Çek Kanunu


ÇEKLE ÖDEMELERİN DÜZENLENMESİ VE ÇEK HAMİLLERİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN
Kanun No: 3167 Kabul Tarihi: 19.3.1985
Kapsam
MADDE 1-Bu Kanun çek kullanımı hakkındaki esasları, çek hamillerinin korunmasına dair tedbirleri ve uygulanacak müeyyideleri düzenler.

Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır.

Genel mesuliyet

MADDE 2-Bankalar, çekle işleyecek hesap açarken çek karnesi verirken ve bu Kanunla kendilerine verilen görev ve mükellefiyetleri yerine getirirken bu işlemlerin gerektirdiği basiret ve itinayı göstermeye mecburdurlar.

Çek karneleri

MADDE 3-Bankalar, çek karnelerinin her yaprağına, çekle işleyen hesabın bulunduğu şubelerinin adını ve keşidecinin hesap numarasını yazmaya mecburdurlar.

Çek karneleri, bankalar tarafından basılır veya bastırılır.

Çek karnelerinin baskı şekline dair esaslar Türkiye Bankalar Birliğinin görüşü alınarak T.C.Merkez Bankasınca tespit edilir.

Bankalar, çek karnesi verdikleri müşterilerinin açık kimliklerini T.C.Merkez Bankasına bildirmek zorundadırlar.

İbraz ve ödeme

MADDE 4-Çekle işleyen hesabın bulunduğu banka şubesi, ibraz edildiği anda karşılığı bulunan çeki, ödemek mecburiyetindedir. Çekin karşılığının kısmen bulunması halinde ise bu miktar ödenir. Muhatap bankanın çek hesabı açılmış olan şubesi dışındaki herhangi bir şubesine ibraz edilen çek, karşılığı o şube tarafından provizyon (karşılık) istemek suretiyle ödenir.

Muhatap banka deyimi, çekle işleyen hesabın açıldığı bankayı ifade eder.

Çek karşılığının ödenmemesi

MADDE 5-Çekin üzerinde yazılı tutarın kısmen veya tamamen ödenmeyeceğinin tespiti halinde, ibraz tarihi ile kısmen veya tamamen ödenmeme sebebi çekin üzerine yazılmak suretiyle hamiline geri verilir.

Hesaben tasfiye

MADDE 6-T.C.Merkez Bankası, çeklerin banka şubeleri arasında hesaben tesviyesini sağlayacak tüzelkişiliği haiz sistemi kurmaya ve gözetim altında yürütmeye yetkilidir. T.C.Merkez Bankası, şubesi bulunmayan yerlerde bu yetkisini uygun göreceği başka bir bankaya devredebilir.

Hesaplaşma sisteminin kuruluş ve işleyişi T.C.Merkez Bankasınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.

İhtar

MADDE 7-Yeterli karşılığı olmadığı için çeki kısmen veya tamamen ödenmeyen muhatap banka, hesap sahibinin kendisinin veya vekil ve temsilcilerinin elinde bulunan bütün çek karnelerini aldığı bankalara geri vermesini, 8 inci madde hükümleri gereğince düzeltme işlemlerini yerine getirmeden bir yıl müddet ile çek keşide edemeyeceğini ve aksine davranışların cezai müeyyideleri gerektireceğini, ibraz tarihini izleyen on işgünü içinde, hesap sahibine iadeli taahhütlü mektupla tebliğ etmek zorundadır.

Düzeltme hakkı

MADDE 8-Hesap sahibi ihtar mektubunu aldığı veya 12 nci maddeye göre almış sayıldığı tarihten itibaren yedi işgünü içinde çek tutarını veya karşılıksız kalan bölümünü %10 tazminatı ve gecikme faiziyle birlikte hamil adına muhatap bankaya yatırdığı takdirde çek keşide etme hakkını yeniden kazanır.

Düzeltme hakkı, karşılıksız çekin ibraz tarihini takip eden bir yıl içinde ancak iki defa kullanılabilir.

Bildirme ve duyuru

MADDE 9-Muhatap banka, yeterli karşılığı olmadığı için çekin ödenmediğini ve hesap sahibi hakkında gereken bilgileri, T.C.Merkez Bankasına bildirir. Bildirme, hesap sahibinin düzeltme hakkı yok ise çekin ibraz tarihinden; düzeltme hakkı var ise, düzeltme süresi sona erdiği tarihten itibaren on işgünü içinde yapılır. T.C.Merkez Bankası, durumu en fazla 30 işgünü içinde bankalara duyurur.

T.C.Merkez Bankasının duyurusuna şube tarafından ıttıla ve herhalde duyuru tarihini takip eden onbeşinci günün bitiminden itibaren, bir yıl süre ile hesap sahibine veya vekil ve mümessillerine çek karnesi verilmez ve çekle işleyecek hesap açılmaz.

Bankanın mesul olduğu miktar

MADDE 10-Karşılığı bulunmasa veya yetersiz kalsa bile muhatap banka müddetinde ibraz edilen yirmibin liraya kadar olan çekler ile bu miktar üzerindeki her çekin yirmibin lirasını keşidecinin dışındaki hamile ödemeye mecburdur. 7 nci ve 8 inci madde hükümleri saklıdır. Bu husus, hesap sahibi ile muhatap banka arasında, karnenin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir kredi sözleşmesi hükmündedir.

Birinci fıkrada belirtilen mesuliyet tutarı Başbakanlık Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından yayımlanan "Toptan Eşya Fiyatları Yıllık İndeksi"ndeki artışlar gözönünde bulundurularak T.C.Merkez Bankası tarafından artırılabilir.

T.C.Merkez Bankasınca ilan edilecek hususlar

MADDE 11-T.C.Merkez Bankası, çeklerin tahsile alınması ve ödenmesi konusunda bankalararası münasebetleri düzenleyen esaslar ile 7 nci madde gereğince yapılacak ihtarın muhtevasına, 9 uncu madde uyarınca yeterli karşılığı olmayan çek keşide edenlerin bildirilmesine 7 ve 16 ncı maddeler uyarınca çek hesabı açmaktan ve çek kullanmaktan yasaklananlara ait duyurulara dair hususları Türkiye Bankalar Birliğinin görüşünü alarak tesbit eder ve Resmi Gazetede yayımlar.

Tebliğat adresi

MADDE 12-Bu Kanun uyarınca yapılacak ihtarlar, herhangi bir adres değişikliği bildiriminde bulunulmadığı müddetçe çek hesabı sahibinin hesabı açtırırken bildirdiği adrese yapılmakla geçerli olur.

İhtara ve yasaklamaya uymayanlar

MADDE 13-Bu Kanunun 7 nci maddesi uyarınca banka tarafından yapılan ihtarı aldığı veya almış sayıldığı tarihten itibaren yedi iş günü içinde geçerli bir sebebe dayanmaksızın çek karnelerini geri vermeyenlere, ilgili bankanın ihbarı üzerine yirmibin liradan ikiyüzbin liraya kadar ağır para cezası verilir. İlgili banka bu ihbarı yapmakla mükelleftir.

Kanunun 8 inci maddesinde belirtilen düzeltme işlemi yapılmadığı halde 7 nci maddedeki bir yıllık müddet içinde veya 16 ncı madde gereğince hükmolunan süre içinde çek keşide edenler, fiilleri başka bir suç meydana getirse bile ayrıca üç aydan altı aya kadar hapis ve yirmibin liradan ikiyüzbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar.

Yetkili olmadığı halde çek karnesi basan veya bastıranlar

MADDE 14-Bu Kanuna göre çek bastırabilecek kuruluşlar dışında çek karnesi basan veya bastıranlar hakkında Türk Ceza Kanununun 323 üncü maddesi uygulanır.

Bankalara uygulanacak cezalar

MADDE 15-Bu Kanunun 3, 4, 5 ve 13 üncü maddelerinde yazılı mükellefiyetleri yerine getirmeyen veya geciktiren banka hakkında onbin liradan yüzbin liraya kadar ağır para cezasına; 7 ve 9 uncu maddelerinde yazılı mükellefiyetleri yerine getirmeyen veya geciktiren banka hakkında ise beşyüzbin liradan ikimilyon liraya kadar ağır para cezasına hükmolunur.

Karşılıksız çek

MADDE 16-İbraz süresi içinde veya üzerinde yazılı keşide tarihinden önce, 4 üncü maddeye göre ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması sebebiyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden kişiler bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar. Mahkeme ayrıca işlenen suçun mahiyetine göre bir yıl ile beş yıl arasında belirleyeceği bir müddet için failin bankalarda çek hesabı açmasının ve çek keşide etmesinin yasaklanmasına karar verir. Yasaklama kararı bütün bankalara duyurulmak üzere T.C.Merkez Bankasına bildirilir.

(3863 sayılı Kanunla değişik) Bu fiillerden dolayı takibat yapılması çek hamilinin şikâyetine bağlıdır. Şikâyet süresi çekin bankaya ibraz tarihinde başlar. Şikâyetten vazgeçmekle, kamu davasının ve cezanın ortadan kaldırılmasına karar verileceği gibi, keşidecinin çek bedelinin karşılıksız kalan kısmını % 10 tazminatı ve gecikme faizi ile birlikte muhatap bankaya veya herhangi bir şubesine yatırmış bulunması halinde de, vazgeçme şartı aranmaksızın, kamu davasının ve cezanın ortadan kaldırılmasına karar verilir. Fiilli işleyenin 8 inci maddeye göre düzeltme hakkını kullanmak suretiyle hamilin zararını karşılamış olması veya düzeltme hakkı yoksa, anılan maddede belirtilen müddet içinde çek bedelinin karşılıksız kalan kısmını %10 tazminatı ve gecikme faizi ile birlikte muhatap bankaya veya herhangi bir şubesine yatırmış bulunması halinde şikâyet hakkı doğmaz.

GEÇİCİ MADDE-Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, karşılıksız çek keşide etmiş olanlar hakkında hazırlık tahkikatına başlanmış veya dava açılmış ve mahkûmiyet hükmü kesinleşmemiş olduğu takdirde;

a)Yürürlük tarihini takip eden üç ay içinde çek tutarının veya karşılıksız kalan bölümünün %10 tazminatı ve gecikme faizi ile birlikte muhatap bankaya veya herhangi bir şubesine yatırılması,

b)Çek tutarı ödenmemiş olsa bile şikâyetten vazgeçilmiş olması,

c)Çek tutarının daha önce ödenmiş bulunması,

Hallerinde, hazırlık tahkikatında takibata yer olmadığına açılmış davaların düşürülmesine karar verilir.

GEÇİCİ MADDE-(3863 sayılı Kanun'la eklenmiştir.) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş veya hüküm infaz edilmiş ise, yürürlük tarihini takip eden 3 ay içinde çek tutarının veya karşılıksız kalan bölümünün %10 tazminat ve gecikme faizi ile birlikte muhatap Bankaya veya herhangi bir şubesine yatırılması veya yine bu sürede şikâyetten vazgeçilmiş olması halinde kamu davası ve cezanın bütün neticeleri ile ortadan kaldırılmasına karar verilir.

Yürürlük

MADDE 17-Bu Kanunun 1, 2, 4, 5 ve 16 ncı maddeleri ile Geçici Maddesi Kanunun yayımı tarihinde, diğer maddeleri yayımından altı ay sonra yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 18-Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

http://www.cekmagdurlari.com/2009/08/karsiliksiz-cek-davetiye.html

39 yorum:

Adsız dedi ki...

Arkadaşlar Yüksek Yargı Hükümete çatmış.Kendilerinden habersiz reform yapıyorlar diye.Aralarındaki gerginlikte artıyor inşallah bizim işi uzatmaz bu durumlar.Aşağıda linkini veriyorum isterseniz bakın diye.

R.C

Adsız dedi ki...

Eğer o evde sizin bir resminizi bile bulurlarsa icra işlemi yapılır bu bu kadar ince bir konu başımıza geldi oradan biliyorum magdur07.

Aman dikkat hafife alma olayı abicim.Sonra icra yapılan evin gercek sahibi eşyaların kendine ait oldugunu tek tek faturalarla ispatlamak zorunda istikhak davası falan acması lazım hiç bulaşma uzun ve meşakatli bir durum oluyor.

R.C

Cuneyt dedi ki...

Bu çarpıklığı eklemeden geçemeyeceğim , bu yeni tasarıda bizim hep söylediğimiz "Ya ne kadar adi bir suçmuş bu çek keşide etmek , katilmiyiz ,kalpazanmı" sözlerinin birebir kanıtı.

Tasarı aynen şöyle diyor :

MADDE 9-(8) Çek defteri basmaya veya bastırmaya kanunen yetkili kılınanlar dışında çek defteri basanlar ve bastıranlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve binbeşyüz güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.


Yani bir "KALPAZAN" kalkarda çek basar ve yakalanırsa alacağı ceza karşılıksız çek cezası ile ayın.Olayın mantığı bu.Bir kalpazanla , kanunsuzluğu kesin bir adamla magdur bir işadamı aynı kefede kanunlar nezdinde.Çok acı bir tablo olduğu için paylaşmak istedim.

R.C

Adsız dedi ki...

Veysi Seviğ
Vadeli çek yasalaştı
Türk Ticaret Yasası'nın "kıymetli evrak" başlıklı üçüncü kitabının "kambiyo senetleri" faslı içinde ayrı bir kısım olarak yer alan "çek" mevcut yasal tanımlamaya göre "kayıtsız ve şartsız muayyen (belli) bir bedelin ödenmesi için havaleyi içerir." Bu bağlamda Türkiye'de ödenecek çeklerde muhatap olarak ancak bir banka gösterilir. (Madde: 694)
Çeklerin keşidesi ve şekli (madde: 692-699), devri (madde: 700-705), ödeme ve ödemeden imtina (kaçınma) (madde: 706-723) ile konuya ilişkin diğer hükümler, (madde: 724-730), kanunlar ihtilafı, (madde: 731-743), Türk Ticaret Yasası içinde yer almaktadır.
Çek kullanımı hakkındaki esaslar, çek hamillerinin korunmasına dair önlemler ve bu bağlamda uygulanması öngörülen cezalar ise "Çekle ödemelerin düzenlenmesi ve çek hamillerinin korunması hakkındaki" 3167 sayılı yasanın konusunu oluşturmaktadır.
"Çek gerçekte bir tediye (ödeme) aracıdır. Çekin ödeme dışında bir nedenle keşide edildiğinin ispatı bunu iddia edene düşer ve tanıkla kanıtlanamaz."
Son yıllarda çekin mevcut yasal düzenlemeler hilafına vadeli olarak düzenlenmesinin giderek yaygınlaşması, bu bağlamda çekin keşide tarihinden önce bankalara ibrazı iş âleminde güvensizliğe neden olmuştur.
Buna bağlı olarak "Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkındaki" 5838 sayılı yasa ile ülkemizde çek kullanımının ve düzenlenmesini etkileyen iki önemli değişiklik yapılmış olup, bu değişikliklerle bundan böyle çekler vadeli olarak kullanılabilir hale getirilmiş, düzenlenen çeklerin talimatla ödenmesinin durdurulmasına hukuken son verilmiştir. Şöyle ki;
* 5838 sayılı yasanın 18'inci maddesi ile "Çekle ödemelerin düzenlenmesi ve çek hamillerinin korunması hakkındaki" yasaya eklenen geçici 2'nci maddeye göre "31.12.2009 tarihine kadar, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir."
Yukarıya aynen alınan yasa maddesi gereği olarak 28 Şubat 2009 tarihi ile 31.12.2009 tarihi arasında vadeli olarak düzenlenmiş olan çeklerin üzerinde yer alan keşide tarihleri (vadelerinden) önce ibrazı halinde bankalar tarafından bu çekler için işlem yapılamayacak, yani ödenmeyecek veya takas odasında işlem görmeyecektir.
Sözü edilen yasa maddesinin gerekçesine göre "belirli bir süreyle çekin, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersiz kabul edilerek ekonomik sıkıntılarla çeklerin zamanında ödenmemesi sonucunda ticari hayatta karşılaşılan sorunlara ve mağduriyetlere çözüm üretilmesi amaçlanmıştır."
* 5838 sayılı yasanın 32'nci maddesi Türk Ticaret Yasası'nın 711'inci maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

Adsız dedi ki...

Sözü edilen yasa maddesine göre "Keşideci çekin kendisinin veya üçüncü bir kimsenin elinden rızası olmaksızın çıkmış olduğunu iddia ederek" muhatabı çeki ödemekten men edebiliyordu. Bu durum çoğu kez uygulamada çek hamillerinin mağdur olmasına neden olduğundan uygulamada son zamanlarda ortaya çıkan yakınmalar her geçen gün artmaya başlaması dolayısıyla bu maddenin yürürlükten kaldırılması fikri giderek ağırlık kazanmıştır. Buna dayalı olarak sözü edilen madde 28.02.2009 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmış bulunmaktadır.
Uygulamada yürürlükten kaldırılan yasa maddesinin yarattığı boşluğun doldurulmasına yönelik hiçbir yasal düzenlemenin yapılmamış olmasından kaynaklanacak sorunların nasıl giderileceği konusunda ortaya çıkan duraksamalar yeni bir sorun kaynağı haline dönüşebilecek niteliktedir.
Çünkü; çeki keşide edenin iradesi dışında elinden çıkan, daha doğrusu çalınan veya zayi edilen çeklerin iptali için oldukça etkili olan geçmiş yasa maddesinin yürürlükten kaldırılması ile birlikte, bundan böyle çek hamilinin bu gibi hallerde başvuracağı ödemeyi durdurma yetkisinin kaldırılmasından kaynaklanan boşluğun nasıl doldurulacağı konusu şimdilik sorun olarak karşımıza çıkacaktır.
Oysa çekini kaybeden veya çeki çalışanların hukukunu koruyan yeni bir düzenlemenin yapılmaması halinde bu sorunun daha da büyümesi beklenmektedir.
Gerçekte geçmişte çekin keşidecisinin elinden rızası hilafında çıkması halinde keşidecinin ödeme yasağı koyması yasal bir hak niteliğinde olduğundan bankaya yapacağı bildirimle sözü edilen çekin tahsilatını durdurmak suretiyle muhtemel bir zarardan kurtulmuş oluyordu.
Şimdi bundan böyle çeki düzenleyen kişinin sözü edilen çeki zayi etmesi veya idaresi dışında elinden çıkması halinde böyle bir olanaktan yani ödememe talimatını verme olanağından yoksun bırakılmıştır.
5838 sayılı yasanın gerekçesinde konuya ilişkin olarak bu hükmün Cenevre Birlik Anlaşması'nın yer almadığı görüşünden bahis edilmektedir. Buna karşın sözü edilen maddenin İsviçre Borçlar Yasası'ndan alındığı vurgulanarak, İsviçre'de bu maddenin tartışma yarattığı üzerinde durulmaktadır.
Sonuç olarak ülkemizde yanlış anlamaların doğmasına neden olan ve çekin niteliği ile bağdaşmadığı ifade edilen Türk Ticaret Yasası'nın 711'inci maddesinin üçüncü fıkrası bundan böyle yürürlükten kaldırılmış ancak çıkması muhtemel sorunlara yönelik düzenleme yapılmamıştır.

Adsız dedi ki...

la havle kuvvete illa billahil aluyyul azim. ya sabır ya selamet.
arkadaşlar allah hepimize sabır versin ne diyeyim hiçmi allahtan korkmazlar hiçmi vicdanları yok
BATTIK BE BATTIK İŞTE İŞİMİ AŞIMI EVİMİ ÇEVREMİ,DOSTLARIMI KAYBETTİM BÖYLE GİDRERSE AİLEMİDE KAYBEDECEĞİM BUDA OLURSA İNANIN BURSA DAKİ ARKADAŞIN YAPTIĞINI YAPMAKTAN BAŞKA BİR ÇARE KALMAYACAK. NEDİR BU BE KARDEŞİM BATMAMIZA SEBEP OLALANLAR NİYE BATTIN DİYE HALA ARKAMDAN GELİYOR YETER ARTIK YETERRRRRRRRRRR


Karşılıksız çek veren yanar!
< Önceki HaberSonraki Haber >


15/03/2009

Piyasaların merakla beklediği ‘Çek Kanun Tasarısı Taslağı’ Başbakanlığa gönderildi



MESUT HASAN BENLİ



ANKARA - Yeni yasal düzenlemede karşılıksız çeklerde ‘1500’ güne kadar adli para cezası getiriliyor. Birden fazla çeki karşılıksız çıkan kişilere hapis cezası verilmesi hükmü de korunuyor. Tasarıda çeki kısmen veya tamamen karşılıksız çıkan kişinin elindeki tüm çeklerinin iadesi zorunlu kılındı.
Başbakanlığa gönderilen taslakta çekin güvenli bir ödeme aracı olarak kullanılması için çalışmaların yapıldığı ifade edilerek “Karşılıksız çek ile mücadelenin ağır hapis cezaları ile önlenemediği anlaşılması nedeniyle, suçu önleyici önlemlere yönelinmesi gerekmektedir” denildi.
Eski yasada karşılıksız çeklerde çek miktarı kadar ağır para cezasına hükmedileceği yasada düzenleniyor ve üst sınırı da belirleniyordu. Yeni yasada çek miktarı kadar ağır para cezası yerine ‘bin beş yüz’ güne kadar adli para cezası öngörülüyor ve fakat ‘hükmedilecek adli para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz’ deniliyor. Ayrıca mükerrirler(çeki birden fazla karşılıksız çıkan kişi) için hapis cezası yeni yasada da korunuyor.

Adsız dedi ki...

Çiftçiye karşılıksız çek tuzağı
Yazı Boyutu
Adana'da çaldıkları karşılıksız çekle çiftçileri dolandırmak istedikleri iddia edilen 3 kişi yakalandı.

Edinilen bilgiye göre, bir ihbarı değerlendiren Asayiş Şube Müdürlüğü'ne bağlı Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, merkez Yüreğir ilçesinde, dolandırıcılarla irtibata geçti.

Polis ekipleri, ellerindeki çalıntı ve karşılıksız çekle ürün almak isteyen İ.D. (51), A.K. (28) ve F.G.'yi (30) yakaladı. Zanlıların üst aramasında 2 adet, KKTC Lefkoşa Serbest Bölgesi'ndeki firmalara ait çekler ele geçirildi.

Yapılan araştırmalar sonucunda çeklerin çalıntı ve karşılıksız oldukları tespit edildi. Gözaltına alınan şahıslardan İ.D. ile A.K.'nin çok sayıda hırsızlıktan ve dolandırıcılıktan sabıkası olduğu öğrenildi.

Sorgularının tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilen zanlılar çıkarıldıkları mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Adsız dedi ki...

'Hassasiyet nedeniyle yargı içine kapanık'


"Tıkır tıkır işleyen" bir yüksek mahkeme sözü veren Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç, "2010'un sonunda başvurudan itibaren 5 ay içinde karar verecek hale geleceğiz" dedi
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, "tıkır tıkır işleyen" yüksek mahkeme sözü verdi. Kılıç, Anayasa Mahkemesi'nin performansı, yasama-yürütmeyargı organları arası ilişkiler, AB normları, kamuoyundaki "yasadışı dinleme" kaygısıyla ilgili SABAH'a değerlendirmede bulundu ve şu mesajları verdi:

* Tıkır tıkır işleyen bir Anayasa Mahkemesi hedefledik. Üyelerimiz özverili çalışılıyor. Bu hızla, 2010'un son döneminde, başvurudan itibaren 5 ay içinde kararını veren Anayasa Mahkemesi olacak.

* 2007 yılında göreve geldiğimde, 2002'den kalan gerekçeli kararlar bekliyordu. Şu anda 2002-2005 dönemini tamamladık. Halen 160 dosya bekliyor. Gerekçeli karar çok önemli. Karar veriyorsunuz 2 yıl sonra gerekçesi çıkıyor. Bu durum Anayasa Mahkemesi'nin kurumsal kapasitesini ve imajını olumsuz etkiliyor. Gelecek yıldan itibaren karar verdiğimizde gerekçesi bir ay içinde Resmi Gazete'ye gönderilecek.
Yeni binadaki Yüce Divan Salonu'nda AB müktesebatı ile uyumlu olarak savunma ve iddia makamları eşit düzeyde bulunacak.

* (Kamuoyundaki yasadışı dinleme paranoyası anımsatılınca) "Yok demek" gerçeği inkâr etme anlamına gelir. Yargının görevini gereği gibi yerine getirdiği kanaatini taşımıyorum. Yargı sanki hareketsiz kalıyor. Savcılara büyük görev düşüyor. Anayasa Mahkemesi, Telekom İletişim Başkanı'nın (TİB) Başbakan tarafından değil, üç kararname ile atanması gerektiğine ilişkin karar verdi. TİB, yasal dinlemeye uç veren bir kurum. Verdiğimiz kararla, psikolojik eşik aşıldı. Problemi çözer mi? Çözmez. Çözümü başka yerlerde.

