TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Başkanlığınızca Çek Kanunu Tasarısı (1/710), 21/5/2009 tarihinde tali komisyon olarak Avrupa Birliği Uyum Komisyonuna, esas komisyon olarak da Komisyonumuza havale edilmiştir.
Komisyonumuz, 3/6/2009 tarihli 52. toplantısında, Adalet Bakanı Sadullah ERGİN ile ilgili Bakanlık, kurum ve kuruluş temsilcilerinin de katılımlarıyla söz konusu Tasarının geneli üzerinde görüşmeleri yapılmış; uzun görüşmelerden sonra maddelerine geçilmiş ve Tasarının daha ayrıntılı biçimde incelenerek gerekli düzenlemelerin yapılması amacıyla 5 üyeden oluşan bir alt komisyon kurulmuştur.
Alt Komisyon Tasarıyı, Adalet Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Yargıtay Başkanlığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, MASAK, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Bankalar Birliği ve Katılım Bankaları Birliği temsilcileri ile Tasarının Bilim Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Ünal Tekinalp ile Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İzzet Özgenç’in katılımlarıyla 8/6/2009 ve 9/6/2009 tarihlerinde görüşmüştür.
Komisyonumuz Tasarının, 3/12/2009 ve 4/12/2009 tarihli 53 üncü ve 54 üncü toplantılarında, Hükümeti temsilen Adalet Bakanı Sadullah ERGİN ile Adalet Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Yargıtay Başkanlığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Bankalar Birliği temsilcilerinin katılımlarıyla Alt Komisyonca kabul edilmiş olan metin üzerinden görüşülmesine karar vermiştir. Yapılan görüşmeler tam tutanağa bağlanmıştır.
Kanun Tasarısının geneli üzerindeki müzakereler sırasında Hükümet Temsilcisi Adalet Bakanı Sadullah ERGİN tarafından aşağıdaki görüşler ifade edilmiştir.
Ülkemizde, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun kıymetli evrak kitabında yer alan çek hukukuna ilişkin hükümlerin uygulamasında karşılaşılan tereddütlerin giderilmesi, çek kullanımında görülen bazı fonksiyon saptırmalarının ve karşılıksız çek verilmesindeki artışların önlenmesi, çek kullanımındaki esasların, çek hamillerinin korunmasına dair tedbirlerin ve uygulanacak müeyyidelerin belirlenmesi amacıyla 1985 yılında 3167 sayılı Kanun kabul edilmiştir. Ancak ilgili kanunun uygulamasında büyük sıkıntılar çıkmış, karşılıksız çek keşide etmek suçunun önüne geçilememiş, bu nedenle aksaklıkların giderilmesi amacıyla ilgili kanunda bir çok defa değişiklik yapılmış, karşılıksız çek keşide etmek suçunun özel olarak düzenlenip suçun oldukça uzun bir hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılması dahi caydırıcı olmamış, aksine piyasada karşılıksız çek miktarı artmış ve ceza davaları önemli rakamlara ulaşmıştır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlüğe girmesiyle yukarıda bahsedilen aksaklıkların giderilmesi amacıyla söz konusu Kanun ile ilgili olarak bir çalışma gurubu oluşturulmuş; bu çalışma gurubu, çok yoğun ve katılımcı çalışmalar sonucunda “Çek Kanunu Tasarısı” taslağını oluşturmuş ve taslak Bakanlar Kurulunda son şekli verilerek Yüce Meclise sunulmuştur.
