde yatan binlerce çek mağduruyum diyenin gözü Hükümet’in bu konuda atacağı adımda.
İnşallah ekonomi düzelir de ne çek yüzünden kimse cezaevine girer ne de kimse çekini tahsil edemediği için mağdur olur.
O günleri görebilecek miyiz?

Yazara ulaşmak için : aayaydin@gazetevatan.com

 

7 yorum:

Adsız dedi ki...

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verdiğimiz önergeyle dilin sadeleştirilmesini talep ediyoruz.

Kabul edeceğinizi zannediyorum.

Değerli arkadaşlarım, Borçlar Kanunu'nu görüşüyoruz. Geçen gün sizlerle çek mağdurlarıyla ilgili gelen mesajları paylaşmıştım. Bunu duyan Konya'dan bir vatandaşımız bir mektup yazmış. O mektubu sizlerle paylaşmak istiyorum:

"Muhterem Vekilim, en içten saygılarımı arz ederim. Oğlum bir arkadaşıyla panjur imal eder, Türkiye'nin dört bir tarafına pazarlardı. Pazar paylaşımı yüzünden daha dişli rakip firmaların ayak oyunuyla battılar. Büyük balık küçük balığı yuttu. Oğlum ve şirketi iflas etti. Çeklerini ödeyemedi. On üç aydır günlüğü 100 lira karşılığında hapishanede yatıyor. Sanki borcundan eksilme olacak gibi.

Yetmiş bir yaşındayım. Emekli ilkokul öğretmeniyim. Kurtarabilir miyim ümidiyle, iki evim vardı, ikisini de sattım, kurtaramadım. Kalbim kan ağlıyor. Düşenin dostu da olmazmış. Meclisteki düşenden yana konuşmanız, biraz olsa da, yangına su serpti. Allah razı olsun, bin kere. Demek ki düşküne sahip çıkan iyi insanlar da varmış.

Tekrar tekrar teşekkür eder, saygılarımı sunarım.

Emekli ilkokul öğretmeni

Seyit Gazi Dündar

Meram-Konya."

Değerli arkadaşlarım, çek mağdurlarını paylaştık. Duyarlı iktidar milletvekillerinin yarısı burada. Sizleri kutluyorum. Teşekkür ederim, gecenin bu vaktinde buradasınız. Gerçekten takdire şayan ama bu sorunları çözmemiz gerekiyor değerli arkadaşlarım, çek mağdurlarının sorunlarını.

Değerli arkadaşlarım, bakın, bu ülkede Hükûmet yetkililerinin, bakanların, vekillerin çocukları bu kriz ortamında mağdur olmuşlar mıdır? Bir tartalım hep beraber.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Fırsata dönüştürdüler.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) - Ama icra takibinde olanları var mıdır? İşini kaybeden var mıdır? Bu ülkede, değerli arkadaşlarım, kırk yıl, elli yıl çalışan düzgün şirketler vardı. Bunlar şu anda iflas ediyor, batıyor, cinnet geçiriyor, intihar ediyor. Böyle bir durum sizlerin camiasında var mıdır, merak ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, zalim oldunuz, zulüm yapıyorsunuz, ah alıyorsunuz. Ben size şu dörtlüğü hatırlatmak isterim:

"Zalimin zulmünü bir ah keser, mani rızk olanın rızkını Allah keser."

Takdirlerinize sunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, ayrıca, Burdur'dan cami imamlarından zaman zaman telefonlar alıyorum. Camilerin elektrik borçları var. İktidar milletvekilleriyle iki yıldır paylaştıklarını ifade ediyorlar, "Ama ne yazık ki iktidardan umudumuzu kestik, muhalefet milletvekili olarak bu sorunumuzu lütfen dile getirin." diyorlar.

Camilerin borçları… Demek ki, kriz teğet geçmemiş, camilerde artık para toplanamıyor çünkü oradaki 2 milyar; 1,5 milyar borç, 3 milyar borç ödenemiyor. Onun için, Sayın Hükûmet yetkililerinden, Sayın Bakanımızdan bu konuya el atmasını, camilerin elektrik borçlarının ödenmesini istiyorum.

Adsız dedi ki...

ALLAH KIMSEYI DUSURMESIN BU DURUMLARA INSAN BASINA GELMEDEN ANLAYAMIYOR BENIMDE BABAM SUAN CEKTEN DOLAYI ICERIYE ALINANLARDAN 35 YILLIK KOKLU BI FIRMASI VARDI SAYISIZ ISLERE IMZA ATTI FAKAT 2007 YILI FELAKETIMIZ OLDU ICRALAR TEKER TEKER GELMEYE BASLADI COGU SEYIMIZI YITIRDIK ALLAHA REVAMI BILMIYORUM ICERI ATMAKLA BORC NASIL ODNECEK NASIL BI YASA BU

Adsız dedi ki...

babam ekonomik krizden sonra iflas etti depresyona girdi şimdide karşılıksız çekten dolayı hapse girdi hapiste iyice kötüye gidebilir diye korkuyorum artık maddi sorunlar düzelse bile aile diye birşey olmayacak hayat bu kadar acımasız olamaz lutfen bari başka yuvalar dağılmadan çek sorununa bir çare

Adsız dedi ki...

