Mustafa Balbay; Silivri'deki Ekonomik Suçlular

Silivri hapishaneler zincirinin her biri farklı tutuklu, hükümlü için.
10 ayrı hapishane var, birinde salt cinayet ve benzer suçlular, birinde çocuk yaştakiler, birinde ekonomik suçlular, öyle gidiyor.

İki yıl kadar kaldığımız 4 Nolu Cezaevi’nde ağırlık uyuşturucu suçlularındaydı.
İlk günlerde sormuşlardı, Abi biz uyuşturucudan girdik sen neden? diye. Uyarıcıdan, uyarıcıdan diye takılmıştım.

Suçlama ağır olunca hapis süreleri de uzundu. Tüm tutuklulular yıllarla ifade ediliyordu.



28 Şubat’ta sürgün edildiğimiz 1 No’lu hapishanede daha çok ekonomik suçlular var, Birinci sırayı da karşılıksız çek suçları alıyor.

Karşılıksız çek yani, Hukuki deyimle karşılıksız çek keşide etme suçu.

Bu yüzden tutukluların hemen tümü piyasada kabul gören mesleklerden. Tekstilci, mobilyacı, kasap, tüccar, toptancı, müteahhit, bakkal, enaf marangoz...

Başlangıçta, avukata gidip gelirken, yemek dağıtımı ve benzer hizmetlerde karşılaşınca yakın bir diyaloğumuz yoktu. Türkçemizin koca uyak kazanından birer kepçe alıp adlarına, memleketlerine dağıttıkça selamlarımız sıcaklaştı.
Derken dertlerini anlatmak istediler. Öyle uzun diyalog yasak. Ben de mektup yazın dedim. Karşılaşınca konu başlığını söylüyorlar, ayrıntıları mektupla iletiyorlar. Yan koridordaki koğuşlarda kalanlarla böylece haberleşiyoruz. Mektubun ulaşma süresi bir hafta.

İletişim çağına selam olsun.

Çek suçlularının çok dramatik boyutları var. Büyük çoğunluğu 2008’de teğet geçen ekonomik kriz kurbanı olmuş. Kayıt dışı çalışanlar, kurallara uymuyorlar, Tabii çekle de çok işleri olmuyor. Yasalara uygun hareket edenler ekonomideki ani dalgalanmalardan çok çabuk etkileniyor. 15 gün alacaklarınızı tahsil edemezseniz borçlarınızı ödeyemez duruma düşüyorsunuz. Hazır parayı acil işlerde kullanınca çekleriniz dönüyor ve suçlu hale geliyorsunuz diyorlar.
Çekin vadeli ödeme aracı olarak kullanılmasının bir sonucu.

Çekiniz karşılıksız çıktığı an hem borçlu, hem suçlu hale geliyorsunuz.
Alacaklı sizi cumhuriyet savcısına şikâyet ediyor.
Adli süreç başlıyor.
Bu zaman diliminde borcunuzu ödeyemezseniz hapse.
Genel olarak her 100 liralık borç için bir gün hapis yatıyorsunuz.
Diyelim ki 10 bin liralık çekiniz karşılıksız çıktı, 100 gün hapis yatıyorsunuz.

Sonra?
Sonrası yine borcunuz borç. Tabii çek kullanmanız yasaklanıyor. Devletin kestiği adli para cezasını da ödemeniz gerekiyor.
Reel sektörün içinde olduğunuz için reel sektörün gerçekleri işliyor.
Piyasada tutunmanız zorlaşıyor, işyeriniz batıyor.

Böyle bir durumda devlet, elinizden tutup işinizi düzene sokarak hem borcunuzu ödeyip hem vergi vermenizi sağlamak yerine, deyim yerindeyse bir tekme de benden diyor.

Ağır suçlara göre yıllardan çok aylarla hapiste kalan çek mağdurları karşılaşınca sıklıkla, Falanca gün sürem doluyor. Çıkacağım, görüşemezsek hakkınızı helal edin diyor.
Bakıyorum, yine karşılaşıyoruz, surat asık: Abi hapisteyken işler iyice bozuldu, bir karşılıksız çek daha çıkmış.