Bu bağlamda Tasarıyla;
- Çekin güvenli bir ödeme aracı olarak itibar kazanmasının sağlanması,
- Çekin bir ödeme aracı olduğuna dair belirleyici hükümlere yer verilmesi,
- Bankaların çek hesabının açılması sırasında yaptıkları araştırmaların derinleştirilmesi,
- Sağlıklı çek kullanımına yönelik önlemlerin alınması,
- Hamile yazılı çekin, kayıt dışı ekonominin bir aracı olmaktan çıkarılması,
- Tüzel kişilerin işlemlerinin bir gerçek kişinin çek hesabı üzerinden yürütülmesinin engellenmesi,
- Kara paranın aklanması ile terörün finansmanında çekin rol oynamasına engel olunması için çek hesabının açılmasında ve hamile yazılı çekte yeni yaklaşımların benimsenmesi,
- Yeni kanunun Türk Ceza Kanunu ile uyumlu hale getirilmesi,
- Karşılıksız çek ile mücadelede ağır hürriyeti bağlayıcı cezaların yetersiz kalmasından dolayı, suçu önleyici diğer önlemlerin getirilmesi,
- Düzeltme hakkının Türk Ceza Kanununa uygun olarak etkin pişmanlık şeklinde yeniden düzenlenmesi,
- Çek defterlerinin ve yapraklarının geri verilmesinin yeniden düzenlenmesi, kullanılmış, halen dolaşımda olan çeklerin kimlere verildiğinin ve keşide tarihlerinin belirtilmesi,
amaçlanmıştır.
Komisyon üyeleri tarafından Tasarının tümü ve maddeleri üzerinde müzakereler sırasında aşağıdaki görüşler ifade edilmiştir:
- Tasarı, 3167 sayılı Kanundan kaynaklanan sorunları aşabilecek niteliklere ve unsurlara sahip değildir.
- Piyasada karşılıksız çekin yaygın olmasının en önemli sorumlusu, bu konuda üzerine düşen mükellefiyetleri tam anlamıyla yerine getirmeyen bankalardır.
- Anayasanın 38 inci maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 4 nolu Protokolünün ilgili hükümleri değerlendirildiğinde, karşılıksız çek keşide etmek suçuna hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi doğru değildir.
- Tasarının değişik maddelerinde birçok suç tipi ihdas edilmiştir. Bürokratik halkalara yeni bürokratik halkalar eklenmiştir. Ancak bu yöntemle çekin güvenilir bir ödeme aracı olması sağlanamayacaktır.
- Tasarıda, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibraz edilen çek ile ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine hürriyeti bağlayıcı bir yaptırım yerine, adli para cezası öngörülmesinin (adli para cezası ödenemediğinde hapis cezasına dönüşeceğinden) bir esprisi yoktur. Ayrıca, kişi ekonomik durumu uygun olması durumunda zaten çek bedelini ödeyecektir. Hamilin çek bedelini ödeyemeyen kişiye bir de adli para cezasının verilmesi mantık dışı bir durumdur.
- Avrupa Birliğine üye ülkelerde karşılıksız çeklerle ilgili olarak hürriyeti bağlayıcı bir yaptırım sistemi öngörülmemiştir. Karşılıksız çeklerle ilgili olarak hürriyeti bağlayıcı yaptırımlar veya adli para cezası yerine, idari para cezası verilmelidir.
- Tasarıyla tacir olan ve tacir olmayan kişilere verilecek çekler arasında bir ayrım yapılmaktadır. Ancak yapılan bu ayrım uygulamada fayda sağlamayacaktır.
Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun geçici 1 inci maddesinde öngörülen sürede, özel kanun niteliğindeki 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunun yasama uyumunun yapılamaması sebebiyle, karşılıksız çek suçlarına bu tarihten önce tertip edilmiş mahkumiyet kararlarının düşmüş sayılacağı yorumu, kamuoyunda bu konuda toplumsal bir talep ve beklenti üretmiş, giderek karşılıksız çekin suç olmaktan çıkması eğilimleri Parlamentoya etkili bir iletişimle ulaştırılmıştır. Komisyon, 1985 yılından bu yana yürürlükte olan karşılıksız çek uygulamalarını, ekonomik yaşamın karşılıksız çek suçu nedeniyle çeklere yüklediği artık-güveni, çek alacaklılarının meşru hakları ile çek suçlularının yukarıda belirtilen beklentilerini birlikte değerlendirmiştir. Komisyonun ulaştığı sonuç, temel dayanağının niteliğine bakılmaksızın toplumda oluşan geçici beklentiyi, geçici ve ekonomik kamu düzenini de gözeten bir modelle karşılama gereği olmuştur.
