içtihat: 5941 sayılı Çek Kanunu'na göre sanığın sorgusu

Çek Mağdurları: Sanığın yokluğunda verilen karşılıksız çek keşide etmeye dair mahkumiyet hükmünün sanığa Tebligat Kanunu'nun 35. maddesindeki yönteme uygun olarak tebliğinin yapılmaması, CMK'nın 34/2. ve 232/6. maddelerine aykırı olarak, kanun yolu başvuru şekli ve başvuru süresinin başlangıcının açıkça belirtilmemiş olması, 5941 sayılı Çek Kanunu'na göre sanığın sorgusunun yapılmasında zorunluluk bulunması
T.C.
YARGITAY
10. CEZA DAİRESİ
Esas Numarası: 2009/2955
Karar Numarası: 2010/19535
Karar Tarihi: 27.09.2010
Gereği görüşülüp düşünüldü.
Sanığın yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün sanığa Tebligat Kanunu'nun 35. maddesindeki yönteme uygun olarak tebliğinin yapılmaması ve hükümde, CMK'nın 34/2. ve 232/6. maddelerine aykırı olarak, kanun yolu başvuru şekli ve başvuru süresinin başlangıcının açıkça belirtilmemiş olması karşısında, sanık müdafiinin temyiz isteğinin süresinde olduğunun kabulüyle yapılan incelemede;
1- Gerekçeli karar başlığında, suçun işlendiği yer ve zaman diliminin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 232/2-c maddesine aykırılık oluşturulması,
2- Sanığın sorgusu için CMK'nın 195. maddesine göre düzenlenen uyarılı davetiye Tebligat Kanunu'na uygun olarak tebliğ edilmediğinden hükümden sonra yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu'na göre sanığın sorgusunun yapılmasında zorunluluk bulunması,
3- 3167 sayılı Kanunun 4814 sayılı Kanunla değişik 3. maddesinin 2. fıkrası ile 5. maddesinin 1 ve 2. fıkralarına, ayrıca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nca hazırlanarak 09.04.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2003/1 sayılı Tebliğin geçici 2. maddesine göre; 4814 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.03.2003 tarihinden önce veya sözü edilen Tebliğin yayımını izleyen üçüncü ayın sonu olan 31.07.2003 tarihine kadar düzenlenmiş çeklere vergi kimlik numarasının yazılmamış olmasının “çekin geçerliliğini etkilemeyeceği”, 31.07.2003 tarihinden sonra düzenlenen çeklere vergi kimlik numarasının yazılmamış olması durumunda ise “çekin geçerli olmayacağı” dikkate alınarak, tarafların beyanlarının alınması ve hesap sahibinin elindeki çek defterinin yenisi ile değiştirilip değiştirilmediğinin muhatap bankadan sorulması suretiyle, keşide tarihi 21.11.2005 olan ve üzerinde vergi kimlik numarası bulunmayan suç konusu çekin, belirtilen dönemde ileri tarihli olarak düzenlenip düzenlenmediği belirlendikten sonra hukuki durumun tayini gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
4- 3167 sayılı Kanun'un 16/1. maddesinde “Verilecek para cezası seksen milyar liradan fazla olamaz. Bu miktar 01.03.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ek 2 nci maddesine göre her yıl artırılır.” hükmü öngörülmekte ise de, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 12/b maddesi uyarınca 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kaldırılmış olması ve 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi hükmü karşısında, para cezası için öngörülen 80.000.000.000 TL (80.000 TL)lik üst sınırın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ek 2. maddesine göre artırılmasının mümkün olmadığının gözetilmemesi,
SONUÇ: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 27.09.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Kategori: Çek Mağdurları, AİHM, İçtihatlar, Dilekçeler, Avukatlar, çek kanunu, tebligat, çek mağduru

Hiç yorum yok: