Şirket Vekaletnamesi ile çek düzenleme beraat


T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
DOSYA NO: 2009/665
DURUŞMA TARİHİ: 24/02/2010
HAKİM: MUHLİS SARIKAYA 27634
CUMHURİYET SAVCISI: ERDAL BAĞCI 24274
KATİP: MERVE ÖNEN 127978

DURUŞMA TUTANAĞI
Belirli gün ve saatte 1. celse açıldı. Şikayetçi vekili geldi. Açık yargılamaya başlandı.
iddianamenin kabulü kararı okundu.
Şikayetçi vekili vekaletname ibraz etti.
ŞİKAYETÇİ VEKİLİ : Davaya katılmak istiyoruz dedi.
İDDİA MAKAMI: Katılma kararı verilsin dedi.
G.D.
Suçtan zarar gören olarak şikayetçinin davaya katılan, dosyada vekaleti bulunan vekilinin katılan vekili olarak duruşmalara kabulüne karar verilerek açık duruşmaya devam olundu.
iddianame ve ekleri okundu.
KATILAN VEKİLİ: Ödeme yoktur şikayetimiz devam etmektedir dedi.
Çek aslı ibraz edildi.
incelenmesinde, iddianamede yazılı dosyada fotokopisi bulunan çek olduğu görüldü.
Çek aslı katılan vekiline iade edildi.
Sanığın savunması için yazılan talimat cevabı geldi. Tebligat Yasası 35. Maddesine göre tebligat yapıldığı duruşmaya gelmediği anlaşıldı.
Sanığın sabıka kaydı geldi.
KATILAN VEKİLİ ESAS HAKKINDAKİ İDDİASINDA: Ödeme yoktur. Sanığın cezalandırılmasını talep ediyorum dedi.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA :
Karşılıksız çek düzenleme suçundan sanık T.'in yapılan açık yargılamaları sonucu toplanan delillere ve dosya kapsamına göre sanığın şirket yetkilisi S. in verdiği vekaletnameye göre suça konu çeki düzenlediği, yeni çek yasası'na göre vekaletname ile çek keşide etmenin hukuken geçerli olmayacağının bildirildiği anlaşıldığından sanığın atılı suçtan beraatine, şirket yetkilisi Ş. hakkında karşılıksız çek suçundan gereğinin taktir ve ifası için Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur dedi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Yapılan yargılama sonunda iddia, banka yazılan, vekaletname ve dosya kapsamı değerlendirildiğinde sanığın keşideci şirket müdürü ve yetkilisi S. in verdiği vekaletnameye göre suça konu 15/07/2008 keşide tarihli 6.561,00-YTL bedelli çeki düzenleyerek verdiği, bankaya ibrazında men talimatına göre işlem yapılmadığı, ödeme de yapılmadığından şikayet üzerine hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmış ise de, suç tarihinden soma yürürlüğe giren ve sanık lehine olan 5941 sayılı çek yasası 5/2 fıkrası "çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla hükümlü kişi çek sahibi kişidir. Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması halinde tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organı üyesi, böyle bir belirleme yapılmamış ise yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler çek karşılığını ilgili bankada bulundurmakla hükümlüdür"
5/3 fıkrası ise çek hesabı sahibi gerçek kişi kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez, gerçek kişinin temsilcisi veya vekili olarak çek düzenlemesi halinde bu çekten dolayı hukuki ve cezai sorumlulukçek sahibine aittir
hükümlerini getirmiş olmakla keşideci sanık T.. çek sahibi şirketin yetkili müdürü gerçek kişi olan S.. tarafından verilen vekaletnameye göre çeki düzenlediği ancak ilgili yasa maddesine göre cezai sorumluluğun vekile ait olmayıp çek hesabı sahibi şirket yetkililerine dolayısı ile dosyamızda S. Özdil'e ait olduğu anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Her ne kadar sanığın atılı suçtan dolayı cezalandırılması istemi ile mahkememize kamu davası açılmış ise de, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5941 sayılı çek yasası 5/2-3 maddeleri uyarınca sanığın cezai sorumluluğu olmadığı anlaşıldığından CMK 223/2-a maddesi uyarınca BERAATINE,
Şirket yetkilisi S... hakkında karşılıksız çek suçundan gereğinin taktir ve ifası için Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına
Yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına,
Sanığın yokluğunda , katılan vekilinin yüzüne karşı , iddia makamının huzurunda isteme uygun hükmün açıklanmasından ve tebliğinden itibaren 7 gün içinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine bir beyanda bulunulması beyanın tutanağa geçirilerek Hakime onaylatılması suretiyle Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/02/2010
Katip 127978
Hakim 27634

