ÇEK KANUNU - izzet ÖZGENÇ

Parantez içindeki açıklamalar Prof. Dr. İzzet ÖZGENÇ'e aittir.

1-) Sayın Hocam Bu suçun adı nedir?
a) Sizin dediğiniz gibi Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibraz edildiğinde, çekin karşılığının ilgili banka hesabında KISMEN YA DA TAM OLARAK BULUNDURMAMAK mı dır ?
b) Kanunun dediği gibi Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak KARŞILIKSIZDIR İŞLEMİ YAPILMASINA SEBEBİYET VERMEK mi dir?
Eğer ikisi de aynı anlama geliyor diyecekseniz ikisinin aynı anlama gelmediği hususunda yarım saat durmadan konuşabilirim.
(İzzet Özgenç: Sorunun (b) şıkkında ve Çek Kanunu'nun 5. maddesinin birinci fıkrasında ifade edildiği üzere, söz konusu suçun adı, Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak KARŞILIKSIZDIR İŞLEMİ YAPILMASINA SEBEBİYET VERMEK tir. Bu itibarla, hukuk sistemimizde artık karşılıksız çek keşide etmek suçundan söz edilemez. Cevap veren, soruyu soran kişiyi dinlemeye hazırdır.)

2- Sayın Hocam 20/12/2009 tarihinden sonra açılan davalarda 5941 Sayılı Çek Kanunu geçici 1 / 4 ncü maddesinin atfı nedeniyle görevli mahkemenin Sulh Ceza Mahkemeleri olduğunu söylüyor. Bu da makul bir görüş. Ne var ki Çek Kanunu Geçici 1 / 3 ncü maddesi (3) Bankaların müşterilerine verdikleri eski çek defterleriyle ilgili olarak, 3167 sayılı çek yasası hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. şeklindeki düzenlemesi de bir amir hüküm olarak karşımızda duruyor. Bu düzenleme tüm eski çek yapraklarına T.C.K.nın 7 nci maddesine göre 3167 sayılı yasanın lehe kanun olduğunun saptandığı her halde (ki benim saptamama göre tamamı karşılıksız çıkan tüm çek yapraklarında lehe kanun 3167 Sayılı Çek Yasası'dır) 3167 Sayılı Çek Yasası hükümlerinin uygulanmasını emrediyor. 3167 sayılı Yasanın uygulanması demek kanunun blok uygulama anlamına geldiğinden ve blok uygulama 3167 sayılı Yasadaki görev hususlarını da kapsadığından ve 3167 sayılı Çek Yasası görevi Asliye Ceza Mahkemelerine verdiğinden görev hususunda kanunun Geçici 1 / 3 ve 1 / 4 maddelerinde bir çelişkiden söz etmek gerekmez mi?
Bu halde kanunun iki ayrı görev ihdas ettiğinden ve iki ayrı görevi ihdas edilmiş olması nedeniyle Yüksek Mahkemenin 5 nci Ceza Dairesinin bu hallerde sanık için üst mahkemede yargılamanın güvence teşkil ettiği görüşü gözetilerek görevli mahkemenin tüm eski çek yaprakları için Asliye Ceza Mahkemeleri olması gerekmez mi?

(İzzet Özgenç: Geçici 1 inci maddede yer alan hükümler arasında bir çelişki bulunmamaktadır.)

3-) 3167 sayılı  çek yasasına göre 6 ay 20 gün içerisinde yapılan şikayetler yüksek mahkeme kararları ile süresinde şikayet olarak geçerli kabul edilmekte idi. Halen derdest kamu davalarında, 3167 sayılı çek yasasına uygun bir şekilde 6 ay 1 gün ila 6 ay 20 günlük süre içerisinde yani yasal süresi içerisinde yapılmış şikayetlerin sanığın lehine kanun uygulaması karşısında 5941 Sayılı çek kanunu uyarınca 6 aylık süresi içerisinde yapılmadığından düşmeleri mukadder midir?

(İzzet Özgenç: Kanuni ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması nedeniyle “karşılıksızdır” işlemi yapıldıktan itibaren 20 Aralık 2009 tarihine kadar altı aylık şikayet süresi henüz geçmemiş ise, bir sorun yoktur. Altı aylık süre doluncaya kadar şikayet hakkı kulanılabilir. 20 Aralık 2009 tarihi itibarıyla altı aylık süre dolmuş olmasına rağmen henüz altı ay yirmi günlük süre dolmamış ise, yine sorun yoktur. Ceza muhakemesi hukukundaki zaman bakımından uygulamaya ilişkin kurallar dikkate alınarak, bu yirmi günlük süre doluncaya kadar şikayet hakkının kullanılabilmesi gerekir. Buna karşılık, 20 Aralık 2009 tarihi itibarıyla altı ay yirmi günlük süre dolmuş ise, şikayet hakkının kullanılabilmesi artık mümkün değildir.)

4-) Sayın Hocam vekalete ilişkin hükümlere iştirak hükümlerinin uygulanmasını ve vekaleten çek keşide edenlerin iştirak eden sıfatı ile cezalandırılmaları gerektiğini düşünmektedir. 5941 Sayılı Çek Kanunu 5 / 3 ncü maddesinin "Çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez." açık hükmü karşısında vekilin çek yaprağı keşide edemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu halde vekilin çek keşide etmesi açıkça yasak kılınmış değil midir. Daha açık bir anlatımla çek keşide etme hususunda vekalet yasaklandığına göre, buna rağmen vekilin çek keşide etmesi vekaletsiz iş değil midir. Vekaletsiz yapılan iş çek keşide etmek olduğundan eylemi resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık olarak nitelemek, iştirak hükümlerini uygulamaktan daha doğru olmaz mı?

(İzzet Özgenç: Burada vekaletsiz iş görme söz konusu değildir. Burada bir vekalet ilişkisi vardır. Ancak, 5941 Sayılı Çek Kanunu bir başkasına vekalete çek düzenlenmesini yasaklamaktadır. Bu yasağa rağmen, vekaleten çek düzenlenmesi halinde, çek hesabı sahibinin hukuki ve özellikle cezai sorumluluktan kurtulması söz konusu olamayacaktır. 3167 Sayılı Çek Yasası uygulanmasında, vekaleten düzenlenen çekin karşılıksız çıkması halinde hesap sahibinin değil, vekaleten çek düzenleyen kişinin ceza sorumluluğu cihetine gidilmekte idi. Bu da suistimallere sebebiyet vermekte idi.)

5- Çek Kanunu Tasarısının Alt Komisyonca kabul edilmiş metninin 3 / 3. maddesinde yer alan banka... hamile, talep ettiği takdirde... ödemekle yükümlüdür ibaresinde geçen “talep ettiği takdirde” sözcüklerini Adalet Komisyonu tarafından bilinçli olarak madde metinden çıkarılmış ve bunun gerekçesi de, Maddenin üçüncü fıkrasında... muhatap bankanın, hamile ödemekle yükümlü olduğu miktarı, uygulamada talep etmeden ödemediği, çoğu zaman hamilin bankanın böyle bir yükümlülüğünün olduğundan haberdar olmadığı, dolayısıyla belki de hamilin rahatlıkla kabul edebileceği kısmi ödemenin de bu şekilde gerçekleşmediği görüldüğünden, bankanın yükümlü olduğu miktarı talep olmadan da hamile ödemesi veya ödemeyi teklif etmesi gerektiği düşüncesiyle talep ettiği takdirde ibaresi madde metninden çıkarılmıştır biçiminde açıklanmıştır. Oysa konuya açıklık getirmek yerine bu kez maddenin 5. fıkrasının, bir kısmı itibariyle hamilin sadece muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutarın ödenmesini talep etmesi’ halinde... şeklindeki son cümlesinde geçen talep etmesi halinde ibaresi sehven olduğu gibi bırakılmıştır. Hamilin talebinden söz eden bu hüküm nedeniyle ulaşılmak istenen amaç ne yazık ki gerçekleşememiştir. Maddenin 5. fıkrasının ilk cümlesini oluşturan muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutar dahil, kısmi ödemenin hamil tarafından kabul edilmemesi ibaresinde geçen “kabul edilmeme” kavramının sadece çek hesabında kısmen mevcut karşılığa değil kanuni garanti miktarı ile de doğrudan ilişkili olduğu, yani her ikisine münhasır olduğu yaklaşımı da mevcut belirsizliği gidermeye yetmemektedir. Maddenin 3. fıkrasındaki ifade tarzı, bankaya yönelik emredici bir nitelik taşımakla birlikte, doğrudan hamilin talebine ilişkin gerekliliği dışlayıcı değildir. Hatta bir bütün olarak bakıldığında madde metni, kanuni garanti miktarının ödenmesinin hamilin açık talebine bağlı tutulduğu düşüncesini haklı çıkarmak kadar, aksine bir kabulü de o derece mümkün kılmaktadır. Bütün bu çelişkiler karşısında 5941 Sayılı Çek Kanunu 3. maddesini kanuni garanti miktarının ödenmesi için hamilin talebinin aranıp aranmayacağı hususunda nasıl anlamak gerekir?

(İzzet Özgenç: 5941 sayılı Çek Kanunu 3’üncü maddesinin beşinci fıkrasında, karşılıksızdır işlemine tabi tutulan çek aslının hangi hallerde bankada muhafaza edilmesi gerektiği ve hangi hallerde çek hamiline verilmesi gerektiği hususunda düzenleme içermektedir. Bu nedenle, söz konusu fıkra hükmünden hareketle, çekin karşılıksız çıkması halinde üçüncü fıkra hükmüne göre banka tarafından hamile ödenmesi gereken miktarın ödenmemesinin hamilin talebine bağlı olduğu şeklinde bir sonuca varılmamalıdır.)

6-) 3167 Sayılı Çek Yasası 4 ve 5 maddeleri ile 5941 Sayılı Çek Kanunu 3. maddesinde benzer düzenlemeler ile hamilin kim olduğu belirtilmiştir.
3167 Sayılı Çek Yasası 16 b maddesinde şikayet hakkı HAMİLİN, ÇEKİ ELİNDE BULUNDURMALARI KOŞULU İLE ÖDEMEDE BULUNAN CİRANTANIN veya AKDİ TEMİNATI NEDENİYLE TAM ÖDEMEDE BULUNAN BANKANIN şeklinde belirtilmiştir. 5941 Sayılı Çek Kanunu şikayet hakkı sadece hamile verilmiştir.
1- Yeni çek yasasında cirantanın ve bankanın şikayet hakkı var mıdır?
2- Şikayet hakkı vardır denirse TCK’nun 2/3 maddesine aykırılık olmaz mı?
3- Sayın hocamızın açıklamalarında belirttiği şirketler açısından yetkisi kalkan bir kişinin imzaladığı vadeli çekin ibraz tarihi itibariyle bankada hazır bulundurmakla yükümlüdür diye yeni yetkilinin sorumlu tutulması TCK’nun 20/1 maddesine aykırılık oluşturmaz mı?
4- 5941 Sayılı Çek Kanunu 5 maddesi uygulanmasında hamil çek bedelini cirantadan ve bankadan aldıktan sonra suçtan zarar görme niteliği ortadan kalkmaz mı?

(İzzet Özgenç: Şikayet hakkı, karşılığını tahsil için çeki bankaya ibraz eden hamile attir. Bu nedenle, 5941 Sayılı Çek Kanuna göre cirantanın veya bankanın şikayet hakkı söz konusu değildir.
5941 Sayılı Çek Kanunu 5. maddesi, tüzel kişilerde ve özellikle limited ve anonim şirketlerde yönetim kadrosunda değişiklik yapılması halinde hesap devirlerinin yeni yöneticilere titiz bir şekilde yapılması hususunda hukuk sistemimize önemli bir katkıda bulunacaktır.)

