ÇEK MAĞDURLARI TV DE SORUNLARINI ANLATIYOR
Bu konuyla alakalı olarak Av. Sibel Sevinç ile 0532 405 09 23 veya 0541 405 32 35 ve de 0212 632 0 374 numaralı telefonlardan veya devecihukuk@hotmail.com adresinden, özellikle İstanbulda bulunan veyahut İstanbula gelebilecek durumda olan arkadaslarımızın irtibata geçmeleri bu çalışmaya katkıda bulunmalarını rica ediyoruz
Taahhütler için son haftadayız
Taahhütname vererek infazlarını durdurmuş olan mağdur arkadaşlarımız Anayasa Mahkemesinin hapis cezalarına dur diyecek iptal kararını veya beklediğimiz ama bir türlü gerçekleşmeyen, Ceza Genel Kurulundan 01/01/2009 - 14/12/2010 tarihleri arasında oluşan yasal boşluğu bir içtihatla lehe çevirmesini bekleyecekler.
Anayasa Mahkemesi bu haksızlığa en geç Haziran ayına kadar dur diyeceğini sanıyorum, çek kanundaki bazı hükümleri iptal edecek ve karşılıksız çıkan çeklerde hapislik gibi ilkel, insan hassiyetine yakışmayan bu uygulamayı tarihe gömeceğine inancım sonsuz.
AİHM müracaatlar olacak, için Avukat Sibel SEVİNÇ pilot dosyalar oluşturuyor, 1 Nisandan sonra Çek ve taahhüdü ihlal davalarını AİHM e taşımak için çalışmalara başlayacak, AİHM e davalarını taşımak isteyen arkadaşlarımız Sibel Sevinçle irtibat kursunlar.
Bu platformda bir seneye yakındır mücadele etmeye çalışıyoruz, bu mücadelemizde amaçlarımızı gerçekleştiremedik, kazançlarımız oldu henüz çek hapisliği gibi ilkel uygulamayı yasalarımızdan çıkartamadık, biz acıları fazlasıyla yaşadık, fakat bzim yaşadığımız acıları hiç kimsenin yaşamasını istemiyorsanız, bu mücadeleyi aynı kararlılıkla göstermek zorundasınız.
Bu bir senelik zaman içinde, bizimde hatalarımız yanlışlıklarımız oldu, böyle bir platformda mücadele etmek herkes doğru olanı seçmek zordur, seçtiğiniz doğrular bu platformda mücadele eden herkes için doğru olması gerekir, fakat mücadele etmekte olan arkadaşlarımızın kendine özgü bir dünya görüşü bir siyasi yaklaşımı vardır, doğal olarak şahsımında bir siyasi inanışı var, bu kadar farklılıklar içinde olanın en ortasında yürümeye azami çaba sarfettik.
Gelinen bu aşamada, sitenin amacının dışına çıkarak siyasi bir platforma çekilmeye çalışıldığını görüyorum, bu platformda bu yaklaşımı doğru da bulmuyorum
Bu sitede bir amacınız varsa, vereceğiniz her karar herkes için doğru olmayabilir.
Doğru bir iş doğru yapıldığında kimin işine yarıyorsa onun işi doğrudur. Kimin işi doğruysa, doğru bir işin yanlış yapılması onun işini zorlaştırır.
Sizlerin burda yapacağımız tek şey, doğru işlerin sömürülmesini engellemek, onların doğru dürüst yapılmasını sağlamak olmalı ve tüm çabanız bu olmalı.
Bu hafta sonundan itibaren, gerek bir yılı aşkın süredir yaşadığım yorgunluk ve bezginlik, gerekse kendi iş hayatıma yoğunlaşma zorunda kalacağım için bu aşamadan sonra mücadelenizde bir fiil bulunamıyacağım.
Bir yılı aşkın süre boyunca sizlerle bu platformda mücadele etmekten onur duyduğumu da ayrıca belirtmek istiyorum.
