Karşılıksız Çek Cezası


Adalet Bakanı Ergin, karşılıksız çek suçlarında kadın sayısının arttığını söyledi. Ergin altı ayda açılan KARŞILIKSIZ ÇEK DAVALARI 159 bin 774 davanın 12 bin 248’inin kadınlara ait olduğunu açıkladı


Meclis’e yeni dönemde gelecek en önemli yasalardan birisini çekle ilgili düzenleme oluşturacak. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, birçok önlemin alınacağı yeni düzenlemeler öncesi karşılıksız çekler ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı. Karşılıksız çek nedeniyle 2009’da açılan dava sayısının 159 bini aştığını belirten Ergin, kadınların da karşılıksız çek suçlarında sayısının artmaya başladığını ifade etti. Ergin, “12 bin 249 kadına karşılıksız çekten dolayı açılmış dava yürüyor” dedi. Ergin, 2008’de açılan dava sayısının 211 bin 363 iken, 2009’da bu rakamın ilk altı ay için 159 bin 774’e, kişi sayısının da 221 bin 755’e yükseldiğini söyledi. Ergin, açılan dava sayısı olarak kadınlara açılan dava sayısının 12 bin 248, erkeklere açılan dava sayısının ise 146 bin 384 olduğunu açıkladı.

KARA PARA VE TERÖR DÜZENLEMESİ

Ergin “Hapis cezasına rağmen piyasada karşılıksız çek miktarı artmış, ceza davaları önemli rakamlara ulaşmıştır. Son 20 yıl içinde kanunun üç defa değiştirilmesi üç kez Anayasa Mahkemesi’nin incelemesine konu olması nedeniyle yeniden yasanın düzenlenmesi gündeme gelmiştir” dedi. Yeni hazırlanan tasarıyla çek hamilini, sadece karşılıksızlığa ve hesabın sahteliğine karşı korumakla yetinilmediğini ifade eden Ergin, keşidecinin hukuka aykırılıkları, perdelemeleri, başkasının arkasına gizlenmeleri, kısaca hileleri karşısında da hamilleri ve piyasayı gözeten hükümlere yer verildiğini açıkladı. Ergin, tasarıyla kara paranın aklanması ve terörün finansmanı konusunda da düzenlemeye gidildiğine dikkat çekti.

http://www.cekmagdurlari.com/2009/08/karsiliksiz-cek-hapishaneleri-doldurdu.html

Bin 500 gün para cezası

Karşılıksız çekin cezasının da yeniden düzenlendiğini ifade eden Ergin, şu bilgileri verdi: “Suçun karşılığında ceza olarak sadece adli para cezası öngörülmüştür. Bu ceza 1.500 günü kadar adli para cezası olarak belirlenmekle birlikte, sonuçta hükmedilecek adli para cezasının miktarı çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olmayacak. Yani yaptırım 80 bin TL’den fazla olmamak kaydıyla çek miktarı olarak belirlenmişken yeni tasarıda yaptırım çekin karşılıksız kalan kısmıyla sınırlı olarak belirlenecek”

114 yorum:

Adsız dedi ki...

Önce şu borçlar kanunu ve yürürlüğünü çıkarın. Bir kere milleti bir kurtarın

Adsız dedi ki...

Alt komisyon, tasarıda bankacılar için öngörülen cezalarda da indirime gitti. Kısmen veya tamamen karşılığı bulunmayan çekle ilgili olarak talebe rağmen, “karşılıksızdır” işlemi yapmayan banka görevlisi için öngörülen 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasının alt sınırı 1 ay olarak belirlendi. Karşılığı tahsil edilmek üzere bankaya ibraz edilen çekin karşılığının hesapta mevcut olmasına rağmen hamile ödemede bulunmayan banka görevlisi için uygulanacak 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasının da alt sınırı 1 aya çekildi. Tasarıda, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilen kişi adına çek hesabı açan banka görevlisi için öngörülen 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası, 3 aydan 2 yıla şeklinde değiştirildi.
çek hesabı sahibi gerçek kişinin, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını “vekil” olarak tayin etmesini önleyen düzenleme yaptı. Buna göre, çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını “temsilci” veya “vekil” olarak tayin edemeyecek. Bankaların, karşılıksız çıkan her bir çek yaprağı ile ilgili olarak ödemekle yükümlü olduğu 475 liralık miktar ise 1000 liraya çıkarıldı. Buna göre, banka, hamiline, talep ettiği takdirde süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için; karşılığının hiç bulunmaması halinde, çek bedeli 1000 lira veya üzerinde ise 1000 lira, bu tutarın altındaysa çek bedelini ödeyecek.

Adsız dedi ki...

türkiye'deki ticaretin kalbi bu konu ayrıca bende defalarca bu konu yüzünden tutuklandım , ticaret 2 taraf arasındadır devleti ilgilendirmez hapis cezası olduğu sürece gayri yasal tefeciler kol gezer tam tersine BU HAPİS CEZASI TÜRK ESANAFININ SELAMETİ İÇİN KALKMALI GÜVEN DUYMADIĞIMIZ İNSANLARADAN ÇEK KABUL ETMEMELİYİZ ESAS OLAN BUDUR, BEN İŞLERİM BOZULDU HAPİSTEYKEN NASIL DÜZELTİCEM

Adsız dedi ki...

Bu Konu Hakkında Devletin tüm kesimlerine defelarca mektup ve mail yolu ile yazılar yazdım. Çekte vade Yok diyorlar. Ama çek Piyasada Bal gibi vade aracı olarak kullanılıyor. Niye Diğer Ekonomik suçlara Hapis cezası yokta Çek var Komik. Çekin Güvenirliliği KOmbiyo senedi Savsatası. Sen zaten Dolandırıcılığı Suç sayıyorsun Ozman İkisini bir birinden Ayır.

Adsız dedi ki...

Karşılıksız kesilen çeklerin sayısı her geçen gün artıyor. 2002 de sayı 742 bin civarı iken, 2007 yılında bu sayı 1 milyon 324 bini buldu. 2008 de ise 2 milyon 148 bini geçti. 2009`un ilk ayında ise daha şimdiden 349 bin çek yazılmış oldu. Yılın daha başındayız. Tabi ki protesto olan senet ve yazılan çeke bakarak, herşey kötü demek de doğru olmayacaktır. Önemli olan bu karşılıksız çek ve protesto olan senedin mali getirisi, külfetidir.”

Adsız dedi ki...

Kanun yararına bozma talebi ve tebliğnamede, "Sanıklar hakkında müsnet suçtan açılan kamu davasının yargılaması sırasında yabancı para ile ifade edilen çek bedelinin ibraz tarihi olan 25.03.2004 tarihi itibariyle Merkez Bankası'nca belirlenen efektif satış kuru esas alınarak Türk Lirasına çevrilmesi gerekirken, 15.03.2004 tarihi itibarıyla Vakıf Banktan sorulmak suretiyle belirlenmesi sonucu ceza tayininde isabet görülmemiş ise de, Tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede, 4814 sayılı Kanunla değişik 3167 sayılı Kanun'un 16/1. maddesi gereğince hükmedilecek para cezasının suç tarihi itibarıyla 102.800 Yeni Türk Lirasından fazla olamayacağı gözetilmeksizin 15.03.2004 tarihli çekten dolayı sanıklar hakkında 655.133 Yeni Türk Lirası adli para cezası ceza tayininde isabet görülmemiştir." denilerek, anılan hükmün bozulması istenmiştir. 3167 sayılı Kanun'un 16/1. maddesinde "Verilecek para cezası sek-senmilyar liradan fazla olamaz. Bu miktar, 01.03.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ek 2. maddesine göre her yıl artırılır." hükmü öngörülmekte ise de, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 12/b maddesinde, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kaldırılmış olduğunun belirtilmesi ve bu durumun sanık lehine olması karşısında, para cezası için öngörülen 80.000.000.000.- TL (80.000.-YTL)'lik üst sınırın, 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca, 765 sayılı TCK'nın ek 2. maddesine göre artırılması mümkün olmadığından, tüm yıllar için geçerli olduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Kanun yararına bozma talebine dayanan ihbarnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; İstanbul Onbeşinci Asliye Ceza Mahke-mesi'nin 20.09.2005 gün ve 2004/342 esas, 2005/835 karar sayılı hükmünün 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), aynı Kanun'un 309/4-d maddesi uyarınca, "3167 sayılı Kanun'un 16/1. maddesi uyarınca, sanıklar hakkında hükmedilen '655.133.- YTL' adli para cezasının, '80.000.-YTL' adli para cezasına indirilmesine, cezanın bu miktar üzerinden yerine getirilmesine", hükmün diğer bölümlerinin aynen infazına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı makamına (TEVDİİNE), 16.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Adsız dedi ki...

Karşılıksız çek keşidesi, uygulamada çok rastlanılan bir durum olup, bu özelli~inedeniyle sık sık Yargıtay kararlarına konu olmaktadır. Yerel mahkemelerin karşılıksızçeke ilişkin verdikleri çeşitli konulardaki kararlar, temyiz istemiyle Yargıtay'agelmektedir. Bununla birlikte, konuyla ilgili uyuşmazlıkıarın belli başlı bazı noktalardatoplandı~ gözlenmektedir.Yargıtay'ın ilgili dairelerinin 1990 yılından bu yana karşılıksız çek konusundavenniş olduğu kararlar incelendiğinde, uyuşmazlıkıarın ilgili oldu~u konular şu şekildesaptanabilir:Şekil unsurları açısından geçerli bir çekin varlığı, uyuşmazlığa uygulanacakhükümlerin belirlenmesi açısından bUyük önem taşımaktadır. Şöyle ki; 3167 sayılı ÇekleÖdemelerinDüzenlenmesive Çek HamillerininKorunmasıHakkındaKanunhükümlerinin uygulanabilmesi için çekin, TTK'nun 692. ve 693. maddelerinde öngörülenunsurları içennesi gerekmektedir. Bu unsurların bulunmaması halinde, hukuken geçerlibir çekten bahsedilemeycceğinden,karşılıksız çek keşide etme eylemi gerçekleşmemişolacak; dolayısıyla da 3167 sayılı Kanun hükümleri uygulanamayacaktır. Çekin şekilunsurlarını tam olarak içennesi, 3167 sayılı Kanun'un uygulanabilmesininön koşuluolduğundan, karşılıksız çeke ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle bu hususun gözönündebulundurulması gerekecektir. Karşılıksız çekle ilgili uyuşmazlıkların önemli bir bölümU,çekin şekil unsurlarını taşıyıp taşımadığı, dolayısıyla da 3167 sayılı Kanun hükümlerininuygulanıp uygulanamayacağı konusundadır.Çekin şekil şartlarını taşıyıp taşımadığı hususunda uyuşmazlığa yol açan enönemli konular, çekte keşide yerinin kısalLılarak yazılmış olması ve keşide yeri ile keşidetarihinin çek tedavüle çıktıktan sonra doldurulabilmesi olanağına ilişkindir. Çekin şekilşartlarını taşıyıp taşımaması, koşulların gerçekleşmesi halinde dolandırıcılıksuçunailişkin hükümlerin uygulanıp uygulanamayacağı konusunda da yol gösterici olacaktır

Adsız dedi ki...

Yargıtay'a temyiz istemiyle gelen konulardan önemli bir kısmı da karşılıksız çekteşikayet hakkına ilişkindir. Şikayet hakkıyla ilgili farklı uyuşmazlık konuları gündemegelmektedir. Bunlardan ilki. şikayet hakkının kim tarafından kullanılacağıdır. Şikayethakkının sahibi belirlenirken.çekteki ciro zinciri, cironun türü ve hamil sıfatıaraşbnlarak. müştekinin çek üzerindeki sıfau belirlenmektedir. Şikayet hakkıyla ilgili birdiğer uyuşmazlık konusu. şikayetin süresidir. Bu konuda. şikayet hakkının hangi tarihtebaşladığı. ne kadar süre ile mümkün olduğu gibi hususlarda uyuşmazlık çıkmaktadır.3167 sayılı Kanun'un 7. maddesi. karşılıksız çek halinde muhatap bankanın hesapsahibine yapacağı ihtarı. 8. madde ise hesap sahibinin düzeltme hakkını düzenlemektedir.Muhatap bankanın hesap sahibine yapacağı ihtarin şekli hakkında uyuşmazlıklararastlanmaktadır.Özellikle "iadeli taahhütlü mektupla" bildirimde bulunulmuş olupolmadığı hususu yerel mahkeme ve Yargıtay kararlannda inceleme konusu yapılmaktadır.Karşılıksız çek keşide etme suçunda fail sıfatının belirlenmesi, küçüğün karşılıksızçek keşide etmesi. başkasının hesabından çek keşide edilmesi ve adi şirket veya tüzelkişiliği bulunan bir ticaret şirketini temsilen çek keşideedilmesi durumlarında önem arzetmektedir. Bu gibi özellik gösteren hallerde keşidecinin. yani failin belirlenmesikonusundaki uyuşmazlıklar daazımsanmayacak boyuttadır.Karşılıksız çek keşidesinde, bazı koşulların gerçekleşmesi halinde kamu davasınındüşmesi söz konusu olmaktadır. Hangi hallerde kamu davasının düşmesi gerektiğihususunda verilen yerel mahkeme kararları datemyiz istemiyle Yargıtay'a gelmektedir.Genel hatlarını yukanda belirtmeye çalıştığımız uyuşmazlıklar hakkında yerelmahkemeler tarafından verilen kararlardan bir kısmı Yargıtay'da onanırken. diğer bir kısmıbozulmaktadır

Adsız dedi ki...

Dolandırıcılıkhükümlerininuygulanmasınınsonucu olarak karşılıksız çekkeşidesi, "mala karŞı işlenen suçlar"dan sayılmaktaydı. Suçun işlenmesi için sadece çekkarşılığının bulunmaması yeterli olmayıpfailinkastı aranmakta4, bunun yanısıra failinkendisi yararına ve başkası zararına haksız Çıkar elde eunesi5 şartıyla birlikte, "birkimsenin hulus ve saffetinden yararlanarak onu kandıracak nitelikte hile ve sania teşkileune" de suçun unsuru olarak kabul edilmekteydi6. Yargıtay, bu dönemde verdiğikararlarda, karşılıksız çek keşidesinin dolandmetlIk suçunu oluşturabilmesi için, sadeceçek karşılığının bulunmamasını yeterli saymamakta, kast da dahilolmaküzere suçundiğer bütün unsurlarını mevcut olayda aramaktaydl7. Karşılıksız keşide edilen her çek,dolandıncılık suçunun bütün unsurlarını taşımadığından cezasız kalabilmekte, bu da çeke1Bu kararda "Karşılığı olmadığı halde çek keşide edenlere ceza tertibine dair TicaretKanunu'nun 610. maddesine bir fıkra ilave edilmesi teklif olunmuş ise de; TCK'nun 503.maddesindedolandırıcılıkhakkında şeriat ve anasmcürmiye, karşılıksızçek keşideedenlerinhareketinetamamentetabuketmektebulunduğundanbu suretle karşılığıolmadan çek keşide edenlerin eezai bir tehdidi kanuniden vareste kalabilmelerine

Adsız dedi ki...

olmadığı ve böylece muhatabın yed'inde çek muhteviyatını ödeyecek karşılık parası veyasaİf nakdi olmayanları sania, hile, suiniyet, lakaydi ve ihmal ile çek keşide ettikleritakdirde hamili i7.rar suretiyle bir dolandırıcılıkcürmünü mürtekip olacaklanaşikar vebilhassaCeza Kanunu'nunumumi hükmününtatbiki halinde bazen hesabınınkatineticesinibilmeyerekzuhulençek keşide edenlerinharekcıinide yine de ahkarnıcezaiyede aranılan kasd-ı cürminin fıkdanı hasebiyle CÜTÜmtelakki olunmamasını da tahtıteminde bulundurolduğundanTicaret Kanunu'nun 610. maddesine bir fıkra ilavesine mahalolmadığı"ifade edilmiştir.(DONAY. S.: Son DeğişikliklerleÇek, Kırklareli1990,sh.99,100).2Karşılaştırmalıhukukta Türk hukukunda karşılıksız çeke uygulanan hükümlerintarihselgelişimi için bkz. TüMERKAN,S.: DolandırıcılıkSuçu (KarşılıksızÇek KeşidesiFiilleri), Istanbul 1987, sh. 74 vd.3SELÇUK, S.: DolandırıcılıkCürmünün Kimi Suçlardan Ayrımı ve ÇekIerIc Ilgili Suçlar,Ankara 1986, sh.128).46. CD. 29.01.1982gün ve 284/699sayılı kararı (MALKOÇ,l.!GOLER,M.:CezaUygulamasındaÇek Yasası ve Ticari Seneılerle Işlenen Suçlar, Ankara 1996, sh.49).5CGK. 04.11.1980 gün ve 242/343 sayılı kararında "...suçun oluşması için bu CÜTÜmiçinaranan koşulların da gerçekleşmesigerekir. Başka bir anlatımla failin genel kastındanbaşka haksız çıkar sağlamaya yönelik özel kastın da aranacağı ..." belirtilerek bu hususadeğinilmiştir (MALKoç/GÜLER,sh.149).6ÖZfAN,F.:Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 1997, sh.1268,1269; DONAY, sh.lOO,101;MALKoç/GüLER,sh.149.7örneğin6. CD. 4.5.1977gilnve 3135/3137 sayılı kararında (YKD, 1977, S.9, sh.1322)bu hususu açıkça ortaya koymuştur.Bununla birlikte çekin süresi içinde ibrazındakarşılığınınolmamasını, dolandırıcılıksuçunun oluşumu' için yeterli saydığı kararlan daolmuştur;örneğinCGK. 23. ı.i967 gün 13 sayılı karan(Ank.Bar.Der.1967, S.2,sh.l090);Bu konu hakkındabkz. UYAR, T.: "KarşılıksızÇek ÇekmekSuç

Adsız dedi ki...

Karşılıksız çek keşidesinin, özel hükümlerle düzenleme altına alınması, 1985yılında 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin KorunmasıHakkındaKanun'unyürürlüğegirmesiyle8gerçekleşmiştir.3167 sayılı Kanun,karşılıksız çek keşide etme suçunu ayn ve bağımsız olarak düzenlediğinden9, TCK'nun503. maddesinin, dolandıncılık kastı taşımayan karşılıksız çekler hakkında uygulamaalanı kalmamıştırlO. Ancak, çekin şekil unsurlarının eksik olması veya çek niteliğininyitirilmiş olması gibi durumlarda, senedin karşılıksızlık nedeniyle ödenmemesi hallerindekoşullarının bulunması şartıyla TCK'nun 503. maddesi, uygulama aJanı bulabilecektir11.Bu açıdan bakıldığında, 3167 sayılı Kanun ile TCK'nun uygulama alanları arasındakisınınn çizilmesinde, senedin "çek" hükmünde olup olmaması önemli bir ölçüt olarakkarşımıza çıkmaktadır12.Karşılıksız çek keşide etme suçunun oluşumunda sadece şeklen geçerli bir çekinvarlığı yeterli değildir. Çekin muhatap bankaya süresinde ibraz edilmemesi veya ibrazedilip gerekli tesbitin yaptırılmamış olması hallerinde de 3167 sayılı Kanun kapsamındakarşılıksız çek keşide etme suçu oluşmayacaktır. Ancak çalışmada, en fazla uyuşmazlığaneden olan ve Yargıtay'ca çözüme kavuşturulan sorunlar üzerinde durulacağından,dolandırıcılık hükümlerinin uygulanabileceği bülün durumlar incelenmeyccektir.

Adsız dedi ki...

Yukarıda belirtilen unsurların varlığı, 3167 sayılı Kanun'un karşılıksız çekkeşidesine yönelik yapurımlarımn uygulanabilmesi için "ön koşul"dur. Dolayısıyla, buunsurlardanherhangi birinin bulunmaması, 3167 sayılı Kanun'un uygulanmasınıengelleyecektir. Bu unsurlardan, özellikle, "şeklen geçerli bir çekin varlığı" 3167 sayılıKanun'un uygulanabilirliğiaçısından önem taşımaktadır. Çekin şeklen geçerli olupolmadığı, TTK'nun 692. ve 693. madde.1erinde öngörülen unsurları taşıyıp taşımamasınagöre belirlenecektir. Buna karşılık 3167 sayılı Kanun'un 3. maddesinin aradığı şube adı vehesap numarası gibi kayıtların eksikliğinin senedi çek olmaktan çıkannaması nedeniylekarşılıksız çek suçunun oluşumunda etkili olmayacağı kabul edilmektedir14.Çekin geçerliliğini etkileyen unsurlardan çekte keşide tarihinin veya yerininbulunmaması ya da sonradan doldurulması, keşide yerinin kısaltılarak yazılmış olması vekeşide tarihinin imkansız bir tarih olması hususları Yargıtay önüne sıklıkla gelenuyuşmazlıklardandır .Keşide tarihinin veya yerinin senet tedavüle çıkarıldıktan sonra doldurolması vebelli koşullarda keşide yerinin kısalularak yazılması, senedin "çek" olma niteliğinietkilemediğinden, 3167 sayılı Kanun'un uygulanmasına engel oluşturmayacakur

Adsız dedi ki...

Yargıtay içtihatlarına göre de; düzenlenirken tamamen doldurolmamış bulunan bir. çekin aradaki anlaşmaya aykırı olmaksızın lehdar tarafından doldurulması mümkünolup16, senedin, borçlusunun arzusuna uygun şekilde doldurolduğu karine olarak kabuledildiğinden, bunun aksini ispat etme yükümlülüğünün senede beyaza imza attığını ilerisüren borçluya ait olacaktır17.Gerek öğreti, gerekse Yargıtay uygulamasında keşide yerinin veya tarihininsonradan doldurulması mümkün sayıldığından, tedavüle çıkarılmış olan senede, buunsurlann ibraz anından önce herhangi bir zamanda eklenmesi, senedin çek olma vasfınıetkilemeyecektir.Bunun sonucu olarak da 3167 sayılı Kanun hükümlerininuygulanmasında herhangi bir aksaklık yaşanmayacaktır.Yargıtay'ın konuyla ilgili olarak verdiği kararları da bu tespiti doğrulamaktadır. Bukararlarda Yargıtay özellikle, "çekin keşide yerinin ve tarihinin ibraz tarihinden öncemüşteki tarafından tamamlanmasınınmümkün olduğu"nu vurgulayarak, anlaşmalaraaykın olmamak şartıyla bu suretle düzenlenen çekin ibrazında karşılığının bulunmamasıhalinde, 3167 sayılı Kanun'a muhalefet suçunun oluşacağını kabul etmektedir18.1995 yılında verdiği bir kararında19 Yargıtay: "....TfK'nun 693. maddesinin sonfıkrasına göre, keşide yeri gösterilmemiş olan çekin, keşidecinin adının yazılı olduğuyerde çekilmiş sayılacağının belirtilmiş bulunmasına, dava konusu çekteki keşideciim7.asının bulunduğu şirket kaşesinde yazılı Gelibolu ibaresinin keşide yeri olarak kabulügerektiği cihetle, unsurları yönünden çek niteliğinde olan belgenin yasal süre içindebankaya ibrazında karşılığının bulunmaması ile 3167 sayılı Kanun'un 16/1. maddesindeyazılı suçun oluşacağı gözetilmedenhüküm kurulması. .."nı temyiz nedeni olarakdeğerlendirilmiştir.

Adsız dedi ki...

Görüldüğü gibi Yüksek Mahkeme, keşide yeri ve tarihinin ibraz anına kadar,anlaşmaya uygun şekilde doldurulabileceğini vurgulamasının yanısıra keşidecinin adınınyanında bir yer belirtilmiş olması halinde de TTK'nun 693. maddesinin son fıkrasınınaçık hükmü gereği senedin çek olma niteliğini yitinneyeceğini belirtmektedir. Yargıtay'ınbu yönde verdiği kararları, gerek yasal düzenlemelere gerekse öğretideki görüşlereuygıındur.b- Keşide Yerinin KısaltılarakYazılmasıÇek kullanımı uygulamasında keşide yerinin kısaltılarak yazılması, sıkrastlananbir durumdur. Özellikle Ankara yerine ••Ank.••, İstanbul yerine "İst." kısalunalarınınyazılması, yaygın bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır.Kısaltmalarıngeçerli olup olmadığı sorunu, çekin geçerli olup olmadığınıbelirlediğinden, önemli bir problemdir20. Konumuzia bağlantılı olarak ele alındığında,kısaltılarak yazılmış keşide yerinin geçerli sayılması halinde, böyle bir çekin süresindemuhatap bankaya ibrazında karşılıksız çıkması, 3167 sayılı Kanun hükümlerininuygulanmasını gerektirecektir.Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun14.12.1992 tarihlikararına21kadar, Yüksek Mahkeme, önüne gelen uyuşmazlıklarafarklı çözümlergetinniştir. Yargıtay hukuk dairelerinin konuya ilişkin verdikleri kararlar22, kısaluna1anngeçerli sayılması gerektiği yönünde olmuştur. Hukuk dairelerinin kısaltılarak yazılmışkeşide yerinin geçerli sayılması yönündeki olumlu tavrına karşı, ceza dairelerinin,kısaltılarak yazılan keşide yerlerinin geçerli sayılamayacağı şeklinde karar verdiği dikkatiçekmektedir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, verdiği kararlarda23 keşide yerinin kısaltılarakyazılmasınınmümkün olmadığı sonucuna varmıştır. 6. Ceza Dairesi, kararlarınıgerekçelendirirken24,keşide yerinin çek üzerinde hiçbir duraksamaya yer vermeyece

Adsız dedi ki...

Yargıtay'ın Içtihadı Birleştirme karan, konuyla ilgili tereddütleri bir ölçüdegidermiş olmakla birlikte, sorunun tamamen çözUlmüş oldu~u söylenemez. Şöyle ki;yukarıda da belirtildiği gibi, kararda "kısaltmanın anlamında hiçbir duraksama olmaması"gibi bir ölçüt getirilmiştir. "Afik.", "ıst." gibi kısaltmalarda duraksama olmayacağı27kabul edilebilirse de bazı kısaltmalann tereddütlere yol açacağı da kaçınılmazdır. Nitekim1996 yılında verilen bir kararda28 "K.eli" kısaltmasının birden fazla yeri ifade edebilece~igerekçesiyle keşide yeri sayılamayacağı ifade edilmiştir. Bu nedenle çek niteliğinitaşımayan belgenin verilmesi eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşttırup oluşturmadı~ınınaraştıolması gerektiği sonucuna vanImıştır.Sonuç olarak, Yargıtay içtihadı birleştirmekararınınkonuyu tam olarakçözümlediği söylenemez. Karar, sadece "yol gösterici" niteliktedir. Bankalar, önlerinegelen çeklerdeki kısaltılarak yazılmış keşide yerlerinin duraksamaya yer vermeyecekşekilde belli bir yeri ifade edip etmediğini takdir edeceklerdir. Konunun mahkemeyegötürülmesi halinde ise mahkeme, uyuşmazlığı yorum yoluyla çözümleyecektir ..2. TeK'nunDolandıncılığaİlişkinHükümlerininUygulamaAlaOl3167 sayılı Kanun'un uygulanabilmesininön koşulu geçerli bir çekin varlığıolduğundan, çekin şekil unsurlarının eksik olması, suçun diğer unsurlarının da bulunmasışartıyla dolandıncılığa ilişkin hükümlerin uygulanmasını mümkün kılacaktır.Konuyla ilgili başlıca uyuşmazlıklar,çek te keşide yerinin veya tarihininbulunmaması ve keşide tarihinin imkansız bir tarih olması noktalarında toplanmaktadır.Keşide yerinin ve tarihinin, senet tedavüle çıkarıldıktan sonra doldurulmasımnmümkün olduğu hususuna değinilmiş olmakla beraber, burada dikkat edilmesi gerekenkonu, bu unsurlann, çekin ibrazı anında mevcut olması zorunluluğudur. Dolayısıyla,senedin ibrazı anında zorunlu unsurlan taşımaması, "çek" olma vasfım engelleyeceğinden3167 sayılı Kanun'un uygulanması söz konusu olmayacaktır. Ancak çekin zorunlu birunsurunu eksik bırakmak kaydıyla kişinin dolandıocılık suçunu işlemesi mümkündür.Senedi karşılıksız olduğunu bile bile keşide eden kişinin, lehdann "hulus ve saffetinden"(saflık ve temizliğinden) yararlanma amacıyla hareket edip, o kimsenin zaranna kendisine

Adsız dedi ki...

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 1987 yılında verdiği bir kararda "Bir senedin çek vasfıkazanabilmesininTTK'nun 692. maddesinde yazılı zorunlu ve mutlak şekil şartlarınınmetinde bulunmasına bağlı olduğu, eğer bu hususlardan birisi mevcut değilse, bunoksanlığın TTK'nun 693. maddesinde açıklanan biçimde tamamlanmasınınmümkünolması gerektiği, bu hüküm de gözönünde tutulduğunda unsur eksikliği giderilmiyorsa obelgenin çek niteliği taşımadığı" gerekçesiyle, kuruluşu için gerekli unsurlari taşımayanbir evrakın çek olmadığı, dolayısıyla bu tür bir evrakın karşılıksızlığının3167 sayılıKanun'un 16. maddesindeki suçu oluşturmadığı sonucuna varmışur. Bununla birlikte,şartları varsa dolandırıcılıksuçunun oluşabileceğine,aksi bir yorumun kanunilikilkesinin ihlali olabileceğine karar vermiştir3l.Yargıtay'ın bu tarihten sonra verdiği kararlarda da konuya aynı şekilde yaklaştığıgözlenmcktedir32.Yargıtay'ın keşide yeri bulunmayan senetler hakkında, çek vasfımtaşımamaları nedeniyle koşulları varsa dolandıncılık hükümlerini uygulaması, isabetli biryaklaşımdır

Adsız dedi ki...

KARŞILIKSIZ ÇEK VE PROTESTOLU SENETLER İLE KREDİ VE KREDİ KARTLARI BORÇLARINA İLİŞKİN KAYITLARIN DİKKATE ALINMAMASI HAKKINDA KANUN

Kanun No.
: 5834
Kabul Tarihi
: 22.01.2009

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Ödeme tarihi bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce olup da; kullandığı nakdî ve gayrî nakdî kredinin ödemelerini aksatan gerçek ve tüzel kişilerin, ticari faaliyette bulunan ve bulunmayan gerçek kişilerin ve kredi müşterilerinin karşılıksız çıkan çek, protesto edilmiş senet, kredi kartı ve diğer kredi borçlarına ilişkin kayıtları, söz konusu borçların bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce veya bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde ödenmesi veya yeniden yapılandırılması halinde borcun tamamının ödenmesini müteakiben Merkez Bankasında tutulan kayıtlardan silinir.

(2) Merkez Bankasınca kayıtların silinmesinden sonra, bankalar, finansal kiralama şirketleri, faktoring şirketleri ve tüketici finansman şirketlerince yapılacak kredilendirme, çek karnesi verilmesi ve diğer işlemlerde silinmiş kayıtlar dikkate alınmaz.

Yürürlük

MADDE 2 – (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 3 – (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Adsız dedi ki...

Bildiğiniz gibi, zaman içerisinde, çek yasasında devamlı surette değişiklikler yapılmış olup, "Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hâmillerinin Korunması Hakkında Kanun" gereği, önceleri, karşılıksız çek nedeni ile doğrudan hapis cezası verilmekte idi ve çek bedelini ödeseniz bile, hapis cezası,muhakkak surette uygulanmakta idi.

Bu Kanun 'un, (08.03.2003 tarih ve 25042 sayılı resmi Gazete'de yayımlanan) 4814 sayılı Kanun ile değiştirilmiş son haline göre), bu hapis cezası sadece KISMEN kaldırılmış olup, kamuoyunda, karşılıksız çek suçundan artık hapis cezâsı verilmediği, şeklinde YANLIŞ yorumlara neden olmuştur. Halbuki, karşılıksız çek suçu nedeni ile verilen cezaların çok daha ağırlaştırılmış olduğunu söylemek mümkündür.

Zira; öncelikle, yeni yasal düzenleme ile, her bir çek yaprağı için ayrı ayrı olmak üzere, ÇEK ÜZERİNDE YAZILI BEDEL KADAR AĞIR PARA CEZASI YAPTIRIMI GETİRİLMİŞTİR. Her bir çek yaprağı için ayrı ayrı olmak üzere, azami Seksen Milyar TL.tutarında AĞIR PARA CEZASI UYGULANMASI söz konusu olacaktır.

Kısaca, bir çekin karşılıksız çıkması üzerine, bir defaya mahsus olmak üzere, hapis cezâsı uygulanmayacak olup bunun yerine ağır para cezâsı uygulanması hükme bağlanmıştır. BU SUÇUN TEKERRÜRÜ HALİNDE İSE, YİNE HAPİS CEZASI UYGULAMASİ DEVAM ETTİĞİNDEN, KARŞILIKSIZ ÇEK SUÇU NEDENİ İLE,HAPİS CEZASI VERİLECEKTİR.

(Bir çekin karşılıksız olması durumunda, öncelikle, düzeltme hakkinin kullanılmış olup olmadığı nazara alınmakta olup) düzeltme hakkının kullanılmamış olduğunun tespiti halinde, özetle, uygulama, yukarıda izâh ettiğim şekildedir.

Sonuç itibari ile, değişiklikten önce hapis cezâsı verilmekte iken, 4814 sayılı Yasa ile karşılıksız çek bedeli kadar ağır para cezâsı verilecektir. 4814 şayili Yasa hapis cezâsını kaldırmış ve yerine çek bedeli kadar ağır para cezâsını getirmiş olmakla birlikte, karşılıksız çek suçundan mükerrerlere HAPİS CEZÂSİ VERİLECEGİNİ de açıkça belirterek HAPİS CEZÂSİNİ TÜMÜ İLE KALDIRMAMIŞTIR.

Adsız dedi ki...

Anayasa'nın 38.Maddesine, 17.10.2001 tarihinde "Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirmemesinden dolayı özgürlüğünden alı konamaz" hükmü eklenmiştir. Bu hükmü esas alan Yargıtay Cezâ Genel Kurulu karşılıksız çek keşidecisine hapis cezâsı verilemeyeceğini belirterek, devam etmekte olan uyum yasaları çerçevesinde Çek Kanunu'nda gerekli değişiklikler yapılana kadar bekletilmesi gerektiğine karar vermiştir. Bundan başka, karşılıksız çek keşidecisine hapis cezâsı verilmesini öngören hükmün Anayasa'ya eklenen söz konusu hükme aykırı olduğu iddiası ile Anayasa Mahkemesi'nde iptâl dâvâsı açılmıştır. Fakat Anayasa Mahkemesi,karşılıksız çeke hapis cezâsı verilmesinin ANAYASA'YA AYKIRI OLMADIGINI BELİRTEREK İPTAL BAŞVURUSUNU REDDETMİŞTİR.

Adsız dedi ki...

3167 sayılı Çek Kanunu'nun 16. Maddesinde yapılan değişiklik de, Anayasa Mahkemesi'nin nü kararı nazara alınarak hazırlanmıştır. Hapis cezâlarına yapılan itirazlar da dikkate alınarak çek bedeli kadar ağır para cezâsı, ANAYASA MAHKEMESİ'NİN KARARI NAZARA ALİNARAK BU SUÇTAN MÜKERRİRLERE HAPİS CEZÂSİ VERİLECEGİ AÇIKÇA BELİRTİLMİSTİR.



KISACA BELİRTMEK GEREKİRSE, KARSİLİKSİZ ÇEK SUÇUNA, SADECE SUÇUN İLK İŞLENMESİNDE HAPİS CEZÂSI KALDIRILMIS OLUP; ÇEK BEDELİ KADAR AGİR PARA CEZÂSİ ÖNGÖRÜLMÜŞ OLUP; BU SUÇUN TEKERRÜRÜ HALİNDE, HAPİS CEZÂSİ UYGULAMASİ AYNEN DEVAM ETMEKTEDİR.

Adsız dedi ki...

Sayın hasan güzel, tıpkı, karşılıksız çek sucunda olduğu gibi, benzer yanılgıya, yeni TCK'ye atıfta bulunarak, (mal beyânı ve sair icram suçlara ilişkin hapis cezâlarının kaldırılmış olduğu) seklindeki yanlış kanaatte de düşülmekte ve yanlış değerlendirmeler sonucu yanlış görüşler ileri sürülmektedir.



Halbuki, yapılması gereken, söz konusu hangi suç ise, o suçun islenmesi halinde hangi yasa hükmünün uygulanacağını ve yürürlükte olan son kanuni mevzuata bakmak olmalıdır. Bu bağlamda, TCK’ne değil, örneğin, mal beyânında bulunmama suçunda, halen cari olan icrâ ve iflâs yasasının ilgili maddelerine; karşılıksız çek suçunda ise, (yukarıda belirtmiş olduğum) ve halk arasında kısaca "çek yasası" olarak tâbir edilen kanuna bakmak gerekmektedir.



SÖZ KONUSU SUÇLARİN İSLENMESİ HALİNDE UYGULANACAK CEZÂLARA İLİSKİN YASA HÜKÜMLERİ YÜRÜRLÜKTEN KALDİRİLMADİKÇA, BU KANUN HÜKÜMLERİ VE BU YASA GEREGİNCE VERİLECEK CEZÂLAR, AYNEN UYGULANMAYA DEVAM OLUNACAKTİR.



ilgili yasada belirtilmiş bulunan, bir yıl ilâ 5 yıl arası cezâya ilişkin alt ve üst sinir, bildiğim kadarı ile, hâkimin takdirine bırakılmış olup; hâkim, her dâvânın kendine özgü durumuna göre, bir yıldan az olmamak kaydi ile hapis cezâsı verebilecektir.



Kanaatimce, hâkim, azami beş yıl olmak üzere, bir yıldan fazla cezâya hükmederken, çek bedelinin tutarı, daha doğrusu karşılıksız kalan meblağ tutarının azlığı veya çokluğu, sanığın çek bedelini ödememe/ödeyememe sebebinin (örneğin, sanığın kötü niyetli olarak çeki ödemediğinin veyahut sanığın esasında iyi niyetli olup da ekonomik kriz nedeni ile çek bedelini ödeyemediğinin) mahkemece anlaşılması ve bu durumun nazara alınması; sanığın duruşmadaki iyi hali vs. gibi faktörleri, göz önüne alarak, cezâ miktarını tespit edecektir.

Adsız dedi ki...

Ayrıca; belirtmekte fayda var ki, mevzu oldukça derin olup, tekerrür halinde uygulanacak cezânın arttırımının da ayrıca bazı şartları vardır. Burada Türk Cezâ Kanunu'nda yer alan tekerrür hükümlerinin, Çek Kanunu'nda yer alan tekerrür açısından da genel hükümlerin uygulanacağı görüsündeyim. Çek Yasası’nda tekerrür halinde cezânın ağırlaştırılmasına değil, başka bir cezâ verileceğine ilişkin özel hüküm vardır. Dolayısıyla tekerrür halinde cezâ açısından Çek Kanunu'nun tekerrüre ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Cezâ haricinde ise Cezâ Kanunu'ndaki tekerrüre ilişkin maddeleri uygulanacaktır.



Tekerrürden söz edebilmek için ise, daha önce sanık hakkında verilmiş(kesinleşmiş ve infâz edilmiş) mahkûmiyet kararı bulunması şartı, tekrar suç islenmiş olma şartı, suçlar arasında geçen süre gibi şartlar vardır.



ayrıca, bildiğim kadarı ile, 08.03.2003 tarihinden önce islenmiş suçlara ilişkin olarak, yeni çek yasası’nda özel (geçici) hüküm bulunmaktadır. Kısaca, bu tarihten önce islenmiş suçlarla ilgili soruşturma, kovuşturma yapılmayacak, dâvâ açılmayacak,açılmış dâvâlar da sona erdirilecek, verilmiş mahkûmiyetler de sonlandırılacaktır.

Adsız dedi ki...

Karşılıksız çekte "tek tarafı koruyor" sıkıntısıGünün şartlarına uygun olacağı kanaatiyle ele alınan ve halen Meclis ihtisas komisyonlarında bulunan yeni çek yasasının bu haliyle çıkması özellikle esnafı zor durumda bırakacak. Küresel krizin baskısıyla nakit girdabında "can pazarı" yaşayan milyonlar bu kez çek yasasının tokadını yiyecek. Hem de "Osmanlı tokadı" yiyecek. Hiçbir dürüst, vicdanlı sanayici, hizmet erbabı karşılığı olmadan çek yazmaz ve kesmez. Ama arada bir "elma sepetindeki çürük elma" gibi kendini bilmez, ahi evran terbiyesinden yoksun, sadece sıfatı esnaf, işadamı, tüccar olmaktan başka özelliği olmayan ve insani değerlerden uzak olanlar, gerçek iş adamı, tüccar ve esnafı karalayıp davranış bozukluğunu genelleştiriyorlar. Bu bakımdan yeni çek yasası, bu türler ayrılıp gerçek esnaf, tüccar ve işadamına uygun hale gelmelidir. Bu ayrımı, TBMM Genel Kurulu'na ulaşmadan yasa taslağında yapmalı. Gerçek esnaf, tüccar ve işadamı lehinde gerekli düzenlemeler yapılıp yasalaşması sağlanmalıdır.

Adsız dedi ki...

Tek taraflı düzenleme...
Bu haliyle tasarısı sadece borçluyu korumakta ve borçlunun rahatlamasını sağlamaktadır. Konu aylardır dillendirilmekte, başta KESK Başkanı Bendevi Palandöken olmak üzere pek çok ticaret ve sanayi odası başkanlarının tepkilerine yol açmaktadır. Tasarı bu haliyle tek açıdan karşılıksız çek verilmesini sorgulamakta ancak alacaklının hiçbir şekilde hak ve hukukunu korumamaktadır. Bir taraftan ekonomi rahatlasın, iş piyasası canlansın istenirken diğer taraftan yasa gücü ile insanlar mağdur edilmemelidirler. Karşılıksız çeki düzenleyen, kesen, şirket de olsa, şahıs da olsa sorumluluk ağırlaştırılmalıdır. Şirket kesti, müdür yapmış, yok diğer ortakların haberi yoktu gibi ıvır zıvır bahaneler ile kişilerin sorumluluklarını hafifleterek piyasada yeni bir bunalım yaratılmamalıdır.
Bize göre, olayda bankalar da sorumluluk yüklenmelidir. Tasarıda karşılıksız çıkan çek için banka, yaprağına 475 lira ödeyecekmiş. Peki çek tutarı 200-300-400 milyar liraysa veya daha yüksek meblağ ise ne olur sorusuna yanıt alınamıyor. Bu haliyle, durumdan banka sıyrılır. Çeki veren sırıtır, olan alacaklıya olur. Oysa, bankaların da karşılıksız çıkan çekin miktarı kadar sorumluluğu olmalıdır. Yani müşterilerini iyi tanıyıp ona göre çek kesme yetkisi versin. Hatır gönül işi için çek defteri verilmesin. Gerçek tüccar, sanayici ve esnaf ayrımı yapılsın. İş daha başından sıkı tutulsun. Bu görev bankalara düşer. Aksi halde, alacaklı da hiç uğruna suça ortak olur. Art niyetli birkaç uyanık yüzünden yanlışlar düzeni başlar, fırsatçı ve düzenbaz birtakım borçlulara da fırsat tanınmış olur. Burada suçu günahı olmayan alacaklının hak ve hukuku ne olacak? Belli değil. Yasa düzenleyici tüm bunları dikkate alarak tasarıyı gözden geçirmeli ve uyarılara kulak vermelidir. Tek tarafı rahatlatan yasa olmaz.

Adsız dedi ki...

3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesinde karşılıksız çek suçlarında (mükerrir olmamak kaydıyla) verilecek ceza kanunda çek bedeli kadar para cezası olarak belirlenmiş, ancak üst sınır 80.000-YTL. ile sınırlanmıştır. Yine aynı madde de bu miktar 765 Sayılı TCK.nun ek-2 maddesine göre her yıl için yeniden değerleme oranına göre artırılacaktır.
Mahkeme olarak çek bedeli 250.000-YTL olduğu için 765 Sayılı TCK.nun ek-2 maddesini ( yeniden değerleme ) dikkate alarak sanığa 125.000-YTL. ceza vermişiz ve karar kesinleşmiştir.
Taşra Cumhuriyet Savcılığı 5237 Sayılı TCK. yürürlüğe girdiği için 765 Sayılı TCK.nun yürürlükten kalktığını, bu nedenle yürürlükte olmayan bir kanun maddesine atıf yapılarak fazla ceza verildiğini belirtip adliyemizin bulunduğu Cumhuriyet Savcılığından yazılı emir yoluna gidilmesini talep etmiş, Cumhuriyet Savcılığı da ilamı mahkememize göndererek bir karar verilmesini talep etmiştir. 5560 Sayılı Yasa ile 5252 Sayılı Yasanın geçici maddesinde yapılan değişiklikte özel kanunların 5237 Sayılı TCK.na aykırı olan hükümleri bu kanunlarda değişiklik yapılıncaya kadar 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır hükmü getirmiştir.
BÜTÜN BUNLARIN AÇIKLAMASINA GÖRE; böyle bir olayla karşılaşan arkadaşımız varmıdır, Mahkemeleri bu konuda ne kadar vermiştir, henüz bu konuda bir karar vermedik, ilk defa karşılaştığımız için bu konuda fikri veya tecrübesi olan arkadaşlarımdan yardım bekliyorum, şimdiden teşekkürler....

Adsız dedi ki...

Ayvalık asliye ceza mahkemesi olarak biz böyle bir karar verdik, daha doğrusu çek davalarında üst sınır 80.000 YTL olduğu için çek bedeli bu miktardan çok ise sonuç olarak yine 80.000 YTL adli para cezası verdik, ilam temyiz edilmeden kesinleşti, infaz sırasında 5728 s.y. değişikliği ile mahkememizden karar talep edildi, çek davalarında çek bedeli ve diğer giderler tazmin edilmediğinden şartları gerçekleşmediği gerekçesiyle CMK. 231. maddenin uygulanmamasına karar verdik, bu karar da kesinleşti ve ilam bu şekilde inaz edildi, bilgilerinize,

Adsız dedi ki...

Çek Hukukunda İki Yenilik

Prof. Dr. H. Ercüment Erdem
Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Öğretim Üyesi

18.02.2009 tarih ve 5838 sayılı Kanun’la çek hukukunda iki önemli değişiklik yapıldı. İlk değişiklikle, çekin üzerinde yazılı keşide tarihinden önce ibrazı geçersiz kabul edildi. İkinci değişiklikle de çekte “ödemeden men” (TTK m. 711/III) imkânı kaldırıldı.

Çek Kanun’daki Değişiklik

3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’a (“Çek Kanunu”) geçici bir madde eklendi. Bu madde uyarınca:

“31.12.2009 tarihine kadar, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.”

Hükmün gerekçesinde “ekonomik sıkıntılarla çeklerin zamanında ödenememesi sonucunda ticari hayatta karşılaşılan sorunlar ve mağduriyetlere çözüm üretilmesi” amaçlandığı vurgulanmıştır.

Gerekçede “sorunlara ve mağduriyetlere çözüm üretilmesi” amacı belirtilse de gerçekte bu değişiklik hukuki açıdan çekin amacını ve işlevini tamamen değiştirmektedir.

Çekte Vade Yasallaşmıştır. Çek, bir ödeme aracı olduğundan, çekte vade olmaz. Çek görüldüğünde ödenir ve buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış sayılır (TTK m. 707/I).

Bu kuralın doğal bir uzantısı olarak da çek, keşide günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz edilirse, ibraz günü, yani görüldüğünde ödenir (TTK m. 707/II).

Çek Kanunu’na eklenen geçici madde, bu hükmü 31.12.2009 tarihine kadar uygulanmaz hale getirmektedir.

Uygulamada “vadeli çek” olarak adlandırılan ancak hukuki açıdan doğru bir adlandırmayla “postdate çek” veya “sonraki tarihli çek” gerçek anlamda bir vade içermez. Zira çekin zorunlu unsuru olan keşide tarihi, çekin gerçekten keşide edildiği tarihten sonra olsa dahi, TTK m. 707/II uyarınca çek bankaya ibraz edildiğinde, karşılığı varsa, ödenir. Örneğin fiilen 10.02.2009 tarihinde düzenlenen bir çekin üzerine keşide tarihi olarak 10.04.2009 tarihi konulursa, bu çek TTK m. 707/II çerçevesinde bankaya daha önce ibraz edilse dahi ödenir. Ancak getirilen bu değişiklikten sonra, çekin üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ibrazı geçersiz olacağından, keşide tarihi “vade” gibi işlev görecektir. Hamil ancak keşide tarihi olarak gösterilen tarihten sonra ibraz süreleri içinde (keşide edildiği yerde ödenecekse on gün, keşide edildiği yerden başka bir yerde ödenecekse bir ay) çeki muhatap bankaya ibraz etmelidir.

Adsız dedi ki...

Çek Kanunu’na eklenen bu hüküm çekin “ödeme aracı” olma vasfına ve “para gibi tedavül etme” niteliğine kökten aykırıdır ve çekin bu nitelliklerini bozmaktadır. Bu değişiklik ile çek ve emre muharrer senet (bono) arasındaki işlev farkı da ortadan kalkmıştır. Yapılan değişiklik belli bir süre için öngörülse de piyasalarda bundan sonrası için de bir beklenti yaratmıştır.

TTK’daki Değişiklik

18.02.2009 tarih ve 5838 sayılı Kanun’un 31. maddesinin 19. fıkrasıyla TTK m. 711 son fıkrası hükmü yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlükten kaldırılan hüküm şöyleydi:

“Keşideci çekin kendisinin veya üçüncü bir kimsenin elinden rızası olmaksızın çıkmış olduğu iddiasında ise muhatabı çeki ödemekten menedebilir.”

Doktrinde ve uygulamada “çekin ödenmekten meni” olarak adlandırılan bu imkân TTK’daki çek hükümlerinin asıl kaynağını oluşturan Cenevre Yeknesak Çek Kanunu’nda yoktur. Ancak, TTK’nın çek hükümleri doğrudan Cenevre Yeknesak Çek Kanunu’ndan değil, İsviçre Borçlar Kanunu’ndan tercüme edilerek alınmıştır. Yürürlükten kaldırılan TTK m. 711 son fıkra hükmü de İsviçre Borçlar Kanunu’ndan tercüme sırasında hukukumuza girmiştir.

Keşideciye tanınan bu imkân uygulamada kötüye kullanılmış ve doktrinde de eleştirilmiştir. Zira, kendisine bildirimde bulunulan banka, keşidecinin bu beyanına uymak ve çeke ilişkin bir ödeme yapmamakla yükümlüdür. Banka, keşidecinin bildirimine rağmen ödemede bulunursa, kusurlu hareket etmiş olur ve sonuçlarına katlanır. En azından yapılan ödemeyi keşidecinin hesabına borç olarak yansıtamaz.

Uygulamada TTK m. 711 son fıkrada öngörülen imkân, karşılıksız çek keşide etmeyi adeta özendirmekteydi. Zira, karşılığı olmadığını bilerek çek keşide eden keşideci, çeki hamile verir vermez veya kısa bir süre sonra bankaya başvurarak çekin rızası dışında elinden çıktığını bildirerek bankayı ödemekten yasaklamaktaydı. Hükmün bankalar için bir itiraz veya kontrol imkânı öngörmemesi nedeniyle bankalar hemen hiçbir zaman keşidecinin talebine uyarak çek nedeniyle hamile ödeme yapmamaktaydı. Bu durum özellikle bir sözleşme çerçevesinde çekin rızaen verildiğini (çek bordrosu veya tahsilât makbuzu gibi belgelerle) kanıtlayan çek hamili ile banka arasında uyuşmazlıklara ve sorunlara neden olmaktaydı. Kimi bankalar TTK m. 711 son fıkra hükmüne göre ödemeyi yasaklayan keşideciden ayrıca çekin iptaline ilişkin mahkeme kararı istemişlerdi. Ancak bankaların bu taleplerinin yasal dayanağı da yoktu.

Adsız dedi ki...

TTK m. 711 son fıkra hükmünü yürürlükten kaldıran maddenin gerekçesinde de hükmün Türkiye’de yanlış anlamaların doğmasına neden olduğu ve çekin niteliğiyle bağdaştırılması mümkün olmayan bir uygulamaya yol açtığı belirtilmiştir. Bu saptamalar doğrudur ve TTK m. 711 son fıkra hükmünün kaldırılması yerindedir. Ancak çekin niteliğiyle bağdaşmayan bir uygulamaya atıf yapılması ironiktir. Zira, Çek Kanunu’na eklenen geçici madde ile benzer bir uygulamayı kanun koyucu gerçekleştirmektedir.

Sonuç

Çeklere ilişkin bu değişikliklerin zamanlamasına bakıldığında devam eden finansal kriz için önlem olarak öngörüldüğü fark edilir. Hükümetin piyasalarda azalan para hareketini, çeke daha güven kazandırarak, çekle ikame etmeyi hedeflediği düşünülebilir. Bir yandan Çek Kanunu’yla getirilen değişikliğin 31.12.2009’a kadar geçerli olması, diğer yandan TTK m. 711 son fıkrası hükmünün Türk Ticaret Kanunu Tasarı’nın kanunlaşması beklenmeden yürürlükten kaldırılması da bu düşünceyi destekler. Zira, TTK m. 711 son fıkra hükmü zaten Tasarı metninden çıkarılmıştı.

Piyasayı hareketlendirmek için çekin niteliğini sakatlayacak bir değişiklik yapmaktansa emre muharrer senet (bono) kullanımını özendirmek düşünülebilirdi. Zaten bonodan damga vergisi kaldırılmakla bir adım atılmıştı. Ancak çekin tercih edilmesinin bir nedeni de kayıt dışılığı önlemek olabilir. Çek karneleri bankalar tarafından verilir ve TCMB tarafından da kayıt altına alınır. Böylece çekin izlenmesi de mümkün olur. Fakat çekin hamile yazılması bu izlemeyi zorlaştırır.