Bugün tarihli Hürriyet gazetesi ekonomi sayfasında okudum.Adalet Bakanı ve Ali Babacan arasında anlasma saglanmış ama bu çek magdurları için geçici bir tedavi çünkü borçlu alacaklı ile anlasır taksitlendirirse cezaevinden kurtulacakmış ikinci maddede bir yıl içinde ödemede bulunursa yine cezaevinden çıkacakmış bu nuda ödemezse yeniden cezaevine girecekmişşş....Derhal hükümet buna acil çözüm bulmalı aksi halde türkiyenin dörtte biri cezaevine girecek PKK lıları çıkarsınlar çek magdurlarını yatırsınlar anlasılması çok güçç...

Anonymous dedi ki...

Bugün tarihli Hürriyet gazetesi ekonomi sayfasında okudum.Adalet Bakanı ve Ali Babacan arasında anlasma saglanmış ama bu çek magdurları için geçici bir tedavi çünkü borçlu alacaklı ile anlasır taksitlendirirse cezaevinden kurtulacakmış ikinci maddede bir yıl içinde ödemede bulunursa yine cezaevinden çıkacakmış bu nuda ödemezse yeniden cezaevine girecekmişşş....Derhal hükümet buna acil çözüm bulmalı aksi halde türkiyenin dörtte biri cezaevine girecek PKK lıları çıkarsınlar çek magdurlarını yatırsınlar anlasılması çok güçç...

Anonymous dedi ki...

babam ekonomik krizden sonra iflas etti depresyona girdi şimdide karşılıksız çekten dolayı hapse girdi hapiste iyice kötüye gidebilir diye korkuyorum artık maddi sorunlar düzelse bile aile diye birşey olmayacak hayat bu kadar acımasız olamaz lutfen bari başka yuvalar dağılmadan çek sorununa bir çare

Anonymous dedi ki...

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verdiğimiz önergeyle dilin sadeleştirilmesini talep ediyoruz.

Kabul edeceğinizi zannediyorum.

Değerli arkadaşlarım, Borçlar Kanunu'nu görüşüyoruz. Geçen gün sizlerle çek mağdurlarıyla ilgili gelen mesajları paylaşmıştım. Bunu duyan Konya'dan bir vatandaşımız bir mektup yazmış. O mektubu sizlerle paylaşmak istiyorum:

"Muhterem Vekilim, en içten saygılarımı arz ederim. Oğlum bir arkadaşıyla panjur imal eder, Türkiye'nin dört bir tarafına pazarlardı. Pazar paylaşımı yüzünden daha dişli rakip firmaların ayak oyunuyla battılar. Büyük balık küçük balığı yuttu. Oğlum ve şirketi iflas etti. Çeklerini ödeyemedi. On üç aydır günlüğü 100 lira karşılığında hapishanede yatıyor. Sanki borcundan eksilme olacak gibi.

Yetmiş bir yaşındayım. Emekli ilkokul öğretmeniyim. Kurtarabilir miyim ümidiyle, iki evim vardı, ikisini de sattım, kurtaramadım. Kalbim kan ağlıyor. Düşenin dostu da olmazmış. Meclisteki düşenden yana konuşmanız, biraz olsa da, yangına su serpti. Allah razı olsun, bin kere. Demek ki düşküne sahip çıkan iyi insanlar da varmış.

Tekrar tekrar teşekkür eder, saygılarımı sunarım.

Emekli ilkokul öğretmeni

Seyit Gazi Dündar

Meram-Konya."

Değerli arkadaşlarım, çek mağdurlarını paylaştık. Duyarlı iktidar milletvekillerinin yarısı burada. Sizleri kutluyorum. Teşekkür ederim, gecenin bu vaktinde buradasınız. Gerçekten takdire şayan ama bu sorunları çözmemiz gerekiyor değerli arkadaşlarım, çek mağdurlarının sorunlarını.

Değerli arkadaşlarım, bakın, bu ülkede Hükûmet yetkililerinin, bakanların, vekillerin çocukları bu kriz ortamında mağdur olmuşlar mıdır? Bir tartalım hep beraber.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Fırsata dönüştürdüler.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) - Ama icra takibinde olanları var mıdır? İşini kaybeden var mıdır? Bu ülkede, değerli arkadaşlarım, kırk yıl, elli yıl çalışan düzgün şirketler vardı. Bunlar şu anda iflas ediyor, batıyor, cinnet geçiriyor, intihar ediyor. Böyle bir durum sizlerin camiasında var mıdır, merak ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, zalim oldunuz, zulüm yapıyorsunuz, ah alıyorsunuz. Ben size şu dörtlüğü hatırlatmak isterim:

"Zalimin zulmünü bir ah keser, mani rızk olanın rızkını Allah keser."

Takdirlerinize sunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, ayrıca, Burdur'dan cami imamlarından zaman zaman telefonlar alıyorum. Camilerin elektrik borçları var. İktidar milletvekilleriyle iki yıldır paylaştıklarını ifade ediyorlar, "Ama ne yazık ki iktidardan umudumuzu kestik, muhalefet milletvekili olarak bu sorunumuzu lütfen dile getirin." diyorlar.

Camilerin borçları… Demek ki, kriz teğet geçmemiş, camilerde artık para toplanamıyor çünkü oradaki 2 milyar; 1,5 milyar borç, 3 milyar borç ödenemiyor. Onun için, Sayın Hükûmet yetkililerinden, Sayın Bakanımızdan bu konuya el atmasını, camilerin elektrik borçlarının ödenmesini istiyorum.