Genel Kurula sunulan Tasarı ve Komisyon Raporunun üzerinde oturduğu temel (ratio legis) bu şekilde özetlenebilir.
Komisyonun oluşturduğu model, 1/11/2009 tarihine kadar işlenmiş ve adliyeye intikal etmiş çek suç ve cezalarında askı modelidir. Alacaklıyla karşılıksız çek suçunu işleyen kişi arasındaki anlaşma yahut anlaşmanın gerçekleşmemesi halinde failin taahhütnamesi, ceza tehdidini geçici bir süre için kaldıracak ve borcun ifası halinde, suçsuzluk rejimine geçilecektir. Modelde öngörülen sürede yahut taksitin vadesinde temerrüt, askı halini sona erdirecektir.
Komisyonda Anayasamızın 38/7 hükmü, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 4 nolu Protokolünün 1 inci maddesi ve konuya ilişkin Anayasa Mahkemesi Kararı ayrıca değerlendirilmiştir.
Karşılıksız çek eyleminin suç olmaktan çıkarılması yahut hürriyeti bağlayıcı ceza yaptırımından vazgeçilmesi elbette ki Yasama Organının takdirindedir. (Anayasa. m. 38) Ancak çeke yüklenen ekonomik güveni ve keşidecinin ekonomik yapısına erişimi sağlayacak düzenleyici bir alt yapının oluşması şarttır. Komisyonumuza son toplantıda ulaştırılan ve başka yasalarda değişikliği amaçlayan pozitif ve negatif veri tabanına yönelik model önerileri ivedilikle yasalaştırılmalıdır.
Tasarının maddeleri üzerinde yapılan değişiklikler sırasıyla aşağıda açıklanmıştır.
Tasarının 1 inci maddesi aynen kabul edilmiştir.
Tasarının 2. maddesinde, Komisyonumuzca, üçüncü fıkranın birinci cümlesindeki, “; bu hüküm, diğer banka hesapları bakımından da geçerlidir” ibaresi, bu tür bir genel hükmün yerinin bu Tasarı olmadığı düşüncesiyle madde metninden çıkarılmıştır.
Öte yandan, maddede, Alt Komisyonca aşağıdaki gerekçelerle yapılan değişiklikler Komisyonumuzca da kabul edilmiştir:
Madde başlığı, madde içeriğini tam olarak yansıtmadığından madde başlığı, “Bankanın araştırma yükümlülüğü, çek hesapları çek defterleri” olarak değiştirilmiş, ikinci fıkrada, maddenin uygulanmasını kolaylaştırmak amacıyla çek hesabı açtırırken kabul edilebilecek kimlik belgeleriyle ilgili olarak maddede kabul edilen hususlara sürücü belgesi de eklenmiştir.
Bankaların çek hesabı açtırmak isteyen kişilerden talep ettiği belgeler arasında, tacir olanların ticaret sicil kayıtlarının istemeleri yanında, esnaf ve sanatkâr olanların da esnaf ve sanatkâr sicil kayıtlarının istenmesinin gerekli olduğu kanaatine varılarak fıkraya, “tacir olanların ayrıca ticaret sicil kayıtlarını” ibaresinden sonra gelmek üzere “esnaf ve sanatkâr olanların ise esnaf ve sanatkâr sicili kayıtlarını” ibaresi eklenmiştir.
Ayrıca, maddenin ikinci fıkrasına eklenen cümleyle, vatandaş veya yabancı ayrımı olmaksızın, yerleşim yeri yurtdışında bulunan kişilerin çek hesabı açma talebinde bulunmaları halinde, bu Kanun hükümlerine göre gerekli tebligatlarının yapılabilmesi amacıyla kendileri ile ilgili olarak Türkiye’de bir adresi bankaya bildirmeleri yükümlülüğü getirilmiştir.
Üçüncü fıkrada, çek hesabının ilgilinin veya yasal temsilcisinin imzası olmadan açılamayacağı öngörülmüş olmakla birlikte, yasal temsilci dışında, vekil tarafından da çek hesabı açılabilmesine imkân tanınması için “ilgilinin” ibaresinden sonra “vekilin” ibaresi eklenmiştir. Yine aynı fıkrada “tacir” ibaresinden sonra gelmek üzere, ikinci fıkradaki düzenlemeyle paralellik sağlanması amacıyla “veya esnaf ve sanatkâr” ibaresi eklenmiştir.
Onuncu fıkrada, mevduat zamanaşımı süresinin katılım bankalarını kapsamadığı kanaatine varılarak, “mevduat” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya katılım fonu” ibaresi eklenmiştir.
Tasarının 3 üncü maddesinde Alt Komisyonca aşağıda belirtilen gerekçelerle değişiklik yapılmış; bu değişiklikler Komisyonumuzca da benimsenmiştir.
Maddenin birinci fıkrasında, çeki bankaya ibraz eden kişinin yabancı olması ve vergi kimlik numarasının bulunmaması ihtimaline binaen fıkraya “hamilin” ibaresinden sonra gelmek üzere “varsa” ibaresi eklenmiştir. Türk vatandaşları bakımından, vatandaşlık numarası aynı zamanda vergi kimlik numarası olarak işlev görmektedir.
Maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen her bir çek yaprağı için bankanın hamile ödemekle yükümlü olduğu miktar dört yüz yetmiş Türk Lirası olarak belirlenmiş ise de bankaların bu konuda daha sorumlu hareket etmeleri için söz konusu miktar bin Türk Lirası olarak tespit edilmiştir. Aynı fıkrada, muhatap bankanın, hamile ödemekle yükümlü olduğu miktarı, uygulamada talep etmeden ödemediği, çoğu zaman hamilin bankanın böyle bir yükümlülüğünün olduğundan haberdar olmadığı, dolayısıyla belki de hamilin rahatlıkla kabul edebileceği kısmi ödemenin de bu şekilde gerçekleşmediği görüldüğünden, bankanın yükümlü olduğu miktarı talep olmadan da hamile ödemesi veya ödemeyi teklif etmesi gerektiği düşüncesiyle “talep ettiği takdirde,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
Dördüncü fıkrada yapılan değişiklikle, “karşılıksızdır” işlemi yapılırken hangi işlemlerin yapılması gerektiği hususuna açıklık getirilmiştir.
Maddenin beşinci ve altıncı fıkraları birleştirilmiş, kısmi ödemede bulunulmuş olup olmadığına bakılmaksızın, kısmen veya tamamen karşılıksız çıkan çekle ilgili olarak, karşılıksızdır işlemi yapıldıktan sonra, çekin ön ve arka yüzünün fotokopisinin bankada saklanması ve aslının ise hamiline geri verilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır. Fıkra numaraları ayrıca buna göre teselsül ettirilmiştir.
Maddeye yedinci fıkra olarak yeni bir fıkra eklenmiştir. Bu yeni fıkraya göre ileri düzenleme tarihli çeklerin üzerinde yer alan tarihten önce, bankaya ibraz edilmesi ve karşılığının kısmen veya tamamen bulunmaması halinde, bu çekle ilgili olarak karşılıksızdır işleminin ve hukukî takip yapılmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bu düzenlemeye göre, ileri tarihli çekle ilgili olarak kambiyo senetlerine özgü hukukî takip yoluna başvurulabilmesi için üzerinde yazılı düzenleme tarihi itibarıyla kanunî ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmesi ve bu Tasarı hükümlerine göre karşılıksızdır işlemi yapılması gerekmektedir.
