Yasa yolu itiraz örnek dilekçe

..... ASLİYE CEZA MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE
ŞEHİR
DOSYA NO:......
KARAR NO:.....
UYARLAMA TALEP EDEN/
SANIK :
VEKİLİ:  Av.Ertuğrul Kıvanç Koç.
              Tepebağ Mah. İnönü Cad. 27044 sok. Özyiğit İşhanı. K.1 N.1 01010
                                                                                              Seyhan/ADANA
DAVACI: K.H.
KATILAN:
VEKİLİ:
SUÇ:Karşılıksız çek keşide etmek
KARAR TARİHİ:17.11.2006
TALEP KONUSU:Uyarlama yargılaması yapılarak lehe kanunun uygulanması ve hükmün infazının durdurulması talebidir.

İZAHI:
1,Müvekkil hakkında mahkemece verilen karar açık değildir. Müvekkil nereye başvuracağını bilmediği için temyiz hakkını kullanamamıştır ki bu durumda savunma hakkının kısıtlanması söz konusudur. Savunma hakkı Anayasanın 36. maddesinde, Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir şeklinde düzenlenmiştir. Savunma hakkı, hak arama özgürlüğü kapsamında, anayasal güvence altında olan bir temel haktır(Ay m.36). 5271 sayılı CYY’nın 40. maddesinin 1. fıkrasında, kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişinin, eski hale getirme isteminde bulunabileceği, 2. fıkrasında ise, yasa yoluna başvuru hakkının kendisine bildirilmemesi halinde, kişinin kusursuz sayılacağı açıkça belirtilmiştir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 30.01.2007 gün ve 9-18 sayılı kararında, yukarıda belirtilen hükümlerle birlikte Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil Yargılanma Hakkını” düzenleyen 6. maddesi ile bu hakkın kapsamına yeni bir yorum getiren Sözleşmeye Ek 7 Nolu Protokolün 2. maddesine de dayanılarak yasa yoluna başvuru şeklinin gösterilmemiş olması açıkça eski hale getirme nedeni olarak kabul edilmiştir.
2-Anılan hükümlerden, hak sahibi olanlar bakımından hüküm ve kararlarda yasa yolu bildiriminin; yasa yolu, mercii, şekli ve süresini de kapsayacak şekilde açıkça anlaşılabilir nitelikte olması, keza her türlü yanıltıcı ifadeden uzak bulunması gerektiği hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın ortaya çıkmaktadır.

3,Bunun yanı sıra 5252 sayılı TCK YUŞHK’un 9. maddesi, lehe kanunun belirlenmesinde en önemli düzenlemedir. Kanunun 9/3 maddesine göre, lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir. Maddede ayrım yapılmaksızın “önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri”nden bahsedildiğine göre lehe kanunun tespitinde “önceki kanunlar” ve “sonraki kanunlar” blok olarak karşılaştırılacaktır. Başka bir deyişle sadece ceza açısından değil cezanın infazı açısından da kanunlar arasında karşılaştırma yapmak gerekecektir. Doktrin ve yargı kararları da aynı görüşe işaret etmektedir. Nitekim 5237 sayılı TCK’nin 7/3 maddesi, erteleme, koşullu salıverme ve tekerrürü derhal uygulama kuralı dışında tutarak, lehe kanun uygulanmasında göz önüne alınması gereken bir düzenleme olarak belirlemiştir.

4,Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık hakkında hüküm kurulurken belirlenecek cezanın tayininde çekin üzerinde yazılı meblağ değil, karşılıksız kalan kısım üzerinden ceza tayini gerekir. Gerek 3167 sayılı çek kanunu, gerekse 5941 sayılı çek kanununa göre bankaların her çek yaprağı için ödemesi gereken meblağ düştükten sonra kalan miktar üzerinden hesaplama yapılarak ceza tayini gerekirken çek üzerinde yazılı meblağ kadar yani FAZLA CEZA TAYİNİ de yasaya aykırıdır.

5,Ayıca ‘’5838 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 18. maddesiyle 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanuna eklenen geçici 2. maddesinde yer alan; “31.12.2009 tarihine kadar, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.”şeklindeki düzenlemeye göre, anılan Kanun’un Resmi Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe girdiği 28.02.2009 tarihinden 31,12.2009 tarihine kadar ileri tarihli çeklerin, üzerinde yazan keşide tarihinden önce bankaya ibraz edilmesi halinde karşılıksız çek keşide etmek suçu oluşmayacağından bahsedilmiştir. Buna rağmen sayın mahkememiz nezdindeki davada müşteki dava konusu çekleri keşide tarihinden önce ibraz etmiştir ki bu durum da yasaya aykırıdır.