Yaşanılan tüm sıkıntıların bir an önce geçmişte kalması dileğimle
Cuneyt
Adli Para Cezaları Soru Önergesi
Kütahya Milletvekili
Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/11359 Esas sayılı soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.
3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri gereğince, keşide edilen çekin karşılığının bankada hazır edilmemesi nedeniyle mahkeme tarafından verilen adli para cezasına ilişkin kesinleşen ilamın, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Cumhuriyet başsavcılığına verileceği;
Cumhuriyet savcısı tarafından otuz gün İçinde adli para cezasının ödenmesi için hükümlüye ödeme emri tebliğ edileceği; hükümlünün, tebliğ olunan Ödeme emri üzerine, otuz gün içinde adli para cezasını ödemediği takdirde Cumhuriyet savcısının kararıyla, ödenmeyen adli para cezasının, 5275 sayılı Kanunun geçici 1. maddesine göre bir günü yüz Türk Lirası hesabıyla hapse çevrileceğine ilişkin hükümler çerçevesinde,
01/02/2010 tarihi itibarıyla, ceza infaz kurumlarında cezasının infazına devam edilen hükümlü sayısının 465 olduğu, Bakanlığımız kayıtlarının incelenmesinden anlaşılmıştır.
Bakanlığımızın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden temin edilen, ceza infaz kurumunda bulunanların hangi kanunun ihlâlinden dolayı kurumda kaldıklarını gösteren suç türlerine göre dağılıma ilişkin raporun geçmiş tarihli olarak alınamaması nedeniyle karşılıksız çek keşide etmek suçundan önceki yıllarda ne kadar vatandaşımızın cezaevine girdiğine; ayrıca ödenmediği için cezası adli para cezasına çevrilen dosya sayısı ve dosya tutarlarının ne olduğu ile ceza infaz kurumunda cezalarını infaz edenlerden ne kadarının asli borçlu, ne kadarının kefil olduğuna dair Bakanlığımızda istatistik veri bulunmamaktadır.
Çek defterlerinin içeriklerine, çek düzenlenmesine, kullanımına, çek hamillerinin korunmalarına ve kayıt dışı ekonominin denetim altına alınması önlemlerine katkıda bulunmaya ilişkin esaslar ile çekin karşılıksız çıkması ve kanunda belirlenen diğer yükümlülüklere aykırılık hallerinde, ilgililer hakkında uygulanacak yaptırımları belirlemek amacıyla kabul edilen 14/12/2009 tarihli ve 5941 sayılı Çek Kanunu 20/12/2009 tarihli ve Resmi Gazete ’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Çek Kanunu geçici 2. maddesinde getirilen yeni düzenlemeyle;
3167 sayılı Çek Kanunu 16. maddesinde tanımlanan karşılıksız çek suçundan dolayı, 01/11/2009 tarihi itibarıyla, haklarında soruşturma veya kovuşturma başlatılmış ya da kesinleşmiş bir hükümle mahkum olan kişilerin, en geç 01/04/2010 tarihine kadar düzenlenmiş ve mercilerine verilmiş olması şartıyla; şikâyetçi ile belirledikleri miktarın belirli vadelerde ödenmesi hususunda anlaşmaya varmaları ve anlaşmanın bir nüshasının şikayetçi veya yasal temsilcisi tarafından Cumhuriyet başsavcılığına veya mahkemeye verilmesi halinde, anlaşmada öngörülen süre kadar soruşturma veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilmesi;
Kanunun 6. maddesi hükmüne göre ödenmesi gereken miktarı, birinci yıl taksiti borcun üçte birinden az olmamak kaydıyla iki yıl içinde belirli vadelerde ödeyeceğini taahhüt etmesi ve taahhütnamenin, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından Cumhuriyet başsavcılığına veya mahkemeye verilmesi halinde, anlaşma aranmaksızın, taahhütnamede belirtilen süre kadar, soruşturma veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilmesi;
Anlaşmanın gereği gibi ifa edilmiş veya Kanunun 6. maddesi hükmüne göre ödenmesi gereken miktarın ödenmiş olması halinde, kovuşturmaya yer olmadığına, davanın düşmesine veya hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilmesi;
Anlaşma veya taahhüde uyulmadığının tespiti hâlinde, şikâyetçinin başvurusu üzerine, soruşturmaya, kovuşturmaya veya hükmün infazına devam edilmesi, Hükme bağlanmıştır.
T.C. ADALET BAKANLIĞI ADLÎ SİCİL VE İSTATİSTİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
CEZA MAHKEMELERİNE 3167 SAYILI ÇEK KANUNU
İLE İLGİLİ AÇILAN DAVALAR VE SANIK SAYILARI
| YIL | DAVA | ERKEK | KADIN | TOPLAM |
| 2002 | 177.910 | 181.420 | 9.620 | 191.040 |
| 2003 | 131.790 | 135.102 | 7.441 | 142.543 |
| 2004 | 123.587 | 128.917 | 7.585 | 136.502 |
| 2005 | 97.275 | 105.050 | 7.066 | 112.116 |
| 2006 | 115.076 | 120.456 | 8.197 | 128.653 |
| 2007 | 142.174 | 146.384 | 12.248 | 158.632 |
| 2008 | 203.885 | 216.200 | 19.240 | 235.440 |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıda belirtilen sorularımın, Adalet Bakanı Sayın Sadullah ERGİN tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.
Prof. Dr. Alim IŞIK
MHP Kütahya Milletvekili
Ülkemizi yedi yılı aşkın süredir tek başına yöneten AKP hükümetlerinin uyguladığı yanlış ekonomik politikalar ve son yıllarda yaşanan ağır ekonomik krizin de etkisiyle birçok vatandaşımız çek borcunu zamanında ödeyemediği için değişik sıkıntılarla karşı karşıya kalmıştır. Çek Kanununa muhalefet suçundan hapis cezası alan 2000'i aşkın vatandaşımızın yanında çeki karşılıksız çıktığı için suçu adli para cezasına çevrilen ve bu cezayı yatıramadığı için cezaevine giren çok sayıdaki vatandaşımız resmi kayıtlarda çek cezalısı olarak geçmemektedir. Adli para cezalarının adeta devletin gelir kaynağı olarak görüldüğü ve borçlu ile alacaklı arasındaki anlaşmazlıklar sonucunda alacaklıya yapılması gereken ödemelerin devlete yapılması nedeniyle borç sarmalının arttığı iddiaları ile ilgili olarak;
1. 2003-2009 yıllan arasında çek kanununa muhalefet ve suçu adli para cezasına çevrilen vatandaşlarımızla ilgili dava dosyalarının sayısı ve dosya tutarları nasıl değişmiştir?
2. Aynı dönemde bu suçlardan dolayı ne kadar vatandaşımız cezaevine girmek zorunda kalmıştır?
3. Cezaevine girenlerin ne kadarı asli borçlu, ne kadarı ise kefillerden oluşmaktadır? Birçok asli borçlu dışarıda gezerken çok sayıda kefilin cezaevine girdiği iddiaları doğru mudur?
4. Aynı dönemde devletin adli para cezalarından elde ettiği gelirin yıllara göre değişimi nasıl olmuştur?
5. İktidarlarınız döneminde adli para cezalarının devletin gelir kaynaklarından birisi haline geldiği iddialarını nasıl değerlendirebilirsiniz? Dava dosyalarının sayısı ve dosya tutarları bu iddiaları doğrulamakta mıdır?
6. Adli para cezası nedeniyle cezaevine girerek mağdur olan vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesi konusunda Bakanlığınızca hangi tedbirler alınmış ya da alınmaktadır?