Umarım bundan sonraki değişiklik “hamile” yazılı çekin süreli veya süresiz olarak uygulamadan kaldırılması olmaz.

Adsız dedi ki...

Bilindiği üzere, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da çizgili çek kullanılmak suretiyle ödeme yöntemi özel ödeme şekilleri arasında sayılmıştır. Bu paralelde amme borcuna karşılık verilecek çeklerin vergi dairesine veya bankaya verildiği tarihte ya da bundan en çok bir gün önceki tarihte düzenlenmesi zorunludur.

Bununla beraber, çeklerin ödeme aracı olma vasıflarını değişik gerekçelerle kaybetmeleri veya bu vasıfları taşımadıklarının bilahare tespit edilmesi durumlarında, 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’da uygulanacak müeyyideler belirtilmektedir.

Bu bağlamda yazımızın izleyen bölümlerinde çek kullanılarak amme alacağının tahsil edilme süreci ve ötesinde çekin ödeme vasfını değişik gerekçelerle kaybetmesi halinde izlenecek usul ve yöntemlere, gerek 6183 sayılı Kanun ve gerekse 3167 sayılı Kanun çerçevesinde değinilmeye çalışılacaktır.

II- İLGİLİ DÜZENLEMELER

Amme alacaklarının tahsili konusunda çekle ödeme yapılabilmesine imkan veren düzenlemelerle bu özel ödeme şeklinde ortaya çıkabilecek sorunlara ilişkin temel kanunlarda yer alan hükümler aşağıda açıklanmıştır:

A- 6183 SAYILI KANUN UYGULAMASI

6183 sayılı Kanun’un 41. maddesi amme alacaklarının tahsilinde çizgili çek kullanılmak suretiyle ödemeyi özel ödeme şekilleri arasında saymıştır. Çekle yapılacak ödemelerde, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na verdiği yetkiye istinaden bu banka tarafından yayımlanan tebliğlerle belirlenmiş şekil ve esaslara uygun olarak bastırılmış ve kodlaması yapılmış ve bizzat amme borçlusu tarafından keşide edilerek imzalanmış çekler kabul edilecektir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın söz konusu tebliğlerine uygun bir şekilde bastırılmamış veya kodlaması yapılmamış çekler ile ödeme yapılmak istenildiği takdirde, bu çekler hiçbir şekilde işleme konulmayarak mükellefe iade edilecek ve ödeme yapılmamış sayılacaktır.

Amme alacaklarına karşılık düzenlenen çekler tahsil dairesine ve tahsile yetkili kılınmış bankalara verilecek ve karşılığında vergi dairesi alındısı/vergi tahsil alındısı alınacaktır.

6183 sayılı Kanun’un 44. maddesi gereğince, çizgili çekin tahsil dairesine veya bankaya verildiği tarihte ödeme yapılmış sayılacaktır. Çeklerin posta yoluyla tahsil dairesine gönderilmesi halinde ise postaya verildiği tarih değil, tahsil dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarih ödeme tarihi olarak kabul edilecektir. Daha eski tarihli çekler ödemelerde kabul edilmeyecektir.

Çekle yapılan ödemelerde, kural olarak çekin banka nezdinde bir karşılığının bulunup bulunmadığı şartı aranılmadığından, amme alacağına karşılık düzenlenen çeklerin arkalarına bankalarca “Bloke edilmiştir” veya “Karşılığı vardır” şeklinde bir şerh verilmesine gerek bulunmamaktadır.

Ancak, gerek gördüğü hallerde, belirlediği amme alacakları için karşılığı bloke edilmiş çekle ödeme yapılabilecektir.

Öte yandan, çek ile yapılan ödemenin herhangi bir sebeple tediye edilmemesi halinde amme alacaklısının borçluya karşı rücu hakkı mahfuzdur. Buna göre muamele yapıldığı takdirde çekin kabul edilmemesi keyfiyeti tevsik ve bu durum münakale isteyene, keşideciye veya bunların temsilcilerine tebliğ edilerek kabul edilmeyen çek iade olunur.

B- 3167 SAYILI KANUN UYGULAMASI

3167 sayılı Kanun’un karşılıksız çeklerle ilgili hükümlerini düzenleyen çerçeve 16. maddesinde, karşılıksız çekler, karşılıksız çeklerde gecikme faizi uygulaması, soruşturma ve kovuşturma usulü, görevli ve yetkili mahkeme, davanın açılmasına engel olan, davayı düşüren ve cezayı ortadan kaldıran nedenler ayrı alt maddeler halinde dizayn edilmiştir. Bu bağlamda her bir konu başlığına dair bilgilere ayrı maddelerde yer verilmiştir.

Adsız dedi ki...

Karşılıksız Çek İle İlgili Hükümler

Karşılıksız çeklerle ilgili 3167 sayılı Kanun’un 16. maddesine göre, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Kısmen veya tamamen karşılıksız çıkan her çek yaprağı ayrı bir suç oluşturur.

Bu suçun, organ veya temsilcisi tarafından tüzel kişi yararına işlenmesi halinde özel hukuk tüzel kişisi hakkında da birinci fıkra uyarınca para cezasına hükmolunur. Ayrıca yetkili temsilci tarafından yararına çek keşide edilen hesap sahibi gerçek kişi hakkında da bu fıkra hükmü uygulanır.

Mahkeme, ayrıca işlenen suçun niteliğine göre bir yıl ile beş yıl arasında belirleyeceği bir süre için hesap sahiplerinin ve yetkili temsilcilerinin çek hesabı açtırmalarının yasaklanmasına karar verir. Yasaklanma kararı bütün bankalara duyurulmak üzere Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na bildirilir.

2- Karşılıksız Çekte Gecikme Faizi

İbraz edilen çekin karşılıksız kalan miktarı için gecikme faizi, ibraz tarihinden itibaren, 04.12.1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’a göre ticarî işlerde temerrüt faizi(1) oranı üzerinden hesaplanır. Ticari işlerde temerrüt faiz oranı (20.12.2006 tarihli Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tebliği ile) 01.01.2007’den geçerli olmak üzere % 29 olarak belirlenmiştir.

3- Karşılıksız Çek Soruşturması

Karşılıksız çeklerle ilgili öngörülen suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması, hamilin, çeki elinde bulundurmaları koşulu ile ödemede bulunan cirantanın veya kanunî veya akdi teminatı nedeniyle tam ödemede bulunan bankanın şikâyetine bağlıdır. Bu suçlara çekin ibraz edildiği veya şikâyetçinin yerleşim yerinin bulunduğu yer asliye ceza mahkemesinde bakılır.

Çekin karşılığının bulunmaması nedeniyle şikâyet hakkı, 8. maddede(2) belirtilen miktarın yatırılması için öngörülen sürenin dolduğu tarihte; ihtiyatî tedbir kararı veya ödeme yasağı nedeniyle süresi içinde ibrazında çek hakkında işlem yapılmaması halinde ise, ihtiyatî tedbir kararının veya ödeme yasağının kalktığı tarihte doğar.

Hükmün kesinleşmesinden sonra şikâyetten vazgeçildiğinde de, hüküm bütün cezaî sonuçları ile ortadan kalkar.

Şikâyetten vazgeçme nedeniyle davanın düşmesi halinde, müdahil, ödeme nedeniyle davanın düşmesi veya cezanın ortadan kaldırılması halinde sanık veya hükümlü, yargılama giderlerinden sorumlu olur.

Adsız dedi ki...

Karşılıksız Çek Davalarını Ortadan Kaldıran Durumlar

Aşağıda belirtilen koşulların yerine getirilmesi halinde ceza davası açılmaz.

a) 8. maddeye göre düzeltme hakkının kullanılması,

b) 8. maddede belirtilen süre geçtikten sonra ve henüz dava açılmadan önce çek tutarı veya karşılıksız kalan kısmı ile çek tutarına veya karşılıksız kalan kısmına ait yüzde oniki tazminatın ve çekin ibrazından ödeme tarihine kadar geçen süre içinde 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faizi oranına göre hesaplanacak gecikme faizinin ödenmesi.

Dava açıldıktan sonra hüküm verilinceye kadar geçen süre içinde, çek tutarı veya karşılıksız kalan kısmı ile çek tutarına veya karşılıksız kalan kısmına ait yüzde onbeş tazminatın ve çekin ibrazından ödeme tarihine kadar geçen süre içinde hesaplanacak gecikme faizinin ödenmesi halinde ceza davası düşer.

Hüküm verildikten sonra hüküm kesinleşinceye kadar geçen süre içinde, çek tutarı veya karşılıksız kalan kısmı ile çek tutarına veya karşılıksız kalan kısmına ait yüzde onsekiz tazminatın ve çekin ibrazından ödeme tarihine kadar geçen süre içinde hesaplanacak gecikme faizinin ödenmesi halinde ceza davası düşer.

Hüküm kesinleştikten sonra çek tutarı veya karşılıksız kalan kısmı ile çek tutarına veya karşılıksız kalan kısmına ait yüzde yirmi tazminatın ve çekin ibrazından ödeme tarihine kadar geçen süre içinde 3095 sayılı Kanun’a göre ticari temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak gecikme faizinin ödenmesi halinde bütün cezaî sonuçları ile birlikte hüküm ortadan kalkar.

Yukarıda belirtilen ödemeler hamile veya hamile ödenmek üzere muhatap bankaya yapılabilir.

Öte yandan, çekle yapılan ödemelerde çekin karşılıksız çıkması halinde, 3167 sayılı Kanun’un yukarıda belirtilen hükümlerine ek olarak borçlunun tahsil dairesine ibraz ettiği çekin karşılığının bankada mevcut olmaması halinde, ödeme yapılmamış sayılacağından, borçlu hakkında 6183 sayılı Kanun’un 54 ve müteakip maddeleri uyarınca cebren takip ve tahsil işlemlerine başlanılması gerektiği tabiidir.

Adsız dedi ki...

Karşılıksız Çekte Banka Sorumluluğu
Muhatap banka, süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması halinde her çek yaprağı için dörtyüzon (410,00 YTL) Yeni Türk Lirası’na kadar ve kısmen karşılığının bulunması halinde ise bu miktarı her çek yaprağı için dörtyüzon (410,00 YTL) Yeni Türk Lirası’na(3) tamamlayacak biçimde ödeme yapmakla yükümlüdür. Bu husus, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdî kredi sözleşmesi hükmündedir. Buna göre ödeme yapılması halinde, çekin ön ve arka yüzünün onaylı fotokopisi ücretsiz olarak hamile verilir. Çek hamili, bu fotokopiyle müracaat borçlularına veya kambiyo senetleri hakkındaki takip usullerine başvurabileceği gibi; Cumhuriyet savcılığına şikâyette bulunurken dilekçesine bu fotokopiyi ekleyebilir ve bunu icra daireleri ile mahkemelerde ispat aracı olarak kullanabilir. Mahkeme veya icra dairesinin istemi halinde çekin aslı bu mercilere gönderilir.

Yukarıda belirtildiği şekilde bankaya yüklenilen ödeme yükümlülüğü ve paralelinde bunun yasal olarak gayri nakdi bir kredi niteliğinde kabul edildiği gerçeği karşısında, tahsil dairesinin yapacağı tahsilât miktarının toplam amme borcundan mahsup edildikten sonra kalan miktar üzerinden ayrıca takip ve tahsil işlemlerine devam edilmesi gerekecektir. Yani getirilen asgari ödeme yükümlülüğünü üstlenen banka, aslında borçlunun çek ile garanti ettiği borcun belli bir kısmını, çekin ödeme kabiliyetini kaybetmesi halinde karşılama fonksiyonunu da baştan kabullenmiş olmaktadır. Nihayetinde tahsil dairesinin yazılı talepte bulunarak ödenmesini istediği miktara karşın yapılacak her bir tahsilât, amme borcunun ortadan kaldırılmasına yönelik bir tahsilât işleminden farksız olacaktır. Tabiidir ki böylelikle azalan amme borcu, tahsil dairesinin takipteki alacağını o ölçüde eritecek ve azaltacaktır. Önemli husus ise tahsil dairesinin kanundan doğan işbu hakkını talep ve takip etmesi noktasında belirginleşmektedir. Alacağın yazılı talebe rağmen ödenmemesi halinde ise izlenecek tahsilât usulü 6183 sayılı Kanun değil genel hükümler olacaktır.

III- KARŞILIKSIZ ÇEK UYGULAMALARINA DAİR ÖNEMLİ NOKTALAR

Vergi uygulamaları açısından karşılıksız çeklerle ilgili izlenecek hareket tarzları genel hatları ile 1 Sıra, A Seri No.lu Tahsilât Genel Tebliği(4) ile belirlenmiştir. Buna göre, çekle yapılan ödemelerde çekin karşılıksız çıkması halinde, 3167 sayılı Kanun’un yukarıda belirtilen hükümlerine ek olarak borçlunun tahsil dairesine ibraz ettiği çekin karşılığının bankada mevcut olmaması halinde, ödeme yapılmamış sayılacağından, borçlu hakkında 6183 sayılı Kanun’un 54 ve müteakip maddeleri uyarınca cebren takip ve tahsil işlemlerine başlanılacaktır.

Vergi idarelerinin karşılıksız çeklerle ilgili bir yandan 3167 sayılı Kanun hükümlerini tatbik ederken diğer yandan da 6183 sayılı Kanun’a göre yürütülmesi gereken cebri takip yöntemlerini uygulayacakları izahtan varestedir. Bu süreç içerisinde amme borcuna karşı verilen çekin karşılığının bulunmaması her zaman için mutlak anlamda uygulanabilir olmayabilir. Bu durumlar, verilen idari görüşler (muktezalar) de dikkate alınarak değerlendirildiğinde şu sonuçlara ulaşılmaktadır:

1- Çekin muhatap bankaya ibraz edildiği tarihte karşılığı olmasına rağmen bankadan kaynaklanan nedenlerle karşılığının bulunmadığının bankaca yazılı olarak bildirilmesi halinde, bu durumun karşılıksız çek olarak mütalaa edilmemesi gerekecektir. Burada çeklerin karşılıksız çıkmasında mükellefin herhangi bir iradi kusurunun olmadığı değerlendirilmelidir.

Adsız dedi ki...

Bu hallerde, söz konusu çekin muhatap bankaya ibraz edildiği tarihte karşılığının bulunup bulunmadığı hususunun ilgili banka şubesinden araştırılması ve banka şubesi tarafından çekin karşılığı bulunduğunun yazılı olarak tahsil dairesine bildirilmesi durumunda mükellef hakkında 3167 sayılı Kanun uyarınca işlem yapılmamasının sağlanması gerekmektedir.

2- 3167 sayılı Kanun’un “Davanın Açılmasına Engel Olan, Davayı Düşüren ve Cezayı Ortadan Kaldıran Nedenler” başlıklı 16c maddesinde; hüküm kesinleştikten sonra çek tutarı veya karşılıksız kalan kısmı ile çek tutarına veya karşılıksız kalan kısmına ait yüzde yirmi tazminatın ve çekin ibrazından ödeme tarihine kadar geçen süre için de hesaplanacak gecikme faizinin ödenmesi halinde bütün cezai sonuçları ile birlikte hükmün ortadan kalkacağı belirtilmektedir.

Tazminatın anılan Kanun maddesi hükmü çerçevesinde ödenmemiş olması sebebiyle açılmış ve kesinleşmiş olan davanın düşmesi yasal olarak mümkün olmamakla birlikte, bahsi geçen tazminatın ve gecikme faizinin ödenmesi halinde ceza davasının düşme talebi değerlendirilebilecektir.

Nihayetinde tahsil dairelerinin 6183 sayılı Kanun uygulamalarına paralel çekle ilgili özel mevzuat 3167 sayılı Kanun açısından da gerekli müeyyidelerinin uygulanmasını temin etmeleri bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Kanun’da belirtilen şartlara bağlı olarak yapılması gerekenler dışında ceza davası hakkından vazgeçilmesi, şikâyetin geri alınması veya davanın düşmesi için talepte bulunulması mümkün değildir. Tahsil dairesinin çekle ödemenin gerçekleşmemesi durumunda ortaya çıkacak sonuçlara göre 3167 sayılı Kanun’da yazılı prosedürü uygulamaları kaçınılmaz olacaktır.

Adsız dedi ki...

Mükelleflerin vergi borçlarını ödeyebilme alternatifleri, 2003 yılında yapılan değişikliklerle banka kartı, kredi kartı ve benzeri manyetik kartların kullanılması yolu ile genişletilmiştir. Bununla beraber Maliye Bakanlığı’nın bu ödeme şekillerinde uygulama esaslarını tespit ederek gerekli düzenlemeleri yapması ile anılan değişiklikler hayatiyet kazanabilecektir.

Artık gelinen noktada, çek gibi kağıt ortamına bağımlı ve ödeme kabiliyeti olup olmadığı ödeme aşamasına kadar teyit edilemeyen demode bir sistemden, ekonominin elektronik fon transferi ve ödeme sistemi içerisinde genel olarak banka kaynaklı kartlarla tahsilat yöntemine geçişin hızlandırılması gerekmektedir.

Bu yolla bir yandan tahsilat işlemlerinde hız ve etkinlik sağlanırken kaynak israfının önlenmesi temin edilecek, diğer yandan devletin mükellefleri cebri takip yöntemini banka veya finans sektörüne kaydırarak bu alanın profesyonelleşmiş tecrübesinden de dolaylı olarak istifade edebilmesinin önü açılmış olacaktır

Adsız dedi ki...

Bir senedin çek olabilmesi için herşeyden önce ’çek’ kelimesini ihtiva etmesi gerekir.
· Çekte ‘kabul’ söz konusu değildir.
· Çek bir havaledir.
· Çekte ‘muhatabın cirosu’ batıldır.TTK 701 ve Çekin muhatap lehine cirosu da makbuz hükmündedir.
· Çekler görüldüğünde ödenir. Bu emredici bir hükümdür. TTK 707
· Çekte ödenmeme halinde müracaat hakkının kullanılabilmesi için, mutlaka protesto düzenlettirmek mecburiyeti yoktur. Doğrudan doğruya çek üzerinde tespit ve tevsik olunabilir.

· Ödememe halinde hamilin çek borçlularına karşı müracaat hakkı doğar. TTK 720. Çekte Müracaat Hakkının kullanılabilmesi imkanının ZAMANAŞIMI SÜRESİ 6 (ALTI) AYDIR. Çekte ZAMANAŞIMI SÜRELERİ İBRAZ SÜRESİNİN BİTİMİNDEN İTİBAREN İŞLEMEYE BAŞLAR. TTK 726. Bu husus protestonun 721/2 ye göre ibraz süresinin bitimini takip eden ilk iş günü içinde çekilmiş olmasından dolayı değişmez.


· İBRAZ SÜRELERİ :
1. Çek ihdas yerinde ödenecekse 10 GÜN,
2. Başka bir yerde ödenecekse 1 AY,
3. Ayrı kıtalarda bulunan ihdas ve ödeme emrinde ise 3 AY’ dır.

· Çek damga vergisine tabi değildir.

· MUHATABIN KONTROL MÜKELLEFİYETİ :
1. Çekin SAHTE veya TAHRİF edilip edilmediğini kontrol etmekle banka mükelleftir.
2. Bankanın sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemesinde , keşidecinin ise , kanuna aykırı bu fiilin işlenmesinde herhangi bir kusurlu davranışları yoksa, sorumluluk bankada kalacaktır. Bankanın özen yükümünü yerine getirmesinde durum evleviyetle böyledir. TTK 724
3. TTK 724 emredici hüküm değildir. Bu sebeple Çek Anlaşmasıyla , sahte veya tahrif edilmiş bir çekin ödenmesinde kendisine izafe edilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı takdirde , bankanın bu ödemeyi keşidecinin hesabına borç kaydedebileceği yolunda bir şart konulabilir.( Çek Taahhütnamesi ) ANCAK muhatap bankanın anlaşmaya organların hafif kusuru halinde sorumluluğun yine keşidecide olacağı yolunda koyacağı şartlar Yargıtay İçtihatlarına göre geçerli değildir. BK 99/2
4. Hamil kötü niyetliyse ve bankada ödeme yapmışsa, banka paranın geri verilmesi için dava açar. BK 61 vd.
5. Banka çeki ibraz edenin hüviyeti, vekaleti ve hak sahipliği konusunda araştırma yapmakla mükelleftir. TTK 567
· Yargıtay teyitli çeki geçerli saymaktadır. (Muhatap banka tarafından yazılan kayıtlar ...)(HGK 29.09.1973 1971/T-587 K.719 )
· İbraz süresinin geçmesinden sonra çekin teyitli çek vasfı ortadan kalkar ve bloke halde tutulan para , ilgili hesaba alacak olarak kaydedilir veya keşideciye iade olunur.
· Çekte REHİN CİROSU YAPILAMAZ.
· Karşılığı olmayan çekin bankaca ödenmesi durumunda banka genel hükümlere göre keşideciye başvurabilir.

Adsız dedi ki...

KARŞILIKSIZ ÇEK



Kısmen veya tamamen ödenmeyen çekin üzerine , ödenmeme sebebinin ve ibraz tarihinin banka tarafından yazılması mecburidir. Aksi takdirde bankanın cezai sorumluluğu mevcuttur. Ardından muhatap banka hesap sahibine tebligatta yani İHTARDA bulunur. ÇEK KANUNU 7, 8. İhtar İADELİ TAAHHÜTLÜ mektupla yapılır. Muhatap banka hamil adına bir hesap açar , bu bankanın mükellefiyetidir.
Çek kanunu m.13/2
HESAP SAHİBİNİN DÜZELTME HAKKI ÇEK KANUNU m.8
“Hesap sahibinin ihtar mektubunu aldığı veya 12. maddeye göre almış sayıldığı tarihten itibaren 7 işgünü içinde çek tutarını veya karşılıksız kalan bölümünü , %10 tazminatı ve gecikme faiziyle (kısa vadeli kredilere uygulanacak reeskont faizi ) birlikte hamil adına muhatap bankaya yatırdığı takdirde , çek keşide etme hakkını yeniden kazanır. Düzeltme hakkı karşılıksız çekin ibrazı tarihini takip eden 1 yıl içinde ancak iki defa kullanılabilir.”
En önemlisi hamilin şikayet hakkı ortadan kalkar; dolayısıyla , karşılıksız çeke ilişkin cezayı düzenleyen hüküm ( ÇEK KANUNU m.16) artık uygulanmaz.





ÇEK HAMİLİ ŞİKAYET HAKKINI KULLANIRSA; ( 6 ay içinde)
· Davaya müdahil olarak katılabilir.
· Keşideciden çek bedelinin karşılıksız kalan kısmını, bunun % 5 ‘i oranında tazminatını TTK 695/3 ve faizini ve masraflarını ve çek bedelinin %03’ünü aşmamak üzere komisyon ücretini de talep edebilir. TTK 722 . Çek hamilinin bunları İCRA YOLUYLA takip etmesi de mümkündür. ANCAK, TTK daki %5 tazminat ile ÇEK KANUNU’ndaki %10 oranındaki tazminatın birlikte istenmesi ise mümkün değildir.

KAMU DAVASININ ORTADAN KALDIRILMASI
· Ç.K. 16/2 c.3 – Söz konusu davanın ve cezanın , şikayetin geri alınması yoluyla ortadan kaldırılması (düşürülmesi) mümkündür. Duruma göre hakim de buna karar veriri. Yeter ki Çek bedelinin karşılıksız kalan kısmı, %10 tazminat ve gecikme faizi ödenip hamilin zararı giderilsin.

Adsız dedi ki...

TTK m. 711- ÇEK KAYBOLURSA VS...


‘ Keşideci çekin kendisinin veya üçüncü bir kimsenin elinden rızası olmaksızın çıkmış olduğu iddiasında ise , muhatabı çeki ödemeden men edebilir. Muhatap bu talebe kesinlikle uymalıdır.
Böyle bir yasağa rağmen ödemede bulunan banka , ağır kusurlu bir davranışının sonuçlarına katlanmak zorundadır.
Keşideciden başka kimselerin ödemenin menini doğrudan doğruya muhatap bankadan isteyebilmeleri mümkün değildir.
Bunlar;
· Ya keşideciden böyle bir talepte bulunmasını isterler
· Ya da mahkemeden men kararı almak zorundadırlar.

Adsız dedi ki...

Başbakanım, çek çektiriyor. “Kötü niyet iyi niyet”derken, üç kağıtçı ile zor durumdaki esnaf birbirine karıştı. Çek işi düğüm oldu. Kanun bile ne yapacağını bilemez hale geldi. Bazı illerde çekini ödemeyen cezaevine girerken, bazı illerde para cezasıyla serbest kalıyor. Kimi esnaf “Kriz yüzünden ödeyemedik” diye feryat ederken. Elinde çeki patlayan esnaf ise “Benim hakkımı yiyen. Daha beter olsun .Cezaevi yetmez” diyor. Başbakanım, bu işe bir çare. Zor duruma düşüp ödeyemeyenle, üç kağıt yapıp ödemeyenleri ayırt edecek bir sistem lazım. Adamın parası yok ne yapsın? Çek yazdı diye, cezaevine giriyor. Bunun kime yararı var? Borç ödenmediği gibi, 1-5 yıl arasında bir iş adamı cezaevinde, üretim durmuş, boşu boşuna yatıyor. Vergi borcunu ödemeyene ise hapis yok! SSK borcunu ödemeyene hapis yok! Çek yazıp ödemeyeni at cezaevine. Başbakanım, esnafın en büyük kanayan yarası çek. Bu olayın çözülmesi gerekir. Bazı illerde çek ödemeyene hapis verilirken, bazı illerde serbest kalması nasıl izah edilebilir? Kanun her il için aynı işlemez mi? Çek yasası kafaları karıştırdı, her mahkemeden farklı karar! Çek yasasının TCK’ya uyarlanmaması hukukçuları da böldü. Karşılıksız çeke bazı mahkemelerde beraat, bazılarında ise hapis kararları çıkıyor. 70 bin dava çözüm bekliyor. Binlerce insan, çıkacak sonuçla ya cezaevine girecek yada kurtulacak. TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya da konuyu doğrulamış ve kanunun uyumlu hale getirilmediğini belirtmişti. Avukatlarla konuştuğumda, yeni yasa, TCK’ya uyarlanmadığı için, bazı mahkemeler karşılıksız çek suçundan beraat kararı verirken, bazı hakimler de yasanın yürürlükte olduğu kanaatiyle para cezası vermeyi sürdürüyor. Yaşanan ilginç durum, avukatları da ikiye bölüyor. Bazı avukatlar müvekkillerine, bu konudaki hukuki boşluktan yararlanabilecekleri bilgisini verirken bazıları, ‘Benim bilgim yok, böyle bir gelişme yok’ cevabını veriyor. Sonuç kaos... Cezaevleri iş adamlarıyla dolup taşıyor. Suçu, çekinin karşılıksız çıkması. Yakınları ile konuştum. “Çekleri ödenmediği için iflas etti. Çekini ödeyemedi. Şimdi hapiste” diyorlar. Suçlu kim? Kriz... Ama bazı esnaf, bilinçli olarak sahte çeklerin havada uçuştuğunu, bu yüzden de mağdur olduklarını belirtiyor. Ellerindeki karşılıksız çekleri sallayarak “Beter olsunlar. Hakkımızı yiyenler sürünsün. Daha beter olsun” diyorlar. Bazı esnaf ise bankalara suç buluyor. “Önüne gelene çek defteri verdiler. Tıpkı kredi kartları gibi. Nasıl olsa sorumlulukları yok. Adam bu çeki öder mi ödemez mi diye bakmadılar. Olan bize oldu. Yasa bankalara, çek konusunda sorumluluklar getirilmeli. Karşılıksız çeklerde o da sorumlu olmalı.” diyor. Esnafın ana sorunu bu Başbakanım . Esnafın Recep Tayyip Erdoğan’dan ricası bu. “Ticaretin canlanması için, çek problemi çözülsün” diyorlar. Esnaf iş yapamaz hale gelmiş. Çek yazsam, cezaevine girerim korkusu. Çek alsa ödenir mi? Ödenmezse ne yaparım korkusu. Ne mal alabiliyor, ne de ürettiğini satabiliyor. Kriz yüzünden ortada nakit para da yok. Esnaf ne yapsın? “Mevcut 3167 sayılı Çek Yasası 3 Nisan 1985 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu yasa kapsamında 2003 yılına kadar karşılıksız çek kesenler dolandırıcılık suçundan yargılanıyordu. Ancak 8 Mart 2003 tarihinde Çek Yasası’nın 16. maddesi değiştirildi. Para cezası getirildi.” deniliyor. Ama hala yasa TCK’ ya uyumlu hale sokulmadığı için binlerce mağdur umutla bekliyor. Başbakanım, kısaca esnaf için kanayan bir yara ‘çek’. Bir çözüm üretilmeli. Ve yasaların, her ilde aynı işlemesi sağlanmalı. Benden söylemesi, çek esnafa çok çektiriyor. Hapis cezası çekenler de, çeki ödenmeyenler de çile çekiyor. Sonuç yine çek, ortada yine para yok. Esnaf hapiste, alacaklı avukat peşinde, ne o, ekmek parası uğruna yaşananlara bak! Kimi malını kaptırıyor, kimi dolandırıcı olup, hapsi boyluyor. Başbakanım, vallahi ekmek parası için çırpınan esnaf bunu hak etmiyor. Benden söylemesi. Bu krizde bir kuru ekmeye muhtaç esnaf için bu çile çok ağır geliyor. Benden iletmesi.