NETİCE VE TALEP :Yukarıda arz olunan nedenlerle:
1,Kesinleşen kararın infazına geçilmesi müvekkilim açısından büyük sakıncalar doğuracak nitelikte bulunduğundan kararın infazının tedbiren durdurulmasına,

2,01.01.2009 tarihinden itibaren özel ceza kanunları bakımından da uygulanması gereken TCK genel hükümleri karşısında uygulama imkanı kalmayan 3167 sayılı kanuna göre karşılıksız çek keşide etme suçundan verilen adli para cezaları, oluşan yasal boşluk sebebi ile ‘’kanunsuz suç ve ceza olmaz’’ prensibi gereğince hükümsüz kalmış ve yasal boşluğunun zaman sınırı olarak belirlenmiş bulunan 20.12.2009 tarihine kadar işlenen karşılıksız çek kalmamış iş bu davanın bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasını,

3,Bu değerlendirmenin dikkate alınmaması halinde, uyarlama talebimizin kabulüyle dosyanın yeniden ele alınmasına ve 5941 sayılı Yeni Çek Kanunu’nun yukarıda açıklanan maddelerinin 5237 sayılı TCK 7. ve 5252 sayılı kanunun 9. maddeleri uyarınca müvekkil lehine olan hükümlerinin uygulanarak,
i)kusur(kasıt veya taksir) aranmaksızın görülen davanın, yeni kanunun getirdiği kusur sorumluluğu esasına göre yeniden görülmesi,
ii)çek bedeli kadar adli para cezası yerine gün/para esasına göre ceza tayin edilerek lehe olan hafifletici hükümlerin ve ödeme kolaylıklarının dikkate alınmasını,
iii)5941 sayılı Yeni Çek Kanunu’nun 1. madde 2. fıkrasında yer alan ‘’bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır” hükmünün bu davada da uygulanmasının sağlanmasını ve neticeten müvekkil hakkında verilen ceza hükmünün infazının durdurularak müvekkilin durumunun 5237 sayılı kanun hükümlerine göre yeniden değerlendirilip bir karar verilmesini,saygıyla bilvekale arz ve talep ederim.09.03.2011
Hükümlü vekili
Av. Ertuğrul Kıvanç Koç

3 yorum:

Ziya Hakan AKÇA / TARSUS dedi ki...

LÜTFEN OTURUP AĞLAMAYIN ÇARELER ASLA TÜKENMEZ. İMKANSIZ DİYE BİRŞEY YOKTUR...


Sayın Av. Ertuğrul Koç sayesinde bir çok yakalaması çıkmış arkadaşın infazı durmuştur. Kendisine bu özverili çalışmaları sayesinde teşekkür ediyoruz... Ertuğrul beye ulaşan arkadaşların işleri büyük ölçüde kolaylaşacak emin olun.

Yukarıdaki yayınlanan Ertuğrul beyin verdiği dilekçe sayesinde yakalama çıkan arkadaşımın infazı durdu . Kararı yayınlıyorum.

ADANA 12. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
KARAR NO 2009/540
HAKİM Ahmet Mehmet
Şikayetçi Ali Veli
Hükümlü Özkan YAĞIR
Vekili Ertuğrul Kıvanç KOÇ
Suç tarihi 23/09/2008
Karar tarihi 13/05/2011

Hükümlü Özkan Yağır 11 05 2011 havale tarihli dilekçesi ile mahkememizin 2008/975 esas 2009/540 karar sayılı dosyasında hakkında verilen ilamın usul ve yasaya aykırı olarak kesinleştiğini belirtip, ilgili ilamın infazının durdurularak , dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay a gönderilmesini talep etmiş olmakla,
Mahkememizin 2008/975 ezazs ve 2009/540 karar sayılı dosyası 15.05.2009 tarihinde karara çıkıp, kararın tebligat kanunun 35. maddesince sanığa tebliğ edildiği ancak mahkememizin ilgili kararında temyizin ne şekilde yapılacağının açıkça belirtilmediği görülmekle talebin kabulü ile infazın durdurulup dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay a gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
Dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ ;
Hükümlü Özkan Yağır 11/05/20111 havale tarihli dilekçesi ile mahkememizin ilgili kararında temyiz yolunun açıkça gösterilmediği bu nedenle kesinleşmenin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtip, ilgili ilamın infazının durdurularak dosyanın Yargıtay a gönderilmesini talep etmiş olup dosyamızın tetkiki sonucu ilgili kararımızda temyizin ne şekilde yapılacağının açıkça belirtilmediği anlaşılmakla sanığın TALEBİNİN KABULÜ İLE İNFAZIN DURDURULMASINA,
Hükümlü 11/05/2011 havale tarihli dilekçekisinin temyiz talebi kabulu ile DOSYANIN YARGITAYA GÖNDERİLMESİNE,
Karardan bir suretin talepte bulunana TEBLİĞİNE, Karar verilmiştir.

Muharrem Bosnali dedi ki...

Silivri hapishaneler zincirinin her biri farklı mahpuslar için. 10 ayrı hapishaneden birinde salt cinayet ve benzer suçlar, birinde çocuk yaştakiler;

öyle gidiyor…

İki yıl kadar kaldığımız 4 No’lu Cezaevi’nde ağırlık uyuşturucu suçlularıydı. İlk günlerde sormuşlardı, “Abi biz uyuşturucudan girdik sen neden” diye. “Uyarıcıdan” diye takılmıştım.

Suçlama ağır olunca hapis süreleri de uzundu. Tüm tutuklulular yıllarla ifade ediliyordu.

