Karşılıksız çek gibi derin mevzular

Karşılıksız çeklere uygulanan hapis cezaları Avrupa insan hakları sözleşmelerine aykırıdır ve bu kural anayasamıza da eklenmiştir.

Borç için hapis yasağının Anayasaya eklenmesiyle birlikte mevzuatımızda yer alan bazı suçların bu hükme aykırı hale gelip gelmediği tartışılmaya başlamış bu tartışmalara sebep olan suçlardan biri ve belki en çok gündemde kalanı 3167 Sayılı Çek Kanununda bağımsız bir suç olarak düzenlenen karşılıksız çek keşide etme suçu ve bu suç karşılığında uzun süre uygulanmış olan hapis cezası olmuştur ve bu uygulama sayıları yüzbinlerle ifade edilen çek mağdurlarının oluşmasına sebebiyet vermiştir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 4 No’ lu Protokolün 1. maddesinden aynen alınmış olan bu kural bir kimsenin yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğünü yerine getiremediği için özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağı bunun insan özgürlüğüne ve onuruna aykırı olacağı düşüncesine dayanmaktadır.

Yalnızca sözleşmeden doğan yükümlülüklere aykırılık nedeniyle özgürlüğün kısıtlanması yasağı (borç için hapis yasağı) 4709 Sayılı Kanunun 15. maddesinin son fıkrası ile Anayasamızın 38. maddesine eklenmiştir.

Gerçekten Çek Kanunu temelde özel hukuk alanında karşılıksız çek keşide etmekten kaynaklanan bir borcu eylemi dolandırıcılık ve benzeri bir suç da oluşturmayan keşidecinin sırf çekten doğan borcunu ödemesini sağlamak için özgürlüğü bağlayıcı ceza yaptırımı öngören bir hüküm getirmiştir.

Diğer taraftan özellikle Alman Hukukundaki düzenlemelere ağırlık verilmek suretiyle karşılıksız çek keşide etme suçu ile ilgili hükümler Yeni Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilmiş ve bu fiilin hangi koşullarda ve ne tür bir yaptırımla karşılanabileceği konusunda çekin niteliği de göz önünde bulundurulmak suretiyle bazı önerilerde bulunulmuştur.

Söz konusu Anayasa değişikliğinden sonra 3167 Sayılı Kanunda da bu hükme paralel olarak bir değişiklik yapılması gerektiği yönünde görüşler ortaya atılmıştır hatta Çek Kanununun yürürlüğe girdiği ilk günlerden itibaren karşılıksız çekin hapis cezası ile cezalandırılması eleştirilmiş ve bu yaptırımla ceza hukukunda çağdışı kalmış bulunan "borç için borçlunun hapsi" sistemine geri dönüldüğü haklı olarak ileri sürülmüştür.

Bu arada Anayasa Mahkemesi karşılıksız çek keşide etme suçuna ilişkin olarak 3167 Sayılı Kanunla öngörülmüş olan hapis cezasının Anayasaya aykırı olmadığı yönünde karar vermiş ancak daha sonra 4814 Sayılı Kanunla ekonomik suça ekonomik ceza ilkesi gerekçe gösterilerek suç karşılığında öngörülen hapis cezası suçu ilk kez işleyenler bakımından kaldırılmış ve çek bedeli kadar adli para cezası öngörülmüştür ancak tekerrür halinde hapis cezası uygulanmaya devam edecektir.

Burada dikkati çeken husus her ne kadar hapis cezası kaldırılmış dahi olsa suçun halen ceza hukuku alanında bulunan bir yaptırımla cezalandırılıyor olmasıdır.

İlgili Bağlantı : http://www.cekmagdurlari.com/2009/09/sayin-cumhurbaskanimiz.html

6 yorum:

Adsız dedi ki...

sayın arkadaşlar..neden karşılıksız çıkan çeklere ait fatura vs. gibi maliyeyi ilgilendiren kayıt dışı kazançlara neden inceleme getirilmiyor diye düşünüyorum hep.bunların sanırım pek çoğu tefeci ve vergi kaçakçılarının işleme koyduğu çeklerdir.bunlar koürunuyorlar mı yoksa atlıyor mu maliye ve ilgili makamlar.bunlar incelense ceza verdiklerine pişman olur gibi geliyor ceza makamları.karşılıksız çeklerin muhatapları namussuz da tefeci ve devletten vergi kaçırmak için faturasını vermeyen vergi kaçakçıları mı namuslu.soruyorum bu soruyu hepinize ve ilgili herkese.lütfennnnn inceleyin,inceletin...

Adsız dedi ki...

Baykal, ekonomik kriz nedeniyle işini kaybeden vatandaşların sayısının son dönemde hızla arttığını, ciddi ekonomik sıkıntılar yaşandığını üzüntüyle gördüğünü ifade ederek, ”İnşallah gelecekte bu ekonomik sıkıntıları, sorunları aşmış bir noktada oluruz. Daha güzel bayramları hep beraber yaşarız. Bu bayram gününde ben işinden uzaklaşmış, çoluğunun, çocuğunun ihtiyaçlarına cevap veremez hale düşmüş, borçlarını ödeyemez hale düşmüş milyonlarca insanımızın acısını yüreğimde taşıyarak bu bayramı kutluyorum. Bu bakımdan buruk diyorum. Onları unutarak bu bayramı yaşamak mümkün değildir” diye konuştu.

Türkiye’nin terör dolayısıyla da çok büyük acılar yaşamaya devam ettiğini kaydeden Baykal, şehitlerin acısını yüreğinde taşıdığını kaydetti. Baykal, şöyle devam etti:

”Bu memleketin bağımsızlığı, bütünlüğü için görev yapmakta olan yüz binlerce insanımızı bu bayram gününde unutamayız. Şehitlerimizi, gazilerimizi unutamayız. Onların da acılarını hep beraber hissetmeliyiz, kendimizi onların yerine koymalıyız diye düşünüyorum.

Türkiye’de terör bizi çok büyük bir şekilde rahatsız ediyor ama en azından terör kadar bizi rahatsız eden milli birliğimizi, bütünlüğümüzü, sarsmaya yönelik, milletimizi, parçalamaya yönelik arayışlara çabalara bilerek, bilmeyerek memleketin içindeki insanların da göz yummasıdır. Hatta yer yer fırsat vermesidir, destek vermesidir. Bu bayramda bu üzüntüleri de yaşıyoruz. Bu konuda daha bilinçli olmamız lazım. Milli birliğimizi korumanın gereklerini unutmamamız lazım. Sadece birlik, beraberlik konuşmaları yaparak bu iş olmaz. Birliğimizi, bütünlüğümüzü bozmaya yönelik faaliyetlere karşı kararlı bir duruş sergilememiz lazım. Bu konuda da üzüntülerimiz olduğunu ifade etmeliyim.”

İstanbul’da yaşanan sel felaketi nedeniyle yaşanan acıların da tüm toplum tarafından paylaşıldığını belirten Baykal, bayrama girerken bütün bu üzüntü ve acıları yaşayanları unutmamak, onlarla dayanışma içinde olmak gerektiğini söyledi. Bu acılara karşın geleceğe yönelik umutların her zaman ayakta kalması gerektiğini ifade eden Baykal, ”Ben hiç kuşku duymuyorum Türkiye milli birliğini, bütünlüğünü bozmak isteyenler karşısında bu oyunlara, bu tuzaklara düşmeyeceğini en kısa zamanda çok açık bir şekilde ortaya koyacaktır” dedi.

Ekonomik ve sosyal sorunların birlik ve beraberlik içerisinde üstesinden gelineceğine inandığını belirten Baykal, geleceğe yönelik umutların hiç bir zaman kaybedilmemesi gerektiğini vurguladı.

Adsız dedi ki...

değerli arkadaşlar

çok uzun zamandır yönetenlere anlatmaya çalıştığımız konu,bu yasanın ucube bir yasa olduğu ve 21.yy da artık bunu uygulayan ve insanları borlçlarını ödeyemediklerinden dolayı hapse atan demokratik bir toplum olmadığı idi..

bunu anlatabildik mi diye sorarsak kendimize..cevap elbette EVET olacak...aslında işin komik tarafı bunu birilerine anlatmaya gerek olmadığı...azıcık akıl sahibi olan ve okuyarak bilerek yöneten her insan bunu zaten biliyor...

biliyorda neden bu işin çözümünü bu kadar uzatıyorlar? neden insanlar 2009 ocak ayından beri TCK yı yapan prof ların bile ilga oldu dediği yasayı çocukların bile anlayacağı hiç bir akla ve mantığa uymayan basit gerekçelerle sonuçlandırmayarak insanları hapsetmeye devam edip cezaevinde yatanları çıkarmıyorlar...

bu sorunun cevabını sadece likidite sorununa bağlamak ne kadar doğru bilmiyorum...fakat gerçek şu ki sadece kağıt parçasına dayalı,hiç bir şekilde nakit olmadığı halde adına çek denen bu kağıt parçasıyla sürdürülüyorsa bu ekonomi, zaten genel olarak batmış olduğunun kabul edilmesi kaçınılmaz...bu ülkede vadeli olarak kullanıldığı artık mecliste yasa ile kabul edilen bir kağıt parçasının sadece bir tek özelliği kalmıştır,o da keşidecisini hapsettirmek gibi bir gücünün olduğu...eğer bu ülkede ekonomi, hapis yatan esnaf ve işadamı üzerinden kurtulacaksa bu yasayı devam ettirebilirler...ve şu anda zaten dolu olduğu halde insanları üst üste yatırarak insan haklarını ihlal edenler bu 700 bin arananı da cezaevlerine göndererek bu ülkenin nasıl böyle bir duruma geldiğini hatırlayabilirler...