Karşılıksız çek infazında tereddüt
Anayasa Mahkemesinin Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu 305/1 maddesini iptal etmesi sebebiyle kesin olarak verilen para cezalarının infaz edilmeyeceği konusu gündeme geldi.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, Ceza Mahkemeleri Kanununun 34/2 maddesine atfen "radyo, televizyon, gazete" vasıtasıyla ilan edilerek temyiz yoluna başvurma gibi kanun yoluna başvurma şekline ilişkin, "kararlarda başvurulacak kanun yoluna ilişkin başvurma şeklinin belirtilmemesi kararın kesinleşmesini önler" şeklinde özetlenebilecek mahiyetteki içtihadının akabinde, infaz durdurmalar başladı.
Şu anda İnfaz Savcılıklarından karşılıksız çek düzenleme suçuna ilişkin 5941 sayılı çek kanundaki sanık savunmasının alınması şartı öngörülmesi nedeniyle 3167 sayılı Çek Kanunu gereği sanık savunması alınmaksızın verilen ve böylece kesinleşen kararların infazında tereddüt oluşmuştur, tereddüdün giderilmesi amacıyla ek karar verilmesi talep olunur şeklinde KESİNLEŞMİŞ İLAMLAR HAKKINDA tereddüt giderilmesi talepleri başladı.
Karşılıksız çek suçundan kaynaklı infaz durdurma taleplerinde işleyecek prosedürse, Hükümlü (sanık)nün 5941 sayılı çek yasası gereğince savunmasının alınması için hakkında yeniden işlem başlatılması, sanığın bulunamaması hallerinde savunmasının alınması amaçlı yakalama emri çıkartılacak araştırılması, sanığın savunmasında, imzanın sanığa ait olup olmadığının sorulması, imazanın kendisine ait olmadığı şeklinde ifade verilmesi halinde, Adli tıptan imza incelemesi yaptırılması, Adli Tıptan gelen sonuçta imza sanığın çıkarsa itiraz yoluna başvurmak kaydıyla, infazın devamına karar verilmesi.
Bu uygulama ilk olarak Aydın ve civarındaki adliyelerde uygulanmaya başlamış ve diğer illerde de bu konuda çalışılmaya başlanmıştır.
SANIK SORGUSU YAPILMADAN HÜKÜM KURULAMAZ
Daire:Yargıtay 10. C.D.
Tarih:20.09.2010
Mahkeme Esas No:2009/2057
Mahkeme Karar No:2010/18699
İlgili Maddeler: Karşılıksız çek keşide etmek, 3167 sayılı çek kanunu 16.Mad. 5941 s. çek kanunuİlgili Kavramlar: YENİ ÇEK KANUNU'NA GÖRE SANIĞIN SORGUSUNUN YAPILMASINDA ZORUNLULUK BULUNMASI
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık ..... 'ın yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün, 05.12.2007 tarihinde Tebligat Kanununun 35. maddesindeki yönteme uygun tebliği yapılmışsa da Antalya E tipi Ceza İnfaz Kurum Müdürlüğünün 21.05.2008 tarihli yazısından anlaşıldığı üzere sanığın, 23.10.2007 tarihinden itibaren Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğunun bildirilmiş olduğu nazara alınıp, Hükümde, C.M.K'nın 34/2. ve 232/6. maddeleri hükümlerine aykırı olarak, kanun yolu, başvuru şekli ve başvuru süresinin de açıkça belirtilmemiş olması karşısında, sanığın temyiz isteğinin süresinde olduğunun kabulüyle yapılan incelemede,
1- Gerekçeli karar başına sanığın soyadının yanlış yazılması,
2- Sanığın 5271 sayılı C.M.K'nın 195. maddesinde belirtilen açıklamayı içerir davetiyenin tebliğ edilmesi halinde, yokluğunda karar verilebileceği gözetilmeksizin, söz konusu maddede belirtilen açıklamayı içermeyen davetiyenin tebliği ile yetinilerek, yokluğunda karar verilmesi suretiyle, sanığın savunma hakkının kısıtlanmış olduğunun gözetilmemesi ve hükümden sonra yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanununa göre sanığın sorgusunun yapılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 20.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Ticareti Usulsüz terk Yargıtay İlamı
T.C.YARGITAY 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO :
KARAR NO :
TEBLİĞNAME NO:
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGITAY İLAMI
MAHKEMESİ:
TARİHİ:
NUMARASI:
Ticareti terk hükümlerine muhalefet etmek suçundan sanıklar ....................... ayrı ayrı UK'mın 337/a maddesi gereğince 3'er ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilmiş; hüküm yasal süresi içerisinde sanıklar vekili tarafindan temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