3 yorum:

Murat YALÇIN dedi ki...

İşadamısınız, diyelim ki dönem başında 1 milyon TL borcunuz vardı.. 3 yıl sonra siz bu borcu 5 milyona çıkarsanız ve işletmenizin diğer hak sahipleri borcu 5 katına çıkardınız diye size sövse haklı olurlar mı? Tek başına kullanılan bu rakamın iki anlamı vardır, ya cahillik ya da bilerek kötülemek (TAKBİH)..
Nitekim sizin borcunuz, dönemin başında 1 milyon iken cari rasyonuz diyelim ki, 0.5 idi.. Yani borcunuzun ancak yarısını ödeyebilecek cari kaynaklara sahiptiniz.. Halbuki bu süre içinde çok iyi işler yaptınız, iş hacminiz katlandı, borcunuz da (tabiatıyla nominal olarak) 5 milyona çıktı ama diyelim ki cari rasyonuz 1.2 oldu.. Bu şu demektir; çok başarılı bir faaliyet dönemi geçirdiniz, hem başlangıçta borcunuzun yarısını bulan sermaye eksinizi kapattınız ve şimdi tüm borçlarınızı karşılayan cari kaynaklara sahipsiniz ve hem de artı işletme sermayesiniz var..

Diyorum ki, alçakça ve gayri insani bir hukuksuzluğa muhatabız.. Konumuzun, derdimizin dışına çıkıp ne hükümet için tezahürat yapalım ne de kurnazca hükümet düşmanlığı..

Hükümeti, Meclisi, Partileri, Yargıyı ilgili kişi ve kurumları konumuz bağlamında muhatap alalım.. Övülecek yanlarını kompleksiz olarak övelim.. (CHP de olduğu gibi..)

Bu bağlamda şiddetli bir hak arama ve hukuk mücadelesi yapalım, ak partiymiş kara partiymiş fark etmez herkese her yere seslenelim.. Bu arada genel hukuk, ahlak, felsefe ve genel siyaset değerlendirmeleri de yapalım, yazalım, okuyalım.. Buna saygı duyarım..

Ama “şark kurnazlığı” içinde zayıf ve ayıp tarafından ‘bir partili ağzıyla’ politika yapmayalım..

Saygılarımla

Murat YALÇIN dedi ki...

Muhterem M.K Kardeşim

(105) No'daki yazınızı okudum..

Bu ve benzeri bilhassa parti aleyhine/lehine yazıları buralarda okudukça;
Hadi, yazan ne yazarsa yazsın sen sadece oku, diyorum..

Muteber bir hayat sürerken bir zillete düşürülmüşüz, derdimiz siyaset mi şimdi, diyorum..

Bunca feryatlarımızın arasına karışan ve sureti haktan görünen militan yazı ve tavırları görmeyiver, diyorum..

Ama olmuyor..

Olmuyor, çünkü biz bu şekil düşünürken, (sizi tenzih ederim) bazı arkadaşlarımız fırsat bu fırsat deyip bu ortak alanda (mağduriyetlerimizi aşan konu ve sataşmalarla) kimi yetersiz, kimi yanlış bilgi veya bilgisiz, yanlış veri veya verisiz bir şekilde ileri sürdükleri düşünce ve kanaatlerini sırf ak partiye duydukları ağır bir karşıtlık ve hırs içinde veya statükoya olan esaretlerini sergileyen "ezberledikleri" ideolojik, politik bildikleri ne varsa yazıyor, esip gürlüyorlar..
Keza siz de, 105 deki yazınızda size uygun düşmeyen hem konumuzla ilgili olmayan hem de doğruluğundan/yanlışlığından emin olamayacağınız yanlış eleştiriler yapmışsınız..

5941 nolu yasa ve “cezalık şiir” hatırlatması bağlamında yaptığınız eleştiri ve değerlendirmeye ve daha fazlasına sonuna kadar varım, desteklerim.. Daha da ağır eleştiriler yapılmalı ben yaptım ve çok yazdım, pek çok ilgili yerlere de gönderdim..

Ancak; bundan sonraki satırlarınızda derdimizin dışına çıkıp yukarıda itiraz ettiğim partizan ve ideolojik karşıtlık/taraftarlık sayılacak bir bağlama kayıyor ve (yanlış-doğru),(haklı-haksız) değerlendirmeler yapıyorsunuz..

Mesela; Anayasa değişikliği yapılması bağlamında mevcut Anayasayı, bu Anayasanın ruhunu, müktesebatını, buna bağlı oluşmuş hukuksuz ve antidemokratik bu nizamı korumaya ve bunları korumaya çalışanlarla aynı paralele düştüğünüzün farkında olmuyorsunuz..

AİHM’e üye 47 ülke içinde insan hakları ihlalleri bakımından hukuksuz uygulamalar sonucunda (%2 ortalamanın 10 misliyle) %21 ile en çok iptal kararı verilen ülke bizim ülkemiz..

Demokrasimizin ve hukukumuzun bizzat rejimin bekçileri ile hukuk adına hareket edenler tarafından iğdiş edildiği Ülkemizde yıllarca ve sinsice uygulanan ‘depolitizasyon’ sonucu bu ülke insanının refah ve mutluluğu hep engellenmiştir.. Egemenler halkı hep ikinci sınıf vatandaş görmüşler, hukuk, siyaset, adalet ve ekonomik alanda halkın ihtiyaçları sürekli ötelenmiş, seçkinlerden, zenginlerden arda kalanı paylaşmak için altta kalanın canı çıkmış, ancak müesses nizamın elitlerinin, gerçek muktedirlerinin her şeyleri ve keyifleri her zaman yerinde olmuştur..

Bu yüzden AYM’den, Danıştay’dan dönen düzenlemelerin niye ve ne şekilde geri döndüğünü sizin gibi değerlendirmeyi de benim anlamam, anlayabilmem mümkün değildir..

İstanbul Baro Başkanı zat “eşitlik, eşitler arasında söz konusu olur” demişti.. Bu zihniyet budur; bu sözler onlara göre halkın ve onun çocuklarının seçkinlerle, zenginlerle eşit olamayacağının dışa vurumudur..

Ayrıca hükümete karşı ekonomik icraatları faslından da eleştirileriniz var.. Hükümeti başarısız bulabilirsiniz bana ne.. (Ki ben de pek çok konuda başarısız buluyorum) ancak hızımızı alamayıp kullandığınız rakamlar, ait olduğu genel makro göstergeler tablosundan kopuk olduğunda (uysa da uymasa da) sessiz kalmak zorunda kalmak olmuyor..

Murat YALÇIN dedi ki...

Muhterem M.K Kardeşim

(105) No'daki yazınızı okudum..

Bu ve benzeri bilhassa parti aleyhine/lehine yazıları buralarda okudukça;
Hadi, yazan ne yazarsa yazsın sen sadece oku, diyorum..

Muteber bir hayat sürerken bir zillete düşürülmüşüz, derdimiz siyaset mi şimdi, diyorum..

Bunca feryatlarımızın arasına karışan ve sureti haktan görünen militan yazı ve tavırları görmeyiver, diyorum..

Ama olmuyor..

Olmuyor, çünkü biz bu şekil düşünürken, (sizi tenzih ederim) bazı arkadaşlarımız fırsat bu fırsat deyip bu ortak alanda (mağduriyetlerimizi aşan konu ve sataşmalarla) kimi yetersiz, kimi yanlış bilgi veya bilgisiz, yanlış veri veya verisiz bir şekilde ileri sürdükleri düşünce ve kanaatlerini sırf ak partiye duydukları ağır bir karşıtlık ve hırs içinde veya statükoya olan esaretlerini sergileyen "ezberledikleri" ideolojik, politik bildikleri ne varsa yazıyor, esip gürlüyorlar..
Keza siz de, 105 deki yazınızda size uygun düşmeyen hem konumuzla ilgili olmayan hem de doğruluğundan/yanlışlığından emin olamayacağınız yanlış eleştiriler yapmışsınız..

5941 nolu yasa ve “cezalık şiir” hatırlatması bağlamında yaptığınız eleştiri ve değerlendirmeye ve daha fazlasına sonuna kadar varım, desteklerim.. Daha da ağır eleştiriler yapılmalı ben yaptım ve çok yazdım, pek çok ilgili yerlere de gönderdim..

Ancak; bundan sonraki satırlarınızda derdimizin dışına çıkıp yukarıda itiraz ettiğim partizan ve ideolojik karşıtlık/taraftarlık sayılacak bir bağlama kayıyor ve (yanlış-doğru),(haklı-haksız) değerlendirmeler yapıyorsunuz..

Mesela; Anayasa değişikliği yapılması bağlamında mevcut Anayasayı, bu Anayasanın ruhunu, müktesebatını, buna bağlı oluşmuş hukuksuz ve antidemokratik bu nizamı korumaya ve bunları korumaya çalışanlarla aynı paralele düştüğünüzün farkında olmuyorsunuz..

AİHM’e üye 47 ülke içinde insan hakları ihlalleri bakımından hukuksuz uygulamalar sonucunda (%2 ortalamanın 10 misliyle) %21 ile en çok iptal kararı verilen ülke bizim ülkemiz..

Demokrasimizin ve hukukumuzun bizzat rejimin bekçileri ile hukuk adına hareket edenler tarafından iğdiş edildiği Ülkemizde yıllarca ve sinsice uygulanan ‘depolitizasyon’ sonucu bu ülke insanının refah ve mutluluğu hep engellenmiştir.. Egemenler halkı hep ikinci sınıf vatandaş görmüşler, hukuk, siyaset, adalet ve ekonomik alanda halkın ihtiyaçları sürekli ötelenmiş, seçkinlerden, zenginlerden arda kalanı paylaşmak için altta kalanın canı çıkmış, ancak müesses nizamın elitlerinin, gerçek muktedirlerinin her şeyleri ve keyifleri her zaman yerinde olmuştur..

Bu yüzden AYM’den, Danıştay’dan dönen düzenlemelerin niye ve ne şekilde geri döndüğünü sizin gibi değerlendirmeyi de benim anlamam, anlayabilmem mümkün değildir..

İstanbul Baro Başkanı zat “eşitlik, eşitler arasında söz konusu olur” demişti.. Bu zihniyet budur; bu sözler onlara göre halkın ve onun çocuklarının seçkinlerle, zenginlerle eşit olamayacağının dışa vurumudur..

Ayrıca hükümete karşı ekonomik icraatları faslından da eleştirileriniz var.. Hükümeti başarısız bulabilirsiniz bana ne.. (Ki ben de pek çok konuda başarısız buluyorum) ancak hızımızı alamayıp kullandığınız rakamlar, ait olduğu genel makro göstergeler tablosundan kopuk olduğunda (uysa da uymasa da) sessiz kalmak zorunda kalmak olmuyor..