Cek Kanunu Uzerine Degerlendirmeler

31/12/2008 tarihi itibariyle 5252 sayılı Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun geçici 1.maddesinde yeni bir değişiklik yapılmadığı için "diğer kanunların TCK genel hükümlerine aykırı olan maddelerinin uygulanmasına devam edileceğine" ilişkin kural yürürlükten kalktı.

Fakat kaçak durumdaki Çek mağduru ve cezaevindeki Arkadaşlarımız üzerindeki hükümler kalkmadı, kalkamadı.

Mazereti ne olursa olsun(hastalık, cezaevinde olma) genel hükümlerdeki kasıt kurallarına aykırı biçimde şekli suç olarak uygulayıp savunmalar göz önüne alınmayarak çekin karşılıksız çıkması durumunda ceza verilmektedir.

İnfazlar durdurulmadı.

Arkadaşlarımız cezaevindedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu konuda bir içtihat çıkarmadığı gibi, Yargıtay,ceza hakimliğini “şablon hakimliği” durumuna getirdi. özgür iradeleriyle hüküm kurmaya çalışan mahkemeleri ve hakimlerimizi genel bir içtihat çıkarmadan yeknesak hükümde baskı kurdu.

Neden?

Devletimiz Müflis bir Devlet midir?

İnsanlarımızın istekleri sonsuz, kaynakları kıttır.

Bu nedenle bizim hamil imiz çekle kredi kartıyla bankalara borçlanır, borçlar artar, ödenemez boyutlara gelir ve yeniden kaynak ihtiyacı doğar, durumu idare eden tüccarımız müflis tüccar durumuna düşmekten başka çaresi kalmaz. Ne kadar yağmurdan kaçmış ise, doluya yakalanmaktan kurtulamaz.

Basit ve yalın biçimiyle kredi, her durumda kişi ya da şirketin gelecekteki gelirleri üzerinden alınan ve faiz ödenen bir borçtur. Eğer gelecekte kişi ya da şirketin gelirlerinde borç miktarı kadar artış gerçekleşmezse, borçlar ödenemez, iflas kaçınılmazdır.

Bu, kredi sistemi, kapitalist ekonominin en temel yasasıdır ve düzenin kendi yasaları tarafından da güvence altına alınmıştır. (Borçlar, Ticaret ve İcra- İflas Kanunları) Dolayısıyla borçların tahsili söz konusu olduğunda, devletin yasama organı, yargı organı ve nihayetinde "zabıta gücü" devreye girer.

İflas etmiş bireyin (tüccar) her türlü malına haciz konulduğu gibi, devlet borçlarına da haciz konur.

Aralarındaki fark: bireysel iflasta haciz konulan mallar "mezat"ta satılır;

Haciz konulmuş devlet ise, devlet olmaktan çıkar, alacaklıların yönettiği bir devlet haline dönüşür.

Böylece müflis devlet, alacaklıların çıkarlarına uygun kararlar almak, onların çıkarlarını azami ölçüde doyurmak zorundadır. Eğer alacaklı, kendi malını satmak isterse, müflis" devlet o malın satışına izin vermek zorundadır. Alacaklıların lehine her türlü yasayı çıkarır, her türlü hukuksuzlukta direnir.

Ateş düştüğü yeri yakar. Ama söz konusu olan devletler olduğunda, borçlu olan ya da olmayan ayrımı yapmaksızın ülkede yaşayan tüm bireyler "yanar.

Çek Mağdurlarının içine düştüğü durum budur, İflas etmiş bir devletin yaptırımları ve Bankalar ile yargı arasında sıkışmışlardır..

Technorati Etiketleri:

187 yorum:

Adsız dedi ki...

BİZİM İŞİMİZ OLMAZ

EVET BİZİM İŞİMİZ OLMAZ. ÇÜNKÜ OLMASINI EN BAŞTA BİZ İSTEMİYORUZ.

BASİT BİR ŞEYİ BİLE HEP BİRLİKTE YAPMAYI BECEREMİYORUZ.

HÜKÜMET NABIZ YOKLAMASI YAPIYOR. BAKIYOR NABIZ YOK EX OLMUŞ, YANİ ÖLMÜŞ BİR VARLIK VAR ORTADA. NABZI ATMIYOR. ÖLÜYE SU VERİLİR Mİ?

İKİ UCU PİSLİ DEĞNEK (B…LU) BİZİM MESELEMİZ.
BİR UCUNDA BİZ VARIZ. VE İÇİMİZDE PİSLİKLERDE VAR.SAHTEKARLAR VAR DOLANDIRICILAR VAR.(BU KANI VAR VE GERÇEK)
DİĞER UÇTA KİMLER YOK Kİ.
1-ALACAKLILAR: KİŞİLER, FİNANS ŞİRKETLERİ, BANKALAR, CEZALARDAN NEMALANAN DEVLET KASASI, AVUKATLAR
2-SORUMLULUK SAHİPLERİ: YASA KOYUCU, YASA UYGULAYICI, SİYASİLER, SİYASETTEN NEMALANANLAR, HUKUK VE SİYASETİ BİR ARADA GÖTÜRENLER
3-TÜRK EKONOMİSİNİ YIKMAK İSTEYEN YABANCILAR: YABANCI BANKALAR, IMF
4-TÜRK DEVLETİNİ YIKMAK VE ZAYIFLATMAK VE DURUMDAN NEMALANMAK İSTEYENLER.: AJANLAR, TERÖRİSTLER
VE BUNLARIN EMRİNDE ORTADA KALMIŞ MEDYA
BUNLARIN LOBİLERİ

ORTADA İKİ TASARI VAR
1.Sİ DEVLETİN RESMİ İNTERNET SİTELERİNDE YAYINLANAN. HALA DA ORDA DURAN VE BİZİM TAVRIMIZA GÖREDE İŞLEME KONACAK VEYA KONMAYACAK TASARI
2.Sİ BİZİM HAKLILIĞIMIZIN KABUL EDİLDİĞİ, YARGITAY BAŞKANININ ÖNERİLERİNİN DİKKATE ALINDIĞI İKİNCİ TASLAK. SÜMEN İÇİNDE BEKLİYOR.
NEYİ VE KİMİ BEKLİYOR.
ALİ BABACAN’IN GÖRÜŞÜ ALINACAKTI, VE BİZDEN LOBİSEL BASKI KURMAMIZ İSTENDİ. BAŞARAMADIK.

EVET BAKAN SÖZ VERDİ EKİMDE YASA ÇIKACAK.
FAKAT HANGİ TASLAK ÇIKACAK BU SÖZÜ VERMEDİ. POLİTİK BİR SÖZ ALINDI.
MUHTEMELEN SÖZ POLİTİK OLARAK TUTULACAK. KİMSEDE BAKANI SÖZÜNDE DURMADI DİYE SUÇLAYAMAYACAK.

SONA YAKLAŞILMIŞKEN KAYBEDİYORUZ.
SON DÜZLÜKTE. SON VİRAJ DÖNÜLDÜKTEN SONRA. DEPARDA NEFESİMİZ YOK. SON DÜZLÜKTE SON METRELERDE NEFESİMİZ YOK.

BİZ KAYBEDİYORUZ. BİTİYORUZ.
BENİM OĞLUMUN AZ GÜNÜ KALDI.
MUHTEMEL BU AZ GÜNLERİ YİNE KORUMA ALTINDA GEÇİRİP, TANIK KORUMA YASASINDAN İSTİFADE İLE YENİ BİR HAYATA MERHABA DİYECEK.

Adsız dedi ki...

SİZLER. YAKINLARINIZ BÖYLEMİ. DAHA YENİ YENİ CEZALARI KESİLENLER VAR . ARANAN 700.000 KİŞİ. KAÇI BİZİZ?

İKİ UCU PİSLİ DEĞNEK. KİMSE ELİNE ALMAK İSTEMİYOR. YUKARI TÜKÜRSEN BIYIK. AŞŞAĞI TÜKÜRSEN SAKAL MİSALİ.

BASINA HER GİDİŞİMDE BU HUSUS HATIRLATILIYOR BANA. “BAK ABİ DİKKAT ET. BİR YERLERDE YANLIŞIN VAR. RAKAMLARDA MESELA. NİYE BU RAKAMLAR GÖZÜKMÜYOR. DEMEKKİ BİR ANORMALLİK VAR. VE SEN SAVUNDUĞUN TARAFA FAZLA GÜVENME. BİR ŞEYLER GERÇEK VE GÖZÜKÜYOR. BİR ŞEYLER DE GERÇEK DİYORSUN GÖZÜKMÜYOR. HAK ARARKEN HAKSIZLIĞA ÇANAK AÇMA DENİYOR.”

ASKERDEYKEN ATA SÖZLERİ VARDI. BİZE İLK ÖĞRETİLEN. HEP KARŞI ÇIKTIM ONLARA.HER KARŞI ÇIKIŞIMDA DA GERÇEK BU GERZEK DEDİLER BANA. HAYIR DEDİM. İNSANA İNSAN GİBİ MUAMELE EDİLERSE BÖYLE OLMAZ. BUNLAR GERÇEK OLAMAZ.“DEVEYE DİKEN İNSANA …..:. YARAŞIR” GİBİ.
BANKALAR BİZİ HALLETTİ. MUTEBER OLAN ONLAR. BASINDAN HİÇ DESTEK YOK. BANKALARDAN NEMALANIYORLAR ÇÜNKÜ.
AVUKATLAR İCRALARDA BİZİ HALLETTİ BAROLARDAN TIK YOK. NİYE EKMEKLERİNİ KESSİNLER. UYUŞUK BİR KAÇ İNSAN İÇİN Mİ? NE GÜZEL NEMALANIYORLAR.
DEVLET, HÜKÜMET BİZİ HALLETTİ. ASGARİDEN ÜÇ SENEDİR TÜRK CEZA YASASININ 21. MADDESİNE VE DİĞER MADDELERİNE UYUMSUZ. ANAYASAYA UYUMSUZ BİR ÖZEL KANUNDA DEĞİŞİKLİK YOK. CEZALARLA KORKUTUP KASA DOLDURULUYOR. SALAK ALACAKLILARA DA KOL SALLANIYOR. BUNU SEN İSTEDİN AL SANA KOL DENİYOR. VE DE DENİYORKİ

“BÜTÜN TARAFLARIN MEMNUNİYETİ SAĞLANACAK”
ALACAKLIYA KOL SALLANACAK. NAH ALIRSIN DENECEK.
BİZE DE “AĞLAMAYAN ÇOCUĞA MEME VERİLMEZ” DENECEK.

HUKUK DEMEK= ADALET
TÜRKİYEDE ADALET =PARA DEMEK
ADALET İSTEMEK İÇİN PARA GEREK. O DA BİZ DE YOK.

O ZAMAN GÜÇ GEREK.
GÜÇ GEREK
GÜÇ GEREK.

YUMRUK GEREK. SES GEREK. VÜCUT GEREK
DEĞNEĞİN BU UCU TEMİZ. BURDAN TUTUN DEMEK GEREK.

FIRSATLAR VARDIR AYAĞA GELEN. SAYIN İYİMAYA O FIRSATI GÖSTERDİ. SAYIN ŞANDIR DOĞRULADI. SAYIN BAKAN İSTERSENİZ DEDİ.

İSTERSENİZ.

İSTEYENLER PEK ÇOK. AMMMMA ESKİ TASLAĞI.
BAŞTA CHP İSTİYOR. İŞ BANKASI ORTAĞI. SEÇİMLERDE DE PARA LAZIM.

Adsız dedi ki...

BAŞTA CHP İSTİYOR. İŞ BANKASI ORTAĞI. SEÇİMLERDE DE PARA LAZIM. SAVAŞ DA PARAYLA KAZANILIR.
BANKALAR İSTİYOR.
DEVLET CEZALAR ARTSIN DİYOR. GELİRLER ÇOĞALSIN. FAKAT SİZ İSTERSENİZ İDARİ PARA CEZASI İLE DE BEN KAZANIRIM DİYOR. BİRAZ AZ OLACAK AMA OLSUN DİYOR. VE CEZALARA DEVAM DİYOR.
AVUKATLAR DAVALAR ARTSIN DİYOR.
SİYASİLER HÜKÜMET DÜŞSÜN DİYOR.
IMF PARA VEREYİM BİRAZ DAHA BANA BAĞLAN DİYOR.
AMERİKA ZATEN BENDEN GEÇİNİYON. AL PARA AMA ŞUNU DA YAP DİYOR.

BURHAN İŞCAN
“HAYIR” DİYOR . UYANDIRACAĞIM EZİLENLERİ BİRLEŞTİRECEĞİM HEPSİNİ.
HAYALPEREST
POLLYANNA CI,
DON KİŞOTLUK HEVESLİSİ.

OLAMAZ MI ? OLMAZ MI?
OLUR DA İSTEMEYE BAĞLI.
VAR MI İSTEYEN?
HER KES EZİLMEYE S………. YE DÜNDEN RAZI.

OTUR OTURDUĞUN YERDE İŞCAN.
DON KİŞOTLUK SANA MI KALDI?

BİZ BİR KÜÇÜK İŞİ BİLE YAPMIYORUZ.
SEVDİKLERİMİZE BİR MESAJI ÇOK GÖRÜYORUZ.
ÖYLEYSE BİZ HER ŞEYİ
HAK EDİYORUZ.
DEMEK Kİ NEYMİŞ

BİZİM İŞİMİZ OLMAZ. (GERİ SAYIM ŞEKER ZİL ÇALIP OYNAR ŞİMDİ)

BURHAN İŞCAN
FENOMEN, DON KİŞOT, POLLYANNACI, HAYALPEREST
HAK VE ONUR SAVAŞCISI YILMAYAN BIKMAYAN BIKMAYACAK.

SONRADAN PİŞMAN OLANLARA DA ÇOOOOK SÖZÜ OLACAK.
SEVDİĞİ OĞLUNA DA TEK SÖZÜ OLACAK.
“BEN UĞRAŞTIM UĞRAŞIYORUM. HALLERİNDEN MEMNUN OLANLAR VAR, SUÇLU OLDUĞUNU BİLENLER VAR, BUNLARA UYUP KANIKSAYANLAR VAR.
RAZI OLANLAR VAR. VE DE MÜSTEHAK OLANLAR VAR. BEN BUNLARI HAREKETE GEÇİREMEDİM. AMA AĞZI HALA LAF YAPIP KENDİNİ ALDATANLAR VAR.”

KİTLELER GÖRÜNMEDİĞİ MÜDDETCE

BİZİM İŞİMİZ OLMAZ

BURHAN İŞCAN (olur diyenler için) 0537 3704830

Adsız dedi ki...

OLACAK GALİBA HA NE DERSİNİZ?
PEKİ NİYE FOX TV. YE MESAJ GÖNDERMEDİNİZ?
BURHAN İŞCAN

Adsız dedi ki...

BU İŞİN YARINI VAR
ÇOK GÜNLERİ VAR
AŞILACAK YOKUŞLARI VAR
GEÇİLCEK HENDEKLERİ VAR
BARİKATLAR VAR
ENGELLER VAR

NEFESİ
YÜREĞİ
ONURU
HAKKI

OLANLAR İÇİNDE
UNUTMAYIN
SİZİ HER DEM
HER AN
GÖRMEK
TANIŞMAK
SİZİ ŞAHSEN
DİNLEMEK
DERDİNİZİ
YOK ETMEK İSTEYENLER VAR

BU İŞİ DENEMİŞ
KAPILARI AÇMIŞ
RANDEVULARI ALMIŞ
BİR DE BURHAN İŞCAN VAR

BEKLİYORUM 0537 370 4830

Adsız dedi ki...

SON DÜZLÜKTEYİZ

SON NEFESLERİN HARCANACAĞI AN
SON UĞRAŞLARIN
SON ÇABALARIN
SON MEŞAKATLARIN
SON OLACAĞI AN

YA KAZANACAĞIZ
YA KAZANACAĞIZ.
YA DA

KA* ZA* NA* CA* ĞIZ
BAŞKA YOLU YOK
BAŞKA
BAŞKA YOK
GÜLDÜRMEMEK İÇİN KENDİMİZE
LAF SÖYLETMEMEK İÇİN SEVDİKLERİMİZE
YAŞAMAK İÇİN SEVGİYLE
KA*ZA*NA*CA*ĞIZ
BAŞKA YOLU YOK

SON DÜZLÜKTEYİZ

YA HEP BERABER VARIZ
YA HEP BERABER .......

BİR KAÇ KİŞİNİN GÜCÜ YETMEZ.
NEFESLER ÇOK OLMALI
AKIN
AKIN VAR AKIN
GÜNEŞİ ZAPTEDECEĞİZ
GÜNEŞİ ZAPTETMENİN
VAKTİ YAKIN

SON DÜZLÜKTEYİZ.
SON DÖNEMEÇ DÖNÜLDÜ.
VİRAJLAR GEÇİLDİ

DEPAR ZAMANI
DEPARDA NEFES ZAMANI
GÜÇLÜ BİR NEFES ZAMANI
GÜÇ BİRLİĞİZAMANI

GÖRÜNME ZAMANI
BİRLEŞİP GÖRÜNME ZAMANI

DAVETE UYMA
DAVETE İCAP ETME ZAMANI

AKIN VAR AKIN
GÜNEŞİ ZAPTETMEYE AKIN
ARTIK GÜNEŞİN
ZAPTEDİLMESİ YAKIN

ARTIK HER ŞEYİ BIRAKIN.
AKIN VAR AKIN
AKINA KATILIN

BURHAN İŞCAN 0 537 370 48 30

Adsız dedi ki...

• B.Brecht
Mücadele eden yenilgiye uğrayabilir, mücadele etmeyen zaten yenilmiştir.
• S.M.Power
Rüyaları gerçekleştirmenin en kısa yolu, uyanmaktır.
• Mevlana
Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anlayabileceği kadardır.

Adsız dedi ki...

DÜŞÜNÜLMEYENLER
SORUN NEREDE
1-BÜTÜN SUÇ TEK BİR KİŞİDEMİ?
2-YASA KOYUCU UYGUN YASAYI NİYE KOYMAZ?
3-ANAYASA MAHKEMESİ UYGUN OLMAYAN YASAYI NİYE TUTAR?
4-YARGITAY HALA NEDEN SUSAR?
5-PİYASALARA ÇEK DEN BAŞKA SORUNSUZ KREDİ ENJEKTE EDİLEMEZ Mİ?
6-ÇEK MUTLAK KULLANILMASI MI GEREKİR?
7-ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARIN ZARAR GÖRMEYECEĞİ KREDİ YOLLARI YOK MU?
8-ALACAKLI ALACAĞINI HAKİKATEN ALIYOR MU?
9-ORTADA GÜVEN YOKSA ÇEK KABUL ETMEKTE MAKSAT NEDİR?
10_BAŞKA KİMLER SUÇLUDUR?
11-HER KARŞILIKSIZ ÇEK KEŞİDE ESDEN SUÇLU MUDUR?
BURHAN İŞCAN

Adsız dedi ki...

DEMOKRATİK AÇILIM ; ANALAR BABALAR DAHA FAZLA AĞLAMASIN. İŞLERİ BOZULMUŞ ÇEŞİTLİ NREDENLERLE İFLAS ETMİŞ ÇEKLERİNİ ÖDEYEMEMİŞ İNSANLAR SİZİN ANALARINIZ BABALARINIZ ÇOCUKLARINIZ AĞLAYABİLİR.

Adsız dedi ki...

Sizler,Bankaların, Factoring firmalarının, tefecilerin, eli çantalı lobi faaliyetlerinin değil , biz esnafın vekili olduğunuzu gösteriniz.Bu zamana kadar yapılmış olan çek kanunlarında bir ilki gerçekleştiriniz.T.B.M.M.’ nin her kurumun ve kuruluşun üstünde olduğunu ispatlayınız.Likiditenin ve çeklerin ekonomide dönen payının hesabından çok,insan onuruna verilen değer ile hukukun üstünlüğünü ön plana alınız

Adsız dedi ki...

FIKRA BU YA….

CEHENNEME TURLAR DÜZENLENMİŞ

MİHMANDAR GELEN TURİSTLERİ GEZDİRİYORMUŞ. CEHENNEMDE KUYULAR. KUYULARDAN ALEVLER FIŞKIRIYORMUŞ TIPKI VOLKANLAR GİBİ. HER KUYUNUN BAŞINDA DA ZEBANİLER.ZEBANİLERİN ELİNDE DİRGENLER. CEHENNEM KUYUSUNDAN ÇIKMAK İSTEYENİ DERHAL İÇERİ GERİ YOLLUYORLARMIŞ İTEREK.

MİHMANDAR TANITIYORMUŞ KUYULARI TEK TEK. KUYULARDA FERYAT FİGAN GIRLA. “İŞTE BU İTALYANLARIN KUYUSU, İŞTE PAPAZLAR KARDİNALLER”. “BU FRANSIZLARIN. BAKIN BU AMERİKALILARIN”

İLERLERDE BİR KUYU. BAŞINDA ZEBANİ YOK. SESLER DAHA ÇOK. SORMUŞ ZİYARETCİLER BU KUYU NEYİN NESİ.

MİHMANDAR DEMİŞ “ O KUYU TÜRKLERİN KUYUSU”

ZİYARETCİLER MERAKLA SORMUŞLAR. “PEKİ NİYE BAŞINDA ZEBANİ YOK”

“GEREK YOK” DEMİŞ MİHMANDAR. “ONLAR ÇIKMAK İSTEYENİ KENDİLERİ İÇERİ TEKRAR ÇEKİYOR”

ÇEKEMEMEZLİK,
FESAT,
KİN, NEFRET
BENCİLLİK
HEPSİ BİZDE.

ÜSTELİK MÜSLÜMANMIŞIZ BİRDE.

BU GÜN HACZE GELDİLER YİNE.
HASTAHANEDEN YENİ DÖNDÜK OYSA EVE.

ALACAKLI VE AVUKATI.
ÇOK ÇİRKİN LAFLAR YAPIYOR AĞIZLARI.
BAKTILAR EVDE YOK BİR ŞEY.
GÖRÜNDÜ KENDİLERİNE KAPI

DAHA HALA SORUYORLARDI VİRE
BORCU NASIL ÖDEYECEKSİN DİYE.
DEDİM SENİN YÜZÜNDEN OĞLUM HAPİSTE.
BORCU ÖDERMİYİM ŞİMDİ BENDE.

KUL HAKI AF ETMEM DEDİ.
DEDİM O HAPSANEDE BİTTİ.
ALLAHIN KİTABINI OKUDUN MU
VAKİT VERDİN Mİ YETERİNCE ÖDESİN BORÇLU.

HACZİNİ YAPTIN İŞİMİ ALDIN.
EVİME GELDİN AŞIMI ALDIN
SOKAKTA GEZECEK HAL BIRAKMADIN
ÜSTELİK BİR DE HAPSE ATTIRDIN.
BE HEY GAFİL SEN NE BİÇİM MÜSLÜMANSIN.
ALLAHTAN HİÇ Mİ UTANMAZSIN.

BİZ ALLAHTAN UTANIRIZ.
KUL HAKKINI DA TANIRIZ.

BU DÜNYA İMTİHAN DÜNYASI
ÖTEKİ DÜNYADA KİMSENİN OLMAZ PARASI
İKİ CİHAN FUKARASI
ALMAZSA BUNU KAFASI.

ANLAŞALIM DEDİ SONRA.
SEN BANA BİRAZ PARA YOLLA
ÇIKARAYIM OĞLUNU DA
GÖRELİM BU AVUKATI DA
SEN BANA BİRAZ PARA YOLLA

DEDİM HAPİSTEYKEN OĞLUM ÇOK
ÇOK PARALAR KAZANDI PEK ÇOK
BİRDEN ŞAŞIRDI OLDU ŞOK.
AMA ŞİMDİ HİÇ PARAM YOK.

BEKLE DEDİM BİRAZCIK
BELKİ FİTRE ZEKAT GELİR AZCIK.
PİYANGOYA YATIRIRIM.
ARADA FAZLA TOST SATARIM
BÖYLECE ÇARESİNE BAKARIM.

BAKTI BANA GÜLDÜ ÖYLE
GÜLERSİN DEDİM BAK BÖYLE
PEŞİN PARAYI GÖRÜNCE
GÜLECEKMİSİN ACABA SENDE ÖLÜNCE.

AHİRETE İNANMAYANA MÜSLÜMAN DEMEM.
AHİRET KORKUSUYLA ASLA HARAM YEMEM.
AH BİRDE ŞU BORÇLARI ÖDESEM.
SABRETMEDEN MÜSLÜMANLIK OLMAZ DEMEM.

BURHAN YİNE ÇOK KONUŞTUN.
DERSEN HER KES BİLSİN OKUSUN
MEVLADAN İSTE SEN ELBET BULURSUN
SEN DE ALLAHIN BİR KULUSUN.

bişey yapmalı dedi ki...

selam arkadaşlar sitedeki esen hava çok güzel inanın içimdeki solmak yok olmak üzere olan bir çiçeğe sanki bir damla su gibi geldi.tüm kardeşlerime teşekkür ederim moral oldukları için ALLAH razı olsun rabbim ne muradları varsa versin inşallah.arkadaşlar yalnış anlaşılmaya sebeb olmak istemiyorum ama bir önerimide sunmadan geçemiyeceğim.böylesi kardeşlik içinde oluşan birlikteliği görünce artık msn den davamız ile ilgili çoklu görüşmeler yapmasak sadece görüş ve fikirlerimizi önerilerimizi burdan yazsak hem msn de olmayanlarla da paylaşmış oluruz mücadelemizi hemde msn de olmayan insanlara da umut olur mücadelemiz bu sadece bir öneri bu güne kadar bende çokluda görüşüyordum ama artık davamız için burdan görüşmek daha doğru olur diye düşünüyorum

Adsız dedi ki...

FIKRA BU YA….

CEHENNEME TURLAR DÜZENLENMİŞ

MİHMANDAR GELEN TURİSTLERİ GEZDİRİYORMUŞ. CEHENNEMDE KUYULAR. KUYULARDAN ALEVLER FIŞKIRIYORMUŞ TIPKI VOLKANLAR GİBİ. HER KUYUNUN BAŞINDA DA ZEBANİLER.ZEBANİLERİN ELİNDE DİRGENLER. CEHENNEM KUYUSUNDAN ÇIKMAK İSTEYENİ DERHAL İÇERİ GERİ YOLLUYORLARMIŞ İTEREK.

MİHMANDAR TANITIYORMUŞ KUYULARI TEK TEK. KUYULARDA FERYAT FİGAN GIRLA. “İŞTE BU İTALYANLARIN KUYUSU, İŞTE PAPAZLAR KARDİNALLER”. “BU FRANSIZLARIN. BAKIN BU AMERİKALILARIN”

İLERLERDE BİR KUYU. BAŞINDA ZEBANİ YOK. SESLER DAHA ÇOK. SORMUŞ ZİYARETCİLER BU KUYU NEYİN NESİ.

MİHMANDAR DEMİŞ “ O KUYU TÜRKLERİN KUYUSU”

ZİYARETCİLER MERAKLA SORMUŞLAR. “PEKİ NİYE BAŞINDA ZEBANİ YOK”

“GEREK YOK” DEMİŞ MİHMANDAR. “ONLAR ÇIKMAK İSTEYENİ KENDİLERİ İÇERİ TEKRAR ÇEKİYOR”

ÇEKEMEMEZLİK,
FESAT,
KİN, NEFRET
BENCİLLİK
HEPSİ BİZDE.

ÜSTELİK MÜSLÜMANMIŞIZ BİRDE.

BU GÜN HACZE GELDİLER YİNE.
HASTAHANEDEN YENİ DÖNDÜK OYSA EVE.

ALACAKLI VE AVUKATI.
ÇOK ÇİRKİN LAFLAR YAPIYOR AĞIZLARI.
BAKTILAR EVDE YOK BİR ŞEY.
GÖRÜNDÜ KENDİLERİNE KAPI

DAHA HALA SORUYORLARDI VİRE
BORCU NASIL ÖDEYECEKSİN DİYE.
DEDİM SENİN YÜZÜNDEN OĞLUM HAPİSTE.
BORCU ÖDERMİYİM ŞİMDİ BENDE.

KUL HAKI AF ETMEM DEDİ.
DEDİM O HAPSANEDE BİTTİ.
ALLAHIN KİTABINI OKUDUN MU
VAKİT VERDİN Mİ YETERİNCE ÖDESİN BORÇLU.

HACZİNİ YAPTIN İŞİMİ ALDIN.
EVİME GELDİN AŞIMI ALDIN
SOKAKTA GEZECEK HAL BIRAKMADIN
ÜSTELİK BİR DE HAPSE ATTIRDIN.
BE HEY GAFİL SEN NE BİÇİM MÜSLÜMANSIN.
ALLAHTAN HİÇ Mİ UTANMAZSIN.

BİZ ALLAHTAN UTANIRIZ.
KUL HAKKINI DA TANIRIZ.

BU DÜNYA İMTİHAN DÜNYASI
ÖTEKİ DÜNYADA KİMSENİN OLMAZ PARASI
İKİ CİHAN FUKARASI
ALMAZSA BUNU KAFASI.

ANLAŞALIM DEDİ SONRA.
SEN BANA BİRAZ PARA YOLLA
ÇIKARAYIM OĞLUNU DA
GÖRELİM BU AVUKATI DA
SEN BANA BİRAZ PARA YOLLA

DEDİM HAPİSTEYKEN OĞLUM ÇOK
ÇOK PARALAR KAZANDI PEK ÇOK
BİRDEN ŞAŞIRDI OLDU ŞOK.
AMA ŞİMDİ HİÇ PARAM YOK.

BEKLE DEDİM BİRAZCIK
BELKİ FİTRE ZEKAT GELİR AZCIK.
PİYANGOYA YATIRIRIM.
ARADA FAZLA TOST SATARIM
BÖYLECE ÇARESİNE BAKARIM.

BAKTI BANA GÜLDÜ ÖYLE
GÜLERSİN DEDİM BAK BÖYLE
PEŞİN PARAYI GÖRÜNCE
GÜLECEKMİSİN ACABA SENDE ÖLÜNCE.

AHİRETE İNANMAYANA MÜSLÜMAN DEMEM.
AHİRET KORKUSUYLA ASLA HARAM YEMEM.
AH BİRDE ŞU BORÇLARI ÖDESEM.
SABRETMEDEN MÜSLÜMANLIK OLMAZ DEMEM.

BURHAN YİNE ÇOK KONUŞTUN.
DERSEN HER KES BİLSİN OKUSUN
MEVLADAN İSTE SEN ELBET BULURSUN
SEN DE ALLAHIN BİR KULUSUN.

Cuneyt dedi ki...

Kadir kardeşim
en doğrusu odur, bizim hayata tutunduğumuz, umutlarımızın yeşerdiği ve hala o umutlarımızı koruduğumuz yer buraydı, çok büyük arkadaşlıklar geliştirdik, yakalanıp zindanlarda günlerini geçirmek zorunda kalan arkadaşlarımızın arkasından çaresizce baka kaldık, burada eylemlerin fitili ateşleyen öncü arkadaşlarımız tlgrd, stranger, sami kal, aslı bilemediğimiz adsız yazan kaç kişi? zindanlara düştü, onları gözlerim çok aradı yoklukları çok hissedildi, bazı arkadaşlarımız, burayı terketti, aslında bize değil tlgrd'e stranger'e aslıya, adsıza sırt çevirdi, bize değil onlara ihanet etti, ama onurda şerefte onların, onlar kendilerini yargılasın, bize sadece sitem etmek düşer. yargılamak değil..
Mücadelemiz kanımızın son damlasına kadar.

bişey yapmalı dedi ki...

Cesaret
Bir sürünün üzerine atılacak kurt, onun sayısını düşünmez Büyük İskender
Cesaret, bütün zorluklar ile her durumda savaşmaktır, hatta olmayanı oldurmaya çalışmaktır Clemenceau
Cesaret cennete, korku ölüme sürükler Seneca
Cesaret hayatı hiçe sayar, vicdanı değil Schiller
Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık da ölüme götürür Seneca
Cesaret kuvvetle birleşince büsbütün artar Aristoteles
Cesaret on kısımdır, biri korkmamak, dokuzu dikkat ve ihtiyattır HzAli ra
Cesaret ölmekle değil, yaşamakla ölçülür Vittorio Alfieri
Cesaret, tehlike karşısında akıl ve zekanın kullanılmasıdır Eflatun
Cesareti olmayan insan, keskin kenarı olmayan bıçağa benzer Benjamin Franklin
Cesur adamın inancı da vardır Cicero
Doğru olan şeyi gördüğü halde yapamamak cesaretsizliktir Konfüçyüs
Dünyada birçok kişiler, küçük bir cesaretsizlik yüzünden kaybolurlar Sdney Smith
Dünyada taklit edilemeyen tek şey cesarettir Napolyon
Gerçek cesaret, şahit istemez Boraccia

Hiç bir şeye cesaret edemeyen, hiçbir şeye ümit beslemesin Schiller
Tehlikeden kaçamayan, onun karşısında cesaretle durmayı bilmelidir La Fontaine
Uzaktan cesur olmak kolaydır Demosthenes

Adsız dedi ki...

KARŞILIKSIZ ÇEKE CEZA VE SİYASİ PATİLER
İKTİDAR PARTİSİ DE DAHİL BÜTÜN SİYASİ PARTİLERİN KARŞILIKSIZ ÇEK KONUSUNDAKİ HATALARI İKİ NEDENE DAYANIYOR:
1-DÜNYA GÖÜŞLERİ, İDEOLEJİLERİ
2-BİLGİ EKSİKLİĞİ
DÜNYA GÖRÜŞÜ, İDEOLOJİ DEYİNCE CEZA İLE EKONOMİYE VE TOPLUMA YÖN VERİLEBİLECEĞİNE İNANAN GMRÜŞÜ KAST EDİYORUM..
BİLGİ EKSİKLİĞİNE GELİNCE SİYASİ PARTİLERİN YÖNETİM KADROLARI DAHİL, MİLLETVEKİLLERİ KARŞILIKSIZ ÇEKE HİÇBİR UYGAR ÜLKEDE CEZA VERİLMEDİĞİNİ BİLMİYORLAR, CEZANIN AİHSÖZLEŞMESİNE ANAYASAYA AYKIRI OLDUĞUNU, KARŞILEKSIZ ÇEK DAVALARINDA ADİL BİR YARGILAMA OLMADIĞINI BİLMİYORLAR.
KONU ÇOKTA UMURLARINDA DEĞİL, ELDEKİ YARA DUVARDAKİ DELİK.
KEMAL KILIÇDAROĞLU İLE YAPILAN TOPLANTIDA Kİ KILIÇDAROĞLU CHP NİN AĞIR TOPLARINDAN, KILIÇDAROĞLU SKANDAL OLACAK BİR GAF YAPTI. ŞÖYLE:
BEN KENDİLERİNE 3167 SAYILI YASA YÜRÜRLÜKTE DEĞİL DİYE AÇIKLAMALAR YAPIP MAHKEMELERİN KANUNSUZ CEZA VERDİĞİNİ ANLATTIM. O DA CEVABINDA SKANDAL BİR GAF YAPTI. ŞÖYLE DEDİ:
HAKİMLER KANUN OLMAYAN KONULAR, ÖRF VE ADETE GÖRE. ÖRF ADET YOKSA KENDİLERİ KANUN KOYUCU YERİNE GEÇEREK HÜKÜM VEREBİLİRLER. BU KANUNSUZ CEZA DEMEKTİR VE TCK BUNU AÇIKÇA YASAKLAMIŞ, ANAYASAMIZDA YASAKLAMIŞTIR. İŞTE BÖYLE BİR GAF CHP NİN AĞIR TOPUNDAN. KILIÇDAROĞLUNUN DEDİĞİ HUKUK DAVALARI İÇİN GEÇERLİ İDİ, AMA O HUKUK DAVALARI İLE CEZA DAVALARINI KARIŞTIRIYORDU. İŞTE SİYASETİN CEHALETİ.
OFLUOĞLU

01 Eylül 2009 Salı 16:20
Adsız dedi ki... 16 CHP İŞBANKASININ HAKİM ORTAĞI DEĞİL; İŞCAN YANILIYOR, AZINLIK ORTAĞIDIR. İŞ BANKASININ 11 YÖNETİM KURULU ÜYESİNDEN SADECE 3 Ü CHP YE AİTTİR; AYRICA CHP NİN ORTAKLIĞI İNTİFA HAKKI ŞEKLİNDEDİR VE CHP İŞ BANKASINDAN NAKİT BİR GELİR ELDE EDEMEZ.
BAYKAL AÇIKLAMASINDA ÇEKİ EKONOMİ İÇİN GEREKLİ BİR ENSTRUMAN OLARAK GÖSTERMİŞTİR. BEN BAYKALIN BU AÇIKLAMASINA BLOGDA CEVAP VERDİM.
http://rahmiofluoglu.wordpress.com/2009/08/03/muhalefet-cek-sorununda-ikdidarin-gerisinde
ofluoğlu

Adsız dedi ki...

Tarih : 13 Ocak 1898 Perşembe
Ülke : Fransa
Gazete : L'Aurore Gazetesi
Yazar : Emile Zola
Makale : “J.Accuse..!” “Suçluyorum..!” veya “İtham Ediyorum..!” (Tam Sayfa) Başlıklı,
Emile Zola’nın Fransa Cumhurbaşkanı Felix Faure’ya yazdığı açık mektuptur..
Konu : Tarihe Dreyfus davası olarak geçen ve Yahudi kökeninden dolayı casuslukla suçlanarak mahkum olan Yüzbaşı Alfred Dreyfus'ün suçsuz olduğunu konu alan bir mektuptur..

Bu açık mektup insanlık tarihinde önemli bir yere sahiptir.. Dönemin siyasal ortamı sağcı ve aşırı milliyetçi güçlerin etkisinde ve Fransız ordusunda artan Yahudi düşmanlığı içinde heyecanlı geçen siyasal bir dönemdir..

İşte bu ortamda (kendisi de bir Yahudi olan) Emile Zola, büyük bir cesaret isteyen bu tarihi yazısıyla sorgulayıcı entelektüel (aydın) tavrının ortaya çıkmasının öncüsü olarak kabul edilmektedir..

Devamında “Gençlere Mektup” ve “Fransa’ya Mektup” başlıklı iki yazı daha yazmıştır.. Bu coşkun yazılarından iki cümleyi aşağıya almak istiyorum..

“..Gerçeği söyleyeceğim, yoksa gecelerim orada işkencelerin en korkuncu içinde işlemediği bir suçun cezasını çekmekte olan bir SUÇSUZUN HAYALETİYLE dolup taşacak..”

“..GERÇEĞİ GÖMMENİZ BOŞUNA.. GERÇEK TOPRAĞIN ALTINDA DA YOL ALIYOR.. Bir gün her yandan ve öç bitkileri olarak fışkıracak..”

..Sonunda gerçek ortaya çık(arıl)mış ve hukuk galip gelmiştir..
…….
Sevgili Esnaf, Tüccar, Yönetici ve İşadamı SUÇSUZ masum meslektaşlarım, kader arkadaşlarım.. (Aramıza karışmış gerçekten kötü niyetli birkaç düzenbaz bizi ilgilendirmez..)

111 yıl önce yaşanmış Dreyfus davasının içeriği bizi direkt ilgilendirmez elbet.. Ama haksız bir mahkumiyete karşı yürütülen hukuk mücadelesi bu cihetiyle bizleri ilgilendirir..

Keza; gerçeğin, masumiyetin, zulme ve haksızlığa karşı muhakkak eninde sonunda galip geleceği de tüm adaletsiz, hukuksuz kişi, kurum ve devletleri ilgilendirir..

111 yıl sonra Ülkemizin haline bakıyorum..

111 Yıl sonra ben de ;

İTHAM EDİYORUM..!, AYIPLIYORUM..!, KINIYORUM..!

Bize reva görülen alçak bir suçlamaya itiraz ediyorum..

Kendi adıma ve haksız yere mahkum edilip hapis yatırılan pek çok onurlu arkadaşlarımız adına;

Cumhurbaşkanımızı, Siyasetçilerimizi, Yargıçlarımızı, Yöneticilerimizi, Aydınlarımızı tüm sorumluları;

İTHAM EDİYORUM..!, AYIPLIYORUM..!, KINIYORUM..!

Murat YALÇIN

Devamını yazacağım..MY

Adsız dedi ki...

Bu yazımı Noter aracılığı ile ilgililere göndermek istiyorum.. Uygulama nedir?

Bu konuda Sayın Ofluoğlu'nun veya bir hukukçunun görüşüne ihtiyacım var..
Murat YALÇIN

Adsız dedi ki...

İTHAM EDİYORUM..! AYIPLIYORUM..! KINIYORUM..!

Düşünseniz ne kadar ayıp içindesiniz..

Bir düşünseniz ne kadar da zalimsiniz..

Yoksun, çaresiz kalmış, talihsiz, bahtsız bir işadamını tüm hatıralarıyla canlı canlı kabre sokan zalimler..

Sizlere zerre miktarı saygı duymuyorum..

Ne yapmamızı istiyorsunuz..

Daha ne istiyorsunuz ki bizden..

Biz kaybedenlerdeniz oysa..

Onurumuz ve kendimize verdiğimiz değerin dışında her şeyimizi kaybedenlerdeniz..

İşimizi, gücümüzü, kredimizi, itibarımızı, çalışanlarımızla birlikte büyükçe bir ailemizi..

Şimdi kendi yalnız dünyamızdayız tek başına..
(Diyelim ki) Zenginken, şimdi fakr-u zaruret içine düşmüşüz..

Maişet derdindeyiz hatta..

Ve sizden medeni ülkelerde ki gibi bize sahip çıkmanızı da istemiyoruz..

Siz daha oralarda değilsiniz..

Hikayemiz acı..

Hikayemiz göz yaşıyla, ızdırapla hala sürmekte, sürüyor..

Ve siz kanunlarınızla ve kanun adamlarınızla hala bizim peşimizdesiniz..

Yazıklar olsun kanunlarınıza..

Yazıklar olsun sisteminize..

"İşleri tıkırında giden dışarıdaki siz 'namus-u bütünler' içeri girip çıkmış birisine burun kıvırıp geçiyorsunuz, ama siz ey 'namusu-bütünler'; bir bataklığa saplansanız, içeri girip çıkmış birisi sizlere daha onurlu davranır." Malcolm X

Suçlu olan biz değiliz..

Sizlersiniz..

Suçlu sizlersiniz ve biliniz ki çok zalimce bir ayıbın içindesiniz..

Biz battık imdat derken..

Siz hala bizi vicdansızca, hukuksuzca, hatta kanunsuzca mahkum ediyorsunuz..

Bizler masumuz, ben bunu biliyorum..
Çünkü suçlu da olsak, onu da biz biliriz..

Sizler bilemezsiniz.. Siz sadece karar verirsiniz..
Ve ne yazık ki YANLIŞ KARAR veriyorsunuz..

Toplumların kurtuluşu da, helak ve fesatları da siz bilginlerin, yargıçların ve ümeranın elinden olur..

Kötü bilginler olmasaydı, kötü yargıçlar olmazdı..

Kötü yargıçlar olmasaydı ümera zalim olamazdı..

Kadılar zalimlere fırsat vermezdi bir zamanlar, lakin zalimler kadı olmaya başlayınca zulüm aldı yürüdü..

Kanunlarınız da, kanun adamlarınız da, kanun yapıcılarınız da bilsinler ki

Suçlu olan sizlersiniz..

Biz sadece ‘borçluyuz’ ve bundan dolayı çok ama çok üzgünüz..

Siz bunu bile anlamıyorsunuz..

Anlayın artık..

Ümidimizi bitirmeyin..

Zulmü bitirin..

Aksi takdir de sizleri; her yerde, her platformda ve her halükarda;

İTHAM ETMEYE..
AYIPLAMAYA..
KINAMAYA..

Devam edeceğiz..

Murat YALÇIN

bişey yapmalı dedi ki...

gerçekten kırabiliyor muyuz zincirlerimizi...herşeye ve herkese rağmen....
en sevdiklerim diye tanımladığım insanların bana vurmuş oldukları cesaretimi örseleyen zincirleri...
cesaret ne demek acaba?
aslında kontrolsüz birşey olsa gerek bu cesaret
ya da korkunun kaynağına zıt bir ilke...
"çok cesaretlisin!!!!"(aman tanrım ne büyük meziyet)
kimin için cesaret ne için?
korkaklık daha nurludur bence en azından ego denilen zırvalamayla değil
kendinle ilgili insani bir duygu..
ha ben cesaretli miyim ya da bu söylediklerimle çelişmiyor muyum hiç?
tabiki...çünkü bende sizden biriyim işte
ama en azından görebiliyorum cesaret denen şeyin yanlışlığını ya da saçmalığını.
insanlar yine de cesaretli diye tanımlanan insanları severler,ilgi odağıdır onlar heryerde
korkakları sevmezler...ama bn seviyorum korkakları çünkü ben de bir korkağım
beni yaptıklarımla sürekli sorgulayan,eksiklerimi ve fazlalarımı yüzüme vuran
bana yakınmış gibi görünen çevremin inadına olayların tamamen dışında birine bunları söylemek,içimi dökmek istedim...
yaptım da ama o da bir insandı işte kaldıramadı cümlelerimin ağırlığını
yine de cesaret denen şeyi ben de bir o sorgulamadı....
olmadı... olamadı... olamazdı da...
çünkü korkaklığımın tersini gösterme çabası
sadece egom içindi ve ben nefretimi uygulamaya sokmaktan nefret ediyordum....
sonra vicdan denen şele karşı karşıya kalmak sanırım en dayanılmazı bu...
cesaretmiş..saçmalamayın ya...
cesaret denen şey tamamen egoist yaklaşımlar içerisinde boğulan bir korkağın uydurması
evet korkağım...evet mutsuzum..ama onuruma sahibim...
selam arkadaşlar selam MURAT YALÇIN abi,abi yukarıdaki yazını okudum mektubunu okudum ve dedimki MURAT YALÇIN abim böyle bir yazı yazmış çok etkilendim ve dedim ki eğer benim bir onurum vicdanım varsa bu yazının altına imzamı atmalıyım en azından bir korkak olarak ve attım abiii bu yazıyı nereye götürceksek kime okuyacaksak benimde altında bir imzam olsun istedim yazın için teşekkür eder saygılarımı sunarım

bişey yapmalı dedi ki...

selam arkadaşlar kusura bakmayın yukarıda ki 21 nolu yorumdaki yazı alıntıdır eklemeyi unutmuşum

Adsız dedi ki...

Hükümet, cezaevlerindeki doluluğu dikkate alarak yeni önlem arayışına girdi. Halen 2 yıla kadar olan hapis cezasına çarptırılanlara “cezanın bir yılını evde çekme” uygulaması 5 yıla kadar hapis cezalarını kapsayacak biçimde genişletilmesi planlandı. Tasarı aynen benimsenirse cezasının yarısını çekmiş olan 15 bin mahkûm da cezaevinden erken çıkıp, kalan cezasını dışarıda çekecek.
Cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü sayısının 115 bine dayanması üzerine Adalet Bakanlığı cezaevi yatırım programlarını öne çekti, “denetimli serbestlik” olarak nitelendirilen cezaların bir bölümünün evde çekilmesi uygulamasının kapsamının genişletilmesi çalışmasını başlattı. Halen 2 yıla kadar hapis cezaları alanların yararlandığı uygulama, 5 yıla kadar ceza alanları da kapsayacak biçimde genişletilecek.
Adalet Bakanlığı’nın öngördüğü değişikliğin Bakanlar Kurulu ve TBMM’den geçmesi halinde, halen cezaevlerinde bulunan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmış olanlardan cezasının yarısını çekenlerden isteyenler, tahliye edilecek ve kalan cezalarını kamu kuruluşlarında çalışarak, evinde ya da işyerinde geçirecek. Yetkililer, bu durumda 15 bin kişinin cezaevinde çıkabileceğini, bunun da cezaevlerinde kısmı bir rahatlama sağlayacağını söylediler. Aynı yetkililer, “Bu konuda yasa değişikliği gerçekleşmeden kimsenin umutlanmaması gerektiğini” de belirttiler.
İnfaz sisteminde mahkûmun cezaevinde geçirdiği gün sayısının artması, mala karşı işlenen suçlardaki patlamalar nedeniyle 2005 yılında 52 bin olan tutuklu ve hükümlü sayısı bugün 115 bine ulaştı. Yetkililer, bu durumun cezaevlerinde odalara yeniden ranza konulması, odaların küçük koğuşlar haline gelmesine, yatacak yer olmaması yüzünden mahkûmların nöbetleşe uyumalarına neden olduğunu söylediler.
2 YIL, 5 YILA ÇIKARILIYOR
Yakında Bakanlar Kurulu gündemine gelecek olan Denetimli Serbestlik Yasası’nda öngörülen değişiklik taslağı planlandığı gibi kabul edilirse, halen 2 yıl hapis cezası alanlar için uygulanan cezasının yarısını evinde çekmesi uygulaması, 5 yıla kadar olan hapis cezalarını da içine alacak biçimde yaygınlaştırılacak. TBMM Adalet Komisyonu Üyesi bir milletvekili, yürütülen çalışmalarla ilgili olarak Hürriyet’e şunları söyledi:
- 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılanlar, cezalarının yaklaşık 2,5 yılını cezaevinde çekecek, isterlerse kalan süreyi denetimli olarak evinde ya da işyerinde çekebilecek
- Halen, “Denetimli Serbestlik” uygulamasından yararlananlar, günde 4 saat kamu hizmetinde çalıştırılıyor. Bunda değişiklik yapılacak, çalışma süresi 4 saatten 2 saate indirilecek. Kamuda çalıştırılacak yerler bölgenin özelliğine göre değişecek. Bazı yerlerde belediyelerde, okulların badana-boyası, onarımında çalıştırılacakları gibi, ormanlık bölgelerde orman işlerinde de çalıştırılabilecekler.
- Mahkûm, kamu hizmeti çalışma süresinin dışında cezasını işyerinde de çekebilecek.
Halen cezaevinde olanlardan cezasının yarısını çekmiş olanlardan koşulları uyanlar istekleri halinde denetimli serbestlikten yararlanacağı için cezaevlerinde boşalma olacak ve bunlar hem devlete yük olmaktan çıkacak, hem de cezaevlerinde yer konusunda yaşanan sıkıntı kısmen azalacak.
Cezaevlerinde incelemeler yapan Hayat Boyu Eğitim Derneği’nin Genel Başkanı Adem Solak da, denetimli serbestlik uygulamasında ceza süresinin 2 yıldan yukarıya çekilmesi halinde cezaevlerinde kısmi bir rahatlama olacağını söyledi ve bu konuda çalışmaların devam ettiğini bildirdi.
CEZAEVLERİ YATIRIMLARA ÖNE ÇEKİLDİ
Cezaevlerindeki fiziki sıkıntı nedeniyle Adalet Bakanlığı, cezaevleri yapım programlarını öne çekti. Halen 20 cezaevinin yapımı devam ederken, mevcut cezaevlerinden ise sıkışıklığın en yüksek olduğu illerde ise ek cezaevlerinin yapımına başlandığı bildirildi.
>>>>>>>>>>>

Adsız dedi ki...

Kapalı cezaevinden yara açık cezaevlerine geçme sırası gelen mahkûmların önemli bir bölümünün de, dosyaları Yargıtay’dan gelmediği için bu cezaevlerine nakilleri yapılamıyor. Bu durum da kapalı cezaevlerindeki sıkışıklığın bir nedeni olarak gösteriliyor

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12398240.asp?gid=229
ARKADAŞLAR EN KÖTÜ İHTİMAL BARİ ŞU DENETİMLİ SERBESTLİK YASASINDAN FAYDALANALIM.BİRİLERİ ADALET KOMİSYON ÜYELERİ İLE TELDE GÖRÜŞSÜN. SİTE ADMİNİN DEN RİCA EDİYORUZ LÜTFEN ADALET KOMİSYON ÜYELERİNİN TELEFONLARINI YAYINLASINLAR. BAYAN ARKADAŞLAR KONUYU ARZ EDİP ARASINLAR VEKİLLERİMİZİ. BİZDE BARİ YARARLANALIM.

Cuneyt dedi ki...

Arkadaşlar
Adli Para Cezalarından dönüşen hapis cezaları, şartlı Tahliye veya Denetimli serbestlik hükümlerinden faydalanamaz.
Karşılıksız çekte verilen hapis cezalarının mantığı, disiplin hapsi, yani tayzik hapsidir. Borçluyu borcunu ödemesi için zorlama mantığı görülmüş bir yaptırım,
Denetimli serbestlik veya şartlı tahliye uygulması bu cezanın mantığına ters olur, bu konuda Yargıtayın vermiş olduğu çok içtihat var.

İşte böyle Adaletsiz ve ilkel bir cezanın muhataplarıyız biz, adımız boşuna Çek Mağduru konmamış..

KAYAMEN dedi ki...

Yani adam hırsızlık yapmış, Adam yaralamış bir sürü suç işlemiş bu denetimli serbestlikten faydalanacak, ama borcunu ödeyememiş zavallı çek mağdurlarına hiç tölerans yok. 1 SAAT BİLE tölerans yok.

Cuneyt dedi ki...

Aynen öyle kayamen, cüzzamlı gibi görüyorlar, bir tecavüzcü kadar değerimiz yok yargıçların, yasakoyucunun gözünde

Adsız dedi ki...

show tv de aflardan kimlerin yararlanacağını açıklayacaklar

bişey yapmalı dedi ki...

Atatürkün Cesurluk, Cesur Olmak, Cesaret ile ilgili Sözleri
* Gençler için vatani işlerde ölmek söz konusu olabilir. Ama korkmak asla!

* Büyük kararlar vermek kâfi değildir. Bu kararları cesaret ve kesinlikle tatbik etmek lâzımdır.

* Size Bombasırtı vakasını anlatmadan geçemeyeceğim. Karşılıklı siperlerimiz arasında mesafemiz sekiz metre, yani ölüm muhakkak, muhakkak… Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulamamacasına tamamen düşüyor, ikincidekiler onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar gıptaya şayan bir itidal ve tevekkülle, biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir fütur bile göstermiyor; sarsılmak yok. Okumak bilenler ellerinde Kur'an-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler, kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, şaşılacak ve övülecek bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebesi’ni kazandıran bu yüksek ruhtur.

* Gençler, cesaretimizi pekiştiren ve sürdüren sizsiniz. Siz almakta olduğunuz terbiye ve kültürlü insanlık faziletinin, vatan sevgisinin, fikir özgürlüğünün en değerli simgesi olacaksınız. Ey yükselen yeni kuşaklar, gelecek sizindir. Cumhuriyet'i biz kurduk, onu yüceltecek ve sürdürecek olan sizsiniz.

Erkan dedi ki...

Acaba insan haklarından sorumlu Cemil ÇİÇEK e de bi girişimde bulunsakmı.Oda bi hukukçu ve oldukça güçlü.

bişey yapmalı dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
bişey yapmalı dedi ki...

Atalarımızın adaleti ve ahlakları
Atalarımız böyle âdil idi



İstanbul?un fethinden sonra, Osmanlı askerleri, Bizans hapishanelerini kontrol ettiler. En ücra bir mahzende üç papaz buldular. Alıp Fatih Sultan Mehmed Han?a götürdüler. Sultan, onlara hapsedilmelerinin sebebini sordu. Papazlar, ?Biz, Bizans?ın en ileri gelen papazları idik. İmparatorun zulüm ve işkencelerinden, yaptığı rezalet ve sefahetten dolayı kendisini ikaz edip, sonunun yakın olduğunu söyledik. O da, bize kızdı zindanlara attırdı? dediler.



Fatih Sultan Mehmed Han, papazların ellerine serbest dolaşma belgesi verip, memleketini gezip görmelerini, Osmanlı Devleti hakkında kendisine görüşlerini bildirmelerini istedi.



Papazlar, İstanbul?da bir çarşıya girip, sabahın erken vaktinde bir şeyler almak istediler. Siftah yapan bir dükkandan, komşuları siftah yapmadan ikinci bir şey alamadılar.



Anadolu?ya geçtiler dolaşırken, ezan okunmaya başladı. Kimse dükkanını kapatmaya bile lüzum görmeden camiye gittiler. Hiç kimse, bir başkasının malına, canına, ırzına, namusuna zarar vermeyi aklından bile geçirmiyordu.



Papazlar, bütün bu hadiselerden dolayı şaşkına döndü. Kaç şehir dolaştıkları halde, bir mahkemeye tesadüf edemediler. Her kasabada kâdı var, fakat dava yoktu. Hırsızlık yok, katillik yok, namussuzluk yok, eşkıyalık ve dolandırıcılık yok, kötülük yoktu. Birkaç ay dolaştıktan sonra, şehrin birinde bir mahkemenin olacağını haber alıp, oraya koştular.



?En sonunda Osmanlının aksak yönünü yakalıyacağız? deyip, dinleyici olarak içeri girdiler. Davalı ve davacı geldi. Kâdı yerine geçip meseleyi dinledi.



Adamlardan biri anlattı: ?Efendim, bendeniz bu din kardeşimin tarlasını arzu ettiği fiyat üzerinden satın aldım. Birkaç sene ekip kaldırdım. Fakat bu sene çift sürerken, sabanımın demirine bir şey takıldı. Kazıp çıkardım. İçi altın dolu bir küptü. Küpü götürüp, daha önce tarlayı satın aldığım bu kardeşime vermek istedim. O kabul etmedi: ?Ben tarlamı, altı ve üstüyle birlikte sattım. Onun ekip kaldırdığında bir hakkım olmadığı gibi, toprağın altında da bir hakkım olamaz? dedi.?



Üç papaz, altın küpünün kimin olacağına dair mahkemeyi ibretle seyrediyorlardı. Tarlanın yeni sahibi çıkarttığı altın küpünü eski sahibine vermek istiyor, ?Toprağın altında küpün varlığından haberdar olsaydı, bana orayı satmazdı? diyordu.

Eski sahibi ise, ?Efendim, durum kardeşimin anlattığı gibi vâki oldu. Ancak, bendeniz ona, o tarlayı, altı ve üstüyle birlikte sattım. Onun ekip kaldırdığında bir hakkım olmadığı gibi, toprağın altında da bir hakkım olamaz. Senelerdir ben o tarlayı sürerim, benim nasibim olsaydı ben bulurdum? diyordu.

bişey yapmalı dedi ki...

Kâdı efendi, bu iki müslüman arasında hüküm vermekte güçlük çekmedi. Çünkü, birinin temiz ve saliha bir kızı, diğerinin de salih bir oğlu vardı. (Bu gençleri evlendirelim, bu küp altın da onların düğün hediyesi olsun) diye teklif yaptı. Onlar da kabul ettiler. Davayı böylece halletmiş oldu. Papazlar da şaşkınlıktan ne yapacaklarını bilemez bir halde oradan ayrıldılar.



Papazlar, Anadolu seyahatlerine devam ettiler... Yine bir gün, bir mahkemeye şahit oldular. Kâdı efendi, davacıya söz verdi. O da meseleyi şöyle anlattı: ?Bir hafta önce bu kardeşimden bir at satın aldım. Evime götürüp bakımını yaptım. Ancak birkaç gün sonra at rahatsızlandı. Atın daha önceden hasta olması mümkün olabileceği gibi, ben aldıktan sonra da hastalanması mümkün idi. Atı satın aldığım arkadaşa bir şey diyemedim. Gelip durumu size arz edeyim ki, aramızı bulasınız diye düşündüm. Ancak o gün sizi bulamadım. Siz şehir dışına gitmiştiniz. Siz geri gelmeden de at öldü. Hükmünüzü talep ederim.?



Kâdı efendi düşündü. At ölmüş, onlar arasında dava bitmişti. Suç kendisinindi. Atı satanı suçlayamazdı. Çünkü atın durumu ortaya çıkmamıştı. Öbürü de vaktinde müracaatını yapmıştı. Tek eksik taraf; kendisinin şehirde, vazife yerinde bulunmaması idi. O halde atın ücretini o ödemeliydi. Atın fiyatını öğrenip, kendi cebinden bedelini verdi.



Böyle âdil bir kâdı efendinin ve böyle âdil bir mahkemenin mevcudiyetini akıllarına sığdıramayan Bizans papazlarının, hayretlerinden ağızları açık kaldı...



?Anadolu?da bu kadar dolaştığımız yeter? deyip, İstanbul?a dönen papazlar, İstanbul Kâdısı Hızır Bey?in huzurunda, Padişah Fatih Sultan Mehmed Han ile, bir Hıristiyan arasında bir davanın görüleceğini duydular.



Koca Osmanlı Devleti?nin Sultanı, çağ açıp çağ kapayan İstanbul Fatihi Sultan Mehmed Han ile bir hıristiyan mimar, Kâdı Hızır Bey?in karşısında ayakta bekliyorlardı. Fatih Sultan Mehmed Han, vazifesine ihanet eden Hıristiyan mimarı mahkemesiz cezalandırmış, Hıristiyan mimar da, Kâdı Hızır Bey?e şikayet etmişti.



Hızır Bey, Fatih Sultan Mehmed Han?ı haksız bulup aynı şekilde Sultanın da cezalandırılmasına hükmetti. Eğer mimar rıza gösterirse, diyetle kurtulabilecekti. Hıristiyan mimar, bu adalet karşısında ne yapacağını şaşırdı. Oracıkta, Kelime-i şehadet getirip müslüman oldu...



Papazlar, fetihden sonraki İstanbul hayatını da çok merak ediyorlardı. Müslümanların oturdukları, yeni yeni yerleşmekte oldukları mahallelere gittiler. Onların tam bir teslimiyet ve sükunetle işlerini yaptıklarını tam bir temizlik ve titizlikle eşyalarını yerleştirdiklerini gördüler. İstanbul bambaşka olmuş, sanki, birkaç ay önceki Bizans gitmiş, yerine gökten bir İstanbul inmişti.



Padişah tarafından Osmanlı ülkesini gezip görmekle vazifelendirilen papazlar, İstanbul?daki Hıristiyan mahallelerini de görmeden edemediler. Bugünkü Fatih Camii?nin doğu taraflarına ve Fener?e doğru gittiler. Hıristiyanlar bile değişmiş, sokaklardaki pislik azalmıştı. Kimse kimseye zulmetmeye cesaret edemiyordu. Kâdı Hızır beyin, Padişaha bile ceza vermekten çekinmemesi onları korkutmuştu. Herkes sessiz, sakin işine devam ediyor, eskisi gibi içip içip, sokaklarda, nârâlar atamıyorlardı. Kimseyi rahatsız edemiyorlardı. Hıristiyanların en fakirine bile ev verilmiş, kimse aç ve açıkta bırakılmamıştı. İstanbul?da herkes huzur içerisinde idi.



Papazlar, bütün bunları gezip gördükten sonra, birkaç gün dinlenip düşündüler, izin isteyip padişahın huzuruna çıktılar. Gördüklerini bir bir arz edip; ?Bu millet ve devlet, böyle giderse, kıyamete kadar devam eder? dediler. ?Böyle bir ahlak ve yaşayışa sahip olan insanların dini, elbette Allahü teâlânın hak dinidir? deyip, Kelime-i şehadet getirip müslüman olmakla şereflendiler.

bişey yapmalı dedi ki...

selam arkadaşlar yukarıda atalarımızın adaletli yaşayış ve uygulamalarını görünce şimdi ki durumla kıyaslayıp ona göre karar verip harekete geçmeliyiz eğer ki bu mücadeleye katılmamak adaletli ise katılmayalım ama yok bu adaletsiz ve ahlaksız bir uygulamaysa katılmadığımız andan itibaren kendimizi kendi vicdanımızda sorgulayalım en büyük mahkeme kararı odur ki kişinin kendi vicdanının verdiği karardır

Adsız dedi ki...

öncelikle ve özellikle murat YALÇIN arkadaşımızın yazısını tebrik ediyorum.bravo doğrusu.diğer arkadaşlarımın da tamamen arkasındayım.kayıtsız şartsız.bu adaletsizliğin bitmesi gerektiğine candan inanıyorum ve bekliyorum.

bişey yapmalı dedi ki...

selam dava kardeşlerim MURAT YALÇIN ve BURHAN İŞCAN diyorlar ki bu adaletsiz başımıza gelenler adil değil bunu benim vicdanımda onayladı inanın çok düşündüm abim in içerde olması değil,yaşadıklarının adaletsiz olması beni bu davaya soktu ona sabır diliyor artık ümidini sabır da aramasını telkin ediyorum lakin orda olmasının ALLAH ın istediğini fakat adil olmadığını da söylüyorum,aramızda diyenler olabilir ALLAH ın adaleti bunu başımıza getirdi zamanın da ticaret yaparken hesaplarımızı doğru yapamadık buna da boyun eğmeliyiz buda kaderimiz buda doğrudur lakin ALLAH yaşadığımız olayları sebeb sonuç ilişkisi üzerine gerçekleştirir ve bize bildirdiği ticari ilişkide böyle bir durum söz konusu değildir şu anda müslüman olmayan ülkelerde bile böyle bir uygulama yoktur çünkü kalp vicdan akıl uygulamanın nasıl olacağını söylemektedir tamamından bankaların sorumlu olduğu çek koçanı kullanılsa idi hem şu an kimse içerde olmaz hem de üzerinde kul hakkı olmazdı. Burda olan kapitalizm in ALLAH korkusu olmayanların paranın gücü ile sağladıkları imkanların uygulanmasıdır..paranın gücünü konuşma gerek duymuyorum olmayınca zaten gücü daha da ortaya çıktığını hepimiz daha iyi biliyoruz.birde sevginin gücü vardır ki oda çok güçlüdür içerde yakını olanlar bunu iyi bilir sevgi gücü ile yapılan mücadele örnekleri İSLAM ın gelişi kuruluşu OSMANLI nın kuruluşu ÇANAKKALE muharebesi ve bunun gibi nice örnekler vardır .arkadaşlar gerçekten vicdanın da bu davada haklı olduğuna inananlar şunu bilmelidirler ki bu mücadeleye destek olmazlarsa yaşadıkları paranın gücünden kaynaklı sıkıntılara yine paranın gücünü tercih edip ona hizmet etmişlerdir çünkü haksızlık karşısında susmak zaten taraf olmak demektir.paranın gücüne hizmet edip burda mücadele eden bizim yanımızda değil artık bu saatten sonra karşımızdadır bu yüzden vicdanında kendini haklı bulan herkez bu mücadeleye katılmakla görevlidir çünkü artık vicdanına ve sevginin gücüne hizmet edecektir bu hizmetin mükafatını da en iyi şekilde bulacağından kimsenin şüphesi olmasın saygılarımla

Adsız dedi ki...

Sitedeki; tüm arkadaşlara hayırlı akşamlar. Haklı olduğumuz mücadelemize hep birlikte, emek çekerek, çalışarak, devam edeceğiz ve sonuca; Allah'ın izniyle hayırlı bir biçimde ulaşacağız. Saygılarımla. Hasan(Barışçı)-Mersin

bişey yapmalı dedi ki...

Selam dava kardeşlerim çok şükür davamızda çizgimizi çok güzel bir ortama taşımayı başardık sizlere şunu belirtmeden geçemeyeceğim bu dava artık onur meselesi kişilik meselesi karakter meselesi insanlık meselesi şeref meselesi olmuştur ve bir insan sadece bu duygularını kaybetmemek için ölümü dahi göze alır kaldı ki ölüm böyle bir durum da eğer ALLAH tan gelirse bir hediyedir intahar etme hakkımız olmadığından bu yola başvuramıyoruz inanın eğer intahar etme hakkım olsaydı onu hiç düşünmeden kullanırdım çünkü böyle yaşamaktansa hiç yaşamamak daha iyi ama yok yaşıyorsak bu duyguları korumak yaşamanın anlamıdır eğer ki bu duygularımızı koruyamıyorsak yaşamamızın bu saatten sonra anlamı yoktur bu yüzden bu duyguları koruyan arkadaşlarımızı biz kaç kişiyiz bölümüne şimdilik yazılmış arkadaşlarımızı burda sıralamalıyız içlerinde adsızlarda var inşallah en kısa zamanda kendilerine takma da olsa bir ad bulup gelirler çünkü bu dava da adı geçen kişiler tarih boyu adsız kalsalar da bu dava süresince bir adları olması gerekiyor..
BURHAN İŞCAN (Başkanım ismin bir kaç kişiyiz bölümünde yazmıyor ama gönlümüzde yazılı olduğundan burdasın)
1 TARKAN
2 TERZİ
3 MURAT YALÇIN
4 MUSRAFA
5 BİŞEY YAPMALI
6 CENGİZ GÜN
7 AKIN TEKİZ
8 ZAFER
9 ÇEK MAĞDURU
10 SELAMİ
11 S 71
12 ERKAN
13 GÖKÇE
14 AHMET
15 ALİ
16 DERYA
17 İZMİR
18 ALPER
19 ŞAKİR
20 ALİ
21 HATİCE MERSİN
22 KAYAMEN
23 HATİCE KAHVECİ ÖZDEMİR
23 PINAR SELENOĞLU
24 NAZ
25 JENARDİ
26 HÜSNÜ ÖZDEMİR
27 BİR YUDUM HUZUR
28 MAĞDUR
29 HASAN BARIŞÇI
30 MİÇO
31 SÜLEYMAN
32 DENİZ GÜL
33 HAKAN
34 ÖZLEM VE KARDEŞİ
35 SEZAİ AYDIN
36 GÖKHAN
37 MARLİ
38 CAN
Arkadaşlar hepinizden ALLAH razı olsun şunu da belirtmek istiyorum inancımıza göre hayatta hiçbir şey tesadüf değildir ve sanmayın ki bu isimler tesadüf eseri burda ALLAH bu davayı kazanmamız onurumuzu kazanmamız için bizleri sebeb gösteriyor olabilir belki de başımıza gelen bu olayların tüm nedeni bu davaya inanan kişiler olarak haksızlığı durdurmakta olabilir bu yüzden bize düşen vazife inanarak ALLAH tan ümit ederek sabır,şükür ve mücadele etmektir eğer biz bu davaya yürekten inanırsak inanın başarırız saygılarımla

bişey yapmalı dedi ki...