Hapishane hesabına göre devlet bir mahpus için günde ortalama 30 lira harcıyor. Bunu tutuklu sayısıyla ve tutukluluk süresiyle çarptığınızda ortaya hiç de küçümsenmeyecek bir rakam çıkıyor.
Hapistekilerin yarısının tutuklu olduğu dikkate alınırsa 50 bin kişiyi 30’la çarptığınızda; suçlu olup olmadığı henüz kesinleşmemiş kişiler için devletin günde 1.5 milyon lira harcadığı gerçeği ortaya çıkıyor.



Binlerce çek mağduru'nun önerisi şu:

Bize öncelikle suçlu değil, borçlu muamelesi yapılsın. İşimizi sürdürmemiz sağlansın, istihdama katkıda bulunalım, borcumuzu ödeyelim, vergimizi verelim. Bu konuda AB ülkelerindeki standart ne ise o uygulansın.

Mobilyacı Sait, toptancı Ufuk, müteahhit Soner, kasap Tarık, tüccar Özgür bunu öneriyor.

Hükümetin elinde kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi de var. Bu sorunu hemen çözebilir.
Konu dışarıda farklı şekillerde tartışılıyor olabilir ama, içeride ciddi bir yara var.
Mustafa Balbay
Cumhuriyet
Çekten Çekenler

Kategori: çekten çekenler, silivri cezaevi, karşılıksız çek, Mustafa Balbay, çek mağduru, çek yasası mağdurları, çek kanunu, yeni çek kanunu, adli para cezası

1 yorum:

Dost dedi ki...

Sayın Arkadaşlar,
Ben de yurtdışında yaşayanlardanım. Babamın işyerini 2001 den sonra 7 yıl ayakta tutabildim. Ne yaptığım ekonomi master ları ne de bildiğim diller, ne de dünya çapında ihracat yapan şirket yetmedi faize yetişmeye. Sistem böyle korkutucu olmasaydı . . .
Bu konu sadece şundan kaynaklanıyor. Türkiye'de bankalar çek koçanını sızın kredinizden düşsünler. Yani diyelim ki 20 yaprak cekiniz var toplam 200 bın TL çek kesebilin ve her çek kesildikten sonra bankaya bildirilecek ve çek kredinizden düşecek . Eğer siz ödeyemezseniz banka krediden ödeyecek. Böylece halka para basma yetkisi sınırlandırılır ve ayrıca karşılıksız çek biter. Bakın ben çözdüm bu işi bunu düşünemedimi kimse neden bu inat. Böylece tefeciler ortadan kalkar, bankalar kredi vermek için yarışır ticaret patlar çünkü çeke güven gelir. Şu adamın çekini bankaya sordurayım odüyormu ödemiyor mu demeye gerek kalmaz. İşte bizim gibi bu sorunları 10 dakika da çözebilecek vizyona sahip adamlar bu işlere sokulmaz ise bu sorunlar sürer gider. Önemli olan sorunu analiz etmek . Sorun yazılan çekler değil , çeklerin yazılması kavramını ortadan kaldırmaktır. Bu dediğim yapılırsa Senet , çek gibi tüm bonolar aynı hükme ve kıymete sahip olur . Bakın benim şirketim zora girmeseydi su anda Türkiye'ye en az 5 mılyon dolar ki muhtemelen 10+ milyon dolar ihracat yapacaktı . Zaten 2-3 yapmaktaydi . 5 yıldır faaliyet gosterememekte bu durumda 15 milyon dolar ihracat kaybı . Bizim gibi bin firma olsa ki fazla 15 milyar dolar kayıp. Önemli olan ihracatı kobilere yaptırmak o zaman dış ticaret açığını kapatırsınız. İlk 50 firma ihracatın %80 ini yaparsa bu sağlıklı yapı olmaz onemli olan kobilerin yapmasıdır . İnşallah yeni dönemde yeni bakanlıklar veya kadrolar artık bu işleri biraz daha ince eleyip sık dokurlar. Türkiye'nin şu anda 10 adet düzenleme ile ıhracatını 2 ye 3 yılda katlıyacağına ben kesin olarak garanti veriyorum . Yeterki darboğazlara basit çözümler getirilebilsin . Ben potansiyeli gördukçe içim içimi yiyor. Saygılarımla- Bir vatansever .