Adsız dedi ki...

Merkez Bankası verilerine göre, karşılıksız çek sayısı 2008 yılının sekiz aylık döneminde 950 bin 573 adet idi.

Aynı dönemde, mahkemeler tarafından yapılan bildirimlere göre ise, Merkez Bankasınca duyurulan yasaklanan çek sayısı da yaklaşık yüzde 5 azalarak 50 bin 532'den 48 bin 16'ya indi.

Bankalarca Merkez Bankasına yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurusu yapılan, karşılıksız kaldıktan sonra ödenmiş çek sayısı 2009 yılının sekiz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26,1 artarak 611 bin 109'dan 770 bin 615'e çıktı.

YILLIK BAZDA YÜZDE 15 ARTIŞ
Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı Ağustos ayında, geçen yılın aynı ayına göre yaklaşık yüzde 15 artarak 141 bin 954'e çıktı. Karşılıksız çek sayısı 2008 yılı Ağustos ayında 123 bin 472 adet idi.

Mahkemeler tarafından yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurulan yasaklanan çek sayısı da Ağustos ayında, 2008 yılının aynı ayına göre yaklaşık yüzde 35 azalarak 4 bin 371'den 2 bin 842'ye geriledi.

Bankalarca Merkez Bankasına yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurusu yapılan karşılıksız kaldıktan sonra ödenmiş çek sayısı Ağustos ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,5 artarak 74 bin 235'den 82 bin 40'a çıktı.

AYLIK BAZDA YÜZDE 14,7 AZALDI
Ağustos ayında, bir önceki aya göre Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı yüzde 14,7 azalarak 166 bin 375'den 141 bin 954'e inerken, birikimli karşılıksız çek sayısı yüzde 11,6 yükselerek 1 milyon 224 bin 48'den 1 milyon 366 bin 2'ye çıktı.

Mahkemeler tarafından yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurulan yasaklanan çek sayısı yüzde 31,4 oranında azalarak 4 bin 146'dan 2 bin 842'ye indi.

Aynı dönemde, mahkemelerin bildirimleriyle Merkez Bankasınca duyurulan yasaklanan birikimli çek sayısı yüzde 6,3 artarak 45 bin 174'den 48 bin 16'ya çıkarken, bankalarca Merkez Bankasına yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurusu yapılan karşılıksız kaldıktan sonra ödenmiş çek sayısı yüzde 14 azalarak 82 bin 40 oldu. Temmuz ayında bu sayı 95 bin 441 idi.

Duyurusu yapılan, karşılıksız kaldıktan sonra birikimli ödenmiş çek sayısı da

Adsız dedi ki...

Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı Nisan ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 73,5 artarak 194 bin 837'ye çıktı. Karşılıksız çek sayısı 2008 yılı Nisan ayında 112 bin 318 adet idi.
Mahkemeler tarafından yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurulan yasaklanan çek sayısı da Nisanda 2008 yılının aynı ayına göre yüzde 0,7 azalarak 8 bin 8'den 7 bin 949'a indi.

Adsız dedi ki...

Meclis’e yeni dönemde gelecek en önemli yasalardan birisini çekle ilgili düzenleme oluşturacak. Çek ile ilgili suçları işleyenler bundan böyle Terörist muamelesi görecekler. Çek suçları Terör suçu gibi takibe alınacak ve failler de Terörist gibi yakalanıp yargıya teslim edilecek ve yargılama süreci de yine benzer şekilde yapılacak.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, yeni düzenlemeyle çekin, kara paranın ve Terörün finansmanında kullanılmasının önüne geçmek için önlemler alınacağını söyledi. Karşılıksız çek nedeniyle 2009’da açılan dava sayısının 159 bini aştığını belirten Ergin, karşılıksız çek suçlarında kadınların da sayısının artmaya başladığını ifade etti. Ergin, “12 bin 249 kadına karşılıksız çekten dolayı açılmış dava yürüyor” dedi.

HAPİS CAYDIRMADI
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, MHP Milletvekili Alim Işık’ın soru önergesine verdiği yanıtta, 1985’te kabul edilen yasal değişiklikle karşılıksız çeke hapis cezası getirildiğini hatırlattı. Ergin, “Ancak hapis cezasına rağmen piyasada karşılıksız çek miktarı artmış, ceza davaları önemli rakamlara ulaşmıştır. Son 20 yıl içinde kanun üç defa değiştirildi, üç kez de Anayasa Mahkemesi’nce incelendi. Yeniden yasanın düzenlenmesi gerek” dedi.

ÇEKE Terör AYARI
Yeni hazırlanan tasarıyla tasarıyla kara paranın aklanması ve Terörün finansmanı konusunda düzenlemeye gidildiğine dikkat çeken Ergin’in verdiği bilgilere göre yeni düzenlemede şu unsurlar bulunacak:

---Tüzel kişilere özellikle ticaret şirketlerine ilişkin ödeme ve tahsil işlemlerinin, şirketle ilgili olan veya olmayan gerçek kişilerin hesapları üzerinden yürütülmesi, çek hesabının tüzel kişiye ait olması halinde, bu tüzel kişi adına çek karşılığını süresi içinde bankada hazır tutmakla yükümlü kişi belirli olacak.

--Şirketten ayrılan kişi bu hususta sorumlu tutulamayacak.

--Çeki tüzel kişi adına düzenleyen kişinin adı ve soyadı çekten anlaşılacak.
--Hamiline çeklerin kayıt dışı Ekonominin etkin araçlarından biri olmasının önlenmesi ve çekin, kara paranın aklanmasında, Terörün finansmanında kullanılmamasının engellenmesi de amaçlanıyor. Bankaların çek hesabı açarken yaptıkları araştırmaların derinleştirilmesi, kimlik ve vergi numarası dışında kişinin tacir olup olmadığının açıklığa kavuşması sağlanacak.

-Hesap açtırmak isteyen kişiden yazılı beyan alınacak. Beyanda bulunan kişi sicil numarasını, tüzel kişilerde çekin bedelini tahsile amade kişinin kimler olduğunu belirtecek.

--Tüzel kişinin işlemlerini gerçek kişi üzerinden çek hesabı olarak yürütmesi engellenecek.

-Çekle ilgili düzenlemenin TCK ile uyumlu hale getirilmesi amacıyla, yeni düzenlemeyle birlikte etkin pişmanlık işleyecek.

-Çek defterlerinin ve yapraklarının geri verilmesinin yeniden düzenlenecek. Kullanılmış, dolaşımda olan çeklerin kimlere verildiği, keşide tarihleri belirtilecek.

-Çek hesabı sahibinin gerçek kişi olması halinde kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci olarak tayin edemeyecek.

-Yine tüzel kişi adına çek düzenleyen gerçek kişinin ad ve soyadı çek üzerinde açıkça yazılacak.

-Karşılıksız çekin cezası da yeniden düzenlenecek. Suçun karşılığında ceza olarak çekin karşılıksız kalan kısmıyla sınırlı olarak belirlenecek ve bu durumca ceza oranı artacak.

-- 2008’de açılan çek ile ilgili dava sayısı 211 bin 363
2009’da bu rakam ilk altı ay için 159 bin 774 dava ve bu davalarda yargılanan tam 221 bin 755 kişi var. Kadınlara açılan dava sayısı 12 bin 248, erkeklere açılan dava sayısı ise 146 bin 384,

Adsız dedi ki...

Türkiye hem yeni teknolojileri kullanmada, hem müşteri yaygınlığında dünyada çok ön sıralarda. Türk bankaları, iş yerleri ve kart kullanıcıları bu işi çok iyi götürüyor.

Türkiye’nin bu alandaki öncülüğüne chip&pin’i örnek gösterdi:

- Türkiye, kredi kartlarında chip&pin’i ilk oturtan ülkelerden biri oldu. Artık kredi kartında imza yerine şifre kullanılıyor. Bu da, kartlı harcamaları daha güvenli hale getiriyor.

Söz güvenlikten açılmışken, bu konuda ortadan kalkmayan kuşkuları anımsattım:

- Başta kredi kartı olmak üzere, kartlı ödeme sistemlerinde hâlâ çok ciddi, “Ya bilgilerim çalınırsa, ya birileri benim kartımdan harcama yaparsa” tedirginliği var. Sistemde güvenlik ne aşamada?

- Ödeme sistemlerinde güvenlik en önemli konulardan biri. Bankalarla birlikte sistemin güvenliğini en üst noktaya çıkarmak için sürekli çalışıyoruz. Chip&pin, güvenliği çok üst noktaya taşıyan bir gelişme oldu.

Selanders, hırsızların da boş durmadığına dikkat çekti:

- Bir söz vardır, “Niye banka soyulur, çünkü para oradadır” diye. Kartlı ödeme sistemleri de para gibi olduğuna göre, hırsızlar da her engeli aşmaya çalışacaklardır. Ancak, kart kullanıcıları güvenliğin bugün epey üst noktalara çıktığından emin olabilir.

- Ben şahsen internetten alışveriş yaparken kredi kartı numaramı kullanmaya korkarım. Bankalar “sanal kart” geliştirmiş olsa da her seferinde tedirginlik yaşarım.

- Bankalar ve ödeme sistemi kuruluşları olarak o konuda da önemli mesafe aldık. İçiniz rahat şekilde internetten kredi kartıyla işlem yapabilirsiniz.

Selanders, yeri gelmişken bir gelişmeyi vurguladı:

- Bilgisayar ve cep telefonu teknolojileri de bu konuda çok gelişti. Özellikle cep telefonu, ödeme sistemlerinin önemli parçası haline geliyor.

Aylık aidattan faiz düzeyine kadar özellikle kredi kartlarını çok tartışıyoruz, yerden yere vuruyoruz ama yine de bu konuda dünyada ilk sıralarda yer alıyoruz...

O yüzden MasterCard CEO’su Robert Selander de Türkiye’yi apayrı bir yere koyuyor...

Adsız dedi ki...

Türkiye, krizden güçlenerek çıkar



BANKA ve kredi kartları, bir anlamda ekonominin nabzını ölçen araçlar gibi... MasterCard CEO’su Robert Selander’a bunu anımsatıp, ekledim:

- Dünya şu anda krizin neresinde?

- Ben ekonomist değilim ama...

- Ekonomist olmasanız da özellikle tüketicinin nabzı sizin elinizde...

- Dünya ekonomisini Uluslararası Para Fonu (IMF)-Dünya Bankası raporlarından izliyorum. Çin, Hindistan gibi ülkeler farklılık gösterse de krizden çıkış yavaş olacak görünüyor. Genel kanı böyle.

- Ya Türkiye nasıl görünüyor?

- Türkiye de global krizden etkilendi. Ekonomisinde küçülme oldu. Ancak, izlediğimiz kadarıyla tüketimde aşırı düşme yok...

- Türkiye’de işsizlik de çok arttı...

- Ben herşeye rağmen Türkiye’nin krizden güçlenerek çıkacağına inanıyorum...

Sıkıştıkça kredi kartına yüklenip harcama yapıyoruz...

O yüzden MasterCard gözlüğüyle bakınca tüketim pek düşmemiş görünüyor...

Selander’in, “Krizden güçlenerek çıkarsınız” mesajı yine de moral veriyor...



Kişisel kontrollü harcama öne çıkıyor



MASTERCARD CEO’su Robert Selander, kredi kartlarında harcamanın ucunu kaçıranlar için gündeme gelen çözümlere parmak bastı:

- Artık banka ve kredi
kartları daha da kişisel hale geliyor.

- Nedir “daha kişisel” olan?

- Harcamalarınızı kontrol edebiliyorsunuz.

- Yani, kredi kartı benim adıma, “Bunu alamazsın” gibi bir şey mi diyor?

- Aynen öyle... Kredi kartını alırken, sınırlarınızı önceden belirliyorsunuz. Daha sonra siz o kredi kartını listelemediğiniz işlemler için kullanmaya kalksanız bile, sistem engel oluyor.

- Bu durumda anne-babaların çocuklarına verdikleri ek kartlara, “Alkollü içki, sigara alamaz” gibi sınır koyması mümkün...

- Elbette... Özellikle gençler açısından bu kontrollü kartlar önemli...

Özellikle kredi kartında harcama limitinin yanına bir de “mal ve hizmet sınırı”nın da eklenmesi önemli, üzerinde durulması gereken bir gelişme...

Sınırı başkan koy, ekstrede sürprizle karşılaşma...



Kart sayısında en doğru kararı kullanıcılar verir



DÜNYADA ödeme sistemlerinin büyük oyuncularından MasterCard’ın en tepe yöneticisinin cebinde acaba kaç banka-kredi kartı vardır?

Robert Selander cüzdanını açıp göstermedi ama yanıtı net verdi:

- Ben çok kart taşıyorum.

- Neden?

- Bir kere çalıştığımız
bankalar bana tüm örneklerini gönderiyor.

- Peki onları kullanıyor musunuz?

- Nasıl işlediğini izleyebilmek açısından denemelerim oluyor.

- Bu konuda tüketiciye öneriniz nedir? İdeal kart sayısı ne olmalıdır?

- En doğru kararı tüketicinin kendisi verebilir. Ben, herkesin cüzdanında en az bir MasterCard olmasını isterim...

Cüzdandaki kart sayısı artınca,
“Banka ben istemeden gönderdi” diye kızmak yerine, “kişisel sınır”ları çizmek en doğrusu değil mi?

Adsız dedi ki...

YENİ MYK ÜYELERİ


Erdoğan'ın açıkladığı yeni MYK üyeleriyse şöyle: "Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Abdulkadir Aksu, Teşkilat İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Ekrem Erdem, Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Haluk İpek, Tanıtım ve Medya Başkanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Hüseyin Çelik ( Milli Eğitim eski Bakanı), Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Kürşat Tüzmen, Sosyal İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Nükhet Hotar, Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Hüseyin Tanrıverdi, Ekonomik İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Bülent Gedikli, Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Salih Kapusuz, Mali ve İdari İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Ahmet Edip Uğur, Ar-Ge’den Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Reha Denemeç, Genel Sekreter: İdris Naim Şahin.

LİSTE DIŞI KALAN İSİMLER

Necati Çetinkaya, Edibe Sözen ve Şükrü Ayalan yönetim dışı kaldı

Adsız dedi ki...

Kamu çalışanlarına grevli, toplu sözleşmeli sendika hakkı verilmesini talep eden Türkiye Kamu-Sen ve KESK, uyarı amaçlı iş bırakma eylemini aynı gün gerçekleştirme kararı aldı.
Toplu görüşme sürecinde taleplerini hükümete kabul ettiremeyen memur konfederasyonlarının ayrı ayrı aldıkları eylem kararlarını ortaklaştırma çabaları kısmen sonuç verdi. Görüşmeler sonunda Türkiye Kamu-Sen ve KESK, üretimden gelen gücün daha etkin şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla işbirliğine gitti. Bu sene ilk kez en fazla üyeye sahip konfederasyon olarak toplu görüşmelerde heyet başkanlığı yapan Memur-Sen ise bunun yerine kendi eylem kararlarını tek başına uygulamayı seçti. Türkiye Kamu-Sen ve KESK'in aynı gün yapacağı iş bırakma eyleminin tarihi, konfederasyonların genel başkanları Bircan Akyıldız ve Sami Evren tarafından bugün düzenlenecek ortak basın toplantısı ile duyurulacak. KESK Genel Başkanı Sami Evren, iki konfederasyonun bütün bir eylem programı birlikteliğine gitmediğini ama iş bırakma eylemlerinin aynı gün yapılması konusunda uzlaşmaya vardıklarını söyledi. Evren, konfederasyonların iş bırakma eylemi dışındaki eylemlerini kendi belirledikleri takvim doğrultusunda uygulayacağını ifade etti.
Konfederasyon başkanlarının açıklayacağı tarihte 375 bin 990'ı Türkiye Kamu-Sen ve 224 bin 413'ü KESK üyesi yaklaşık 600 bin kamu çalışanı uyarı amacıyla iş bırakacak.

Adsız dedi ki...

SOKAKLARDA gördüğüm okuyucularım hep aynı soruyu soruyorlar: Türkiye nereye gidiyor?
Kimilerine göre "felakete yelken açıyor"... Kimilerine göre "yeni dünya düzeninde efendi oluyor"... Bana göre ise savruluyor... Sonu belli olmayan bir yapıda savruluyor... Efendi de olabilir, efendileri de...
Tek parça bir yere gidemiyor... Başı "başka", ortası "başka", sonu "başka" yöne doğru savruluyor... Sorun da zaten burada; orta ve son eninde sonunda "başı" takip edecekler ama "bu süreç" Türk halkı için çok sıkıntılı ve sancılı olacak...
Sevgili dostlar, diyeceksiniz ki; nasıl bir mesaj vermek istiyorsun...
Açık ve net olarak şunu söylemek istiyorum; Yeni Dünya Düzeni içinde "alttan yeni bir yapı ve yeni bir Türkiye geliyor" ama bu geliş sırasında "kontrol etmemiz gerekenleri" beceremediğimiz gibi "toplumun bu süreçte" tek parça kalmasını sağlayacak yönetimi de gösteremiyoruz... Halk ayrışıyor, saflara ayrılıyor ve "ruhumuz bölünme tehlikesi" yaşıyor...
Her yolculuk zahmetlidir... Yüksek dağlardan geçip, sıcak denizlere ineceğiz belki ama bu geçiş sırasında "beraber yolculuk" ettiğimiz ve sahip çıkmak zorunda olduklarımıza "sakin olun" diyemiyoruz... Herkes "panik" ve "ne olacak" algısı içinde savrulmanın geçmesini bekliyor...
Peki kimin "dur" demesi lazım "korkanlara" ve "sıcak denizlere" inemeyeceklerini düşünenlere?
Başta siyasi otorite olmak üzere, topluma "yol gösterme" görevi düşen herkes, her kurum, her kuruluş; yapması gerekenleri "sorgulamalı, sentez etmeli" ve sonuçlar çıkarmalı...
Siyasi otorite; kim, hangi şirket, hangi makam sahibi olursa olsun "toplum düşmanlarına" karşı "kesin" ama halka karşı sakin ve ne yaptığını bilen bir hava vermeli! Onun emrindeki kurumlar "yönetildikleri algısını" doğrulamalı ve orada ne için olduklarını bildiklerini "göstermeli"! Medya "parçalayıcı" değil "yapıcı" olmalı ve en önemlisi hangi kesimden olursa olsun toplumun gözleri önünde duranlar; zor zamanda yol gösterme kabiliyetleri olduğunu kanıtlamalı...
Sevgili dostlar, Türkiye savruluyor... Bu savrulma "sonu çok iyi noktalara" varabilecek yeni "dinamikler" doğurabileceği gibi, yol kazaları ile "felaketlere de" dönüşebilir...
Savrulmak, kaos, değişim; yeni olanın başlaması için "gereklidir" ama kaos denklemi içine giren toplumların "başlarında onları" oradan çıkarabilecek insanlar olduğundan emin olmaları gerekir... Büyük değişiklikler için insanlar "çöllere" çıkarılabilir ama çölde atılacak her yanlış adım, "toplumları kendi yaptıkları buzağılara" tapar hale getirir!
Türkiye zor hatta tarihinin en zor günlerinden geçiyor... Alttaki zemin ve içinde bulunduğu ana denklem değişirken, Türkiye'nin de uzaması-kısalması-değişmesi-uyması-bulması gerekiyor...
Sonuç: "Türkiye nereye gidiyor" sorusuna sanırım açıkça cevap verdim! Çok açık olmadıysa şunu da ekleyeyim; Türkiye "savrulmak, devinmek" zorunda! Dünya sert değişecek, olduğumuz yerde kalmamız mümkün değil! Herkes savrulmaya, çarpmaya, acil inişlere hazır olsun!
Son söz: Savrulma riskini göze alamayanlar "yerlerinden kıpırdayamayazlar"! Türkiye "kıpırdamak" ve kendini son elli yıldır "yatalak" hale getiren bütün "etkenleri" temizlemek zorunda...

Adsız dedi ki...

Bizler artık sayıları milyonları bulan , ekonomik kriz sebebiyle çeklerini ödeyememiş esnaflarız.Yalnızca Türkiye Cumhuriyeti devletine haiz olan ‘’Çeklerin düzenlenmesi ve çek hamillerinin korunması hakkında kanun’’ hükümleri çerçevesinde adına para cezası denilen ve Anayasamıza, uydurulmuş bir kılıf maddesiyle HAPİS cezası almış tüccarlarız.Sesimizi duyuramıyoruz ,çünkü hepimiz kaçak durumda ve aranmaktayız.
Çeklerini ekonomik kriz sebebiyle ödeyememiş esnafımıza,bu çeklerini HAPİS korkusu ile ödettiren\ödettirmeye zorlayan,meclisimizi dolaylı olarak etkilemeye çalışan , Banka ve Factoringcilerin T.B.M.M ‘nin üzerinde bir yaptırımı olmasını kınıyoruz.Nitekim Başbakanımız ‘’T.B.M.M ‘nin üzerine hiçbir güç yoktur’’ demiştir.
2009 yılı itibariyle ekonomik krizinde etkisiyle bu zamana kadar katlanarak büyüyen ödenemeyen çek sayısı 3.5 milyonu aşmıştır.Esnafımızı , HAPİS ile korkutarak çekini ödemeye zorlamak, bu rakamlarla da görülmüştür ki imkansız bir hal almıştır.
Ödenemeyen bir çekin yasal sonucu olarak hapis cezası almış tüccarımız ,sadece alacaklı tarafın egosu için bu cezalarla karşılaşmaktadır.Cezasını tamamlayıp cezaevinden çıkanların bir çoğu, kendileri hakkında ceza davası açan alacaklının, borcunu ödemeye de yanaşmamaktır.Bu sebebledir ki artık çeklerde hapis cezalarının caydırıcılık boyutu kalmamıştır.Bu insanlık dışı kanunda alacaklı tarafa verilen bir kağıt parçasının yaptırımı hapis olmamalıdır.ÖZGÜRLÜK ve HÜRRİYET teminat olarak verilemez.
Şuan itibariyle de yüzbinlerce kişi, haklarında hükmü kesinleşmiş ve kaçak bir vaziyette borçlarını kıt imkanlar dahilinde ödemeye çalışmaktadır.Cezaevindeki esnaflarımız hükümetimizden bu konuya acil bir çare beklemektedir.Sayıları milyonları bulan çek cezalısı esnafımızın oy potansiyeli düşünüldüğünde,bir siyasi partiyi meclise gönderecek sayılarla karşılaşılmaktadır.
Her fırsatta duyduğumuz, iyi niyetli-kötü niyetli ayrımı için TCK’ nın ilgili dolandırıcılık maddeleri ile bu sorun çözüme kavuşturulabilir.
Bizler artık babalarımızı istiyoruz.bizler artık eşlerimizi istiyoruz.çocuklarımız aç. Kaçak durumda olan esnafımızın evinden dışarı çıkmaya özgürlüğü yok bu sebepledir ki evlerine süt götüremeyen insanlar var.Bizlere bu özgürlüğümüzü veriniz.borçlarımızı ödemenin her şeyden önce kul hakkı olduğunu iyi biliyoruz.
Sizler,Bankaların, Factoring firmalarının, tefecilerin, eli çantalı lobi faaliyetlerinin değil , biz esnafın vekili olduğunuzu gösteriniz.Bu zamana kadar yapılmış olan çek kanunlarında bir ilki gerçekleştiriniz.T.B.M.M.’ nin her kurumun ve kuruluşun üstünde olduğunu ispatlayınız.Likiditenin ve çeklerin ekonomide dönen payının hesabından çok,insan onuruna verilen değer ile hukukun üstünlüğünü ön plana alınız.
Çek kanunu’nun şuandaki haliyle, Anayasa’ya , Hukuka, Avrupa insan hakları sözleşmesine aykırı olduğu artık tüm kesimler ve kurumlarca bilinmektedir.Yeni kanunda bu hükümlerin kaldırılması hangi etken ve kurumlar tarafından engellenmektedir bilmek istiyoruz.Alacaklı tarafa hiçbir şey kazandırmayan , sadece egonun tatmini için kullanılan , adliyeleri ve mahkemeleri icra dairesine çeviren , iş yükünü artık altından kalkılmaz hale getiren , tüm otoritelerce insanlık dışı kabul edilen , sorgusuz ve savunmasızca hükmü verilen , cezası süre bakımından 5 yıl olan, ailelerin perişan olup dağılmasına yol açan , sosyal patlamaları yavaş yavaş tetikleyen BU YASANIN BİR AN EVVEL SONUÇLANMASI VE AVRUPA BİRLİĞİ NORMLARINA GÖRE UYARLANMASINI İSTİYORUZ. BİZ ESNAF OLARAK HALEN T.B.M.M. ‘ NİN ÜZERİNDE HİÇBİR GÜCÜN OLMADIĞINA İNANIYORUZ..

Adsız dedi ki...

Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in, MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın soru önergesine verdiği yanıt, karşılıksız çek nedeniyle açılan davaların 2008 ve 2009 yılında arttığını ortaya koydu. Verilere göre, 2009 yılında karşılıksız çek nedeniyle cezaevlerine giren kişi sayısı bin 461 oldu.

Bakan Ergin'in Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü ile Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı'na ait istatistiklere dayanarak verdiği bilgilere göre, 2009'un ilk 6 ayında karşılıksız çek nedeniyle ceza mahkemelerinde 159 bin 774 dava açıldı. Bu davalarda 221 bin 755 kişi hakim karşısına çıktı. 2009'un 6 ayında çek davaları nedeniyle bin 461 kişi hapse girdi. Bunlardan 5'ini çekle ilgili ihtara ve yasaklamaya uymama, 67'sini Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanun'a muhalefet, diğerlerini de karşılıksız çek keşide etme suçu oluşturdu.

HER AY 100 BİN ÇEK KARŞILIKSIZ CIKIYOR
EsnafIn, tüccarın elinin darda olup olmadığını gösteren önemli bir gösterge olan karşılıksız çek sayısında önemli artışlar dikkati çekiyor. 2007 ilk 7 ayından 2008 ilk 7 ayına karşılıksız çek sayısında yüzde 11.5 artış yaşanmışken, 2008'den 2009'a bakıldığında oranın yüzde 28.2'ye çıktığı göze çarpıyor. Türkiye'de her ay yaklaşık 100 bin adede yakın çek karşılıksız çıkıyor ve hukuki işleme tabi oluyor. Protestolu senet tutarında ise ilk 6 ayda yüzde 29.27'lik artış söz konusu

Adsız dedi ki...

Karşılıksız çeklere ilişkin işlemler 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” hükümlerine dayalı olarak yerine getirilmektedir.

Negatif nitelikli bireysel kredilere ilişkin uygulamada, borcunu vadesinde ödememesi nedeniyle kimlik bilgileri Bankamıza bildirilen banka müşterileri ile bu müşterilerden daha sonra borcunu ödeyenlerin bilgileri, Bankamızca santralize edilerek aylık dönemler halinde sisteme katılan bankalara aktarılmakta ve bu bilgiler bireylerin kredilendirilmesi aşamasında değerlendirilmek amacıyla referens kaynak olarak bankaların veri tabanlarında tutulmaktadır.

Söz konusu Kanun uyarınca; karşılıksız çek keşide eden hesap sahiplerine ilişkin banka genel müdürlüklerince Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na gönderilmekte olan karşılıksız çek bildirimleri ile bu bildirimlere ilişkin sonradan yapılan ödemelere ait bildirimler ve mahkemelerce 1-5 yıl süre ile bankalarda çek hesabı açtırmaktan yasaklananlara ilişkin olarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na bildirilen karşılıksız çek keşide edenler hakkındaki yasaklama kararları, haftalık dönemler halinde birleştirilerek tüm banka genel müdürlüklerine duyurulmaktadır.

Bankalar, bu bilgileri kendi bilgisayarlarına yükleyerek Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ile hiç bir bağlantısı bulunmadan çek hesabı açtırmak isteyen kişilerin yasaklılık ve engel durumu bulunup bulunmadığını değerlendirmektedir.

Bu çerçevede, mahkemelerce verilen çek hesabı açtırma yasağının dışında çek bedellerinin ödenmiş olması koşuluyla herhangi bir yasak bulunmamaktadır.

Ayrıca, 31.12.2003 tarih, 25333 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5033 sayılı Karşılıksız Çek ve Protestolu Senetler ile Kredi ve Kredi Kartları Borçlarına İlişkin Kayıtların Dikkate Alınmaması Hakkında Kanun uyarınca; ödeme tarihi 23.12.2003 tarihinden önce olan ve karşılıksız çıkan çeklerden Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce veya yürürlük tarihinden itibaren üç ay içinde ödenmiş olanlar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kayıtlarından silinmiştir.

Adsız dedi ki...

Karşılıksız çek yüzünden hapis yatan çek mağdurlarının yakınları Ümraniye Kapalı E Tipi Cezaevi önünde basın açıklaması yaptı.

Yapılan basın açıklamasında DTP'li Milletvekili Hasip Kaplan'a teşekkür edilirken, çeklerle ilgili gerekli düzenlemenin yapılmaması halinde AİHM'ye başvurulacağı belirtildi.
Ümraniye Kapalı E Tipi Cezaevi önünde toplanan yaklaşık 50 kişilik grup, karşılıksız çek yüzünden cezaevinde olan yakınlarının sorunlarına çözüm bulunması için basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını okuyan Burhan İşçan, Kur'an-ı Kerim'den ayetlerden örnekler vererek faizin haram olduğunu anlattı.

Hükümetin bazı politikalarını da eleştiren Burhan İşçan vatandaşa bankaların büyük sorunlar yaşattığını iddia etti. Hükümet ve muhalefet vekillerini eleştiren, çek mağdurlarının sözcüsü Burhan İşçan konuşmasında Demokratik Toplum Partisi (DTP) milletvekili Hasip Kaplan'a teşekkür etti. İşcan, "Sayın DTP Milletvekili Hasip Kaplan meclis kürsüsünde kredi kartınızı kestiğiniz için sizi kutlarım, diğer milletvekillerinden de aynı olgunluğu beklerdim. Sayın Vural, Sayın Kılıçdaroğlu hani verdiğiniz sözler, tatiliniz nasıl geçiyor? Çocuklarınıza bakarken hiç bizim çocuklarımızı gördünüz mü, aklınıza geldi mi" diye konuştu.

Yargıtay'a da seslenen İşcan, çeklerle ilgili gerekli düzenlemenin yapılmasını istediklerini aksi takdirde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvuracaklarını söyledi. Cezaevinde yakınları bulunanlarda duruma isyan ederek, biran önce gerekli düzenlemelerin yapılarak mağduriyetlerine son verilmesini istedi. Bir şirkette müdürlük yaparken attığı bir imza yüzünden hapse giren ve iki gün önce tahliye olan Hakan Sarıtaş ise, "İçerde olmak çok zor. İçerde para yüzünden bulunmak onur kırıcı. İki gün önce çıktım, ben inanıyorum ki yasayı çıkardılar ama bir çekince var. Yasanın neden yürürlüğe girmediğini merak ediyoruz. İçerden çıktım ama bunun garantisi yok. Aynı olay yeniden başımıza gelebilir. İçerde durum çok vahim, açlık greviyle ilgili planları var. İnsanlar bir cevap istiyor" diye konuştu.
Küçük çocuklarında katıldığı basın açıklamasında, "Suçlu değil borçluyuz, özgürlüğümüz teminat değil" yazılı pankartlar taşıyan grup basın açıklamasının ardından olaysız bir şekilde dağıldı.

Adsız dedi ki...

Karşılıksız çek nedeniyle para cezası alan ünlü oyuncu ABD'ye uçtu.
Uğur Yücel Amerika'ya gitti
Karşılıksız çek nedeniyle para cezası alan ünlü oyuncu ABD'ye uçtu.


Türk Hava Yolları'nın tarifeli uçağı ile bugün saat 10:20'de İstanbul'dan New York'a giden ünlü oyuncu Uğur Yücel birikmiş mil puanlarıyla First Class sınıfında seyahat etti.

Atatürk Havalimanı'na da bir bagajla geldiği öğrenilen Yücel'in çıkış yasağı olmadığı için Türkiye'den çıkış işlemlerinde herhangi bir sorun da olmadı. Karşılıksız çek nedeniyle para cezası alan ve 97 bin lira tutan bu cezayı yatırmadığı takdirde hapis cezasına çarptırılabileceği öğrenilen Uğur Yücel'in ne zaman Türkiye'ye döneceği merak kronusu oldu.

Yücel'in Tek Faktoring A.Ş'ye olan borcu karşılığında verdiği 97 bin TL'lik çekin karşılıksız çıktığını öne süren şirket yetkilileri, mahkemeye başvurmuştu. Yücel, çek miktarı kadar para cezasına çarptırıldı. Oyuncu, para cezasını ödemediği takdirde hapis cezasına çarptırılacak. Bu kararla hapis cezasıyla karşı karşıya kalan Yücel'e ikinci kötü haber de geldi. Verilen para cezasının taksitlendirilemeyeceğine hükmeden mahkeme, oyuncunun 1 yıl süreyle bankalarda hesap açmasına da yasak getirdi

Adsız dedi ki...

Karşılıksız Çek Vermekten Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay Tutuklandı Karşılıksız Çek Verdiği Gerekçesiyle Antalya'da Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay, Tutuklanarak Cezaevine Gönderildi.
Karşılıksız çek verdiği gerekçesiyle Antalya'da gözaltına alınan yönetmen Ezel Akay, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Altın Portakal Film Festivali için geldiği Antalya'da bu sabah kaldığı Dedeman Otel'de polis tarafından gözaltına alınan Ezel Akay karşılıksız çek verme suçunu konu alan 3167 Sayılı Kanun'a muhalefetten Asayis Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

Daha sonra Antalya Adliyesi'ne getirilen yönetmen Ezel Akay'ın borcunu ödemediği anlaşıldı. Adliye nezaretinde sabah saatlerinden beri bekletilen Ezel Akay hakkında Fatih Adliyesi tarafından çıkarılan tutuklama müzekkeresi bulunduğu belirtildi.

Akay daha sonra tutuklanarak Antalya E Tipi Cezaevi'ne gönderildi.

Adsız dedi ki...

Karşılıksız Çek Vermekten Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay Tutuklandı Karşılıksız Çek Verdiği Gerekçesiyle Antalya'da Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay, Tutuklanarak Cezaevine Gönderildi.
Karşılıksız çek verdiği gerekçesiyle Antalya'da gözaltına alınan yönetmen Ezel Akay, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Altın Portakal Film Festivali için geldiği Antalya'da bu sabah kaldığı Dedeman Otel'de polis tarafından gözaltına alınan Ezel Akay karşılıksız çek verme suçunu konu alan 3167 Sayılı Kanun'a muhalefetten Asayis Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

Daha sonra Antalya Adliyesi'ne getirilen yönetmen Ezel Akay'ın borcunu ödemediği anlaşıldı. Adliye nezaretinde sabah saatlerinden beri bekletilen Ezel Akay hakkında Fatih Adliyesi tarafından çıkarılan tutuklama müzekkeresi bulunduğu belirtildi.

Akay daha sonra tutuklanarak Antalya E Tipi Cezaevi'ne gönderildi.

Adsız dedi ki...

Karşılıksız çekler ve sair para cezalarına ilişkin, tayasada hüküm konmamıştır. 6183 sayılı yasaya dahilk olan takiplerin duracağı benimsenmiş; ancak Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kanun hükümleri kapsam dışı bırakılmıştır.
Burada, genel hükümlere göre yorum yapmak gerekir. İflasın ertelenmesi, boçlunun mal varlığının düzeltilmesi için konmuş bir tedbirdir. Borçlunun durumunun düzeltilmesi için iyileştirme projesinin mahkemece kabul edilmesi sonucu, şirkete kayyum tayin edilir. Borçlu kendi başına ödeme yapmaktan men edilir. Bu nedenle, iflasın ertelenmesi kararından sonraki tarihi taşıyan çeklerden, ceza verimesinin sözkonusu olamayacağı kanısındayım. Ancak bu ceza verilemem, davanın düşmesi değil, iflasın ertelenmesi süresi içersinde bekletici mesele olacağını düşünmek daha uygun olur.
Eski tarihli çekler için de, karar mercii hakimdir. Yasada, İyileştirme projesinin amacına ulaşması için hakimin gerekli tedbirleri alabileceği açıklanmıştır. Bu nedenle, hakim, çeklerin ödemelerinin durdurulması için tedbir kararı verebilir. Bu durumda, bunlar da bekletici sorun nedeniyle, ceza sorumluluğundan geçici olarak kurtulacaktır.
Ya da, İnfaz yazasındaki mücbir sebepler ile, Savcıların infazının ertelenmesi düşünülebilir

Adsız dedi ki...

hakimin karşılıksız çekten dolayı ceza vermemesinin hukuki bir dayanağı yoktur. Ancak bu konuda hakimlerin kafası karışık kendi düşünceleri tarzında kararlar yaratıyorlar. Ne icra ve iflas kanununda ne de 3167 s. kanunda bu konuda ayrık bir hüküm yoktur. Ceza verilmesi gerekmektedir ve nitekim bildiğim kadarıyla ceza verilmektedir

Adsız dedi ki...

4814 sayılı Yasa ile (CMUK’un 8’inci maddesinde düzenlenen kurala istisna olarak) bu suça bakmakla yetkili üç adet farklı yer mahkemesi belirlenmiştir. Bunlar:
Suça konu çekin ibraz edildiği yer,
Suça konu çekin keşide edildiği yer,
Şikâyetçinin yerleşim yerinin bulunduğu yer,
Mahkemeleridir.
Şikâyetçi, yukarıda sayılan üç yerden herhangi birisinde şikayet hakkını kullanabilecektir. Başka bir deyimle şikayetçiye seçimlik hak tanınmıştır. Şikayet üzerine bu üç yerden herhangi birinde fail ya da failler hakkında kamu davası açıldığında sanık yetki itirazında bulunamaz (bulunsa da mahkemece kabul edilmez). Keza bu üç yer ( avcılığı ya da ) mahkemesi görevsizlik kararı da veremez.

Şikayetçi bu üç yerden hangisine önce başvurmuş ise görevli (savcılık ya da) mahkeme orasıdır. Zira şikayetçi seçimlik hakkını bu şekilde kullanmıştır. Ancak sonradan görevli (savcılık ya da ) mahkemenin değiştirilmesini isteyemez. Kamu davasının yetkisiz olan (sayılan yerler dışında) bir mahkemeye açılmış olması ve sanığın yetki itirazında bulunması durumunda davanın gönderileceği yetkili mahkeme, öncelikle şikayetçinin başvurduğu yer mahkemesi yetkili ise o yer mahke­mesi, başvurduğu yer mahkemesi yetkili değilse Yasadaki sıralamaya göre yetkili mahkeme belirlenmelidir. Bu suçlarda görevli mahkeme, asliye ceza mahkemesidir.

Adsız dedi ki...

ÇEK: Çekin karşılığının tamamen veya kısmen bulunmaması halinde hamilin talebi üzerine keşidecinin bankaca bilinen adresleri kendisine verilecek. Yasada, ileri ödeme tarihli çekler konusunda yürürlükteki ibrazında ödeme yapılacağı hükmü olduğu gibi korunuyor. Ancak çekin ödeme tarihinden önce tahsili durumunda, karşılığı bulunmayan çek için vade tarihine kadar herhangi bir hukuki yola başvurulamayacak. Çeki karşılıksız çıkan bir kişi, en geç 10 gün içinde karşılıksız çıkan kısmın yüzde 10'nu kadar tazminatı ve gecikme faizini ödemek koşuluyla, düzeltme hakkı kullanarak yeniden çek düzenleme olanağına kavuşabilecek.

Adsız dedi ki...

MADDE 8.- (1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır.

(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır.

Davaların birleştirilerek açılması

MADDE 9.- (1) Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir.

Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması

MADDE 10.- (1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.

(2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tabi olduğu yargılama usulü uygulanır.

(3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur.

Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme

MADDE 11.- (1) Mahkeme, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görürse, bu bağlantı 8 inci maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verilebilir.

Adsız dedi ki...

Yeni cek yasası cıktı,starda izledim carşamba günü cıkıyormuş. sadece adli paravcezası 150 ytl...

Adsız dedi ki...

bu yasa ne getirecek parasını ödeyen öderdi hapsede girmezdi

Karşılıksız Çek dedi ki...

TCY.nın 73/8 ve CYY.nın 253 vd. maddelerinde düzenlenen uzlaşma hükümleri, 3167 sayılı Yasanın 16/b ve 16/c maddelerinin yerine geçip onları ortadan kaldıran ve uygulama yeteneğini yok eden düzenlemeler olmayıp, bu düzenlemeleri de kapsayan, fail ve mağdura sağlanan hak ve yetkileri genişletici ve tamamlayıcı hükümler olup, 3167 sayılı Yasa hükümlerine aykırılık oluşturmadığı gibi, onlarla da çatışmamaktadır.

Bu nedenle şikayet bulunduğunda, öncelikle uzlaşma hükümlerinin uygulanması yasal zorunluluğu yerine getirilecek; uzlaşılmadığı takdirde 3167 sayılı Yasanın 16/b ve 16/c maddelerindeki yetki ve olanaklar özgür irade ile kullanılabilecektir.

DAVA : Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanığın, 3167 sayılı Yasanın 16/1. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 1 yıl süre ile bankalarda çek hesabı açmak ve çek keşide etmekten yasaklanmasına ilişkin, İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 15.05.2001 gün ve 989-2233 sayılı hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 24.03.2003 gün ve 8340-3287 sayı ile;

"...08.03.2003 tarih 25042 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Yasada Değişiklik yapılmasına ilişkin 4814 sayılı Yasanın Geçici 1 ve 2. maddeleri ile TCY.nın 2/2. maddesi hükmü nazara alınarak uygulama yapılmasında yasal zorunluluk bulunması" gerekçesiyle bozulmuş, Bozmaya uyan Yerel Mahkemece 16.10.2003 gün ve 348-713 sayı ile; 4814 sayılı Yasayla değişik 3167 sayılı Yasanın 16. maddesi uyarınca sanığın çek tutarı olan, 316.000.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, 1 yıl süre ile çek keşide etmekten ve bankalarda çek hesabı açmaktan yasaklanmasına karar verilmiş,

Sanık müdafi tarafından temyiz edilen bu hüküm, dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 10.06.2005 gün ve 1236-5918 sayı ile onanmıştır. Yargıtay C.Başsavcılığınca 17.06.2005 gün ve 26558 sayı ile, "01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Yasası'nın 73. maddesi, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı bulunan suçlarda yeni bir kurum olarak getirdiği uzlaşma yöntemini öncelikle uygulanmasını zorunlu olarak öngörmüş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasası'nın 253 ve 254. maddelerinde ise uzlaşma usulü düzenlenmiştir.

Karşılıksız çek keşide etmek suçu şikayete bağlı suçlardandır. Gerek yeni maddi ceza, gerek ceza usulü yasalarımız şikayete bağlı suçlarda uzlaşma hükümlerine tabi olmama yönünde istisna kabul etmemiştir. Uzlaşma şikayete bağlı tüm suçlarda uygulama alanı bulacaktır

Adsız dedi ki...

• KARŞILIKSIZ ÇEK KEŞİDE ETMEK SUÇU ( TCY. 73/8 ve CYY. 253 vd. Maddelerinde Düzenlenen Uzlaşma Hükümleri/3167 S. Yasa Hükümlerine Aykırılık Oluşturmadığı ve Çatışmadığı - Şikayet Bulunduğunda Öncelikle Uzlaşma Hükümlerinin Uygulanmasının Yasal Zorunluluk Olduğu )
• KARŞILIKSIZ ÇEK KEŞİDE ETMEK SUÇUNDA ÖNCELİKLE UZLAŞMA HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASI ZORUNLULUĞU ( TCY. 73/8 ve CYY. 253 vd. Maddelerinde Düzenlenen - Fail ve Mağdura Sağlanan Hak ve Yetkileri Genişletici ve Tamamlayıcı Hükümler Olduğu )
• UZLAŞMA ( Yeni Ceza ve Ceza Usulü Yasalarımızda Şikayete Bağlı Suçlarda Uzlaşma Hükümlerine Tabi Olmama Yönünde İstisna Kabul Edilmediği - Karşılıksız Çek Keşide Etmek/Şikayet Bulunduğunda Öncelikle Uzlaşma Hükümlerinin Uygulanmasının Yasal Zorunluluk Olduğu )
• ŞİKAYETE BAĞLI SUÇLAR ( Karşılıksız Çek Keşide Etmek/Şikayet Bulunduğunda Öncelikle Uzlaşma Hükümlerinin Uygulanmasının Yasal Zorunluluk Olduğu - Yeni Ceza ve Ceza Usulü Yasalarımızda Bu Suçlarda Uzlaşma Hükümlerine Tabi Olmama Yönünde İstisna Kabul Edilmediği )
• YENİ CEZA VE CEZA USULÜ YASALARIMIZ ( Şikayete Bağlı Suçlarda Uzlaşma Hükümlerine Tabi Olmama Yönünde İstisna Kabul Edilmediği - Karşılıksız Çek Keşide Etmek/Şikayet Bulunduğunda Öncelikle Uzlaşma Hükümlerinin Uygulanmasının Yasal Zorunluluk Olduğu )
• FAİL VE MAĞDURA SAĞLANAN HAK VE YETKİLERİ GENİŞLETİCİ VE TAMAMLAYICI HÜKÜMLER ( TCY. 73/8 ve CYY. 253 vd. Maddelerinde Düzenlenen Uzlaşma Hükümleri - Karşılıksız Çek Keşide Etmek Suçunda da Öncelikle Uygulanmasında Yasal Zorunluluk Bulunduğu )
• MAĞDUR VE FAİLE SAĞLANAN HAK VE YETKİLERİ GENİŞLETİCİ VE TAMAMLAYICI HÜKÜMLER ( TCY. 73/8 ve CYY. 253 vd. Maddelerinde Düzenlenen Uzlaşma Hükümleri - Karşılıksız Çek Keşide Etmek Suçunda da Öncelikle Uygulanmasında Yasal Zorunluluk Bulunduğu )
3167-1/m. 16/b-c
5237/m. 5, 73/8
5271/m. 253, 254, 255
5252/m.Geç.1
ÖZET : Karşılıksız çek keşide etmek suçu şikayete bağlı suçlardandır. Gerek yeni maddi ceza, gerek ceza usulü yasalarımız şikayete bağlı suçlarda uzlaşma hükümlerine tabi olmama yönünde istisna kabul etmemiştir. Uzlaşma şikayete bağlı tüm suçlarda uygulama alanı bulacaktır.

Karşılıksız Çek dedi ki...

Buna göre şikayet vaki olduğunda CYY'nın 253. maddesindeki usül gereği olarak uzlaşma süreci başlatılacaktır. Bu süreçte yasal otorite yönetiminde çek bedelinin veya karşılıksız kalan kısmının önemli bir miktarının ödenmesinin fail tarafından kabul edilmesi ve buna şikayetçinin rıza göstermesi ve sonucunda da tarafların uzlaşıp failin uzlaşılan miktarı ve masrafları ödemesi soruşturmayı ve kovuşturmayı sona erdirecektir. Bu, sanığa yeni ceza yasasının tanıdığı yeni bir imkândır. Zararın uzlaşılan miktarının ve giderlerinin ödenmesi şikayetten vazgeçme yanında ayrı bir takipsizlik veya davanın düşme nedenidir. Hiçbir zaman soruşturma ve kovuş­turmada şikayetten vazgeçme hakkını kısıtlayan bir durum yaratmamaktadır. Uzlaşma olmadığı takdirde sonraki her evrede şikayetçi vazgeçme hakkını kullanabilecektir. Yine fail çek tutarının tamamını veya karşılıksız kalan kısmını evrelerine göre değişen tazminat ve gecikme faizini ödemesi halinde ceza davası düşecek veya tüm sonuçlarıyla ortadan kalkacaktır. Görülmektedir ki uzlaşma hükümleri, 3167 sayılı Yasa'nın "hükmün kesinleşmesinden sonra şikayetten vazgeçildiğinde de hüküm bütün cezai sonuçlarıyla ortadan kalkar" şeklinde 16/b maddesinin 3. fıkrası ve "Davanın açılmasına engel olan davayı düşüren ve cezayı ortadan kaldıran nedenler" başlıklı 16/c maddesinin uygulanmasına engel değildir.

Uzlaşma ile 3167 sayılı Yasanın 16/b ve 16/c maddeleri çatışmamaktadır.

Diğer bir ifade ile uzlaşma hükümleri 16/b ve 16/c maddelerine aykırı değildir. Yani, onların yerine geçip onları ortadan kaldıran, uygulama yeteneğini yok eden düzenleme içermemektedir. Zira, şikayet vaki olduğunda öncelikle uzlaşma hükümlerinin uygulanması yasal zorunluluğu yerine getirilecek; uzlaşılmadığı takdirde 16/b ve 16/c maddelerindeki yetki ve imkânlar özgür irade ile kullanılabilecektir. Bu durumda uzlaşma faile hatta şikayetçiye tanınan yeni bir imkândır. İhtilafın kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli mercilerin daha fazla meşgul edilmeyerek sonuçlandırılması amacını gütmektedir.

Türk Ceza Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasada Değişiklik Yapılmasına Dair 5349 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinin "Diğer yasaların, 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 1. kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili yasalarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2006 tarihine kadar uygulanır" şeklindeki hükmünün uzlaşma kurumu yönünden uygulama alanı bulunmamaktadır. Zira, uzlaşma yukarıda açıklandığı üzere, 3167 sayılı Yasaya aykırı bir düzenleme değildir.

Karşılıksız Çek dedi ki...

Sonuç olarak uzlaşma, 3167 sayılı Yasanın 16/b ve 16/c maddelerine aykırı değildir. Soruşturmada ve davada ayrı bir uygulama yeri vardır. Yeni Ceza Yasasının getirdiği bu imkândan sanığın mahrum edilmesine yol açacak yorum ve uygulama uzlaşma kurumunun temel fikrine aykırılık oluşturacaktır." gerekçeleriyle itiraz yasayoluna başvurularak, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin onama kararının kaldırılması, 5271 sayılı CYY.nın 254. maddesi uyarınca uzlaştırma işlemleri yapılmak üzere, Yerel Mahkeme hükmünün bozulması isteminde bulunulmuştur.

Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca okunup, konu müzakere edilmiş ve açıklanan karara varılmıştır.

KARAR : Sanığın karşılıksız çek keşide etmek suçundan, 3167 sayılı Yasanın 16/1. maddesi uyarınca çek bedeli olan 316.000.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına,1 yıl süre ile çek keşide etmekten ve bankalarda çek hesabı açmaktan yasaklanmasına karar verilen somut olayda; Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasında, sübut ve nitelendirmede herhangi bir uyuşmazlık bulunmayıp, çözülecek sorun, 5237 ve 5271 sayılı Yasalarla hukukumuza giren uzlaşma kurumunun, 5349 sayılı Yasa ile 5252 sayılı Yasaya eklenen, Geçici 1. maddedeki düzenleme karşısında, karşılıksız çek keşide etmek suçlarında uygulama olanağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren, 5237 sayılı Türk Ceza Yasası'nın, 73. maddesinin 8. fıkrasında; "Suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olup, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bulunan suçlarda, failin suçu kabullenmesi ve doğmuş olan zararın tümünü veya büyük bir kısmını ödemesi veya gidermesi koşuluyla mağdur ile fail özgür iradeleri ile uzlaştıklarında ve bu husus Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından saptandığında kamu davası açılmaz veya davanın düşürülmesine karar verilir." hükmü ile hukukumuzda uzlaşma kurumuna yer verilmiş, düzenlemenin amacı ve uygulanma koşulları ise madde gerekçesinde şu şekilde açıklanmıştır. "uzlaşma, esasında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda yer alması gereken yeni bir kurumdur; ancak Ceza Kanununda esas hükmün yer alması ve Usul Kanununda uygulamanın düzenlenmesi zorunludur.

Adsız dedi ki...

Fıkrada ceza adalet sisteminde reform sayılabilecek bir kurum olarak "Uzlaşma" kurumu tanımlanmıştır.

Çağımızda suç mağdurlarına karşı ceza adalet sisteminde, mağdurların yararları yönünde yeni bir duyarlılığın ortaya çıktığı görülmektedir.

Ülkemizde bugüne kadar mağdurlara karşı gösterilen özel dikkat sadece bazı adam öldürme, terör ve örgütlü suçlar bakımından söz konusu oluyordu. Bazı özel kanunlarda ( örneğin 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdî Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda olduğu gibi ) suç mağdurlarına veya ailelerine Devletin tazminat ödemesi öngörülmektedir.

Bununla beraber çağdaş ceza kanunlarında diğer bir kısım suçlar bakımından da koruma ilkeleri meydana çıkmaya başlamıştır. XXI. Yüzyıl adalet sistemi mağdurun tatmin edilmesini de ön plâna çıkarmış bulunmaktadır. Bugün anlaşılmıştır ki, suça karşı salt ceza yaptırımları yeterli değildir. Zararın giderilmesi ve onarım, hiç şüphesiz, adaletin temel amacını oluşturmaktadır. Ancak bu, tek görünüm değildir.

Uzlaşmanın hedefi suçun işlenmesinden sonra fail ve mağdur arasında meydana gelen çekişmeyi, bir arabulucunun girişimini sağlayarak çözmek ve adaleti sağlamaktır. Failin neden olduğu zararın giderilmesi, fail-mağdur arasındaki barış, uzlaşmanın asıl unsurunu oluşturur. Fail-mağdur arasında uzlaşma dışında da, tazminatın sağlanması olanaklıdır. Ancak uzlaşma kurumunda, zararın giderilmesi ve onarım yanında ayrıca bir moral unsur da vardır. Bu nedenle fail-mağdur arasındaki uzlaşma suçun faili bakımından cezanın "özel önleme" fonksiyonuna yardım ettiği gibi mağdurun ve genel olarak kamunun da yararlarının korunmasını sağlar. Fail, uzlaşma ile, işlediği suçun sorumluluğunu kabul edip üstlenerek ve sonuçlarını da gidererek toplumla yeniden bütünleşme olanağını elde etmiş olur. Böylece failin ceza sorumluluğunu tespit ve zararın giderilmesi için gereken yapılmış bulunacağından, mağdur bakımından da adalet yerine getirilmiş olur. Fail-mağdur arasındaki uzlaşma, bundan başka, kamuda da, fiille ihlâl edilmiş olan hukuk kurallarının geçerliliğini vurgulamış ve dolayısıyla kamusal barışın yeniden kurul­masına hizmet etmiş olur.

Adsız dedi ki...

Tasarının kabul ettiği sisteme göre, uzlaşma aşağıdaki esaslara göre gerçekleştirilmektedir.

a ) Uzlaşma sadece soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar için geçerlidir. Böylece sadece küçük ihtilâfları içeren suçlar bakımından ( hakaret, sövme, tehdit, basit nitelikli eylem gibi ) bu yola gidilebilecektir. Bu ayırım ile, hukukumuzda yargı organlarının daha ağır suçlara ayırabilecekleri zaman alanı genişletilmekte ve küçük suçlarda tamamen yenileştirilmiş bir yaptırım sistemi geliştirilmektedir. Tasarı, ceza adaletinde onarıcı bir sistemi böylece organik olarak gerçekleştirmektedir.

b ) Failin suçu ve sorumluluğunu kabullenmesi gerekir. Fail fiilini inkâr etmemelidir. Fail, kendisine isnat olunan suçları işlemediğini öne sürecek olursa o zaman ceza yargılama kuralları uygulanarak durumun aydınlatılması gerekir ve uzlaşma kurumu işletilmez.

c ) Fail suçtan doğan zararın tümünü veya büyük bir kısmını ödemeli ve gidermelidir. Zararın giderilmesi failden dikkati çekecek surette büyük miktarda edimlerin yerine getirilmesini veya kişisel bir takım özverilerde bulunmasını gerektirdiği durumlarda, failin bütünüyle veya geniş bir kısmı itibarıyla mağdurun zararlarını tazmin etmeye çalışması aranır.

d ) Fail ve mağdur özgür iradeleri ile uzlaşmalıdırlar. Uzlaşma yoluna gidecek olan fail ve mağdur, bu yolu, gönüllü olarak kabul etmelidirler.

Fiil, doğru olarak ve her iki tarafça kabul edilebilecek şekilde saptanmalı ve bir çözüm yolu bulunmalıdır.

e ) Fail veya mağdurun uzlaştıkları Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından saptanmalıdır. Suçtan doğan zararın onarımına veya zararın giderilmesine ilişkin taraf iradeleri ceza yargılama hukuku kurallarına göre saptanacaktır.

f ) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı fail-mağdur arasındaki uzlaşmayı saptadığında kamu davası açmayacaktır. Bu tespit kovuşturma evresinde hâkim tarafından yapıldığında fail hakkında mahkûmiyet hükmü verilemeyecektir. Bunun anlamı şudur ki, failin suçun zararlı sonuçlarını gidermek üzere yapacağı hareketler, ceza kovuşturmasının başlamaması veya son verilmesi ile sonuçlanacaktır."

Adsız dedi ki...

Uzlaşma usulü ise; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasının 253, 254 ve 255. maddelerinde düzenlenmiş olup, maddedeki hükümler şu şekildedir.

"Uzlaşma

MADDE 253. - ( 1 ) Cumhuriyet savcısı, yapılan soruşturmanın durumuna göre, kanunun uzlaşma yapılabilmesi olanağını verdiği hâllerde, faili bu Kanunun öngördüğü usullere göre davet ederek suçtan dolayı sorumluluğunu kabul edip etmediğini sorar.

( 2 ) Fail, suçu ve fiilinden doğmuş olan maddî ve manevî zararın tümünü veya bunun büyük bir kısmını ödemeyi veya zararları gidermeyi kabullendiğinde durum, mağdura veya varsa vekiline veya kanunî temsilcisine bildirilir.

( 3 ) Mağdur, verilmiş olan zararın tümüyle veya büyük bir kısmı itibarıyla giderildiğinde özgür iradesi ile uzlaşacağını bildirirse, soruşturma sürdürülmez.

( 4 ) Cumhuriyet Savcısı, fail ile mağdur arasında uzlaşma işlemlerini idare etmek, tarafları bir araya getirerek bir sonuca ulaşmalarını sağlamak üzere, fail ve mağdurun bir avukat üzerinde anlaşamadıkları takdirde, bir veya birden fazla avukatın uzlaştırıcı olarak görevlendirilmesini barodan ister.

( 5 ) Uzlaştırıcı, başvurunun yapıldığı tarihten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaşmayı sonuçlandırır. Cumhuriyet savcısı bir defaya mahsus olmak üzere bu süreyi otuz gün daha uzatabilir. Uzlaştırma süresince zamanaşımı durur.

( 6 ) Uzlaşma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma sırasında ileri sürülen bilgi, belge ve açıklamalar taraflarca izin verilmedikçe daha sonra açıklanamaz. Uzlaştırmanın başarısız olması nedeniyle daha sonra dava açılması halinde uzlaştırma sırasında failin bazı olayları veya suçu ikrar etmiş olması davada aleyhine delil olarak kullanılmaz.

( 7 ) Uzlaştırıcı, yaptığı işlemleri ve uzlaşmayı sağlayıcı müdahalelerini belirten bir raporu on gün içinde ilgili Cumhuriyet savcısına sunar.

( 8 ) Zarar, uzlaşmaya uygun olarak giderildiğinde ve uzlaştırma işleminin giderleri, fail tarafından ödendiğinde, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir.

Adsız dedi ki...

Mahkeme tarafından uzlaştırma

MADDE 254. - ( 1 ) Kamu davasının açılması halinde, uzlaşmaya tâbi bir suç söz konusu ise, uzlaştırma işlemleri 253 üncü maddede belirtilen usule göre, mahkeme tarafından da yapılır.

( 2 ) Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde davanın düşmesine karar verilir.

Birden çok fail bulunması hâlinde uzlaşma

MADDE 255. - ( 1 ) Aralarında iştirak ilişkisi olsun veya olmasın birden çok kişi tarafından işlenen suçlarda, ancak uzlaşan kişi uzlaşmadan yararlanır." Görüldüğü gibi suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olup, soruşturulması veya kovuşturulması şikayete bağlı bulunan suçlarda, failin suçu kabullenmesi ve doğmuş olan zararın tümünü veya büyük bir kısmını ödemesi veya gidermesi koşuluyla, mağdur ve failin özgür iradeleri ile uzlaştıklarının, CYY.nın 253, 254 ve 255. madde hükümleri uyarınca soruşturma aşamasında C.Savcısı, kovuşturma aşamasında ise hakim tarafından saptanması halinde, kovuşturmaya yer olmadığına veya açılan davanın düşürülmesine karar verilecektir.

5237 sayılı Yasanın; "Özel kanunlarla ilişki" başlığını taşıyan 5. maddesindeki; "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." hükmü uyarınca uzlaşmanın, koşullarının bulunması halinde gerek TCY.nda, gerekse ceza hükmü taşıyan Özel Yasalarda yer alan suçlar bakımından uygulanacağı konusunda bir kuşku bulunmamakta ise de, 5349 sayılı Yasa ile 5252 sayılı Yasaya eklenen Geçici 1. madde ile diğer yasaların TCY.nın Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümlerinin uygulanmasına ilgili yasalarda değişiklik yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2006 tarihine kadar devam olunacağından, 3167 sayılı Yasa hükümlerinin bu kapsama girip, girmeyeceği, başka bir deyişle, aykırı düzenlemeler içerip içermediğinin de değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.

Adsız dedi ki...

3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında'ki Yasanın 16. maddesinde karşılıksız çek keşide etme suçu düzenlenmiş olup, madde uyarınca karşılıksız çek keşide edenler, çek bedeli kadar ağır para cezasıyla, mükerrirler ise bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacaklardır.

Aynı Yasanın 16/a maddesinde , karşılıksız kalan kısmına ibraz tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasaya göre faiz yürütüleceği belirtilmiş, "Soruşturma ve kovuşturma usulü, görevli ve yetkili mahkeme" başlıklı 16/b maddesinde; maddede yazılı suçtan soruşturma ve kovuşturma yapılmasının şikayete bağlı bulunduğu, hükmün kesinleşmesinden sonra şikayetten vazgeçildiğinde de, hükmün bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılacağı, hükmüne yer verilip,

"Davanın açılmasına engel olan, davayı düşüren ve cezayı ortadan kaldıran nedenler" başlıklı 16/c maddesinde; düzeltme hakkının kullanılması veya henüz dava açılmadan, çek tutarı veya karşılıksız kalan kısmının %12 tazminat ve faiziyle birlikte ödenmesi halinde ceza davası açılmayacağı, dava açıldıktan sonra hüküm verilinceye kadar %15 tazminat ve faizle birlikte ödeme halinde, hüküm verildikten sonra, hüküm kesinleşinceye kadar %18 tazminat ve faizle birlikte ödeme halinde ceza davasının düşeceği, hüküm kesinleştikten sonra %20 tazminat ve faizle birlikte ödeme halinde ise hükmün bütün cezai sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılacağı ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

Görüldüğü üzere, esasen 3167 sayılı Yasada da uzlaşmaya ilişkin hükümler yer almaktadır, ancak; her iki yasanın getirdiği sistem ve olanaklar arasında çeşitli farklılıklar bulunmaktadır,

Şöyleki;

1-Uzlaşma için failin mutlak olarak suçunu kabul etmesi gerektiği halde, 3167 sayılı Yasa hükümleri uyarınca ödeme ile sonuç alınması için failin suçunu kabul etmesi gerekmez,

2-Uzlaşmada, mağdurun zararının tümünün veya büyük bir kısmının ödenmesi zorunlu olduğu halde, 3167 sayılı Yasaya göre şikayetten vazgeçme, failin hiç ödeme yapmaması halinde de mümkündür,

Adsız dedi ki...

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, TCY.nın 73/8 ve CYY.nın 253 vd. maddelerinde düzenlenen uzlaşma hükümleri, 3167 sayılı Yasanın 16/b ve 16/c maddelerinin yerine geçip onları ortadan kaldıran ve uygulama yeteneğini yok eden düzenlemeler olmayıp, bu düzenlemeleri de kapsayan, fail ve mağdura sağlanan hak ve yetkileri genişletici ve tamamlayıcı hükümler olup, 3167 sayılı Yasa hükümlerine aykırılık oluşturmadığı gibi, onlarla da çatışmamaktadır.

Bu nedenle şikayet bulunduğunda, öncelikle uzlaşma hükümlerinin uygulanması yasal zorunluluğu yerine getirilecek; uzlaşılmadığı takdirde 3167 sayılı Yasanın 16/b ve 16/c maddelerindeki yetki ve olanaklar özgür irade ile kullanılabilecektir.

Adsız dedi ki...

Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Başkanı;

"5237 sayılı TCY.nın 73/8. maddesinde uzlaşmanın koşulları, 5271 sayılı CYY.nın 253,254 ve 255. maddelerinde ise uzlaşmanın yöntemi ve sonuçları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Hukukumuza 5237 ve 5271 sayılı Yasalarla giren bu yeni kurum, düzenlenişi itibariyle hem maddi, hem de usul hukuku müessesesi özelliklerini taşıyan karma bir nitelik göstermektedir. 5237 sayılı Yasanın 73/8. maddesi uyarınca uzlaşma şikayete bağlı bulunan ve suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi bulunan tüm suçlar açısından geçerli olup, maddede başkaca bir ek koşul veya sınırlandırıcı herhangi bir husus yer almamaktadır. Hukukumuzda, bazı suçlar açısından, uzlaşmaya benzer düzenlemeler yer almakta ise de, mağdurun zararının giderilmesi ve onarıcı adalete yardımcı olan bu normların TCY.nın 73/8. maddesinde düzenlenen uzlaşma ile bir ilgisi ve bu düzenlemeyi etkileyici veya düzenlemeden etkilenici herhangi bir yönü bulunmamaktadır. Uzlaşmanın hedefi suçun işlenmesinden sonra fail ve mağdur arasında meydana gelen çekişmeyi, bir arabulucunun girişimini sağlayarak çözmek ve adaleti sağlamaktır. Failin neden olduğu zararın giderilmesi, fail-mağdur arasındaki barış, uzlaşmanın asıl unsurunu oluşturur. Bu haliyle uzlaşma faile ve mağdura yeni bir imkan tanıyarak, ihtilafın kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli mercilerin daha fazla meşgul edilmeyerek sonuçlandırılmasını amaçlamaktadır. Fail-mağdur arasındaki uzlaşma suçun faili bakımından cezanın "özel önleme" fonksiyonuna yardım ettiği gibi mağdurun ve genel olarak kamunun da yararlarının korunmasını sağlar. Fail, uzlaşma ile, işlediği suçun sorumluluğunu kabul edip üstlenerek ve sonuçlarını da gidererek toplumla yeniden bütünleşme olanağını elde etmiş olur. Böylece failin ceza sorumluluğunu tespit ve zararın giderilmesi için gereken yapılmış bulunacağından, mağdur bakımından da adalet yerine getirilmiş olur. Fail-mağdur arasındaki uzlaşma, bundan başka, kamuda da, fiille ihlâl edilmiş olan hukuk kurallarının geçerliliğini vurgulamış ve dolayısıyla kamusal barışın yeniden kurulmasına hizmet etmiş olur. Fail ve mağdur arasındaki uyuşmazlığı, ceza yargılaması dışına çıkarıp, karşılıklı anlaşma çerçevesinde çözmeyi amaç edinen uzlaşma, devreye girdiğinde, gerek ceza gerekse hukuk yargılamasını devre dışı bırakır, diğer bir anlatımla uzlaşmanın devreye girmesiyle soruşturmanın, yargılama aşamasında ise kovuşturmanın sonraki aşamalarına geçilemez.

Adsız dedi ki...

3-Uzlaşma için fail ve mağdurun anlaşmalarında zorunluluk bulunduğu halde, 3167 sayılı Yasaya göre fail mağdurdan bağımsız olarak ödemede bulunabileceği gibi, mağdur da bağımsız olarak şikayetten vazgeçebilir.

4-Uzlaşma hüküm kesinleşinceye kadar yapılabilir, ancak karşılıksız çek keşide etme suçunda mağdur ve fail hüküm kesinleştikten sonra da anlaşabilirler,

5-Uzlaşma, yalnızca suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olması halinde mümkün olup, 3167 sayılı Yasada anlaşma için bu tür bir sınırlama bulunmamaktadır,

6-Uzlaşmadan sadece uzlaşan fail yararlanabilmekte, diğer şerikler yararlanamamakta, 3167 sayılı Yasada ise, ödeme halinde diğer failler de yararlanmaktadır.

7-Fail ile mağdur arasında uzlaşma sağlandıktan sonra, zararın giderilmeyen bölümü için, icra takibi yapılamayacağı gibi, hukuk mahkemesinde de dava açılamaz, oysa suçtan zarar gören, şikayetinden vazgeçtiği sırada, şahsi haklarından vazgeçtiğini açıklamadıkça, bu konuda icra takibi yapması ve hukuk mahkemesinde dava açması mümkündür.

Bu açıklamalardan da anlaşıldığı gibi, ilk dört hususun birbirinin tamamlayıcısı oldukları, birinin diğerine aykırılık oluşturmadığı savunulabilirse de, diğer hususlar 5237 sayılı TCY.nın Birinci Kitabının 73/8. maddesinde düzenlenen uzlaşma kurumuna açıkça aykırılık oluştur­maktadır.

11.5.2005 gün ve 5349 sayılı Yasanın 6. maddesi ile 5252 sayılı Yasaya eklenen Geçici 1. maddesi uyarınca, diğer yasaların, 5237 sayılı Yasanın Birinci kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri ilgili yasalarda gerekli değişiklik yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2006 tarihine kadar uygulanacağından, Yargıtay C.Başsavcılığının, karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükmün, uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiği görüşüyle bozulması yönündeki görüşünde isabet bulunmamaktadır.

Bu itibarla Yargıtay C.Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmelidir.

Adsız dedi ki...

akp aldıgı tavırlarla aldıgı oyları kaybedecektir tarih bu tür halktan uzak halka kulagını tıkamış partilerin nasıl bittiginin kanıtlarıyla doludur.akp nin şapkası düşmüş kel görünmüştür artık insankarı pembe yalanlarıyla KANDIRAMIYACAKLAR

Adsız dedi ki...

5941 s. Yasa KARŞILIKSIZ ÇEK KEŞİDE ETMEK
KARŞILIKSIZ İŞLEMİ YAPILMASINA SEBEBİYET VERMEK ve KARŞILIKSIZ ÇEK DÜZENLEMEK SUÇLARI

3167 s. Yasanın 16/1. fıkrası; Üzerinde yazılı keşide tarihinden once veya ibraz süresi içinde 4 üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri çek bedeli tutarı kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Ancak verilecek para cezası seksenmilyardan fazla olamaz. Bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

3167 s. Yasanın 16/3. fıkrası; Mahkeme, ayrıca işlenen suçun niteliğine gore bir yıl ile beş yıl arasında belirleyeceği bir sure için hesap sahiplerinin ve yetkili temsilcilerinin çek hesabı açtırmalarının yasaklanmasına karar verir.

3167 s. Yasanın 16/2. fıkrası; Bu suçun , organ veya temsilcisi tarafından tüzelkişi yararına işlenmesi halinde özel hukuk tüzelkişisi hakkında da birinci fıkra uyarınca para cezasına hükmolunur.Ayrıca yetkili temsilci tarafından yararına çek keşide edilen hesap sahibi gerçek kişi hakkında da bu fıkra hükmü uygulanır.

5941 s. Çek Kanunu 5/1.fıkrasında; sadece, çekin karşılığını bankada hazır bulundurmamak suretiyle karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren gerçek kişiler hakkında uygulanacak cezai yaptırım ve bu kişilere uygulanacak güvenlik tedbiri düzenlenmiştir.

Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder.

5941 s. Çek Kanunu 5/4.fıkrasında ise; karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren gerçek kişilerin dışında (o kişiler hakkında güvenlik tedbiri 1. fıkraya göre verilecektir.) karşılıksız çek düzenleyen, adına karşılıksız çek düzenlenen ve çek karşılığını bankada hazır bulundurmayan gerçek ve tüzel kişilere uygulanacak güvenlik tedbirleri sözkonusudur.
Güvenlik tedbirleri; soruşturma evresinde C. savcısının talebi üzerine sulh ceza hakimi ya da koğuşturma evresinde mahkemece uygulanacaktır.
Soruşturma aşamasında uygulanan tedbire koruma tedbiri, koguşturma aşamasında uygulanan tedbire de güvenlik tedbiri denilmektedir.

Adsız dedi ki...

5941 s. Yasada düzenlenen güvenlik tedbiri TCK. 53. maddesinde düzenlenen güvenlik tedbirinden farklıdır.
5941 s. Yasada düzenlenen güvenlik tedbiri ceza mahkumiyetinin kanuni sonucu değildir. 5941 s. Yasanın 5/1. maddesinde düzenlenen güvenlik tedbiri kararda açıkça gösterilmelidir. Kararda yazılmayan güvenlik tedbiri uygulanamaz ve şüphelinin lehine kazanılmış hak teşkil eder.

5941 s. Yasanın 5/ 4. fıkrasının kapsamı aynı maddenin 1. fıkrasının kapsamından daha geniştir. 1. fıkrada karşılıksız çeki keşide eden olmasa bile, çek karşılığını bankada hazır bulundurmakla görevli gerçek kişiler hakkında hem cezai hemde güvenlik tedbiri söz konusu iken, çekin karşılığını bankada hazır bulundurmakla görevli olmayan ancak çeki keşide eden gerçek kişi ya da adına çek keşide edilen tüzel kişi hakkında sadece güvenlik tedbiri verilecektir.

- Çekin karşılığını bankada hazır bulundurmakla yükümlü gerçek kişi hakkında; 5. maddenin 1. fıkrası uyarınca adli para cezası ve güvenlik tedbirine hükmedilmeli,
- Çekin karşılığını bankada hazır bulundurmakla yükümlü olmayan, ancak çeki keşide eden gerçek kişi, ya da hesap sahibi tüzel kişi hakkında; 5. maddenin 4. fıkrası uyarınca sadece güvenlik tedbirine hükmedilmeli,
Ve yukarıda gösteridiği şekilde iddianame düzenlenmelidir.

Diğer ceza hükümleri
Madde 7 / (6) . Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, buna rağmen çek düzenlerse, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Adsız dedi ki...

1 - Suçun tanımı:

3167 s. Yasanın 16/1. fıkrasında; “Karşılıksız çek keşide etmek” ve “lehine karşılıksız çek keşide edilmek”suç olarak tanımlanmıştır.
Karşılıksız çek keşide eden hesap sahibi gerçek kişi ve hesap sahibi gerçek kişi lehine çek keşide eden vekil veya temsilcileri, tüzelkişi temsilcileri veya vekilleri ile lehine karşılıksız çek keşide edilen tüzelkişiler hakkında aynı cezaya hükmolunur. (çek bedeli kadar adli para cezası ve bir yılla beş yıl arası çek hesabı açtırma yasağı)
Not: 31.12.2008 tarihinden sonra TCK. nun 5. 7. ve 20. maddeleri uyarınca tüzelkişiler hakkında ceza verilmemiş ve verilen cezalar ortadan kaldırılmıştır.

5941 s. Çek Kanunun 5/1.fıkrasında; çekin karşılığını bankada hazır bulundurmamak suretiyle karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vemek suç olarak tanımlanmıştır.
Yeni yasada; karşılıksız çeki keşide etmemiş olsa bile çekin karşılığını bankada hazır bulundurmakla yükümlü hesap sahibi gerçek kişi veya tüzelkişi temsilcisi veya vekili cezai olarak sorumlu tutulmuştur.
Çekle ilgili olarak bankada çekin karşılığını hazır bulundurmamak suretiyle karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında; (çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olmamak üzere adli para cezaı ile birlikte çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına) hükmedilecektir.

Buradaki en önemli ayırım;
3167 s. Yasanın 16. maddesinde karşılıksız çek keşide edenlere ve lehine karşılıksız çek keşide edilenlere hem cezai yaptırım ( adli para cezası) hem de tedbir (çek hesabı açma yasağı) öngörülmüş iken,
5941 s. Yasanın 5/1. fıkrasında, sadece çek karşılığını bankada hazır bulundurmakla yükümlü olanlara hem cezai yaptırım (adli para cezası) hem de tedbir ( çek düzenleme ve çek hesabı açtırma yasağı) öngörülmüş, buna karşın karşılıksız çek düzenleyenlere (bankada çek karşılığını bulundurma yükümlülüğü olmayan) ve adına karşılıksız çek düzenlenen gerçek ve tüzelkişilere ise sadece tedbir (çek düzenleme ve çek hesabı açtırma yasağı) öngörülmüştür.

Adsız dedi ki...

2 – Suçun faili:
A - ) 3167 s. Yasada;
a - Karşılıksız çeki keşide eden gerçek kişi,
b- Lehine çek keşide edilen gerçek veya tüzelkişi,
Suçun failidir.
Karşılıksız çeki keşide eden gerçek veya tüzelkişi temsilcisi veya vekilinin, çekin ibraz edildiği tarihte çek keşide etme yetkisi sona ermiş, ya da şirketteki hisselerini devretmek suretiyle şirket yönetiminden ayrılmış olsa bile cezai sorumluluğu devam etmektedir.
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan fail olanlar hakkında “ çek bedeli kadar adli para cezası ve çek hesabı açtı yasağı” tedbirine hükmedilir.

B - ) 5941 s. Çek Kanunu:
1- 5941 s. Çek Kanunu 5. maddesinin 1. fıkrasına gore suçun faili;
Çekin karşılığını bankada hazır bulundurmakla yükümlü gerçek kişi,
Bu kişi, karşılıksız çeki keşide etmiş olsun veya çeki keşide etmemiş olsun suçun failidir. Bu kişiler hakkında “adli para cezasına ve çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına” hükmedilecektir.

1. fıkradaki suçun failleri 5. maddenin 2. fıkrasında sayılmıştır.
Madde 5/2.- Birinci fıkra hükmüne göre çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi, çek hesabı sahibidir. Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, bu tüzel kişinin malî işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlüdür.

Çeki keşide eden kişi ibraz tarihinde; şirketteki hisselerini devretmiş ya da şirketteki görevinden ayrılmış ise cezai yönden sorumluluğu bulunmamakla birlikte hakkında güvenlik tedbiri verilecektir.
Ayrıca, hesap sahibi gerçek kişinin hesabından yasaya aykırı olarak vekil veya temsilcisi tarafından çek keşide edilmesi halinde, hesap sahibi gerçek kişi hakkında ceza ve tedbir kararı verilecek, yasaya aykırı olarak çek gerçek kişi adına açılmış banka hesabından çek keşide eden vekil veya temsilci hakkında ise, sadece tedbir kararı verilecektir.

2- 5941 s. Çek Kanunu 5. maddesinin 4. fıkrasına göre fail;
Çekin karşılığını bankada hazır bulundurmakla yükümlü olmadığı halde karşılıksız çek düzenleyen (gerçek ya da tüzekişi temsilcisi veya vekili, adına çek düzenlenen tüzelkişi faildir. Bu kişiler hakkında sadece, güvenlik tedbiri kararı verilebilecektir. (çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı)

Yeni Çek Kanununun 5/3. fıkrasına göre; hesap sahibi gerçek kişi, adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez. Ancak hesap sahibi gerçek kişi, adına vekili veya temsilcisi çek keşide etmişse hesap sahibi hukuki ve cezai yönden sorumludur. (5/3- son cümle) Gerçek kişi adına çek keşide eden vekil veya temsilci hakkında adli para cezasına hükmedilmeyecek, sadece tedbir kararı verilecektir.

Adsız dedi ki...

3 – 5941 s. Çek Yasanına göre, karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermek suçu:

a- Şikayete bağlı suçlardandır. (5/1. m.)

b- Şikayet hakkı çeki elinde bulunduran hamile aittir. (5/1. m.)
Hamil; emrine çek keşide edilmek veya çekin arkasında ciro silsilesine uygun cirosu bulunmak veya çeki bankaya ibraz etmek suretiyle haklı olarak çekin hamili olduğunu kanıtlamalıdır. İbraz eden hamilin dışında, ciro silsilesine uygun olarak geri dönüş cirosuyla çeki elinde bulunduran hamilinde şikayet hakkının bulunduğu kanaatindeyim.
Not:: Yasanın gerekçesinde; Yasakoyucu, hem hamilden hemde ibraz eden hamilden bahsetmek suretiyle ibraz eden hamili diğer hamillerden ayırmıştır. 5. maddenin 1. fıkrasında şikayet hakkı hamile tanınmıştır. Sadece ibraz eden hamile değil.

c- Şikayet süresi altı aydır. (TCK. nun 73/1. m.)

d- Şikayet hakkının başlangıç tarihi, çekin bankaya ibraz edilidiği ve banka tarafından karşılıksız işlemi yapıldığı tarihtir.

e- Karşılıksız çek keşide etmek suçlarında yetkili mahkeme Sulh Ceza Mahkemesidir.
Bu davalar;
1- Çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği,
2- Çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer,
3- Hesap sahibinin yerleşim yeri,
4- Şikâyetçinin yerleşim yeri,
Mahkemesinde görülür. (5/1. m)

f- Karşılıksız çek keşide etmek suçundan açılan davalarda CMK. nun;
1- kamu davasının açılmasının ertelenmesine,
2- hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
3 -Ön ödemeye,
4- Uzlaşmaya, (CMK. 253/3.m.)
İlişkin hükümleri uygulanmaz. Çek Kanunu madde 5/11.)

g- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar 3167 s. Kanuna gore karşılıksız çek keşide etmek suçundan açılan davalar Asliye Ceza Mahkemelerinde yürütülüp sonuçlandırılır.(GEÇ. M. ¼..)

Adsız dedi ki...

4 – 5941 s. Çek Yasası yürürlüğüne girmeden önce işlenen karşılıksız çek keşide etmek suçlarında lehe yasa uygulaması:

A – Hesap sahibi gerçek kişi:

a- Çekin, bizzat hesap sahibi gerçek kişi tarafından keşide edilmesi veya adına vekili veya temsilcisi tarafında çek keşide edilmesi;

Her iki yasaya göre de; çeki keşide eden hakkında adli para cezası ve tedbire hükmedilecektir.
Ancak; 3167 s. Yasada kısmi ödeme nedeniyle çek bedelinden daha az adli para cezasına hükmedilmesi söz konusu olmadığı halde yeni Çek Kanununda kısmi ödeme nedeniyle çekin karşılıksız kalan kısmı kadar yani çek bedelinden daha az bir miktar adli para cezasına hükmedilebilecektir. (Not: Bankanın ödemekle yükümlü olduğu miktarın ödenip ödenmediği araştırılmalıdır. Kanımca; hüküm verilinceye kadar çeke ilişkin olarak keşideci tarafından hamile yapılan ödemeler de adli para cezasının tayininde gözönüne alınmalıdır.)

1 - Kısmi ödeme varsa yeni yasa daha lehedir. Çek bedelinden daha az bir adli para cezasına hükmedilmesi mümkündür.

2 - Kısmi ödeme yoksa; 3167 s. Yasa lehedir. Zira; adli para cezası her iki yasada da aynı miktarda olacağından her iki yasada düzenlenen tedbire bakmalıyız. 3167 s. Yasada tedbir olarak sadece “çek hesabı açtırma yasağı” öngörülmüş iken yeni Çek Kanununda “çek
düzenleme ve çek hesabı açtırma yasağı” öngörülmüştür. Bu nedenle; adli para cezasının eşit olması halinde 3167 s. Yasada düzenlen tedbir yeni çek kanununda düzenlenen tedbirden daha lehedir.

b- Vekil veya temsilcinin hesap sahibi gerçek kişi adına çek keşide etmesi:
Yeni Çek Kanunu lehedir.
Zira, yeni Çek Kanununda hesap sahibi gerçek kişi adına çek keşide eden vekil ve temsilci hakkında adli para cezasına hükmedilemez. 5. maddenin 4. fıkrasına gore; gerçek kişi temsilcisi veya vekili hakkında çeki keşide etmesi nedeniyle sadece koruma ya da güvenlik tediri olarak “çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı” verilebilir. (Çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez. “Gerçek kişinin temsilcisi veya vekili olarak çek düzenlenmesi hâlinde, bu çekten dolayı hukukî ve cezaî sorumluluk çek hesabı sahibine aittir.” (5/3. m.)

Adsız dedi ki...

B- Hesap sahibi tüzel kişi:

3167 s. Yasanın 16/2-3. fıkralarında hesap sahibi tüzel kişi hakkında çezai sorumluluk öngörülmüş, ancak; TCK. nun 5. ve 7. maddeleri gereği genel hükümlerin özel ceza kanunlarında da uygulanması nedeniyle tüzelkişinin sorumluluğu 31.12.2008 tarihinden sonar ortadan kaldırılmıştır. Bu nedenle; hesap sahibi tüzel kişi suçun faili değildir.

a- Yeni Çek Kanununda hesap sahibi tüzel kişi hakkında cezai sorumluluk öngörülmemiş Ancak, 5. maddenin 4. fıkrasına gore hesap sahibi tüzel kişi hakkında sadece koruma ya da güvenlik tediri olarak “çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı” verileceği
öngörülmüştür. Bu nedenle; ne adli para cezası ne de tedbir hükümleri uygulanmayan 3167 s. Yasa lehedir.
b- Çekin karşılığını bankada hazır bulundurmakla görevli tüzelkişi temsilcisi veya vekili;
Çekin karşılığını bankada hazır bulundurmakla görevli tüzelkişi temsilcisi veya vekili her iki yasaya gore de; hem çek bedeli kadar (karşılıksız kalan kısmından az olmamak üzere) adli para cezası hem de tedbirle sorumludur.
Bu kişiler hakkındaki lehe kanun uygulaması hesap sahibi gerçek kişiler gibidir. Kısmi ödeme yapılıp yapılmadığına bakılmalıdır.

c- Çekin karşılığını bankada hazır bulundurma yükümlülüğü olmayan keşideci tüzelkişi temsilcisi veya vekili hakkında 5941 s. yeni Çek Yasası yasası lehedir.
Çekin ibrazı tarihinde karşılığını bankada hazır bulundurma yükümlülüğü olmayan ve halen yetkisi devam eden keşideci tüzelkişi temsilcisi veya vekili ya da herhangi bir
şekilde tüzelkişi ile ilişkisi kesilmiş olan keşideci tüzelkişi temsilcisi veya vekili hakkında adli para cezası verilemez, sadece, tedbire hükmedilebilir. Halbuki; 3167 s. Yasaya gore tüzelkişi adına çek keşide eden temsilci veya vekiller hakkında çek bedeli kadar adli para cezası ve çek hesabı açtırma yasağı verilmekteydi.

C- Miktarı seksenbin Türk Lirasından fazla olan çekler;

Adsız dedi ki...

3167 s. Yasanın 16/1. fıkrasına göre; her bir çek yaprağı için verilecek adli para cezası seksenbin liradan fazla olamayacak, ancak yeni Çek Kanununun 5/1. maddesine göre de; herbir çekle ilgili olarak azami binbeşyüz güne kadar adli para cezası verilebilecektir. Binbeşyüz gün adli para cezası asgari hadden (20 TL) adli para cezasına dönüştürüldüğünde otuzbin TL adli para cezası verilebilecek, azami hadden (100 TL) adli para cezasına dönüştürüldüğünde yüzellibin TL adli para cezası verilebilecektir.
Miktarı fazla olan (30.000 TL fazla) çeklerde; hakim, her iki yasaya göre de hüküm kurmalı ve hangisi lehe ise o yasayı uygulamalıdır.
Ancak; 5941 s. Yasanın 5/1. maddesine göre verilecek adli para cezası çekin karşılıksız kalan kısmından az olamayacağında, karşılıksız kalan kısmı 80.000 TL nin üzerinde olan çeklerde her halukarda 3167 s. yasanın 16. maddesi lehedir.

D- 3167 s. Yasanın 16/1-son cümlesine gore mükerrir olanlar;

Yeni Yasada mükerrirlere hapis cezası öngörülmediğinden yeni Çek Kanunu lehedir.

E- Vadeli çekin önceden ibrazı;

5941 s. Çek Kanununun 3167 s. Kanundan ayrıldığı en önemli husus; İleri tarihli (vadeli) çeklerin, üzerinde yazan keşide tarihinden önce ibrazı halinde karşılıksız çek keşide etmek suçunun oluşmayacağı hususudur. (not: Bu Yasanın yürürlüğünden önce üzerinde yazan keşide tarihi gelmeden ibraz edilen çekler hakkında açılan soruşturma ve koğuşturmaların ortadan kaldırılması gerekmektedir. Zira, önceden ibraz halinde suç oluşmamaktadır.)

3167 s. Yasaya göre; yasada belirtilen sürede şikayet hakkının kullanılması kaydıyla çekin, üzerinde yazan keşide tarihinden önce bankaya ibrazı halinde karşılıksız çek keşide etmek suçu oluşmaktadır.
28.02.2009 tarihli R.Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren 5838 s. Yasa ile 3167 s. Yasaya eklenen “GEÇİCİ 2. MADDE: “31/12/2009 tarihine kadar, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.” Hükmü getirilmiştir.

Adsız dedi ki...

Geçici MADDE 1. 5. fıkrasında benzer hüküm bulunan 5941 s. Çek Kanunu nasıl uygulanacaktır?
Yeni Çek Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce üzerinde yazan keşide tarihi gelmeden ibraz edilen çekler hakkında uygulanacak mıdır?
Eğer, sadece yeni Çek Kanununun geçici 1/5. maddesinin dışında başka bir hüküm bulunmasaydı ilamdaki görüşe itibar etmek mümkün olurdu, ancak; yeni Çek Kanunun 5. maddesinin 1. fıkrasında “Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında” denilmek suretiyle suçun oluşumunu çekin üzerinde yazan keşide tarihinden sonra ibraz edilmiş olması şartına bağlamıştır.
Bu nedenle; 5941 s. Yasa yürürlüğe girmeden önce üzerinde yazan keşide tarihi gelmeden ibraz edilen çeklerle iligili karşılıksız çek keşide etmek suçundan açılan soruşturma ve koğuşturmaların 5237 s. TCK. nun 5. ve 7. maddeleri uyarınca ortadan kaldırılması gerekmektedir.
Vadeli çeklerin önceden ibrazı halinde 5941 s. Çek Kanununun 5/1. maddesinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Vadeli çeklerin önceden ibrazı yeni Çek Kanununda suç olarak düzenlenmemiştir. Suç olmaktan çıkartılmıştır.

Adsız dedi ki...

5 – Çekin unsurları:
Çekin unsurları T.T.K. nun 692. maddesinde sayılmıştır.
Unsurlarından herhangi birinin bulunmaması halinde T.T.K. 693/1. maddesine göre; belge çek sayılmaz.
Ancak, 08.03.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4814 s. Yasa ile değişik 3167 s. Yasanın 3. maddesi ile 31.07.2003 tarihinden sonra keşide edilen çeklerde vergi kimlik numarası T.T.K. 692. maddesinde sayılan unsurlara ilave unsur olarak getirilmiştir.
31.07.2003 tarihinden sonra keşide edilen çeklerde vergi kimlik numarasının bulunmaması halinde 3167 s. Yasanın 16/1. maddesinde düzenlenen karşılıksız çek keşide etmek suçu oluşmamakta, ancak bu durum T.T.K. – İ.İ.K. vs. kanunlar yönünden alacaklının hukuki haklarını kullanmasına engel olmamaktaydı.
Yeni Çek Kanununun 2/7. fıkrasında; T.T.K. nun 692. maddesinde sayılan unsurlara ilave olarak çekin üzerinde bulunması gereken bilgiler sayılmış, ancak; 2/9. fıkrası ile “Türk Ticaret Kanunundaki unsurları taşıması kaydıyla, düzenlenen çekin bu maddede yer alan koşullara aykırı olması çekin geçerliliğini etkilemez.” Hükmü getirilmiştir.
Yeni Çek Kanunu yürürlüğe girinceye kadar keşide edilen çeklerde vergi kimlik numarası çekin unsuru olarak aranacak, yasanın yürürlüğe girmesinden sonra keşide edilen çeklerde ise ne vergi kimlik numarası ne de 2/7. fıkrada sayılan diğer bilgilerin bulunmaması çekin geçerliliğini etkilemeyecektir. Çekin asli unsurları, TTK. nun 692. maddesinde sayılan unsurlardır.
3167 s. Yasa yönünden çekin geçerliliğini etkileyen vergi kimlik numarası yönünden 3167 s. Yasa lehedir.

Adsız dedi ki...

6 – CMK. 195. Maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı :

08.03.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4814 s. Yasanın 16. maddesiyle 3167 s. Yasanın 16. maddesine eklenen 16/b. fıkrası ile; karşılıksız çek keşide etmek suçlarından yapılan yargılamalarda 1412 s. C.M.U.K. nun 225. maddesinin uygulanabileceği hükmü getirilmiş idi.
Bu hükme dayanarak C.M.U.K. 225. maddesi ve daha sonra yürürlüğe giren CMK. nun 195. maddesine göre ihtarlı davetname tebliğ edilmek suretiyle sanık gelmese bile duruşma yapılabilmekte ve sanığın yokluğunda hüküm kurulabilmekteydi.

Ancak; 3167 s. Yasanın 16/b. fıkrasındaki bu hükme benzer bir düzenlemeye 5941 s. çek kanunu yer verilmemiştir.

CMK. nun 195. maddesinin, yeni çek kanunu tasarısının 5/1. maddesinde düzenlenen karşılıksız işlemi yapılmasına sebebiyet vermek suçlarından açılan davalarda uygulanamayacaktır. Zira, CMK. nun 195. maddesi kısıtlayıcı bir hüküm içermektedir, güvenlik tedbirleri hakkında da uygulanacağı hususu madde metninde açıkça gösterilmemiştir.
Bu hüküm, usul hükmü olduğundan geçmişe dönük uygulanamaz. Yasanın yürürlüğünden önce açılan davalarda şüphelinin, usulüne uygun olarak davet edilmesine rağmen gelmediği hallerde, yeniden savunmasının alınması gerekmez. Ancak; ihtarlı davetname şüpheliye usulüne uygun olarak tebliğ edilememiş ise ve bu arada yeni yasa yürürlüğe girmiş ise şüphelinin savunması alınmalıdır. Yeni Çek Kanunu yürürlüğe girdikten sonra Çek Kanununun 5/1. maddesine göre açılan davalarda CMK. 195. maddesinin uygulanamaz.





7 – Uyarlama yargılamaları:

Karşılıksız çek keşide etmek suçundan açılan davalarda uyarlama yargılamaları duruşmalı yapılmalı, kısmi ödeme bulunup bulunmadığı, miktarı, tüzelkişi temsilcileri ve vekillerin çekin karşılığını bankada bulundurmakla yükümlü olup olmadığı veya temsilcilik ya da vekillik görevlerinin devam edip etmediği vs. hususlar araştırılmalıdır.

Adsız dedi ki...

3167 s. Yasada kusursuz sorumluluk söz konusu iken 5941 s. Yasanın 5. maddesinde kusurlu sorumluluk öngörülmüştür.
Karşılıksızdır işleminin yapılmasına sebebiyet vermek suçunun oluşabilmesi için, çekin karşılığının, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak, yani en azından taksirle, ilgili çek hesabında bulundurulmaması gerekir. Anayasanın 38 inci maddesinin yedinci fıkrasında düzenlenen ceza sorumluluğunun şahsîliği ilkesi bağlamında güvence altına aldığı kusursuz ceza olmaz kuralının gereği olarak, söz konusu suç, objektif (kusursuz) sorumluluğu gerektiren bir suç olarak değil, en azından taksire dayalı kusurluluğu gerektiren bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu itibarla, kişinin, elinde olmayan sebeplerle ortaya çıkan zorunluluk hâli dolayısıyla, örneğin doğal afet, savaş, kaza geçirmesi gibi bir sebeple, çekin karşılığım ilgili hesapta zamanında bulunduramamış olması hâlinde, ceza sorumluluğu olmayacaktır.
Şüphelinin, “çekin karşılığını elimde olmayan nedenlerle bankada hazır bulundurmadım” yönündeki savunması araştırılmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Uyarlama yargılamaları sonunda verilen kararların, itiraza mı? yoksa temyize mi? tabi olduğu hususu tartışmalıdır.
Ağırlıklı bir görüş; bu suçlardan yapılan uyarlama yargılamaları, duruşmalı olarak yapılsa bile itiraza tabi olduğunu savunmaktadır.







8 - MADDE 3:

İbraz, ödeme, çekin karşılıksız olduğunun tespiti ve gecikme cezası

3. Maddede, çekin muhataba ibrazı, banka tarafından çekin bedelinin ödenmesi, çekin karşılıksız olduğunu tesbiti ve karşılıksız kalan kısım için gecikme cezası düzenlenmiştir.

Maddenin 1. fıkrasında, çek bedelinin nasıl ödeneceği, 2. ve takip eden fıkralarda karşılıksız işleminin nasıl yapılacağı ve bankanın sorumlu olduğu miktar belirtilmiştir.
Karşılıksız işlemi 2. 3. 4. 5. ve 6. fıkralara göre yapılacaktır.
Karşılıksız işlemi yapılabilmesi için;
a- Çekin, üzerinde yazan keşide tarihine göre kanuni ibraz süresi içerisinde ibraz edilmesi,
b- Hamilin, karşılıksız işlemi yapılmasını talep etmesi,
c- Çekin arkasına, ibraz tarihi, hesap durumu, bankanın yükümlülüğü çerçevesinde ödediği miktar, ibraz eden kişinin ya da tüzelkişi temsilcisinin adı soyadının yazılması,
d- Çekin arkasının hamille birlikte banka görevlisinin de imzalaması,
Gerekir.
İbraz eden, çekin arkasını imzalamaktan kaçınırsa karşılıksız işlemi yapılmaz.
Çekin arkasında; Banka tarafından ödenen miktar çek bedelinden düşüldükten sonra karşılıksız kalan tutar açıkça belirtilir.
Banka tarafından ödenen miktar; hesap sahibinin banka hesabında bulunan parası + bu miktar yetmediğinde bankanın yükümlülüğü gereği (en çok 600 TL) ödemekle yükümlü olduğu miktardır.
Hamilin, kısmi ödemeyi kabul etmemesi halinde; ibraz tarihi ve ödememe nedeni çekin arkasına yazılması ve hamille banka görevlisinin birlikte imzalamaları suretiyle karşılıksızdır işlemi yapılır ve onaylı fotokopisi bankada saklanarak çekin asli hamile geri verilir. (Mad. 3/5-2.)
Hesapta hiç para bulunmaz ve hamil bankanın ödemekle yükümlü olduğu miktarı kabul etmesi durumunda da çek aslı hamile geri verilir. 5/2. maddeye göre; bankanın ödemekle yükümlü olduğu miktar karşılıksız işleminde göz önüne alınmaz.

Adsız dedi ki...

5941 s. Çek Yasasına göre; çeklerde, hamilin kısmi ödemeyi kabul edip etmemesine göre karşılıksız işlemi yapılmaktadır.
1 - Hamilin kısmi ödemeyi kabul etmesi halinde ibraz ve karşılıksız işlemi:
3. maddenin 4.ve 6. fıkralarına göre karşılıksız işlemi yapılacaktır.
Örnek;
A- ) Hesap bakiyesi sıfır, hesap sahibinin hesabında hiç para yok;
a- Çek bedeli 600 TL veya daha az,
Banka, 600 TL yi geçmemek üzere çek bedelini hamile ödeyecek ve karşılıksız işlemi yapılmayacaktır.
b- Çek bedeli 1.000 TL,
Banka, yükümlülüğü gereği 600 TL yi hamile ödeyecek, 400 TL için karşılıksız işlemi yapılacaktır.
c- Çek bedeli 1.500 TL,
Banka, yükümlülüğü gereği 600 TL yi hamile ödeyecek, 900 TL için karşılıksız işlemi yapılacaktır.

B - ) Banka hesabında 500 TL bulunmakta olsun,
a- Çek bedeli 600 TL.
Banka hesapta bulunan 500 TL yi + ödemekle yükümlü olduğu miktardan 100 TL yi ödeyecek ve karşılıksız işlemi yapılmayacaktır.
b- Çek bedeli 1.000 TL,
Banka, hesapta bulunan 500 TL + yükümlülüğü gereği 400 TL yi hamile ödeyecek karşılıksız işlemi yapılmayacaktır
c- Çek bedeli 1.500 TL,
Banka, hesapta bulunan 500 TL + yükümlülüğü gereği 600 TL yi hamile ödeyecek, karşılıksız kalan 400 TL için karşılıksız işlemi yapılacaktır.

2 - Hamil tarafından kısmi ödemenin kabul edilmemesi halinde (hesapta bulunan para+bankanın ödemekle yükümlü olduğu miktar) ibraz ve karşılıksız işlemi;
3. Maddenin 5. ev 2. fıkraları uyarınca; karşılıksız işlemi yapılacaktır.
Örnek;
Çek bedeli 10.000 TL olduğu halde banka hesabında 500 TL bulunmaktadır. Hamil kısmi ödemeyi kabul etmedi. Bankanın ödemekle yükümlü olduğu miktarın dışında sadece bankada bulunan miktar çek bedelinden düşülecek ve 9.500 TL olarak karşılıksız işlemi yapılacaktır. Burada bankanın ödemekle yükümlü olduğu miktar (600 TL) karşılıksız işleminde göz önüne alınmayacaktır.

Adsız dedi ki...

Karşılıksızdır işlemini karmaşık hale getiren, 5. fıkranın biraz açıklanması gerekmektedir.

3.maddenin 5. fıkrasının 1. cümlesinde;hamil,bankanın ödemekle yükümlü olduğu tutar dahil kısmi ödemeyi kabul etmezse ikinci fıkraya göre karşılıksız işlemi yapılacaktır. 1. cümlenin devamında;karşılıksızdır işleminin nasıl yapılacağı tarif edilmiştir.
Yani, hamilin bankanın ödemekle yükümlü olduğu tutar dahil kısmi ödemeyi kabul etmemesi halinde 2. fıkraya göre karşılıksız işlemi yapılacak, karşılıksızdır işlemi;"ibraz tarihi ile ödememe nedeni çekin arkasına yazılacak, çek aslı imzası alınmak suretiyle hamile geri verilecek, ön ve arka yüzünün fotokopisi de bankada saklanacatır."
Buraya kadar cümle açık, anlaşılmaz bir durum yok.
Sıkıntı, 5. fıkranın 2. cümlesinde; banka hesabında hiç para bulunmadığı durumda hamil bankanın ödemekle yükümlü olduğu miktarı almayı talep ederse bu fıkra hükmüne göre işlem yapılacaktır.

Dikkat edilirse bu cümlede "işlemden" sözedilmektedir. Karşılıksızdır işleminden değil.
Bu cümlede söz edilen işlem;"ibraz tarihi ile ödememe nedeni çekin arkasına yazılarak çek aslı, imzası alınmak suretiyle hamile geri verilmesi ve ön ve arka yüzünün fotokopisinin de bankada saklanacağına." dair işlemdir.

Adsız dedi ki...

5. fıkranın 2. cümlesinde; karşılıksız işleminin nasıl yapılacağını gösteren usul işlemininin, 5. fıkranın 1. cümlesindeki karşılıksızdır işlemi ile karıştırmamak gerekmektedir.

Önemli not:
1- Hamil tarafından kısmi ödemenin kabul edilmesi halinde;
Banka, karşılıksız işlemi yapıldıktan sonra çekin arka ve ön yüzünün onaylı fotokopisini ibraz eden hamile verir, çekin aslı banka tarafından muhafaza edilir. Çek aslının mahkeme veya icra dairesi tarafından istenmesi halinde bu mercilere gönderilir.
2- Hamil tarafından kısmi ödemenin kabul edilmemesi halinde (hesapta bulunan para+bankanın ödemekle yükümlü olduğu miktar);
İbraz tarihi ve ödememe nedeni çekin arkasına yazılır ve hamilin imzası alınmak suretiyle çekin aslı hamile geri verilir, onaylı fotokopisi bankada saklanır. Bu durumda karşılıksız işlemi 2. fıkraya göre yapılır.

Adsız dedi ki...

9 – GEÇİCİ MADDE 1 - 2:

5941 s.Çek Kanununun “ Yürürlükten kaldırılan mevzuat” başlığı altındaki 9. maddesi ile; bu kanununun yürürlüğe girdiği 20.12.2009 tarihi itibarıyla 3167 s. Kanunla, 3167 s. Kanunu değiştiren 4814 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. hükmü getirilmiştir.

5941 s. Çek Kanununun 9. maddesinden sonra gelmek üzere; “Geçiş hükümleri” başlığı altında “GEÇİCİ MADDE 1” ve “GEÇİCİ MADDE 2” ile 3167 s. Kanunun yürürlükten kaldırıldığı ve 5941 s. Kanunun yürürlüğe girdiği 20.12.2009 tarihinden sonra uygulanacak örneğin; (5941 s. yasaya uygun çek karnelerinin basılması, dağıtılması, yeni çek karnelerinin basılıp dağıtılıncaya kadar ne yapılacağı, bu tarihten önce açılan davaların nerede görüleceği, takas odaları yerine kurulacak sistem vs.) içeren geçiş hükümleri düzenlenmiştir.

Yani GEÇİCİ MADDE 1: 3. fıkrası; “Zaman bakımından uygulama” başlığı altında düzenlenen TCK. nun 7. maddesine aykırı olmamak kaydıyla 20.12.2009 tarihinden itibaren yasada belirlenen sürelerde; 5941 s. Çek Kanunundaki sistemler kuruluncaya, bu yasaya uygun çek karneleri basılıp dağıtılıncaya ya da bu tarihten önce açılan davaların hangi mahkemede görüleceği vs. geçiş hükümleridir.