* Cumhurbaşkanı'nın daveti üzerine yapılan zirvede, yargı organları başkanlarının yasama ve yürütme organlarıyla ilişkilerine çok dikkat ettiklerini gördüm. Arzu edilen diyalogların kurulamadığını müşahede ettim. Dikkatten, hassasiyetten kaynaklanan kurumsal içe kapanıklık var. Yasama, yürütme, yargı organı başkanlarının Cumhurbaşkanı'nca bir araya getirilmesi, yargı sorunlarının daha rahat anlatılmasına olanak verdi.

Adsız dedi ki...

ÇEK KANUNU BÖYLE DEĞİŞİYOR

Ersin BAL/ANKARA

Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni Çek Kanunu Taslağı, Başbakanlık'a gönderildi. Seçim sonrası Bakanlar Kurulu'nda görüşülmesi beklenen taslak, çek uygulamasına ilişkin önemli yenilikler getirecek.
150 BİN TL'YE KADAR CEZA
Verilecek adli para cezasının miktarı, karşılıksız çek miktarından az olmayacak. Mahkemeler cezayı belirlerken, çek miktarını da dikkate alarak 1.500 güne kadar adli para cezasına hükmedebilecek. Bu durumda karşılıksız çek sanığı, 150 bin TL'ye kadar adli para cezasına çarptırılabilecek.
BANKA 475 TL SORUMLU
l Karşılıksız çek miktarı 150 bin TL'nin üzerinde ise verilecek adli para cezası da
yükselecek. Para cezasını ödeyemeyen sanık, günlüğü 100 liradan hapis yatacak. Ceza kaç lira olursa olsun, yatılacak hapis 3 yılı geçemeyecek. Birden çok karşılıksız çek suçu işleyen ve adli para cezasını ödeyemeyenler ise en çok 5 yıl hapis yatacak.
l Adli para cezasını ödeyemediği için hapse giren kişi, para cezasını ödediği veya çek miktarını faizi ile birlikte alacaklıya verdiği takdirde, cezaevinden çıkacak.
l Yeni düzenleme, bankaların karşılıksız çeklerdeki mali sorumluluğunu da artırdı. Bankalar karşılıksız çeklerin 475 TL'lik bölümünden sorumlu olacaklar. Alacaklı durumdaki kişinin talep etmesi halinde, banka 475 TL ödemek zorunda kalacak.
3 TİP ÇEK DEFTERİ OLACAK
l Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan Çek Kanunu Taslağı, mevcut çek sistemini de sil baştan yenileyecek. Buna göre üç ayrı formatta çek defteri düzenlenecek. Ticari Çek, Ticari Olmayan Çek ve Hamiline Çek adını taşıyacak çekler yasanın yürürlüğe girmesinden bir ay içinde hazırlanacak.

Hamiline çek
için özel hesap

Yenİ düzenlemede yer alan 'Hamiline Çek' sistemi bankalarda bu amaçla özel hesap açtıran kişilerce kullanılacak. Hamiline Çek defterleri, matbu olarak hazırlanacak ve 'hamiline' ifadesi çek yapraklarının tümünde banka tarafından önceden yazılmış şekilde dağıtılacak. Ticari faaliyette bulunan gerçek ve tüzel kişiler, bankalarda ayrı hesap açtırmadıkları sürece 'Hamiline Çek'
kullanamayacaklar.

Ticari çek, özel harcamada kullanılmayacak

Tİcarİ Çekler sadece ticari işletmeleri olan kişilere verilecek ve bu çekler sadece ticari faaliyetlerde kullanılacak. Ticari işletmesi bulunan kişi, özel harcamalarında ise Ticari Olmayan Çek kullanacak. Yalan beyanda bulunarak Ticari Çek alan veya Ticari amaçlı çeki faaliyet alanı dışında kullananlar hakkında yasal işlem yapılacak.

Adsız dedi ki...

Hükümet, ekonomik krizin ardından patlayan geçen şubata göre yüzde 53.1 artarak, 1 milyon 400 bini aşan karşılıksız çek sorununu çözmek için harekete geçti.

Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan 11 maddelik yeni Çek Kanunu Taslağı, Başbakanlığa gönderildi. Seçimden sonra Bakanlar Kurulu’nda görüşülüp süratle yasalaşması beklenen taslak, çekte çok önemli yenilikler yanında ekonomik kriz önlemi de getiriyor. Hükümet’in ekonomik önlem paketinde de bulunan ve çeklerin vadelerinden önce işleme konulmalarını engelleyen düzenleme, taslağa eklendi. 31 Aralık 2009’a kadar vadesi gelmemiş çekler, bankalara ibraz edilemeyecek. Geçici madde sadece 31 Aralık 2009 tarihine kadar uygulanacak. 1 Ocak 2010 itibaren genel hükümler geçerli olacak. Taslak şöyle:

Hapis yerine para

TCK’nın genel hükümlerine paralel "karşılıksız çek" suçunda "hapis" yerine 1500 güne kadar "adli para cezası" verilecek. Karşılıksız çek verdiği için hakkında dava açılan sanık, mahkemece belirlenecek adli para cezasını öderse, cezaevine girmekten kurtulacak. Ancak, hükmedilecek adli para cezası çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olmayacak. Mahkemeler cezayı belirlerken, çek miktarını dikkate alarak 1500 güne kadar adli para cezası verecek. Bu durumda karşılıksız çek sanığı, 150 bin TL’ye kadar adli para cezasına çarptırılabilecek. Karşılıksız çek miktarı 150 bin TL’nin üzerinde olursa, adli para cezası yükselecek. Para cezasını ödeyemeyen sanık, günlüğü 100 liradan hapis yatacak. Hükmedilen adli para cezası kaç lira olursa olsun, bu cezanın karşılığında sanığın yatacağı hapis mevzuat gereği 3 yılı geçemeyecek. Birden çok karşılıksız çek suçu işleyen ve adli para cezasını ödeyemeyen sanıklar ise en fazla 5 yıl hapis yatacak. Adli para cezasını ödeyemediği için hapse giren kişi, para cezasını ödediği veya çek miktarını faizi ile birlikte alacaklıya verdiği takdirde, cezaevinden çıkacak. Soruşturma yapılıyorsa soruşturma sona erecek, açılmışsa dava düşecek.

10 yıllık kara liste

KARŞILIKSIZ çek düzenleyen, adına karşılıksız çek düzenlenen ve çekin karşılığını tarihinde banka hesabında bulundurmayan gerçek ve tüzel kişi hakkında, savcının talebi üzerine, sulh ceza hakimi tarafından karşılıksız çıkan her bir çekle ilgili olarak çek düzenleme-çek hesabı açma yasağı kararı verilecek. Karşılıksız kalan çek bedelini faiziyle tamamen ödeyen kişi hakkında, savcı tarafından soruşturma yapılmayacak, dava açılmışsa dava düşecek, mahkumiyet kararı ise bütün sonuçları ile ortadan kaldırılacak. Şikayetten vazgeçilmesi halinde de bu hükümler uygulanacak. Kişinin mahkum olduğu adli para cezası tamamen infaz edildikten veya bu cezayı ödemediği için hakkında hapis uygulanıp serbest bırakıldıktan itibaren üç yıl ve her halde yasağın konulduğu tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, hükmü veren mahkemeden çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasını talep edebilecek.

Adsız dedi ki...

ANKA

Ankara - CHP Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü, Devlet Bakanı Mehmet Şimşek'in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na bir soru önergesi verdi. Karşılıksız çıkan çeklerin yıllara göre ayrı ayrı toplam parasal tutarını, protesto edilen senet sayısını ve toplam tutarının ne kadar olduğunu soran Çöllü, yine 2007-2008 ve 2009'un ilk iki ayında sözkonusu sebepten sicili bozulan yurttaş sayısı hakkında da bilgi istedi.

Çöllü, Devlet Bakanı Şimşek'e, "Karşılıksız çek ve protesto olan senet sayısındaki artış ile Başbakan'ın 'kriz teğet geçecek', 'kriz psikolojik', 'kriz sanal' değerlendirmeleri örtüşmekte midir? Bir ekonomik kriz sözkonusu değil ise, karşılıksız çek ve protestolu senet sayısı neden artmaktadır? Size göre bu artışın nedeni nedir?" sorularını yöneltti.

Adsız dedi ki...

Siz hangi kesime giriyorsunuz? "Teğet geçmekte" olan ekonomik krizi ufak tefek hasarla da olsa göğüsleyenlerden misiniz? Yoksa, "işini bilmez beceriksizin, başarısızın teki" olduğunuz için çalışanlara yol verip işletmenizin kapısına kilit vuranlardan mısınız?
Bir şey daha sorayım: Yoksa siz, kriz mriz tanımadan gemilerini dağdan, milyon Euro'luk "danışmanlık ücretini" İstanbul'un asfalt yollarından aşırabilecek kadar işbilir, becerikli, başarılı olanlardan mısınız?
Bu soruların cevaplarını bilmiyorum. Ama, krizin Türkiye ekonomisinde yarattığı ciddi ve ağır sorunları biliyorum. Çünkü, DÜNYA okurları dertlerini bizlerle paylaşır, o yüzden bilirim. Yalnız bizler değil, hayatın içinde yaşayan herkes biliyor, herkes durumun farkında…
Kriz "teğet" geçmiyor. Üretim tesislerinin kapıları iş bilmezlik,
beceriksizlik, başarısızlık yüzünden kapanmıyor. Hayatta bunlar da olabilir. Ama, krizin kapattırdığı işyeri sayısı, beceriksizlikle kapatılanların çok üzerinde ise, ekonomik jargonda hiçbir teşhis ve analiz değeri bulunmayan bu tür söylemler, boş lâftan ibaret kalır. Türkiye'nin kriz fotoğrafı, kaldığını gösteriyor.
Çek sorunu krizin parçası
Biliyorsunuz, krizin gündeminde bir de "çek sorunu" var. Kuşkusuz ilk madde değil. Bir ara öne çıkar gibi oldu. Sonra unutuldu. Karşılıklı çek… karşılıksız çek… Vadeli çek… Çeki çektikten sonra ilgili bankada "iradem dışında yazdım" beyanıyla durdurulan çek…
Böyle tür ve boyutları var çek sorununun. Ve elbette, içinde "iş ahlâkı", "söz ahlâkı", borcuna sadakatsizlik; hattâ, krizi bahane edip alacaklısının çekini "gümletmek" gibi alt sorunları var. Belirteyim: Bunlar yalnız bugünün değil, geçmişin de sorunları

Ama bir de kusuru olmaksızın çek mağduru, çek mahpusu durumuna düşenlerin sorunu var. Kişisel irade dışında "mücbir sebep" kavramına sığan sorunlar. Bugünün krizi de "mücbir sebep"tir. Ekonominin "para damarlarını" daralttığı, tıkadığı için borçlunun dara düşüp alacaklısını dara düşürmek zorunda kaldığı, "zincirleme tepkimeli" bir durumdur ve sorunu ağırlaştırmıştır.

Kim bilir, bu durumda düşenlerin arasında işletmesini kriz nedeniyle kapatmak zorunla kalanlar da mevcuttur. İşletmesini kapattığı, üretimini durdurduğu, ürünün satamadığı için borçlarını, çeklerini zamanında ödeyemeyenler de vardır.

Kanunsuz suç olur mu?

Tüm bu kişiler çek sorununun aktörleri. Çekini "suç kastıyla" kesenler, karşılığını koyamayanlar, hileye hurdaya sapanlar elbette yasal yaptırımları hak ederler. Ceza neyse çekerler. Fakat, krizleri hiç bitmeyen bu ülkede "iradesi dışında" yasaların suç tanımına girenler, cezalandırılanlar, "içeri atılanlar" da var.
Bana ulaşan bilgiler, yasaların hapse mahkûm ettiği "çek suçlusu" sayısının 77 bin olduğu yolunda. 100 binden bile söz ediliyor. Bu kişilerin yasa karşısındaki konumunu, yargının verdiği kararları irdelemek bana düşmez.
Lâkin, Türk Ceza Kanunu'nu ile uyumlu yeni çek yasası bugüne kadar çıkarılmadığı için çek suçlarının "kanunsuz", çek sanık veya suçlularının "mahpus" kaldığını söylemek bana düşer. Çünkü, ceza hukukunun temel ilkelerinden birisi "kanunsuz suç, kanunsuz ceza olmaz"dır! Bugün "çek mağdurları" kanunsuz ceza altındadır ve bugünün krizi çek sorununu bir yılda yüzde 53 oranında büyütmüştür.

Adsız dedi ki...

