Kredi Kartı Borcu Emekli Maaşı Haczi, Yargıtay Kararı

Kredi Kartı Borcu Emekli Maaşı Haczi, Yargıtay Kararı
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, kredi kartı borcu için emekli maaşının haczine olanak sağlayan karara imza attı. Emekli maaşına kredi kartı borcundan dolayı haciz konulan bir vatandaş açtığı davayı mahkemede kazandı, ancak banka dosyayı Yargıtay'a taşıdı. Yargıtay 13. Hukuk Dairesida "Davacının yürürlükteki yasaları bilerek sözleşmenin her sayfasını ayrı ayrı imzaladığını" gerekçe göstererek, hükmü banka lehine bozdu.

Emekli maaşının kredi kartı borcunun bulunduğu banka şubesi tarafından bloke edilen Recep Peker banka aleyhine alacak davası açtı. Mahkeme, borçluyu haklı buldu, banka ise kararı temyiz etti. Davacının yürürlükteki yasaları bilerek sözleşmenin her sayfasını ayrı ayrı imzaladığına dikkat çeken Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, kredi isteyen kişinin mali durumu ve maaş gelirine göre borcunun ödenebileceği güvencesiyle kredi veren bankanın alacağının imkansızlaşmasının kötü niyetli bir kredi borçlusunun borcunu hiç ödememesi gibi bir sonuç doğuracağını gerekçe gösterip Yerel Mahkeme kararını bozdu.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Kararı


T.C.
YARGITAY
13. Hukuk Dairesi

Esas No    : 2014/31871
Karar No : 2015/1258
K. Tarihi  : 26.01.2015

Y  A  R  G  I  T  A  Y    İ  L  A  M  I

MAHKEMESİ : Ankara 2. Tüketici Mahkemesi
TARİHİ            : 25/03/2014
NUMARASI     : 2013/2984-2014/1118
DAVACI           : Recep Peker
DAVALI            : Ziraat Bankası Sincan Şubesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı bankadan emekli maaşı aldığını kredi kartı borcu nedeniyle maaşına bloke konulduğunu hesabına konulan blokenin kaldırılmasını istemiş, son celse davasını ıslah ederek 3450,62 TL nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının takip borçlusu olduğunu hesabında bloke olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, blokenin kaldırılmasına, bilirkişi incelemesi sonucu fazladan kesilen 3450,62 TL nin davacıya iadesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının kredi kartı ile bankadan kullandığı tüketici kredilerini ödememesi üzerine emekli maaşına bloke konulup konulmayacağı, ödenen bedellerin geri istenip istenemeyeceğine ilişkindir. Bilindiği üzere 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı yasanın 56.maddesi ile değişik 5510 sayılı yasanın 93.maddesine göre “Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88.maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.” İİK.nun 83/a maddesindeki "İİK.nun 82 ve 83. maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir" hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 Sayılı Kanunun 32.maddesi ile değişik 5510 Sayılı SGK.nun 93/1.maddesinde, "bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin taleplerin, borçlunun muvafakati yok ise, icra müdürü tarafından reddedileceği" düzenlemesine yer verilmiştir. Bu hükmün İİK.nun 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 Sayılı Yasanın 93.maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde borçlu haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacı az yukarıda zikredilen yasal düzenlemeler yürürlükte iken 4.2.2010 tarihli kredi kartı üyelik sözleşmesi imzaladıktan sonra sırasıyla 29.04.2010 tarihli 8000 TL, 27.01.2011 tarihli 5500 TL, 28.12.2011 tarihli 6200 TL bedelli bireysel kredi sözleşmelerini imzalayarak davalı bankadan kredi kullanmıştır. Davacı tarafından imzalanan sözleşmelerde ve aynı tarihli alınan taahhütnameler ile borcun ödenmemesi halinde banka nezdinde bulunan tüm alacakları, mevduat ve hesapları üzerinde bloke, hapis, mahsup ve takas etme yetkisini davalı bankaya vermiş olup, SGK dan aldığı maaşının kesilmesine kredinin geri ödemelerinin maaşı üzerinden yapılmasına da muvafakat etmiştir.

