Karşılıksız çek verilen vatandaşımızın durumu ne olacak? Onun uğradığı mağduriyeti kim giderecek?

Bizler borçlu ve alacaklı olarak aramızda ticaret yaptık.. Bu ticaretin tarafları olarak muhakkak belirli risklere tabi idik ve sonuçta en büyük zararı görerek (taraflardan biri olarak) biz battık.. (Bunları söylerken üzüntülerimizi bastırıyor nesnel ve hayatın tabii akışı içinde yaşadıklarımızı öne çıkarmaya çalışıyoruz..) Buna göre;

• Alacaklı kimse, alacak konusunu teşkil eden alışverişi yaptığı sırada karşı tarafın mevcut ve gelecekteki ekonomik durumunu basiretli bir tüccar gibi araştırarak karar vermek durumundadır..

Çek kullanılarak ta olsa vadeli bir ödeme taahhüdüne mukabil alacaklının bunu kabulü koşul olduğu ve de kabul edildiği için yapılan bu işlem, iki taraflı ticari bir sözleşme olarak kabul edilmelidir..

• Hiç kimse bir sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirmediği / getiremediği için yaşam hakkından sonra en kutsal hak olan kişisel özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.

• Gerçekten ödeme güçsüzlüğü içine düşmüş bir kimsenin sırf bu sebeple hapsedilmesi hangi vicdana ve amaca uygun düşer..

• Devlet, icra yasa ve daireleri dışında hâkimiyle savcısıyla hapishanesiyle alacaklının tahsilatçısı değildir. Kaldı ki devlet, borçlunun ödeme gücü yoksa, aciz vesikası alınmak koşulu ile alacaklı tacirin bunu giderlerine işlemesine ve vergi matrahından indirmesine imkan tanımıştır..

• Üstelik, hapis cezasını doğuran adli para cezası diyelim ki öden(ebil)se dahi devlet bu parayı da alacaklıya hiç vermemektedir..

Bu itibarla “kendisine karşılıksız çek verilen vatandaşımızın durumu ne olacak? Onun uğradığı mağduriyeti kim giderecek?..” tarzındaki bir soru ve yaklaşım şeklen haklı bir soru izlenimi veriyor gibi olsa da ancak bağışlayın hukuk ve adaletin özünü yansıtmıyor..

Zira; ekonomik bir ilişkiden, ticari bir sözleşmeden ortaya çıkan, o halde karşılıksız çıkan bir senet alacaklısının mağduriyetini, bir açık hesap alacaklısının mağduriyetini kim giderecek diye sormak ta gerekir.. Vadesi geldiğinde ödenemeyen bir borç, protesto olan senet ile aynı mahiyeti taşıyan çeki 'kutsal' kılan mahiyet nedir ki? O takdirde kim ki borçludur, güçsüzdür, yıkılmıştır buna rağmen hapse mi demeliyiz, diyeceğiz?..

Yine bu soru, ‘yanıltıcı’ ve haksız bir bağlamda sorulmaktadır.. Kaldı ki bu sorunun paralelinde düşünürsek çaresizlikten ödeme yapamayan ve bu nedenle hapse attığımız bir vatandaşımızın ıstırabı, maddi ve manevi imhası alacaklının mağduriyetini(!) gideriyor mu?.. Diyelim ki adli para cezasını ödese devlet bu parayı alacaklıya veriyor mu?..

Aristoteles’e göre; herkese eşit davranmak adalet için yeterli değildir. Bir hukuk düzeni güçsüzleri koruduğu ölçüde adaletli olabilir, şu halde siz eğer mağduriyet içinde olan birini düşünmek durumunda iseniz ki (adaleti düşünmeniz kafidir) hiçbir suç kastı olmayan, namuslu, çok iyi niyetli fakat çok kötü durumlara düşmüş olan ödeme güçlüğü içindeki borçlu işvereni düşünseniz daha vicdani olurdu..

Alacaklı adına(!) hareket ederek, aşağıda yazdığım gibi etik olmayan bir yönü de bulunan bir hapis cezası uygulamasının, uzaktan yakından adaletle de alakası yoktur, insaf ve insani değerlerle de alakası yoktur..

Nasıl olur ki? Anlamıyorum; aciz, güçsüz duruma düşmüşsün buna rağmen hapisle tazyik ediliyorsun.. Tarihte kürek mahkûmu esirlerin durumlarını bizlerden daha kolay anladıklarını ve kabullendiklerini düşünüyorum.. Keza bu esirlere hükmeden elleri kamçılı görevliler de yaptıkları bu işkenceyi ve uygulamayı çok normal ve tabii görmüşlerdir.. Yani bugün ki görevliler gibi..

Oysa 21.asırdayız.. Özgürlükler ve temel insan haklarının temel veri olduğu medeni bir dünyaya inat çağın gerisinden kalma cezacı zihniyetle inanarak söylüyorum bir hukuk ve adalet ayıbına, bir hukuk ve adalet cinayetine göz yumuyoruz.. Bu bir cinayettir..

Medeni dünyada temel hak ve özgürlükler; hiç bir uzlaşmaya, bir pazarlığa tabi tutmaya, bir ‘orta yol’ bulmaya, birilerini, bir zümreyi veya tüm ülke nüfusunun bir kısmını veya tamamını ‘bir miktar razı etmeye’, ekonomiye, hazineye velhasıl hiçbir şart ve şekle, fayda ve zarar hesaplarına bakılmaksızın doğuştan ve insan olmaktan, birey ve vatandaş olmaktan dolayı var olan ve sağlanan haklardır..

“Özgür” olma hakkı; yaşamak, canlı olmak hakkından sonra gelen en temel ve kutsal bir haktır.. “Özgürlüğü ve aynı zamanda onur ve haysiyeti en ileri düzeyde temin edilmiş bir birey, ileri bir medeniyetin, kamil bir demokratik ve hukuk devleti olmanın özü ve şartıdır..

Bağlantılı yazılar:

Adaleti ıskalayan Milletvekillerine

 

6 yorum:

ByNcdt dedi ki...

TERÖRİST OLSAN AF ÜSTÜNEDE PARA ALIRSIN

AYLARDIR ‘açılım’ deyip içeriği devlet sırrı gibi saklayan AKP, sonunda ’teröristlere kısmi af’ olarak nitelendirilebilecek somut bir adım attı. Adalet Bakanlığı, bölücüleri yeniden yargılamak ve itirafçı teröristi ödüllendirme için çalışma başlattı.

‘Etkin pişmanlık’a makyaj
AİHM’in Türkiye’ye verdiği cezaları gerekçe gösteren bakanlık, CMK’nın 311. maddesiyle TCK’nın 221. maddesini değiştirecek. Bilgi verme koşulunu hafifleten yeni düzenlemeyle dağdan inen terörist sayısının artırılması hedefleniyor.


Dağdan in, parayı kap!
NİTELİKLİ bilgi veren terörist, tanık koruma programından yararlanacak. Bu maddeden yararlanan teröristlere ‘bilginin niteliğine göre’ mali destekten yeni bir yaşam kurmaya kadar pek çok farklı imkan sağlanacak.

Bölücüleri affedip maaş bağlayacaklar
AKP, teröristlere kısmi af diye nitelendirilebilecek bir düzenlemeye gidiyor

İktidar, Kürt açılım çalışmalarına ilişkin ilk somut adımı adıyor. Adalet Bakanlığı, bölücülerin yeniden yargılanmasının önünü açmak ve dağdan inen itirafçı teröristleri ödüllendirmek için düzenleme yapıyor. Hükümet ilk adımı büyük çoğunluğunu DHKP-C ve PKK’lıların oluşturduğu Türkiye’de yeniden yargılanmalarının yolunu açan ve geçen hafta Bakanlar Kurulu’nda imzaya açtırdığı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 311’inci maddesinin 2’nci fıkrasının değiştirilmesini öngören tasarı ile atıyor. Adalet Bakanlığı da bu çerçevede hem AİHM kararları doğrultusunda hem de “demokratik açılım” çerçevesinde başlattığı çalışmayla; AİHM’in Türkiye’ye gönderdiği yaklaşık 207 dosya da ya yeniden yargılanmaya gidilecek, ya da dosyalar incelenecek.

DEVAMI


http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=24055

Adsız dedi ki...

Ben Avrupanın bizim üzerimizde oynadığı oyunlardan MİLLET VEKİLLERİMİZİN aymaz içine düşmelerine üzülüyorum.Uyanın artık EY MİLLETVEKİLLERİMİZ Avrupalı Bizleri Çeklerle,Kredi kartlarıyla kendi derdimize düşürürek Ülke sorunlarımızdan uzaklaştırmak,NÖTRLEŞTİRMEK için böylesine oyuna getirdi.Anlayalım artık.....Evet bizler bu oyuna geldik borçlandırılarak SUSTURULDUK.Bizler hapsedilerek susturuldukça SİZLERDE SUSTURULACAKSINIZ...Çoğumuz bu ülkenin eğitimli,ileri gelen Vatandaşlarıydık.KAPANA GETİRİLDİK KANDIRILDIK.Sizler bizlerin Temsilcilerimizsiniz Kandırılmayın LÜTFEN UYANIN ARTIK.Bizler bu cezalarıda yatarak çekeriz ama SONRAMIZDAN KORKUYORUZ UYANIN ARTIK.

Adsız dedi ki...

