Çek Magdurlari (Kanun Yararına Bozma)


KANUN YARARINA BOZMA

(Gaziantep Ağır Ceza Mahkeme kararının Yargıtay 10. C.D tarafından kanun yararına bozulması)
Kanun yararına bozma, yargılama hukukunun tüm alanlarında uygulanmakta olan, olağanüstü kanun yollarından birisidir. Gerek ceza yargılaması, gerek idari yargılama, gerekse medeni yargılama hukukunda, yüksek mahkeme incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararlar hakkında, “kanun yararına bozma” yolu açık tutulmuştur.
Kanun yararına bozma yolunun amacı, hukukta ve uygulamada birliği; kanunun, her yerde aynı şekilde uygulanmasını sağlamaktır1. Çünkü tüm hukuk devletlerinde, hukuk birliğini sağlayacak makamlar, yüksek mahkemelerdir. Yüksek mahkemeler, sadece yerel mahkemelerin kararlarını denetlemez, aynı zamanda, uygulama ve içtihat birliğini sağlamakla görevlidir.

Kanun yararına bozmanın amacı, içtihat birliğini sağlama olduğu için, bu yolun uygulanmasıyla verilen kararlar, kural olarak, hükmün hukuki sonuçlarını kaldırmaz, başka deyişle taraflar, kanun yararına bozma kararından yararlanmaz kanun yararına bozma, olağanüstü bir kanun yoludur: Yerel mahkeme kararları, bazen temyiz yolu kapalı olduğu, bazen de taraflar bu yola gitmediği için, yüksek mahkeme incelemesinden geçmeksizin kesinleşir. Karar kesinleştikten sonra, kesin hükmün sonuçlarının korunması zorunludur. Aksi takdirde, bireylerin, mahkeme kararlarına saygı göstermesi beklenemez; hukuksal düzen ve dirliğin gerçekleştirilmesi mümkün değildir. Bu sebeple, karar kesinleştikten sonra başvurulan bu yolun sonucunda verilen bozma kararı, tarafları etkilemez. Bu, sadece, mahkemelerin benzer konularda kanunu nasıl uygulayacaklarını göstermek amacıyla ihdas edilmiş olağanüstü bir kanun yoludur. Böyle olduğu, yani sadece içtihat birliğini sağlama amacına yöneldiği için, ismi “kanun yararına bozma” olarak belirlenmiştir. İsim de göstermektedir ki, bu yolda verilen kararlar, tarafları etkilemez; sadece kanunun uygulanmasında birliği sağlar ve bunun için kanun yararınadır. Kısaca, kesin hükmün sonuçlarını ve bundan doğan hakları korumak, kesinleşmiş yargıya güveni muhafaza etmek amacıyla, kanun yararına bozma, taraflar üzerinde sonuç doğurmaz.

KANUN YARARINA BOZMA KARARI, SANIK YARARINA İSE UYGULANIR

Kanun yararına bozma kararının, tarafları etkileme gücünün bulunmamasına ilişkin temel kuralın tek istisnası, ceza yargılama hukukunda düzenlenmiştir: Bozma kararı, sanık yararına ise uygulanabilecektir
Bunun sebebi açıktır: Sanık, üzerinde kamu gücü uygulanma ihtimali olan bireydir. Kamu gücünün birey üzerinde haksız olarak kullanılması halinde ortaya çıkacak zarar, kesin hükmün ortadan kalkmasının doğuracağı zarara göre çok daha fazladır. Çünkü bireyler, birlikte oluşturdukları kuralların, herkese eşit ve adil şekilde tatbik edildiğine, bilhassa kamu gücünün, hiç kimse üzerinde haksız ve keyfi şekilde uygulanmadığına inandıkları takdirde, kurallara gönüllü olarak uyarlar. Aksi takdirde ve bilhassa, kamu gücünün haksız kullanılması halinde, hukuka duyulan güven ve kurallara uygun davranma alışkanlığı ortadan kalkacak, toplumsal barış, sadece zora dayalı olarak tesis edilebilecektir. Bu ise sürekli olarak kuralları dolanmak isteyen bireylerin ortaya çıkmasına yol açacaktır. O halde, kamu gücünün haksız uygulanmasının doğuracağı güvensizlik, kesin hükmün ortadan kalkmasının doğuracağı güvensizliğe oranla çok daha fazladır.