7-) Çeki elinde bulunduran HAMİL ise fotokopisini elinde bulunduran kimdir?
hamili ciranta mıdır..
Banka sorumlu olduğu kısmı veya kısmi ödemede bulunduğunda, çek aslını alıp onaylı fotokopisini hamile vereceğine, çek aslı bankada bırakılmak zorunda kalınacağına göre bankanın 600 TL vermemesi mi amaçlanmıştır. Banka, hamil kısmi ödemeyi veya bankanın sorumlu olduğu miktarı kabul etmemesi halinde çek aslını hamile geri veriyor.

(İzzet Özgenç: Karşılığını tahsil etmek amacıyla çeki bankaya ibraz eden kişi, hamildir. Bu çek karşılıksızdır işlemine tabi tutulduktan sonra, 3’üncü maddenin beşinci fıkrası hükümlerine göre aslının bankada muhafaza edilmesi halinde, hamillik statüsünde bir değişiklik meydana gelmemektedir.)

8-) Karşılıksız çek suçunun yaptırımı (mükerrir olsun yada olmasın) karşılıksız kalan her bir çek yaprağı için 1500 güne kadar adli para cezasına dönüştürülmüştür. Ancak verilecek ceza çekin karşılıksız kalan kısmından aşağı olamayacaktır. Bu düzenleme ile TCK.nun 158. maddesinde olduğu gibi gün para cezası sistemi ile nispi para cezası sistemi karıştırılarak karma bir uygulama yapılmıştır. Fakat gün para cezası ile doğrudan hükmedilen nispi para cezası kesinlikle bir arada uygulanamaz. Bu durumda gün para cezası ortadan kalkmış olur.
(İzzet Özgenç: Bu görüş, kişisel bir görüştür.).
Kanuni düzenlemenin tespit edilecek gün sayısı alt ve üst sınırlar gözetilmek suretiyle çekin karşılıksız kalan kısmının 20’de birinden aşağı olamaz şeklinde olması gerekirdi.
(İzzet Özgenç: Bu görüş, kişisel bir görüştür.).
Bu düzenleme özellikle infaz sırasında eşitsizliklere yol açacaktır. Aynı miktar çekten dolayı alt sınırdan yani çekin karşılıksız kalan kısmı kadar ceza alan iki kişiden birisi para cezasının ödenmemesi halinde 100 gün hapis yatacakken bir diğeri 500 gün hapis yatabilecektir. Çünkü bir günlük paraya çevirme miktarı olan 20-100 TL arasında yapılacak takdire göre gün miktarı değişecektir. Hatta tespit edilen gün sayısı günlüğü 100 TL.den paraya çevrilen daha az, 20 TL.den çevrilen 5 kat daha fazla hapis yatacaktır. Halbuki her iki kişide temel ceza yani alt sınırdan ceza almıştır. Kanunda yer alan çekin karşılıksız kalan kısmından az olamaz ifadesi temel cezayı belirlemek için kullanılmıştır. Gün para cezasında ise temel ceza mutlaka gün olarak belirlenir. Artırım ve indirimlerin de yine gün üzerinden yapılması gerekir Sadece sonuç ceza para cezası olur
(İzzet Özgenç: Doğru olmayan bu açıklamalar, gün para cezasının infaz rejimi ile çelişmektedir.).
Bu durumda bu maddeye göre nasıl hüküm kurulacak,yani gün miktarı nasıl belirlenecek ve aynı miktar çekten dolayı belirlenen gün sayısının herkes için aynı olması nasıl sağlanacak?
Eğer sağlanamayacaksa bu maddenin derhal değiştirilmesi gerekmez mi?

(İzzet Özgenç: 5941 Sayılı Çek Kanunu 5’inci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan suçun karşılığı olan adli para cezasının belirlenme ve bireyselleştirme usulü bu madde altında VII. Paragraf altında yapılmıştır.
Buna göre hakim somut olayda cezanın belirlenmesi bağlamında beş gün ile binbeşyüz gün arasında bir gün belirleyecektir, keza, cezanın bireyselleştirilmesi bağlamında sanığın bir gün karşılığında ödemesi gereken para miktarını belirleyecektir. Belirlenen gün sayısı ile bir gün karşılığında ödenmesi gereken para miktarı birbiriyle çarpılarak, adli para cezasının miktarı bulunur. Hesaplanan adli para cezasının miktarı ile çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı arasındaki ilişki bakımından üç ihtimal söz konusudur.

Birinci ihtimal, Hesaplanan adli para cezasının miktarı çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından fazladır. Bu durumda bir sorun yoktur. Yapılacak başka bir işlem bulunmamaktadır. Hakim hesaplanan adli para cezasına hükmedecektir.

İkinci ihtimal: Hesaplanan adli para cezasının miktarı çek bedelinin karşılıksız kalan miktarına eşittir. (Bu ihtimal, tamamen teorik bir ihtimaldir.). Bu durumda da birinci ihtimal gibi işlem yapmak gerekir.

Üçüncü ihtimal: Hesaplanan adli para cezasının miktarı çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından azdır. Bu durumda, hesaplanan adli para cezasının miktarı, 5’inci maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesine istinaden, çekin karşılıksız kalan miktarına iblağ edilecektir. Hükmolunaün bu adli para cezasının infazı aşamasında ödenmemesi halinde, İnfaz Kanununun 106’ncı maddesine göre zorlama hapsi (hapis cezası değil) adli para cezasının hesaplanmasında dikkate alınan gün sayısı esas alınmak suretiyle uygulanacaktır.


9-) Yeni  çek kanununa göre hamiline düzenlenecek çeklerde “hamiline” olarak bastırılan çek yapraklarının kullanılması zorunludur. Hamiline olarak bastırılmayan yani tacir olan yada olmayan kişiler adına veya emrine bastırılan çeklerin hamiline olarak cirosu mümkün olacak mı dır? Eğer ciro edilmesi mümkün ise böyle bir çekin ciro edilmesi halinde bu çek karşılıksız çıkarsa karşılıksız çek suçu oluşacak mı dır? Oluşursa şikayet hakkı kime ait olacaktır?

(İzzet Özgenç: Çek ister emre, ister nama ve hatta ister hamiline düzenlenmiş veya ciro edilmiş çek olsun, karşılıksızdır işlemine tabi tutulması halinde, 5’inci maddenin birinci fıkrasında tanımlanan suçtan dolayı şikayet hakkına sahip olan kişi karşılığını tahsil etmek amacıyla çeki bankaya ibraz eden kişidir.)

9-) 5941 Sayılı Çek Kanunu 7/3 ...Beyanname almadan veya beyannameye rağmen, hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunan kişiye veya bu kişinin yönetim organında görev yaptığı veya temsilcisi ya da imza yetkilisi olduğu tüzel kişiye çek defteri veren banka görevlileri elli günden yüzelli güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
Ticaretle uğraşan kişi çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına tabi olduğunda kendisi çek düzenleyemeyeceği ve çek hesabı açamayacağı gibi herhangi bir şirkette yönetim organı üyesi, temsilcisi olamayacağına göre bu tedbir pek çok kişi açısından para cezasından daha fazla sıkıntı yaratacaktır. Suçu işleyen açısından olması gereken bu ise de ileri tarihli çeki düzenlediği zaman sorumluluğu bulunan ve diyelim ki çok iyi bir yönetici olup fazlasıyla şirket hesabında çekin karşılığını bulunduran kişiye , kendisi ayrıldıktan sonra geride kalan diğer yetkililerin basiretsiz yada kötü niyetli yönetimi neticesi ibraz tarihinde karşılığı bulunmayan çekten dolayı karşılıksız çekten sorumluluğu yoktur, ceza vermiyoruz ama 5 / 4 maddesi gereği karşılıksız çek düzenleyen kavramına dahil olduğu için çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağını bu şahsa müstahak görüyoruz  demenin böyle bir düzenleme getirmenin mantığı nedir, hukukun genel ilkelerine uygun mudur?

(İzzet Özgenç: Tüzel kişilerin ve özellikle şirketlerin yönetici kadrolarında değişiklik yapıldığı takdirde, ileri düzenleme tarihli çekin karşılıksız çıkması halinde özellikle ceza sorumluluğunun kime terettüp edeceğini belirlemede bir sorun mevcuttur. 5941 Sayılı Çek Kanunu 5’inci maddesinde yapılan düzenleme ile bir orta yol izlenmesi amaçlanmıştır.)

10-) 5491 Sayılı Çek Kanunu 5 / 3- Çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez. Gerçek kişinin temsilcisi veya vekili olarak çek düzenlenmesi halinde, bu çekten dolayı hukuki ve cezai sorumluluk çek hesabı sahibine aittir.
Fıkraya eklenen ikinci cümle ile vekaleten düzenlenen çeklerin karşılıksız çıkması halinde çek hesabı sahibinin hukuki ve cezai sorumluluğunun kabulü, vekilin de tazminat ve ceza hukuku bakımından sorumlu olmasına engel teşkil etmemektedir.( Hocamızın açıklaması )
Ben madde metnini okuyunca sadece hesap sahibinin sorumlu olduğu sonucunu çıkardım (hemen hemen herkesin bu şekilde anladığı yazılardan anlaşılıyor) Hocamızdan bu şekilde düşünmesini gerektiren hukuki dayanaklarını bizimle paylaşmasını temenni ederim.

(İzzet Özgenç: 5’inci maddenin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi, “Çek Kanunu” isimli kitapçıkta bu madde altında VI numaralı Paragrafta yaptığım açıklamalardan da belirttiğim üzere, TBMM Genel Kurulunda verilen bir önergenin kabulüyle metne eklenmiştir. Metne eklenmesini gereksiz gördüğümüz bu ikinci cümle, yanlış anlaşılmaya elverişli bir şekilde formüle edilmiştir. Burada yanlış anlaşılmaya elverişli bir ifade kullanılmıştır. Önerge metni Adalet Bakanlığındaki Tetkik Hakimi arkadaşlar tarafından kaleme alınmıştır. Önerge metnini Genel Kurul görüşmeleri öncesinde görme fırsatım olmadı. Bu ifade biçimine göre sanki vekil karşılıksızdır işlemine tabi tutulan çek dolayısıyla hiçbir surette hukuki ve cezai bakımdan sorumlu tutulmayacaktır. Bu şekilde anlaşılma, hükmün konuluş amacıyla ve hukukun genel prensipleriyle bağdaşmaz.)

11 yorum:

Adsız dedi ki...

selamlar.......
sayin izzet hocam simdi bu kanun cikmadan once vekaleten gercek kisi cekini keside etmis yani imzalamis vede karsiliksiz cek uygulamasina dusmus mahkemece ceza almis vekillerin durumu ne olacak cezalari devammi edecek yoksa beraat mi edecekler
saygilarimla......

Adsız dedi ki...

selamlar arkadaşımın babası çalıştığı şirkete teminat çeki olarak 2det çek vermiştir.fakat arkadaş işyerini kaybetti yurt dışıa çıktı babasına da2 adet 80er bin tl lik çekten dolayı mahkeme kararıyla içerde.acaba çıkma şansı varmı

Adsız dedi ki...

Arkadaşlar durmak yok basın ve siyasetçileri arayalım.zamanımız daralıyor...

Adsız dedi ki...

Selam mağdur kardeşlerim.Durmayalım samanyolu tv.de asım yıldırım beyle irtibata geçelimi,o bizim sesimiz kendisinden allah razı olsun.siyasetçileride arayalım.

Adsız dedi ki...

Arkadaşlar,
Ülkemizdeki yasalar "ben yaptım oldu" metodu ile hazırlanıyor. Çek denilen nesnenin nerede nasıl kullanıldığını, nerede neden vazgeçildiğini araştıran, bilen var mı. Koyundan farkı olmayan insanımız, özellikle son 8 senedir bir kısım kerameti kendinden menkul hocalarımızın yaptıkları "ben yaptım oldu" ya maalesef müstahak. Kurunun yanında yaş da yanıyor. Ben de ona yanıyorum.Yorumcu

Adsız dedi ki...

selamlar izzet hocam bi banka ile aramızda bi protokol yaptık ve arkadasımızın borcuna kefil olduk bu borctan dolayı bizi arkadaşın cek yapraklarınada kefil etmişler anlayamadık daha sonra bize ödememiz için bi borc cıkarıldı bunu ödedik evimizdede ipotekleri vardı bankanın borc bitti 1.5 sene gecti kaldırmak için ipoteği bankaya gittik arkadasımızın riski devam ediyormuş ve hala borcunuz devam ediyor dediler nasıl olacak ne yapmam gerekir... saygılar rumuz blacboy

Adsız dedi ki...

İZZET HOCAYI KINIYORUM

Adsız dedi ki...

karşılıksız çekten yatanların durumu ne olacak hala ödemekte olduğumuz borçlara rağmen ev eşylarımız elimizden alındı boş evde çoluk çocuk rezillik çekmeye devammı edeceğiz.eve gidmeye utanır oldum

Adsız dedi ki...

sucu bayisi olduğum firmaya kredi amaçlı çekler verdim biz öderiz dediler.ancak çeklerin tari,hleri geçmesine rağmen ödemediler iki çekimede karşılıksız ibaresi vurulmuş, ne ilgili banka neçeki alan firma beni bu konuda uyarmadı.benim neyapmam lazım.

Adsız dedi ki...

borcunu ode ve odeyemeyecegin paralara iliskin cek kesme. bu sekilde alacaklıları mağdur etme. bu dünyada sisyasetciler kurtardı ama, diğer tarafta seni ve seni hapisten kurtaran siyasetçileri/hocalar kim kurtaracak (kul hakkı) Allah'ın adaletinden.

ysnswn dedi ki...

HOCAM KONUYLA İLGİSİ YOK AMA BENİM FARKLI BİE SORUM OLACAK.

BİR FİRMADAN FATURALI ALACAĞIMA KARŞILIK ÇEK İLE ÖDEME ALDIM. ALDIĞIM BU ÇEKLERİ VADESİ GELMEDEN BANKAYA VEREREKİ KARŞILIĞINDA BANKADAN KREDİ KULLANDIM. ÇEKLERİN VADESİ GELDİ VE VADE TARİHİNDE FİRMA ÇEKİN ÖDEMESİNİ YAPMADI VE BANKA BANA ÇEK KARŞILIĞINDA KULLANDIĞIM KREDİYİ KAPATMAM GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİ. BANA ÇEKİ VEREN FİRMADAN MÜŞTERİ ÇEKLERİNDEN ALARAK BANKAYA VERDİM VE ÜZERİNEDE NAKİT ÖDEYEREK KULLANDIĞIM KREDİ TUTARINI KAPATTIM. ÇALIŞTIĞIM FİRMA ŞUAN ELİMDE OLAN YAZILMIŞ OLAN ÇEKLERİNİN ÖDEMESİNİ TARAFIMA YAPMIYOR. BEN BANKADAN BU ÇEKLERİ ALMASAYDIM, BANKA FİRMADAN TAHSİL EDEMEZ MİYDİ? YA DA FİRMAYA DAVA AÇMAZ MIYDI?