SELAM kardeşlerim inanın bu işi başarırız demişim yukardaki yazımda ve size şunu itiraf etmek istiyorum ben bu davayı kazanacağımıza inanıyorum ALLAH nasip kısmet ederse bu davayı biz sonuçlandıracağız inşallah ALLAH hakkımızda hayırlısını nasip etsin bizleri utandırmasın inşallah çünkü ben şu an utanıyorum

Adsız dedi ki...

Sevgili 'Bişey yapmalı' kardeşim..
Borçlu olmaktan utanabiliriz ama, bu bizim haysiyetimize halel getirmez.. Aksine utancımız haysiyetimizdendir..

İsviçre bankalarında milyarlarca dolar zulaları olanlar ve onların lüksü olarak vadeli çeke ceza verenler utansın..
"Bir haksızlık yapmaktansa haksızlığa uğramaya razı olurum.."
demişler..
Haksızlık yapmadım,
Bana yapılan haksızlığa da razı olmayacağım.
Sevgilerimle

Murat YALÇIN

bişey yapmalı dedi ki...

MURAT YALÇIN abicim benim utancım bu davayı çözemeyip bu haksızlığı durduramayıp bunu engelleyememdir ayrıca bu davayla alakalı yaşadığım bir takım olanüstü olaylar gerçekleşmiştir ve ben bu olaylarında ALLAH tan geldiğine ve bu mücadeleyi kazanmamız için bize bir vesile olduğuna inanıyorum bu yüzden bu mücadeleyi kazanacağımızı ümid ediyorum eğer ki kazanırsak ondan sonra size olanları anlatabilirim çünkü hayatım da yaşamadığım bir takım hadiseler oldu yaşadım ve bunu haketmediğimi düşünüyorum ne olduğunu sorarsanız mücadeleyi kazanmadan kimseye açıklayamam kusura bakmayın özür dilerim ama bu mücadelenin bizim oluşturacağımız bir sebeble nasipse sonuçlanacağına inanıyorum inşallah bunda yanılmam takdir ALLAH ındır

bişey yapmalı dedi ki...

Bağlanmayacaksın

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak...

CAN YÜCEL
aşk olurda bülbül gelmezmi dile
akıl değil yürekte mücadele

bişey yapmalı dedi ki...

Başkalarının kusurlarını tartarken, parmağıyla terazinin kefelerini bastırmayan insan pek enderdir. Byron Langenfeld
Başkası düştü mü, "Çürük tahtaya basmasaydı" deriz. Kendimiz düşünce, bastığımız tahtanın çürük çıkmış olmasından şikayet ederiz. Cenap Şehabettin
Bencillik, dostluğun zehiridir. H.De Balzac
Bencil insan, tek başına kalmış meyvesiz bir ağaç gibi kurur gider. Turgenyev
Bencilliğin gözü perdelidir. Mamatha Gandhi
Benden sonra tufan!... MMe de Pompadour
Biz insana, kendi iyiliğine çalıştığı için değil, komşusunun iyiliğine çalışmadığı için bencil deriz. Richard Whately
Egoist daima en sevdiği kişiye, yani kendisine zarar verir. Bernice Peers
İnsanların ruhlarından söküp atacakları yalnız iki şey vardır: Bencillik ve imansızlık. Epukoros
Yalnız kendini düşünen insen, yumurta pişirmek için komşusunun evini yakar. Hafız Gürel

alper dedi ki...

Merhaba,kadir kardeş cevaplarsan sevinirim... 1-bayi distrübütör firmasıyla temmuz ayında,eylül ayında alacağı mallara karşılık vadeli(kasım-aralık) çekler veriyor ve bunu bir sözleşme karşılığı imza altına alıyorlar.2-eylül ayı geldiğinde distrübütör firma malları veremiyor,bugün yarın deyip sallıyor...3-bayi çeklerini istiyor,ama alamıyor karşı taraf yine bugün yarın deyip sallıyor..4-çekler bankada ve faktoriglerde kullanılmış;*Çeklerin bir kısmı bankalara verilip kredi çekilmiş*çeklerin diğer kısmı faktoring firmalarına mal satılmış gibi fatura edilerek kırdırılmış veeee durum ortada bankalar ve faktoringler le mahkemedeyiz.... şimdi,bu çıkacak yasada kast unsuru olursa aranacaksa yapmış olduğumuz sözleşme beni kurtarırmı...

Adsız dedi ki...

arkadaşlar merhaba. bir konuda yardımınızı rica ediyorum.
Adana'da bu konularda deneyimli önerebileceğiniz bir avukat varmı? tanıdığınız, bildiğiniz, güvenilir bir avukat varsa paylaşırsanız çok sevinirim. şimdiden teşekkür ederim. SEZA

bişey yapmalı dedi ki...

selam alper kardeşim soruna aklımın erdiğince vereceğim cevabımda bir yalnışlık olursa affına sığınıyorum kardeşim eğerki o geçmeyen taslak vardı bir tane hepimizn bildiği o geçerse geçmişe yönelik davalarda 3167 uygulanmaya devam olur diyordu bu yüzden yargıtayın davaları düşürüp düşürmemesinden başka umut kalmayabilir yeni çıkacak kanunda kast usuru oluşursa çıktığı tarihten sonrasını bağlar aslında ceza kanunlarında lehte olan uygulamalar geçmişe yönelik uygulanır fakat şu an içerde yatanların kanunsuz yattığını düşünürsek kanunların ülkemizde nasıl uygulandığını anlamamıza yardımcı olur sanırım

Cuneyt dedi ki...

FATMA BEYTAŞ VURAL

Tel: 0 (322) 3636675
İNÖNÜ CAD. ASLANOĞLU İŞM. K.6 NO.34 SEYHAN / ADANA

bişey yapmalı dedi ki...

selam kardeşlerim burada devamlı olarak yazılar yorumlar yazıyoruz lakin çözümlerde üretmeliyiz diye düşünüyorum burda değişik çözüm önerileri olanlar varsa bizimle paylaşmasını rica ediyorum aklımdan geçen çözümleride sizlerle paylaşmak istiyorum eğer ki gerçekten gönülden inanarak,cesaretle,kararlılıkla harekete geçersek bu işi çözebileceğimize inanıp ümid ediyorum çözüm önerilerim
aynı şeyleri tekrarlamaktansa hiç yapmamak daha iyidir diye düşünüyorum bu yüzden ilk eylemlerimiz için hedefler belirleyip bu hedeflere kararlılıkla yürümemiz gerektiğini düşünüyorum ALLAH razı olsun başkanımız BURHAN İŞCAN kişisel girişimlerinde kararlılıkla devam ediyor ve gerek medya gerekse hükümetin duyması için savaş veriyor lakin toplu mücadele ancak toplulukla olur bunun için ilk eylemimizde belirli bir kişi sayısı tayin edip eğer ki o kişi sayısı oluşmazsa eylemi yapmamamızın daha mantıklı olacağını düşünüyorum eğer hedef sayılıyı tutturup yapılacak eylemi gerçekleştirirsek hem gelenlere bir özgüven olur hemde mücadelemiz umut kazanır bu yüzden 29 haziran eylemi yaklaşık 100-150 kişi kadar vardık bu sefer en azından 200 kişi olursak ve daha kararlı olursak etkisi daha güçlü olur diye düşünüyorum bunu sağlayabilirsek eğer ANKARA da meclis açıldıktan sonra temsilcilerimiz için randevular alıp görüşmeler yapılmasını sağlarız katılımcılar içinde eylem alanın da sembolikte olsa bir çadır kurup tepkimizi gösteririz ve gerekiyorsa o çadırda bedenlerimizle olmasa da gönüllerimizle kalırız. Bir önerimde bir tüyatro grubu sağlayabilirsek üniversiteli gençlerden sorunlarımızı hem acılı hem de yaşanılan bu rezaletin gülünecek kısımlarını en güzel şekilde dile getirilmesini sağlayabiliriz..böyle değişik hareketlerde bulunursak medyanın da ilgisini çekebiliriz. Yaşadıklarımızda kararlılık sağlayabilirsek ANKARA da kalıp diğer katılımcıların bizlere destek vermesini sağlayabiliriz, yine başarı sağlayamazsak diğer mağdur gruplarını mücadelemize davet edip desteklerini isteyip onlarında sorunlarını çözmek için eylemlerimizi güçlendirebiliriz ülkemizde bu kadar sorunlar zinciri varken biz çözümler için yola çıkarsak inanıyorum ki ALLAH ın izniyle yolda kalmayız inşallah

bişey yapmalı dedi ki...

“Niye Ben?” diyen herkes için

Brenda, yamaç tırmanışı yapmak isteyen genç bir kadındı. Bir gün cesaretini toplayarak bir grup tırmanışına katıldı.

Tırmanacakları yere vardıklarında, neredeyse duvar gibi dik, büyük ve kayalık bir yamaç çıktı karşılarına. Tüm korkularına rağmen, Brenda azimliydi. Emniyet kemerini taktı, ipi yakaladı ve kayanın dik yüzüne tırmanmaya başladı.

Bir süre tırmandıktan sonra, nefeslenebileceği bir oyuk buldu. Orada asılı dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kişi dalgınlığa düşerek ipi gevşetiverdi. Aniden boşalan ip, hızla Brenda’nın gözüne çarparak lensinin düşmesine neden oldu.

Lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkansızdı. Lens, yamacın ortasında bir yerlerde kalmıştı ve Brenda artık bulanık görüyordu. Ümitsizlik içinde Brenda, lensini bulması için Allah’a dua edebilirdi yalnızca... Ve içten içe düşünüp dua etmeye başladı. “Allah’ım! Sen bu anda buradaki tüm dağları görürsün. Bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildiğin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardım et.”

Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler. İçlerinden biri “Aranızda lens kaybeden var mı?” diye bağırdı.”

Brenda’nın sonradan öğrendiğine göre, lensi bir karınca taşıyordu ve karınca yürüdükçe yavaşça kayanın üzerinde hareket edip parlayan lens kızların dikkatini çekmişti.

Eve döndüklerinde Brenda lensini nasıl bulduklarını babasına anlatacak ve bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi çizerek karıncanın üzerindeki baloncuğa şunları yazacaktı:

“Allah’ım! Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum. Bunu yiyemem ve neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır. Ama istediğin sadece bunu taşımamsa, senin için taşıyacağım...”

“BU YÜKÜ NİYE TAŞIYORUM” demeyin...

alıntı

Adsız dedi ki...

ADSIZ 67,Ceza infaz sisteminin değişmesiyle cezaevlerinde mahkûmların daha fazla süre kalmaya başlaması yer sorununu artırdı.

Birçok cezaevinde mahkum ve tutuklular vardiyalı olarak uyuyabiliyor.

Saygı ÖZTÜRK / ANKARA 31 Ağustos 2009


Ceza infaz sisteminin değişmesiyle cezaevlerinde mahkûmların daha fazla süre kalmaya başlaması yer sorununu artırdı.

Birçok cezaevinde mahkum ve tutuklular vardiyalı olarak uyuyabiliyor.

YAKLAŞIK 75 bin yatak kapasiteli cezaevlerinde mahkûm ve tutuklu sayısı 115 bine yaklaşınca, birçok cezaevinde “vardiyalı uyku” dönemine geçildi. Koridorlarda bile yatacak yer kalmayan cezaevlerinde, mahkûm ve tutukluların bir bölümü uyurken, bir bölümü onların uyanmasını bekliyor. 2007’de TBMM Şiddet Araştırma Komisyonu adına cezaevlerini inceleyen, Hayat Boyu Eğitim Gelişim Derneği’nin Genel Başkanı Adem Solak, 7 bölgede, 17 cezaevinde araştırma yaptıklarını belirtti. Bu kapsamda cezaevi sorunlarıyla ilgili mahkûmlara anketler uyguladıklarını anlatan Solak, cezaevlerinde mahkûm ve tutuklu sayısının kapasitenin çok üstüne çıkmasının beraberinde büyük sorunlar getirdiğini aktardı.

Birlikte yatıyorlar

Bazı cezaevlerinde yatak ve yer yokluğu yüzünden aynı yatağı iki mahkûmun paylaştığını belirten Solak, dolaştıkları cezaevleri arasında Bursa, Eskişehir, Konya, Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Elazığ, Bergama’nın bulunduğunu belirtti ve sözlerini şöyle sürdürdü:
“Mahkûm fazlalığı yüzünden sıkıntı olmayan hemen hiçbir cezaevi yok. Örneğin 550 kapasiteli Bursa Cezaevinde, mahkûm sayısı bin 500 civarında. Bırakın adım atmayı, nefes alacak yer yok. O yüzden de birçok cezaevinde mahkûmlar idare ile görüşüp kendilerine göre çözüm yolları bulmuşlar. Bunlar arasında vardiyalı uyku da yer alıyor.”

Solak, halen 700 bin kişi hakkında yakala emri bulunduğunu, bunların tutuklanması halinde cezaevlerinin durumunun artık düşünülemez hale geleceğini söyledi. Solak, halen bir kişilik odada 10 kişinin kaldığı cezaevi olduğuna dikkat çekti. Solak’a göre mahkûm sayısının fazlalığı, cezaevlerinin yetersizliği karşısında Adalet Bakanlığının eli, kolu bağlı.

Evet, ciddi bir yer sorunu var

ADALET Bakanı Sadullah Ergin de, cezaevlerindeki sıkışıklığı, “Maalesef doğru” diyerek kabul etti; ancak çözüm için çalıştıklarını da ekledi. Ergin, Hürriyet’in, “Cezaevlerinde vardiyalı uyku dönemine geçildi” başlığı üzerine şu değerlendirmeyi yaptı: “Tabii başlık sizin tercihiniz; ama yanlış da denemez. Maalesef şöyle doğru. Cezaevlerimizin kapasitesi 75-80 bin civarında. Bugün ise 113 bin 500 tutuklu ve hükümlü var. O nedenle ciddi bir yer sorunu yaşanıyor. Tabii bunda en önemli etken ceza infaz sistemini değiştirmiş olmamızdır. Eskiden 100 gün ceza alan 40 gün yatıyordu. Yapılan düzenlemeyle bu süre 67 güne çıktı. Bunun yarattığı ciddi kapasite sorunu var. Sorunu aşmak için çok hızlı çalışıyoruz. Yeni cezaevlerini bitirmek üzereyiz, en kısa sürede açmaya çalışıyoruz.”

Rahşan affıyla mahkûm azalmıştı

KAMUOYUNDA “Rahşan Affı” olarak bilinen 22 Aralık 2000’de yürürlüğe giren “Şartla Salıverme, Dava ve Cezaların Ertelenmesi’ne Dair Kanun”dan önce cezaevlerinde mahkûm sayısı 73 bine çıktı. Yasadan toplam 23 bin kişi yararlandı ve cezaevlerinde önemli ölçüde rahatlama sağlandı. Mahkûm sayısı 50 bin civarına indi. Ceza indiriminden yararlananlardan o dönem yeniden suç işleyenlerin sayısı da 672 kişi olarak belirlendi ve bu yasadan yararlananların yüzde 2’sinin de altında kaldı. Ancak mahkûm sayısında daha sonra yeniden artış oldu.

Yeni Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 2005 Haziran’ında, cezaevindeki mahkûm sayısı da 75 bin olarak belirlendi. Yeni kanun da “af” niteliğinde düzenlemeler içerdiği için tahliyeler başladı. Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı 52 bine indi. Tahliye edilenlerin çoğu hırsızlık ve gasp benzeri suç işleyenler arasından çıktı. Ancak 2005 Haziran’ında yürürlüğe giren yeni Türk Ceza Kanunu ardından, tahliye edilenlerin yeniden suça karıştılar. Onların dönmesiyle birlikte cezaevleri yeniden hızla dolmaya başladı.

Kaynak : Hürriyet Gazetesi

Adsız dedi ki...

ADSIZ 67,
Karşılıksız çek sayısı patladı KOBİ’leri cezaevi korkusu sardı!



M. Rauf Ateş





Haberler Anında Cebinizde Hürriyet Mobil

Haberler Anında Bilgisayarınızda Haber Alarmı

Haber Kaçırmaya Son Hürriyet Mind

Sitene Haber Ekle Kazan Bumerang

Üretimi olan, ürünü müşteri bulan bir KOBİ sahibi düşünün…


Krize rağmen malına talep var, satışlarında öyle ciddi düşüşler yok. Bayilere ve müşterilere eskisi gibi mal veriyor, karşılığında çek ve senet alıyorsunuz…
Karşınızda yıllardır iş yaptığınız insanlar var. Malı verirken aklınızdan, ‘Ya çeki karşılıksız çıkarsa’ diye geçirmiyorsunuz…

Fakat krizle birlikte her şey değişiyor. ‘Ödeme döngüsü’ adete duruyor, hiç sorun yaşamadığımız müşteriler ve bayilerden kötü sinyaller geliyor. Senetler ödenmiyor, çeklerde ciddi sorunlar ortaya çıkıyor. Ödeme tam anlamıyla duruyor.

Bunun karşılığında mal aldığınız şirketler, iş yaptırdığınız kurumlar, kredi aldığınız bankalar boş durmuyor… Haklı olarak ödeme istiyorlar. Bir yanda SSK, bir yanda vergiler ve ücretler, diğer yanda ödemeler…

Ödeme döngüsü durunca

Borca karşılık kesilen çeklerin arkası yazılmaya başlıyor… Bu da KOBİ sahibini tam bir açmaza sokuyor. Mesaj aldığım çok sayıda KOBİ sahibinden birinin mesajı, tabloyu daha açık ortaya koyuyor:

’13 yıldır gübre imalat ve ithalatı ile uğraşıyorum. Kısa süre öncesine kadar bir tane dahi arkası yazılmış çekim yoktu. Ancak, ekonominin gidişi, bizi tahsilat yapamaz hale getirdi. Tahsilat olmayınca, biz de ödeme yapamıyoruz. Biz alacaklı firmalara ceza davası açtık, borçlu olduklarımız da bize dava açtılar. Çeklerdeki hapis cezaları nedeniyle psikolojimiz bozuldu, büyük stres altındayız. İşimize bakamaz hale geldik.

Bir yıl önce devlete 177 bin TL vergi ödedim, onlarca ziraat mühendisine, çalışana iş verdim.Arabalarım, evlerim ne varsa haraç mezat satış borçlarımı ödedim. Ancak artık son noktaya geldim.’

Tek suçlu çek yazan mı?

Adı bende saklı bu okurun mesajı, başka çok sayıda KOBİ sahibininki ile neredeyse aynı… Şu sorulara yanıt arıyorlar:
‘Şimdi cezaevine girsek ne olacak? Orada borçlarımızı ödememiz mümkün olacak mı? Bu çeklerin ödenmemesinin tek suçu bizde mi, yoksa yanlış politikalar izleyenlerde mi?’

Antalya’dan yazan girişimci, ‘Esnaf işini gücünü bırakmış durumda. Çekten dolayı ne zaman cezaevine gireceğinin stresiyle iş yapamaz hale geldik’ diye feryat ediyor.

İşin doğrusu kredi kartı, banka kredisi ya da çek ve senette her zaman suistimaller vardır. Çek karnesini, ‘banknot matbaası’ gibi kullananları çok gördük. Bu tip kötü niyetlilere devletin bir çözüm bulması mümkün değil.

Ancak, global kriz tam anlamıyla ‘ödeme döngüsünü’ durdurdu, namuslu ve ‘basiretli’ tüccarlar sıkıntıya girdi. Bunun örneklerini tüm Anadolu’da görüyoruz.

Merkez Bankası’nın rakamları da bunu ortaya koyuyor. 2008’de karşılıksız çek sayısı 1.5 milyonu geçmiş. Bu yılın ilk 3 ayında ise 686 bine ulaşmış. Böyle giderse rahatlıkla 2 milyonu aşar.

B usorun karşısında birkaç alternatifi var hükümetin… Bir, hiçbir şey yapmamak, çözümü zamana bırakmak, onlarca girişimciyi batırmak… ikincisi, kriz dönemine özel bir çözüm geliştirip, en azından ‘cezaevi’ sıkıntısını ortadan kaldırmak… En azından bu cepheye bir göz atıp, neler oluyor diye bakmak bile iyidir diye düşünüyorum.

bişey yapmalı dedi ki...

adsız 67 kardeşim paylaştığın bilgiler için teşekkür ederim bende bu bilgiler karşısında düşüncelerimi sizlerle paylaşmak isterim abim içerde mümkün olduğunca görüş günlerinde ziyaretine gidiyorum cezaevinde gardiyanlarda içerisinin çok dolu olduğunu ve muhakkak tahliye gerektirecek bir düzenlemenin yapılacağını söylüyorlar lakin açılım adı altında bir af ta sözkonusu olarak söyleniyor denetimli serbestlikte söyleniyor yeni cezaevleride söyleniyor şartlı tahliyede söyleniyor birde konumuzla ilgili çek kanunu çıkarsa çek mahkumlarının çıkma ihtimalide söyleniyor şimdi bu veriler ışığında yapmış olduğum kişisel değerlendirmem eğer ceza evlerinde çek mahkumları haricindeki bir tahliye olayı gerçekleşirse çek mahkumlarını çıkartmaları için bir neden kalmayacaktır çünkü 2008 ve 2009 krizi çok derinden ülkemizi vurmuştur ve karşılıksız çek sayısı rekor düzeye çıkmıştır.bu kanunu uygulatmak isteyen finans sektörününde bu karşılıksız çeklerde çok yüksek rakamlarda alacakları vardır ve düşünecekleri tek şey hapis kalkarsa bu paraları alamayabiliriz diye hükümete baskı kuracaklardır..parasını almaktan vazgeçeceğini düşündükleri bir şıkka bankacılar birliğinin onay vermesini düşünmüyorum çünkü onların gözü paradan başka bişey malesef görmüyor buda bir ihtimal ve düşüncedir eğer farklı görüşü olan varsa paylaşırsa sevinirim saygılarımla

Adsız dedi ki...

Cezaevinin geçici koğuşunun duvarında şu cümle yazıyordu;
''Her Düşüş Bir Öğreniştir; Ne Düşüşler Biter Nede Öğrenişler'' Ben şahsen 01.11.2000 Tarihinden bugüne kadar; 107 aydır, 3227 gündür öğrendiklerimi, o güne kadar öğrenememiştim. Belki öğretmen olamadık lakin; birçoğumuz usta öğretici olduk dersek herhalde yeridir. Özellikle;01.01.2009 tarihinden bu yanada siteyi kuran arkadaşlarımızın sayesinde, öğretilerimiz yeni bir ivme kazanmıştır. Bir yandan acı ve zor olsada; bu zor öğrenişlerimizi ve derslerimizi başkalarınada anlatıyoruz, anlatmaya çalışıyoruz. Sayın; Cumhurbaşkanımızdan, Başbakanımıza, Bakanlarımıza, Milletvekillerimize,Yargı Üyelerimize, Hakimlerimize ve Tüm ilgililere acı öğretilerimizi ve sonuçlarını, çektiklerimizi ve mağduriyetimizi anlatmaya çalışıyoruz. Değerli Arkadaşlar; haklı davamızın yoldaşları, bu kadar çabalara rağmen, halen durumumuzu anlatamadıkmı? Bana göre fazlasıyla anlattık, hemde çok fazlasıyla. Artık; tüm yetkililerimizin harekete geçerek, gereğini yapmaları lazımdır diyye düşünüyorum. Halen anlatamadıklarımız var ise; hep birlikte, yasal sınırlar içerisinde anlatmaya devam edelim. Tüm emeği geçenlere saygılar ve sevgiler. Tanrımız; haklı olan bu davamızda yanımızdadır. Hasan(Barışçı)-Mersin

bişey yapmalı dedi ki...

selam hasan barışçı kardeşim ve diğer dava arkadaşlarım bizim zaten kabullenemediğimiz yaşadığımız haksızlıklar ama bu haksızlıkların karşısında yılmadan elimizden ne geliyorsa yapmaya çalışacağız çok güzel yazmışsın cezaevinde yazan yazıyı çok anlamlı ''Her Düşüş Bir Öğreniştir; Ne Düşüşler Biter Nede Öğrenişler'' birde bu söze eklemek istediğim yere düşsen bir avuç toprakla kalkacaksın çünkü yerden alabileceğimiz ancak topraktır..ama bu mücadelede bizler gibi yere düşmek üzere bu yüzden kardeşim bizde bu mücadeleyi tekrar ayağa kaldırmak için elimize sevgimizi alacağız ve mücadele edeceğiz inşallah

Adsız dedi ki...

DÜN GECE BEN BİR RÜYA GÖRDÜM. DOLUNAY VARDI. HAYRA YORDUM. HAYIRLI OLSUN

Dün gece bir rüya gördüm. Ben hayra yordum hayır görelim.
Dün gece sanki İstanbul’daymışım. Bir restoranda toplanmışız iftar vakti. Admin var siteden arkadaşlar var. Rüyamı yanlış hatırlamıyorsam oniki kişiydik galiba. Dernek kuralım diyordu Admin. Hazırız işte diyordu. HÜSEYİN ŞAHİN isminde bir arkadaşı başkan seçmişiz. Başkan hemen 24 kişi olmalıyız diyor. Ben telefon ediyorum sekiz arkadaş daha katılıyor bize. Tartışıyoruz. İsim bulalım farklı olsun diyoruz. Kararlar alıp dağılıyoruz. Ben Eskişehir’e dönmek için otobüse biniyorum saat tam gece yarısı. Yeni bir günün başlangıcı. Ramazan ayının tam ortası.
Şu ismi ben bulmalıyım diyorum. Oturduğum koltuğa başımı yaslıyorum. Aaa o da ne. Bir dolunay var gökyüzünde. Sağ altı köşesinde saat kadranına göre 4 istikametinde bir karış altta da bir yıldız. Yıldız ayın yanında cılız kalmış.
Bu gün ramazanın onbeşi akşamı olmuş diyorum. Ay parlak. Yıldızlar var. Sakın kadir gecesi olmasın. Olmuş bile. Tesbihata başlıyorum hemen. DOLUNAY DER. Diyorum bir ara..gizli kadir gecesinin işareti.
Allahü teâlâ, Kadir gecesini gizlemiş, yani Ramazan ayının çeşitli günlerine koymaktadır. Bu sene Ramazanın birine koyarsa öteki sene Ramazanın yedisine koyabilir, Kadir gecesi o gece olur. Diğer geceler gibi falanca ayın belli bir günü yapmamış, bu geceyi gizlemiştir. Bu gecenin aylarla ilgisi yok, gece ile ilgisi var. Kadir gecesi Ramazanın 27. gecesinde Kur’an-ı kerim inmiş ise, bu sene de Kadir gecesi Ramazanın ONBEŞİNE alınmış olabilir. Demek ki bu mübarek gece Ramazanın ONBEŞİNE geldi. Ay mefhumundan sıyrılmak gerekir. Diğer geceler ayla ilgili, Kadir gecesi ayla ilgili değil, gece ile ilgilidir. Allahü teâlâ dileseydi her aya bir tane koyardı ve her ayda Kadir gecesi olabilirdi. Kur’an-ı kerimin indiği bu geceyi de her ay kutlardık.

İlk defa Kur’an-ı kerimin nazil olduğu gecenin hususiyetini, faziletini ve bereketini Allahü teâlâ her sene başka bir geceye veriyor. Yani her sene değişik bir gecenin o kıymet ve fazileti taşımasını irade buyuruyor. Kur’an-ı kerimin nazil olduğu o mübarek gecenin her sene-i devriyesinde aynı gecenin o fazileti taşıması icap etmiyor. Başka bir gece o fazileti taşıyabiliyor.
DOLUNAY DER. Doğruluk ve Adaletle Aydınlanan Dostluk ve Dayanışma Derneği.
AMBLEMİ Siyah bir bayrağın 12 istikametinin biraz altında iç içe geçmiş iki dolunay, sol alt köşede doğan güneşi temsil eden İÇ İÇE GEÇMİŞ büyük harf D LER. Ve sağ alt köşede çaresizliği ve yalnızlığı gösteren tek bir yıldız. Küçücük.
Buldum işte diyorum.
Rüya bu ya, heyecanla yol boyu o ay ve yıldızı seyrediyorum. Güneşin doğuşunu da görerek. Tesbihatla şükrederek.
Sabahleyin uyandığımda eşime anlatıyorum rüyamı. Hayrolsun diyor. Seviniyor. Birlikte bakıyoruz rüya kitabına.

RÜYADA DOLUNAY GÖRMEK
Rüyada ay, insanın bütün istediklerine kavuşacağına, maddi ve manevi bakımdan rahatı, huzuru temsil eder. Bazen ay görmek, bir kisi ile dost ve arkadas olmaya isaret eder. Ayin ilk gecelerinde ayi onbes günlük görmek, rüya sahibinin halinin güzdlesmesine isaret eder. İş hayatında meydana gelecek bazı değişiklikler, kazançlı çıkmanıza neden olacak demektir. Dolunay vezirin azledilmesine, yönetimde bulunan kişinin sonunu geldiğine, Ayışığı gizlenen şeylerin duyulmasına;
Seviniyoruz.
Ramazan AYI, DOLUNAY, 15. GECE, KADİR GECESİ İŞARETLERİ, HAYIRLI BİR İŞ İÇİN TOPLANTI.
ALLAH ALLAH DİYORUM. Üstüm açık kaldı her halde. Bunca işaret. Bunca güzellik bir gece içine toplanmış. Bu gün oğlumun görüş günü. Eşim sevinçle koşuyor. Müjdeyi vermeye.
Ben sabah ÇALAR SAAT PROGRAMINA MAİL GÖNDERDİM.
AAA BU GÜN MAİLİM OKUNDU.
EVET MAİLİM OKUNDU.
DÜN GECEYE RÜYAMA YORDUM HEMEN.
DEMEKKİ DOLUNAY GECEYİ AYDINLATIP YERİNİ GÜNEŞLİ BİR GÜNE BIRAKACAK. NE GÜZEL DEDİM İÇİMDEN

BEN BÖYLE BİR RÜYA GÖRDÜM DÜN GECE. SİZDE RÜYA GÖRDÜNÜZMÜ. GELİN BU GÜN RÜYALARIMIZI PAYLAŞALIM SADECE. RÜYALARI ANLATIP HAYIRLARA YORALIM

BURHAN İŞCAN

Adsız dedi ki...

MEHABA DOSTLARIM;
BU GÜN MÜBAREK CUMA.
RAMAZANIN TAM ORTASI. 15. GECESİNİ KADİR GECESİ ŞUURU İLE ATLADIK.
RÜYA BİLE GÖRSEK. KADİR GECESİ GİBİ YAŞADIK. VE BU GÜN MÜBAREK AYIN MÜBAREK BİR GÜNÜ İLE DE UYANDIK.

HEPİNİZE SELAM OLSUN.
ALLAH’IN RAHMETİ, MERHAMETİ,NURU, HAYRI, BOLLUK VE BEREKETİ HEPİNİZİN ÜZERİNE OLSUN.

KUTLU OLSUN. MÜBEREK OLSUN.

ALLAH DOĞRULUKTAN, ADALETTEN VE MUTLULUKTAN AYIRMASIN. GÖNÜLLER MUTLULUK VE PAYLAŞMA KARDEŞLİĞİ DOLSUN.

ALLAH İLMİMİZİ. GÖRÜŞLERİMİZİ, SABRIMIZI VE ÜSTÜMÜZDEKİ RAHMET VE NİMETLERİNİ ARTIRSIN.

HAYIRLAR OLSUN

SELAMLAR OLSUN

BURHAN İŞCAN

Adsız dedi ki...

SN.CÜNEYT BEY

SN.BAŞBAKANLA GÖRÜŞMEYE BİR HUKUKÇUNUN EŞLİK ETMESİ UYGUN OLUR DİYE DÜŞÜNÜYORUM,NE DERSİNİZ?
CAN

bişey yapmalı dedi ki...

selam başkanıma selam gönül dostlarıma selam dava arkadaşlarıma selam dünya selam güzel insanlar selam ağaçlar kuşlar tüm canlı cansız varlıklar....başkanım yazını okuyunca gözyaşlarıma hakim olamadım çok etkilendim bu yaşadığım duyguyu inan anlatamam adeta mutluluktan uçuyorum şu an ALLAH razı olsun ALLAH ne muradın varsa versin başkanım...başkanım bende bundan aylar önce bir rüya gördüm ve o rüyanın etkisine okadar girdim ki o rüyanın tesadüf olmadığını ve hayatımızda yaşadıklarımızında tesadüf olmadığını düşünmeye başladım sonra da dedim ki herşeyde bir hayır vardır demek ki bu yaşadıklarımızı da hayıra yormamız gerekir ve şu an diyorum ki senin gördüğün rüyada tesadüf değil bence gördüğün rüya hem sana hemde bizlere huzur verdi ALLAH razı olsun başkanım bende gördüğüm rüyayı anlatmak sizlerle paylaşmak isterim fakat bunun doğru olup olmadığını inandığım güvendiğim birisine danıştıktan sonra anlatmak istiyorum aslında bu rüyamı söylediğim bir kaç kişi var ama burdan yazmak doğrumu değilmi bunu sormam lazım eğer doğru ise sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyarım

Adsız dedi ki...

Bloglar aracılığıyla İstanbul- Kadıköy ‘de toplanan Çek Yasası Mağdurları bir iftar yemeği düzenledi.
• Yemeğin ardından planlandığı gibi bir değerlendirme toplantısı yapıldı.
• Toplantıda dernek kurulumu kararı alındı.
• Dernek için üç şehirden, 16 kurucu üye başvurdu.
• Dernek merkezi tespit edildi, kurucu üyeler arasından derneğin kuruculuğunu üstlenecek takım belirlendi.
Dernek kuruluşu hakkında detaylı bilgi, dernek yönetimi tarafından bugün yayınlanacak ve görüşlerinize sunulacaktır.
Üreterek direnmeyi seçen arkadaşlarımı tebrik ediyorum.
Birleşerek başaracağız. Gün birlik günüdür. Dava adamları küsmez, üretir. Tüm mağdurları üye olmaya davet ediyorum.
Burhan İşcan

Adsız dedi ki...

arkadaşlar bu önemli bir gelişmedir.

Mağdurlar birleşerek, günyüzüne çıkarak güçlü olacaktır.

Ayrılık zamanı, küslük zamanı değildir.

Küçük olsun benim olsun değil.
Birleşelim, güçlü olalım. Hak gelsin, hukuk olsun.

özgürlük chat yaparak, SMS ‘lerin arkasına sığınarak kazanılmaz.

Ben sözümden döndüm. Ailemle birlilte mağdurlar ile tanıştım.

Bu işin bitmesi için bir af ile yetmeyecek. Şimdiki mahkumlar, birer sabıkalı olacak. Mağdurlar birleşmek zorundadır.

Ayrılık zamanı değildir.

birleşerek başaracağız.
BURHAN İŞCAN

Adsız dedi ki...

Tarih :13 Ocak 1898 Perşembe
Ülke :Fransa
Gazete :L'Aurore Gazetesi
Yazar :Emile Zola
Makale :“J.Accuse..!” (Tam Sayfa)
“Suçluyorum..!” veya “İtham Ediyorum..!” Başlıklı,
Emile Zola’nın Fransa Cumhurbaşkanı Felix Faure’ya yazdığı açık mektuptur..
Konusu :Tarihe Dreyfus davası olarak geçen bir dava..

Emile Zola, Fransa Cumhurbaşkanı Felix Faure’ya yazdığı bu açık mektup ile; Yahudi kökeninden dolayı casuslukla suçlanarak mahkum olan Yüzbaşı Alfred Dreyfus'ün suçsuz olduğunu dile getirmiş, Yargıda ve Ordunun içinde dönen dolapları anlatmıştır..

Bu açık mektup insanlık tarihinde önemli bir yere sahiptir.. Dönemin siyasal ortamı sağcı ve aşırı milliyetçi güçlerin etkisinde ve Fransız ordusunda artan Yahudi düşmanlığı içinde, heyecanlı geçen siyasal bir dönemdir..

İşte bu ortamda (kendisi de bir Yahudi olan) Emile Zola, büyük bir cesaret isteyen bu tarihi yazısıyla büyük bir tartışma başlatmış olmakla sorgulayıcı entelektüel (aydın) tavrının ortaya çıkmasının öncüsü olarak kabul edilmektedir..

Emile Zola, devamında “Gençlere Mektup” ve “Fransa’ya Mektup” başlıklı iki yazı daha yazmıştır.. Zola’nın bu coşkun yazılarından iki cümleyi aşağıya almak istiyorum..

“..GERÇEĞİ söyleyeceğim, yoksa gecelerim orada işkencelerin en korkuncu içinde işlemediği bir suçun cezasını çekmekte olan bir SUÇSUZUN HAYALETİYLE dolup taşacak..”

“..GERÇEĞİ GÖMMENİZ BOŞUNA.. GERÇEK TOPRAĞIN ALTINDA DA YOL ALIYOR.. Bir gün her yandan ve öç bitkileri olarak fışkıracak..”

..Epeyce gergin süren tartışmalar sonucunda GERÇEK ortaya çık(arıl)mış ve Alfred Dreyfus serbest bırakılmış, görevine geri döndürülmüş hakları ve itibarı iade edilmiştir..HUKUK GALİP gelmiştir..
…….
111 yıl önce Fransa’da yaşanmış Dreyfus davasının içeriği bizi direkt ilgilendirmez elbet.. Ama HAKSIZ BİR MAHKUMİYETE karşı yürütülen HUKUK MÜCADELESİ bu cihetiyle bizleri ilgilendirir..

Keza; GERÇEĞİN ve MASUMİYETİN, eninde sonunda ZULME ve HAKSIZLIĞA karşı muhakkak galip geleceği tüm adaletsiz, hukuksuz kişi, kurum ve devletleri ilgilendirmelidir, ilgilendirir..

111 yıl sonra Ülkemizin haline bakıyorum..
111 Yıl sonra ben de, aşağıda yazdığım ADALETSİZ ve İNSAFSIZ bir zulüm ve haksızlık nedeniyle Ülkemin İdarecilerini;

İTHAM EDİYORUM..!, AYIPLIYORUM..!, KINIYORUM..!

Sayın CUMHURBAŞKANIMIZ,

Mektubumuzda sizi muhatap aldık zira, siz; tüm ülkemizin ve sistemin (devletin), hepimizin (cumhurun) başısınız, başkanısınız.. Böylelikle sizi muhatap almış olmakla tüm yetkilileri muhatap almış oluyoruz..

Ticaretimizden doğan salt bir alacak-verecek meselesinde İİK denilen bir kanun varken, ilaveten çağ dışı bir ceza maddesi ile haksız yere mahkûm edilip hapis yatırılan/yatırılacak olan;
Pek çok arkadaşımız ve kendi adıma..

Bizlere reva görülen alçak, adi bir suç ile suçlanmaya ve hapis cezasına, mağdur bir vatandaş olarak isyan ve itiraz ediyorum..

Başta sizi, Başbakanımızı, Siyasetçilerimizi, Yargıçlarımızı, Yöneticilerimizi ve tüm sorumluları;
İTHAM EDİYORUM..! AYIPLIYORUM..! KINIYORUM..!

Düşünseniz bir, nasıl bir ayıp içindesiniz..
Bir düşünseniz, ne kadar da zalimsiniz..

Prof.Dr. Hayri DOMANİÇ hoca; bu, çağdışı, insan onur ve haysiyetini ayaklar altına alan yasa ve zihniyet için “ZALUMEN CEHULA” tabirini kullanıyor..

Evet; “İnnehû kâne zalûmen cehûla..”
Meâlen (kimi) insanlar cahil ve zalimdirler..

Adsız dedi ki...

Açıkça bir ADALETSİZLİK var, açıkça bir ZULÜM var.. Ve siz bunu DERT ETMİYORSUNUZ..

Bunun için ben de;
Sizlere zerre miktarı saygı duymuyorum..
Ve sizlerden de korkmuyorum..

Daha bize ne yapacaksınız ki.. Ne yapabilirsiniz ki..

DİZLERİMİZİN ÇÖZÜLMÜŞ BAĞINA RAĞMEN,
BÜKÜLMÜŞ BİLEĞİMİZE..
EĞİLMİŞ BAŞIMIZA RAĞMEN..
BURUK FAKAT, KOCAMAN BİR YÜREĞİMİZ VAR BİZİM..
TERTEMİZ BİR DE ALNIMIZ..

Siz Ey! Devlet Erkanı!..
Talihsiz yazılmış ALIN YAZIMIZIN kirletemediği..
TERTEMİZ ALNIMIZA,
KARA BİR LEKE ÇALAN, sizleri;

İTHAM EDİYORUM, AYIPLIYORUM, KINIYORUM..

Bu çağdışı, insani olmayan ceza uygulamanız ile
Kanamakta olan yaralarımızı daha da kanatmaktasınız..

Acılarımız, çilemiz yakıyor bedenimizi,
SEFİL BİR HIRSIZ..
ADİ BİR SUÇLU gibi cezalandırılmak,
Ağrımıza gidiyor, gücümüze gidiyor, kabullenemiyoruz..

Ama biliniz ki, TERTEMİZ ALNIMIZA..
ÇALDIĞINIZ BU KARA..

Ne size bir fazilet, ne de yönettiğiniz Devletimize..
Bir değer, bir şeref kazandırmayacaktır..

İİK’nundan arta kalan, haczedilmemiş bir varlığımız mı kalmış, devlet olarak ulaşamadığınız (İsviçre bankalarında) zulalarımız, gizli kaynaklarımız mı var bizlerin..?

Gizlenmiş, kaçırılmış paraları, servetleri olanları bulun ve cezalandırın böylelerini..

Ülke kaynaklarını ‘kaymak’ gibi hortumlayanlar bizlerin arasında bulunmaz..

Bizler, KÜÇÜK İŞ SAHİPLERİ ve KOBİLER bu ülkenin IRGATLARIYIZ..

KOL GÜCÜMÜZ NE İSE SERMAYE GÜCÜMÜZDE ODUR..

Ve Ülkemizdeki sistem bizlerin kafa kaldırmalarına göre değil, kafalarımızın ezilmesine göre düzenlenmiş, dizayn edilmiştir..

Ülkemizde var olan düzen, güçlüler adına ve yararına işlemektedir ve onların çıkarı, mutluluğu için her şey yolundadır, kurallar kanunlar uygundur..

BİZ GÜÇSÜZLERİN HALİ İSE ZATEN PERİŞAN İDİ..

Gidip bir bakın Anadolu’muza hiç birisi bizlerden farklı değiller..

Sırat köprüsünden düşmemek için çırpınıyorlar..
Direnemiyorlar, nafile; bir bir de düşüyorlar..
Bizi neler beklemişse onları da aynı şey bekliyor..
Zavallı küçük işletmeler, zavallı küçük esnaf, tüccar, kurbanlar..

Çektiklerinizi ben biliyorum, ama siz hala başınıza neler geleceğini tam bilmiyorsunuz..

Biz güçsüzlerin TEHDİT, TAZYİK ve EZİYET edilmesi, güçlülerin lüksü için çıkarılmış bir zulüm yasası ve hapislik var daha sırada..

“Afv ile mübeşşir midir eshab-ı meratib
Kanun-i ceza acize mi has demektir..”

“Öde! Ödemezsen doğru hapse” diyen bir devleti, tasavvur edemiyor aklım..

Ödeme gücü, imkanı, var olup ta ödemeyen ALÇAKTIR, NAMERTTİR, ŞEREFSİZDİR..

Gizleyen, kaçıran DÜZENBAZ, HAYSİYETSİZ bir kimsedir zaten..

Ya BEŞ PARASI YOKSA ki yok, ne olacak şimdi..?

BU İHTİMAL SİZİ TEDİRGİN ETMİYOR MU?

RAHATSIZ OLMUYOR MUSUNUZ?

Düşünseniz mutlaka olursunuz..
Düşünmüyor, aklınıza bile getirmiyorsunuz..

Güya bypass ederek vicdanlarınızdan da kurtuluyorsunuz..

Bilmez misiniz, böyleleri hapis gibi bir durumla karşılaşmamak için ‘dümenlerini’ baştan kurmuşlardır..
Bu uyanıklar, bizim gibi saf saf kanının son damlasına kadar varını yoğunu ortaya koymazlar, bile bile çek-mek imzalamazlar..

Nedir elimizden gelen, daha ne yapmamızı istiyorsunuz bizden..?

Bir ONURUMUZ, bir de, masumiyetimize olan İNANCIMIZ kaldı elimizde..

Geri kalan her şeyimizi kaybeden gariban vatandaşlarız biz..

İşimizi, gücümüzü, kredimizi, itibarımızı, çalışanlarımızla birlikte büyükçe bir ailemizi yitirmiş..
Kadersiz, bahtsız insanlarız biz..

(Diyelim ki) Zengindik, iş sahibi idik, oysa şimdi ise fakr-u zaruret içine düşmüşüz..
Kendi dünyamızda, yalnız, tek başımıza kalmışız..
Maişet derdindeyiz hatta..

Üstelik sizden (medeni ülkelerde olduğu gibi) bize sahip çıkmanızı da istemiyoruz..

Ne yapalım ki, siz (devletimiz) daha oralarda değilsiniz..
İşte bizim acı hikayemiz bu şekilde..

Adsız dedi ki...

Eşimizden çocuklarımızdan göz yaşlarımızı gizleyerek akıtıyoruz içimize, daha fazla üzülmesin onlar diye..

Oysa sizler; kanunlarınızla ve kanun adamlarınızla hala bir ECEL gibi peşimizdesiniz bizim..

Yazıklar olsun (ADALETSİZ) kanunlarınıza..
Yazıklar olsun (ACIMASIZ) sisteminize..
Yazıklar olsun (TERAZİSİZ) adaletinize..

Sayın CUMHURBAŞKANIMIZ..

Size hiçbir surette hak verecek durumda değiliz..
Hiç haklı da değilsiniz zaten..

Koca bir Ülke, koca bir Cumhurbaşkanı, kocaman kocaman İdareciler..

Ve koca koca sorunlar.. Devlet işleri.. Protokoller, davetler, seyahatler..
Yoğun, çok yoğunsunuz değil mi?
Bu kadar önemli(!) işlerinizin arasında bizi mi duyabilirsiniz ki..?

Bir-iki (değil, binlerce) vatandaşın ağlayıp sızlaması nedir ki?

Bakmayın siz;
“Bir tek kişiye yapılan bir haksızlık, bütün topluma yapılan bir tehdittir..” demiş, Montesquieu.

Öylesine bir laf işte...
Devletimizin büyüklüğü ve azameti korunsun yeter ki, değil mi?

Yeter ki devletimize zeval gelmesin, “Kalan sağlar bizimdir..” mezhebine, meşrebine göre bir veya binlercesi, sıradan(!) İNSANIN ne önemi var?

Anlaşılıyor ki tam da böyle düşünüyorsunuz..
Hatta kim bilir, belki de hiçbir şey düşünmüyorsunuz..
Umurunuzda bile değiliz..

Peki, bu kadar pür telaşınız ne için..?

Yoksulların, kimsesizlerin, düşkünlerin..
Bahtsızların, mutsuzların, umutsuzların..

Hepsinin birden feryatlarını duyamaz mısınız, duyamıyor musunuz..?

Çözeceğiniz sorunlara asır mı lazım..? Daha birkaç nesil, pek çok insanımız heder mi olmalı..?

Hadi “bir koca karı, su dolu tencereyi kaynatarak, avutsun açlıktan ağlaşan çocukları bir müddet daha..
‘Ömer’, nasılsa bulacaktır kendilerini diye..”

‘Ömer’ mi kaldı ki bu çağda oysa..
Heyhat! Vazgeçtik ‘Ömer’den, peki devletimizin bizzat yaptığı zulmü kime şikayet edelim..

Bizler ki, her birimiz, çoluk çocuğumuzun maişeti için,
Onlarca çalışanlarımızın, kimimiz müstahsillerimizin maişetleri için..

Ne çabalar gösterdik.. Kimimiz 5, kimimiz 10 yıl, 30 yıl..

Ama olmadı..
Ülkemizin denizleri fırtınalı..
Azgın dalgalarına, kar ve borasına karşı koyamadık..
Direnemedik, takatsiz kaldık ve battık, yorgun teknemizle..
Hatıralarımızla, acılarımızla yalnızız şimdi..

Söyleyin..
Nerde suç, kim suçlu..
Ne suçu, Ne cezası..

Felek kesmiş zaten bizim cezamızı, hem de iki kere..
Bu acayip düzende devrilmekmiş, yıkılmakmış cezamızın İlki..
Diğeri ise; devrilenin, düşenin, yıkılanın..
Devrildiği, düştüğü, yıkıldığı yerde bile yaşamasına imkan tanınmayan bir kanun devletinde İŞ YAPMIŞ olmamızmış..

Lakin..
Allah’ta, kulları da (ileri memleketlerdeki kulları mesela) biliyor ki böyle bir suç yok, olmaz..

Borçlu olmanın neresi suçtur.. (Çek mi dediniz.. N’olmuş ‘çek’ olmuş ta.. Biz onu senet biliriz ve vadeli senettir gerçekte..)

Fakat siz, Allah’a karşı bile ‘İNAT’ içindesiniz..

Belki, Yüce Allah bizlere bir fırsat verir de yeniden hayat bulabilirdik..
Allah’ın vereceği, verebileceği bir şansı, bir lütfu, rızkı bile Allah’a ‘İNAT’ yaparak yok ediyorsunuz..

Biliniz ki; “ALLAH İYİ DEMEZ”, kendisiyle ‘İNATLAŞAN’ böylesi yöneticilere, böyle şefkatsiz, insafsız bir ülkeye..

Bir düşünün, bir ‘mü’min’ kişi bunun aksini söyleyebilir mi?

Herkese eşit davranmak adalet için yeterli değildir. Bir hukuk düzeni güçsüzleri koruduğu ölçüde adaletli olabilir.. Aristoteles

Sakın ‘alacaklıların durumu ne olacak’ demeye kalkmayın..

Normal bir yüzü kızartacak uygulamanız var orta yerde..
Hapisle tehdit ederek kaç kuruş aldınız da kaç kuruşunu verdiniz alacaklılarımıza.. Sıfır..
Hiç açmayın bu konuyu..

Kaldı ki İİK var (ve tabiî ki var)..
Hele ki İİK olmasın yine de böyle bir gerekçe tam bir tuzaktır..

TAM BİR ALDATMACA..

Yakışıyor mu sizlere? Yakışıyor mu devletimize?

Adsız dedi ki...

Suçlu olan biz değiliz..
Sizlersiniz..

ÇÜNKÜ BİZİM BATAN MUTEVAZI TEKNELERİMİZ..
GÜVENLİ LİMANLARDA, GÜVENLİ SULARDA DEĞİL,
SİZLERİN HÜKÜM SÜRDÜĞÜ BİR ÜLKEDE,
O ÜLKENİN FIRTINALI, TEHLİKELİ KARA SULARINDA BATTILAR..

Sizler asıl böylesine ağır bir vebali taşıyorsunuz..
Sizler bunun hesabını veriniz önce..

Geçekte bir suç varsa suçlu sizlersiniz ..
Ve biliniz ki hem suçlu, hem çok zalimce bir ayıbın içindesiniz..

Bizler dara düşmüş imdat derken..
Sizler hala bizi vicdansızca, hukuksuz, hatta kanunsuz mahkum ediyorsunuz..

Sizler adalet ve hakkaniyet gözetmiyor, sadece bir takım kararlar veriyorsunuz..
Ne yazık ki çok yanlış ve haksız kararlar veriyorsunuz..

İşte bu yüzden “toplumların kurtuluşu da, helak ve fesatları da siz bilginlerin, yargıçların ve ümeranın elinden olur..”

KÖTÜ BİLGİNLER OLMASAYDI, HİÇ KÖTÜ YARGIÇLAR OLUR MUYDU?
KÖTÜ YARGIÇLAR OLMASAYDI ÜMERA DA ZALİM OLMAZDI, OLAMAZDI..

Kadılar zalimlere fırsat vermezdi bir zamanlar bu topraklarda..
Lakin, zalimler kadı olmaya başlayınca, zulüm aldı yürüdü..

Kanunlarınız da, kanun adamlarınız da, kanun yapıcılarınız da bilsinler ki;

Suçlu olan sizlersiniz..

Bizler sadece talihsiz, çaresiz bir ‘borçluyuz’ ve bundan dolayı da çok ama çok üzgünüz..

Siz bunu bile anlamıyorsunuz..
Bir düşkünü, bir yıkılmışı, (bıraktık sahip çıkmayı..)
Hapse, zindana atmak..

NE OKUMUŞA
NE CAHİLE
NE HUKUKA
NE ADALATE
ASLINDA HİÇ BİR ŞEYE SIĞMAZ..
ÇÜNKİ;
BU İNSAF EKSİKLİĞİ..
İNSANLIĞA DA, ADAMLIĞA DA SIĞMAZ..

"İşleri tıkırında giden dışarıdaki siz; 'NAMUS-U BÜTÜNLER', içeri girip çıkmış birisine burun kıvırıp geçiyorsunuz, ama siz ey 'NAMUSU-BÜTÜNLER'; bir bataklığa saplansanız, içeri girip çıkmış birisi sizlere daha onurlu davranır.." Malcolm X

Anlayın artık..
Ümidimizi bitirmeyin..
Zulmünüzü derhal bitirin..
Bu yasa zaten, hukuki değildi,
İnsani değildi..
Ahlaki bile değildi..
Üstelik şimdi,
Yasal da değil..
Delik deşik..
Berat veren çok hakim var.. Önleri tıkanıyor..
Sona erdirin bu rezaleti..
Sona erdirin bu ayıbı..
Aksi takdirde bu kabile yasasından dolayı sizleri; her yerde, her platformda ve her halükarda;

İTHAM ETMEYE..
AYIPLAMAYA..
KINAMAYA..
.. devam edeceğiz..

Biz TÜKENİRSEK, biz BİTERSEK davamızı, çocuklarımız sürdürecek,

HAYALETLERİMİZ, ne kadar korunsanız da atmosferinizde hep dolaşacak..

MASUMİYETİMİZ, yer kalmamış mahpus damlarınıza sığmayacak, mahkemelerinizin tozlu raflarına sıkıştırılamayacak..

Ve ADALET mutlaka tecelli edecek, bu çağdışı TEHDİT, TAZYİK ve EZİYET yasalarınız çok yakın bir zamanda ortadan kalkacak..

Murat YALÇIN

Adsız dedi ki...

sn murat yalçın bey yazdığınız her satırın altına imzamı atarım ama bu mektup burada kalmamalı ilgili yerlerdei herkesin okuması sağlanmalı bazı arkadaşlar belki ürkecek sert satırlar var ama bizlerin durumu da osatırlar kadar sert ve gerçek maalesef korka korka acınacak hale geldik korkununda ecele faydası olmadığını öğreneceğiz

akdeniz

bişey yapmalı dedi ki...

selam MURAT YALÇIN abim selam dava kardeşlerim el öpmeyle dudak aşınmaz demişler öpmedik el bırakmadık lakin dilimizde tüy kalmadı.birde zalimin karşısında mazlum,mazlumun karşısında zalim olma diye bir söz var ve bizde artık zalimin karşısında en az zalim kadar dik duracağız abi sonucu ne olursa olsun adaletsizliğe haksızlığa boyun eğmeyeceğiz boynumuz kesilse bile bu yüzdendir abi yazın çok hoşuma gitti ALLAH razı olsun teşekkür ederim bizlerle paylaştığın için birde abi zalim zulmünü gizli yapmak ister ama gizli kalmaz bukadar zulmü biz ortaya çıkaracağız nasipse abiii ve bu adaletsizliği bitireceğiz inşallah yeterki inanalım cesaretli olalım birlik olalım kararlı olalım harekete geçelim gerisi ALLAH ın izniyle ne olursa olsun sevgilerimle

Cuneyt dedi ki...

Bu mücadeleyi kazanacağız
Yaşadığımız acılar ve dramlar unutulmayacak belki ama böyle saçma bir kanunla yaşanacak acıların önüne geçeceğiz
ve bunu elbirliğiyle başaracağız
Allah bizlere dayanma gücü ve mücadele azmi verir inşallah

bişey yapmalı dedi ki...

Karacıların komutanı bir askeri çağırmış. Asker:
- “Emret komutanım” diyerek yanına gitmiş.

Komutanı yere yatmasını istemiş. Daha sonra da bir tanka askerin üzerinden geçmesi için emir vermiş asker kılını bile kıpırdatmadan yattığı yerde beklemiş ve malumunuz ezilmiş. Komutan diğerlerine dönerek:

-”İşte cesaret” demiş.


Havacıların komutanı bir asker çağırmış. Asker yine:

- Emret komutanım “diyerek komutanının yanına gitmiş.

Komutanı helikoptere binmesini emretmiş. Asker helikoptere binmiş ve havalanmış daha sonra komutanı askere aşağıya paraşütsüz atlamasını emretmiş asker de emre itaat etmiş ve atlamış. Yereçakılmış ve can vermiş. Komutan da diğeri gibi dönerek:

- “İşte cesaret” demiş.

Sıra gelmiş denizci komutana. Denizci komutan askerini çağırmış. Asker çakı gibi hazırola geçmiş ve

-”Emret komutanım” demiş. Komutan
- Derhal denize atla ve 10 dakika yüzeye çıkma demiş.

Asker;
- “Hadi lan” demiş..

Komutan diğer komutanlara dönerek:
- “İşte asıl cesaret bu ” demiş.

bişey yapmalı dedi ki...

Yıllar önceydi Stanford Hastanesi'nde gönüllü olarak çalışıyordum. Oldukça ender rastlanan ciddi bir hastalığı olan Liza adlı minik bir kız vardı. Tek iyileşme şansı, aynı hastalıktan mucizevi şekilde kurtulmayı başaran ve hastalıkla mücadele etmeye yarayan antikorları kanında barındıran beş yaşındaki erkek kardeşinden kan nakli yapılmasıydı.



Durumu küçük kardeşe anlatan doktor çocuğa kız kardeşine kan vermeyi isteyip istemediğini sormuştu. Çocuğun birkaç saniyelik bir tereddütten sonra derin bir nefes aldığını ve “Evet Liza'yı kurtarmaya yetecekse veririm” dediğini duydum.



Kız kardeşinin yanındaki yatağa gülerek uzandı ve nakil başladı. Yüzü gittikçe soldu ve sonunda gülüşü kayboldu. Doktora baktı ve ürkek bir sesle “Hemen şimdi mi öleceğim?” dedi.



Yaşı küçük olduğundan doktoru yanlış anlamıştı. Kanının hepsini kız kardeşine vermek zorunda olduğunu sanmıştı

alıntıdır

selam kardeşlerim sadece şu 5 yaşındaki çocuk kadar olalım bu işi inanıyorum ki çözeriz saygılarımla

Adsız dedi ki...

atv anahaberde çekcileri anlattı
izleyen varmı
direk adalet bakanlığından ve akp lı komısyon uyesınden açıklamalar yapıldı
haberler müthiş derecede güzel
bugüne kadarkı en iyi haber bu oldu

Adsız dedi ki...

ARKADAŞLARDAN BU ATV HABERİ SİTEYE KOYABİLECEK BİRİSİ VARMI??
CAN

Adsız dedi ki...

atv haberlerinde çek için düzenleme yapılıyor dendi hapishanelerde yer kalmadığından ve hapiste olanlar borçlarını ödeyemezler diye açıklama yapıdı. msys

Adsız dedi ki...

ZAFER İÇİN BAHANE ARANMAZ
NO EXCUSE FOR VİCTORY

http://rahmiofluoglu.wordpress.com/2009/09/04/ekim-ayinda-ne-olacak

Adsız dedi ki...

Sevgili bişey yapmalı..
Genç bir kardeşimiz olduğunu düşünüyorum doğru mu?
Ama zeki bir gençsin..
Fıkranda zekice..

Ahh şu pimi çekilmiş bombayı eline alan ve 3 arkadaşıyla vahice katledilen aslan gibi askerimizde, o psikopat teğmene;
Manyak seni.. deyip tersleseydi..

Ya işte bizim derdimiz bize ama memleketin öyle çok derdi var ki sorma gitsin..

Zalim her daim muzaffer, zulümde payidar olmaz..

Bir düşün, hepimizin mücadelesi ile bu çek zulmünü İnşallah ortadan kaldıracağız ve tüm çilelerimize rağmen kendimizi ne kadar (sevinç ayrı bişey) huzurlu ve değerli hissedeceğiz..
İNŞALLAH.. Sevgilerimle
Murat YALÇIN

Adsız dedi ki...

not: bu msj atma organizasyonu her hafta değişik milletvekillerimize gönderilmek üzere devam edecektir.

jenardi

bişey yapmalı dedi ki...

selam kardeşlerim selam MURAT YALÇIN abim abi ben 30 yaşındayım izmir de ikamet ediyorum çok şükür bugüne kadar ödenmemiş bir çek veya bugüne kadar ödeyemediğim maddi bir borcum olmadı ALLAH kimseyi para karşısında boynunu büktürmesin inşallah çünkü dünya malı dünyada kalıyor hepimiz bir gün göçüp gideceğiz bu dünyadan önemli olan bazı şeyleri kavrayabilmek benim abim içerde ben bu mücadeleye bu yüzden katılmıştım sonra baktım ki bu ortamdan birşey çıkmıcak birlik beraberlik sağlanmıcak bende düştüm kendi derdime ve işlerime lakin bir takım olaylar oldu ve bir takım gelişmeler sanki benim bu mücadelenin içerisine girmem şartmış gibi bağlantılar gerçekleşti bu yüzden tekrar katıldım yaşadıklarımı ve gördüklerimi bir tanıdığım inandığım ALLAH dostu olarak bildiğim birisine nasipse yarın akşam gidip pazar günüde görüşüp danışacağım ondan aldığım bilgileride sizinle paylaşmamın sakıncası yoksa sizlere anlatabilirim zekilik kısmına gelince ALLAH ın verdiği aklı kullanmaya çalışıyorum eğer ki bu davaya bir katkım olacaksa ne mutlu bana ama şunu bilmenizi isterim bu mücadeleyi sadece abim için yapmıyorum artık buna emin olabilirsiniz hakkımızda hayırlısı olur inşallah

Adsız dedi ki...

Ben şimdi interdetten 04.09.2009 atv ana haberi izledim ama bizimle ilgili bir şey göremedim..

collog dedi ki...

Arkadaşım iyi izleyememişsin.
Vardiyalı uyku adlı haberde Chp sözcüsü Mustafa Özyürek ''bu durum Türkiyenin yüz karasıdır, Türkiyenin ayıbıdır'' dedi. ''Akla af geliyor'' dedi. Mhp grup başkan vekili Mehmet Şandır ise '' Özellikle çek mağdurlarının hapsedilmesi doğru bir uygulama değildir onların biran önce serbest bırakılıp borçlarınıödemelerine imkan verimelidir'' dedi.
Tabii bu haberler bizler için sevindirici ancak rehavete kapılmadan faks ve maillere devam atmemiz lazım. Bu konuda fazla yazı yazmasamda üstüme düşen görevleri ben yeterince yaptığıma ve yapacağıma inanıyorum. Arkadaşlar birlik ve beraberliği tekrar sağlamışken basına ve yetkili mercilere maillere ve fakslara devam...Başarıya az kaldı...

Adsız dedi ki...

DİKKAT! Çok Tehlikeli..!

DİKKAT! Keskin Viraj Var..!

Dikkat! VİRAJA HIZLI GİRMEYİN..!

Üstelik Savrulacağınız Tarafta UÇURUM Var..!


Kıymetli Çek Mağduru Arkadaşlarımız, Kardeşlerimiz..

Yazıma daha önceki yazdığım yazımın girişi ile başlıyorum..
..

İstirham ediyorum..
Söyleyeceğimiz güzel bir sözü; BİR FAZLA söyleyelim..
Lakin söz güzel değilse, hoş değilse; değil bir eksik, HİÇ SÖYLEMEYELİM..

Zaten hepimiz incitici, tahrip edici bir zulme maruz durumdayız..
Bu halde iken değil birbirimize düşmek, aksine üzüntülerimiz, sıkıntılarımız bizi, bize yaklaştırmalı.. Öyle ki bir haksızlığa maruz kalmak ve böyle bir hüznü yaşamak, aynı zamanda İNSANİ BİR TEKAMÜL SAĞLAMALI BİZLERE..

BU ORTAK PLATFORMLARDA İNANÇ VE DÜŞÜNCELERİMİZİ BİLE AÇIKLARKEN TEDBİRLİ, ÖLÇÜLÜ VE HAKKANİYET SAHİBİ OLMAYA ÇALIŞMALIYIZ..

BUGÜN Bbzlere lazım olan yegâne şey TESANÜD; (grup dayanışması)

Bizler için felaket olan şeyler ise; HASED, FİTNE, AYRILIK VE AYKIRILIK, FESAT ve DAĞINIKLIKTIR..

Tesanüd içinde olmamız için sadece aklı-ı selim ve nazik olmamız yeterli.. Bu bize, haksızlığa dayanma ve direnme gücü; adalete, zafere ulaşmada, mücadele azmi ve sonunda bu birlik ve beraberlik ruhu, mutlaka adaleti ve zaferi getirecektir..

Aksi hal; yani KABALIK, SAYGISIZLIK VE HOYRATLIK bizi felaketlere sürükleyecek şeytani bir aldatmaca, nefsi bir körlük olacak ve sonucunda varacağımız yer felaket olacaktır..

İzninizle yazımda inanç ve kanaatlerimi de ifade ederek devam etmek istiyorum..

Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuşlardır:

“Birbirinize hased (çekememezlik) etmeyiniz. Birbirinize buğz (düşmanlık) etmeyiniz. Birbirinizle iyi ilişkileri kesmeyiniz. Birbirinizden yüz çevirip küsüşmeyiniz ve ey Allah'ın kulları, kardeşler olunuz..”

"Bir haksızlık, zulüm görürseniz, gücünüz yetiyorsa elinizle, ona gücünüz yetmiyorsa dilinizle, ona da gücünüz yetmiyorsa kalbinizle karşı çıkın. Ki, sonuncusu inancınızın en zayıf noktasıdır."


Yüce Allah ise Kuranı Kerim’de mü’minlere;

"Çekişip birbirlerine düşmemelerini.." (Enfal Suresi, 46)

"Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın..." (Al-i İmran Suresi, 103)

"Birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak.." (Saff Suresi, 4)

"Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır." (İsra Suresi, 53)

"İnkar edenler birbirlerinin velileridir(dostları). Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur." (Enfal Suresi, 73)

Buyurmakta ve doğru olana varmak, zafere ulaşmak için inananların dostluk ve kardeşlik içinde olmalarının gereğini, dostluk ve kardeşlik duygularından uzaklaşıp birbirlerini dost edinmemelerinin ise, aralarında ve yeryüzünde karmaşaya ve kötülüğe sebep olacağını bildirmektedir..

Hiçbir inananın bu sorumluluğun vebalini üstlenmek istemeyeceği açıktır.

Hiçbirimiz bu gün; iğrenç bir çek hapsi zulmü ile karşı karşıya iken verilen mücadelede bizleri zayıf düşürecek, bizleri kaos ve karışıklık içinde treni kaçırtacak bir vebal üstlenmek istemeyecektir..

Adsız dedi ki...

HAKLI OLMANIN HAKKINI VERMEK

Arkadaşlarım, kardeşlerim..

Maçın başındayız ve inanın kazanmaya yakınız.. Çünkü maça yenik başlamış, orta yerde ne oyuncu ne takım ne taraftar (seyirci değil) yoktu.. Oyun kuralları aleyhimize ve tartışılmaz idi.. Hakemler, yan hakemler aleyhimizde ittifak içindeydiler..

Ya bugün kazanımlarımızı bir düşünelim.. Allah’a şükürler olsun.. Hep beraber haklı olmanın, inançlı olmanın gücünü hissedelim lütfen..

Evet zafere bir adım kaldı.. O adım hepimizin ortak inancıyla atılacak ve mutlaka ADALET YERİNİ BULACAKTIR..

Ve bunun ilk şartı HAKLI olmak.. İkinci ve son şartı HAKLI OLMANIN HAKKINI VERMEKTİR..


Fakat tekrar istirham ediyorum..

Bu mücadele mutlaka İNCE, NAZİK VE ZARİF olalım.. Hem haklı ve inançlı olana yaraşan da budur.. Veya daha EFE olacaksak, MERT, HARBİ VE DELİKANLI olalım..
Bu sıfatlardan sadece birini bile içselleştiren içten riayet eden insan farkında olmadan diğerlerini de ihlal edemez, çünkü bu güzellik diğerlerinin de olmasını farz kılar.. Otomatikman olursunuz zaten.. Nitekim DELİKANLI bir arkadaşımız aynı zamanda MERT, ADİL ve İYİ YÜREKLİ biridir..
Bu sıfatlar; İNSANI İNSAN KILAN, ERDEMLİ VE DEĞERLİ KILAN eksilmeyen kaynaktırlar..
Tıpkı sevgi ve muhabbet gibi, mesela SAYGI da paylaşıldıkça çoğalan bir kaynaktır. Kimse birine saygı gösterdiği için zararda da olmaz, rahatsız da olmaz. Aksine hem mutlu ve hem de kazançlı olur..

Muhakkak hepimizin bu mücadele de emeği var ve olacak.. Tabiatıyla BİLGİ, EHLİYET VE TECRÜBE sahibi arkadaşlarımızın katkıları ise çok daha fazla olacak.. Biz onları, kıskanma ne demek, başımızın tacı olarak değerlendireceğiz.. Bu itibarla;

Baştan beri hem kendi ve hem de hepimizin derdi için; sesli sedalı katkı veren fedakar arkadaşlarımıza şükran borçluyuz..

Kendi dertleri olmamasına rağmen hakka ve haklıya kulak veren, bize destek veren herkese teşekkür borçluyuz..

Başta hukukçu arkadaşlarımız olmak üzere bu meselede bize yardımcı olan ve olacak bu insanlar; bizi hayata döndürmeye vesile olacak uzman hekimlerimiz gibi güzel insanlardır...


"... Ve her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır." (Yusuf Suresi, 76

ENDİŞEM VE İSTİRHAMIM..

Üzülerek ve endişe ederek görüyorum ki bu nazik aşamada ufak ufak yine birbirimizle yarışmaya başlamak üzereyiz..

Kimimiz dernek olmazsa olmaz derken, kimimiz de meclis ziyareti mail, msj gibi faaliyetlere ağırlık vereceğiz, dernek işinde ‘yokuz’ diyerek dernek fikrine karşı..

‘Karşı olmak’ yerine ben de şu yöntemin içinde olacağım demeli.. O da olmalı, diğeri de olmalı, hatta varsa başka bir yol ve yöntem de olmalı.. Bunların hiçbiri diğerini ikame etmez.. Yani kuru fasulye yemişseniz peşinden nohut yenmez ama güzel bir sütlaç ve sonra da bir kahve ne güzel olur değil mi?

Herkes kendince en yararlı olacağını düşündüğü eylemin, mümkünse her eylemin içinde olmaya bakmalı..

Kaldı ki, birbirini destekleyerek farklı platformlar ve yöntemlerle aynı mücadeleyi vermek çok faydalı olacaktır..

Hülasa naçizane derim ki;

• Dernek de kurulabilir, kurulmalı, yararlı olur..
• Bu fikirde olmayanlar sadece iştirak etmezler, BİZ YOKUZ demezler..
• Derneğin ismi, amacı; Sayın Ofluoğlu’nun dediği gibi sadece karşılıksız çek gibi dışımızdaki gruplara ve topluma ‘itici’ gelecek bir takdim ve içerikte olmamalı..
• Yine Sayın Ofluoğlu’nun dediği gibi (acil vaka hastayız biz) münhasıran işimizi icra ederken uğradığımız sorunlara ve adaletsizliğe yoğunlaşmalıyız..
• Derdimizi haykırırken, yazarken çizerken ülkedeki sisteme yanlışlara atıfta bulunabiliriz ancak kalkıp daha da ileri giderek Ülkeyi kurtarmak gibi siyasal alanda kıyasıya cedelleşmeyi gerektiren söylemlere girmemeliyiz..
• Siyaset kurumunu ve aynı mesafede olmak üzere partileri muhatap almalıyız.. Ancak hiçbir şekilde partilere yandaş ve karşıt gibi olmamalıyız..

Adsız dedi ki...

Sayın BURHAN İŞCAN ve onunla birlikte her eyleme katılan arkadaşlarımıza da şükranlarımı sunuyorum.. Onların gayret ve katkılarını unutmamız mümkün değil.. Nankörlüğün alemi yok..

Teşbihimi bğışlasınlar aşağıdaki yazıyı onlara atfediyorum..

Akademisyen bir sosyal bilimler deneycisi yüzlerce pireyi camdan geniş bir fanusa koyar ve fanusun üzerine de bir cam tabaka yerleştirir..

Fanusun içinde pireler müthiş bir hareketlilik halinde zıplayıp fanustan dışarıya çıkmaya çalışırlar ancak hepsi üzerlerindeki cam tabaka çarpıp çarpıp geri düşerler..

Pireler bir müddet aynı canlılık ve hareketlilik içinde zıplamaya, zıpladıkça da üzerlerindeki cama çarpıp geri düşmeye devam ederler.. Ve zamanla zıplayan pirelerin sayısında bir azalma başlamıştır ve nihayetinde de artık zıplayan hiçbir pire kalmamıştır..

Bilim adamı yavaşça fanusun üstündeki cam tabakayı da kaldırır.. Şimdi pireler bir zıplayışta hep birlikte fanusun dışına çıkabilecek durumdadırlar ancak fanusun dibine çökmüş hareketsiz olarak öylece duran pirelerin hiçbiri bunu denemez..

Bilim adamı epey sonra fanusa bir avuç yeni pire koyar.. Ve tüm pireler yeniden zıplamaya başlarlar.. Fanus boşalmıştır..

Sevgili Burhan Bey teşbihten ötürü bir kere daha affınıza sığınırım, siz bizim gibi uyuşukları harekete geçiren enerji küpümüzsünüz…

Sizden de istirhamım yeni tartışmalara izin vermeyiniz.. Mümkünse enerjinizi sizi daha fazla yormayacak şekilde harcamanızı dilerim.. Size minnettarız..

Gevezeliğim üstümde malum.. Bizim oralarda bir söz var.. Güttüğü üç oğlak(kuzu) ıslığından geçilmiyor..

Islığınıza, nefesinize sağlık..




‘Yarışta’ son düzlüğe çıkmış durumdayız..

Hüseyin BOLT 100 mt de (insana geçmiş değil sanki gelecek zamanların da rekoru dedirten) 9.58 lik o müthiş kainat rekorunu kendisiyle yarıştığı için kırdı..

Aklı fikri sadece koşmakta ve rekorda idi.. Rakipleriyle ‘rakip’ değildi.. Onlarla gülüyor ve şakalar yapıyordu ve o rakibinin farkında idi..

Hazırlandı.. Konsantre oldu, koştu koştu ve finişe vardığında iki noktaya baktı;
Kafasını hafif sağa çevirerek baktı.. Bana yaklaşan var mı..?
Ve hemen sola çevirdi gözlerini, kronometreye baktı.. WR 9.58

MEVLANA CAMİ'NİN TEVAZUSU

Yazımı başladığım gibi aynı yazımın son bölümüyle bitiriyorum..

(Kıssanın sonu..)
Meclisin başkanı, adını listeye yazdı, üye sayısını belirten 30 sayısının önüne bir 0 (sıfır) yazarak Mevlânâ Câmî'ye verdi.. Başkan bununla, Mevlânâ Câmî'nin katılmasıyla meclisin değerinin on kat arttığını anlatmaya çalışıyordu..

Listeyi alan Mevlânâ Câmî, kendisinin gelmesiyle meclisin değerinin on kat artmış olduğu düşüncesine katılamadığını göstermek için, otuz sayısının sağına eklenen sıfırı silip, 0 (sıfır)’ı 30 sayısının SOLUNA yazdı.

Mevlânâ Câmî’de bu cevapla, meclisin üye sayısını artırmadığını çünkü kendi değerinin, bu meclisin yanında SOLDA SIFIR olduğunu anlatmak istiyordu.

Arkadaşlar hepimiz, bir değeriz, kimimiz 30’un sağında kimimiz solunda..

Önemli olan birbirimizin değerini bilmemiz..

Herkesin, hepimizin birbirimize saygı ve hoşgörü göstermesi dileğiyle..

Saygılarımla

Murat YALÇIN

Cuneyt dedi ki...

ARKADAŞLAR
SAYIN LEVENT KIRCA, OLACAK O KADAR PROGRAMINDA YAYINLAMAK ÜZERE BİR ARKADAŞIMIZ SKEÇ HAZIRLAMIŞ VE LEVENT KIRCA PROGRAM EKİBİNE SUNMUŞTU.
SKEÇ OKUNDUĞUNDA BÜYÜK ALKIŞ ALMIŞ VE BEĞENİLMİŞ ÇEKİM YAPILMA KARARI ALINMIŞTI.
SKEÇ POLİSTEN KAÇAN CEZAEVİNDE OLAN ESNAF ÇEK MAĞDURLARININ DRAMLARINI HAYAT HİKAYELERİNİ ANLATIYOR.
KISACA BİZİM İÇİNE DÜŞTÜĞÜMÜZ DURUM..

OLACAK O KADAR VE LEVENT KIRCA TÜM MİLLETVEKİLLERİ POLİTİKACILARA TARAFINDAN İZLENEN BİR PROGRAM
GÜL ABLAMIZ BU KONUDA LEVENT KIRCA İLE KONUŞTU
SÖZ VERİLDİ YAYINA GEÇECEK AMA BUNU ÇABUKLAŞTIRMALIYIZ

BUNUN BİRAN ÖNCE YAYINLANMASI İÇİN ASİSTANLARA BASKI YAPMALIYIZ

ASİSTANLAR:

BÜLENT DEMİR : 0537 376 46 95
SELİM KAYI :0212 269 05 15


0 212 219 10 14
0 212 233 64 55

İMKANI OLAN ARKADAŞLAR ARASIN RİCA EDİYORUZ..

Adsız dedi ki...

ARKADAŞLAR BEN DÜN AKŞAM ATV ANA HABERDE DİNLEDİM SAYIN ŞANDIRI HEMEN TELEFONUNU CÜNEYTDEN ALDIM VE ARADIM BİZLERE DESTEK OLDUĞU İÇİN TEŞEKKÜR ETTİM 1 EKİMDEN İTİBAREN BU İŞ İÇİN GEREKENİ YAPACAKLARINI SÖYLEDİ.ARKASINDAN SAYIN OKTAY VURALI ARADIM AYNI ŞEYLERİ SÖYLEDİ.DEVAMINDA SAYIN DENİZ BAYKALIDA ARADIM SAĞOLSUN BİR KOMİSYON KURDUKLARINI MECLİS AÇILDIĞINDA BU İŞİN TAKİPCİSİ OLACAKLARINI SÖYLEDİ... BU GÖRÜŞMELER ESNASINDA CÜNEYT BEYLEDE TELLE SÜREKLİ GÖRÜŞTÜK CÜNEYT HERKESİN BİRİLERİNE ULAŞMASI İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPIYOR YARDIMCI OLUYOR ÇEVRESİDE ÇOK GENİŞ BİR İNSAN BEN BUNLARI DİĞER SİTEDEKİ ARKADAŞLARIMLADA PAYLAŞMAK İSTEDİM HABERLERİ OLSUN ONLARDA BİRİLERİNİ ARASIN DİYE SAYIN İŞCAN DA BENİ YALANCILIKLA İTHAM EDİYOR YALAN DİYOR.....NE YALAN...SAYIN İŞCAN İKİ VEKİLLE GÖRÜŞEMEZMİYİM BEN MEMURİYETTEN GELMİYORUM ALLAHTAN BAŞKA KİMSEDEN KORKMAMDA ÇEKİNMEMDE DİLEDİĞİMDE İSTEDİĞİM BÜROKRATLA GÖRÜŞECEK ÇEVREMDE VAR CESARETİMDE MERAK ETMEYİN SİZ BİRLİKTEN BERABERLİKTEN BAHSEDİYOSUNUZ AMA İCRAAT YOK BİŞEYLER YAPMAYA ÇALIŞANLARADA YALANCI DİYOSUNUZ ....EKİMDE AF ÇIKMAZSA ...BİZİM CANIMIZ YANACAK SAYIN İŞCAN SİZİN.......BOŞVERİN BUNLARI MİLLET ŞU MÜBAREK GÜNDE EVİNE EKMEK ALAMIYOR.....AKLI OLAN VE BU İŞİN BİTMESİNİ İSTEYEN ARKADAŞLAR BİZİM DERDİMİZ ÇEKE HAPİS KALKSIN GERİSİ BOŞTUR CÜNEYT BEYE HERKES SİTEDEN ULAŞSIN O DESTEK OLUYOR TEL VERİYOR ARAMAK İSTEDİĞİNİZ HERKESİ ARAYABİLİRSİNİZ .İLLA BİŞEY OLMAYA GEREK YOK ZAMAN AZ KALDI BURHAN BEY SİZİN KİMİNİZ VAR HAPİSTE......BAYRAM SONU ANKARADA CÜNEYT LE TOPLANACAZ GELEBİLEN HERKESİ BEKLİYORUZ AV. RAHMİ BEYDE DESTEK OLACAK TABİİ KATILIM ÇOK OLURSA ..OLMAZSA BOŞUNA ÇABALAMAYA GEREK YOK... YATAN YATSIN... KAÇAN KAÇSIN ...DERNEK KURAN ..KURSUN HEPSİ BOŞTUR.....SAHİ SAYIN İŞCAN İLK ZAMANLAR ÇEK MAĞDURLARI GERÇEKTEN MAĞDURDU ÇARESİZDİ GARİBANDI İKTİDARI MUHALEFETİ BÖYLE BİLİYODU TAKİ....SİZİN AKP Yİ İSRAİL UŞAKLIĞYLA SUÇLAMANIZA KADAR SAYIN İŞCAN SİYASETİ BAŞKA KULVARDA YAPIN KENDİ ADINIZA KONUŞUN BEN SAĞCIYIM AMA HERKESLE KONUŞURUM SAYIN BAYKALDA ÜLKEMİZDEKİ NADİR SİYASETÇİLERDENDİR DİĞERLERİ GİBİ..BURASI SİYASET YERİ DEĞİL SİZ MEMURLUKTAN EMEKLİSİNİZ BİLDİĞİM KADAR SİVİL HAYAT ORDU GİBİ İŞLEMİYOR..BİR PARTİYE ÜYE OLURSUN... BAŞARILI OLURSAN YÖNETİMLERE GETİRİRLER.... DAHA BAŞARILI OLURSAN ....BAŞKAN YAPARLAR DAHA İYİ OLURSAN... VEKİL SEÇERLER... YANİ ORDU GİBİ İŞLEMEZ SİZEDE TAVSİYEM SİYASETLE UĞRAŞACAKSANIZ LÜTFEN Bİ PARTİYE GİRİN BAKIN YİNE SÖYLÜYORUM APDULLAH ÇATLI KADAR MİLLİYETÇİ BİR İNSANIM AMA SAYIN BAYKALADA SAYGIM VAR ODA KENDİ AÇISINDAN MİLLİYETÇİ MEMLEKETİMİZİN YETİŞTİRDİĞİ NADİR SİYASETÇİLERDEN..DAR OLMAYA GEREK YOK ÜLKE BÜYÜK.....TARIK..

Adsız dedi ki...

SAYIN İŞCAN SİZDE CÜNEYT ARKADAŞ GİBİ İKİ TEL VERSENİZE BİZLERDE BİRİLERİNİ ARAYALIM AMA SİZDE BİLMİYOSUNUZ KUSURA BAKMAYIN...TARIK..

Adsız dedi ki...

MİÇO BAK TERBIYESİZLİK YAPMA BURHAN İŞCANA TARIK...
BOŞDA KONUSUP MILLETIN KAFASINI KARISTIRMA BOYLE SITEDE ILERI GERI YAZIPTA BIRLETI BIRBINE SOKMA SONRADA BIRLIKTEN BERABERLIKTEN BAHSETMEYIN SOKANLAR ZATEN TERBIYESIZLIKTIR...SEN BURHAN İŞCANIN ŞU SAATTE NERDE OLDUGU NE YAPTIGINI BILIYONMU ORDAN BOŞ BOŞ KONUSUYON AYIP YA YETER ARTIK BU YASADA CEK KANUNUNDA HAPİSM CEZALARI DEVAM EDERSE SİZİN YUZUNUZDEN DEVAM ETCEK MİÇO

Adsız dedi ki...

ARKADAŞLAR CÜNEYTLE DİYALOĞU KİMSE KESMESİN AV.RAHMİ BEY SAĞOLSUN DEĞERLİ BİR İNSAN YARDIMCI OLUYOR BAZILARI GİBİ HESAP NO FALAN VERMİYOR ŞAHANE BİR İNSAN GELİN BİR OLALIM BU İNSANDAN FAYDALANALIM...BAYRAM SONU HERKES HAZIR OLSUN ANKARAYA....CÜNEYTLE TEMAS KURUP TOPLANACAZ....TARIK..

Adsız dedi ki...

MİÇO SEN NİYE ALINDIN HAYRET..ASIL SİZİN GİBİLERİ YÜZÜNDEN BU KANUN ÇIKMAZ..BEN DİYORUM İKİ ÜÇ KİŞİYLE GÖRÜŞTÜM İŞCAN DİYOR YALAN...BEN ALLAHTAN BAŞKA KİMSEDEN EMİR ALMAM... KİMSEDEN KORKMAMDA İKİ VEKİLLE GÖRÜŞMEK ÇOKMU ZOR ... BOŞ VERİN BÖYLE İŞLERİ İŞCAN ŞU AN NERDEYMİŞ... HAAA BAŞBAKANLA GÖRÜŞÜYODU UNUTTUM... İŞİNE BAK SENDEMİ DERNEK ÜYESİSİN,,,,AV RAHMİ BEY OLMAZSA ÇOK BAKARSINIZ ..İŞCAN BİZİ KURTARACAK DİYE ADAM AKP YE İSRAİL UŞAĞI DİYECEK SONRA BU İŞ ÇÖZÜLECEK...SENDE ÇOK BAKARSIN DAHA ZARARI OLUR ÖYLE KONUŞTUKÇA SEN BANA CEVAP FALAN VERME ..TARIK

Erkan dedi ki...

Ofluoğlucular İşcancılar,dernekçiler blog çular,sağcılar solcular gibi bir bölünmenin içine girmek bu davaya zarar verir.Her birimiz ortak bir payda ortak bi çatı altında mücadele veriyoruz.Bu konuda çaba harcayan herkezin amacı bir değilmi.Kısır tartışmalara girmenin kime ne faydası var.Sn.Tarık ve Sn.Miço fikirlerimiz tamamen ters olsada amaçlarımız ortak.Bu tür bir bölünmüşlüğü yaratmakla buradaki yazıları bir umut okuyan insanlara umutsuzluk verirsiniz.İllede kavga edelim diyorsanız bunun yeri burası değil.Herkez herkezin telefonuna ulaşabiliyor nasılsa.Telefonda sorunlarınızı çözüp burda devam edin.Kraldan çok kralcı olmanın manası yok.

Adsız dedi ki...

SAYIN ERKAN MİÇO KİMSE TERBİYESİZLİK YAPMA DİYOR BEN İKİ VEKİLLE GÖRÜŞÜNCE NE OLDU ANLAMADIM..KENDİLERİ SİTEYE YAZI YAZMAKTAN BAŞKA BİŞEY YAPMAYANLAR KONUŞMASIN HELE BANA KARIŞMASIN BU İNSANLAR AF ÇIKARTACAK ÖLEMİ HAYRET YAAA BİZİM İŞİMİZ GERÇEKTEN ZOR..KİMLERLE UĞRAŞIYORUZ...AV. RAHMİ BEY VE CÜNEYTLE OLUR NE YAPACAKSAK NEDEN ALINIYORLAR ANLAMIYORUM SAYIN İŞCANDA BEN GİBİ KANUN FALAN BİLMİYOR...NİYE KIZDILAR ANLAMADIM.....TARIK...

bişey yapmalı dedi ki...

KÖTÜ SÖZ SAHİBİNE AİTTİR
Selam arkadaşlarım dava kardeşlerim kusura bakmayın hepinizden özür dilerim sitede yazılanları görünce benimde kötü söz yazmak geçti içimden eğer ki kırıcı olduğum,kalbini incittiğim,onuruna dokandığım ,adını anmadan yazdıklarımdan dolayı üzerine alınan varsa peşinen özür dilerim lakin yazdıklarıma sahip çıkmak zorundayım çünkü bu yazıyı yazarken bile içim acıyor çünkü istemeyerek yazıyorum bunu okuyan birisinin içini acıtmaktan kırmaktan korkuyorum ama yazıyorum çünkü kötülüğün kötü sözün kimseye faydası olmadığını düşünüyorum fakat bunu anlatmak için anlamaya çalışıyorum...anlamadığım bir şeyi
Nasıl başkasına anlatabilirim ? bu yüzden yazıyorum ve diyorum ki lütfen kötü söz konuşmayalım paylaşamadığımız nedir acılarımız mı böyle yazarak daha da çoğaldığının farkına varıyorum,mutluluk huzur kardeşlik birlik beraberlik istiyorum ne gerekirse yapalım istiyorum böyle yazınca yapamamaktan korkuyorum içimi acıtıyorum bu duyguyu tekrar yaşamak istemiyorum bunun için hepinizden son kez özür diliyor bir daha böyle kötü sözler yazarsam beni uyarmanızı istiyorum uyaran kişiye de şimdiden teşekkür ediyorum.bu yazımı eleştirip eleştirmemek sizin elinizde lakin iyilik içeren bir yazı olmadığını bilerek yazdığım dan kötü bir yazı olduğunu peşinen söylüyorum bu yüzden affınıza sığınıyorum

Erkan dedi ki...

Bişeyyapmalı çok incesin.Duygularını paylaşıyorum.

bişey yapmalı dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
bişey yapmalı dedi ki...

Selam dava kardeşlerime selam cüneyt gönderdiğim ve gönderdiğin mail beni çok etkiledi kardeşim ufacık yokluk sefalet içindeki bir kız çocuğu,kazanacağı sermayesi olan mendili ağlayan kadına dayanamadı uzattı ve karşılığını beklemeden çekti gitti çünkü o kadının ağlamasına dayanamadı ama ALLAH ta aynı kıza ve annesine akşam yemeğinde ikramını sundu kat kat fazlasıyla halbuki o kız o mendili verirken karşılığın da akşam yemeğinde et bekleyerek vermedi ama ALLAH hepimizin kalbini bizlerden daha iyi biliyor..bu yüzden kardeşim karşılığında hiçbirşey beklemeksizin bu davaya bende mendil uzatmak istiyorum hemde öyle uzaktan değil bu işi kim çözecekse başbakansa başbakan veya her kimse ?

Adsız dedi ki...

TOPLU OLARAK AYNI ANDA ATMIŞ OLDUĞUMUZ MAĞDURİYETLERİMİZİ ANLATAN MSJLAR ETKİLİ OLDU ARKADAŞLAR.BİR ÇOK ARKADAŞIMIZI VEKİLLERİMİZ ARIYOR VE YANLARINDA OLDUKLARINI SÖLÜYORLAR.
ANCAK GZÖDEN KAÇAN BİR DURUM VAR; BİZLER ONUN BUNUN YANIMIZDA OLACAĞI İNSANLAR DEĞİLİZ.BİZİM DAVAMIZNDA ONLAR BUNLAR ŞUNLAR YOK..BİZ HAKKIMIZI İSTİYORUZ.ANAYASAYI İHLAL EDEN BU HAKKIMIZI GERİ İSTİYORUZ.

HİÇ KİMSE BORCUNDAN ÖTÜRÜ HAPSE KONULAMAZ HÜKMÜNÜN GERÇEKLEŞMESİNİ İSTİYORUZ.TÖRÖR SUÇLULARININ BİLE PİŞMANLIK YASASININDA FATDALANIP SALIVERİLDİĞİ ÜLKEMİZ KANUNLARINDAKİ ÇARPIKLIĞI ANLATMAYA ÇALIŞIYORUZ.. 5 YIL GİBİ BİR CEZA ALIYORUZ BİZ. ÖMRE BEDEL BİR 5 YIL.. ÇIKINCA AİLELER PERİŞAN OLUYOR AYRILIKLAR BAŞLIYOR.İNSANLAR ARTIK TİCARET YAPAMAZ,İSTİHDAM SAĞLAYAMAZ HALE GELİYOR..
HERŞEYDEN ÖNEMLİSİ ALACAKLI TARAFA VERİLEN TEMİNAT ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ VE HÜRRİYETİMİZ MİDİR?
HAPİSTEN KORKUP ÇEKİNİ ÖDEYEN ESNAFA,KANUNDA İDAM CEZASINI REVA GÖREREK ACABA KARŞILIKSIZ ÇEK MİKTARI AZALTILABİLİRMİ? İŞTE BUNLARI VEKİLLERİMİZE SORMALIYIZ.BEN ÇOK SORDUM ALDIĞIM CEVAP HEP AYNI: HAKLISINIZ!!!!!


BU TİP MSJ BOMBARDIMANLARI, VEKİLLERİMİZİN BİRARADA OLDUĞU ORGANİZASYONLARDA VE EKİM AYI BAŞINA KADAR SÜRECEK.SİZDEN İSTİRHAMIMIZ MAİL OLARAK SİZE GELEN VEKİL TELEFONLARINI KAYBETMEMENİZ VE DAHA FAZLASINI İSTEMEK VE BU HUSUSTA CÜNEYT ARKADAŞIMIZLA TEMASA GEÇMENİZDİR.

ALLAH YARDIMCIMIZ OLSUN

JENARDİ

Erkan dedi ki...

Jenardi o veya bu bizim yanımızda olmadığında bu durumda oluruz.Bu iş başka nasıl çözülecek.Sonra yanımızda olacağını söyleyenler bizim adımıza mecliste olanlar.Bundan gocunulmazki.

Erkan dedi ki...

ARKADAŞLAR YARGITAY BAŞKANI TAM BAŞBAKANIN YANINDA OTURUYOR.MESAJ BOMBARDIMANI OLURSA KONU BİR ŞEKİLDE TAMDA MUHATTAPLARINA ULAŞACAK.LÜTFEN AMA LÜTFEN ÖZELLİKLE BAKANLARA MESAJ.BU ÇOK ÖNEMLİ Bİ EYLEM

Erkan dedi ki...

BU FIRSATI BİRDAHA BULAMAYIZ.MESAJLARDAN HERHANGİ BİRİ ULAŞIRSA KONU ORADA KONUŞULUR.HAKSIZ YERE HAPİS YATMAYI EN İYİ BAŞBAKAN BİLİR KONUSUNA VURGU YAPIN.

Erkan dedi ki...

LÜTFEN NASILSA BİRİLERİ GÖNDERİR PSİKOLOJİSİNDE OLMAYIN.BELKİ BİRİNDEN BİRİ DAHA FAZLA ETKİLER.HERKEZİN AYRI BİR ELEKTRİĞİ VAR.MECLİS MAÇTA.HÜKÜMET MAÇTA.LÜTFEN BİRKEZ SADECE BİRKEZ.

Erkan dedi ki...

TÜRKİYE KAZANSIN BİZDE KAZANALIM.TÜRKİYENİN KAZANMASI İÇİN SAHADA TER DÖKEN KARDEŞLERİMİZ VAR BİZİM KAZANMAMIZ İÇİN TER BİLE DÖKMEDEN İÇİMİZDEN GELENLERİ YAZMAK BİLE BİZE YETECEK.YALVARIRIM SADECE BİRKAÇ MESAJ.

Erkan dedi ki...

BELKİDE BU MAÇ BİZİM MAÇIMIZ.TEKRAR SÖYLÜYORUM KENDİNİZ İÇİN SEVDİKLERİNİZ İÇİN BİRKAÇ MESAJ.

Erkan dedi ki...

Özellikle Faruk Nafız ÖZAK 05323656744 Taner YILDIZ 05337497414 şu an maçta olan iki bakan.

Adsız dedi ki...

Ben anlamıyorum..
78, 79, 80 de yazdığım birlik berberlik yazısından sonra okuduğum mesajlar yine sataşma ve kırıcı olabilecek polemikler..

Bir fikre, görüşe katılmamak ve bunu yazmak son derece SAĞLIKLI bir tutum ve durumdur..

Ancak bunu yaparken SAYGISIZ ve SALDIRGAN olmak SAĞLIKLI bir davranış değildir..

KİM SERT VE KABA İSE,
KİM KAVGACI VE KIRICI İSE
GERÇEK MANADA ÇEK MAĞDURU DEĞİLDİR DİYESİM GELİYOR.

Yine de tedbiren, alınan varsa özür dilerim..

İHTİLAF, GÖRÜŞ AYRILIĞI OLABİLİR.. ANCAK;
SAYGISIZLIK YOK..
KAVGA HİÇ YOK..
MÜCADELE VAR..
ZAFER VAR..

Murat YALÇIN

M.K. dedi ki...

Arkadaşlar

burası kavga yeri değildir
sataşma yeri değildir
ağalık beylik senlik benlik yeri değildir....

Burası mücadele yeridir ve ne için mücadele olduğu zaten bloğun isminde var...

kızgınlıklarınız varsa sabrınızı kullanın. El ele verelim birleşelim bu işi bitirelim. Ondan sonra kızgınlıklarımızı ve yanlış anlamaları düzeltecek bir toplantıda yaparız isterseniz.

Enerjinizi kavgaya tartışmaya değil nurada bulunma amacımıza yönlendirelim. Bizler ticaret yapmış belli olgunluğa erişmiş insanlarız. Sabrıda bugüne kadar öğrenmiş olmamız gerekmezmi....

Lütfen arkadaşlar lütfen,

Birlik olalım bu işi bitirelim. Sonunda çıkaracak hırsınız varsa ben günah keçisi olmaya razıyım benden çıkarın.

Ama bu mücadele bitene kadar el ele verelim rica ediyorum hepinizden. Artık 50 li yaşlardayım. Bu kaosları geçmişte değişik ortam ve konularda da çok gördüm ve inanın bu çekişmelerin hep zarar verdiğini biliyorum....

Dünya değişiyor. Unutmayın 1970 lerin solcuları ve Rahmetli Ecevit sağcılar tarafından Ülkemizi rusyaya peşkeş çekmekle suçlanırdı. Sağcılar ve Rahmetli Türkeş de Amerikaya peşkeş çekmekle.

Unutmayınız O ecevit 2000 li yılların en büyük milliytcisiydi ve MHP nin koalisyon ortağı. Sizce burdan ne çıkar......

Anlayamamak yada anlamak değilmi 30 yıl sonra... değişen tek şey suçlamak yerine 30 yıl önce oturup konuşamadıklarını konuşmak ve birbirlerini anlamaktan başka birşey değildi

Gerisinin hesabını siz yapın.

Bu Ülke bizim Biz bu vatanın evlatlarıyız. Bize yapılan bir haksızlık var... Bunun mücadelesini veriyoruz. ve başaracağız. Ben elimden geleni yapıyorum. Buraya yazmasamda birçok girişim yapıyorum. Başka yapacak birşeyler varsada yazın lütfen elimden geleni yaparım
mail adresim
monseur_x@hotmail.com

saygılarımla

M.K.

Adsız dedi ki...

M.K
:) Haklısın..
78 kuşağıyım.. Üniversite yıllarımda biraz AP, biraz MHP yanlısı fakat Ecevit düşmanı bir adam idim.. Bizim sülalede sola oy vermek din değiştirmek gibi bir şeydi.. Oylar genellikle Demirel'e gitti tabi..

Bugün Ecevit'le Demirel'e vermem gereken 100 oy olsa 1'ini bile Demirel'e vermem hepsi Ecevit'e..
Demirel'e verdiğim oyların vebali için tevbe ediyorum hatta..
Yani demem o ki mesela Çetin ALTAN'a muhalif yetiş şimdi (başta Ahmet ALTAN) çocuklarına saygı duy..

İyi bir dindar olmaya çalışıyorum, fakat bazı deist, ateist, gayri müslim aydınlarımızı çok beğenir ve takip ederim.. Her halde ben demokrat biri oldum galiba..:)

Fikirler değişebilir, vicdanlı ve ahlaklı olmak değişmez.. Çünki insan fıtratı doğruluk ve güzellik üzeredir..

Bizler vahşi bir sistemin kurbanlarıyız.. Burada birbirimize sarılıp gücümüzü ve mücadelemizi artıracağımıza birbirimizle kavgaya meyilliyiz..

Allah akıl ve ruh sağlığından ayırmasın..
Murat YALÇIN

Adsız dedi ki...

ARKADAŞLAR GÜNAYDIN,HAYIRLI PAZARLAR.
CAN

Cuneyt dedi ki...

Merhaba Murat Yalçın Kardeşim.
Kimsenin kimseyle kavga edme gibi bir lüksü yok ve tamamen düşüncelerine katılıyorum..
Lakin,
Kelimelerimizi kurarken, ve bunu sitede yayınlarken, ifade etmeye çalıştığım kelimeleri ve satır aralarını iyi okumanızı da istiyorum.
herkesin bir dünya görüşü, olaylara yaklaşım tarzı ve içinde bulunduğu bir ruh durumu olabilir, farklı değerlendirmelerde bulunabilir, sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz ve çok badireler atlattık, ve bu süreç basit değil.
sözün özüne gelirsek,

ifade ettiğim kelimelerde anlatmaya çalıştığım şudur,
Çek Mağdurlarının, devlet kurumları yatkili organlar yasa koyucu ve yargıda uyandırdığı intiba, vergisini ödeyen doğru drüst insanların birden bire düştüğü bu durum ailelerin perişanlığı ve bu dramlardır.
Bu topluluk kişiler üzerinden konuşulmaya başlarsa bu mücadeleyi kaybettik anlamını taşır, kişilerin düştüğü kötü durumlar o kadar bağlayıcı değildir, ama bir topluluk zor durumdaysa bu herkesi ilgilendirir.

Burda sorulacak ve asıl cevaplanması gereken şey şu;
Neden bazı arkadaşlarımız bu konudan rahatsız oldu ve bunu üstüne alındı...

Dervişin Fikri Neyse, Zikri Odur.. ifadesi anlamına değinmek istiyorum , aslında bu kelimenin anlamı, anlatmak istediğişudur,
bir kişi ne ile meşgul ise yada neyi düşünüyorsa dilinden de onlar dökülür demektir. derviş burada konu mankeni olup, bu söz için insanlar kastedilmiştir.

Büyük arkadaşlıklar geliştirmiş olsakta, genel olarak sanalız ve sanalda kelimelerimizi klavyelere döküyoruz,
satır aralarını iyi okumalıyız, yazdığımız kelimelerin nereye varacağınıda hesap etme durumundayız,

Çünkü bizlere karşı ifade edilen, yazılan her kelimenin ne anlam taşıdığını ne anlatmak istediğini biliyoruz,
İsim zikretmek istemiyorum ama, kafalar arkasında yatan, kurgulanan planlanan art düşünceleri, yazılan bir kelime ile anlıyabiliyoruz çok şükür, biz bunu aştık..

Bu nedenle çek mağdurları yaşanan dramların sona ermesi için bir araya gelmiş topluluktur,
Bu topluluktan şahsi menfaat sağlama, faydalanma gibi niyetler taşıyan ve bu niyetleri ile bu topluluğa zarar verebileceklere fırsat vermeyeceğimiz gibi, bu kişilerin durup bir daha düşünmelerini her şeyi enine boyuna tartmalarını temenni ediyorum.


Allah Kimseyi akıl ve Ruh sağlından Ayırmasın..

Adsız dedi ki...

Cüneyt Bey Kardeş,
Düşünceleriniz ve üslubunuzdaki olgunluktan dolayı size teşekkür ediyorun..

"Üslubu beyan ayniyla insan.."

Haklısınız, Klavyeyi muhatap almakla (sanal), insanı bizatihi muhatap almak aynı şey değil.. 'Modern hayatın' insanı ruhundan ve sahiciliğinden soyutladığı mekanikleştirdiği bir olgu bu..

'Sıcaklık' alamayınca 'saygı ve sevgi' geliştirmekte sorunlu oluyor kimileri için..

Nasıl ki kaldırımda kalabalık arasından 'slalom' yaparak ve insanları tedirgin ederek ilerleyen biri kendisine 'deli' gibi bakılacağını bilir..

Ancak aynı kişi direksiyon başına geçince 'delirmekten' 'haz' alıyor sanki..

Çok iyiniyetli olmak bazen bir hastalığa karşı bağışıksız olmak gibi sonuç verebiliyor..

Umarım haklı mücadelemiz hem bizlere hem de ülkemize yarar getirir..

Sizinle güzel günlerde de görüşmeyi ümid ederek sevgi ve saygılar sunarım..

Murat YALÇIN

Adsız dedi ki...

EMİNİMSİ* / 2012’de internette arama ile paylaşım sayısı eşitlenecek. Meali şu; Yıldıray Oğur’un Kürt açılımında Hürriyet’ten istediği “Logondaki Türkiye Türklerindir sloganını kaldır” talebi doğal yollardan gerçekleşmiş olacak

Bir blogcu kaleminden gazete eleştirisi. Hem de gazete sayfalarında.

Blogların farkında mısınız ?

Bir blogun diğer sitelerden farkını biliyor musunuz?

Sonsuz bilgi kaynağı internette neredeyse ilk girdiğimiz sayfa, hatalı terimleri dahi düzelterek “bunu mu demek istedin” şefkatinde bize yol gösteren anaç bir arama motoru olan Google’da ulaşmak istediğimiz bilgiye bazen farkında olmadan bloglardan ulaşırız. Hatta Google “şu aradığın şeyi istersen gel bloglarda ara” diyerek bize sevgiyle yol gösterir.

Mesela Wikipedia’da bir bilgiye soğuk bir şekilde ulaşırken, gunesintamicinde.com’da bir web günlüğüyle yaratılmış devasa bir kütüphanenin yanında bu bilgileri hazırlayan öğretmenin günlüğünü de okursunuz.

Çin’e gitmek isteyen bir insanı, turist, bu ülkede yaşayan bir türk blogcunun yazdığı cingunlugu.com’ a girerek sadece vize işlemleri, konaklama gibi standart bilgileri değil, bu ülkenin yemeklerini, taksicilerin, işyeri sahiplerinin, insanların yaşam pratiklerini fotoğraflı videolu tecrübeleriyle anlatmasından faydalanır.

Katalogvari sitelerde elişi tasarımlar arayıp sadece donuk görsellerle karşılaşılırken, Eda Suner’in yapıp okuyucularına sergilediği stildirektoru.com’daki eserlerinin yanında eşiyle bindiği motosikletli fotoğraflarını görür, bir nevi ona misafir olur, blogda yazdığınız yorumlarla sohbete dalar, hatta bazılarıyla ailece görüşmeye başlarsınız. Bloglarlar böyle sıcaktır.

Gazetede okuduğunuz bir yazıyla ilgili köşe yazarına mail atmanız süpermarketteki kasiyerle yapılan soğuk, yapay diyaloga benzerken, blog yazarının yazısına yaptığınız yorum ise bakkal Hüseyin Efendi ile gerçekleştirdiğiniz “ne olacak bu memleketin hali” muhabbeti samimiyetinde olur. Ve tabiat ana bizi bu tercihe doğru yönlendirirken markalar da boş durmuyor, blogları keşfediyor, hatta bu aralar gazetecilerden çok daha fazla önem veriyor. Bu ilgiye de “tabiat doğallığında” bir tepkiyle, Bilişim Muhabirleri Derneği Başkanı’ndan itiraz yükseliyor; -Onları (blogları) medya çatısı altına sokamazsınız...

-Markalar bize daha fazla önem göstermezlerse masaya yumruğumuzu vururuz.

Evet, ağzımızdan baklayı çıkardık, markalar blogculara çok fazla önem veriyor artık. Bütün bu yaygaranın nedeni, evinize gelecek deneme amaçlı cep telefonlarının, yeni çıkan ürünlerin blogcuların evlerine de postalanıyor olması. Diğer ürünler konusunda gazetecilere hak verilebilir fakat, bilişim markalarının bloglara önem vermesi gazetecileri neden kızdırıyor tam anlamış değiliz (örnek ; Turkcell’in blog yazarlarına bir senelik hediye ettiği data paketi).

Bir ilahi kasedi cami önünde mi yoksa Cevahir’in önünde mi daha çok satar? Peki bu hediyeler karşılığında blogcular marka yalakalığı yapıyorlar mı? Çok sıcak bir örnek, bu aralar 30 kadar blogda “TTNet - Çakılan İnternet” adı altında TTNet’e çok ağır eleştiriler yapıyorlar ve bunu herkesle paylaşıyorlar. Acaba bilişim muhabirlerimiz bu eleştirileri kendi köşelerine taşıyabilirler mi ?

tarkan dedi ki...

lütfen konumuz harici yazı yazmayalım
ayrıca yazı yazanlar altına imzasını koysun

Adsız dedi ki...

AK PARTİDEN “KARŞILIKSIZ ÇEK VEREN, TECAVÜZCÜ DE SAYILSIN HADIM EDİLSİN” TEKLİFİ
ANKARA - TBMM (A.A)
AK Parti'li kadın milletvekilleri Alev Dedegil ve Aşkın Asan, uzmanlarla birlikte,ekonomiye yönelik suçlarla mücadele için eylem planı üzerinde çalışmaya devam ediyor.

'CEZALAR VE CEZA ÇEŞİDİ AZ'


Yaptıkları bu çalışmanın, 'eğitim, hukuk ve sağlık ayağı' olduğunu dile getiren Dedegil, şöyle konuştu:

Cezaların ve ceza çeşidinin az olduğunu düşünüyoruz. Bir insana böyle bir olayda hapis cezası veriliyor, ama o cezada az. Bu suçu işleyen kişinin, mal varlığına el konulabilir, varsa diploması iptal edilebilir. Bu, bir rütbe sökümü gibi olmalı. Bunlar da bir cezadır. Çünkü suçu işleyen insan cezaevinde yatıyor, çıkıyor, sonra kaldığı yerden hayata devam ediyor.

Alev Dedegil, Türkiye'nin de bu aşamaya geleceğine inandığını belirterek, 'Bu konuda çok umutluyum' ifadesini kullandı.

Dedegil, bu çalışmalarının yasalaşması ve uygulamaya geçmesi halinde, bu suça meyilli bir çok kişinin kendisinin kimyasal kastrasyona tabi tutulmasını isteyeceğini söyledi.
Alev Dedegil, yaklaşık 4 aydır sürdürdükleri bu eylem planını kanun teklifi olarak TBMM Başkanlığına sunacaklarını ve kamuoyuna duyurmayı planladıklarını söyledi.
'ÖYKÜNÜN DEĞİL CEZANIN VURGULANMASI ÖNEMLİ'
AK Parti Ankara Milletvekili Aşkın Asan da konunun eğitim boyutu ile ilgili bilgiler verdi.
Bu duruma başta Diyarbakır barosu dahil barolarca da destek geldiği ifade edildi.
cek magduru coşkun

tarkan dedi ki...

sn çoşkun
bu haber ekonomik suçlar için değil ,
cinsel suçlar ile ilgili

Adsız dedi ki...

112 nolu yorumu yazan arkadaş bu bilginin aslı varmı? yoksa şakamı yapıyorsunuz?

Adsız dedi ki...

yazılanları utanarak okuyorum unutmayınki sadece çek mağdurları girmiyor bu sitelere karşı gruplarda okuyordur yazılan pespayelikleri bu şekildemi kitleleri harekete geçireceksiniz ortada çok büyük bir çıkar mı var para mı var mevkii mi var nedir bu ya neyi paylaşamıyorsunuz mağduriyeti mi bir millet vekili yada bakan şunları okusa ben utanırım bu şekilde hakaret yapan insanlarla ben bir kadın olarak yola çıkıp ankaraya gitmeyede utanırım tamam psikolojimiz bozuk ta bukadar da olmaz sn cüneyt bey lütfen engel olunuz. akdeniz

Adsız dedi ki...

SN.CÜNEYT BEY
LTF BU SAÇMA SAPAN ELEŞTİRİLERİ YAPANLARA ENGEL OLUN!!!NEYİ PAYLAŞAMIYORLAR?BU İŞİN SONUNDA SONUÇTA KURTULACAKSAK HEPİMİZ VEYA YAKINLARIMIZ KURTULACAK!!!ZAMAN BİRLİK ZAMANI VE ŞU SON HAFTADA YAKALADIĞIMIZ HAVAYI BOZMAYA KİMSENİN HAKKI YOK!!!UNUTMAYIN KİM NE YAPARSA HEM KENDİNE HEMDE KENDİ GİBİ OLANLARA YAPIYOR!!!AMACIMIZ AYNI LTF BUNU UNUTMAYALIM.ŞİMDİ KİM BÜYÜKLÜK YAPACAKSA YAPSIN ÖZÜR DİLESİN,BİZE YAKIŞAN BUDUR.ENERJİNİZİ DÜŞMANLARA SAKLAYIN DOSTLARA DEĞİL!!!AYNI GEMİDEYİZ UNUTMAYIN.
CAN
CAN

Adsız dedi ki...

BU ARADA ARKADAŞLAR DÜN AKŞAM SMS ATTIĞIMIZ BÜTÜN VEKİLLERE BEN TEKRAR MESAJ YOLLUYORUM.BENCE SİZLERDE YOLLAYIN,YOLLAYINKİ MECLİS AÇILINCAYA KADAR BU ÇEK OLAYINI AKILLARINDAN BİRAN OLSUN ÇIKARAMASINLAR.
CAN

Adsız dedi ki...

SN.CÜNEYT BEY

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2005/90 sayılı kararında, çek suçları için TCK Genel Hükümlerindeki “uzlaşma” esaslarının uygulanmasını isteyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının mütalaasını, 3167 Sayılı Kanunda öngörülen davayı ve cezayı ortadan kaldıran sebeplere ilişkin düzenlemenin , TCK Genel Hükümlerindeki (m. 73/8) uzlaşma kurumuna açıkça aykırı olduğundan bahisle, bu aykırı hükümlerin de 31.12.2006 (bilahare yapılan değişiklikle 31.12.2008) tarihine kadar uygulanacağı gerekçesiyle reddetmiştir. Bir başka deyişle, Ceza Genel Kurulu, 3167 Sayılı Kanunda yer alan ve fakat, yeni TCK Genel Hükümlerine aykırılık teşkil eden maddelerinin sırf bu sebeple 31.12.2008 tarihinden sonra uygulanmasının mümkün olmadığını açıkça belirtmiştir.

Y.C.G.K. BU KARARINA İSTİNADEN ACABA HUKUKEN BİR BAŞVURU ŞANSIMIZ OLAMAZMI??BİLEMİYORUM BİR SORAYIM DEDİM.
CAN

Adsız dedi ki...

Y.C.G.K'nun söz konusu kararı dolaylıda olsa; lehimize olan bir durumdur. Hatırlarsak; geçmişte buna benzer bir durum Yargıtay; 10.Ceza dairesindede vardı. Yani; 31.12.2008 tarihinden sonra; 3167 sayılı çek yasasıyla ilgili, gözlerden kaçmayacak, kaçırılamayacak kadar yasal bir boşluğun olduğu ortadadır. Zaten; hepimiz günlerdir bunu belirtip vurgulayıp, yasal yollardan hakkımızı alıp, özgürlüğümüze kavuşmak istiyoruz. Herkese; iyi akşamlar ve saygılar. Hasan(Barışçı)-Mersin

bişey yapmalı dedi ki...

Selam dava kardeşlerim,arkadaşlar bu gün sizlerle birşeyler paylaşmak istiyorum bundan 5 ay gibi bir süre önce bir rüya görmüştüm ve bu rüyanın etkisi ile bu mücadeleye çok umut bağlamış ve kesin kısa bir sürede çözülecek ve olumlu olacak sanmıştım lakin bilgisine ve kişiliğine güvendiğim birisi ile bu konuyu konuştum ve aldığım cevap alakası olmadığı lakin gördüğüm rüyanın çok güzel bir rüya olduğunu tabirini yapmanın da veya bir yere bağlantı kurmanında yanlış olduğunu ama bizlerin insanlar olarak başımıza gelen her olayda ALLAH a sığınıp yardım şükür ve sabır dileyerek mücadele etmemizin gerektiğini söyledi ben başkanımın gördüğü rüya içinde bu mücadelemizin bizi sevindereceğini ve başaracağımızı düşünmüştüm bunun da yanlış olduğunu öğrendim..bu gelişmeler bana çok büyük bir inanç ve mücadele azmi vermişti ama gördüm ki biz mücadele ederken sonucunu bilemeyiz çünkü takdir ALLAH ın bu yüzden arkadaşlar sizlerle bu duygularımı paylaşmak istedim.mücadelemize aynı sevinç ve umutlarla devam ederken,yazdıklarımızdan bir birimize huzur ve mutluluk verirken kendimizi ve okuyanları yalnışa sürüklüyecek bir yazı yazmakta son derece uygunsuz..olduğunu düşündüğümden bunları size aktarma gereksinimi duydum..başkanım gördüğünüz rüya hayır olsun ALLAH gönlünüze göre versin inşallah....

Adsız dedi ki...

SABAH OLA HAYROLA

Bu sahurda da yatmadım..
Yattım aslında da yine uyuyamadım..
Tan yerinin ağarmasını seyretmek uyumaktan daha çok rahatlatıyor beni, dinlendiriyor..

Güzel Ülkemin, memleketimin insanları uyuyorlar..Memleketim, bir ucundan diğer ucuna geniş kanatlı büyülü bir sessizlik içinde..

Öyle ki maşeri bir hareketlilik, müthiş bir kaos, çelişkiler ve keşmekeş içinde gün boyu koşan koşuşturan, kimi ağlayan-inleyen, kimi de küçücük umutları için büyük çabalar içinde çırpınmaktan yorgun düştü insanlarımız..

Bir tarafta ise en kötü günleri böyle olsun kimi gülen, kimileri de çılgınca zevklenen memleketimin dertsiz insanları da derin uykularından yeni bir güne daha uyanacaklar birazdan..

Bir general bir er, bir yargıç bir mahkum, bir amir bir memur, bir yoksul bir varlıklı uykuya dalınca sıyrıldıkları konumlarını uyanınca kendiliğinden hatırlayacaklar..

Trafik akmaya, hastanede vizit vakti, garnizonda eğitim başlayacak.. Devlet tüm birimleriyle işbaşı yapacak.. Gardiyanın “koğuş kalk!” sesiyle hapishane koridorları inleyecek..

Her taraf aydınlık.. Ne çok şeyin farkındayım biliyorum.. Çünkü uyumuyorum..

53 yıl namusumla, şan ve şerefimle yaşadığım ömrümde ben uyuyup uyanırken kim bilir ne kadar insan uykusuz gecelerinin sabahında tan yerini seyrederken benim gibi derinlere daldı..

Güneş doğarken kainat uyanıyor sanki.. Oysa bu sadece bizim kainatımızın uyanışı.. Bizim için doğmakta olan bu güneş aynı anda dünyamızın bir ucundaki insanlar için aynı kızıllıkla batıyor..

Osman Nihat Akın’ın Uşşak bestesi Seçil Heper’in sesinden zihnime doluyor..

“Bir güneş bahtıma bir gün doğacaktır sanırım,
Kara bahtım o gün aydınlanacaktır sanırım..”

Elimin tersiyle de acımtırak bir duyguyu zihnimden ittirmeye çalışıyorum bir taraftan..

Sahi birazdan bu devlet beni hapse atmak için dünde kalan işlemlerini ikmal etmeye, yazmaya çizmeye de başlayacak..
Adli tatil de bitti..

Kim bilir ne şerefsiz adamım ben, inat ediyor da itiraf etmiyorum suçumu.. Kendimi adam zannediyorum, suçsuz olduğumu düşünüyorum devletimin aksine..
Şerefli ve şefkatli bir devletin var elinden gelen çabayı gösteriyor seni kara zindana tıkmamak için.. Kıymetini bilmiyorsun diyor, içimdeki ses..

Bir kere hiç suçsuz olsam, devlet benden PARA mı isterdi?
Yatır PARAYI yatma içerde?
Şerefsizlik yapma!..
Böyle ŞEREFLİ bir teklifi, imkanı değerlendir..Şerefsizlik yapma!..
Şerefime kıyıyorum, PARAYA kıyamıyorum..
Gören duyan da, hatta Devletim de PARASI yok zanneder..
Olmaz mı? Şerefsizlik benim ki..
Adam mıyım ben?

Güneş çoktan doğdu, başıma vurmuş bile..

Hayırlı Sabahlar!..

Murat YALÇIN

ekm2510 dedi ki...

Yargıtay'da 729 bin 706 dosya bekliyor

07.09.2009
YENİ adli yıl bugün başlarken 2008'den 2009'a devreden dosya sayısı 729 bin 706'ya ulaşan Yargıtay Başkanlığı, artan iş yüküne çözüm istedi. 2008'e ait Yargıtayı Faaliyet Raporu'nda, Yargıtay'daki iş yüküne dikkat çekildi. Rapora göre, 2007'den 2008'e devreden dosyalarla birlikte iş yükü hukuk dairelerinde yüzde 5, ceza dairelerinde yüzde 26, Başsavcılık'ta da yüzde 16 oranında arttı. 2008'den 2009'a da kurullarda 190, hukuk dairelerine 120 bin 97, ceza dairelerine 242 bin 454, başsavcılıkta 366 bin 965 dosya devretti. Raporda, Yargıtay'daki dosya sayısındaki artışın, çözüme kavuşturulması gereken en büyük sorun olduğu vurgulanarak, bir an önce önlem alınması istendi. Raporda, "Bu temel sorunun çözümü için yapısal değişikliklerin yanında, fiziki, mali ve insan kaynaklarının yetersizliklerinin giderilmesi gerekmektedir" denildi. Bilindiği gibi Hükümet'in 'Yargı Reformu Stratejisi ve Eylem Planı'nda Yargıtay'daki iş yükünün azaltılması Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kurulması öngürülüyor. Bu mahkemelerin kurulması için Yargıtay Kanunu'nda değişiklik yapılması gerekiyor. Öte yandan, yargıda 'toplu izin kullanımı' anlamına gelen ve 1 Ağustos Cumartesi günü başlayan adli tatilin sona ermesi nedeniyle bugün Yargıtay Konferans Salonu'nda tören düzenlenecek. Törende, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker ile Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok birer konuşma yapacak. Gerçeker ve beraberindekiler, daha sonra Anıtkabir'i ziyaret edecek ve akşam da TBMM'de 'Adli Yıl Açılış Kokteyli' verilecek.

http://www.sabah.com.tr/Gundem/2009/09/07/yargitayda_729_bin_706_dosya_bekliyor_4314531250

ekm2510 dedi ki...

700 bin kişi hakkında yakalama kararı var Paylaş
Haberi Paylaş

Benim Sayfam
Delicious


Facebook
Google


MySpace
Twitter


E-posta








Saygı ÖZTÜRK / ANKARA 7 Eylül 2009



Haberler Anında Cebinizde Hürriyet Mobil

Haberler Anında Bilgisayarınızda Haber Alarmı

Haber Kaçırmaya Son Hürriyet Mind

Sitene Haber Ekle Kazan Bumerang

Avrupa Birliği desteğiyle cezaevlerinin iyileştirilmesi için bilim adamlarıyla birlikte yürütülen çalışmalar kapsamında, Türkiye genelinde halen 700 bin kişinin arandığı, bunların yakalanmaları halinde cezaevlerinde mahkum sayısının ikiye, üçe katlanacağı belirlendi.


Cezaevlerinin şeffaf bir yapıya kavuşturulması amacıyla 21 cezaevinde inceleme yapan Hayat Boyu Eğitim Derneği’nin Genel Başkanı Adem Solak, cezaevlerindeki mahkum sayısının fazlalığı, yer yokluğu yüzünden meslek kazandırma çalışmalarının yürütülemediğini söyledi.

Cumhuriyet Savcılıkları ya da mahkemeler tarafından arananların önemli boyutlara ulaştığına dikkat çeken Adem Solak, arananlarla ilgili çalışmaların bilim adamlarının değişik il ve ilçelerde yaptığı örneklemelerle belirlendiğini, arananların yakalanma oranının ise düşük olduğuna dikkat çekti. İnfaz Bürolarında yüz binlerce kişinin kaydının olduğunu ifade eden Adem Solak, bu kişilerin cezaevlerinde yer olmadığı için yakalanmadığına ilişkin söylentilerin ise gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12424795.asp?gid=229

Adsız dedi ki...

Arkadaşlar merhaba uzun zamandır özel işlerim nedeni ile bloga girmiyordum,ama fırsat buldukça takip etmeğe çalışıyordum.Bu blogta ki arkadaşlar inanın çok şeyler başardı,eğer bu blogta ki çalışmalar olmasaydı adalet komisyonun da görüşülen ve taslak olan yasa,oldu bittiğe getirilip,cezaların geçmişe dönükte işleyeceği şekilde şu an yasallaşmış olurdu.Diyeceksiniz ki geç gelecek adalet ,adalet değildir.Ama yakın geçmiş tarihimize baktığımızda bu ülkede telafisi edilemeyecek yanlışlar olduğunu çok görmüşüzdür;ülkemizde tek bir kurşun dahi sıkmamış sadece BAĞIMSIZ TÜRKİYE sloganıyla yola çıkmış insanlar asılmadımı?Aslında bizler şu an mağdur olduğumuz için buralarda buluşmuş dertlerimizi paylaşıyoruz.Benim sizlere tavsiyem buradaki mağduriyetimizi utanarak değil,ülkenin geleceği için mağdur olmamış insanları da yanımıza almak için çalışmalıyız.Çünkü bu mesele yanlız bizim meselemiz olmamalı,bu mucadelemizde bir çoğumuz gördük Kİ görüştüğümüz etkili ve yetkili insanlar MAĞDURİYETİN farkında fakat ne gariptirki haklı olduğumuzu görmelerine rağmen yaklaşık 10 aydır kesin sonuca ulaşılamadı.Sonuca ulaşılamamanın sebepleri çoktur,bu sebeplerden birisi de toplumu bir yerlere BAĞIMLI tutmak amacıdır.İşte bu yüzden bu mağduriyeti bireysel değil toplumsal bir sorun olduğunu çevremize anlatmalıyız.Tatiller bitti okul açıldı;ARTIK MESAİ ZAMANI (Bu mucadelede üzerime düşen her görevi yapmaya hazır olan bir er olarak herkese merhaba)

HERKESE SELAM
BURHAN HOCA
(İŞCAN DEĞİL)

Adsız dedi ki...

SN.CÜNEYT BEY
ADALET KOM.ÜYELERİNİN TELEFONLARINI BULDUM.MAİL ATMANIZA GEREK KALMADI.TEŞEKKÜRLER.BU ARADA BEN HALA ADALET KOM.ÜYELERİ,PARTİ GRUP BAŞKANLARI VE BÜTÜN VEKİLLERE(CEP TEL.OLANLARA)SMS ATMAYA DEVAM EDİYORUM.MECLİS TATİL AMA CEPLERİ YANLARINDA.
CAN

gokhan dedi ki...

Avrupa Birliği desteğiyle cezaevlerinin iyileştirilmesi için bilim adamlarıyla birlikte yürütülen çalışmalar kapsamında, Türkiye genelinde halen 700 bin kişinin arandığı, bunların yakalanmaları halinde cezaevlerinde mahkum sayısının ikiye, üçe katlanacağı belirlendi.


Cezaevlerinin şeffaf bir yapıya kavuşturulması amacıyla 21 cezaevinde inceleme yapan Hayat Boyu Eğitim Derneği’nin Genel Başkanı Adem Solak, cezaevlerindeki mahkum sayısının fazlalığı, yer yokluğu yüzünden meslek kazandırma çalışmalarının yürütülemediğini söyledi.

Cumhuriyet Savcılıkları ya da mahkemeler tarafından arananların önemli boyutlara ulaştığına dikkat çeken Adem Solak, arananlarla ilgili çalışmaların bilim adamlarının değişik il ve ilçelerde yaptığı örneklemelerle belirlendiğini, arananların yakalanma oranının ise düşük olduğuna dikkat çekti. İnfaz Bürolarında yüz binlerce kişinin kaydının olduğunu ifade eden Adem Solak, bu kişilerin cezaevlerinde yer olmadığı için yakalanmadığına ilişkin söylentilerin ise gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Adsız dedi ki...

ARKADAŞLAR LTF BOŞ DURMAYALIM.BELKİ ŞU ANDA BELLİ BİR HEDEF YOK AMA BULABİLDİĞİNİZ BÜTÜN VEKİLLERE MAİL ATMAYA DEVAM EDELİM.BOŞ DURMAKTANSA BARİ BUNU YAPALIM.VEKİLLER MAİL KUTULARINI AÇTIKLARINDA NE KADAR KALABALIK OLDUĞUMUZU GÖRSÜN!!!SAYGILAR
CAN

Adsız dedi ki...

Cumhuriyet 04.09.2009
AHMET TAN

Yakalayamadıklarımızdan mısınız?

Dokunulmazlık o kadar da kötü bir şey değil.

Dokunulmazlar sayesinde cezaevlerinin kapasitesi zorlanmıyor.

Onlar sayesinde…

Hapistekilerin zaten zor olan yaşam koşulları, daha da kötüleşmiyor.

Dokunulmazlardan daha beteri var:

“Yakalanamazlar”…

Resmi verilere göre, hakkında “Yakalama emri” çıkartılan yurttaş sayısı 700 bin (evet yedi yüz bin) kişiyi aşmış.

Bu belki de bir dünya rekorudur…

Ama hayırlı bir rekordur.

Çünkü “Dokunulmazlar” ile “Yakalanamazlar” sayesinde cezaevlerimizin namusu kurtuluyor.

***

Adalet Bakanımız da doğruladı.

Toplam 75 bin kişi-yatak kapasitesi bulunan cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı 110 bini aşınca…

“Vardiyalı uyku” uygulamasına geçilmiş.

Örnek yurdumuzun her yanından…

550 kapasiteli Bursa Cezaevi’nin mevcudu 1.500’ü aşmış..

Erzurum’da 35 kişilik koğuşta 84 kişi yatıyormuş..

Yatmak lafın gelişi..

En büyük sorun yatmak.

1 yatağı 2 kişinin paylaşması artık doğal karşılanıyor.

Ama yatak/mahkûm oranı 1/2’yi geçen cezaevlerinde 3’lü vardiya kaçınılmaz olmuş…

Bir kısım tutuklu-hükümlü uyurken, bir kısmı da onların uyanmasını bekliyormuş.

Yatak yerine yer minderinde kıvrılıp uyuyabilenler ise tahliye sevinci yaşıyorlarmış.

Bunların hepsini yeni bakanımız doğruluyor.

***

Bakan sabır tavsiye ediyor. Yeni cezaevleri hizmete girince durum düzelecek diyor…

Oysa son 7 yılda cezaevleri düzelmiyor, berbatlaşıyor.

Bu nedenle…

“Yakalanamazlar” da “Dokunulmazlar” da çok haklı.

Ranza başında uyku sırası beklemektense..

Yer minderinde yer kapacak duruma düşmektense..

Ceylan koltuklarda oturmayı tercih etmeleri çok doğal.

***

Yakalanamazlar, 700 bin resmi “kanun kaçağı”na gelince…

Onlar da hem “Kaçan kurtulur” diyen atasözünün gereğini yerine getiriyor, hem de hapisteki yurttaşlarımıza dolaylı da olsa çok önemli bir hizmet sunuyorlar.

Ve iyi ki yakalanmıyorlar…

Yakalansalar, cezaevlerindeki 113 bin 794 kişi olan tutuklu ve hükümlü sayısı 813 bin 794 kişiye fırlayacak.

Daha doğrusu çıkamayacak, cezaevleri patlayacak!

1 değil 5 Rahşan Affı bile durumu kurtaramayacak.

***

Çare?

Belli ki, en güvenli ve en sağlam çareyi, güvenlik kuvvetlerimiz üretmiş durumda.

Hakkında yakalama emri bulunan 700 küsur bin kişiyi yakalamayarak…

Bu çareye ikinci katkıyı da Allah başımızdan eksik etmesin, dokunulmazlar yapıyorlar.

Başta Başbakan olmak üzere, hakkında “çıkar amaçlı suç örgütü” suçlaması bulunan birçok “sayın” kendisine dokundurtmuyor.

Dokundurtsalar…

Örneğin, sadece “Çıkar amaçlı suç örgütü sanığı veya hükümlü” sayısında Avrupa rekorumuz “siyaseten” tescil edilirdi.

(2002’de 997 olan bu suçtan yatan hükümlü tutuklu sayısı 5’e katlanarak şu anda 5 bine ulaşmış durumda.)

Dedik ya; Allah’tan dokunulmazlık var.

bişey yapmalı dedi ki...

Hapishaneler ve Gönüller

Bir hapishane diyordu ki:
Duvar dört yanım
Dört güneş düşmanı
Çatım maviliklere düşman...

Kapımdan mahkumlar girer
Omuzlarında suçlarıyla
Ellerinde tesbihler

Ve bir gün bana
Dedi ki bir hapishane
Bir kitabım...
Çevir bu sahife Karunlu
Bu Firavunlu...
Hangi sahifesinde ömrümün güneş
Ay ve leyla...

Ve bir gönül diyordu ki
Ay güneş var
Pencerem yok...


hamdi oruç


selam arkadaşlar bu şiiri sizlerle paylaşmamın nedeni olurda aramızdan birimiz hapise düşersek gönül penceremizi açık tutarak sabır ve şüküre sığındığımız vakit içerde de olsak huzur bulabiliriz nasipse...bu yüzden ALLAH kimseyi cezaevine düşürmesin inşallah ama eğer düşersekte gönül penceremizi kapatmayı nasip etmesin inşallah saygılarımla

bişey yapmalı dedi ki...

Nerdesin mapushane ?

Güneş gören gözüm mapushanede
Gökyüzü mavisi sanki hep gece
Sonbahar tek mevsim mi çiçeklerde
Sabret gönlüm elbet biter bu çile

Gezerim dağlarda yok dört duvar
Bu dünyadan nereye etsem firar
Gönül sende sabret gelecek bahar
Duymadın mı hiç batan güneş,doğar

Hiç mi açılmaz kapanmayan kapı
Yolcu çokta gelen geçen azaldı
Mapushane senle işim kalmadı
Bakınca tüm mevsimler hep bahardı

alıntı değildir :)

Adsız dedi ki...

http://www.izlesene.com/video/amator-cek-magdurlari/1139307

arkadaslar hepimiz icin hazirlanan bir video mutlaka izleyin

gokhanusta

bişey yapmalı dedi ki...

KIRLANGIÇ


"Kırlangıcın biri birgün bi adama aşık olmuş.Hergün pencerenin önüne gelir onu izlermiş.Birgün bütün cesaretini toplamış ve adama hey adam ben seni seviyorum uzun zamandır seni izliyorum demiş adam saçmalama se bir kuşsun ben ise bir insan durduk yere sende nereden çıktın diye bunu içeri almamış pencerenin önünden kovalamış kırlangıç yine gelmiş tamam seni hiç rahatsız etmicem demiş sadece çok iyi dost olalım demiş adam yine kabul etmemiş ve kovalamış kırlangıç tekrar gelmiş bak demiş hava çok soğuk seninle çok iyi arkadaş olalım beni içeri al soğukta donacağım demiş sıcak ülkelere göç etmek zorunda kalıcam lütfen beni içeri al demiş adam yine almamış kırlangıç çok üzgün bir şekilde başını önüne eğmiş ve gitmiş aradan çok zaman geçmiş adam pişman olmuş yaz gelmiş diğer kırlangıçlara sormaya başlamış ama gören olmamış sonunda danışma ve bilgi almak için bilge bir kişiye gitmiş olaları anlatmış bilge kişi demişki kırlangıçların ömrü altı aydır hayatta bazı fırsatlar vardır sadece birkez elinize geçer değerlendiremezseniz uçup gider hayatta bazı insanlar vardır sadece bir kez karşınıza çıkar değerini bilmezseniz kaçıp gider ve asla geri gelmez dikkatli olun farkında olun ve bir düşün bakalım acaba sen farkında olmadan bugüne kadar kaç kırlangıç kovaladın."
selam dava arkadaşlarım ekim ayı yaklaşıyor bu hikayeyi sizlerle paylaşmak istedim çünkü yapacak olduğumuz eyleme katılmakta tereddüt yaşayanlarımız varsa şunu bilsinlerki eğer mücadelemiz sonuçlanmaz ve olası bir dağılma gerçekleşirse eyleme gelmeyenler ilerde gelmek istesede yanlarında gelecek kimse bulamayabilirler bu yüzden bir karar verip bu mücadeleye umut bağlayanlar katılmalıdır aksi takdirde ortada ne kırlangıç nede toplu mücadele kalmayacaktır saygılarımla

Adsız dedi ki...

ARKADAŞLAR KANUNUN EKİM AYINDA ÇIKACAĞI KESİNMİ ÇÜNKÜ TUTTURDULAR DEMOKRATİK AÇILIM BİZLERİ OYALAMASINLAR

Adsız dedi ki...

BLOGLAR ARASI TRANFERLERDEN BAHSETTİLER BANA DÜN AKŞAM VE AKLIMA BİR ŞİİR GELDİ, ŞİİR DEYİNCE DE AKLA NAZIM GELİYOR; ALPARSLAN TÜRKEŞ'TEN BAŞBAKAN ERDOĞANA KADAR BİR ÇOK DEVLET ADAMI ZAMAN ZAMAN NAZIM'DAN ŞİİLERLER OKUMUŞLARDIR, AKLIMA GELEN ŞİİR:

RAHMİ OFLUOĞLU

YIRMINCI ASRA DAIR

Nazim HIKMET

(1902 - 1963)

-Uyumak simdi,
uyanmak yuz yil sonra, sevgilim..

-Hayir,
kendi asrim beni korkutmuyor
ben kacak degilim.

Asrim sefil,
asrim yuzkizartici,
asrim cesur,
buyuk
ve kahraman.

Dunyaya erken gelmisim diye kahretmedim hicbir zaman.
Ben yirminci asirliyim
ve bununla ovunuyorum.
Bana yeter
yirminci asirda oldugum safta olmak
bizim tarafta olmak
ve dovusmek yeni bir alem icin...


- Yuz yil sonra sevgilim...


-Hayir, her seye ragmen, daha evvel.
Ve olen ve dogan
ve son gulenleri guzel gulecek olan yirminci asir
(benim safak cigliklariyla sabaha eren muthis gecem),
senin gozlerin gibi, Hatcem,
gunesli olacaktir...




(12 Kasim 1941, Bursa Hapishanesi)



NAZIM HIKMET icin diger web adresleri>
http://www.cs.rpi.edu/~sibel/poetry/nazim_hikmet.html
http://www.umut34.freeserve.co.uk/nazim/


Turkce indeks sayfasi Home
English index page
@Isik Binyili dergisi Bircan Unver tarafindan tasarlanmis ve uretilmistir. Ocak 2000, New York

ekm2510 dedi ki...

08.09.2009 09:35:01 - Bu haber 344 kez, Mynet Finans bugün 74249 kişi tarafından görüntülendi.


Karşılıksız çek ve senet sayısında patlama
Şirketler kesiminin performansı ve bu kesimin mali piyasa risklerini gösteren protestolu senetler ve karşılıksız çekler, küresel krizin yoğun bir şekilde hissedildiği 2009 yılında fren tutmadı.

Adsız dedi ki...

EVET GÜZEL ŞEY OLDUĞUN YERDE OLMAK, BİZİM TARAFTA OLMAK VE DÖVÜŞMEK YENİ BİR ALEM İÇİN...
BİZ OLDUĞUMUZ YERDEYİZ, BİZİM TARAFTAYIZ,DİK DURMAYA DEVAM EDİYORUZ..KARADENİZ HORONLARINDA BİR KOMUT VARDIR:

DİK DUR! DİK DUR!
DER KOL BAŞI HORON ESNASINDA, EVET DİK DURUN DİK!

Adsız dedi ki...

YUKARIDAKİ YAZIYA İSİM KOYMAMIŞIM RAHMİ OFLUOĞLU
RAHMİ OFLUOĞLU

DİK DURUN DİK!