DEVLETLE BİREY ARASINDAKİ CEZA İLİŞKİSİ:

Suç işlenmesinden sonra, devletle, yani kamu ile birey arasında bir ceza ilişkisi doğar. Bu ilişki sebebiyle fail, işlediği suçun cezasına uğramak yükümüne tâbi ve kanunda belirlenenin dışında ya da daha ağır müeyyideye çarptırılmama hususunda bir sübjektif hakka sahip olur5. Geniş anlamda ceza ilişkisinin iki aşaması mevcuttur: Birinci aşaması, ceza yargılaması ile başlayan usul ilişkisi, ikinci aşaması ise kesinleşmiş ceza yargısından sonra başlayan infaz ilişkisidir. Ceza ilişkisinin her safhasında, suç işleyen bireyle karşı karşıya olan taraf, devlettir, kamudur. Usul ilişkisinin iddia tarafı da devlettir, infaz ilişkisinin güç uygulayan tarafı da. Bunun karşısında ise suç işleyen ya da işlediği iddia olunan birey yer alır. Bunun dışındaki süjeler, ceza davası açısından ikincil durumdadır. Suçtan dar anlamda zarar gören şahıslar, yani, mağdur, müşteki, katılan ya da suçtan doğan zararı ödemekle yükümlü olanlar, yani mâlen mes’ul, usul ilişkisinin aslî tarafı konumunda değildir. Çünkü işlenen suç, ortak aklın birlikte yaşam için koyduğu kuralları ihlal etmiş, kamu barışı bozulmuş, birlikte yaşama ve tabiatı yenme imkanı zedelenmiştir. Bu sebeple ceza ilişkisinin gerçek tarafı, kamudur.

Kesin hükmün etkilerini koruma” amacı ile “sanık ve hükümlü haklarını güvence altına alma” amacı arasında çatışma çıktığında, üstünlük tanınması gereken amaç, sanık-hükümlü hakkını güvence altına almaya yönelik olandır. Bunun için, kanun yararına bozma yolunda verilen kararın tarafları etkileyebileceği tek durum, sanık yararına olmasıdır. Bu sebeple, 1412 sayılı CMUK’un 343. maddesi şu şekilde düzenlenmişti:

“Hâkim tarafından ve mahkemelerden verilen ve Temyiz Mahkemesince tetkik edilmeksizin kat'ileşen karar ve hükümlerde kanuna muhalefet edildiğini haber alırsa adliye Vekili, o karar veya hükmün bozulması için Temyiz Mahkemesine müracaat etmesi için Cumhuriyet Baş müddeiumumiliğine yazılı emir verebilir. Bu emirde bozulmayı müstelzim kanunî sebepler gösterilir./ Cumhuriyet Baş müddeiumumisi tebliğnamesine yalnız bu sebepleri yazar ve dosyayı Temyiz Mahkemesine verir./ Temyiz Mahkemesi dermeyan olunan sebepleri varid görürse karar ve hükmü bozar./ Mahkemelerden davanın esasına da şamil olarak verilen hükümlerin bu suretle bozulması alâkadar kimseler aleyhine tesir etmez./ Bozulma, bu kimselerin lehine ise aşağıda yazıldığı gibi muamele olunur:/ 1 - Varid görülen bozma sebepleri mahkûm olan kimsenin cezasının tamamile kaldırılmasını müstelzim ise, Temyiz Mahkemesi evvelce hükmolunan cezanın çektirilmesini kararında ayrıca yazar./ 2 - Varid görülen bozma sebepleri mahkûm olan kimsenin cezasının tamamile kaldırılmasını müstelzim olmayıp da hafif bir cezanın tatbikini mucib ise, Temyiz Mahkemesi tatbiki iktiza eden cezanın neden ibaret olduğunu da kararında gösterir./ (Değişik son fıkra: 3206 - 21.05.1985) Eğer bozma davanın esasını halletmeyen mahkeme kararları hakkında ise, yeniden yapılacak inceleme ve araştırma neticesine göre gereken karar verilir”.

5271 sayılı CMK’nın 309. maddesindeki düzenleme

“(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.
(4) Bozma nedenleri:
a) 223 üncü maddede tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir.
b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.
c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.
d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.
(5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez”.

Her iki hüküm de, esası çözen kararlar hakkındaki kanun yararına bozma kararının, sadece sanık yararına olması halinde uygulanabileceğini kabul etmiştir. Buna karşın, yerleşmiş Yargıtay kararlarında6, infaz yargılamasında verilen kararların işin esasını çözümlemediği kabul edilerek, bu kararlarla ilgili kanun yararına bozma kararlarının, sanık-hükümlü aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanabileceği açıklanmaktadır. itiraz makamının, itiraz üzerine verdiği karar olduğu kabul edilmekte ve bu sebeple esasa ilişkin karar olmadığı belirtilmektedir. İtiraz yoluna gidilmemiş bazı kararlarda ise doğrudan infaza ilişkin olarak verilen karar kanun yararına bozulmakla birlikte, hükümlü aleyhine uygulanmaktadır.

ilgili konular: Karşılıksız Çek Suçuyla Aranan İşadamları Yakalandı

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Sayın Sadullah Ergin, bizler sayıları yüzbinlerle ifade edilen çek mağdurlarıyız Türk Ticaret Kanunu'nun çek ile ilgili hükümleri İsviçre borçlar kanunundan tercume edilerek alınmıştır. 3167 sayili kanun çek kullanımını yaygınlaştırması gererkirken, Tamamen karşılıksız çek keşidecilerini cezalandırmaya yönelik gayri insani hükümler taşımaktadır. Bu kanun, temelde Banka ve Ticaret Araştırma Enstitüsünün Tasarısını esas almıştır. Karşılıksız çeke Hapis cezası Türk Hukuk Sistemi açısından bir yüz karasıdır! Kişi hak ve hürriyetlerine aykırı bu uygulama 1 Ocak 2009 tarihinde yeni bir boyut kazanmıştır.

Adsız dedi ki...

Karşılıksız Çek Vermekten Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay Tutuklandı Karşılıksız Çek Verdiği Gerekçesiyle Antalya'da Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay, Tutuklanarak Cezaevine Gönderildi.
Karşılıksız çek verdiği gerekçesiyle Antalya'da gözaltına alınan yönetmen Ezel Akay, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Altın Portakal Film Festivali için geldiği Antalya'da bu sabah kaldığı Dedeman Otel'de polis tarafından gözaltına alınan Ezel Akay karşılıksız çek verme suçunu konu alan 3167 Sayılı Kanun'a muhalefetten Asayis Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

Daha sonra Antalya Adliyesi'ne getirilen yönetmen Ezel Akay'ın borcunu ödemediği anlaşıldı. Adliye nezaretinde sabah saatlerinden beri bekletilen Ezel Akay hakkında Fatih Adliyesi tarafından çıkarılan tutuklama müzekkeresi bulunduğu belirtildi.

Akay daha sonra tutuklanarak Antalya E Tipi Cezaevi'ne gönderildi.

Anonymous dedi ki...

Karşılıksız Çek Vermekten Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay Tutuklandı Karşılıksız Çek Verdiği Gerekçesiyle Antalya'da Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay, Tutuklanarak Cezaevine Gönderildi.
Karşılıksız çek verdiği gerekçesiyle Antalya'da gözaltına alınan yönetmen Ezel Akay, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Altın Portakal Film Festivali için geldiği Antalya'da bu sabah kaldığı Dedeman Otel'de polis tarafından gözaltına alınan Ezel Akay karşılıksız çek verme suçunu konu alan 3167 Sayılı Kanun'a muhalefetten Asayis Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

Daha sonra Antalya Adliyesi'ne getirilen yönetmen Ezel Akay'ın borcunu ödemediği anlaşıldı. Adliye nezaretinde sabah saatlerinden beri bekletilen Ezel Akay hakkında Fatih Adliyesi tarafından çıkarılan tutuklama müzekkeresi bulunduğu belirtildi.

Akay daha sonra tutuklanarak Antalya E Tipi Cezaevi'ne gönderildi.