Sayın Oya Armutçu ,


Bugün ki gazetede bir mail ile olayın genişliğini ve net durumunu anlatmak,sizinde bu yazılanları yorumlamanızla beraber değerlendireceğinizi düşünüyorum.

Konuya vakıf olduğunuzu öngörerek kanun maddeleri ile konuları size aktarmaya çalışacağım.

Bilindiği üzere 1985 yılında yasalaştırılmış olan 3167 sayılı çek kanunu ve sonrasında bu kanuna ekleme yapılmak ve düzenleme yapmak için çıkartılmış olan 4814 sayılı kanun ile bu kanun son şeklini almıştır ve uzun süre yürürlükteki halini korumuştur.Yıllar boyu bu yasa düzenlemesi sonrasında çekte hapis cezası olmadığı bahsi çeşitli çevrelerce iddia edilmiş olsada bu suçtan ceza alanlarında çok iyi bildiği üzere “Adli Para Cezası” adı altında Ekonomik suça ekonomik ceza verildiği iddia edilmekte , Anayasanın 38. Maddesine karşı gelinmediğinin ispatı yapılmaya çalışılmaktadır.Fakat durum böyle değildir.Adli para Cezası adı altında bahsedilen ceza , direkt olarak çek miktarı kadar hazineye borçlanmanıza ve buna bağlı olarakta ödenmeyen cezalarda gün /para sistemi esas alınarak hapis yaptırımına dönüşmektedir.Bu gerçekleri anlattıktan sonra asıl soru bu cezai yaptırımların 31.12.2008 sonrası neden hükümsüz kalmış olduğudur.

Türk Ceza Kanununun 5/1 maddesinde “Bu kanunun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır” denerek ceza hukukunda yeknesaklık sağlanmak istenmiştir.TCK’nın kabul tarihinden sonra oluşabilecek aykırılıkların ve cezasız kalabilecek suçların önlenebilmesi amacı ile, yasakoyucu tarafından 5252 nolu yasa cıkartılmış 5237(TCK) sayılı yasanın yürütülmesindeki hususlar açıklığa kavuşturulmuştur.5252 sayılı yasanın geçiçi 1.maddesi eklemesi ile aykırılık içeren özel ve genel kanunlarda, belirli bir süre içerisinde hükümlerin devam edebilmesi sağlanmış , bu belirli süre içerisinde yapılacak kanun değişiklikleri ile TCK ya aykırı olan, özel veya genel kanunlarda uyumlaştırma yapılması , aykırılıkların ortadan kaldırılması planlanmıştır. Kanunun geçici 1.maddesi bu sınırlandırma tarihini 31.12.2006 olarak belirlemiş yasa koyucu planlanan zamanda uyumlaştırmaları yapamadığından birer sene olmak üzere toplamda 2 sene uzatılmıştır.Kanunun öngördüğü çerceveler nezdinde bu tarih 31.12.2008 olarak sonlanmış ve bu tarihe kadar olan süre içerisinde “ Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” adı altında 580 maddeden oluşan 5728 Sayılı Yasayı çıkartmış ve bu yasa yürürlüğe girmiştir. Buradan da tekrar anlaşıldığı üzere yasa koyucunun amacı Türk Ceza Kanununun genel hükümlerinin bütün özel yasalarda ve ceza hükmü içeren yasalarda uygulanmasını sağlamaktır. Açıkca görülmektedir ki yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesini dikkate alarak 5728 Sayılı Yasa ile özel yasalarda ayrıntılı düzenlemeler yapmasına rağmen 3167 Sayılı Yasada herhangi bir düzenleme 31.12.2008 tarihine kadar yapmamıştır.

Sakarya 1.Ağır Ceza Mahkesinin Değişik iş no : 2009/213 nolu kararında bahsettiği üzere ;

“Yasa koyucunun atlama yaptığı, bir konuyu unuttuğu kabul edilemeyeceğine ve yukarıda da değinildiği gibi bu konuda değişiklik yapmak için Başbakanlığa kanun tasarısı taslağıda sevk edildiğine göre yürütmenin, (hükümetin ) ve yasa koyucunun (TBMM'nin) muradının 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesi ile düzenlenen ceza kuralının ortadan kalkması ve yeni yasal düzenleme yapılana kadar bu ceza hükmünün uygulanamaz olmasını sağlamak olduğu kabul edilmelidir. Çünkü ceza kuralları uygulanmak amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir.” saptaması Ağır Ceza Mahkemesi hakimler kurulu tarafından yapılmıştır.

Adsız dedi ki...

Ağır Ceza Mahkemesi kararından da açıkca anlaşılacağı üzere 3167 sayılı yasanın ceza içeren hükümlerinin uygulanamaz olduğu açıktır.Yapılmayan uyumlaştırma çalışmaları sebebi ile 31.12.2008 tarihinde son bulan aykırı hükümlerin uygulanabilmesi durumu artık geçerli olmayıp 01.01.2009 tarihi itibari ile TCK’nın genel hükümlerinin özel yasalar dahil her alanda yürürlük kazanmasına sebep olmuştur.Bu sebeble uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen, bu nedenle yasal olarak kaldırılma dışında yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek, gerek Anayasa’da yapılan düzenlemeye, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanunun 2. maddesinde düzenlenen “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.Kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz” kuralına da aykırıdır.
3167 sayılı kanunun 16. Maddesine başlıca aykırı olan TCK maddeleri 20, 43, 52, 60 ve 61’dır.Özellikle,objektif sorumluluk ilkesinin kaldırılmış olması nedeni daha önce objektif sorumluluk ilkesi ile verilen Karşılıksız çek cezaları TCK’da bulunmayan bu ilke esasında 01.01.2009 itibari ile değerlendirelemeyecek olup verilen cezalarıda geçersiz kılmıştır.Kezaa Ağır Ceza Maddesinin yaptığı açıklamada “Cezanın belirlenmesine ilişkin Türk Ceza Kanununnun 61/8 maddesinde ise adli para cezasında artırım ve indirim yapılırken hesaplamanın gün üzerinden yapılması öngörülmüştür.Bu durumda çek miktarına bağlı olup gün hesabıyla tespiti mümkün olmayan karşılıksız çek suçuna ilişkin adli para cezasına örneğin: Türk Ceza Kanununun 62. maddesinde düzenlenen taktir-i indirim nedenlerini uygulama imkanı da kalmamış ve sonuç olarak çek yasasındaki yaptırım yasal süre içinde Türk Ceza Kanununnun genel hükümlerine uygun hale getirilmediği için 01.01.2009 tarihinden itibaren zımmen yürürlükten kalkmıştır” saptaması yine aynı hakimler kurulu tarafından yapılmıştır.
Yukarıda ki acıklamalar nazarında görüldüğü üzere 3167 sayılı yasanın 16. Maddesi sadece TCK’nın bir maddesine değil birçok maddesine aykırıdır.Bunun hukuksal olarak ele alınması ve açıklanması gayet net ve kesindir.Geriye yönelik bir değerlendirme yapılması yeni yasanın kanunlaşmasından sonra bile bu yasanın yürülüğe gireceği tarihe kadar,Türk Ceza Kanununun genel hükümlerine aykırılık içeren mevcut çek yasasının ilgili maddelerini uygulamak imkanı kalmadığı için bu boşluğu kıyas veya kıyasa yol açacak biçimde geniştici yorum yapmak yoluyla doldurmakta Türk Ceza Kanununun 2/3 maddesi kapsamında mümkün görülmemektedir.Kısaca yeni yasa kanunlaşması sebebi ile geriye yönelik olarak bu boşluğun doldurulması yine TCK ile engellenmiş görülmekte, yapılan yeni yasa ile bu boşluğun yok sayılması ve cezalandırmaların devam edebilmesi mümkün görülmemektedir.
31.12.2008 tarihinden sonra 3167 nolu yasanın 16.maddesine göre verilen cezalar, aykırı hükümlerin 31.12.2008 sonrası uygulanamayacak olması sebebi ile doğru olarak kabul görebilecek hükümler değildir.Yukarıda acıklamaya çalıştığım sebepler ile hükümsüz kaldığı açıkca belli olan 3167/16 maddesi 01.01.2009 itibari ile dayanaksız kalmıştır. TCK da yer bulan Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi gereğince “MADDE 2. - (1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.” denmektedir.01.01.2009 tarihi itibari ile hükümsüz kaldığı görünen 3167/16 maddesi ile verilmiş olan cezalar TCK madde 2/1’ e göre suç olmaktan çıkmıştır.Bu şuçlarla ilgili geçmiştede verilmiş olan cezalar bakımında yine TCK’nın 7. maddesinin 2. bendi esasınca lehe olan durum işlenip (kanunsuz suçla ceza olmaz esası ile davaların düşmesi sanık için lehe durumdur) düşürülmeli ,verilen cezalar bütün sonuçları ile ortadan kaldırılmalıdır.

Adsız dedi ki...

“TCK Madde 7 / 2 Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.”
Bütün bu sebebler ve kanun maddelerinin yok sayılarak 3167 sayılı yasa ile ceza verilmeye devam edilmesi , yeni çıkacak olan kanun esas gösterilerek geçmişe yönelik bir uygulama yapılmasını düşünebilmek pekte imkan dahilinde görülmemektedir.Her ne kadar yeni kanun tasarısında kanun yürürlüğe girmeden önceki dönem için 3167 sayılı kanunun geçerli olduğu yazmakta ise de, tasarıya eklenen bu madde, 31.12.2008 sonrası arada bulunan boşluk dönemini bu dönemin ortaya çıkardığı hükümsüzlük (aykırılık sebebi ile) durumunu ve bu durumun lehe işlenmesini (TCK 7/2) etkilemektedir.
Bu durumu görmezden görerek verilebilecek bir aksi karar sonrasında verilen kararın koyulmuş olan kanunlara karşı gelinerek “Ben yaptım oldu” mantığı ile verilen bir karar olacağı, böyle bir adaletsizlik karşısında ise mağdur duruma düşen hak sahiplerinin haklılıklarını Avrupa İnsan Hakları Mahkemelerinde kanıtlamak durumunda kalacaklarını, AİHM’den çıkacak olan bir emsal kararın yasa koyucunun ve Türk adalet sisteminin tamamen sorgulanmasına sebep olağını, adaleti sağlamakla görevli olan Türk hukuk büyüklerininde böyle bir kanunsuzluğa imza atmayacagını düşündüğümü ekleyerek mailıma son verirken, gazetecilik hayatınızda başarılarınızın devamını diler, konuya olan ilginizden dolayı şahsım ve tüm blog sakinleri adına teşekkür ederim.
R.C

Adsız dedi ki...

Daire:10
Tarih:2009
Esas No:2007/11212
Karar No:2009/2458
Kaynak: MAHKEME DOSYASI
İlgili Maddeler: TCK 5, 20/2, 60
İlgili Kavramlar:TÜZEL KİŞİLER HAKKINDA CEZA YAPTIRIMI UYGULANAMAZ


Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanıklar Ahmet Ç…….. ve Çok çevik İnşaat Emlak Nakliye Turizm Sanayi Limitet Şirketi hakkında ANTALYA 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonucu, 03.06.2004 tarihinde 2004/300 esas ve 2004/590 karar sayı ile kurulan mahkumiyet hükmünün sanıklar tarafından temyiz edilmesi üzerine, dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın onama isteyen tebliğnamasi ile 18.07.2007 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

1- 3167 sayılı Kanunun 4814 sayılı Kanunla değişik 3. maddesinin 2.fıkrası ile 5.maddesinin 1 ve 2. fıkralarına, ayrıca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nca hazırlanarak 09.04. 2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2003/1 sayılı Tebliğin geçici 2. maddesine göre;4813 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.03.2003 tarihinde önce veya sözü edilen Tebliğin yayımını izleyen üçüncü ayın sonu olan 31.07.2003 tarihine kadar düzenlenmiş çeklere vergi kimlik numarası yazılmamış olmasının “çekin geçerliliğini etkilemeyeceği”, 31.07.2003 tarihinden sonra düzenlenen çeklere vergi kimlik numarasının yazılmamış olması durumunda ise “çekin geçerli olmayacağı” kabul edildiğinden; keşide tarihi 30.10.2003 0lan üzerinde vergi kimli numarası bulunmayan çekin belirtilen dönemde ileri tarihli olarak düzenlenip düzenlenmediği ve muhatap banka tarafından sanık şirketin elindeki çek defterinin yenisi ile değiştirilip değiştirilmediği araştırılarak, sonucuna göre sanık Ahmet’in hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı biçimde mahkumiyet kararı verilmesi,

2- 31.12.2008 tarihine kadar 3167 sayılı Kanun’un, 5237 sayılı Kanun’un birinci kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümlerine ilişkin yeni bir yasal düzenleme yapılmadığı dikkate alınarak, TCK’nın 5, ve 20/2. ve 60 maddeleri ile 5560 sayılı Kanun’la değişik 5252 sayılı Kanun’un geçici 1.maddesi uyarınca, tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanmasına olanak bulunmaması,
3- Kabule göre; ağır para cezasının; 5083 sayılı Kanun’un 1 ve 2, 5252 sayılı Kanun’un 5/1 maddeleri ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulunun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca belirlenmesinde ve adli para cezasına dönüştürülmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 23.02.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye

Adsız dedi ki...