31.01.2008 tarihinde sanıkların yokluklarında verilen ve ayrı ayrı üçer ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ilişkin hükme yönelik olarak vekilleri aracılığıyla Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına gönderilmek üzere İcra Mahkemesine sunulan 11.06.2008 tarihlî dilekçe ile;
Antalya .. İcra Mahkemesince ... esas ve ... sayılı kararıyla ticareti usulsüz terk suçundan kurulan hüküm süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleşmiş olsa da, anılan hükmün Tebligat Yasasına aykırı olarak tebliğ edildiğinden bahisle eski hale getirme talebinin kabulü isteminin, temyiz kanun yoluyla tabi suç hakkında itiraz kanun yoluna başvurması istemini içermesi karsısında dilekçenin temyiz istemine ilişkin ve inceleme makamının Dairemiz olduğu anlaşılmakla,
Antalya ... İcra Mahkemesince talebin yargılamanın yenilenmesi olarak kabulü sonucu yapılan işlemler ile ...... gün .. esas ve ..... sayılı yargılamanın yenilenmesinin reddine ilişkin kararı yok hükmünde kabul edilmiş ve ayrıca sanıkların mahkumiyetine yönelik olarak yokluklarında verilen .....2008 tarihli hükümde CMK'nun 232/6. maddesi gereğince yasa yolu başvuru süresinin gösterilmemesi sebebiyle, sanıkların 11.06.2008 tarihinde vekilleri aracılığıyla verdikleri eski hale getirme talepli temyiz isteminde temyiz süresinin Tebligat Kamımı'nun 32. maddesi uyarınca Öğrenme ile başladığının ve temyiz talebinin süresinde olduğunun kabulüyle 31.01.2008 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesi sonucunda;
Müşteki vekili 21.05.2007 havale tarihli şikayet dilekçesiyle; borçlular ............................................. haklarında yapılan takibin.
Tebligat Kanunu'nun 35.maddesine göre yapılan tebliğle kesinleştiğini şirketin ticareti terk etmesine rağmen şirket yetkililerinin İİK'nun 44. maddesi gereğince mal beyanında bulunmadıklarını ileri sürerek,İİK'nun 337/a maddesi gereğince cezalandırılmalarına karar verilmesini talep etmiş. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; Borçlu Şirketler hakkında takibin kesinleştiğini, sanıkların yetkilisi olduğu borçlu şirketin gerek yasal ikametgah adresinde gerekse başka bir
adreste faaliyetlerini sürdürmediği, ticareti terk ettiği kabul edilen şirketle ilgili olarak sanıkların 15 günlük yasal süre içerisinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu Ticaret Sicil memurluğuna bildirmedikleri gerekçesiyle sanıkların cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
İcra ve iflas Kanununun 44. maddesinin 1, fıkrasında, "Ticareti terk eden bir tacir 15 gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur.
Keyfiyet ticaret sicil memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazetede ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mutat ve münasip vasıtalarla ilan olunur. İlan masraflarını ödemiyen tacir beyanda bulunmamış sayılır." hükmü ile ticareti terk eden tacirin yapması gereken yükümlülüğü belirlenmiş, aynı Yasanın 337/a maddesinde ise 44. maddedeki yükümlülüğe aykırı davranmanın yaptırımı da, "Ticareti terk edenlerin cezası" baslığı altında, "44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu mallan üzerinde tasarruf eden borçlu, bundan zarar gören alacaklının şikayeti üzerine, üç yıldan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Birinci fıkradaki fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez." şeklinde düzenlenmiştir.
icra ve İflas Kanununun 44. maddesindeki mükellefiyet münhasıran tacirler için öngörüldüğüne göre, uyuşmazlık, kimlerin tacir sayılacakları, bir başka anlatımla "ticaret şirketini temsile yetkili ortağın veya bu konuda yetki verilen şirket müdürünün" icra ve İflas Kanunu'nun 44. ve 337/a maddelerinin uygulanması açısından tacir sayılıp sayılmayacaklarına ilişkindir.
Kimlerin tacir olduğu 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 14. maddesinde; "Bir ticari işletmeyi, kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.
Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo ve sair ilan vasıtalarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline kaydettirerek keyfiyeti ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.
Bir ticari işletme açmış gibi ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan, diğer bir şirket adına (ortak sıfatıyla) muamelelerde bulunan kimse, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı tacir gibi mesul olur."
Biçiminde düzenlenmiş olup, bunun yanında ayrıca aynı Yasa'nin 18. maddesindeki, "Ticaret şirketleriyle, gayesine varmak için ticari bir işletme işleten dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince hususi hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi amme hükmi şahıslan tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler dahi tacir sayılırlar." Hükmü ile de diğer tacir sayılanlar gösterilmiştir.
Diğer taraftan anılan Kanun'un 136. maddesindede Ticaret şirketlerinin nev'ilerinin: kolektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerinden ibaret, olduğu belirtilmiştir. " Yukarıda sayılan ticaret şirketleri yönünden Türk Ticaret Kanunu'ndaki düzenleme incelendiğinde, bunlar ıcın tıcareti terk hususu değil, bunun yerine infisah ve tasfiyeleri öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Eş anlatımla Türk Ticaret Kanununun 136. maddesinde sayılan şirketlerde ticareti terk değil, ortaklık ilişkisi sona erdirilmektedir.
Anılan şirketlerin her biri için infisah ve tasfiye yolu ayrı ayrı gösterilmiştir. Tasfiye sırasında ticaret şirketinin alacak ve borçları belirlenir ve borçlar ödendikten sonra kalan mevcudu, esas mukavelede aksine bir hüküm olmadıkça, pay sahipleri arasında ödedikleri sermayeler ve paylara bağlı olan imtiyaz haklan nispetinde dağıtılır, tasfiyenin sona ermesi üzerine şirkete ait ticaret unvanının sicilden terkini tasfiye memurları tarafından sicil memurluğundan talep olunur. İş bu talep üzerine terkin keyfiyeti tescil ve ilan olunmakla ticaret şirketinin tüzel kişiliği sona ermiş olur. Tasfiye süreci ile tüzel kişilik sona erdirildiğinden terkin işlemi sırasında ticaret sicil memurluğuna icra ve İflas Kanunu'nun 44. maddesine göre bir mal beyanında bulunulması da söz konusu değildir. Terkin işleminden sonra ticaret şirketinden alacağı bulunduğunu iddia eden bir alacaklı bu alacağını ancak terkin edilen ticaret şirketini yasaya göre ihyasını sağlamak suretiyle tahsil edebilecektir.
Açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, ticaret şirketleri açısından, bunların müdürleri veya yetkililerinin, icra ve iflas Kanunu'nun 44. maddesi ile getirilen mal beyanında bulunma yükümlülüğü bulunduğunu söylemek kanunu zorlama olacaktır. Hal böyle olunca, Türk Ticaret Kanunu'nun 136. maddesinde sayılan kolektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerinin müdür veya yetkilileri yönünden İcra ve iflas Kanunu'nun 337/a maddesinde yaptırıma bağlanan ticareti terk suçunun İşlenmesi mümkün olmadığı gözetilmeden sanıkların beraatleri yerine cezalandırılmalarına karar verilmesi isabetsiz olduğundan temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 28.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan....................Üye......................Üye............................Üye.............................Üye
Lale Gürün.......Camal Bas........Mehmet Kürtül..........A .İnci Özden..........A.Ayten Güllüoğlu