Adsız dedi ki...

EYLEM BİÇİMLERİMİZİ HIZLA GÖZDEN GEÇİRMELİYİZ..
Aynı kişilere yönelik mesaj, faks ve mail iletisi kirlilik yaratabilir ve ters tepebilir. İsrarlı omak ama bıktırmadan, bazen yolda yanımıza dilenci gelir, yok dersiniz ama o peşinizi bırakmaz, bu bende müthiş bir tepki uyandırır. Maç gibi özel durumları keşfedip, milletvekilleri, yüksek yargıçlar bir arada iken mesaj göndermek ilginç ve yararlı, ama aynı kişilere rutin israrlı mesaj kampanyalarını gözden geçirmeliyiz, tartışmalıyız diyorum..
TEMSİLİ DÜZEYDE ZİYARETLERİN YARARLI OLDUĞUNA İNANIYORUM MECLİS İÇİ MECLİS DIŞI..
EYLEM BİÇİMLERİ GÖZDEN GEÇİRİLMELİ DİYORUM
RAHMİ OFLUOĞLU

Adsız dedi ki...

HÜKÜMETİN ÇEK KANUNUNDA AÇMAZLARI VAR. BEN BU KONUDA DAHA ÖNCE BLOGDA YAZDIM. Çek kanunu meclis açılıca gündemem gelirse, ki öyle görünüyor gelecek, Ekim, yada Kasım, Çek Mağdurları lehine mutlaka bir şeyler olacak,siz DİK DURUN, SAF DEĞİŞTİRMEYİN, OLDUĞUNUZ YERDE BİZİM TARAFTA....
http://rahmiofluoglu.wordpress.com/2009/06/06/hukumetin-acmazi
RAHMİ OFLUOĞLU

Adsız dedi ki...

herzaman dik durduk ve durmaya devam edeceğiz, bizim tarafımız belli yerimiz belli,ve burada yakınlarımız için birşeyler yapmak istiyoruz. lütfen birlik olalım birşeyler yapalım herkes elini taşın altına koymalı bireysel olarak yapılan eylemler hiçbir zaman ses getirmez ve en önemlisi nasılsa birileri uğraşıyor diyip hep başkalarından birşeyler beklenmemeli şimdi birlik. mücadele ve çalışma zamanı
ofluoğlunada ayrıca bize verdiği destek için teşekkürlerimi bir borç biliyor ve teşekkür ediyorum. hatice kahveci özdemir

Erkan dedi ki...

Sayın Ofluoğlu
Ta en başından en sonuna kadar yanımızda olacağınızdan hiç şüphe etmedim.Bu hareketin fitilini ateşleyen siz oldunuz.Ve bu hareket sona yaklaştı.Tünelein sonunda görünen ışığın tren olmadığını görmekteyiz artık.İnşallah yakın zaman içinde bu mağdur kardeşleriniz kuş kadar örgür olacak.Bugüne kadar yaptıklarınız ve yapacaklarınız için size minnettarız.Doğru yolda doğru yerde ve doğru insanlarla olduğumuz için kendimi şanslı adlediyorum.Ve inanıyorumki çok yakında bu blogta KUTLAMALAR başlayacak ve paylaşılan şeyler GÖZYAŞLARI DEĞİL MUTLULUKLAR olacak
Saygılar..

ekm2510 dedi ki...

sayın OFLUOĞLU , başından beri haklı mücadelemizin , onurlu mücadelemizin temsilcisi oldunuz.Size saygılar sunarız.SAF DEĞİŞTİRMEDEN , DİK DURARAK MÜCADELEMİZE KALDIĞIMIZ YERDEN DEVAM EDİYORUZ VE EDECEĞİZ.10 AY EVVELKİ KARARLILIKTA VE MÜCADELE AZMİMİZLE TÜM ARKADAŞLAR EL ELE , GÖNÜL GÖNÜLEYİZ...MÜCADELE BİÇİMİMİZ,KARARLILIĞIMIZ VE GELDİĞİMİZ NOKTA ; DOĞRU YOLDA OLDUĞUMUZU GÖSTERİYOR BİZE...

Adsız dedi ki...

Erkan bey kardeş,

Mutluluk, sevinç ne büyük nimetler..
Bir işe kabul edilirsin.. Mutlu olur, sevinirsin..
Erken terhis olursun.. Mutlu olur, sevinirsin..
Çocuğun doğar.. Mutlu olur, sevinirsin..
Milli takım kazanır, GS gol atar (Fenerlimisin yoksa), İkramiye çıkar, ne bileyim seçimi kazanırsın.. Mutlu olursun.. Sevinirsin..

Bu gayri insani (başka unsur saymaya gerek yok) zulüm kalkacak ve hepimiz çok mutlu olacağız, çok sevineceğiz..

Ama ben GÖZYAŞLARIMA engel olamıyacağım, olmayacağım.. Doya doya ağlayacağım.. Yukarıda saydıklarım gibi kazandığım şeylere sevinçten değil, ALNIMIZA SÜRÜLÜCEK KARA BİR LEKEDEN kurtulduğumuz için ALLAH'a SECDE EDECEĞİM o gün, teşekkür edeceğim O'na..

Sonra emeği geçen tük insanlara teşekkür ve dua edeceğim..

Sevgilerimle..

Murat YALÇIN

ekm2510 dedi ki...

Bu blog 10 ay evvel bir amaç uğruna kuruldu.Karşılıksız çeklerde içinde bulunduğumuz durum bizleri bir bütün olmaya sevk etti.Bu süre içerisinde çok mücedeleler verildi.Hiç kimse kimsenin lideri olmadı.Ancak bir iş bölümü içerisinde hareket edildi.Herkes bir şeyler yapmak için az - çok imkanlarını seferber etti.İnanın çok emek verildi.Hatta mücadele içinde çok değerli dostlarımızı yitirdik.Ancak hiç bir zaman bölünmedik.Tartıştık ancak doğru yolu bulduk hep.Aramıza bu süreçte binlerce arkadaş katıldı.Daha da güçlendik.Karşılıksız çeklerde hapis zulmunün bitmesine belki 1 ay belkide en fazla 2 ay kaldı.Şimdi yapılacak şey,BÖLÜNMEDEN-PARÇALANMADAN-TEK SES-TEK YÜREK OLARAK MÜCADELEMİZE KALDIĞIMIZ YERDEN DEVAM ETMEKTİR.

Adsız dedi ki...

Selamlar burada verdiğimiz mücadele hiç bir yerde verilmedi geçen seneden beri bütün vekillerle arkadaşlar onlarca kez konuştu bilgilendirdi bunu imse inkar edemez şimdi sen blog kurdun şunu yazdın gibi laflarla kimse ahkam kesmesin başka bloglarda hit artırmak için her türlü yazıları yazsın bizim derdimiz belli KANUNSUZ CEZA ona karşı mücadele veriyoruz .Bu böyle biline HERKEZ ALABİLDİĞİ VE İSTEDİĞİ İSİMDE BLOG AÇAR amaç sesimizi duyurmak benimde en az 10 tane blog um var amaç toplanmak birleşmek burada da biz bunu yapıyoruz yapmaya devam edeceğiz
Saygılarımla



bişey yapmalı dedi ki...

MİNİK BİR YÜREĞİN DUASI

Ailesi minik kızlarının kalbini Allah sevgisiyle doldurmak istiyorduBunun içinde kendilerince bir yöntem geliştirmişlerdiKızları bişey istediğinde onu Allah tan dua ile istemesini tenbih ediyolarOsecdede dua ederken istediği şeyi arkasına koyuveriyorlardıO sabah ayrı bir heyecanla uyanmıştı küçük Ayşe bayrama 1 hafta kalmıştıNe isteyeceğini biliyordu Allah tan bir bisikletti istediği başlamıştı bile dualara amma anne ve babasının yüreğinde hüzün vardı çünkü bu kez yavrularının istediğine güçleri yetmiyodu.Küçük Ayşe ise tam bi inançla dualarına devam ediyoduGünler ardı ardına geçti bayram geldi çattı



Küçük yürek çok heyecanlıydı

Nasıl verecekti acaba Rabbi ona istediğini 1

gün çeşitli bayram hediyeleri aldı gezdiği tüm akrabalarından

2

gün daha bi ayrı heyecanla bekledi ne geleni gördü gözü ne gideni camın önüne oturmuş öylece bisikletini kimin nasıl bırakacağını düşünerek uzaklara bakıyodu





Ama olmamıştı o günde hiç ses seda yoktu

Belki yarın yatağımın yanında bulurum ümidiyle sabahı zor etti

Erkenden uyandı;ama değişen bişey yoktu

Küçük kızlarının durumu değişmeyince ailesi dayanamadı



Babası alıp karşısına küçük kızının anlayacağı dilde anlatmaya çalıştı

Bak yavrum dedi dilinin döndüğünce bişeyler gevelediten sonra Allah herkeze cevap veremeyebilir değilmi dedi çaresizce

Küçük yürekse kendisinden beklenmeyecek bir olgunlukla babasına bile ders olacak cevabı verdi:Hayır

Onun gücü herkese cevap vermeye yeter

Banada cevap verdi

Ama bana HAYIR dedi





Bunu duyan ailesinin gözleri doldu ve amaçlarına ulaştıklarını anladılar

Başarmışlardı
alıntıdır
selam arkadaşlar bu hikayeyi sizinle paylaşmamın nedenlerinden biriside mücadelemizi daha da güçlendirip birlik ve beraberliği artırmaktır çünkü içimizde öncelerden bu mücadeleye destek olup ümitleri tükenip mücadeleden ayrılan arkadaşlarımız vardır lakin önceki verilen çabalarımızın sonucu başarıya ve mutlak sonuca ulaşmasada biz mücadelemize devam etmeliyiz önceki çabalarımızda değil belkide önümüzdeki mücadelede ALLAH dualarımızı kabul edip sevdiklerimize bizi kavuşturabilir bu yüzden hakkımızda hayırlısı deyip umutlarımızı kırmamalıyız saygılarımla

Adsız dedi ki...

sayın site yetkilileri
yokmu ıyı bır haber
lütfen bilgi verin

bişey yapmalı dedi ki...

selam dava kardeşlerim sitede sık sık yazmaya çalışıyorum ama gördüğüm bir gerçeğide sizlerle paylaşmak istiyorum arkadaşlar 29 haziran eyleminde 100-150 kişilik bir katılım vardı bunun üzerine çıkmalıyız sayı olarak yoksa azınlığa düştüğümüz vakit o azınlıkta dağılacaktır buna emin olun çünkü bunu yaşadık şimdi son bir umutla mücadeleye yine sarıldık ama bu sefer emin adımlarla ve hedeflerle bu işi götüremezsek yine çok kısa sürede dağılabiliriz ve gördüğüm gerçek şudur artık internetten bile ümitler kesilmiş birliktelik sağlanmayacak korkusu sonuç çıkmaz düşüncesi insanları buralardan uzaklaştırmıştır biz kaç kişiyiz bölümündeki sayımız bile çok düşüktür kaldı ki eskisinden daha güçlü olmamız gerekmektedir...bu yüzden eylemlere katılmayı düşünenler kendilerinin geleceğini burdan diğer arkadaşlarına bildirdiği gibi diğerlerinede çağrı yapmalıdır her katılım yazısı diğerine umut olabilir birde eğer ki katılım olmazsa eylemin yapılmaması kararlaştırılıp gelmemeyi düşünenlerede zorlayıcı etken olarak uygulanmalıdır...hedefi vurmucak mermiyi hedefe doğru ateşlemektense havaya sıkmak daha doğru olur...bu sebeblerle arkadaşlar katılanlar sitemizden hem görüşlerini yazarlarsa ne gibi eylemler yaparız neler yapmalıyız diye hemde diğer arkadaşlara umut olur diye düşünüyorum....

Erkan dedi ki...

Site yetkilisi değilim ama bir konuda anlaşalım.Bu blog ta, diğer bloglarda yazan umut taciri arkadaşlardan pek yok.Sonuçta bu iş bitti diyebilmemiz için kanunun çıkıp resmi gazetede yayınlanması gerek.
Ancak bu konuda toplanan veriler sonucun lehimize olacağını açıkça ortaya koyuyor.Sadece tarih ile ilgili bir sıkıntı var.Beş yıldır yaşıyorum bu sıkıntıyı.Ama hiç umutlanmadım.Şimdi durum farklı.Ümitsizliğe kapılmak değil aslında ümidin tazeliğini koruduğunun teyyidini istiyoruz sürekli.Ay sonuna doğru takvim belli olur.Sonucun hiçbir şekilde değişebileceğini düşünmüyorum ama tarihini belirlemek biraz bize bağlı.Tüm katılımcıların fikri yardımlarıyla bir çalışma planlanıyor.Planın start anından sonra göstereceğimiz özveri sonuç tarihini belirleyecek.Biliyorumki sitedeki herkez bu konunun çözüleceğine en az benim kadar inanıyor.Herkez vazifesini ertelemeden yaparsa özlemler esaretler diner korkular biter bi an önce.Mümkün olduğunca aklına geleni duyduklarını bildiklerini paylaşsın herkez blog ta.Her fikir önemli her birey önemli burda.Site yöneticilerininde benimle aynı görüşleri paylaşacağını düşünüyorum.
Bu meyve olgunlaştı daldan düşmesini beklyoruz.Ama dala çıkıp kendimizde alırsa aynı lezzeti alırız.
Herkeze selamlar.

Adsız dedi ki...

Karşılıksız çek oranı yüzde 48 arttı
güncellenme zamanı 8.9.2009

Haberi tek sayfada gösterHabere yorum yazArkadaşına gönderSitene ekleSayfayı yazdırRSSCepten okuBize Ulaşın
haberi paylaşFacebookGoogleYahooMixxDiggStumbleUponDel.icio.usredditTwitterMyspacefriend feed
Blog yaz, haberi yorumla!Web siteni ekle,
Günün Sitesi yarışmasına
sen de aday ol!
HABERİN ETİKETLERİ
senet karşılıksız çek
Sen de etiket ekle!

gönder
milliyet.com.tr hep yanınızda
+ Haberci ile bilgisayarında oku+ Sitene ekle ile haberleri sitende göster+ SMS ile cebine gelsin+ İnternet ile cepten okuŞirketler kesiminin performansı ve bu kesimin mali piyasa risklerini gösteren protestolu senetler ve karşılıksız çekler, küresel krizin yoğun bir şekilde hissedildiği 2009 yılında fren tutmadı.

Bu yılın 7 aylık döneminde protestolu senetler, geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 29.2’lik bir artışla 4 milyar 564.7 milyon TL’ye ulaştı. Karşılıksız çek sayısı ise söz konusu dönemde geçen yıla göre yüzde 48 artışla 1 milyon 224 bin 48 oldu. Geçen yıl aynı dönemde karşılıksız çek sayısı 827 bin 101’di.
Ekonomik krizin yaşandığı 2001’den sonra ödenmeyen senet sayısı ve tutarı, 2005’te 2001 seviyesine ulaşıp, 2006’da ise hızlı bir artış trendine girdi. 2006 sonunda protestolu senetlerin toplam tutarı önceki yıla göre yüzde 44.6, 2007 sonunda yüzde 41.3, 2008’de ise yüzde 17.9 oranında arttı.
2005-2007 döneminde protestolu senet sayısının artmasında, ekonomik canlılığa karşın uygulanan sıkı para politikaları etkili oldu. 2008 yılı ve 2009 yılında ise küresel ekonomik krizin etkisini hissettirdi.

M.K. dedi ki...

Arkadaşlar

Arkadaşlarında söylediği gibi Ekim yaklaşıyor. Bu nedenle Ankara Ziyaretiyle ilgili çalışmalara başlasak iyi olur diye düşünüyorum. Daha önceleride yazdığım gibi öncesinde büyük şehirlerde mağdur arkadaşlar bir araya gelip sayı belirleme ve artırma konusunda çalışma yapacakmıyız.

Biliyorsunuz önceden kararlaştırmanın avantajları var. İnsanlar sosyal ve ekonomik durumlarını o tarihe kadar ayarlarlar ve son dakika süprizleri olmaz. Bu kez çok daha kalabalık olmalıyız ve bunun içinde çalışma yapmak gerekir.

Site admini arkadaşlar bu konuyu değerlendirirse iyi olur.

Sayın Ofluoğlu nun haklı olduğu noktalar var. Mail sms ve fak olayını basına ticaret odaları ve yönetim kurullarına, yargıtay üyelerine, sivil toplum örgütlerine sendikalara yönlendirsek iyi olur gibi geliyor bana ne dersiniz.

Saygılarımla

bişey yapmalı dedi ki...

NASİPSE HAYIRLISI OLSUN İNŞALLAH

Selam arkadaşlarım sizlerle durumumuz hakkında son bilgileri paylaşmak istedim sitemiz sorumlularından cüneytle yapmış olduğumuz görüşmemizde son durumumuzun eskiye nazaran daha fazla sayıya doğru hızla ilerlediği tespit edilmiştir bu çok sevindirici bir gelişmedir lakin temel sorunumuz harekete geçememek olduğundan bunun da üstesinden gelmemiz gerekmektedir.bunun içinde hepimizin tek tek bu davayı kazanacağımıza inanmalıyız.oluşturacağımız birlikteliğin yapacağımız eylemlerle meclis üzerinde bir etki oluşturarak bize destek veren vekillerin desteğini arttırarak durumumuza olumlu somut gelişmeler ekleyebiliriz.herşey bizim ilk önce inanarak (ben inanıyorum inşallah yanılmam),cesaretle,kararlılıkla saygı ve sevgi çerçevesi içinde harekete geçmemize bağlıdır. Bu bizim için adalet için sevdiklerimiz için çok önemli bir gelişmedir bu yüzden ki sitemizde de çok güzel kardeşlik ortamı sağlanmış anlamsız tartışmalar kalp kırıcı konuşmalar son bulmuştur artık önümüzde sadece el ele vererek bu zorlukları aşmak kalmıştır ALLAH yardımcımız olsun inşallah teşekkürlerimi sunarım

bişey yapmalı dedi ki...

PAYLAŞMANIN ANLAMI

Arkadaşlar merhaba belki içinizde bu hikayeyi duyan olmuştur,bizim durumumuza da kısmi olarak benzemesinden hem moral olsun hem de oluşturduğumuz birlik beraberlik duygularımızı kabartsın,bu duygular içerisinde de hem mücadelemiz güçlensin hem de alınan sonuçlar ışığında acılarımız ve mutluluklarımız paylaşılsın istedim.eğer ki bu düşünceleri içimizde bir adım daha ileriye taşıyabilirsek ne mutlu bizlere..



İleri derecede hasta iki adam aynı hastane odasındaydılar. Adamlardan birinin her öğleden sonra 1 saatliğine oturmasına izin veriliyordu, ciğerlerindeki suyun süzülmesi için. Bu hastanın yatağı odadaki tek pencerenin tam yanındaydı. Diğer hasta ise hep sırtüstü yatmak zorundaydı. Bu iki hasta saatlerce birbiriyle konuşur, eşlerini, ailelerini, evlerini, işlerini, askerlik anılarını, tatilde gittikleri yerleri anlatırlardı birbirlerine. Pencerenin yanındaki hasta, her öğleden sonra oturmasına izin verdikleri saati diğer hastaya pencereden görebildiklerini anlatarak geçiriyordu. Diğer hasta hep bir sonraki günü iple çekmeye başladı, dışarıdaki renkli ve hareketli dünyayı dinlemek için. Pencere, içinde çok güzel bir göl olan parka bakıyordu. Ördekler ve kuğular gölde yüzerken çocuklar model bot'larını suda yüzdürüyorlardı. Genç asıklar, gökkuşağının tüm renklerindeki çiçeklerin arasında kol kola dolaşıyorlardı. Ulu ağaçlar etrafı süslüyor, uzaktan şehrin silueti görünebiliyordu. Pencere kenarındaki adam bunları muhteşem bir detayla anlatırken, odanın diğer ucunda yatan adam gözlerini kapar ve bu muhteşem manzarayı hayalinde canlandırırdı. Sıcak bir öğleden sonra, pencerenin yanındaki adam geçmekte olan bir şenlik alayını tarif etti. Diğer adam bando seslerini duyamasa bile hayalinde canlandırabiliyordu, pencere kenarındaki adamın tasviriyle. Günler ve haftalar geçti. Bir sabah banyo yaptırmak için su getiren gündüzcü hemşire pencere kenarında yatan hastanın cansız bedeniyle karsılaştı. Uykusunda, huzur içinde ölmüştü. Hüzünlendi, hastane görevlilerini cesedi dışarı taşımaları için çağırdı. Uygun zaman geçtiğine kanaat getirir getirmez, diğer hasta pencerenin kenarındaki yatağa taşınmasının mümkün olup olamayacağını sordu. Hemşire memnuniyetle isteğini yerine getirdi, hastanın rahat olduğundan emin olduktan sonra onu yalnız bıraktı. Yavaşça, duyduğu acıya aldırmadan, bir dirseğine yaslanarak dışarıdaki dünyaya bakmak üzere yatağından doğruldu adam. Sonunda, dışarıyı kendi gözleriyle görme zevkini yaşayabilecekti. Pencereden dışarı bakabilmek için yavaşça dönmeye zorladı kendisini. Pencere, boş bir duvara bakıyordu. Adam hemşireye, vefat eden oda arkadaşının pencerenin dışında görünen harika şeylerden bahsetmesine sebep olan şeyin ne olabileceğini sordu. Hemşirenin cevabı, ölen adamın kör olduğu ve pencerenin önündeki duvarı görmediğiydi. 'Sanırım seni cesaretlendirmek istedi' dedi. "Diğer insanları mutlu etmek çok büyük mutluluk getirir." Kendi durumunuz ne olursa olsun. Paylaşılan dertler yarısı kadar üzüntü verir, paylaşılan mutluluklar ise İki katı artar. Kendinizi zengin hissetmek istiyorsanız, sahip olduğunuz ve paranın satın alamayacağı her şeyi paylaşın.bugün bize bir hediyedir..



Eğer ki bizler gerçek anlamda birlik ve beraberlik içinde olursak açacağımız pencere duvara bakmayacaktır.

Cuneyt dedi ki...

birşey yapmalı
Biz hep birlik beraberlik içindeydik olmayada devam edeceğiz, durumumuz zor insanlar çok güç durumda herzamankinden fazla dayanışma göstermeliyiz, çatlak ses çıkacaktır, ama bu iişin doğasında var mutlaka bir kaç kişi çıkacaktır ve bunlar önemsiz şeyler,
şu anda her zamankinden güçlüyüz yeni arkadaşlar katıldı aramıza ve daha önceki mevcutumuzun çok üstünde sayıya ulaştık ve ekimde meclisi titreteceğiz
Buna emin ol kardeşim

Adsız dedi ki...

SEVGİLİ ARKADAŞLAR BIKMADAN USANMADAN FAX ÇEKMEYE MAİL GÖNDERMEYE DEVAM EDİYORUZ...LÜTFEN BU KONUDA YILGINLIK OLMASIN. MAİLLERİMİZ OKUNUYOR VE TEK TEK DEĞERLENDİRİLİYOR.KENDİ MAĞDURİYETLERİNİZİ ANLATAN UZUN OLMAYAN YAZILARINIZI FAX ÇEKİN MAİL ÇEKİN.. EKİM AYINA KADAR BU ŞEKİLDE DEVAM EDELİM LÜTFEN..

jenardi

Adsız dedi ki...

Arkadaşlar;AŞAĞIDAKİ YORUM TÜRK HUKUK SİTESİ YORUMLAR BÖLÜMÜNDEN DÜN AKŞAMKİ 20.57 DE AV BÜLENT ÖZKANIN YORUMUDUR..

İstanbulda sadece Şİşli 6. Asliye Ceza Mahkemesi 2008 sonuna kadar çek kanununda Ceza kanununa uygun değişiklik yapılmadığını, ceza kanununda adli para cezasının gün-para hesabı ile verilmesinin şart olduğunu, çek kanununda ise çek bedeli üzerinden ceza öngörüldüğünü, bunun ceza kanununa aykırı olduğunu, değişiklik de yapılmadığından çek yasasının ceza öngören maddesinin ZIMNEN ilga hal geldiğini gerekçe göstererek BERAAT kararı vermektedir. Şişli 6. ACM dışında verilmiş BERAAT kararı yoktur. Bu kararlardan biri de bize denk gelmiş olup, temyiz edilmiştir. Sonucu bekleyip göreceğiz...

bişey yapmalı dedi ki...

Biraz Mutluluk


Jerry, çevresindekilerin çok sevdiği insanlardan biriydi. Keyfi her zaman yerindeydi. Her zaman söyleyecek olumlu bir şey bulurdu. Hatta bazen etrafındakileri çıldırtırdı bile.

Bu adam, bu halde bile nasıl iyimser olabiliyor? Birisi nasıl olduğunu sorsa; "Bomba gibiyim" diye yanıt verirdi hep...
"Bomba gibiyim."
Jerry bir doğal motivasyoncuydu...

Yanında çalışanlardan biri, o gün, kötü bir günündeyse, Jerry yanına koşar, duruma nasıl olumlu bakılacağını anlatırdı.

Bu tarzı fena halde düşündürüyordu beni... Bir gün Jerry'ye gittim. Anlayamıyorum dedim.. Nasıl olur da, her zaman, her koşulda bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun... Nasıl başarıyorsun bunu?

Her sabah kalktığımda kendi kendime Jerry bugün iki seçimin var:
Havan ya iyi olacak, ya kötü.. derim.

Havamın iyi olmasını seçerim. Kötü bir şey olduğunda gene iki seçimim var:
Kurban olmak, ya da ders almak.

Ben başıma gelen kötü şeylerden ders almayı seçerim. Birisi bana bir şeyden şikayete geldiğinde, gene iki seçimim var... Şikayetini kabul etmek ya da ona hayatın olumlu yanlarını
göstermek. Ben hayatın olumlu yanlarını seçerim.

Yok yahu, diye protesto ettim. Bu kadar kolay yani? Evet.. Kolay dedi Jerry.. Hayat seçimlerden ibarettir. Her durumda bir seçim vardır. Sen her durumda nasıl davranacağını seçersin. Sen insanların senin tavrından nasıl etkileneceklerini seçersin. Sen havanın, tavrının
iyi ya da kötü olmasını seçersin... Yani sen, hayatını nasıl yaşayacağını seçersin!..

Jerry'nin sözleri beni oldukça etkiledi. Onu, uzun yıllar görmedim. Ama, hayatımdaki talihsiz olaylara dövünmek yerine, seçim yapmayı tercih ettiğimde hep onu hatırladım.

Yıllar sonra, Jerry'nin başına çok tatsız bir şey geldi. Soygun için gelen hırsızlar, paniğe kapılıp, Jerry'yi delik deşik etmişler... Ameliyatı 18 saat sürmüş, haftalarca yoğun bakımda kalmış.
Taburcu edildiğinde, kurşunların bazıları hala vücudundaymış.

Ben onu, olaydan altı ay sonra gördüm. Nasılsın? diye sorduğumda, Bomba gibiyim dedi
Bomba gibi. Olay sırasında neler hissettin Jerry dedim. Yerde yatarken, iki seçimim var diye düşündüm... Ya yaşamayı seçecektim, ya ölümü.. Ben yaşamayı seçtim.

Korkmadın mı, şuurunu kaybetmedin mi ?
Ambülansla gelen sağlık görevlileri harika insanlardı. Bana hep İyileşeceksin merak etme dediler.
Ama acil servisin koridorlarında sedyemi hızla sürerlerken, doktorların ve hemşirelerin yüzündeki
ifadeyi görünce ilk defa korktum. Bu gözler bana; Bana adam ölmüş diyordu. Bir şeyler yapmazsam, biraz sonra ölü bir adam olacaktım gerçekten...

Ne yaptın? diye merakla sordum..
Kocaman bir hemşire yanıma yaklaştı ve bağırarak herhangi bir şeye alerjim olup olmadığını sordu...
Evet diye yanıt verdim.. Var.. Doktorlar ve hemşireler merakla sustular.. Derin bir nefes alarak kendimi toparladım ve bağırdım: Benim kurşunlara alerjim var !..

Doktorlar ve hemşireler gülmeye başladılar. Tekrar bağırdım... Ben yaşamayı seçtim. Beni bir canlı gibi ameliyat edin. Otopsi yapar gibi değil..

Jerry, sadece doktorların büyük ustalıkları sayesinde değil, kendi olumlu tavrının büyük
katkısı ile yaşadı. Yaşaması bana yeni ders oldu.

Hergün, hayatımızı dolu dolu yaşamayı seçme şansımız ve hakkımız olduğunu ondan öğrendim..
Ve her şeyin kendi seçimimize bağlı olduğunu..

Bu yazıyı okudunuz. Şimdi iki seçiminiz var:

1. Unutup gitmek.
2. Saklamak ve de bu yazıyı Dostlarınızla paylaşmak

alıntıdır
selam arkadaşlar bu yazıyı sizlerle paylaşmak istedim çünkü içimizde gerçekten çok zor durumda olan arkadaşlarımız var onlara ALLAH tan sabır,şükür ve mücadele etmelerini ALLAH ın izniyle bu işin çözüleceğini ümit etmelerini diliyorum sevgilerimle

Adsız dedi ki...

İSTANBUL VE TEKİRDAĞDA SEL FELAKETİNDEN ÖLENLERİN HEPSİNE ALLAH RAHMET EYLESİN.

ZOR DURUMDA OLAN TÜM HALKIMIZADA ACİL ŞİFALAR DİLERİM

Adsız dedi ki...

Sn. Arkadaşlarım,
Benim kendi bazı sorunlarımdan dolayı eskisi gibi yazamıyorum. Şunu bilmenizi istiyorumki en ufak boş vaktimi mail atmaya ayırıyorum. Ziyaret ettiğim ve güvendiğim tek site burası. sonuna kadarda burdayım. hiç biryere gitmeye niyetim yok. Allah'ın izniyle Bayramdan sonra aramalara başlıycaz.Az kaldı. Olumsuz birşey yok. Herşey lehimize .
Meclis açılmadan yapacak tek şey maillere ve fakslara ara vermemek. şunu unutmayınki her attığınız okunuyor.
Unutmayınki ilk güzel haberimi bugün yarın vericem.
Burayı takip edin. Ayrılmayın . Mailleri ihmal etmeyin.
Selamlar .
Deniz Gül

bişey yapmalı dedi ki...

Selam arkadaşlar sizlere ekim ayı eylemi ile ilgili son bilgileri vermek istedim cüneyt beyle yapmış olduğumuz görüşmelerimizde yeni katılan arkadaşlarımızdan da eylemlere gelmek isteyenler var.. bu yüzden eylem öncesi şehir bazında organize olup toplu taşıma araçlarıyla hareket edilmesi daha doğru ve daha ekonomik olacağını düşündük izmir den ve diğer illerden gidecek olanlar cüneyt beyle irtibata geçebilirler..arkadaşlar önceki eylemlerde olduğu gibi geleceğim deyip gelmemeyi düşünenler varsa hem kendilerini hemde gidecek olanları kandırmasınlar çünkü bu sefer yeterli katılım olmazsa toplu bir şekilde gidilmeyecek ben izmirden nasipse gitmeyi düşünüyorum ama en az bir minübüs dolduramazsak yada diğer illerden gelenlerle sayımız 200 kişinin altında olursa kesinlikle gitmemeyi düşünüyorum...az önce sayın burhan işcan başkanımızla da görüştüm kendisi oldukça kırılmış sitede yazılanlar ve aramızda yaşanılanlar yine aramıza maalesef nifak tohumları ekmiş. arkadaşlar zaten ortada eylemlere katılan sayısı çok az bu sayıda sebebsiz tartışmalardan dolayı daha aza inmektedir amacımız nedir?üzüm yemek mi bağcı dövmek mi?
Burdan başkanımız burhan işcan a da sesleniyorum eğer ki yazılanlara kafanızı takacak ve onlara kulak asacaksanız bu işe hiç soyunmayınız ve inanmayınız aklın yolu birdir bu şekilde ki sebebsiz tartışmalar mücadelemize zarar vermiş ve verecektir..sayın başkanım eğer ki siz yazılanlara kızıpta gelmeyecekseniz gelmeyin gelenler ne konuşacağını ne yapacağını en az sizin kadar biliyor sorun gelmekte yani gidilip toplanılıp eylem yapılmasında bunun önüne geçen her kim olursa zaten kendisi bir sorun oluşturmuş demektir...bu yüzden arkadaşlar sorunumuz toplanamamaksa bunu aşmamız gerekir bunun yoluda önceden organize olmaktır..toplu olmayan eylem ancak kişisel girişimdir ve kişisel girişimlere hiçbir engel yoktur kim isterse istediği zaman istediği kişiyle görüşme yapabilir lakin davamızda önceden yapılan kişisel girişimlerde etkinin çok zayıf ve yetersiz olduğu tespit edilmiştir.. bu yüzden toplu mücadelede topluluğu oluşturacak bir birey olmayı düşünenler lütfen irtibata geçsin hatta gerekirse bayramın son günü şehir bazında buluşup hem bayramlaşıp hemde tanışabiliriz..yada açıklanacak eylem tarihinden önce sayımızı tespit edip ona göre hareket edebiliriz..tüm katılacak olanlara şimdiden teşekkürlerimi sunarım

Cuneyt dedi ki...

Sağolasın kadir Kardeşim
Burada verdiğimiz mücadele onur mücadelesidir, Arkadaşlarımız zindanlarda çürürken, küsmek, yazılara kızmak gibi davranışlarda bulunanlarla işimiz olmaz, bu bir dava meselesidir onur meselesidir, arkadaşlarımız bilir, 9 aydır bu sitede, başka yerlerden gönderilen tetikçi, nemalanmak isteyen kişiler tarafından gönderilmiş kişilerce ne küfürlere ne hakaretlere maruz kaldık, ama yılmadık, biz burda olduk ve bu haklı mücadelemizi kazanana kadarda burdayız, en küçük bir yılgınlık göstermedik göstermiyeceğiz ve haklı mücadelemizin savaşını vereceğiz.
Küsmek gitmek, kim olduğunu bilmediğimiz, mağdurmu alacaklımı sabotajcımı tefecilerin adamımı kim olduğunu bilmediğimiz ve hele hele mücadelemizin başlangıç yeri olan yeni anayasa 33 sitesini sabote eden kişilerinde içinde olduğu bir oluşumun içine girmek akıllara ziyan diye de düşünürüm. Davasına inanmayanlarla işimiz olmaz.


inançlı, bu davaya gönül vermiş, nitelikli bilgili yeni arkadaşlarımız aramıza katıldı,
İnsan onurunu rencide eden bu yasaya karşı mücadele etmiş ve bir çok saldırılara maruz kalmasına rağmen, bir an içinde olsa çek mağdurlarına vermiş olduğu desteği kesmeyen, şahsına yaşatmış olduğumuz tüm olumsuzluklara rağmen ilkelerinden asla taviz vermeyen, her zaman olduğu gibi sözcümüz, önderimiz, yüzümüz, dava insanı, Sayın Rahmi Ofluoğlu her zaman olduğu gibi yanımızdadır, sayın Ofluoğluna buradan tekrar saygılarımı sunuyorum..
Meclis ziyaretimiz olacak bakanlarla konuşup sorunlarımızı anlatacağız..

TBMM ziyaretimizde, organizasyon hazırlıklarımızı yapıyoruz, gerek basın, gerekse vekil ve bakanlarla diyaloglarımızı geliştiriyoruz, Bizim adımızı kullanarak TBMM ziyareti için program yapanlar varsa buradan söylüyorum, Çek Mağdurları hiç bir çıkara hizmet etmez ve kendi planları programlarını yapar ve dilediği kişiyle görüşür, bizim adımızı kullanarak bize zararı olabilecek bu tip organizasyon yapmaya çalışanlar olursada bunu engelliyeceğimizi bilsinler.
Nihayetinde Çek Mağdurlarının adı kullnılarak yapılmış etkisiz başarısız her girişim, Çek Mağdurlarına mal edilicek basın ve vekiller nezdinde gücümüz ve etkinliğimiz küçümsenecek, bizleri etkisizleştirilmeye yönelik bu tip ucuz davranışlara karşı taviz vermeyeceğimizi, vekillerle diyalog kurarak bu tip insanların bizlerle bir ilgilerinin bulunmadığı anlatılacaklardır.
Bu tip ucuz ayak oyunlarına girmemelerini umut ediyoruz..

bişey yapmalı dedi ki...

cüneyt kardeşim yazdıklarına katılıyorum lakin şu önemli noktayıda belirtmek isterim önemli olan bişeyi kazanmak değil kazandığına sahip olmaktır bu sebeble biz mücadelemizde belli bir yol katettik lakin bu mücadele yok olma ile sonuçlanırsa isterse faktoringçi olsun isterse kim olursa olsun gidip aleyhimizde de görüşebilir ve buna biz engel olamayız bu yüzden mücadelemize sahip çıkmamız gerekmektedir eğer ki biz buna sahip çıkmazsak kendi istedikleri yönde sahip çıkacak olanların varlığından kimse şüphe duymasın ve ortada konuşulanlara da inanmayın kaç kişi bu kanun şu gün çıkacak şöyle olacak böyle olacak dedi ama hiç bişey olmadı eğer ki bir şeye ümitlenmek istiyorsanız ilk önce kendinize sonrada içinizden gelen sese ümit veriniz gerisi aldatmaca yada kandırmaca olabilir nitekim bu güne kadar yeterince aldatıldığımızı ve kandırıldığımızı düşünüyorum saygılarımla

MRC dedi ki...

Arkadaşlar size bir alıntı söz söylemek istiyorum 'hayatta birşeyden pişmanlık duyacaksam bu yapamadıklarım için değil yaptıklarım için olmalıdır.' Zaman geçtikten sonra keşke o zaman yapsaydık belkide şimdiye başarmış olurduk dememek için şimdi bu beraberliği sağlamamız lazım.Bize düşenleri yapsak ola ki bi sonuç alamasak bile aklımızda keşke yapsaydık belki o zaman kazanırdık diye birşey kalmayacak en azından içimiz rahat olacak biz elimizden geleni yaptık diye. Bir nebze olsun daha rahat uyumak için elimizden geleni yılmadan yapacağız.Ve inanıyorum ki bu davayı bizler kazanacağız.

uludağ dedi ki...

MERHABALAR SEVGİLİ ARKADAŞLAR,


EVVELA YAKLAŞIK 11 AYDIR OLAĞANÜSTÜ BİR SABIRLA SÜRDÜRMEKTE OLDUĞUMUZ HAKSIZ OLARAK YAPILMIŞ OLAN TUTUKLULUK VE ARANMALARA KARŞI DAYANIŞMA VE DİRENMEYE DESTEK VEREN TÜM KATILIMCI ÇEK MAĞDURU ARKADAŞLARIMIZA SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM.

TABİİ BU ARADA DA, SAYIN CÜNEYT BEY'İNDE DEDİĞİ GİBİ ARAMIZDA AYKIRILIK YAPAN YADA BİZİM SLOGANLARIMIZI KULLANARAK BELLİ AMAÇLARA HİZMET ETMEYE ÇALIŞAN HER TÜRLÜ ETKİNLİĞE DE KARŞI OLDUĞUMUZUN ALTINI ÇİZMEK İSTERİM.

BU BAĞLAMDA BEN EN ESKİLERDEN BİR İSİM OLARAK CÜNEYT BEYİN DE İFADE ETTİĞİ GİBİ ORTAK YOL HARİTASINI VE DÜŞÜNCELERİNİ SONUNA DEK ONAYLIYOR VE HARFİYYEN KATILIYORUM.


HEPİMİZ BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE AYNI DURUŞU SERGİLEMEYE DEVAM EDERSEK BAŞARI UZAK DEĞİL....

SAYGILARIMLA...

Adsız dedi ki...

HERKESE İYİ AKŞAMLAR,

AYLARDIR YAPMIŞ OLDUĞUMUZ GÖRÜŞMELER, YAZIŞMALAR VE FAKS GÖNDERMELER BİR KAÇ HAFTA İÇERİSİNDE NİHAYETE ERECEK.

ANCAK ARAMIZDA YADA DIŞARIDAN BU GÜZEL OLUŞUMU BİLEREK YADA BİLMEYEREK SABOTE EDECEK OLAN KİŞİ VE OLAYLARA KESİNLİKLE KARŞI OLDUĞUMU AÇIKCA BELİRTMELİYİM.

BİZLER BU SİTE DIŞINDA "MSN" DE OLUŞTURDUĞUMUZ CEPHENİN EN ÖNÜNDE FİİLEN SAVAŞANLAR OLARAK HER ZAMAN BU SİTEYE KATILAN ARKADAŞLARIMIZIN VE DAHA DA ÖNEMLİSİ TÜM ÇEK MAĞDURU OLAN TÜCCAR ESNAF VE İŞVERENLERİN ADINA ÇIKACAK YASANIN LEHİMİZE ÇIKABİLMESİ İÇİN GEREK TELEFON AÇMAK SURETİYLE VE GEREKSE MECLİSE BİZZAT GİTMEK SURETİYLE ÇABALAR SARFETTİK. ONCA ZAHMETİ VE GÜZEL UĞRAŞIYI KİMSENİN BOZMASINA ASLA VE ASLA İZİN VERMEYECEĞİMİZİ ISRARLA BELİRTİRKEN. CÜNEYT BEYİN DE DEDİĞİ GİBİ DOĞRU OLAN HER HAREKETİ VE FİKRİ DESTEKLER HATTA BENİMSERİZ.ANCAK ANLAMSIZ VE BELLİ AMAÇLARA HİZMET EDEN HERHANGİ BİR OLAY YADA OLUŞUMUN İÇİNDE DE ASLA YER ALMADIK ALMAYIZ DA....

BUDA BÖYLE BİLİNE....

HALİS CAN....

Adsız dedi ki...

15 yıldır ticaretle uğraşıyorum.son yıllarımda çek kullanmak zorunda kaldım.14 parça çekim yazıldı.toplam tutarı 30 bin lira kadar.bi çocugum var eşim yok.. iflas ettim.doğduğum şehri terk etmek zorunda kaldım.. hapis diyolar çok korkuyorumm.. napacamı şaşırdımm... diyorlarkii çek miktarının yüzde 10 unu faiziyle beraber ödersen hapis yatmazsın diyorlar doğrumu sölüyolar..... nolur bi yardımcı olun... çaresiz durumdayımm.. çocuğum okula yazdırmadım beni bulurlar diyee... hapis cezasından nasıl kurtulacam lütfen bi yardımcı olun... bekliyorummm ..norveçli

Adsız dedi ki...

sayin norvecli lutfen site yoneticisi ile irtibata gecin ve durumunuzu anlatin
hemen panige kapilmayin daha davalariniz suruyordur.
mail atip bizimle irtibata gecerseniz gerekli bilgi verilecektir...

seyhul_islam@hotmail.com

Adsız dedi ki...

İNSANLARIN ÖZGÜRLÜĞÜ GÜNLÜĞÜ 100 TL KARŞILIĞINDA 4 DUVAR ARASINA SINIRLANDIRILAMAZ. BU KADAR MADUR SANKİ HOBİ OLSUN DİYE TİCARET YAPIP SONRADA KEYFİ OLARAK TÜRKİYENIN YAŞADIĞI KRİZ SELLERİNE KENDİLERİNİ KAPTIRDILAR! HIRSIZ,GASPÇI,CİNAYET İŞLEYEN CANİLER İÇİN YASA CIKARTIP SERBEST BIRAKIYORILMASI SAĞLANIYORSA NEDEN İFLAS EDEN ESNAF VE İŞ ADAMLARI İÇİN ÇÖZÜM ÜRETİLEMİYOR?!.. BAŞBAKAN VE VEKİLLERİ ARTIK BU KADAR İNSANIN İSYANINI DUYSUN!!!

Adsız dedi ki...

herkese iyi geceler sevgili çek mağdurları zaman birlik beraberlik zamanıdır ekim geliyor herkesin elini taşın altına sokma zamanıdır ben bir anne olarak her türlü eyleme hazırım meil faks telefon ve meclis aktivitelerine aranan kardeşlerimiz belki meclise gelemeyebilirler ama onların mutlaka eşleri anneleri babaları ve kardeşleri vardır lütfen artık herkes ortaya çıksın canları için birşeyler yapsın çok geç olmadan birlik olursak yakınlarımıza canlarımıza o zaman çok yakında kavuşabiliriz. hatice kahveci özdemir

Adsız dedi ki...

SEVGİLİ ARKADAŞLAR, HERKESİN YOLU ANCAK KENDİNEDİR. BU YOLDA BİZİMLE BERABER GELMEK İSTEYEN HERKESE KAPIMIZ AÇIKTIR.AMA BU YOLUN DIŞINA TAŞACAK HERKESİ DE GÖNDERİRİZ. HİÇ KİMSEYLE ARAMIZDA BİR PROBLEM YOKTUR. VAKTİMİZ DARDIR.ÖNCELİKLE ŞUNU BELİRTMEK İSTERİM Kİ ÜZERİMDEKİ YÜKÜN BÜYÜK BİR BÖLÜMÜNÜ ALAN CÜNEYT ABİME SAYGILARIMI SUNARIM..

BİLİNDİĞİ GİBİ EKİM AYINDA MECLİS AÇILIYOR. GEREK 9 AYDIR YAPTIĞIMIZ ÇALIŞMALAR GEREKSE CEZAEVLERİNİN DURUMU GEREKSE DE BU KANUNUN ARTIK CAYDIRICILIK BOYUTUNU YİTİRMİŞ OLMASI SEBEBİYLEDİR Kİ İKTİDAR ARTIK KÖŞEYE SIKIŞMIŞTIR. BORCUNU GERÇEKTEN ÖDEMEK NİYETİNDE OLANLARA ELBETTEKİ BU SAATEN SONRA GÜZEL HABERLER GELECEKTİR.

BU BAĞLAMLADIR Kİ BİZ ANAYASANIN 38. MADDESİ GEREĞİNCE BU KANUNU TÜMDEN BANKALARIN SORUMLULUĞU ALTINA GİRMESİ,CEZAEVLERİNDEN İNSANLARIMIZIN KURTARILMASI İÇİN, OLMAK YADA OLMAMAK MÜCADELEMİZİ EKİM AYI İÇERİSİNDE VERECEĞİZ.SAYIMIZ HALEN ÇOK DÜŞÜK. BU SAYILARIN EN AZ 500 KİŞİ OLMASI GEREKMETEDİR. ANKARADA 500 VE ÜZERİ BİR KATILIMIN NELER GETİRECEĞİNİ DÜŞÜNDÜĞÜMDE GERÇEKTEN GÖZLERİM YAŞARIYOR.ŞUNU BELİRTMEKTE FAYDA VARDIR Kİ 2,5 AYLIK BOŞLUK ZARFINDA HALA BİR ANKARAYA GELME BEDELİ DENKLEŞTİREMEMİŞ,İŞLERİNİ AYARLAYAMIŞ VE DURUMUNU ORGANİZE EDEMEMİŞ OLANLAR!!! EĞER BU SAYI 500 Ü BULMAZ İSE ORGANİZASYON FALAN OLMAYACAK.BUNU BİLİNİZ. AİLENİZE EŞİNİZE DOSTUNUZA AKRABALARINIZA ŞİMDİDEN HABER VERİP ANKARAYA GELME YOLCULUĞUNA BAŞLAYINIZ


SAYGILARIMLA JENARDİ

Adsız dedi ki...

CÜNEYT SÖYLEDİKLERİNİN HEPSİNE KATILIYORUM ORGANİZE İŞTE BÖYLE OLUR BRAVO BAK NETTE HERKES Bİ ANDA GÖRÜŞÜYOR HABERLEŞİYOR AMAN BAYRAM SONU İŞİ SIKITUTALIM HERKESE SELAM OFLUOĞLUNA SAYGILAR...TARIK

bişey yapmalı dedi ki...

Gerçek Dostluk


Savaşın en kanlı günlerinden biri. Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü.

İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru
altındaydılar. Asker teğmene koştu ve:
- Teğmenim. Fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?..

Delirdin mi? der gibi baktı teğmen...
- Gitmeye değer mi?. Arkadaşın delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla ölmüştür bile.. Kendi hayatini da tehlikeye atma sakın..

Asker ısrar etti ve teğmen "Peki " dedi.. "Git o zaman.."
İnanılması güç bir mucize. Asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene etti..

Sonra onu sipere taşınan arkadaşına döndü:
- Sana değmez, hayatini tehlikeye atmana değmez,demiştim. Bu zaten ölmüş..

- Değdi teğmenim. dedi asker..
- Nasıl değdi? dedi teğmen. Bu adam ölmüş görmüyor musun?..
- Gene de değdi komutanım. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı..

Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim için.. Ve arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı:

- Geleceğini biliyordum!.. demişti arkadaşı...

GELECEĞİNİ BİLİYORDUM...

selam arkadaşlarım bu hikayeyi sizlerle paylaşmamın nedeni böyle bir olayı yaşamamızdır en son 11 ağustos meclis ziyaretimizde eğerki yeterli katılım olmazsa gitmemeyi düşünmüş lakin önceki eylemlerde oluşan dostluğumuzdan dolayı yinede gitmiştik ankara da buluştuk ve toplam 8 kişi kalmıştık aramızda konuştuk ve gelmeyenler adına çok üzüldük bu yüzden bu sefer arkadaşlar kimse kusura bakmasın yeterli sayı oluşmaz ise eyleme katılmıcaz eğer ki böylesi bir dostluk ve kardeşlik arayanlar varsa ekim ayında hepberaber buluşup dostluğumuzu ve kardeşliğimizi paylaşalım gelecek olan dostlarıma şimdiden teşekkürlerimi sunarım

M.K. dedi ki...

Sayın Birşeyler yapmalı

sizinde dediğiniz gibi toplu taşıma araçları ile hareket edilirse yarı yarıya avantaj var. Bunun hricinde önceden irtibatlaşmak ve biraraya gelmek gidecek sayı konusunda çık yararlı olacaktır diye düşünüyorum. Belki gidecekler vardır parası yoktur. Belki parası vardır ama gidemiyordur malum sebepten bunları organize ederek sayıyı artırabiliriz. Bunu bir an önce organize etmek lazım Ekime birşey kalmadı.

saygılar

Adsız dedi ki...

Değerli Arkadaşlar; tüm yazılanlar çok güzel ve olumlu. Bizleri motive eden arkadaşlara çok teşekkürler. Sayın Norvevçli; bilemiyorum ama galiba siz çek cezaları bakımından yolun başındasınız. Bu sitedeki birçok arkadaşlar; gerek kader doğrultusunda, gerek kendi hatalarımızdan dolayı, istemiyerekte olsa deneyim sahibi olduk. Ancak; bu deneyimin faturaları, o kadar acılı ve acıklı olmuşturki, sormayın gitsin. Sitedeki tüm arkadaşlar; başta sayın; Cüneyt, Jenardi ve diğerleri çok samimi ve çıkarları ön plana çıkarmayan kişilerdir. Belkide size herhangi bir avukattan bile; daha çok yardımcı olurlar ve yol gösterirler. Ben şahsen; 30.01.2009 Tarihinden bu yana bu siteden çok şeyler öğrendim. 01.11.2000 Tarihinden; bugüne kadar öğrendiklerimi, çilelerimi ve derslerimi, ne siz sorun nede ben söyliyeyim. Bu bakımdan; sayın Norveçli, sorunlarla yaşamaya alışmalıyız derim. Bu siteyi sürekli takip edin aramızda olun. Çok fayda gördüğünüzü farkedeceksiniz. Geçmiş olsun. Saygılarla. Hasan(Barışçı)-Mersin

bişey yapmalı dedi ki...

selam dava kardeşlerim izmirden gelmek isteyen katılmak isteyen cüneyt beyle yada benimle irtibata geçebilirler mail adresim kartalturizm@hotmail.com nasipse inşallah beraber yola çıkarız

M.K. dedi ki...

sayın B,rşeyler yapmalı

ben varım zaman belirlendiğinde ve hatta öncesinde görüşelim

monseur_x@hotmail.com

saygılar

Adsız dedi ki...

Eylem planı hakkında biraz konuşsak çok bi zamanımız kalmadı neler yapılacak program nedir.Sözcüler olacaktır değinilecek konu pankartlarda özellikle neler yazmaya dikkat etmeli yada farklı bir eylem mi olacak neler düşünülüyor.

Adsız dedi ki...

BEN ANKARADAN KATILACAĞIM 4 AGUSTOSTA DA VARDIM LÜTFEN KATILIMI ARTIRALIM SESİMİZ YETERİNCE ÇIKARAMIYORUZ..

bişey yapmalı dedi ki...

Selam dava kardeşlerim eylem öncesi düşüncelerimizi sizlerle paylaşmak sizlerinde düşüncelerinizi ve önerilerinizi almak istedim..arkadaşlar sayın rahmi ofluoğlu,cüneyt ve emre (jenardi)ile yapmış olduğumuz görüşmeler neticesinde yeterli sayı sağlanması ön koşuldur.bu sayının zaten ekim ayına kadar sağlanıp sağlanmayacağı belli olacaktır şu an ki umutlar inşallah sağlanacağı yönündedir eğer ki katılım sağlanırsa adalet bakanlığı ile irtibata geçilecek verdiği sözü hatırlatıp ve bu haksızlığı bitirmesi yönünde randevu talebimiz olacaktır birde başbakanımızdan randevu talebinde bulunulacak ve görüşmeler yapmamızı talep edeceğiz bunun yanında mecliste ki diğer parti gruplarıyla da görüşmeler planlamaktayız ve ankarada oluşan 500 kişilik sembolik katılımcıların sadece yaşanılan hukuksuzluğu ve adaletsizliği önlemek için geldiklerini aslında 1000 lerce kişinin davamıza destek olmak için bizimle irtibat haline geçebileceğini fakat bizlerin diğer mağdur gruplarını (işsizler,kredi kartı mağdurları,köylüler,bakkallar ve diğer küçük esnaf grupları)davamıza dahil etmeden sadece konumuzu çözmek istediğimizden 500 kişilik bir katılımla geldiğimizi eğer ki sorunumuz çözülmez ise mücadelemize diğer gruplarıda dahil etmek ve mücadelemize destek arayacağımızı bildireceğiz ilk önce ve öncelikli hedefimiz çek kanunu ve hapis cezalarının kalkmasıdır eğer ki bunu başaramazsak bu hareketi çok daha güçlendirerek bunu başarana kadar direneceğiz lakin herşey toplu mücadeleye bakıyor ya topluluk olur ona göre konuşuruz yada kendi başımızın çaresine bakarız ALLAH yardımcımız olsun inşallah ...

Adsız dedi ki...

Mehmet Akif, 14 Mart 1913

Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.

Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.
İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:

Ey dipdiri meyyit, 'İki el bir baş içindir.'
Davransana... Eller de senin, baş da senindir!

His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?
Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.

Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?
Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?

Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?
Esbâbı elinden atarak ye'se yapıştın!

Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan
Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan.

Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!
Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!

Herkes gibi dünyâda henüz hakk-i hayâtın
Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?

Ye's öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.
Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!

Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;
Me'yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar

Lânetleme bir ukde-i hâtır ki: çözülmez...
En korkulu câni gibi ye'sin yüzü gülmez!

Mâdâm ki alçaklığı bir, ye's ile sirkin;
Mâdâm ki ondan daha mel'un daha çirkin

Bir seyyie yoktur sana; ey unsur- îman,
Nevmid olarak rahmet-i mev'ûd-u Hudâ'dan,

Hüsrâna rıza verme... Çalış... Azmi bırakma;
Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!

Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş...
Sesler de: 'Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş! '

Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,
Tek kol da demiyor bir tarafından!

Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;
Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.

Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar...
Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var.

Feryâd ile kurtulması me'mûl ise haykır!
Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!

'İş bitti... Sebâtın sonu yoktur! ' deme, yılma.
Ey millet-i merhûme, sakın ye'se kapılma.

Büyük Şairi rahmetle anıyorum..

Murat YALÇIN

bişey yapmalı dedi ki...

selam kardeşlerim selam murat yalçın abim abi bu arada önce yapıcı ve çek kanunu çözümcü isteklerimizi ve niyetlerimizi en mütevazi bir şekilde dile getireceğiz ve eğer ki sonuç alamazsak yada yine avutulmaya çalışırsak senin mektubunu aramızdan bir abimiz yazdı deyip altında ve üstünde bizlerinde imzası vardır deyip yüzlerine karşı okuyacağız abii buna emin ol abiii çünkü bir söz vardır ALLAH tan korkmuyorsan kuldan utan diye e azından utanıp utanmıyacaklarını göreceğiz abiii

bişey yapmalı dedi ki...

Baloncu

Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken şaşkınlığını gizleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların, adamı nasıl havaya kaldırmadığıydı.

Baloncu dinlenmek için durakladığında o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu. Bir ara adamın kendisine baktığını fark ederek ona doğru yaklaştı ve titrek bir sesle:
- Baloncu amca!... dedi. Biliyor musun, benim hiç balonum olmadı.

Adam, çocuğu şöyle bir süzdükten sonra:
- Paran var mı? diye sordu. Sen onu söyle.

- Bayramda vardı!. diye atıldı çocuk. Önümüzdeki bayramda yine olacak.

- Öyleyse o zaman gel!. dedi adam. Acelem yok, beklerim.

Küçük çocuk sessizce geri döndü. O âna kadar balonlardan ayıramadığı gözleri dolu dolu olmuş, yürümeye bile mecali kalmamıştı. Birkaç adım attıktan sonra onlara tekrar baktığında, gördüklerine inanamadı. Balonlar, her nasılsa adamın elinden kurtulmuş ve yol kenarındaki büyük bir akasya ağacının dallarına takılmıştı.

Çocuk, olup bitenleri hayretle seyrederken, baloncu ona dönüp:
- Küçüüük!. diye seslendi. Balonları ağaçtan kurtarırsan birini sana veririm.

Yapılan teklif, yavrucağın aklını başından almıştı. Kalbi sanki yerinden çıkacaktı. Ağacın altına doğru yöneldi ve ayakkabılarını aceleyle fırlatıp tırmanmaya başladı. Hedefine yaklaşırken duyduğu sevinç, bacaklarını kanatan akasya dikenlerinin acısını hissettirmiyordu. Balonlara güç bela ulaştığında, bir müddet onları seyretti ve dallara dolanan ipi çözerek baloncuya sarkıttı.

Ancak balonlardan biri gruptan kopmuş ve dalların arasına sıkışmıştı. Hemen yanında da dikenler vardı. Çocuk onu kurtarmaya çalışsa, bu dikenler onu patlatacaktı.

Balona hiç dokunmayıp aşağı indi ve baloncuya dönerek:
- Birini bana verecektiniz!.. dedi. Hangi balon o?..

Adam, elinin tersiyle burnunu silip:
- Seninki ağaçta kaldı ufaklık!.. dedi. Çıkıp alabilirsin.

Çocuk, bu sefer ayakta bile duramadı. Ve kaldırım kenarına oturup baloncunun uzaklaşmasını bekledikten sonra, dallar arasında parıldayan balonuna bakarak:
- Olsun!.. diye mırıldandı. Ağaç üstünde de olsa bir balonum var ya artık!

selam arkadaşlarım dava kardeşlerim bu hikayeyi size kişisel duygularımı paylaşmak için aktardım eğer ki olurda yine gelmezseniz ve bu mücadeleyi sahipsiz bırakırsanız inanın sadece gelmeyenler için üzüleceğim çünkü bu sorun çözülmeyecek bir sorun değil yeter ki birlik olalım kendimiz için değil bizden daha zordaki insanlar için gidelim gitmekle ne kaybederiz ki eğer ki canı gönülden gitmek isteyenler olurda sayı yetersizliği yüzünden gidemezde hiç üzülmesin çünkü ağaçtada olsa bir balonları olacaktır sevgilerimle

Adsız dedi ki...

PRESSTÜRK SAYFASINA ULAŞILAMIYOR BİLGİSİ OLAN VARMI?BENDEMİ Bİ SORUN VAR?

Adsız dedi ki...

DÖRT BEŞ GÜNDÜR ULAŞILAMIYOR.

Adsız dedi ki...

MEKSİKA SINIRI

hep bir meksika sınırım olsun isterdim,
alamancı komşumuzun siyah beyaz teve'sinde
kovboylar hep meksika sınırına giderdi
kimse dokunamazdı sınırı geçtiler mi
meksika sınırı isterdim en sevdiğim şairlere
hep hapiste olurlardı nedense
hapis yatmış olurdu yoldaşım gönüldaşım
saf tutmak istediğim namazda omuz omuza
hapse düşersin derlerdi
tutup ciğerimden yazsam
en sevdiğim filim artisi
hapsi boylardı illaki
filmin en güzel yerinde
camimizin imamı
edebiyat öğretmeni
meksika sınırımız olmadığından belki
ortasında dururlardı
en canalıcı lafın
bir damar kabarırdı cümlelerinde
meksika sınırı olsaydı türkiye'min
ondokuz yaşımda sevdiğim kızla
atlar geçerdim sınırı kimse dokunamazdı
yerine gayrettepe'de dayaklar yedim
günlerce uyutmadılar siyasi şubede şimdi
meksika sınırına iki saat mesafede
tekrarlayıp duruyorum kendi kendime
bir meksika sınırı lazım her memlekete
meksika'nın kendisine de.

Mehmet EFE

Yerli ve asi Amerikan güçsüzleri; kendilerine hayat hakkı tanımayan muktedirlere karşı giriştikleri kavga sonunda kurtuluşu kurulu düzenin yasalarında değil, özgürlüğe kaçış (geçiş) olarak gördükleri Meksika Sınırı'nı geçerek elde ederlerdi..

Öyle bir muhalif bir kalem ki Mehmet EFE (sanki sırf yerlilerden yana olmak için) bir kızılderili ile evli..

Bizim 'Meksika Sınırımız' ise; temel insan hak ve özgürlüklerinin yaşandığı 1.sınıf denokrasi ve hukuk devleti olmayı hak eden ve isteyen milli irademiz olacaktır.. İnsan onuruna sığmayan adaletsiz tohumlar bu ülke topraklarında yeşermez.. Er geç Adalet tecelli eder..

Bizim 'Meksika Sınırımız' kısa bir zaman içinde kendi ülkemiz olacak İNŞALLAH..

Murat YALÇIN..

bişey yapmalı dedi ki...

HERŞEY SENDE GİZLİ

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

CAN YÜCEL

Adsız dedi ki...

Bizler artık sayıları milyonları bulan , ekonomik kriz sebebiyle çeklerini ödeyememiş esnaflarız.Yalnızca Türkiye Cumhuriyeti devletine haiz olan ‘’Çeklerin düzenlenmesi ve çek hamillerinin korunması hakkında kanun’’ hükümleri çerçevesinde adına para cezası denilen ve Anayasamıza, uydurulmuş bir kılıf maddesiyle HAPİS cezası almış tüccarlarız.Sesimizi duyuramıyoruz ,çünkü hepimiz kaçak durumda ve aranmaktayız.
Çeklerini ekonomik kriz sebebiyle ödeyememiş esnafımıza,bu çeklerini HAPİS korkusu ile ödettiren\ödettirmeye zorlayan,meclisimizi dolaylı olarak etkilemeye çalışan , Banka ve Factoringcilerin T.B.M.M ‘nin üzerinde bir yaptırımı olmasını kınıyoruz.Nitekim Başbakanımız ‘’T.B.M.M ‘nin üzerine hiçbir güç yoktur’’ demiştir.
2009 yılı itibariyle ekonomik krizinde etkisiyle bu zamana kadar katlanarak büyüyen ödenemeyen çek sayısı 3.5 milyonu aşmıştır.Esnafımızı , HAPİS ile korkutarak çekini ödemeye zorlamak, bu rakamlarla da görülmüştür ki imkansız bir hal almıştır.
Ödenemeyen bir çekin yasal sonucu olarak hapis cezası almış tüccarımız ,sadece alacaklı tarafın egosu için bu cezalarla karşılaşmaktadır.Cezasını tamamlayıp cezaevinden çıkanların bir çoğu, kendileri hakkında ceza davası açan alacaklının, borcunu ödemeye de yanaşmamaktır.Bu sebebledir ki artık çeklerde hapis cezalarının caydırıcılık boyutu kalmamıştır.Bu insanlık dışı kanunda alacaklı tarafa verilen bir kağıt parçasının yaptırımı hapis olmamalıdır.ÖZGÜRLÜK ve HÜRRİYET teminat olarak verilemez.
Şuan itibariyle de yüzbinlerce kişi, haklarında hükmü kesinleşmiş ve kaçak bir vaziyette borçlarını kıt imkanlar dahilinde ödemeye çalışmaktadır.Cezaevindeki esnaflarımız hükümetimizden bu konuya acil bir çare beklemektedir.Sayıları milyonları bulan çek cezalısı esnafımızın oy potansiyeli düşünüldüğünde,bir siyasi partiyi meclise gönderecek sayılarla karşılaşılmaktadır.
Her fırsatta duyduğumuz, iyi niyetli-kötü niyetli ayrımı için TCK’ nın ilgili dolandırıcılık maddeleri ile bu sorun çözüme kavuşturulabilir.
Bizler artık babalarımızı istiyoruz.bizler artık eşlerimizi istiyoruz.çocuklarımız aç. Kaçak durumda olan esnafımızın evinden dışarı çıkmaya özgürlüğü yok bu sebepledir ki evlerine süt götüremeyen insanlar var.Bizlere bu özgürlüğümüzü veriniz.borçlarımızı ödemenin her şeyden önce kul hakkı olduğunu iyi biliyoruz.
Sizler,Bankaların, Factoring firmalarının, tefecilerin, eli çantalı lobi faaliyetlerinin değil , biz esnafın vekili olduğunuzu gösteriniz.Bu zamana kadar yapılmış olan çek kanunlarında bir ilki gerçekleştiriniz.T.B.M.M.’ nin her kurumun ve kuruluşun üstünde olduğunu ispatlayınız.Likiditenin ve çeklerin ekonomide dönen payının hesabından çok,insan onuruna verilen değer ile hukukun üstünlüğünü ön plana alınız.
Çek kanunu’nun şuandaki haliyle, Anayasa’ya , Hukuka, Avrupa insan hakları sözleşmesine aykırı olduğu artık tüm kesimler ve kurumlarca bilinmektedir.Yeni kanunda bu hükümlerin kaldırılması hangi etken ve kurumlar tarafından engellenmektedir bilmek istiyoruz.Alacaklı tarafa hiçbir şey kazandırmayan , sadece egonun tatmini için kullanılan , adliyeleri ve mahkemeleri icra dairesine çeviren , iş yükünü artık altından kalkılmaz hale getiren , tüm otoritelerce insanlık dışı kabul edilen , sorgusuz ve savunmasızca hükmü verilen , cezası süre bakımından 5 yıl olan, ailelerin perişan olup dağılmasına yol açan , sosyal patlamaları yavaş yavaş tetikleyen BU YASANIN BİR AN EVVEL SONUÇLANMASI VE AVRUPA BİRLİĞİ NORMLARINA GÖRE UYARLANMASINI İSTİYORUZ. BİZ ESNAF OLARAK HALEN T.B.M.M. ‘ NİN ÜZERİNDE HİÇBİR GÜCÜN OLMADIĞINA İNANIYORUZ..

Adsız dedi ki...

Karşılıksız Çek Vermekten Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay Tutuklandı Karşılıksız Çek Verdiği Gerekçesiyle Antalya'da Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay, Tutuklanarak Cezaevine Gönderildi.
Karşılıksız çek verdiği gerekçesiyle Antalya'da gözaltına alınan yönetmen Ezel Akay, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Altın Portakal Film Festivali için geldiği Antalya'da bu sabah kaldığı Dedeman Otel'de polis tarafından gözaltına alınan Ezel Akay karşılıksız çek verme suçunu konu alan 3167 Sayılı Kanun'a muhalefetten Asayis Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

Daha sonra Antalya Adliyesi'ne getirilen yönetmen Ezel Akay'ın borcunu ödemediği anlaşıldı. Adliye nezaretinde sabah saatlerinden beri bekletilen Ezel Akay hakkında Fatih Adliyesi tarafından çıkarılan tutuklama müzekkeresi bulunduğu belirtildi.

Akay daha sonra tutuklanarak Antalya E Tipi Cezaevi'ne gönderildi.

SR GERAD dedi ki...

Xavi Gerad Jude Am. Aiicco Sigorta plc temsilcisi. Biz 3% geri ödeme oraninda kredi sunuyoruz.Bu(CEO)e-posta adresine bizimle irtibata ilgilenen varsa:xavigeradloanfirm@yahoo.com
Sadece Aiicco sigorta plc izin alir 20 yas üzeri edin.
Bireysel Krediler Yatirim.
Isletme Kredileri Yatirim.
Konsolidasyon Kredi.
Insaat Krediler.
Bir veya ödeme yasindaki seçin.
Plan kapsaminda aylik ve yillik ödemeler arasinda seçim yapin.
Esnek kredi kosullari.
Yil 5000 8000.000.00 Euro kadar kredi yok.
Firmamiz Güvenilir, Verimli, hizli ve dinamik bir islemdir. Bize bugün.SR GERAD JUDE Yatirim plc: Yanitlar Isim gönderilmesi gerekmektedir,E-posta:xavigeradloanfirm@yahoo.com
 

SR GERAD dedi ki...

Xavi Gerad Jude Am. Aiicco Sigorta plc temsilcisi. Biz 3% geri ödeme oraninda kredi sunuyoruz.Bu(CEO)e-posta adresine bizimle irtibata ilgilenen varsa:xavigeradloanfirm@yahoo.com
Sadece Aiicco sigorta plc izin alir 20 yas üzeri edin.
Bireysel Krediler Yatirim.
Isletme Kredileri Yatirim.
Konsolidasyon Kredi.
Insaat Krediler.
Bir veya ödeme yasindaki seçin.
Plan kapsaminda aylik ve yillik ödemeler arasinda seçim yapin.
Esnek kredi kosullari.
Yil 5000 8000.000.00 Euro kadar kredi yok.
Firmamiz Güvenilir, Verimli, hizli ve dinamik bir islemdir. Bize bugün.SR GERAD JUDE Yatirim plc: Yanitlar Isim gönderilmesi gerekmektedir,E-posta:xavigeradloanfirm@yahoo.com