28 Şubat’ta sürgün edildiğimiz 1 No’lu hapishanede daha çok ekonomik suçlular var. Birinci sırayı çek suçları alıyor.

Karşılıksız çek… Hukuki deyimle “karşılıksız çek keşide etme suçu”…

Bu yüzden tutukluların hemen tümü piyasada kabul gören mesleklerden. Tekstilci, mobilyacı, kasap, tüccar, toptancı, müteahhit, bakkal…

Başlangıçta, avukata gidip gelirken, yemek dağıtımı ve benzer hizmetlerde karşılaşınca yakın bir diyaloğumuz yoktu. Türkçemizin koca uyak kazanından birer kepçe alıp adlarına, memleketlerine dağıttıkça selamlarımız sıcaklaştı. Derken dertlerini anlatmak istediler. Öyle uzun diyalog yasak. Ben de mektup yazın dedim. Karşılaşınca konu başlığını söylüyorlar, ayrıntıları mektupla iletiyorlar. Yan koridordaki koğuşlarda kalanlarla böylece haberleşiyoruz. Mektubun ulaşma süresi bir hafta.

İletişim çağına selam olsun.

***

Çek suçlarının çok dramatik boyutları var. Büyük çoğunluğu 2008’de “teğet geçen” ekonomik krizin kurbanı olmuş. “Kayıt dışı çalışanlar, kurallara uymuyorlar. Tabii çekle de çok işleri olmuyor. Yasalara uygun hareket edenler ekonomideki ani dalgalanmalardan çok çabuk etkileniyor. 15 gün alacaklarınızı tahsil edemezseniz borçlarınızı ödeyemez duruma düşüyorsunuz. Hazır parayı acil işlerde kullanınca çekleriniz dönüyor ve suçlu hale geliyorsunuz” diyorlar. Çekin vadeli ödeme aracı olarak kullanılmasının bir sonucu.

Çekiniz karşılıksız çıktığı an hem borçlu, hem suçlu hale geliyorsunuz. Alacaklı sizi cumhuriyet savcısına şikâyet ediyor. Adli süreç başlıyor. Bu zaman diliminde borcunuzu ödeyemezseniz hapse. Genel olarak her 100 liralık borç için bir gün hapis yatıyorsunuz. Diyelim ki 10 bin liralık çekiniz karşılıksız çıktı. 100 gün hapis yatıyorsunuz.

Sonra?

Sonrası yine borcunuz borç. Tabii çek kullanmanız yasaklanıyor. Devletin kestiği adli para cezasını da ödemeniz gerekiyor. Reel sektörün içinde olduğunuz için reel sektörün gerçekleri işliyor. Piyasada tutunmanız zorlaşıyor, işyeriniz batıyor.

Böyle bir durumda devlet, elinizden tutup işinizi düzene sokarak hem borcunuzu ödeyip hem vergi vermenizi sağlamak yerine, deyim yerindeyse “bir tekme de benden” diyor.

Ağır suçlara göre yıllardan çok aylarla hapiste kalan çek suçluları karşılaşınca sıklıkla, “Falanca gün sürem doluyor. Çıkacağım, görüşemezsek hakkınızı helal edin” diyor. Bakıyorum, yine karşılaşıyoruz, surat asık: “Abi hapisteyken işler iyice bozuldu, bir karşılıksız çek daha çıkmış.”

Hapishane hesabına göre devlet bir mahpus için günde ortalama 30 lira harcıyor. Bunu tutuklu sayısıyla ve tutukluluk süresiyle çarptığınızda ortaya hiç de küçümsenmeyecek bir rakam çıkıyor. Hapistekilerin yarısının tutuklu olduğu dikkate alınırsa 50 bin kişiyi 30’la çarptığınızda; suçlu olup olmadığı henüz kesinleşmemiş kişiler için devletin günde 1.5 milyon lira harcadığı gerçeği ortaya çıkıyor.

***

Binlerce çek suçlusunun önerisi şu:

Bize öncelikle suçlu değil, borçlu muamelesi yapılsın. İşimizi sürdürmemiz sağlansın, istihdama katkıda bulunalım, borcumuzu ödeyelim, vergimizi verelim. Bu konuda AB ülkelerindeki standart ne ise o uygulansın.

Mobilyacı Sait, toptancı Ufuk, müteahhit Soner, kasap Tarık, tüccar Özgür bunu öneriyor.

Hükümetin elinde kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi de var. Bu sorunu hemen çözebilir.

Konu dışarıda farklı şekillerde tartışılıyor olabilir ama, içeride ciddi bir yara var.


Mustafa Balbay
28 Mayıs 2011

Esmaescil dedi ki...

bu kadar guzel acıklamaya daha ne denır 4,5 ay hapis yatdım şu anda eşim için de hapıs kararı cıkdı üst mahkemeye gıtdı ama tahütü ilhalden oldu için karar cok cabuk kesınleşiyormuş bız bırlıkte sorunlarımızı cözmeye calışırken ınsanları daha fazla zora sokmaya calışıyorlar HAPIS YAT BORCUNU ÖDE mantıyın ve hukukun bıtdıyı yer