TCK Madde 52
(1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.
Adli para cezasının tanımı tam olarak TCK madde 52 de anlatılmış.Nasıl hesaplanacagı , nereye ödeneceği v.s.Ayrıca "kanunda aksi bulunmayan hallerde" ibaresi eklenmiş.Bu şu demek özel kanunların icerisinde gün sayısı olarak net belirtilirse ve adli para cezası denirse bu kanun yerine o özel kanunda yazan uygulanır.Bunu en yakın örneği yeni çek yasası tasarısında var "1500 güne kadar Adli Para Cezası" diyor.Yani gün sayısı var ve Adli para cezası tanımı var.Burada yazan 1500 gün 52. maddenin belirlediği maksimum 730 günden fazla görünsede "kanunda aksi bulunmayan hallerde" cümlesi ile geçerliliğini koruyor ve yasal yaptırımlar içerisinde bulunuyor.
Bunu 3167 deki tersliği nedir?

3167 de ".....çek bedeli tutarı kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Ancak
verilecek para cezası seksenmilyar liradan fazla olamaz..." denmektedir.Burdaki ağır para cezası 04.11.2004 tarihi ve 5252 sayı nolu kanun ile (5/1 maddesi) Adli Para Cezasına dönüştürülmüştür.Fakat bu yeterli olmamaktadır.Bunu sebebi Adli para cezası yazsa bile, gün sayısı kati olarak belirtilmemiş olan 3167 16/1 maddesinin TCK 52. maddesinde açıkca belirtilimş olan hususlara uymamasıdır.

Herkesin anlayacağı bir örnekleme yapar isek ;

Ahmet Mehmete 80.000 TL lik bir çek keşide ediyor.Mehmet bu çeki çekemiyor ve yazdırıyor.Suça söz konusu olan çek için mahkeme 31.12.2008 tarihinden önce aykırı hükümlerin uygulanabilmesi esası ile 80.000 TL Adli Para Cezası , ödenememesi halinde ise 80.000 /100 =800 gün hapis cezasını uygun görüyor.Buraya kadar bir sıkıntı yok.Fakat 31.12.2008 tarihi itibari ile "aykırı" hükümlerin uygulaması kalkıyor.Bu durumda mahkemenin Ahmete verdiği 800 adli para cezası TCK madde 52 de anlatılan adli para cezası tanımına uymuyor.TCK madde 52 maksimum 730 gün öngörürken , mahkeme Ahmete 800 gün vermiş oluyor.Bunu bir kenara bırakırsak 3167 16.maddede zaten 800 gün Adli para cezası yazmıyor.Yazan "çek miktarı kadar adli para cezası" bu tanım TCK 52 maddeye bu anlamdada uymuyor.800 gün ceza verilmesine sebep olan yazı ise
"Ancak

Adsız dedi ki...

Bu savımı destekleyen Sakarya 1.Ağır cezasının çok net bir anlatımı var Sayın Hakimimiz diyor ki ;

....."Ayrıca Adalet Bakanlığı'nın adresinde bulunan ve Çek Kanunu Tasarısı Taslağı olarak Başbakanlığa gönderilen metnin 5/1 madde ve fıkrasında "Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî paracezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz." düzenlemesinin bulunduğu, bu düzenleme dikkate alındığında yasama organının büyük çoğunluğunu oluşturan yürütmeyi (hükümeti ) temsilen Adalet Bakanlığının da itirazı reddeden mahkeme ve red kararında belirtilen Yargıtay Dairesinin inancına aykırı olarak çek kanununda verilecek adli para cezasının gün para sistemine uygun olması gerektiğini öngördüğü......"

Yani Sayın Hakim acıkca yeni yasada düzeltmişler "1500 gün Adli Para Cezası" diyerek yeni yasayı TCK madde 52 ile uyumlu hale getirmişlerdiri anlatıyor.Şu an yürürlükte bulunan 3167 sayılı yasanın 16. maddesinde bahsi gecen adli (ağır) para cezası tanımının TCK 52. Maddede yazan Adli para cezası tanımına uygun olduğunu iddia etmek sadece kişisel görüş ve ceza vermek hevesini ortaya koyan bir davranıştır.Yani ben istiyorum cezayı her şekilde uydurur veririm demeye geliyor.Fakat kazın ayağı öyle değil.TCK Kıyası , kıyasa yol acacak yorumlamayı önleyerek "YANLIŞ" yorumlamalarla , kişisel arzu ve isteklerle ceza verilmesinin önünün kapatmış.

Tüm bu sebeplerle halen 3167 16. maddede yazanların TCK 52.Maddede anlatılan tanımlara uydugunu iddaa etmek sadece inat , kişisel ihtiras , makam gücünün verdiği şarhoşluktan öteye geçemeyecek bir yorumdur ki Yüksek Mahkeme(Yargıtay) bunu net olarak bize gösterecektir kanısını taşıyorum.

Umarım düşüncelerimi anlatabilmişimdir , anlanamayan biryer var ise lütfen sorunuz ki eğer cevaplayabiliyorsan cevaplamaya gayret göstereyim.

R.C

Adsız dedi ki...

Mrs, M,
arkadaşlar

eimden geldiğince ve yazabildiğim metin bu kısaca insan haklarına uygun olmayan bir yasa ve bundan dolayı işleri bozylmuş işletmecilerin hapisle karşı karşıya olduğunu anlatmaya çalıştım
ve bu konu da bbv den haber yapmaları için bri talepte bulundun (internet sitesinde)
aşağğıda bulunan mail avrupa parlementerler meclisinden gelen mesaj alındı ve enkısa zamanda ilgili vatandaşlık brimi sizib için uğraş verecektir mesajıdır

henüz bbc den cevap gelmedi


Your question to the Correspondence with Citizens Unit has been received and will be dealt with as soon as possible.




cheque of law implementation 30.000 in prison
now in turkey millions of peoples against prison.
the law of cheque have not been legislated accourding to international
and european commitments.
ı am member of cheque downtrodden groups.
we have such a document about evidence for cheque prisons.
if you can any investigate about this domain in turkey you can see 30 000 people in prison .
this law crosswise to human right.
thiz problem is econamical.
we have a bussienss for a long years in turkey but econimic crises is destroyed our bussiness administration.
the law of cheque implementation in turkey is out of humanright.
we request a news from bbc.
ı am the sound of thousand of people from turkey.
please contact me from my mail adress
if you able to place any news on your internet pages,you stimulate the turkish press .
if you want description for aware this evidence.only call turkish goverment.
the turkish goverment have to order this law as soon as possible


Division for Correspondence with Citizens
European Parliament

Adsız dedi ki...

Adana'da iflas eden işadamı yüklü borcu nedeniyle bunalıma girerek intihar etti

Edinilen bilgiye göre olay, saat 23.30 sıralarında Mirzaçelebi Mahallesi, Mirzaçelebi Sokak, 37 numaralı evin birinci katında meydana geldi. Metin Sabır (45), eşiyle birlikte kahve içtikten sonra uyuyacağını söyleyerek yatak odasına çekildi.

Aradan 15 dakika geçtikten sonra yatak odasından bir el silah sesi duyuldu. Sabır'ın eşi odaya girdiğinde korkunç manzarayla karşılaştı. Başına tabancayla 1 el ateş eden eşini kanlar içerisinde gören kadının çığlıklarını duyan komşuları, durumu hemen sağlık ekiplerine haber verdi.

Olay yerine gelen sağlık ekipleri, Sabır'ın öldüğünü belirledi. Daha önce sebze komisyonculuğu yapan Sabır'ın iflas ederek piyasaya yüklü miktarda borçlandığı ve işlerinin bozulmasıyla birlikte eşinden de ayrıldığı öğrenildi. Borçlarını ödeyebilmek için çeşitli işlerde çalışan Sabır, daha sonra eşiyle barışarak tekrar birlikte yaşamaya başladı. Kısa bir süre önce çalıştığı işyerinden ekonomik kriz nedeniyle ayrıldığı belirtilen Sabır'ın bunalıma girerek intihar ettiği ileri sürüldü. Ayrıca Sabır'ın 3 çocuk babası olduğu öğrenildi.

Olayla ilgili soruşturmanın devam ettiği bildirildi.
İHA

Adsız dedi ki...

Sayın ......

1985 yılı ve 3167 kanun sayısı ile kabul edilmiş olan Çek Yasası 01.01.2009 itibari ile ceza maddelerinin (madde 16) yaptırımını yitirmiştir.

26.09.2004 tarihi ve 5237 sayısı ile yürürlüğe girmiş olan Türk Ceza Kanunu (T.C.K) 5. maddesindeki açıklama ile T.C.K kanununun genel hükümlerinin tüm genel ve özel kanunlarda bulunan ceza içeren durumlarda uygulanacağını kanuna bağlamış ve net olarak belirtmiştir.Bu bağlamda kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Ceza Hukuku artık T.C.K nın Genel hükümlerinden yol alarak cezaların belirlenmesini sağlayacaktır.

Hızlı bir biçimde kanun koyucu tarafından yasalaştırılan T.C.K'nın, yargılama sürecinde bulunan ,daha önce infazı kesinleşmiş olan suçlarda karışıklık yaratmaması sebebi ile yine yasa koyucu tarafından "Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun" adıyla 04.11.2004 tarih ve 5252 sayı ile bir kanun düzenlemesini gündeme getirmiştir.Bu yeni kanunun amacı yukarıdada açıkladıgımız şekilde T.C.K'nın yürürlüğe girmesi ile birlikte oluşabilecek karışıklıkları engellemek, bunların önüne gecebilmektir.Bu kanunun (5252) Gecici Ek Madde 1/1 bendinde olası aykırılık içeren hükümlerin en geç 31.12.2006 tarihine kadar uygulanabileceği belirtilmiş, sonradan yapılan uzatmalarla bu tarih son olarak 31.12.2008 olarak belirlenmiştir.

Yasa koyucu 31.12.2008 tarihine kadar 3167 sayılı Çek Yasasının aykırı hükümlerini T.C.K nın genel hükümlerine uyarlamak için bir değişiklik yapmadığı açıkca ortadadır.Bu değişikliğin yapılmamış olması hukuk çevrelerinde "aykırılığının" farkında olunduğu maddeler üzerinde tartışma başlatmıştır.

Hızlı bir biçimde maddelere bakıldığında önümüze gelen en büyük aykırılık T.C.K 52.maddede anlatımı yapılan Adli Para Cezası tanımının 3167 sayılı yasanın 16.maddesinde kesinlikle bulunmamasıdır.T.C.K 52/1. Maddesinde yapılan tanım ;

Adsız dedi ki...

"Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir."

Bu tanımı kelime kelime ele aldığımızda ;

a) Verilecek olan para cezasının minumum 5 gün olabileceği ve maksimum 730 gün olabileceği belirtilmiştir.Bu verilen cezanın tam gün sayısı olabileceğide karara bağlanmıştır.

b) Karara bağlanan gün ceza sayısının hakimin taktiri ile (20 ila 100 TL arası)belirlenen rakamla çarpılarak elde edilen sonuş miktarının devlet hazinesine ödenmesi esas görülmüştür.Kısa bir örnekleme ile hakim 5.000 TL lik bir çekte 50 gün ceza öngörmüşse bunun hakim taktiri ile günlüğü 50 TL den belirlenmesi ve sonucunda Devlet hazinesine 10.000 TL ödenmesi demektir.Yani bu maddeye göre verilecek olan Adli Para Cezası uygun görüldüğü hallerde çek miktarından fazla olabilecektir.Fakat bu miktarın çek miktarından az olması imkansızdır.

c) Bu maddede kafaları karıştıran kısım ise arada kalan tanımlama olmuştur.Kanun maddesinde "kanunda aksine hüküm bulunmayan" demektedir.Bunun kısaca açıklamasını yeni Çek yasası tasarısına baktığımızda hemen anlayabiliriz.Yeni çek yasası tasarınısında 52/1 maddesinde belirtilmiş olan maksimum 730 gün sınırlamasını bypass edebilmek için "1500 güne e kadar Adli Para Cezası" tanımı eklenmiştir.Bu açıkca 52/1 maddesinde sözü edilen kanunda aksi bulunan haldir ve bu durumda T.C.K 52/1 maddesinde bulunan gün sayıları değil, özel kanunda açıkca belirtilmiş olan gün sayısı esas alınacak ve cezalar bu gün sayısına göre belirlenecektir.