Davacı sözleşmeden dönmediğine göre borcu ne şekilde ödeyeceğini de açıklamamıştır. Bankada bu taahhüde inanarak başka teminat istemeden davacıya krediyi kullandırmıştır. Davalı banka sözleşme hükümlerine göre kesinti yapmıştır. Hemen belirtilmelidir ki davacının bankadan aldığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödememesi halinde sözleşme gereğince kullandırılan kredinin teminatı olarak maaşından kesinti yapılmasını kabul etmesi ve diğer teminat öngören hükümlerin sözleşmeye konulmasına rıza göstermesinin haksız şart olarak kabulü mümkün değildir. Zira davacı yürürlükteki bu Yasaları bilerek sözleşmenin her sayfasını ayrı ayrı imzalamış olup, serbest iradesi ile sözleşme şartlarına uygun olarak kredi borcu taksitlerinin bankadan aldığı maaşından kesilmesi için talimat verdiğine göre artık sözleşmenin söz konusu hükmünün müzakere edilerek kararlaştırılmadığı söylenemez. Ayrıca bankanın yaptığı işlemin sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerin dürüstlük kuralına aykırı düşecek şekilde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olduğu kabul edilemez.

Davacının bankadan kullandığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemesi zorunludur.. Davacının taksitlerin maaşından ödenmesini ihtirazı kayıtsız kabul edip daha sonra dava açıp kesinti bedelini geri istemesi hakkın kötüye kullanılması olup iyiniyet kurallarıyla bağdaşmaz.(TMK m.2) Tüketici haklı bir sebep olmadan sözleşmeyi tek taraflı feshedemez, ifası yapılmış bedellerin iadesini isteyemez, bu şekilde edimin tek taraflı geri istenmesi de hukuken himaye göremez. Aksi halde; kredi isteyen kişinin mali durumu ve maaş gelirine göre borcunun ödenebileceği güvencesiyle kredi veren bankanın alacağının imkansızlaşması, kötü niyetli bir kredi borçlusunun borcunu hiç ödememesi gibi bir sonuç doğacaktır. Hal böyle olunca mahkemece uyuşmazlığın sözleşmeye bağlılık, ahde vefa ilkesi ve tarafları bağlayan sözleşme hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda izah edilen sebeplerle davalının temyiz isteğinin kabulüne hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, 26.01.2015 gününde oy birliğiyle karar verildi.

1- Emekli maaşı haczedilebilir mi? Kural olarak hayır. Zaten Yargıtay kararında yer alan yasal düzenlemelerin tümü de buna işaret etmektedir.
2- Emekli maaşı alan borçlu, yasanın kendisine tanıdığı bu "hak"tan feragat edebilir mi? Yine kural olarak evet.
3- Banka, borçlunun emekli maaşının haczedilmesini en erken ne zaman talep edebilir? Takip başlatıp bu takibin kesinleşmesinden sonra.
4- Bir hakkın doğumundan önce yapılan feragat evrensel hukuk prensiplerine göre geçerli midir? Hayır.
5- Bu durumda, borçlunun henüz emekli maaşının haczedilemeyeceğine yönelik itiraz hakkının henüz doğmadığı bir dönemde, sözleşmenin inikadı aşamasında yaptığı bu feragat geçerli midir? Elbette hayır. Karar bu yönü ile bütünü ile hukuka aykırıdır.
6- "Banka da bu taahhüde inanarak başka teminat istemeden davacıya krediyi kullandırmıştır" 13 Hukuk Dairesinin bu argümanı banka lehine yorumlaması inanılır gibi değil. Basiretli bir tacir olması gereken, hatta daha da ötesi kendisine "güven kurumu" payesi bahşedilmiş olan bankaların "borçlunun emekli maaşından başka teminat almadan ona kredi açması" bankaların sonuna kadar aleyhine yorumlanması gereken bir durumdur; lehine değil. Yargıtay adeta parmağıyla bankayı işaret ederek bankayı mağdur göstererek "bakın, görüyor musunuz bu zavallı masum, saf, ve kandırılmış kader kurbanı bankayı? Nerede vicdanlar nerede hukuk nerede ?" demektedir. Karar alma makamında olanlar, bankanın böylesi bir ihmalinin faturasını bankaya çıkartmalıdır, kredi kullanana değil. Basiretli bir tacir, kredi kullandıracağı kişiden teminat olarak zaten geçerliliği tartışmalı olan emekli maaşı değil, doğru ve düzgün teminat almalıdır. Ama şu rekabet, şu "banka ve şube içi hedefler" yok mu.
7- Karar, yorum kurallarını da evrensel hukuk prensiplerini de açıkça çiğnemekte, bankalar hanesine haksız yere yazılan bir puana daha vesile olmaktadır.

 Riski öngörmeden kredisini sözleşmeyle yasal olmayan teminata bağlayan bankanın haklılığından söz edilemez banka kredi verirken yardım amaçlı vermiyor ciddi miktarda faiz ve ücret alıyor bu sebeple teminatsız da olsa maaş elimde nasılsa diye kredi veriyor Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin bu görüşünden dönmesi gerekir.

Hiç yorum yok: