Yargıda Suç Var Ceza Yok, Ceza Var Suç Yok Dönemi!

Tazyik hapsi, Savcılık ve Hakimlik oyunu. Denetimli serbestlik, İİK 340. tazyik hapsi           Ceza Kanununun amacı; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir. Fakat ağır iş yüküyle ezilen üstelik uzmanlaşmamış kadrosuyla Türk yargısının ceza ve adalet sistemi "Suç var Ceza Yok - Ceza Var Suç Yok" dönemine girmiştir.

          Toplum düzenini, kişi hak ve hürriyetlerini, kişinin bedensel bütünlüğünü, onurunu korumak, sokakta asayişi sağlamak açısından çok önemli bir fonksiyonu olan; yaralama, sövme, hırsızlık, tehdit, cinsel taciz, şantaj, dolandırıcılık, hürriyeti tahdit, konut dokunulmazlığını ihlal, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, görevi kötüye kullanma, görevi ihmal, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, çevrenin kasten kirletilmesi, sağlığa zararlı gıda maddesi yapmak ve satmak, zehirli madde imal ve ticareti, özel belgede sahtecilik, suç işlemeye tahrik, suçu ve suçluyu övmek, halkı kin ve düşmanlığa tahrik, kanunlara uymamaya tahrik, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, memura mukavemet, iftira, suç uydurma, yalan tanıklık, suç delillerini yok etme, firar ve bunlar gibi suçlar nedeniyle hapis cezası vermek ve bunları infaz etmek artık mümkün değildir. Bu suçlar cezalandırılmamaktadır.

           Çoğunluğu bankalara karşı olan, kredi kartı, bireysel kredi ve tüketici kredi borçlarını ödeyememek olan ekonomik suçlar ki burada suç tanımı yapılması da yanlıştır, Ceza ve İnfaz kanunları, yerleşik Yargıtay içtihatları bu eylemleri suç olarak kabul etmemektedir, bu fiilden dolayı verilen (İİK. 340, İİK. 344 ve İİK. 76. maddeleri) hapis cezalarının esasen hapis cezası olmadığı, tazyik hapsi olduğu ortada bir suç olmadığı gerekçesiyle, erteleme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, şartlı tahliye hükümlerinin uygulanamayacağı gerekçe gösterilerek kesintisiz infaz edilmektedir.

          Ekonomik nedenlerle borç edimlerini yerine getiremeyen 19 bin kişi cezaevlerinde, büyük çoğunluğu çiftçi ve ev hanımları olmak üzere 130 bin kişi hakkında ise yakalama kararı çıkarılmış infazlarını tamamlanması için kollukça aranmaktadır. Bu kişiler ya kaçak, yada evlerinden uzak eşe dosta sığınmış durumdadır.

           Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, "suç varsa ceza da olmalıdır, suç yoksa cezada olmamalıdır" anlamına da gelmektedir. Yapılan yargıda reform  düzenlemeler ile en azından yukarıda saydığımız suçlar açısından "SUÇ VAR, CEZA YOK, CEZA VAR SUÇ YOK" dönemine girilmiştir. Ceza adalet sistemi bu haliyle, Türk Ceza Kanununun 1. maddesinde belirtilen "kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemek" amacı ve ilkesini terk etmiştir.

          Yasalarımızda suç sayılan fiilleri işlemiş olan sanık; ilk kez suç işlemiş ve işlediği suçtan pişman olmuş, bir daha suç işlemeyeceği kanısını uyandırmış, kişiliği olumlu, mağdurun uğradığı zararı tazmin etmiş diğer koşulların da gerçekleşmesiyle saydığım düzenlemelerden yararlanacak ve infaz edilecek bir ceza almayacaktır.

          Ancak sanık; birden fazla suç işlemiş, işlediği suçtan pişman olmamış, kişiliği olumsuz, mağdurun uğradığı zararı tazmin etmediği gibi ondan bir özür dahi dilememiş, daha sonra ve hatta her an suç işleyebileceği izlenimi vermemişse, o zaman lehine olan düzenlemelerden yararlanamayacak, hakim suçun işlenmesindeki vahameti de dikkate alarak hapis cezasına hükmedecektir, bu esasen çok zor ve istisnai bir karardır. Hakimin bu kararına rağmen bu cezaların infazı yerine imza yükümlülüğü gibi tedbirler getirilerek kişi serbest bırakılacaktır.

          Yazımızdan, her suç işleyen kişinin cezaevine konulması gerektiği anlamı çıkarılmamalıdır. Hukukçu özgürlükçü ve hümanist düşünmelidir. Ancak bu kavramların kanunlarımızla bir ilgisi yoktur. Burada anlatılmak istenen Türk yargısının nasıl "suç var ceza yok - ceza var suç yok" dönemine girerek, ceza ve adalet sistemini terk ettiği, büyük iş yükü altında ezilen Yargının, insan hak ve özgürlüklerinden bi haber ve bu haliyle üstelik uzmanlaşamamış kadrosuyla  nasıl bir "Hakimlik ve Savcılık oyunu" oynandığı gerçeğidir..

10 yorum:

Sizsizsiniz dedi ki...

nasıl adelet bu nasıl devlet bu o kadar şuçlu hapis yatanlar çıkıyor 35 bin kişi serbest peki borçunu ödeyemeyen suç işlemiş sayılmaz haksızlık bu uyan devlet uyan uyuma taahatten çıkan tazyik hapis infazı kaldır artık insanlarla dalga geçmeyi burakın

hanife celik dedi ki...

    ANAYASA -YI ISTEYINCE- DEGISTIREBILIYORLAR- DA BORCLARLA ILGILI YASA BIR TÜRLÜ DEGISEMIYOR NEDENSE.MÜSLÜMAN ÜLKEDE INSANLAR ACI CEKSIN DIYEMI - EZAN-LAR OKUTULUYOR.
   BU INSANLAR BIR KAC KISI DEGIL ,BIR COK KISI .
  BIR ACIKLAMA ;  
  TÜRKIYE GIBI MUBAREK EZANLARIN OKUNDUGU ÜLKEDE BEN - ELHAMDÜLILAH -NAMAZIMDA NIYAZIMDA YIM DIYEN INSANLAR YUZÜNDEN DAGILDIDIM: INANDIM, GÜVENDIM, MAHVOLDUM. INSANLAR DIN ALET EDILIP KULLANILMAMALI.NE YAZIKKI SORUNLARIMLA BASBASA KALMISKEN  YEHOVA SAHITLERIYLE TESADÜF GERCEKTIR,TANISTIM.COK ILGILENDILER BENIMLE UZUN HIKAYE AZ DAHA YEHOVANIN SAHIDI OLACAKTIM .BIR DARBE DAHA ALICAKTIM.FAKAT COK MÜHIM BIR KONUNUN DÜSÜNCESINDEYIM HALEN DAHADA YOGUNLASIYOR DÜSÜNCESI BENDE.    
         
         TEK FARKINA VARDIGIM  --ALLAH--BIR-- DIN --BIR --FARKLI DIN LERIN  MEZHEP LER IN OLMADIGI. 

KADER ARKADASLARI OLARAK BIZLERDE GERCEKLERI GÖRDÜK. KIMSEYE DEGIL   -TANRI- YA OLAN CAN BORCUMUZU KIM SE DIYIL  -TANRI - ALIR. DIRAYET ,DIRENC BIZE SABIR SÜKÜR YETER.
YANLIS LAR AF OLA .SERBETIMIZ  OLGUNLUGUMUZ OLSUN.

misafirlikdeyim dedi ki...

sayın adalet bakanım ve başbakanım bizler güçümüz yettiğince ödemeye çalışıyoruz ama avukatlar hab,irgün geçıkdimi hemen dava acıyorlar allaha sığınmış bekliyoruz   sayın başbakınm 2012 bir beyanınız var ne olur bizleride hatırlayın ne olur 4.yargı paketinde bizlerede bir af verin bizleri cezaevlkerine atmakla  kurtulurmuyuz yok borç bin katlıyor ve tekrar avukat bey bir davadaha yeter duyun şu feryatımızı yeter artık

hürrem barış dedi ki...

bu cinsel istismar yasasınla herkes birgün sapık damgası yemeye adaydır.Bunu tüm hakim ve savcılar biliyor hatta bazı hakimlerin başınada gelmiş insanlar bilmiyor.Burada yazmamın sebebi tüm erkekler başınıza gelmeden dışarıda tedbirli olun en ufak temasta dahi tecavüz etmiş oluyorsunuz çünkü cezaları aynı temasta etsen tecavüz etmiş sayılıyorsun.Ben tecavüzmü ettim elip burnuna degdi ceza bu kadar olurmu maalesef kazada olsa şikayet oldumu tecavüzde etmesen tecavüzle aynı fark yok.birde illa cezalandıralım diye düzmece ruh saglıgını çıkarmışlar.H.üzmezden sonra her gelene bozuk rapor veriyorlarmış 15 yıl.ispatı sen yapacan tabi yapamazsın.namusun şerefin haysiyeti bitmiş adın sapık olmuş.ölmekten beter olursunuz.suçlu olsan bile keşke tecavüz etseydim dersiniz.adam öldürsen bu kadar ceza almazsın.daga çıkıp terörist olsan en fazla ölürsün bu ölmektende beter.BU ADALETSİZLİK 20005 ten sonra geldi.avrupa komseyi test yapın okul başarısına bakın diyor.Bakamazlarmış.işleri çokmuş.adaletsiz

hürrem barış dedi ki...

Gerçek adil adalet için ruh saglıgı raporları kaldırılmalı Suçun ani ve kesik hareketlerle işlenmesi maddesi getirilmelidir.Bu maddenin çıkmasını zaten yargıtay üyesi istemiştir.Bu madde her cinsel suçun tecavüzle aynı kefeye konamayacagının gerçegi adaletidir.FİİLE VE EYLEME GÖRE CEZA VERİLMESİ olması gereken adalettir

hürrem barış dedi ki...

ANAYASA MAHKEMESİ İÇ HUKUKA KARIŞAMAYIZ DEDİ.ADALETSİZLİGİ GÖRMEDİ ÇÖZMEDİ.OYSA MAHKEME ŞÖYLE SÖYLEMİŞTİAğır Ceza Mahkemesi, gerekçesinde ''102. maddede cinsel saldırı, 103. maddede çocukların cinsel istismarı suçlarının sayıldığını, bu suçlar arasında fark bulunduğunu, ceza artırımına ilişkin hükümlerin ise tüm suçları kapsayacak şekilde düzenlendiğini'' belirtti. Bu suçlarda ceza artırımının, daha hafif suç için ayrı, daha ağır suç için ayrı belirlenmesi gerektiğine işaret eden yerel mahkeme, bunun Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu savundu.

hürrem barış dedi ki...

ANAYASA MAHKEMESİ İÇ HUKUKA KARIŞAMAYIZ DEDİ.ADALETSİZLİGİ GÖRMEDİ ÇÖZMEDİ.OYSA MAHKEME ŞÖYLE SÖYLEMİŞTİAğır Ceza Mahkemesi, gerekçesinde ”102. maddede cinsel saldırı, 103. maddede çocukların cinsel istismarı suçlarının sayıldığını, bu suçlar arasında fark bulunduğunu, ceza artırımına ilişkin hükümlerin ise tüm suçları kapsayacak şekilde düzenlendiğini” belirtti. Bu suçlarda ceza artırımının, daha hafif suç için ayrı, daha ağır suç için ayrı belirlenmesi gerektiğine işaret eden yerel mahkeme, bunun Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu savundu.

YEREL MAHKEMENİN ADALET İSTEGİ OLMADAN ADALETTEN BAHSEDEMEYİZ

hürrem barış dedi ki...

8 yıl oldu bu adaletsizlik düzeltilmedi.yakışmıyor bu ülkeye.iç hukuksa iç hukuku adil düzenleyin.masum insanlar içeride fazladan ceza almışlar bunların çolugu çocugu hepsi mahvoldu biraz adalet biraz vicdan biraz insaf delilide düzmece ruh saglıgı raporlar oda hergelene bozuk veriyorlarmış kendileri basında anlatıyor resmen adaletsizlik.bunlarda bizim insanımız yazık degilmi adaletsiz yasa adaletsiz uygulama haksız 10 yıl agırlatılmış ceza üstüne ceza tecavüzcüye tamam da ya digerlerine niye bu adaletsizlik.

hürrem barış dedi ki...

8 yıl oldu bu adaletsizlik düzeltilmedi.yakışmıyor bu ülkeye.iç hukuksa iç hukuku adil düzenleyin.masum insanlar içeride fazladan ceza almışlar bunların çolugu çocugu hepsi mahvoldu biraz adalet biraz vicdan biraz insaf delilide düzmece ruh saglıgı raporlar oda hergelene bozuk veriyorlarmış kendileri basında anlatıyor resmen adaletsizlik.bunlarda bizim insanımız yazık degilmi adaletsiz yasa adaletsiz uygulama haksız 10 yıl agırlatılmış ceza üstüne ceza tecavüzcüye tamam da ya digerlerine niye bu adaletsizlik.

hürrem barış dedi ki...

Bu yönü ile iddia konusu eylemler açısından cezai mesuliyeti 2 ila 3 yıldan 10 ila 15 yıla çıkartan son derece ciddi bir ağırlatıcı sebebin sanık yahut sanıklar hakkında tatbikinin hukuken kabul edilebilmesi son derece güçtür. Zira, cebren ırza geçmede dahi ceza, yetişkinlerde 7 yıl, çocuklarda 8 yıl iken basit bir cinsel eylemde ruh sağlığının herhangi bir suretle bozulduğundan bahisle bu ceza nasıl olur da 10 ila 15 yıla çıkar?