Kayseri Barosu'nun Meclise Gönderdiği Taahhüdü İhlal Yazısı

Faiz Lobisi, Bankalara, Avukatlar Barolar Faiz istismarcıları, Taahhüdü ihlal, İcra daireleri, banka faizleriBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Bakanların, Türkiye'deki Faiz lobisine karşı mücaadele edeceklerini belirtmesinden sonra Banka temsilcileri de lobi faaliyetlerine başladı. Bu lobiler Milletvekillerine yazılar göndermekte ve olabilecek muhtemel yasa değişikliklerini engellemeye çalışmaktadırlar. Bu yazılarda İcra kanununda yapılacak herhangi bir değişikliğin alacaklı vatandaşları mağdur edeceğini belirtmekteler. İcra Dairelerinde açılmış olan icra davalarının yüzde doksanı Bankalar ve GSM şirketleri tarafından açılmıştır. Bankalarını hamiliğine soyunmuş bu Faiz Lobileri son günlerde Taahhüdü ihlal cezalarının kaldırılacağı korkusuna da kapılarak Milletvekillerine yazılar göndermekte Lobi faaliyetlerinde bulunmaktadır.

Bu lobiler, icra dairelerinde bulunan icra dosyalarının neredeyse tamamına yakının Bankaların faizli alacak davalarının oluşturduğunu gizlemeye çalışmakta ve alacaklıların tamamının masum vatandaşlar olduğu izlenimini vermeye çalışmaktadırlar.

Bu konuya ilişkin Kayseri Barosu Avukat hakları komisyonu rapor hazırlamıştır, Raporda; "Son zamanlar da, bir kesim sosyal medyada kamuoyu oluşturmak suretiyle Taahhüdü İhlal Mağdurları açılımlarıyla paylaşım siteleri kurmuşlar, bu durumu son dönemde ise siyasi arenaya, parlamentoya kadar sürüklemişlerdir. Oysa sesi çıkan bu kesimin yanında sesiz kalan ve sayısı milyonları bulan alacaklılar da bulunmaktadır. Bu baskı gruplarının haksız ve manasız taleplerinin dinlenmesi, sessiz kalan ama sayısı kat be kat fazla olan masum alacaklı vatandaşların devlet otoritesine olan güvencini sarsacaktır" ifadelerine yer verilmiştir. Baro bu açıklamayla alacaklıların sessiz kalan masum alacaklı vatandaşlar olduğu izlenimi verdirilmeye çalışılmıştır. Oysa bu oran yüzde beş civarındadır,

 Bilindiği üzere icra davalarının tamamına yakınını bankaların açmış olduğu faizli alacak davaları oluşturmaktadır. Herhangi bir nedenle ödenmesinde gecikilen bir banka borcu yüksek faizlerle şişirilmekte ve ödenmesi adeta imkansız hale getirilmektedir. Faiz lobileri bu gerçekliği hiç şekilde gizleyemeyecektir.

Kayseri barosunun hazırlamış olduğu ve TBMM'ye gönderdiği yazı aşağıdadır.


Sayın Vekilim;
Geçen günlerde Balıkesir milletvekili Namık Havutçu tarafından hazırlanan ve Taahhüdü İhlal (İİK 340.Mad.)Suçunun kaldırılması için meclise sunulduğu ifade edilen kanun taslağı ile ilgili Kayseri Baromuz Avukat Hakları Komisyonumuz (Kahim) tarafından hazırlanan metin yazımız ekinde sunulmuştur.
Gereği bilgilerinize arz olunur. 11.06.2013

KAYSERİ BARO BAŞKANI
   AV.FEVZİ KONAÇ


KAYSERİ BAROSU
AVUKAT HAKLARI VE HAKLA İLİŞKİLER TAKİP MERKEZİ
KOMİSYON ÇALIŞMASI
(KAHİM)

İCRA VE İFLAS KANUNDA DÜZENLENEN “TAAHHÜDÜ İHLAL SUÇU”NUN SUÇ OLMAKTAN ÇIKARILMASININ SONUÇLARI:
Son zamanlarda bir kesim sosyal medyada kamuoyu oluşturmak suretiyle “Taahhüdü İhlal Mağdurları” açılımlarıyla paylaşım siteleri kurmuşlar, bu durumu son dönemde ise siyasi arenaya, parlamentoya kadar sürüklemişlerdir. Oysa sesi çıkan bu kesimin yanında sesiz kalan ve sayısı milyonları bulan alacaklılar da bulunmaktadır. Devletin en yetkin gücü veya otoritesinin eylemli organı olan icra dairelerinin fonksiyonelliğinin tamamen ortadan kaldırılması adaletin ve hukukun amacı olamaz. Taahhüt edilen borcun ödenmesi bir yana, borçtan ve cezadan kurtulma amacından başka amacı olmayan bu baskı gruplarının haksız ve manasız taleplerinin dinlenmesi, sessiz kalan ama sayısı kat be kat fazla olan masum alacaklı vatandaşların devlet otoritesine olan güvencini sarsacaktır.

Bu konu ile ilgili olarak bir milletvekilinin TİS kaldırılması için bir kanun tasarısı hazırlayarak meclise sunduğu haberleri bizleri icranın son kalesi olarak kalan bu yaptırımın kaldırılması ihtimali karşısında endişelendirmektedir. Bu kısa açıklamadan sonra, bu suçun kanun maddesine bakılacak olur ise;

2004 sayılı İİK.nun 340. maddesinde ödeme şartını ihlal eden borçlunun 3 aya kadar tazyik hapsine karar verileceği düzenlenmektedir. Madde hükmü “ Borçlunun ödeme şartını ihlali halinde ceza:
Madde 340 - (DEĞİŞİK MADDE RGT: 01.06.2005 RG NO: 25832 KANUN NO: 5358/11) 111 inci madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez.”şeklindedir.

Anayasa Mahkemesine taahhüdü ihlal suçu nedeniyle; adil yargılanma hakkının ve sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün yerine getirilememesinden dolayı özgürlüğü kısıtlama yasağının ihlal edildiği ileri sürülerek başvuruda bulunulmuş, Yüksek mahkeme tarafından ise özeti aşağıda belirlendiği şekilde 12/02/2013 tarihinde şöyle karar verilmiştir.

1. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası’na KARŞI:
1. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkeseAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların değerlendirmeye tâbi tutulamayacağı, 48. maddenin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.
2. Bu kapsamda, ilke olarak bireysel başvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması, bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Anayasa’da yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ya da açıkça keyfilik içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru kapsamında ele alınamaz. Bu durumda, derece mahkemelerinin delilleri takdirinde bariz bir şekilde keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz.
3. Başvuru konusu olayda başvurucu tarafından, ilk derece mahkemesince kendisine tazyik hapsi verilmesine rağmen aynı dosyada yargılanan ve kendisiyle aynı durumda olduğunu iddia ettiği bazı kişilere cezaya hükmedilmemesinin anayasal haklarının ihlaline yol açtığı belirtilmektedir. Dolayısıyla başvurucunun iddialarının özü, derece mahkemesinin delilleri değerlendirme ve yorumlamada isabet edemediğine ve esas itibariyle yargılamanın sonucuna ilişkindir.
4. Açıklanan nedenlerle, başvurunun kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, derece mahkemesi kararlarının açıkça keyfilik içermediği anlaşıldığından, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin, “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Sözleşmeden Doğan Bir Yükümlülüğün Yerine Getirilememesinden Dolayı Özgürlüğü Kısıtlama Yasağının İhlali İddiasına KARŞI:
5. Anayasa’nın 38. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
“Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.”
6. 2004 sayılı Kanun’un 340. maddesinde icra dairesinde kararlaştırılan ödeme şartının borçlu tarafından ihlali düzenlenmektedir. Maddede yaptırıma bağlanan sözleşmeye dayalı bir borcun ödenmemesi olmayıp, borçlunun haczedilen malının satışının taksitle ödeme teklif ve taahhüdü gerçekleşene kadar ertelenmesine ilişkin, resmî makamlar huzurunda verilen taahhüdün makbul bir sebep olmaksızın yerine getirilmemesidir. Burada korunan hukuki yarar, kişilerce devlet kurumlarına verilen sözlerin tutulması ve kamu otoritesine olan itimadın sarsılmamasıdır. (Anayasa Mahkemesinin 21/11/2002 tarih ve E.2000/415, K.2002/166 sayılı kararı).

TAAHHÜDÜ İHLAL SUÇUNUN OLUŞABİLMESİ İÇİN, ÖDENECEK TOPLAM MİKTARIN RAKAMSAL OLARAK BELİRLENMESİ, TARAFLARIN BELİRLENEN BU MİKTAR ÜZERİNDE İCAP VE KABULDE BULUNMASI ZORUNLUDUR. TAAHHÜT ESNASINDA ÖDENECEK MİKTARIN HİÇBİR KUŞKUYA YER VERMEKSİZİN BELİRLENMESİNDE ZORUNLULUK BULUNMAKTADIR;

Borçlunun ödeme şartını ihlal etmesi halinde icra ceza mahkemelerinde hemen cezalar verilmemektedir.Öncelikle,taahhüt edilen borcun küsuratına kadar doğru hesaplanıp-hesaplanmadığı, alacak kalemlerinin açıkça yetmez, ayrıca tek tek gösterilip-gösterilmediği, taksitler arasında işlemiş faizin net ne kadar olduğunun yazılıp-yazılmadığı, ihtarın usulüne göre yapılıp yapılmadığı, tebligatın yapılıp-yapılmadığı, yapılsa bile takibin kesinleşip-kesinleşmediğinin hatasız olarak belirlenmesi gerekir.

Borçlunun hesap özetini veya tablosunu gördüm, itirazım yoktur, lehime işleyecek sürelerde feragat ediyorum şeklinde ki beyanları da mahkeme tarafından borçlu lehine yorumlanmaktadır. BİR VE İKİ YILLIK ZAMAN AŞIMI SÜRÜLERİ DE DİKKATE ALINDIĞINDA İŞ BU YASAL DÜZENLEMELER ZATEN BORÇLU LEHİNEDİR. Uzayan yargı süreci ve verilen mahkumiyet kararının kesinleşmesini takip eden yargı bürokrasisi de düşünüldüğünde bu suçun mağduru borçlu değil aksine hakkını arayan birde kamu otoritesi ve adalet dağıtan yargıyı verdiği söz ile aldatılan alacaklıdır. Hukuk haklının yanında onun hakkını korumak için vardır.

Türkiye’nin, icra uygulamalarında gelinen son durumu dikkate alındığında karnesi zayıflar ile doludur. Öncelikle telefon hattı hacizlerinin kaldırılmasından başlamak suretiyle, emekli maaş hacizlerinin kaldırılması, yılan hikâyesine dönen çek cezalarının kaldırılması ve en son 2012 yılında yapılan değişiklikle ev eşyalarının hacizlerinin kaldırılması karşısında vatandaşın alacaklarını tahsil edebilmek için kamu otoritesini kullanabilmesinin önü ciddi biçimde tıkanmıştır.

Şimdi de ödeme şartını ihlal suçunun kaldırılmaya çalışılmasıyla birlikte, tahsilât için son bir fırsat daha alacaklıların elinden alınmaya çalışılmaktadır. Bu durum çok ağır sonuçlar doğurabilir. Basiretli bir siyasetçinin bunun sonucunda, artık devlete güvenemeyen bir halde bulunan alacaklının durumunu da düşünmesi gereklidir. Şayet devlet, kurduğu hukuk düzeni ile insanlar arasındaki ihtilafları çözmekten acziyete düşerse, durumdan vazife çıkaracak illegal oluşumların devreye gireceğini söylemek kehanet olmasa gerek. Bu durumda hangi mantıkla yapıldığı bilinmez ama sürekli olarak “BORÇLUNUN YANINDA, BORÇLUNUN HAMİSİ” konumunda olan devlet, acaba bu seferde bu illegal oluşumlardan “BORÇLULARI” koruyabilecek mi? İnsanlar “maşa varken ben elimi ateşe sürmeyeyim” diye düşündüğü için devlet otoritesine sığınarak alacaklarının tahsil edilmesini beklemektedir. Sosyal hukuk devletinin amacı bireylerin haklarını güvence altına almak değil de nedir? Şayet bu yollar kapanırsa, AVUKATLAR olarak bizler icra takibi almayacağız ya da alamayacağız. Zira kimse sonuç alamayacağı işi almaz.

Devlet kendi alacağını almak için emeklinin maaşından doğrudan kesinti yaparken gerçekten “adil” mi davranmaktadır. O zaman neden bir sade vatandaş olan alacaklı emekli maaşından alacağını alamamaktadır?

Yapılan değişikliklerle belki toplumdaki bazı kişiler “mutlu ve memnun” edilebilir. Peki, alınterini, emeğini, dişinden tırnağından artırarak yaptığı birikimini kanunlar ve uygulamalardaki boşluklardan da yararlanan o “mutlu ve memnun” kesime kaptıranlar ne olacak? Onlar ne zaman “mutlu ve memnun” edilecek???

Yasal düzenleme yaptığı sırada kanun koyucuda var olması gereken tek amaç, hukuku ve adaleti temin etmek suretiyle bireylerin haklarını güvence altına almaktır.Bu nedenle, kanun koyucunun sözde merhamet duygusu içerisinde hareket ederek hacizleri önemli boyutta sınırlandırması ve şimdi de taahhüdü ihlal cezalarını kaldırmaya çalışması, kanunen hak sahibi olan alacaklının alacağına kavuşmasına haksız olarak engel olmaktan başka bir şey değildir. Bu durum hukuk ve adalet anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Yasal olarak hak sahibi olduğu alacağına yasal yollarla kavuşamayacağı yönünde kanaate varan vatandaşın ticarette daha temkinli davranacağı, vadeli alış veriş yapmaktan kaçınacağı düşünüldüğünde, yasa koyucunun bu yanlış tutumu karşısında ticari hayatın da oldukça olumsuz etkileyeceği ortadadır. Ama tüm bunlar karşısında bile kanun koyucu duyarsız kalmakta, gerçekleri göz ardı etmektedir.

T.C. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2001/8-151 Esas- 2001/169 Karar ve 25.09.2001 tarihli ilamına göre; “Taahhüdü ihlal suçunun müeyyide altına alınmasının amacı, borçlunun rızası ile ödemenin ne zaman yapılacağı sözünün verilmesi bu sözün yerine getirilmemesi halinde cezalandırılacağını borçlunun bilmesidir. Müeyyide altına alınan husus verilen sözde durulmamasıdır. Borcun miktarının az veya çok olması önemli değildir.”

Bunun yanında İİK. nun 354. maddesinde belirtildiği üzere, borçluya borcunu ödenmesi halinde ceza verilemeyeceği daha doğrusu davanın bütün neticeleri ile düşeceği konusunda kanun bir hak vermiştir. Bu nedenle sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün yerine getirilememesinden dolayı özgürlüğü kısıtlandığına ilişkin iddia tamamıyla yersizdir.

Peki ya biz avukatlar yıllarca emek vererek, hakarete, tehdide, şiddete maruz kalarak sonuca yaklaştırdığımız her işte neden yeni bir yasal düzenlemeye maruz kalıyoruz. Bizler devlet ile vatandaş arasında köprü vazifesi görmekteyiz. Vatandaşın yasal haklarını kullanabilmek için yegane vasıta bizleriz. Bizim ekmeğimizle, emeğimizle oynanırsa hiç kimse bizden bu görevi yerine getirmemizi bekleyemez. Bizlerin yokluğunda ise ortada nehukuk kalır ne de demokrasi. Ekmeğimizle, emeğimizle oynamayın…

Biz Avukatlar olarak artık müvekkillerimize yapılan bu değişiklikleri söylemeye UTANIR hale geldik. Hiçbir mantıklı açıklaması olmayan ve vicdanlarda hiçbir zaman yerini bulmayacak bu uygulamaların derhal sona erdirilmesi, alacaklılara haklarının avukatlara da yetkilerinin iade edilmesi gerekir. “ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR” sözünde geçen mülk kelimesi devleti temsil eder. Adalet olmazsa devlette olmaz.

SONUÇ : Taahhüt ihlal suçu, adil yargılanma hakkının ve sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün yerine getirilememesinden dolayı özgürlüğün kısıtlanması sonucunu doğurmaz. İcra suçları, özellikle taahhüt ihlal suçu; devlet otoritesi olan icra organına karşı verilen sözün tutulmaması sonucu kamu otoritesine olan itimadın sarsılmasıdır. Birde sessiz kalıp hakkını yasal yollardan arayarak devlete güvenen alacaklıların durumunu hiçe saymak hukuka uygun davranış olmaz.Taahhüdü ihlal suçunun işlevsel hale getirilmesi yargı bürokrasisinin azaltılıp, yargının bu tür şekli suçlarda hareket alanın zenginleştirilmesi için çalışma yapılması yerine, bu suçun cezasız bırakılması ADALETSİZLİK olur. Bu yönlü düzenlemelerin karşısında olacağımızı, her platformda daha geniş çalışmalar ile mücadele edeceğimizin bilinmesini bilgilerinize rica ederim. 11/06/2013

KAYSERİ BARO BAŞKANI
    AV. FEVZİ KONAÇ

14 yorum:

mucahit dedi ki...

kendilerine insan denen avukatlar ben bu konuya katılmıyorum insanı sömürüyorsunuz sonrada taahhüt ihlal diye durduk yere dava açıyorsunuz benim toplam borcum 5000 iken ben tam 5500 ödedim sonra tahhüt ihlali dediler mahkeme verdiler avukata ödedigim makbuza dosya numarası yazmamıslar sonrada ben bu parayı baska borçtan dolayı aldım dedi ve 3 ay hapsim çıktı sizinki adaletmi bana söylermisiniz 5500 ödedigim halde daha 4500 isteyen avukatlar sizde mezara gireceksiniz ama sizi toprak kabul etmeyecek hepsi için geçerli deyil benim su anda ödeme gücüm yok ne olacak 3 ay hapis yatacam peki sonra ödeyecemmi yazık kardeşim yapın 200 tl taksit bende ödeyim ama nerde 3000 bu ay 1500 gelecek ay ne pok yiyim ödeyemiyorum kardeşim sizde eşek yüküyle para var siz ödeyin belki bu sayede cennete gidersiniz ama nerde sizingibi tefeciler cenneti ne yapsın dünya malına tapmıssınız saygılar

misafir dedi ki...

İyide sn.av.taahhüt yapan insan taahhütü borcunu ödemek için yapar buradaki insanların yüzde doksanı borcunun yarısından çoğunu ödemiş iyi niyetli dürüst insanlar durumu olsa zaten ödeyecek bu insanlar salak değil hapse girmek için taahüt yapsın sen neden bahsediyorsun?

mutlu_543 dedi ki...

benim 17 bin lira olan borcumu faiz ve avukatlık masrafları ile 34 bin liraya çıkaran orospu çocuğuda sizin meslektaşınız bir avukattı ve benim borcumu ödememi imkansız hale getirdi ve sonuç benim 72 yaşındaki baypaslı ababm cezaevinde, taksitle ödeme teklifimi de ret ettiler, şimdi size nasıl insan diyeym lan ben siz orospu çocuğunun da orospu çocuklarısınız.

HAKAN70 dedi ki...

Kayseri Barosunu tebrik ederim sağolsunlar çilemizi iyi dile getirmişler...kan emici vampir banka lobisi halkımızı perişan etmeye devam ediyor...benim HSBC kredi kartı borcumun tamamını kapadığım halde gecikmeli ödememden dolayı gecikme faizi, mahkeme ve avukatlık gideri altında 10500 tl yeni bir fatura önüme koyarak taahüt imzallıtlar ve ödeyemediğim için şu an bu benden defaten 47 000 tl istiyorlar...bunların hepsi tefeci...asıl bunları içeri tıkmak lazım...saygılar

baran dedi ki...

git baroya şikayet et olmadı sık kafasına bunlar bu tur adamlar bunu hakediyorlar

Cüneyt Özdemir dedi ki...

Bu aşağıda verilen
linkten bu gibi güzel bazı yeni cep telefonları alabilirsiniz supern HTC
telefon vardır.
cep telefonunun

bytaner_tekstil@hotmail.com dedi ki...

sana katılıyorum candan,,ben yeni içerden çıktım suçum taahhüdü ihlal,,avukatla anlaşmaya gittim benim korkularımı anlayınca tüm gecikmeleri faiziyle masraflarını utanmasa yolda girdiği tuvaletin bile parasını alacaktı kalitesiz,,bende restimi çektim ve 90 gün adana ceyhan açık cezaevinde cezamı tamamladım,,aynen dediğin gibi hakim bu taahüdü neden yerine getirmediğimi sormadı bile,,havası 1500 avkatın sanki bir tecavüzcüyü sapığı katili yada çoru çocoğu uyuşturucuya alıştırmış bir suçluyu hapssetrtirmiş gibi havalıydı,,bende ona 90 gün çabuk geçer dedim ve teslim oldum,,,sonuç merak ediyorsan şerefsiz beni arıyor benim suçum yok müvekkilim öyle istedi diyor,,,alır bundan sonra 3 ün 1 rini,,,

bytaner_tekstil@hotmail.com dedi ki...

kuzu kuzu gidip 3 ay yatarsın kardeş,,,boşver takma çıkıncada git avukatın bürosuna şimdi neyapacaksın diye sor ve hatta gözlerine bak ve gül,,,

Sabun dedi ki...

Sayın candan a katılıyorum ayrıca buna eklemek isterim yazılan yazıda Kayseri barosu avukatları iş endişesini dile getirmiş bu saatten sonra dava alamayız diyor.soruyorum borçlu hapse girince huzurum buluyorlar istemeden bu duruma gelişlerin günahını almiyorlarmı.cünkiart niyetli olan borcunu ödemicek olan taahut vermez zaten bunu iyiniyetliler verir bunu bu baronun avukatlarda biliyor.yanlişı savunuyorsunuz sayın avukatlar bence diyorum.

GÜLÇİN dedi ki...

ÇOK DOĞRUSUNUZ ALLAHIM HİÇ KİMSEYİ AVUKATLARIN ELİNE DÜŞÜRMESİN RABBİM HERKESİN YARDIMCISI OLSUN

GÜLÇİN dedi ki...

TAM ANLAMIYLA AVUKATLAR YASAL TEFECİDİR.

cem gönengil dedi ki...

bu taahüdü illal davası avukatlara yaradı asıl borçun üstüne yüzde üçyüz koyuyarlar ödemezsen hapis yattırım diyor ve tehtid edeyorlar misal beni 9000 tl olan borçum 23750 tl oldu vicdan 9000 tl ödüyemeyen insan nasıl 23750 tl ödüyecek ayıptır günahtır türkiye politikacıların hatalarını biz hayatımızla ödüyoruz avukatlarda hapisteki gaspcılardan farkı yok haram olsun ihşallah bizden kötü duruma düşerler

candan dedi ki...

Av.Fevzi Konaç, Bu cezaları veren mahkemelerin çok adil ve dürüst karar verdiklerini zannediyormusunuz.Birincisi mahkemelerin çok büyük bir kısmı ne yerleşik yargı kararlarını tanıyorlar,nede kanunu tam manasıyla uyguluyorlar.Bir defa hiçbir şey araştırılmıyor.Dava açıldımı kesin hapis cezası alırsın diyor kendi avukatlarımız bile.Dosyaları incelemez hakim cezayı yapıştırır diyorlar.ifadeleri aynen böyle.Alacaklı vekilleri ise akla gelmeyecek hertürlü hileyi borçlunun ceza alması için yaparlar.Alemin dürüstüymüşsünüz gibi alacaklının hakkını koruyormuşsunuz gibi ahkam kesmeyi önce bırakın isterseniz.Bu kadar dürüst olmadığınızı(İÇİNİZDEKİ DÜRÜSTLERİN SAYISI %5 i geçemez)Önce kabul edin.Sonrada mahkemelerin verdikleri kararların doğru olup olmadığını görün yanlış karar veren mahkemelerin kararlarını da gücünüz yetiyorsa değiştirin SONRASINDA HAKKIYLA VE ADİLANE VERİLECEK CEZAYI SEVE SEVE YA ÇEKER BU İNSANLAR yada borç dert bulur yatırırlar.taahhüdünü yerine getiremeyenler namussuz ve kötü niyetli değildir.İŞleri çıkmaza sokan borçları ödenmez hale getiren esasınsa alacaklısını dişünen değil Ücretini ne kadar fazlaya çıkartırım diye hesap eden art niyetli meslekdaşlarınızdır.Borçlu insanlar alacaklılarıyla görüşüyorlar bir şekilde aralarındaki işi halletmenin yolunu buluyorlar ancak sizler hayır sakın anlaşma nasıl olsa hakkında hapis cezası var ne yapar eder bulur yatırır diye vazgeçirtiyorsunuz.Borçlu bulamadı girdi yattı çıktı müvekkilinizin alacağını siz mi vereceksiniz.BÜSBÜTÜN İŞİ BOZAN SİZLERSİNİZ DİNİNİZ İMANINIZ DÜŞENE BİR TEKMEDE SİZ VURASINIZ,Borçlu ceza çektikten sonra borcunu ödermi borcunu ödemediği halde kendini birde haklı görür.Maksat alacağın tahsili değil mi,Memlekette 100.000 kişi hapiste olsa alacaklıların alacaklarını tahsil edebilecekmisiniz.YAPMAYIN YAZIKTIR BU İNSANLARA,BU İNSANLAR BELKİDE SİZLERDEN DAHA FAZLA VERGİ VEREN YANINDA İNSAN ÇALIŞTIRAN VE ÇOLUK ÇOCUK BAKAN KİMSELERDİR.

BURADAN KAYSERİ BAROSU OLARAK SİZE İSTERSENİZ BİRKAÇ ALEYHİME SONUÇLANMIŞ YÜZDE YÜZ HAKLI OLDUĞUM DAVA DOSYALARINI GÖNDEREYİM DE GÜCÜNÜZ YETİYORSA ÇOK DÜRÜSTSENİZ ONLARI DÜZELTİN.O ZAMAN GÜCÜNÜZÜ DÜRÜSTLÜĞÜNÜZÜ GÖREYİM VE SİZE SAYGI DUYAYIM.hİTAP EDERKENDE SAYIN DİYE BAŞLAYAYIM SÖZE.

bytaner_tekstil@hotmail.com dedi ki...

sen o taahüdü kim için niye nasıl verildiğini biliyormusun ki ahkam kesiyorsun,,,taahhüt etmek sadece borcumu ödiyecem demek değildir,,bazen insanlar istemeden söz verirler mecburiyetten,,,ama ne olursa olsun insan borcunu ödiyemediği için hapse atılmaz,,,ayrıca hapis yatarken senin yanında tecavüzcü,uyuşturucu satanlar gencecik kızları ağlarına düşürüp uyuşturucuya alıştıranlar,erkek çocuklarına cinsel istismardan yatanlar anasını bacısını satanlar ,,,,onlara af geliyor çıkıyor,,,ama biz yatıyoruz neden,,,sadece borcumuzu ödemek için verdiğimiz sözü yerine getiremediğimiz için,,,,yazık ki sen ve senin gibi arkadaşlarımıza kendimizi bir türlü anlatamadık,,,