Bu geçiş hükümleri belirli süre uygulanacak hükümlerdir. GEÇİCİ MADDE 1: 3. fıkrası genel atıf hükmünde değildir.

20.12.2009 tarihinden önce işlenen ancak bu tarihten sonra açılan davalar Sulh Ceza Mahkemelerine açılmalı ve lehe yasa değerlendirmesi de Sulh Ceza Mahkemesince yapılmalıdır. Ancak 20.12.2009 tarihinden önce As. C. Mahkemelerine açılan davalar gene aynı mahkemece görülüp sonuçlandırılmalı, As. C. Mahkemesince verilen hükümlerin uyarlama yargılamaları da gene As. C. Mahkemelerince yapılmalıdır.


5941 s. Yasanın 5. maddesine göre soruşturma ya da koğuşturma yapan C. Savcısı ya da mahkemenin; aynı yasanın GEÇİCİ 2. maddesine göre, 01.04.2010 tarihine kadar tarafların anlaşma ya da taahhütname vermelerini beklemesi gerekmez. Geçici 2. madde hiç yokmuş gibi soruşturma ya da koğuşturmaya devam edilir.

Anlaşma ya da taahhütname verilmesi halinde geçici 2. madde uygulanır, verilmezse uygulanmaz.

Adsız dedi ki...

Anlaşma ya da taahhütname vermek taraflar için zorunluluk değildir. Taraf, anlaşma ya da taahhütnameyi isterse verir, istemezse vermez. C. Savcısı ya da mahkemenin, tarafların isteğine bırakılmış bir eylemin gerçekleşmesini beklemesi söz konusu olamaz.

3167 s. Yasanın 16. maddesine göre; soruşturması ya da koğuşturması devam eden davalarda veya bu yasaya göre kesinleşmiş hükümlerde keza tarafların anlaşma veya taahhütname sunmalarını beklemek gerekmez. Soruşturmaya veya koğuşturmaya devam edilmeli veya hüküm infaza verilmelidir. İnfaza verilen hükümlerinde, anlaşma veya taahhütname verilinceye kadar infaza devam edilmelidir.

C. savcılığına ya da mahkemelere sunulan anlaşma veya taahhüname belgelerinin eksik olması veya gerekli bilgileri kapsamaması halinde talep derhal reddedilmemeli,hak kaybına neden olmamak için anlaşma veya taahhüt belgelerini sunan taraftan eksiklerin giderilmesi istenilmelidir.



5941 s. ÇEK KANUNU ve 3167 S.Y. 13/1. mad.
Çek karnelerini aide etmemek

3167 s. Yasanın 13/1. maddesinde; Banka tarafından yapılan ihtara rağmen çek defterlerini bankalara geri vermeyenler hakkında adli para cezası öngörülmekte idi. Yeni çek kanununun 5/6.fıkrasında;hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, elindeki bütün çek yapraklarını ait olduğu bankalara iade etmekle yükümlü tutulmuş, ancak; çek karnelerini bankaya iade etmeyenler hakkında herhangi bir cezai yaptırım öngörülmemiştir.

Bu nedenle; TCK. nun 5. ve 7. maddelerine göre lehe yasa uygulaması gereği, yeni çek kanununda; çek defterlerini ilgili bankalara geri vermeyenler hakkında cezi yaptırım öngörülmediğinden ve bu yükümlülük yasada suç olarak düzenlenmediğinden, 3167 s. Yasanın 13/1. maddesi uyarınca açılmış bütün soruşturma ve koğuşturmaların düşürülmesi ve verilmiş mahkumiyet kararlarının da ortadan kaldırılması gerekmektedir.

zaman dedi ki...

önceki ve yeni çıkan çekle ilgili yasaların hepsi tefeci ve mafya bozuntularının ekmeyine yağ sürüyor çekin arkasını yazdırıp savcılığa verenlerin çoğu tefeci ve emsali dir. çeki yazdırıp dava açan a sen bu çekin karşılığın da ne verdin bunu ıspatla diye sormayan bu adeletten ne bekliyebiliriz ki

aliii dedi ki...

efendim, bu hafta uyap üzerinden yaptığım taramada benim hakkımda 7 tane çek ceza davasının sonuçlandığını gördüm,hemen ertesi günü izmire gittim mahkemelerden tebligatın bana yapılmadığını ve temyiz hakkımın olup olmadığını sordum yok kararlar kesinleşmiş dediler.gerekçeli kararları aldım ve döndüm.ancak kafam şu noktada karışıyor;bu davalar başladığında ve sonuçlanana kadar ben çek cezam nedeniyle cezaevindeydim.cezam bittiği için 8 aralıkta tahliye oldum ardından 14 ocakta tekrar girdim ve taahüt edip 5 gün sonrada çıktım.bu dosyaların karar tarihleri haziran,ekim,kasım ve aralık olmak üzere çeşitli tarihlerde.
1-ben ceza evinde olduğum için bana tebliğ edilmiş olsaydı ben duruşmalara katılıp kendimi savunabilirdim bu nedenle savunma hakkım elimden alınmış değilmidir.
2-eğer kararlar bana tebliğ edilmiş olsaydı ki adresim belli cezaevindeyim temyiz edebilirdim. temyiz hakkımda elimden alınmış durumda.
3-uyaptan bakıldığında benim cezaevinde olduğum zaten görülmektedir neden gerekli tahkikat yapılmamıştır.yani ben bu durumda ne yapabilirim.temyiz hakkımı nasıl geri alabilirim.
lütfen bu konuda bana yardımcı olurmusunuz.

Cuneyt dedi ki...

Sayın Alli aradığınız cevabı bulmak sitiyorsanız
ana sayfadan ÇEK MAĞDURLAI YORUM ALANINA gelerek sorunuzu sorunuz..

T.C.
YARGITAY
1. CEZA DAİRESİ
E. 2005/3830
K. 2005/4760
T. 27.12.2005
• CEZAEVİNDE BULUNAN HÜKÜMLÜYE HÜKMÜN TEBLİĞİ ( Bizzat Kendisine Tebligat Yapılması Gereği - Eşine Yapılan Tebligatın Usulsüz Olması )
• USULSÜZ TEBLİGAT ( Cezaevinde Bulunan Hükümlüye Çıkarılan Ek Hükmün Eşine Tebliğ Edilmesi - Tebligatın Cezaevindeki Hükümlüye Yapılması Zorunluluğu )
• TEMYİZ YOLUNA BAŞVURULMASI GEREĞİ ( Yeni TCK'daki Lehe Hükümlerin Uygulanması Talebinin İncelenmesi Sonucu Dosya Üzerinden Verilen Karara Karşı - İtiraz Nitelemesinin Temyiz Olarak Anlaşılması Gereği )
• İTİRAZ BAŞVURUSUNUN TEMYİZ OLARAK ANLAŞILMASI GEREĞİ ( Sanığın Lehine Olan Kanunun Uygulanmasına İlişkin Başvurunun İncelenmesi Sonucu Verilen Karara Karşı Temyiz Yoluna Başvurulabileceği )
• LEHE OLAN KANUNUN UYGULANMASINA İLİŞKİN BAŞVURU HAKKINDA DOSYA ÜZERİNDEN VERİLEN KARAR ( İtiraz Yoluna Değil Temyiz Talebine Konu Edilebileceği - İtiraz Nitelemesinin Sanığın Aleyhine Yorumlanamayacağı ve Temyiz Talebi Olarak Kabulü Gerekeceği )
5252/m.9/1
5271/m.267
1412/m.305,298
ÖZET : 1- Ek kararın hükümlüye tebliğine ilişkin tebligatın cezaevinde bulunan hükümlü yerine eşine yapılması usulsüz olduğundan, hükümlünün temyiz talebi süresinde kabul edilmelidir. Genel Kural, Ceza Mahkemelerinden verilen hükümlere karşı temyiz yoluna başvurulabileceği şeklindedir. Ancak, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilmesi için yasanın bunu açıkça belirtmesi gerekir. 5252 Sayılı Yasada, 5275 Sayılı Yasanın aksine, bu yasaya göre verilecek kararlara karşı itiraz yoluna gidilebileceğini belirten bir düzenleme bulunmamaktadır. Kabul edilebilir bir başvuru var ise, yasa yolunun veya merciin belirlenmesindeki yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldıramayacağı gibi; duruşma yapılarak verilmesi gereken bir kararın duruşmasız ya da duruşma yapılmaksızın verilmesi gereken bir kararın duruşma yapılarak verilmiş olması da o kararın tabi olduğu yasa yolunu değiştiremez.

Adsız dedi ki...

75 size canı gönülden katışlıyorum.Benimde dosyalarımın yarısı tefeci.Ama kimse bu hatrı sayılır rakamları çekin üzerinde görüpte ne aldın ne sattın demiyor.Bildiğim kadarıyla tefecilere tek yasal yaptırım para cezası.Eee o parada zaten onlarda var adamın işi para.Bir cinayet davasında bile hafifletici sebepler oluyor kare kare dava inceleniyor.Ama biz kafadan suçluyuz çünkü borçluyuz.Kimsin nesin bugüne kadar ne yaptın diyen yok hükmün verilmiş çek madurları ceza evine.

Adsız dedi ki...

ben sökeden mustafa erel bana göre kimse zorda olmaktan olmaktan kimse memnun olmaz ama herkezi zora getirenler var o yüzden burda devletin bize karşı bi hak tanımazı lazım ve artı nasıl tarım kıradilerini 1 sene uzatıyorsa esnafada kıradilerini uazatıp ve faiz oarnınıda aşağı çekmesi bana göre yapılmasın gerekli olursa hep birlikte kırizi atlatırız ama elimizden tutulmazsa hiç bir şeyin kıymatı kalmaz ve yok oluruz bizler yok olursak bütün işler aynı anda biter bakın bakın sizlere şöyle birşey söyleleyim anlatayım bu işler bir zencirin baklası düşünün 1 bakla koptunumu bütün baklalar iş görmez halle gelir bu baklara sahip çıkalım hepbirlikte ele ele verelim bu türkiyemizin cenet yapalım bakın ben 2004 yılında bir dış gesitisine götürdü firma ben türkiyenin diğerini sonra çok iyi bildim bakın şu memleketimiz yaşancak bir memleket hep birlikte el elle verelim ama bizler bunu yapmıyoruz gelin baştaki büyüklerimiz bizlere kucak acın bakın nasıl düzeliriz bizler herzaman insanlık adına sizlerden yardımınzı bekliyoruz sizlerden esnaflarımızı ziyaret etmenizi istiyoruz her yerdeki esnaf sanat kerimizde ziyaret edin bir bakın nasıl yardıncı olabilirsiz acaba bizlere ben vazla okuyamadım ama hayat okullunu iyi okudum sizlerden biraz maddi testek çıkar sanız bu yolu daha iyi yürürüz işallah bu yolda her zaman herkez mutlu olur ama birlik olursak tabi hepimiz din kardeşiz hoş cakalın benim tellim şu 05072453994 kafanızı takıldığı sorunuz icin herzaman varım selamlar alaha emanet olun

Adsız dedi ki...

Karşılığı olmayan çekin cezası olamayacak ise o zaman çeki ortadan kaldıralım, senetten ne farkı kalacak?? Çek yasasını değişmesi lazım. Çek bedelinin tamamının bankada teminat olarak bulunması gereklidir. Adamın aylık geliri 1000 lira, elinde yaprak yaprak çekle geziyor. Kredi kartından ne farkı kaldı o zaman ??

Adsız dedi ki...

cek magduruyuz adalet bakının bu ıse bı cozum bulmasını beklıyoruz

ahmet dedi ki...

yasa cıkardılar nısan son nasıl olacak nısan ayından sonra bır dunya dosya sonuclandı onlara ıslem yapamıyorum sucumuz nedır ya allah askına cınayetmı ceza evıne gırersek nasıl odıyecegız borcumuzu vatanımı terk etmek zorunda kaldım

ahmet dedi ki...

yasa cıkardılar nısan son nasıl olacak nısan ayından sonra bır dunya dosya sonuclandı onlara ıslem yapamıyorum sucumuz nedır ya allah askına cınayetmı ceza evıne gırersek nasıl odıyecegız borcumuzu vatanımı terk etmek zorunda kaldım

longbridge dedi ki...

iyi çalışmalar
şu an hala temyizde bulunan dosya onanırsa taahhüt verilebilirmi tşk.

longbridge dedi ki...

Türkiye Cumhuriyet'inde hukuk neden diye neden sormuyor... mal almak için çek verdim yıllardır ticaret yaptığım firmaya.Fakat mallarımı alamadan çeklerim yazıldı ve karşılıksız çek vermekten dolayı suçlu bulundum hakimden aldığım cevap sen parayı öde çek verdiğin kişiler hakkında dava aç oldu. ve dosya hala temyizde, onanırsa hapse giricem adalet bumu..(ticaret hayatımda 1000 tane çek kestim ve sadece beni dolandıranların dışında yazılmış çekim yok)şimdi ben ne yapayım Türk vatandaşı olduğum için bu ülkede dolandırıldığım için hapsemi gireyim...yoksa cevabı allahtan umudunu kesme sabır et düzelirmi olacak...buna cevap başka ne olabilir...tşk.ler...

ahmet dedi ki...

yasa cıkardılar nısan son nasıl olacak nısan ayından sonra bır dunya dosya sonuclandı onlara ıslem yapamıyorum sucumuz nedır ya allah askına cınayetmı ceza evıne gırersek nasıl odıyecegız borcumuzu vatanımı terk etmek zorunda kaldım

Anonymous dedi ki...

Karşılığı olmayan çekin cezası olamayacak ise o zaman çeki ortadan kaldıralım, senetten ne farkı kalacak?? Çek yasasını değişmesi lazım. Çek bedelinin tamamının bankada teminat olarak bulunması gereklidir. Adamın aylık geliri 1000 lira, elinde yaprak yaprak çekle geziyor. Kredi kartından ne farkı kaldı o zaman ??

aliii dedi ki...

efendim, bu hafta uyap üzerinden yaptığım taramada benim hakkımda 7 tane çek ceza davasının sonuçlandığını gördüm,hemen ertesi günü izmire gittim mahkemelerden tebligatın bana yapılmadığını ve temyiz hakkımın olup olmadığını sordum yok kararlar kesinleşmiş dediler.gerekçeli kararları aldım ve döndüm.ancak kafam şu noktada karışıyor;bu davalar başladığında ve sonuçlanana kadar ben çek cezam nedeniyle cezaevindeydim.cezam bittiği için 8 aralıkta tahliye oldum ardından 14 ocakta tekrar girdim ve taahüt edip 5 gün sonrada çıktım.bu dosyaların karar tarihleri haziran,ekim,kasım ve aralık olmak üzere çeşitli tarihlerde.
1-ben ceza evinde olduğum için bana tebliğ edilmiş olsaydı ben duruşmalara katılıp kendimi savunabilirdim bu nedenle savunma hakkım elimden alınmış değilmidir.
2-eğer kararlar bana tebliğ edilmiş olsaydı ki adresim belli cezaevindeyim temyiz edebilirdim. temyiz hakkımda elimden alınmış durumda.
3-uyaptan bakıldığında benim cezaevinde olduğum zaten görülmektedir neden gerekli tahkikat yapılmamıştır.yani ben bu durumda ne yapabilirim.temyiz hakkımı nasıl geri alabilirim.
lütfen bu konuda bana yardımcı olurmusunuz.

Karşılıksız Çek dedi ki...

Buna göre şikayet vaki olduğunda CYY'nın 253. maddesindeki usül gereği olarak uzlaşma süreci başlatılacaktır. Bu süreçte yasal otorite yönetiminde çek bedelinin veya karşılıksız kalan kısmının önemli bir miktarının ödenmesinin fail tarafından kabul edilmesi ve buna şikayetçinin rıza göstermesi ve sonucunda da tarafların uzlaşıp failin uzlaşılan miktarı ve masrafları ödemesi soruşturmayı ve kovuşturmayı sona erdirecektir. Bu, sanığa yeni ceza yasasının tanıdığı yeni bir imkândır. Zararın uzlaşılan miktarının ve giderlerinin ödenmesi şikayetten vazgeçme yanında ayrı bir takipsizlik veya davanın düşme nedenidir. Hiçbir zaman soruşturma ve kovuş­turmada şikayetten vazgeçme hakkını kısıtlayan bir durum yaratmamaktadır. Uzlaşma olmadığı takdirde sonraki her evrede şikayetçi vazgeçme hakkını kullanabilecektir. Yine fail çek tutarının tamamını veya karşılıksız kalan kısmını evrelerine göre değişen tazminat ve gecikme faizini ödemesi halinde ceza davası düşecek veya tüm sonuçlarıyla ortadan kalkacaktır. Görülmektedir ki uzlaşma hükümleri, 3167 sayılı Yasa'nın "hükmün kesinleşmesinden sonra şikayetten vazgeçildiğinde de hüküm bütün cezai sonuçlarıyla ortadan kalkar" şeklinde 16/b maddesinin 3. fıkrası ve "Davanın açılmasına engel olan davayı düşüren ve cezayı ortadan kaldıran nedenler" başlıklı 16/c maddesinin uygulanmasına engel değildir.

Uzlaşma ile 3167 sayılı Yasanın 16/b ve 16/c maddeleri çatışmamaktadır.

Diğer bir ifade ile uzlaşma hükümleri 16/b ve 16/c maddelerine aykırı değildir. Yani, onların yerine geçip onları ortadan kaldıran, uygulama yeteneğini yok eden düzenleme içermemektedir. Zira, şikayet vaki olduğunda öncelikle uzlaşma hükümlerinin uygulanması yasal zorunluluğu yerine getirilecek; uzlaşılmadığı takdirde 16/b ve 16/c maddelerindeki yetki ve imkânlar özgür irade ile kullanılabilecektir. Bu durumda uzlaşma faile hatta şikayetçiye tanınan yeni bir imkândır. İhtilafın kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli mercilerin daha fazla meşgul edilmeyerek sonuçlandırılması amacını gütmektedir.

Türk Ceza Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasada Değişiklik Yapılmasına Dair 5349 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinin "Diğer yasaların, 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 1. kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili yasalarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2006 tarihine kadar uygulanır" şeklindeki hükmünün uzlaşma kurumu yönünden uygulama alanı bulunmamaktadır. Zira, uzlaşma yukarıda açıklandığı üzere, 3167 sayılı Yasaya aykırı bir düzenleme değildir.

Anonymous dedi ki...

Karşılıksız çek nedeniyle para cezası alan ünlü oyuncu ABD'ye uçtu.
Uğur Yücel Amerika'ya gitti
Karşılıksız çek nedeniyle para cezası alan ünlü oyuncu ABD'ye uçtu.


Türk Hava Yolları'nın tarifeli uçağı ile bugün saat 10:20'de İstanbul'dan New York'a giden ünlü oyuncu Uğur Yücel birikmiş mil puanlarıyla First Class sınıfında seyahat etti.

Atatürk Havalimanı'na da bir bagajla geldiği öğrenilen Yücel'in çıkış yasağı olmadığı için Türkiye'den çıkış işlemlerinde herhangi bir sorun da olmadı. Karşılıksız çek nedeniyle para cezası alan ve 97 bin lira tutan bu cezayı yatırmadığı takdirde hapis cezasına çarptırılabileceği öğrenilen Uğur Yücel'in ne zaman Türkiye'ye döneceği merak kronusu oldu.

Yücel'in Tek Faktoring A.Ş'ye olan borcu karşılığında verdiği 97 bin TL'lik çekin karşılıksız çıktığını öne süren şirket yetkilileri, mahkemeye başvurmuştu. Yücel, çek miktarı kadar para cezasına çarptırıldı. Oyuncu, para cezasını ödemediği takdirde hapis cezasına çarptırılacak. Bu kararla hapis cezasıyla karşı karşıya kalan Yücel'e ikinci kötü haber de geldi. Verilen para cezasının taksitlendirilemeyeceğine hükmeden mahkeme, oyuncunun 1 yıl süreyle bankalarda hesap açmasına da yasak getirdi

Anonymous dedi ki...

Kamu çalışanlarına grevli, toplu sözleşmeli sendika hakkı verilmesini talep eden Türkiye Kamu-Sen ve KESK, uyarı amaçlı iş bırakma eylemini aynı gün gerçekleştirme kararı aldı.
Toplu görüşme sürecinde taleplerini hükümete kabul ettiremeyen memur konfederasyonlarının ayrı ayrı aldıkları eylem kararlarını ortaklaştırma çabaları kısmen sonuç verdi. Görüşmeler sonunda Türkiye Kamu-Sen ve KESK, üretimden gelen gücün daha etkin şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla işbirliğine gitti. Bu sene ilk kez en fazla üyeye sahip konfederasyon olarak toplu görüşmelerde heyet başkanlığı yapan Memur-Sen ise bunun yerine kendi eylem kararlarını tek başına uygulamayı seçti. Türkiye Kamu-Sen ve KESK'in aynı gün yapacağı iş bırakma eyleminin tarihi, konfederasyonların genel başkanları Bircan Akyıldız ve Sami Evren tarafından bugün düzenlenecek ortak basın toplantısı ile duyurulacak. KESK Genel Başkanı Sami Evren, iki konfederasyonun bütün bir eylem programı birlikteliğine gitmediğini ama iş bırakma eylemlerinin aynı gün yapılması konusunda uzlaşmaya vardıklarını söyledi. Evren, konfederasyonların iş bırakma eylemi dışındaki eylemlerini kendi belirledikleri takvim doğrultusunda uygulayacağını ifade etti.
Konfederasyon başkanlarının açıklayacağı tarihte 375 bin 990'ı Türkiye Kamu-Sen ve 224 bin 413'ü KESK üyesi yaklaşık 600 bin kamu çalışanı uyarı amacıyla iş bırakacak.

Anonymous dedi ki...

75 size canı gönülden katışlıyorum.Benimde dosyalarımın yarısı tefeci.Ama kimse bu hatrı sayılır rakamları çekin üzerinde görüpte ne aldın ne sattın demiyor.Bildiğim kadarıyla tefecilere tek yasal yaptırım para cezası.Eee o parada zaten onlarda var adamın işi para.Bir cinayet davasında bile hafifletici sebepler oluyor kare kare dava inceleniyor.Ama biz kafadan suçluyuz çünkü borçluyuz.Kimsin nesin bugüne kadar ne yaptın diyen yok hükmün verilmiş çek madurları ceza evine.

Anonymous dedi ki...

75 size canı gönülden katışlıyorum.Benimde dosyalarımın yarısı tefeci.Ama kimse bu hatrı sayılır rakamları çekin üzerinde görüpte ne aldın ne sattın demiyor.Bildiğim kadarıyla tefecilere tek yasal yaptırım para cezası.Eee o parada zaten onlarda var adamın işi para.Bir cinayet davasında bile hafifletici sebepler oluyor kare kare dava inceleniyor.Ama biz kafadan suçluyuz çünkü borçluyuz.Kimsin nesin bugüne kadar ne yaptın diyen yok hükmün verilmiş çek madurları ceza evine.

aliii dedi ki...

efendim, bu hafta uyap üzerinden yaptığım taramada benim hakkımda 7 tane çek ceza davasının sonuçlandığını gördüm,hemen ertesi günü izmire gittim mahkemelerden tebligatın bana yapılmadığını ve temyiz hakkımın olup olmadığını sordum yok kararlar kesinleşmiş dediler.gerekçeli kararları aldım ve döndüm.ancak kafam şu noktada karışıyor;bu davalar başladığında ve sonuçlanana kadar ben çek cezam nedeniyle cezaevindeydim.cezam bittiği için 8 aralıkta tahliye oldum ardından 14 ocakta tekrar girdim ve taahüt edip 5 gün sonrada çıktım.bu dosyaların karar tarihleri haziran,ekim,kasım ve aralık olmak üzere çeşitli tarihlerde.
1-ben ceza evinde olduğum için bana tebliğ edilmiş olsaydı ben duruşmalara katılıp kendimi savunabilirdim bu nedenle savunma hakkım elimden alınmış değilmidir.
2-eğer kararlar bana tebliğ edilmiş olsaydı ki adresim belli cezaevindeyim temyiz edebilirdim. temyiz hakkımda elimden alınmış durumda.
3-uyaptan bakıldığında benim cezaevinde olduğum zaten görülmektedir neden gerekli tahkikat yapılmamıştır.yani ben bu durumda ne yapabilirim.temyiz hakkımı nasıl geri alabilirim.
lütfen bu konuda bana yardımcı olurmusunuz.

Toblerone_83 dedi ki...

İyi Geceler Ben bursadan Turgay Bi davamız var avukat benden istanbula gidip dosyayı almamı istedi gittim ama dosyanın aslını aldım geldim bu durumda ne yapmam gerekiyor adliyedeki görevli tutuşturdu elime ne kimlik sordu ne bişey aldım döndüm bende bursaya yardımcı olursanız sevinirim

Cüneyt dedi ki...

Avukat tutmanızda fayda var, bu şekilde sonuç almanız çok zor, menfi tespit davası açılması gerek

Tur Yas dedi ki...

merhaba arkadaşlar sizden bir konuyla ilgili fikir almak istiyorum yardımcı olursanız sevinirim
Şu an çok zor durumdayız eşimle beraber 2008 yılında eşimi bi asker arkadaşı beraber iş kuralım diye gaziantep e çağırıyor eşimin adına bir gıd şirketi açıyorlar ....... gıda die ama bu adam dolandırıcı bir gün kendi adına olan çek defterinden eşime çek yazıyo diyo ki bu çeki git faktorik firmasından bozdur gel heapta bana sen mal vermiş oluyosun bende sana çek yazıyorum bu çeki tahsil et eşimde gidip çeki bozduruyo çekin arkasına da alan kişiden imza bide iş yerinin kaşesini istiyolar eşimde kaşesini basıp imza atıyo 15000 lirayı alıyo arkadaşına veriyo çekin vadei gelince faktorik şirketi bu parayı alıcaklıdan alamayınca icra gönderiyo çekin sahibine evde bazı eşyalar yazılıyo ödeme için avukattan süre isteniyo fakat bu para ödenmeyince 4 sene sonra faizleniyo ve eşimden tahsil etmek istiyolar parayı ona verdikleri için ama çek o arkadaşının adına ve bize hiçbi bilgi verilmeden evimize icra geliyo ve evdeki eşyaları vermek istemediğimiz için bizden borca kefil istediler bende o an zaten ağlamaktan eşyaları almasınlar die imza attım. Bize çekin sahinin 1. borçlunun kaçak olduğunu söylediler ve avukatların buamadık dediği borçluyu biz bulduk ama avukat bizden amak istiyo gaziantep e gitmek istemiyo istanbuldan bize bursaya geliyo ve biz asgari ücretle geçinen insanlarız 1 sene oldu evleneli bizden alacak olduğu eşyaların borcunu ödüoruz ama asıl suçlu yeri yurdu belli oralarda fabrika açıcak magdur olan biziz adımıza hiç bişi yok 26000 liralık borcu ödeyemeyiz gerçek borçlu dururken biz şimdi avukata verdik zorla borca imza attırdılar die şimdi ne yapmamız gerekiyo bi fikir verirseniz çok sevirnirim gerçekten çok zor durumdayızz