Alt Komisyonca Tasarının 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununda aynı yönde düzenleme bulunduğundan mükerrerliğin önlenmesi açısından, madde metninden çıkarılmıştır. Bu değişiklik Komisyonumuzca da benimsenmiştir.
Alt Komisyonca Tasarının 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, “karşılıksızdır işlemi yapılmasına” ibaresinden sonra gelmek üzere “kasten” ibaresi eklenmiştir. Böylece söz konusu suçun ancak kasten işlenebilen suç olabileceğine açıklık getirilmek istenilmiştir. Ancak, bu değişiklik Komisyonumuzca uygun görülmeyerek aşağıda belirtilen gerekçelerle “kasten” ibaresinin metinden çıkarılması benimsenmiştir.
Maddede tanımlanan suç, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibraz edildiğinde, çek karşılığının ilgili banka hesabında tam olarak bulundurulmaması suretiyle oluşur. Çekin karşılığını ibraz anında ilgili çek hesabında bulundurmamak, söz konusu suçun oluşmasını sağlayacaktır. Söz konusu suçun oluşabilmesi için, çekin karşılığının, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak, yani en azından taksirle, ilgili çek hesabında bulundurulmaması gerekir. Anayasanın 38 inci maddesinin yedinci fıkrasında düzenlenen ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi bağlamında güvence altına aldığı kusursuz ceza olmaz kuralının gereği olarak, söz konusu suç, objektif (kusursuz) sorumluluğu gerektiren bir suç olarak değil, en azından taksire dayalı kusurluluğu gerektiren bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu itibarla, kişinin, elinde olmayan sebeplerle ortaya çıkan zorunluluk hâli dolayısıyla, örneğin doğal afet, savaş, kaza geçirmesi gibi bir sebeple, çekin karşılığını ilgili hesapta zamanında bulunduramamış olması hâlinde, ceza sorumluluğu olmayacaktır. Bununla birlikte, maddeye Alt Komisyon tarafından eklenen “kasten” sözcüğü bu suçu olası kastla işlenebilen suç olmaktan çıkarıp doğrudan kastla işlenebilen suç haline getirecektir. Bu durum, söz konusu suçun düzenleniş gayesiyle bağdaşmayacağı gibi, ticarî alanda ve yargılama sürecinde de olumsuz sonuçların doğmasına sebep olacaktır. Bu itibarla, maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “kasten” sözcüğünün madde metninden çıkarılmasında yarar görülmüştür.
Alt Komisyonca, maddenin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, sorumluların belirlenmesinde yaşanılan güçlüğün giderilmesi amacıyla, çek hesabı sahibi gerçek kişilerin, kendi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci olarak tayin edemeyeceği hükmüne ilave olarak “vekil”in de tayin edilemeyeceği kabul edilmiş, bu değişiklik Komisyonumuzca da benimsenmiştir.
Maddenin sekizinci fıkrasında, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) kapsamında söz konusu mahkeme kararlarının elektronik ortamda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına gönderilmesi işlemlere hız kazandırılması ve bu bağlamda zaman ve emek tasarrufu sağlanması amacıyla değişiklik yapılmıştır. Yapılan bu değişiklik Komisyonumuzca kabul edilmiş olmakla birlikte, fıkranın ikinci ve üçüncü cümleleri aşağıda belirtilen gerekçelerle yeniden düzenlenmiştir.
Sekizinci fıkra hükmünde, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından bankalara yapılacak duyuruların usul ve esaslarına ilişkin düzenlemeye yer verilmemiştir.
Ayrıca, ikinci cümledeki düzenleme kişilere ilişkin yasaklama kararlarının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından internet ortamında, herkesin kolayca ulaşabileceği şekilde yayımlanması gibi bir uygulamaya da sebebiyet verebilecektir.
Bu nedenle, fıkranın ikinci ve üçüncü cümlelerinin birleştirilerek daha açık bir düzenleme getirilmesi amaçlanmıştır.
Tasarının 6. maddesi aynen kabul edilmiştir.
Tasarının 7. maddesinin beşinci fıkrasında bankanın kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarı hamile ödemeyen banka görevlisi hakkında aşağıda belirtilen gerekçelerle yaptırım öngörülmüştür:
“Bankanın sorumlu olduğu miktardan ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldıracak bir feragat caiz olmadıktan başka, ödemekle sorumlu olunan miktarın ödenmemesi fiili dahil, suç kapsamına alınmıştır.”
Öte yandan, Alt Komisyonca maddedeki yaptırımlarla ilgili olarak, işlenen fiilin ağırlığı dikkate alınarak ceza miktarlarında değişiklik yapılmıştır. Yapılan değişiklikler Komisyonumuzca da benimsenmiştir.
Tasarının 8 inci ve 9 uncu maddeleri aynen kabul edilmiştir.
Tasarının geçici 1 inci maddesine, Alt Komisyonca dördüncü fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki gerekçelerle beşinci fıkra eklenmiştir.
“Eklenen fıkrayla, karşılıksız çek keşide etme suçundan dolayı, hüküm verilmiş olup da temyiz aşamasında bulunan dosyalarla ilgili olarak, yapılacak olan incelemenin içeriğine açıklık getirilmiştir. Böylece Yargıtay’da bulunan dosyalar, ilgili ceza dairesince esastan incelenecektir. Bu inceleme yapılırken, ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasına ilişkin olarak Anayasanın 38 inci maddesi ile Türk Ceza Kanununun 3 üncü maddesi hükümlerine göre değerlendirme yapılacaktır.”
Bu fıkra hükmü, temyiz incelemesinin mahiyetiyle bağdaşmayacağından, yeni geçici 1 inci maddede Alt Komisyonca kabul edilen beşinci fıkra hükmüne yer verilmesine gerek görülmemiştir.
Komisyonumuzca, geçici 1 inci madde, aşağıda belirtilen gerekçelerle yeniden düzenlenmiştir.
“Tasarının Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulduğu tarihten bu yana geçen zaman dikkate alınarak, maddede öngörülen tarihlerin yeniden belirlenmesi ihtiyacının ortaya çıkması sebebiyle söz konusu tarihlerin yeniden belirlenmesi, maddenin kendi içerisinde ifade ve terim birliğinin sağlanması ve bağlantılı düzenlemeler içeren geçici 2. ve geçici 3 üncü maddede yer alan hükümlerin bir maddede toplanması amacıyla bu değişiklik önergesi verilmiştir.
Öte yandan, önerilen metinde;
- Tasarıdaki üçüncü fıkra hükmü, önergede teklif edilen beşinci fıkra hükmü ile bağdaşmayacağından madde metnine alınmamıştır.
- Tasarıda dördüncü fıkra olan ancak yukarıda belirtilen sebeple maddenin üçüncü fıkrasının madde metnine alınmaması sebebiyle üçüncü fıkra olarak önerge metninde yer alan hükmün, lehe kanun uygulamasını bertaraf ettiği şeklinde herhangi bir yanlış anlamaya sebebiyet vermemesi bakımından, fıkraya bu doğrultuda, Türk Ceza Kanununun 7. maddesinde düzenlenen zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükmün saklı olduğuna dair cümle eklenerek konuya açıklık getirilmiştir.
- Önergeyle düzenlenen maddenin dördüncü fıkrası, yeni sistemde görev sulh ceza mahkemesinde olacağından, yürürlük öncesi davalar bakımından asliye ceza mahkemesinin görevinin sürmesini mümkün kılacak usuli bir geçiş hükmü niteliğindedir.
- 3167 sayılı Kanuna 18/2/2009 tarihli ve 5838 sayılı Kanunla geçici 2. madde olarak eklenen hükümde, belirli bir süreyle çekin, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersiz kabul edilerek, ticarî hayatta belli bir rahatlığın yaşanması sağlanmıştır. Bu uygulamadan elde edilen olumlu sonuçlar dikkate alınarak, tarafların başlangıçtaki iradelerine aykırı olarak, çeklerin üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce ibrazının engellenmesine yönelik olarak, altıncı fıkrada, yeni bir süre belirlenerek, ticarî hayatta karşılaşılabilecek sorunlara ve mağduriyetlere çözüm üretilmesi amaçlanmıştır.
- Hükümet Tasarısında yer almayan ancak Alt Komisyon tarafından maddeye ilave edilen beşinci fıkra hükmü, temyiz incelemesinin mahiyetiyle bağdaşmayacağından önergede yer almamıştır.”
Alt Komisyonca, Tasarının 5 inci maddesinin sekizinci fıkrasının geçiş sürecinde uygulamada meydana gelebilecek aksaklıkların sorun yaratmaması amacıyla geçici 2. madde eklenmiştir. Söz konusu geçici 2. madde, Komisyonumuzca kabul edilmekle birlikte, yukarıda ifade edilen gerekçelerle Tasarının geçici 1 inci maddesinin altıncı fıkrası olarak düzenlenmiştir.
Komisyonumuzca yeni geçici 2. madde, aşağıda belirtilen gerekçelerle yeniden düzenlenmiştir.
Tasarının geçici 2. maddesindeki hüküm Komisyonca kabul edilen geçici 1 inci maddenin altıncı fıkrasında düzenlenmiş olduğundan, o hükmün korunması gereği kalmamıştır. Önergeyle, 1/11/2009 tarihi itibarıyla karşılıksız çek suçlarından adliyeye intikal edenler hakkında geçici bir uygulama öngörülmektedir. Bu kategorideki şüpheli, sanık ve hükümlüler yönünden cezai tehdit olmaksızın çekte tecessüm eden borcu ödeme imkanı tanınmaktadır. Geçici madde, bu eksen içindeki hukuki yansımaları düzenlemektedir.
Alt Komisyonca, Tasarıya geçici 2. maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki gerekçelerle geçici 3 üncü madde eklenmiştir.
“Tasarının kanunlaşması halinde yayımı tarihi itibariyle 3167 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılacağından, 3167 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca kurulmuş olan Bankalar arası Takas Odaları Merkezi tüzel kişiliği de yasal dayanaktan yoksun kalacaktır. Çek takası faaliyetlerinin ödeme sistemleri içerisindeki önemi göz önüne alınarak, söz konusu faaliyetlerin kesintisiz sürdürülebilmesini temi nen, Tasarının 8 inci maddesinde bahsi geçen tüzel kişilik kuruluncaya kadar bu alanda bir boşluk yaşanmasının önüne geçecek bir düzenleme yapılması gerekmektedir. Ayrıca, Bankalar arası Takas Odaları Merkezi tüzel kişiliğinin Tasarının 8 inci maddesine göre kurulacak yeni tüzel kişiliğe devri dolayısıyla ortaya çıkacak vergi, resim, harç ve fon yükümlülüğünden de muaf tutulması gerekecektir.”
Alt Komisyonca kabul edilmiş olan geçici 3 üncü madde, Komisyonumuzca kabul edilmekle birlikte, Bu madde içeriği, geçici 1 inci maddede düzenlenmiş bulunduğundan konusuz kalması sebebiyle Tasarı metninden çıkarılmıştır.
Tasarının 10 ve 11 inci maddeleri aynen kabul edilmiştir.
Tasarının maddeleri müzakereleri sırasında redaksiyona tabi tutulmuştur.