Adsız dedi ki...

T.C.K 52. Maddenin 3167 sayılı yasa 16. maddesine olan aykırılığı
3167 sayılı yasanın 16. maddesinin 1. bendinde yazan ceza tanımı şöyledir ;
Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4 üncü
madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle
kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili
temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere,
çek bedeli tutarı kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Ancak
verilecek para cezası seksenmilyar liradan fazla olamaz. Bu miktar,
1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2 nci maddesine
göre her yıl artırılır. Bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan beş yıla kadar
hapis cezası verilir.
Bu maddeyide cümle cümle ele aldığımızda ;
a) Kanun maddesi karşılığı bulunmayan çeklerde çek keşidecisine "çek bedeli kadar ağır para cezası" verilmesini öngörmüşlerdir.Bu maddede bulunan ağır para cezası 5252 sayılı yasanın 5/1 maddesi ile Adli Para cezasına cevrilmiştir.İşte asıl sorun burdan kaynaklanmaktadır.Bu değişiklik ile 3167 sayılı kanunun 16. madddesine Adli Para cezası tanımının girmiş olduğu öne sürülmektedir.Oysa ki adli para cezası tanımının ne şekilde olacağı T.C.K da acıkca belirtilmiştir.Bu tanımlama tam gün sayısı ile belirtilmeli ve kesin olarak kanunda gösterilmelidir.5252 sayılı kanun ile yapılan değişiklik 3167 nin 16.maddesine Adli Para Tanımı eklemek için yapılmış bir özel düzenleme olmayıp tüm özel ve genel kanunlardaki ağır para cezasının adli para cezasına çevirilmesi ile ilgili bir çalışmadır ve bunun 3167 sayılı kanunun 16. maddesindeki karşılığı sadece bir kelimenin değiştirilmesidir.Bu nedenle yapılmış olan tanım T.C.K da tanımı yapılmış olan Adli Para Cezası tanımına aykırıdır ve 5252 sayılı yasanın Gecici 1. maddesi sebebi ile 01.01.2009 tarihinden sonra uygulanması mümkün değildir.

Adsız dedi ki...

b) Yorumlamalara sebeb olan bir diğer cümle ise "Ancak
verilecek para cezası seksenmilyar liradan fazla olamaz" cümlesidir.Kanun koyucunun bu kanunu yürürlüğe soktuğu tarihte bu maddeyi ekleyerek çok uzun seneler hapis verilebilmesini önlemek olduğu açıkca ortadadır.Örnekleme yaparsak tek çekte yazan 300.000 TL lik bir meblağnın karşılıksız çıkması halinde, şayet bu ekleme yapılmamış olmasaydı sanığın alması gereken para cezası 300.000 TL Adli Para Cezası ve akabinde bunun günlük 100 TL den infaz edilerek karşılığı gelen hapis cezasının ise 3.000 gün olması aşikardır.bir adet çek imzalamaktan bir kişiye 3.000 gün (yaklaşık 8 sene) hapis tazyiki genel kurallar nezdinde mümkün görülmediğinden (adaletsiz yaklaşım olacağından) kanun koyucu bu eklemeye yaparak miktar ne olursa olsun 80.000 Tl yani yaklaşık 2 sene ceza verilebilmesini amaçlamış ve bu dogrultuda maddeye ekleme yaparak sınırlandırma yapmayı uygun görmüştür.T.C.K nın ön gördüğü Adli Para Tanımında tam gün sayısının yazması gerektiği aşikardır.Fakat 3167 sayılı yasanın 16. maddesinde Adli Para Tanımı yoktur sadece "Ağır Para" kelimelerinin "Adli Para" olarak değiştirilmesi vardır.Kezaa maddade yukarıda bahis ettiğimiz üzere "gün" sayısıda mevcut değildir.Maddede sadece parasal olarak cezanın miktarı yazmaktadır bunun yorumla gün sayısına cevirilmesi 800 gün denebilmesi T.C.K 2/3 maddesine göre yasaktır.Çünkü açıkca 80.000 TL adli para cezası tanımını istek dahilinde 800 gün adli para cezası olarak öngörebilmek, bu şekilde yorumlamak kanun koyucu tarafından T.C.K madde 2/3 ile yasaklanmıştır.Bunu karşı görüşü olarak T.C.K 52. maddede yazan maksimum 730 gün tanımını , 73.000 TL olarak düşünmek,yorumlamak istediğinizi düşündüğünüzde yine T.C.K 52. maddenin 2 bendinde yazan kurallar cercevesinde 730 gün sayısının 73.000 TL olabileceği gibi 14.600 TL(günlük 20 TL den), 36.500 TL (günlük 50 TL) ve benzeri farklı rakamlarda olabileceği aşikardır.T.C.K 52. maddede bulunan gün sayısını para karşılığına cevirip burada 73.000 TL denmek isteniyor demek ki 3167 sayılı yasanın 16.maddesindede 80.000 TL 800 gün demek istiyor yorumlamasını yapmak, bu şekilde bir çıkarsama ile hüküm verebilmek için T.C.K nın 2/3 maddesini görmezden gelebilmek, bu maddeyi önemsememek geçerli olmadığını savunabilmek gerekecektir.Kezaa bu madde ceza iceren maddeler arasında kıyası ve yorumu kesinlikle yasaklamıştır. Bütün bu sebepler ışığında 5252 sayılı kanunun izin verdiği tarih aralığında yapılmamış olan uyumlaştırmalar sebebi ile 3167 sayılı yasanın ceza içeren maddeleri (16.madde) 5237 sayılı T.C.K kanununun 52. maddesine açıkca aykırıdır ve 31.12.2008 tarihinden sonra uygulanamaz duruma gelmiştir ve geçerliliğini yitirmiştir.

Adsız dedi ki...

Geçerli olmayan kanunların uygulanabilmesi yine T.C.K nın 2.maddesi 1 bendinden anlaşılacağı üzere imkansızdır.Bu tarihten sonra yapılan yeni düzenlemelerin geriye yönelik yaptırımlar olamayacağı gerekcesi ile (T.C.K 7/2) verilmiş olan hükümlerin kanunsuz kaldığı,uygulanamayacağı açıktır.Ceza kuralları uygulanmak amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir. Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen, bu nedenle yasal olarak kaldırılma dışında yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek gerek Anayasa’da yapılan düzenlemeye, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanunun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır. Anayasanın 38.maddesinde ifadesini bulan “Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesinin” doğal sonucu olarak yasama organı suç olarak benimsediği bir eylemin cezasının türünü ve miktarını ilgili maddede belirtmek durumundadır .Suçta ve Cezada Kanunulik ilkesinden yola cıkılarak bu madde ile verilmiş kararların düşürülmesi gerekmektedir.Yine T.C.K 7/2 maddesi geregince sanıkların lehine bir durum oluştuğundan geçmişe yönelik olarakta aynı şekilde hükümsüzlüğün kabul edilip infazların durdurulması ve tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmaları gerekmektedir. Yukarıda anlatılan aykırılık sadece T.C.K 52. maddeye karşı oluşan aykırılıktır.Fakat 3167 sayılı kanun T.C.K nın diğer aykırılık içeren maddelerine Sakarya 1.Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerekçeli kararından alıntı yaparak örnekler vermek gerekirse ; a) 3167 sayılı kanunun ceza maddelerinin T.C.K madde 61 ve 62 ye olan aykırılığı bakımından:


• Ayrıca cezanın belirlenmesine ilişkin Türk Ceza Kanununnun 61/8 maddesinde ise adli para cezasında artırım ve indirim yapılırken hesaplamanın gün üzerinden yapılması öngörülmüştür.Bu durumda çek miktarına bağlı olup gün hesabıyla tespiti mümkün olmayan karşılıksız çek suçuna ilişkin adli para cezasına örneğin: Türk Ceza Kanununun 62. maddesinde düzenlenen taktir-i indirim nedenlerini uygulama imkanı da kalmamış ve sonuç olarak çek yasasındaki yaptırım yasal süre içinde Türk Ceza Kanununnun genel hükümlerine uygun hale getirilmediği için 01.01.2009 tarihinden itibaren zımmen yürürlükten kalkmıştır

Adsız dedi ki...

b) 3167 sayılı kanunun ceza maddelerinin T.C.K madde 43 ve 61/8’ e olan aykırılığı bakımından:

• 4814 sayılı yasa ile 3167 sayılı yasada değişiklik yapılmasından sonra her bir çek yaprağı ayrı suç oluşturduğundan karşılıksız çek keşide edenler hakkında teselsül hükümlerini uygulama imkanı kalmamış,ancak ceza içeren özel yasalar bakımından 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun genel hükümlerindeki 43.maddeye göre lehe kanun uygulaması nedeniyle belli şartların varlığı halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması tekrar mümkün hale gelmiştir.Bu durumda da gün hesabına göre tespiti mümkün olmayan çek yasasındaki mevcut yaptırımı Türk Ceza Kanununun 61/8 maddesindeki düzenleme nedeniyle teselsülden dolayı artırma imkanıda kalmamıştır.

c)3167 sayılı kanunun ceza maddelerinin 5275 sayılı cezaların infazına ilişkin kanunun geçici 1.maddesine olan aykırılığı bakımından:

• Ayrıca yürürlüğe giren Türk Ceza Kanununun genel hükümleri karşısında,karşılıksız çek keşide etmek suçları yönünden tekerrür,şikayetten vazgeçme,çek hesabı açtırmaktan yasaklanmaya ilişkin çek yasasındaki mevcut düzenlemeler de Türk Ceza Kanununun genel hükümlerine aykırı hale gelmiştir.5252 sayılı yasanın 5/3 maddesiyle cezaların infazına ilişkin 5275 sayılı yasanın geçici 1.maddesinde belirtilen ve adli para cezasının ödenmemesi halinde günlüğü kaç liradan hapse çevireleceğine ilişkin kurallar ise para cezasının ödenmemesi durumunda nasıl davranılacağını gösteren kurallar olup karşılıksız çek keşide edilmesi halinde cezanın miktarının tayini için başvurulabilecek kurallar olmadığı açıkca belli olmaktadır.
d)Ortada olan boşluğun Anayasa ile değerlendirilmesi bakımından :
• Anayasının 38.maddesinde ifadesini bulan “Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesinin” doğal sonucu olarak yasama organı suç olarak benimsediği bir eylemin cezasının türünü ve miktarını ilgili maddede belirtmek durumundadır.Zaten bu nedenle ceza kanunlarında her bir suç yönünden ilgili maddede cezanın türü ve sınırları gösterilmiş,genel hükümler içinde yer alıp cezanın sınırlarını gösteren maddelerle yetinmek yolu benimsenmemiştir.Çünkü hangi eylemin kamu düzenini daha çok bozduğu ve bu nedenle daha fazla cezalandırılması gerektiği konusundaki tercih,suç ve ceza siyasetiyle ilgili olup siyası sorumluluğu gerektiren ve yasama organlarının mutlak taktirinde olan bir husustur.Ancak bu durumun belirli bir ceza makası aralığında cezanın bireyselleştirilmesi için mahkemeye tanınan taktir hakkıyla karıştırılmaması gerekmektedir.
e)3167 sayılı kanunun T.C.K 20.maddesine olan aykırılığı bakımından :

• Tüzel kişi tarafından işlenmiş suç nedeni ile tüzel kişiliği vekaleten temsile yetkili kişinin cezalandırılabilmesi , objektif (kusursuzluk) sorumluluk ilkesinden kaynaklanmaktadır.Oysa , yeni ceza adalet sistemimizde kusursuz sorumluluk ilkesi kaldırılmış , herkesin kusuru nedeniyle ve kusuru oranında cezalandırılabileceği genel kuralı getirilmiştir.



Yukarıda açıklamaya çalıştığımız tüm aykırılıklar ve bunların sonuçları sebebi ile 3167 sayılı kanunun ceza içeren maddeleri yürürlükten kalkmış olduğundan Türk Ceza Kanunu madde 2 ‘de belirtilen “Kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesi gereği tayin edilen cezanın bütün sonuçları ile ortadan kaldırılmasının gerekmekte olduğu açıkca görülmeli, kazanılmış olan bu haklardan şu an yararlanamayan kişilerin “mağdur” duruma geldiklerinin anlaşılması ve acilen bir düzenleme yapılması gerekmektedir.

Saygılarımızla

R.C

Ben fakslayamıyorum anlayan , ilgilenen herkes okusun ekleme yapmak istenirse yada gereksiz gördüğünüz anlatımlar varsa cıkartalım sonrada gerekli yerlere fakslayalım uygun görürseniz arkadaşlar.

Adsız dedi ki...

Haber

Karşılıksız çek verenler yasasızlıktan faydalanıyor

Karşılıksız çek verenler yasasızlıktan faydalanıyor
2008 yılının sonuna kadar çek ile ilgili düzenlemenin sağlanacağı Kanunun çıkmaması, bir hukuki boşluk oluştururken bazı mahkemeler yine 1 Ocak 2009 tarihinde yürürlüğe giren ‘Kanunsuz suç ve ceza olmaz’ düzenlemesini dayanak yapıp bu tür davaları beraat kararı ile sonuçlandırıyor. Yeni Çek Kanunu yürürlüğe girmediğinden karşılıksız çek davalarıyla ilgili olarak mahkemeler arasında tam bir tahliye karmaşası yaşıyor. Çek Yasası’nı dikkate alan mahkemeler tahliye taleplerini reddederken, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) genel hükümlerini uygulayanlar tahliye beraat kararları veriyor. Mahkemelerde bu karmaşa yaşanırken bunu gören fırsatçılar yasasızlığın boşluğundan faydalanarak zor durumdaki esnaf ve tüccari dolandırmaya başladılar. İnternette site kuran karşılıksız çek mağdurları ise bu karmaşaya isyan ediyor. Tüm basın kuruluşlarına mail yağdıran ve seslerini duyuramamaktan yakınan çek mağdurları yaşanan karmaşayı ve tepkilerini şöyle dile getirdiler: “3167 sayılı Çek Kanunu ve TCK’nın ilgili maddeleri uygulanabilirliğini yitirmiştir. Ceza hukuku otoritelerinin de görüşleri bu yöndedir. Türkiye genelinde bir çok mahkeme infazı durdurma kararı vermektedir. Binlerce aile dağılmış, binlerce esnaf olmayan bir kanundan ceza evinde, onbinler kaçak yaşamaktadır

Adsız dedi ki...

İşadamına ormanda infaz
MUĞLA'nın Milas İlçesi'nde mermer fabrikası işleten 42 yaşındaki Mehmet Er, otomobilinin içinde, elleri arkadan kelepçeli ve başına tabancayla iki el ateş edilerek öldürülmüş halde bulundu.

Olay, bugün öğle saatlerinde, Milas'ın Tuzabat Köyü yakınlarındaki ormanlık alanda keçi otlatan köylülerin jandarmaya ihbarıyla ortaya çıktı. Bölgeye gelen ekipler, Boğaziçi Köyü'nde mermer fabrikası işleten evli ve 3 çocuk babası Mehmet Er'in, tesise yaklaşık 28 kilometre uzaklıkta, 48 LU 661 plakalı otomobilinin şoför mahallindeki cesediyle karşılaştı. Plastik bir kelepçeyle elleri arkasından bağlanan Er'in, başına isabet eden iki mermiyle, bu sabaha karşı, olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi.

Manisa'nın Demirci İlçesi'nden 5 yıl önce Milas'a yerleştiği ve mermer fabrikası kurduğu öğrenilen Er'in, borçlu olduğu, kredi çekmek zorunda kaldığı ve tefecilerin eline düşmüş olabileceği öne sürüldü. Acı haberi alıp olay yerine gelen ve sinir krizleri geçiren işadamının eşi 35 yaşındaki Reyhan Er ise “Gitme Mehmet gitme diye yalvardım, dinlemedin. Dinleseydin bunlar başımıza gelmezdi” diyerek gözyaşı döktü.

İşadamı Er'in cesedi önce Milas Devlet Hastanesi, ardından otopsi için İzmir Adli Tıp Kurumu'na gönderilirken, 20'ye yakın işçisi de gelip jandarmadan bilgi almaya çalıştı. Jandarma, başlatılan soruşturma kapsamında, cinayetle ilgili acılı eş Reyhan Er ile 6 işçinin de ifadelerine başvurdu. Milas'ın Meşelik Köyü'nde oturan ve Mertaş Sanayi Ltd. Şti'nin yönetim kurulu başkanı olan Mehmet Er'in öldürülmesiyle ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

Adsız dedi ki...

Allah rahmet eylesin...Yaşayan bilir.
şerefsiz tefeciler iki yıl kadar önce benide dağa kaldırmışlardı.neyim var neyim yok olanı elimden aldılar.şimdi her an yakalanma korkusuyla yaşamaya çalışan biriyim.yuvam dağıldı,ailem dostlarım hepsi gitti,bulunduğum şehri bile hem devlet hemde tefeci korkusuyla terkettim.pimi çekilmiş el bombasına döndüm.
bilgisi olan varsa;
benim hapis gerektirecek beş adet şirket çekim var.toplam miktarı 18.000TL ...
iki yıl öncesinde acil kaçmam gerektiği için hiç bir teblikatı alamadım.Kaçmam haricinde ne yapabilirim..
iki yıl süren bunalımdan sonra biraz olsun kendime geldim.en azından çalışmak istiyorum.
nasıl olsa dağdaki devlet düşmanı olmadığımız için Devletimiz(ne olursa olsun boynumuz kıldan ince)bize ancak hapis yolunu gösteriyo..!
Hepimizin Allah yardımcısı olsun,yaşayan bilir!

Adsız dedi ki...

Karşılıksız çek...


ANLADIĞIM kadarıyla ekonomi iyi giderken bunu Tayyip Erdoğan yapıyordu, kötü gitmeye başlayınca bunun sebebi Amerikan krizi oluyor!..

Tabii ki şimdiye kadar ekonomiyi iyi götürdükleri için AKP'ye oy verdiniz... Bundan böyle de iyi giden ekonomiyi dışardan bozdukları için AKP'ye oy verirsiniz.

Böylece ekonominin iyi gitmesi de, kötü gitmesi de iktidardaki AKP'ye yarar mı?..

Yarar...

*

Oysa AKP'nin neredeyse yedi yıla varan ekonomi yönetimi, aslında bir karşılıksız çekti...

Karşılığı yoktu...

2007 yılında dışardan gelen sıcak para (yani yatırıma-üretime değil, sırf faiz almaya gelen para) 107 milyar dolardı...

2008 yılında gelen sıcak para 50 milyar dolar...

Para boldu...

Herkes ne kadar da mutluydu...

Oysa taş üzerine taş koymadan, bir tek fabrika açmadan, bir kürek sallamadan, üretmeden gelen her zenginlik gibi karşılığı yoktu... O sıcak para 40-45 milyar dolar faiz alıp gitti Türkiye'den...

Çek karşılıksız çıktı...

*

Ve her vatandaşın cebine üçer-beşer konulan kredi kartları da devletin yaptığının bireysel boyutuydu...

Üretmeden-kazanmadan harcadı vatandaş Osman...

Bir gün geldi...

Kredi kartı olan her dört kişiden birisi icraya düştü, her üç kart sahibinden birisi yakında icraya düşecek...

Olmayan bir zenginlikti harcanan aslında...

Hem Türkiye açısından...

Hem Osman...

*

Yoksa sormaz mısınız; niçin Türkiye'deki işsizlik, ekonomik krizin çıktığı ülkelerin iki-üç katı ve Türkiye işsizlik sıralamasında dünya ikincisi?..

(Gerçek işsizlik TÜİK'in açıkladığı gibi yüzde 13.6 değil, yüzde 22'dir...)

Ve niçin, ABD ve AB'den daha şiddetli hissediliyor, kriz bizim değilse...

Çünkü; iktidarın ve iktidar yalakalarının uydurdukları ve alkışladığınız o "Ama ekonomik istikrar var" karşılıksız çekti...

Adsız dedi ki...

Sayın Sadullah Ergin, bizler sayıları yüzbinlerle ifade edilen çek mağdurlarıyız Türk Ticaret Kanunu'nun çek ile ilgili hükümleri İsviçre borçlar kanunundan tercume edilerek alınmıştır. 3167 sayili kanun çek kullanımını yaygınlaştırması gererkirken, Tamamen karşılıksız çek keşidecilerini cezalandırmaya yönelik gayri insani hükümler taşımaktadır. Bu kanun, temelde Banka ve Ticaret Araştırma Enstitüsünün Tasarısını esas almıştır. Karşılıksız çeke Hapis cezası Türk Hukuk Sistemi açısından bir yüz karasıdır! Kişi hak ve hürriyetlerine aykırı bu uygulama 1 Ocak 2009 tarihinde yeni bir boyut kazanmıştır.

Adsız dedi ki...

Karşılıksız Çek Vermekten Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay Tutuklandı Karşılıksız Çek Verdiği Gerekçesiyle Antalya'da Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay, Tutuklanarak Cezaevine Gönderildi.
Karşılıksız çek verdiği gerekçesiyle Antalya'da gözaltına alınan yönetmen Ezel Akay, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Altın Portakal Film Festivali için geldiği Antalya'da bu sabah kaldığı Dedeman Otel'de polis tarafından gözaltına alınan Ezel Akay karşılıksız çek verme suçunu konu alan 3167 Sayılı Kanun'a muhalefetten Asayis Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

Daha sonra Antalya Adliyesi'ne getirilen yönetmen Ezel Akay'ın borcunu ödemediği anlaşıldı. Adliye nezaretinde sabah saatlerinden beri bekletilen Ezel Akay hakkında Fatih Adliyesi tarafından çıkarılan tutuklama müzekkeresi bulunduğu belirtildi.

Akay daha sonra tutuklanarak Antalya E Tipi Cezaevi'ne gönderildi.

Anonymous dedi ki...

Karşılıksız Çek Vermekten Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay Tutuklandı Karşılıksız Çek Verdiği Gerekçesiyle Antalya'da Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay, Tutuklanarak Cezaevine Gönderildi.
Karşılıksız çek verdiği gerekçesiyle Antalya'da gözaltına alınan yönetmen Ezel Akay, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Altın Portakal Film Festivali için geldiği Antalya'da bu sabah kaldığı Dedeman Otel'de polis tarafından gözaltına alınan Ezel Akay karşılıksız çek verme suçunu konu alan 3167 Sayılı Kanun'a muhalefetten Asayis Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

Daha sonra Antalya Adliyesi'ne getirilen yönetmen Ezel Akay'ın borcunu ödemediği anlaşıldı. Adliye nezaretinde sabah saatlerinden beri bekletilen Ezel Akay hakkında Fatih Adliyesi tarafından çıkarılan tutuklama müzekkeresi bulunduğu belirtildi.

Akay daha sonra tutuklanarak Antalya E Tipi Cezaevi'ne gönderildi.

Anonymous dedi ki...

Karşılıksız çek...


ANLADIĞIM kadarıyla ekonomi iyi giderken bunu Tayyip Erdoğan yapıyordu, kötü gitmeye başlayınca bunun sebebi Amerikan krizi oluyor!..

Tabii ki şimdiye kadar ekonomiyi iyi götürdükleri için AKP'ye oy verdiniz... Bundan böyle de iyi giden ekonomiyi dışardan bozdukları için AKP'ye oy verirsiniz.

Böylece ekonominin iyi gitmesi de, kötü gitmesi de iktidardaki AKP'ye yarar mı?..

Yarar...

*

Oysa AKP'nin neredeyse yedi yıla varan ekonomi yönetimi, aslında bir karşılıksız çekti...

Karşılığı yoktu...

2007 yılında dışardan gelen sıcak para (yani yatırıma-üretime değil, sırf faiz almaya gelen para) 107 milyar dolardı...

2008 yılında gelen sıcak para 50 milyar dolar...

Para boldu...

Herkes ne kadar da mutluydu...

Oysa taş üzerine taş koymadan, bir tek fabrika açmadan, bir kürek sallamadan, üretmeden gelen her zenginlik gibi karşılığı yoktu... O sıcak para 40-45 milyar dolar faiz alıp gitti Türkiye'den...

Çek karşılıksız çıktı...

*

Ve her vatandaşın cebine üçer-beşer konulan kredi kartları da devletin yaptığının bireysel boyutuydu...

Üretmeden-kazanmadan harcadı vatandaş Osman...

Bir gün geldi...

Kredi kartı olan her dört kişiden birisi icraya düştü, her üç kart sahibinden birisi yakında icraya düşecek...

Olmayan bir zenginlikti harcanan aslında...

Hem Türkiye açısından...

Hem Osman...

*

Yoksa sormaz mısınız; niçin Türkiye'deki işsizlik, ekonomik krizin çıktığı ülkelerin iki-üç katı ve Türkiye işsizlik sıralamasında dünya ikincisi?..

(Gerçek işsizlik TÜİK'in açıkladığı gibi yüzde 13.6 değil, yüzde 22'dir...)

Ve niçin, ABD ve AB'den daha şiddetli hissediliyor, kriz bizim değilse...

Çünkü; iktidarın ve iktidar yalakalarının uydurdukları ve alkışladığınız o "Ama ekonomik istikrar var" karşılıksız çekti...

Anonymous dedi ki...

İşadamına ormanda infaz
MUĞLA'nın Milas İlçesi'nde mermer fabrikası işleten 42 yaşındaki Mehmet Er, otomobilinin içinde, elleri arkadan kelepçeli ve başına tabancayla iki el ateş edilerek öldürülmüş halde bulundu.

Olay, bugün öğle saatlerinde, Milas'ın Tuzabat Köyü yakınlarındaki ormanlık alanda keçi otlatan köylülerin jandarmaya ihbarıyla ortaya çıktı. Bölgeye gelen ekipler, Boğaziçi Köyü'nde mermer fabrikası işleten evli ve 3 çocuk babası Mehmet Er'in, tesise yaklaşık 28 kilometre uzaklıkta, 48 LU 661 plakalı otomobilinin şoför mahallindeki cesediyle karşılaştı. Plastik bir kelepçeyle elleri arkasından bağlanan Er'in, başına isabet eden iki mermiyle, bu sabaha karşı, olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi.

Manisa'nın Demirci İlçesi'nden 5 yıl önce Milas'a yerleştiği ve mermer fabrikası kurduğu öğrenilen Er'in, borçlu olduğu, kredi çekmek zorunda kaldığı ve tefecilerin eline düşmüş olabileceği öne sürüldü. Acı haberi alıp olay yerine gelen ve sinir krizleri geçiren işadamının eşi 35 yaşındaki Reyhan Er ise “Gitme Mehmet gitme diye yalvardım, dinlemedin. Dinleseydin bunlar başımıza gelmezdi” diyerek gözyaşı döktü.

İşadamı Er'in cesedi önce Milas Devlet Hastanesi, ardından otopsi için İzmir Adli Tıp Kurumu'na gönderilirken, 20'ye yakın işçisi de gelip jandarmadan bilgi almaya çalıştı. Jandarma, başlatılan soruşturma kapsamında, cinayetle ilgili acılı eş Reyhan Er ile 6 işçinin de ifadelerine başvurdu. Milas'ın Meşelik Köyü'nde oturan ve Mertaş Sanayi Ltd. Şti'nin yönetim kurulu başkanı olan Mehmet Er'in öldürülmesiyle ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

Anonymous dedi ki...

Geçerli olmayan kanunların uygulanabilmesi yine T.C.K nın 2.maddesi 1 bendinden anlaşılacağı üzere imkansızdır.Bu tarihten sonra yapılan yeni düzenlemelerin geriye yönelik yaptırımlar olamayacağı gerekcesi ile (T.C.K 7/2) verilmiş olan hükümlerin kanunsuz kaldığı,uygulanamayacağı açıktır.Ceza kuralları uygulanmak amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir. Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen, bu nedenle yasal olarak kaldırılma dışında yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek gerek Anayasa’da yapılan düzenlemeye, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanunun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır. Anayasanın 38.maddesinde ifadesini bulan “Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesinin” doğal sonucu olarak yasama organı suç olarak benimsediği bir eylemin cezasının türünü ve miktarını ilgili maddede belirtmek durumundadır .Suçta ve Cezada Kanunulik ilkesinden yola cıkılarak bu madde ile verilmiş kararların düşürülmesi gerekmektedir.Yine T.C.K 7/2 maddesi geregince sanıkların lehine bir durum oluştuğundan geçmişe yönelik olarakta aynı şekilde hükümsüzlüğün kabul edilip infazların durdurulması ve tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmaları gerekmektedir. Yukarıda anlatılan aykırılık sadece T.C.K 52. maddeye karşı oluşan aykırılıktır.Fakat 3167 sayılı kanun T.C.K nın diğer aykırılık içeren maddelerine Sakarya 1.Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerekçeli kararından alıntı yaparak örnekler vermek gerekirse ; a) 3167 sayılı kanunun ceza maddelerinin T.C.K madde 61 ve 62 ye olan aykırılığı bakımından:


• Ayrıca cezanın belirlenmesine ilişkin Türk Ceza Kanununnun 61/8 maddesinde ise adli para cezasında artırım ve indirim yapılırken hesaplamanın gün üzerinden yapılması öngörülmüştür.Bu durumda çek miktarına bağlı olup gün hesabıyla tespiti mümkün olmayan karşılıksız çek suçuna ilişkin adli para cezasına örneğin: Türk Ceza Kanununun 62. maddesinde düzenlenen taktir-i indirim nedenlerini uygulama imkanı da kalmamış ve sonuç olarak çek yasasındaki yaptırım yasal süre içinde Türk Ceza Kanununnun genel hükümlerine uygun hale getirilmediği için 01.01.2009 tarihinden itibaren zımmen yürürlükten kalkmıştır

Anonymous dedi ki...

b) Yorumlamalara sebeb olan bir diğer cümle ise "Ancak
verilecek para cezası seksenmilyar liradan fazla olamaz" cümlesidir.Kanun koyucunun bu kanunu yürürlüğe soktuğu tarihte bu maddeyi ekleyerek çok uzun seneler hapis verilebilmesini önlemek olduğu açıkca ortadadır.Örnekleme yaparsak tek çekte yazan 300.000 TL lik bir meblağnın karşılıksız çıkması halinde, şayet bu ekleme yapılmamış olmasaydı sanığın alması gereken para cezası 300.000 TL Adli Para Cezası ve akabinde bunun günlük 100 TL den infaz edilerek karşılığı gelen hapis cezasının ise 3.000 gün olması aşikardır.bir adet çek imzalamaktan bir kişiye 3.000 gün (yaklaşık 8 sene) hapis tazyiki genel kurallar nezdinde mümkün görülmediğinden (adaletsiz yaklaşım olacağından) kanun koyucu bu eklemeye yaparak miktar ne olursa olsun 80.000 Tl yani yaklaşık 2 sene ceza verilebilmesini amaçlamış ve bu dogrultuda maddeye ekleme yaparak sınırlandırma yapmayı uygun görmüştür.T.C.K nın ön gördüğü Adli Para Tanımında tam gün sayısının yazması gerektiği aşikardır.Fakat 3167 sayılı yasanın 16. maddesinde Adli Para Tanımı yoktur sadece "Ağır Para" kelimelerinin "Adli Para" olarak değiştirilmesi vardır.Kezaa maddade yukarıda bahis ettiğimiz üzere "gün" sayısıda mevcut değildir.Maddede sadece parasal olarak cezanın miktarı yazmaktadır bunun yorumla gün sayısına cevirilmesi 800 gün denebilmesi T.C.K 2/3 maddesine göre yasaktır.Çünkü açıkca 80.000 TL adli para cezası tanımını istek dahilinde 800 gün adli para cezası olarak öngörebilmek, bu şekilde yorumlamak kanun koyucu tarafından T.C.K madde 2/3 ile yasaklanmıştır.Bunu karşı görüşü olarak T.C.K 52. maddede yazan maksimum 730 gün tanımını , 73.000 TL olarak düşünmek,yorumlamak istediğinizi düşündüğünüzde yine T.C.K 52. maddenin 2 bendinde yazan kurallar cercevesinde 730 gün sayısının 73.000 TL olabileceği gibi 14.600 TL(günlük 20 TL den), 36.500 TL (günlük 50 TL) ve benzeri farklı rakamlarda olabileceği aşikardır.T.C.K 52. maddede bulunan gün sayısını para karşılığına cevirip burada 73.000 TL denmek isteniyor demek ki 3167 sayılı yasanın 16.maddesindede 80.000 TL 800 gün demek istiyor yorumlamasını yapmak, bu şekilde bir çıkarsama ile hüküm verebilmek için T.C.K nın 2/3 maddesini görmezden gelebilmek, bu maddeyi önemsememek geçerli olmadığını savunabilmek gerekecektir.Kezaa bu madde ceza iceren maddeler arasında kıyası ve yorumu kesinlikle yasaklamıştır. Bütün bu sebepler ışığında 5252 sayılı kanunun izin verdiği tarih aralığında yapılmamış olan uyumlaştırmalar sebebi ile 3167 sayılı yasanın ceza içeren maddeleri (16.madde) 5237 sayılı T.C.K kanununun 52. maddesine açıkca aykırıdır ve 31.12.2008 tarihinden sonra uygulanamaz duruma gelmiştir ve geçerliliğini yitirmiştir.

Anonymous dedi ki...

T.C.K 52. Maddenin 3167 sayılı yasa 16. maddesine olan aykırılığı
3167 sayılı yasanın 16. maddesinin 1. bendinde yazan ceza tanımı şöyledir ;
Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4 üncü
madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle
kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili
temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere,
çek bedeli tutarı kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Ancak
verilecek para cezası seksenmilyar liradan fazla olamaz. Bu miktar,
1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2 nci maddesine
göre her yıl artırılır. Bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan beş yıla kadar
hapis cezası verilir.
Bu maddeyide cümle cümle ele aldığımızda ;
a) Kanun maddesi karşılığı bulunmayan çeklerde çek keşidecisine "çek bedeli kadar ağır para cezası" verilmesini öngörmüşlerdir.Bu maddede bulunan ağır para cezası 5252 sayılı yasanın 5/1 maddesi ile Adli Para cezasına cevrilmiştir.İşte asıl sorun burdan kaynaklanmaktadır.Bu değişiklik ile 3167 sayılı kanunun 16. madddesine Adli Para cezası tanımının girmiş olduğu öne sürülmektedir.Oysa ki adli para cezası tanımının ne şekilde olacağı T.C.K da acıkca belirtilmiştir.Bu tanımlama tam gün sayısı ile belirtilmeli ve kesin olarak kanunda gösterilmelidir.5252 sayılı kanun ile yapılan değişiklik 3167 nin 16.maddesine Adli Para Tanımı eklemek için yapılmış bir özel düzenleme olmayıp tüm özel ve genel kanunlardaki ağır para cezasının adli para cezasına çevirilmesi ile ilgili bir çalışmadır ve bunun 3167 sayılı kanunun 16. maddesindeki karşılığı sadece bir kelimenin değiştirilmesidir.Bu nedenle yapılmış olan tanım T.C.K da tanımı yapılmış olan Adli Para Cezası tanımına aykırıdır ve 5252 sayılı yasanın Gecici 1. maddesi sebebi ile 01.01.2009 tarihinden sonra uygulanması mümkün değildir.

Anonymous dedi ki...

"Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir."

Bu tanımı kelime kelime ele aldığımızda ;

a) Verilecek olan para cezasının minumum 5 gün olabileceği ve maksimum 730 gün olabileceği belirtilmiştir.Bu verilen cezanın tam gün sayısı olabileceğide karara bağlanmıştır.

b) Karara bağlanan gün ceza sayısının hakimin taktiri ile (20 ila 100 TL arası)belirlenen rakamla çarpılarak elde edilen sonuş miktarının devlet hazinesine ödenmesi esas görülmüştür.Kısa bir örnekleme ile hakim 5.000 TL lik bir çekte 50 gün ceza öngörmüşse bunun hakim taktiri ile günlüğü 50 TL den belirlenmesi ve sonucunda Devlet hazinesine 10.000 TL ödenmesi demektir.Yani bu maddeye göre verilecek olan Adli Para Cezası uygun görüldüğü hallerde çek miktarından fazla olabilecektir.Fakat bu miktarın çek miktarından az olması imkansızdır.

c) Bu maddede kafaları karıştıran kısım ise arada kalan tanımlama olmuştur.Kanun maddesinde "kanunda aksine hüküm bulunmayan" demektedir.Bunun kısaca açıklamasını yeni Çek yasası tasarısına baktığımızda hemen anlayabiliriz.Yeni çek yasası tasarınısında 52/1 maddesinde belirtilmiş olan maksimum 730 gün sınırlamasını bypass edebilmek için "1500 güne e kadar Adli Para Cezası" tanımı eklenmiştir.Bu açıkca 52/1 maddesinde sözü edilen kanunda aksi bulunan haldir ve bu durumda T.C.K 52/1 maddesinde bulunan gün sayıları değil, özel kanunda açıkca belirtilmiş olan gün sayısı esas alınacak ve cezalar bu gün sayısına göre belirlenecektir.