Ben bir Mühendisim borçlarımı ödiyebilmek için Şantiye şantiye dolaşıyorum ama gelin görünki rahat çalışabilmek için FARE gibi KÖŞE BUCAK SAKLANIYORUM.Bizler gururlu,namuslu insanlarız.Benliğimizi kaybediyoruz yeter artık.ĞÖĞSÜMÜZÜ GERE GERE BORCUMUZU ÖDEMEK İÇİN ÇALIŞMAK VE BU KABUSTAN KURTULMAK İSTİYORUZ.Çocuklarımızın bu AYIBI ÖMÜRLERİ BOYUNCA SIRTLARINDA TAŞIMASINI İSTEMİYORUZ.Onlar belkide yarının sizin ÇOCUKLARINIZIN VEKİLLERİ OLUCAKLAR.....Sanırım çocuklarımız sizler kadar duyarsız olmıyacaktır SAYIN MİLLETVEKİLLERİMİZ.Bizleri bu KABUSTAN kurtarmanızı diliyoruz.

Adsız dedi ki...

selam lar oy için doğuda fırın buzdolap dağıldı ve ziyaretler gerçekletirildi,bu bir siyasi menfeaat dır,NEDEN bir vekil yada başbakan ceza evlerine gitmiyor bu bir iabdet olacaktır laf a geldiğinde ALLAH sesleri ile miting ler yapılıyor biri de ALLAH için ceza evine gitsin dinlesin...ben 42 yaşındayım ve kaçak bir yaşam sürüyorum evime karşı utanç için deyim kardeşim afyon kapalı da 890 gün yemişl ve ardın dan 900 daha yiyeceğini biliyorum bense yakalndığımda 1200 gün ceza alıcam 4 tane kızım var kardeşim ise 2 oğlu var yaş ortlamaları ise 8 ben gelecek te ne yapabilirim intihar mı yemin ederim alacaklarımı alamadım bu haldeyiz dolandırıcı olsaydım yada olsaydım çeklerimizi 13,15,20 değilde 50,70 keser dik ama bizi bu hale düşürenler utansın...^^enka süt,konya ergül soya,izmir ^^ den dolayı içeride yatan kardeşime canım feda olsun yanım da annem 61 babam ise 76 yaşında ALLAH aşkına yardımcı olun yarıga ya güveniyorum ben konyada arıyorum ne yapmamı istersiniz bilir kişilere sesleniyorum ceza evdekilerine acil tahliye diliyorum.her şeye rağmen bu vatan bizim ben buradayım önce ALLAHIM'a sonra da yargı ya merhamet etmesini diliyorum tşkler .A.S

Adsız dedi ki...

Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in, MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın soru önergesine verdiği yanıt, karşılıksız çek nedeniyle açılan davaların 2008 ve 2009 yılında arttığını ortaya koydu. Verilere göre, 2009 yılında karşılıksız çek nedeniyle cezaevlerine giren kişi sayısı bin 461 oldu.

Bakan Ergin'in Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü ile Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı'na ait istatistiklere dayanarak verdiği bilgilere göre, 2009'un ilk 6 ayında karşılıksız çek nedeniyle ceza mahkemelerinde 159 bin 774 dava açıldı. Bu davalarda 221 bin 755 kişi hakim karşısına çıktı. 2009'un 6 ayında çek davaları nedeniyle bin 461 kişi hapse girdi. Bunlardan 5'ini çekle ilgili ihtara ve yasaklamaya uymama, 67'sini Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanun'a muhalefet, diğerlerini de karşılıksız çek keşide etme suçu oluşturdu.

HER AY 100 BİN ÇEK KARŞILIKSIZ CIKIYOR
EsnafIn, tüccarın elinin darda olup olmadığını gösteren önemli bir gösterge olan karşılıksız çek sayısında önemli artışlar dikkati çekiyor. 2007 ilk 7 ayından 2008 ilk 7 ayına karşılıksız çek sayısında yüzde 11.5 artış yaşanmışken, 2008'den 2009'a bakıldığında oranın yüzde 28.2'ye çıktığı göze çarpıyor. Türkiye'de her ay yaklaşık 100 bin adede yakın çek karşılıksız çıkıyor ve hukuki işleme tabi oluyor. Protestolu senet tutarında ise ilk 6 ayda yüzde 29.27'lik artış söz konusu

Adsız dedi ki...

Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı, 2009 yılının dokuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 39,1 artarak 1 milyon 508 bin 504'e çıktı.

Merkez Bankası verilerine göre, karşılıksız çek sayısı 2008 yılının dokuz ayında 1 milyon 84 bin 429 adet idi.

Aynı dönemde, mahkemeler tarafından yapılan bildirimlere göre ise, Merkez Bankasınca duyurulan yasaklanan çek sayısı da yaklaşık yüzde 4,3 azalarak 57 bin 606'dan 55 bin 149'a indi.

Bankalarca Merkez Bankasına yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurusu yapılan, karşılıksız kaldıktan sonra ödenmiş çek sayısı 2009 yılının dokuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24 artarak 686 bin 586'dan 851 bin 590 oldu.