sonuç olarak ekim ayına artık günler kaldı...anlaşılan o ki meclisten başka ulaşabileceğimiz bir mercii yok...muhalefetin bizden yana tutum sergilediği zaten belli...sanırım bu son günlerde son bir gayret göstererek en azından meclis tatil olmadan önce sonuç almaya yaklaştığımız noktadan tekrar ortamı hareketlendirmek zorundayız...bizim bu toplumun bir parçası olduğumuzu ve bu durumun düzeltilmemesinin hiç kimseye bir yarar sağlamayacağını anlatmalıyız...ancak bu şekilde sonuca ulaşabiliriz..

emeği geçen herkese teşekkürler..

my way

Adsız dedi ki...

Değerli Arkadaşlar; bizleri doğru yönlendiren arkadaşlarımızında katkılarıyla, tamamen yasal sınırlar içerisinde ve saygıyla; Sayın; Cumhurbaşkanımızdan, Başbakanımıza, Bakanlarımıza, Milletvekillerimize, Yargı Üyelerimize, Hakimlerimize, Birçok odalara ve ilgisi olan tüm yetkililere, haklı olduğumuz bu davamızı duyurduk; duyurmaya çalıştık, gereğinde; özgürlüğümüze kavuşacağımız günlere kadarda, çalışmalarımıza, duyurularımıza, fakslarımıza, maillerimize, mesajlarımıza ve ziyaretlerimize elbette devam edeceğiz. Ulaşmaya çalıştığımız; birçok değerli Milletvekillerimiz, bizleri arayarak, bizlere hak verdiklerini, bu işi ekim ayı içerisinde bitireceklerini belirtmişlerdir. O halde; bizleri doğru yönlendirmeye çalışan arkadaşlarımızın katkılarıyla, bayramdan sonra; yasal çerçeveler içinde, çalışmalaraımıza; yılmadan usanmadan devam edelim. Saygılarımla. Hasan(Barışçı)-Mersin

Adsız dedi ki...

Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in, MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın soru önergesine verdiği yanıt, karşılıksız çek nedeniyle açılan davaların 2008 ve 2009 yılında arttığını ortaya koydu. Verilere göre, 2009 yılında karşılıksız çek nedeniyle cezaevlerine giren kişi sayısı bin 461 oldu.

Bakan Ergin'in Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü ile Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı'na ait istatistiklere dayanarak verdiği bilgilere göre, 2009'un ilk 6 ayında karşılıksız çek nedeniyle ceza mahkemelerinde 159 bin 774 dava açıldı. Bu davalarda 221 bin 755 kişi hakim karşısına çıktı. 2009'un 6 ayında çek davaları nedeniyle bin 461 kişi hapse girdi. Bunlardan 5'ini çekle ilgili ihtara ve yasaklamaya uymama, 67'sini Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanun'a muhalefet, diğerlerini de karşılıksız çek keşide etme suçu oluşturdu.

HER AY 100 BİN ÇEK KARŞILIKSIZ CIKIYOR
EsnafIn, tüccarın elinin darda olup olmadığını gösteren önemli bir gösterge olan karşılıksız çek sayısında önemli artışlar dikkati çekiyor. 2007 ilk 7 ayından 2008 ilk 7 ayına karşılıksız çek sayısında yüzde 11.5 artış yaşanmışken, 2008'den 2009'a bakıldığında oranın yüzde 28.2'ye çıktığı göze çarpıyor. Türkiye'de her ay yaklaşık 100 bin adede yakın çek karşılıksız çıkıyor ve hukuki işleme tabi oluyor. Protestolu senet tutarında ise ilk 6 ayda yüzde 29.27'lik artış söz konusu

Adsız dedi ki...

Karşılıksız Çek Vermekten Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay Tutuklandı Karşılıksız Çek Verdiği Gerekçesiyle Antalya'da Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay, Tutuklanarak Cezaevine Gönderildi.
Karşılıksız çek verdiği gerekçesiyle Antalya'da gözaltına alınan yönetmen Ezel Akay, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Altın Portakal Film Festivali için geldiği Antalya'da bu sabah kaldığı Dedeman Otel'de polis tarafından gözaltına alınan Ezel Akay karşılıksız çek verme suçunu konu alan 3167 Sayılı Kanun'a muhalefetten Asayis Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

Daha sonra Antalya Adliyesi'ne getirilen yönetmen Ezel Akay'ın borcunu ödemediği anlaşıldı. Adliye nezaretinde sabah saatlerinden beri bekletilen Ezel Akay hakkında Fatih Adliyesi tarafından çıkarılan tutuklama müzekkeresi bulunduğu belirtildi.

Akay daha sonra tutuklanarak Antalya E Tipi Cezaevi'ne gönderildi.